(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Hakikat_Kitabevi_Turkce_Kitaplar"

Hakikat Kitabevi Yaymlan No: 3 



HERKESE LAZIM OLAN 

IMAN 



Mevlana Halid-i Bagdadi 

Terceme eden: 
Kemahh Feyzullah Efendi 



Altmisdokuzuncu Baski 




Hakikat Kitabevi 

Dariissefeka Cad. No: 53 P.K.: 35 34083 

Tel: 0212 523 45 56-532 58 43 Fax: 0212 523 36 93 

http://www.hakikatkitabevi.com.tr 

e-mail: bilgi@hakikatkitabevi.com.tr 

Fatih-ISTANBUL 

MAYIS-2009 



IQINDEKILER 

Sahile No: 
I.) Herkese Lazim Olan Imaii 3 

1- Baslangic 7 

2- Iman ve islam 11 

3- islamin Sartlan 14 

4- Imamn Sartlan 19 

Vehhabiler ve diger mezhebsizler, kabr azabi 42 

5- Serefiiddin Miinirinin mektubu. Gadab, sehvet 67 

6- Allahii teala vardir ve birdir 74 

II.) Miislimanlik ve Hirisliyanlik 81 

1- Allahii tealamn varhgina inanmak 83 

2- Peygamberler, dinler, kitablar 88 

a- Yehudidini 91 

b- Hiristiyanhk dini 92 

c- Islam dini 104 

3- Hakiki bir musliman olmamn sartlan 128 

4- Nicin musliman oldular? 151 

Kible cihetini anlamak 162 

5- Musliman olmadiklan halde miislimanhga hayran olanlar 162 

6- Miislimanhgi secenler 169 

7- Muslimanligi kabul edenlerin beyanlanndan alinan netice 254 

8- Hilye-i Se'adet (si'r) 260 

III.) Kur'an-i Kerim ve Bugiinkii Tevrat ve inciller 267 

1- Bugiinkii Tevrat ve inciller 271 

2- Kitab-i mukaddesdeki hatalardan ba'zilan 282 

3- Kur'an-i kerim 310 

4- Muhammed aleyhisselamin mu'cizeleri 331 

5- Muhammed aleyhisselamin faziletleri 349 

6- Resulullahin "sallallahii aleyhi ve sellem" giizel ahlak ve 

adetleri 360 

IV.) islam dini ve diger dinler 369 

Mukaddeme 369 

Tevhid diiasi 374 

1- islamiyyet bir vahset dini degildir 375 

Hach seferleri, miislimanlara yapilan zulmler 384 

ingilizlerin islam diismanhgi 389 

2- Muslimanlar cahil degildir 407 

3- Dinler, akideler ve din ile felsefenin farki 414 

a- Brahma dini 415 

b- Budistlik 417 

c- Musevi dini ve yehudiler 419 

d- Isevi (Nasraniyyet) dini ve hiristiyanhk 433 

e- islamiyyet 444 

f- islamiyyetde felsefe var midir 450 

4- Sonsoz 468 

Se'adet, ni'met 480 

Baski: Ihlas Gazetecilik A.S. 29 Ekim Cad. No: 23 
Yenibosna-ISTANBUL Tel: 0.212.454 30 00 

ISBN: 975-92119-0-4 



(Siibhanallahi ve bi-hamdihi siibhanallahil-azim). Bu kelime-i ten- 
zihi sabah ve aksam yiiz kerre okuyanm giinahlan afv olur. Bir daha 
giinah islemekden muhafaza olunur. Bu diia, (Mektubat Tercemesi) 

kitabinm 307 ve 308. ci mektublannda yazilidir. Biltiln derdlerin gide- 
rilmesine de sebeb olur. 

— I — 

HERKESE LAZIM OLAN iMAN 
I Iinan ve Islam] 

ONSOZ 

Besmeleyle bashyahm kitaba, 
Allah adi en iyi bir signakdir. 
Ni'metleri sigmaz olcii hisaba, 
Cok aciyan, afvi seven bir rabdir! 

Allahii teali, diinyada biitiin insanlara aciyor. Muhtac olduklan 
seyleri yaratip, herkese gonderiyor. Ebedi se'adete kavusduran yolu 
gosteriyor. Nefslerine, kotii arkadaslara, zararh kitablara ve yabanci 
radyolara aldanarak, bu se'adet yolundan aynlanlardan, kiifr ve dala- 
let yoluna sapanlardan, pisman olup, afv dileyenleri hidayete kavusdu- 
ruyor. Bunlan ebedi felaketden kurtanyor. Azgm, zalim olanlara bu 
nVmetini ihsan etmiyor. Onlan, begendikleri, istedikleri kiifr yolunda 
birakiyor. Ahiretde, Cehenneme gitmesi gereken mii'minlerden, dile- 
digini, ihsan ederek afv edecek, Cennete kavusduracakdir. Her canhyi 
yaratan, her van, her an varhkda durduran, hepsini, korku ve dehset- 
den koruyan, yalmz Odur. Boyle bir Allahm serefli ismine sigmarak, 
ya 'ni Ondan yardim bekliyerek bu kitabi yazmaga bashyoruz. 

Allahii tealaya hamd olsun. Onun sevgili Peygamberi Muhammed 
aleyhisselama salat ve selam olsun. O yiice Peygamberin temiz Ehl-i 
beytine ve adil, sadik Eshabimn herbirine, hayrh diialar olsun. 

Hamd, biitiin ni'metleri Allahii tealanm yaratip gonderdigine 
inanmak ve soylemek demekdir. $iikr, biitiin ni'metleri islamiyyete 
uygun kullanmak demekdir. 

Islam dininin inanclanm, emrlerini ve yasaklarim bildiren binlerce 
kiymetli kitab yazilmis, bunlarm cogu, yabanci dillere cevrilerek, her 
memlekete yayilmisdir. Buna karsihk, bozuk diisiinceli, kisa goriislii 
kimseler ve ingiliz casuslanna aldanmis olan cahil din adamlan, zm- 
diklar, her zeman, islamm faideli, feyzli ve isikh ahkamma, ya 'ni emr- 
lerine, yasaklarma saldirmis, onu lekelemege, degisdirmege, miisli- 
manlan aldatmaga ugrasmislardir. 

-3- 



islam alimlerinin simdi de, diinyanm hemen her yerinde, islam i'ti- 
kadim yaymaga, savunmaga cahsdiklan siikranla gorulmekdedir. Isla- 
miyyeti Eshab-i kiramdan isiterek, kitablara yazan dogru yolun alim- 
lerine (Ehl-i siinnet alimleri) denir. Ehl-i siinnet alimlerinin kitablan- 
m okumamis veya anhyamamis, tektiik kimsenin, Kur'an-i kerimden 
ve hadis-i seriflerden yanhs ma 'nalar cikararak, uygunsuz konusmala- 
n ve yazilan da goriiliiyor ise de, boyle sozler ve yazilar, miislimanla- 
nn saglam imam karsismda, eriyip gitmekde, sahibinin bilgisizligini 
gostermekden baska te 'siri olmamakdadir. 

Miisliman oldugunu soyliyen veya cema'at He nemaz kilarken go- 
riilen bir kimsenin miisliman oldugu anlasihr. Sonra, bunun birsoziin- 
de, yazismda veya bir hareketinde, Ehl-i siinnet alimlerinin bildirdik- 
leriiman bilgilerine uymiyan birsey goriiliirse, bunun kiifr veya dala- 
let oldugu kendisine anlatihr. Bundan vazgecmesi, tevbe etmesi soyle- 
nir. Kisa akh, bozuk diisiincesi He cevab verip vazgecmezse, bunun sa- 
pik veya miirted oldugu yahud ingiliz kafirlerine satilmis oldugu anla- 
sihr. Nemaz kilsa, hacca gitse, her ibadeti ve iyiligi yapsa da, bu fela- 
ketden kurtulamaz. Kiifre sebeb olan seyden vazgecmedikce, bundan 
tevbe etmedikce miisliman olamaz. Her miisliman, kiifre sebeb olan 
seyleri iyi ogrenerek, miirted olmakdan korunmah, kafir olanlan ve 
miisliman goriinen zmdiklan ve ingiliz casuslanni iyi tamyip, zararla- 
rmdan sakmmahdir. 

Kufan-i kerimden ve hadis-i seriflerden, yanhs, bozuk ma 'nalar ci- 
kanlacagim, boylece yetmisiki diirlii sapik miisliman firkanm tiireyece- 
gini, Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" efendimiz haber vermis- 
dir. (Berika) ve (Hadika) kitablan, bu hadis-i serifi, (Buhari) ve (Mus- 
lim) kitablarmdan alarak, aciklamakdadirlar. Biiyiik islam alimi ve din 
profesorii adi altmda ortaya cikmakda olan bu sapik firkalardaki kim- 
selerin kitablanna, konferanslarma aldanmamah, bu din, iman hirsizla- 
nmn tuzaklarma diismemek icin, cok uyanik olmahdir. Bu cahil miisli- 
manlardan baska, komiinistlerle masonlar bir yandan, hiristiyan mis- 
yonerleri ve ingilizlere satilmis olan vehhabiler He yehudi siyonistleri 
de bir yandan, yeniyeni iisullerle, miisliman yavrulanm aldatmaga ca- 
hsiyorlar. Uydurma yazilar, filmier, tiyatrolar ve radyo, televizyon nes- 
riyyati He, islami ve imam yok etmege ugrasiyorlar. Bu yolda milyarlar- 
ca lira hare ediyorlar. Islam alimleri "rahime-hiimullahii teala", bunla- 
rm hepsine gerekli cevablan onceden yazmislar, Allahii tealamn dini- 
ni, huzur ve kurtulus yolunu bildirmislerdir. 

Hakiki alimlerden, biiyiik islam alimi, mevlana Halid-i Bagdad! 
Osmaninin "kuddise sirruh " (Ptikadname) kitabim secdik. Bu kitab, 
Kemahh merhum haci Feyzullah efendi tarafmdan tiirkceye terceme 
edilerek (Feraid-iil-fevaid) ismi verilmis ve hicri 1312 senesinde Misr- 
da tab' edilmisdir. Bu tercemeyi sadelesdirerek, (Herkese Lazim 
Olan Iman) admi verdik. Birinci baskisi 1966 da yapildi. Yapdigimiz 

-4- 



aciklamalan, kitabdan ayirmak icin, koseli parantez [ ] icine koyduk. 
Nesr olunmasim nasib etdigiicin, Allahii tealaya sonsuz hamd ve siikr- 
ler olsun! Bu tercemenin farisi olan ash, Istanbul Universitesi kiitiib- 
hanesinin (ibniil Emm Mahmud Kemal beg) kismmda (Vtikadname) 
ismi He F. 2639 numarada mevcuddur. Tiirkce tercemesini (Hakikat 
Kitabevi), (Iman ve Islam) ismi He basdirmisdir. 

(Diirr-iil-muhtat) kitabmm sahibi faziletli Alaiiddin-i Haskefi "rahi- 
me-hiiUahii teala", kafirin nikahi bahsi sommda diyorki, (Nikahh miis- 
liman birkiz baliga oldugu zeman, miislimanhgi bilmezse, nikahi bozu- 
lur. [Ya'ni miirted olur.] Allahii tealamn sifatianm ona bildirmelidir. O 
da, tekrar etmeli ve bunlara inandim demelidir). Ibni Abidin, bunu 
aciklarken diyor ki, (Kiz kiiciik iken; anasma, babasma tabV olarak 
miislimandir. Baliga olunca, anasmm, babasimn dinine tabi' olmasi de- 
vam etmez. tslamiyyeti bilmeyerek baliga olunca, miirted olur. Iman 
edilecek alti seyi ogrenip inanmadikca ve islamiyyete uymak lazim ol- 
duguna inanmadikca, (Kelime-i tevhid) soylese, ya 'ni (La ilahe illallah, 
Muhammediin resulullah) dese de, miislimanhgi devam etmez. (Amen- 
tii billahi...) de bulunan alti seyi ogrenip, bunlara inanmasi ve Allahii te- 
alamn emrlerini ve yasaklanm kabul etdim demesi lazimdir). Ibni Abi- 
dinin bu soziinden anlasihyor ki, birkafir, Kelime-i tevhid soyleyince ve 
bunun ma'nasma kisaca inanmca, o anda miisliman olur. Fekat, her 
miisliman gibi, bunun da, imkan bulunca, (Amentti billahi ve Melaike- 
tihi ve Kutubihi ve Riisiilihi vel Yevmil-ahiri ve bil Kaderi hayrihi ve 
serrihi minallahi teala vel-ba'sii ba'dehnevti hakkun, eshedii en lailahe 
illallah ve eshedii enne Muhammeden abdiihii ve resuliihii) diye Amen- 
tiiniin esaslanm ezberlemesi ve ma'nasim ve islam bilgilerinden kendi- 
sine lazim olanlan iyice ogrenmesi lazimdir. Bir miisliman cocugu da, 
bu alti seyi ve islam bilgilerini ogrenmez ve inandigim soylemezse, akil 
ve balig oldugu zeman, miirted olur. Iman etdikden sonra, (Islam bilgi- 
leri)ni, ya 'nifarzlan, haramlan, abdesti, guslii ve nemaz kilmasmi ve av- 
ret mahallini ortmesini hemen sorup ogrenmesi de farz olur. Sordugu 
kimsenin ogretmesi veya hakiki din kitabi bildirmesi, buna da farz olur. 
Soracak kimseyi veya kitabi bulamazsa aramasi farz olur. Aramazsa ka- 
fir olur. Buluncaya kadar bilmemesi bzr olur. Farzlan vaktinde yapmi- 
yan ve haram isliyen Cehennemde azab gorecekdir. Imanm alti esasi 
iizerinde, bu kitabimizda genis bilgi vardir. Her miisliman bu kitabi iyi 
okumah ve cocuklarmm ve biitiin tamdiklarmm okumalan icin gayret 
etmelidir. Avret mahalli 475.ci sahifede yazihdir. 

Kitabimizda, ayet-i kerimelerin ma 'nalanm yazarken, (Mealen bu- 
yuruldu) denilmekdedir. (Mealen) demek, (tefsir alimlerinin bildir- 
diklerine gore) demekdir. Ciinki, ayet-i kerimelerin ma 'nalanm, yal- 
mz Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" anlamis ve Eshabma bil- 
dirmisdir. Tefsir alimleri, bu hadis-i serifleri miinafiklarm ve ingiliz 
kafirlerine satilmis olan zmdiklarm, ya'ni mezhebsiz din adamlarmm 

-5- 



uydurduklari hadislerden ayirmislar, bulamadiklari hadis-i serifler 
icin, tefsir ilmine uyarak, ayet-i kerimelere kendileri ma'na vermisler- 
dir. Arabca bilen, fekat tefsir ilminden haberi olmayan din cahillerinin 
anladiklanna (Kur'an tefsiri) denilmez. Bunun icin, hadis-i serifde, 
(Kur'an-i kerime kendi anladigma gore ma'na veren, kafir olur) buyu- 
ruldu. 

Allahii teala, hepimizi, Ehl-i siinnet alimlerinin bildirdigi dogru 
yolda bulundursun! Islam cahillerinin ve biiyiik islam alimi gibi ismler 
tasiyan mezhebsizlerin, miinafiklann yaldizh, sinsi yalanlanna aldan- 
makdan korusun! Amin. 

Hakikat Kitabevinin nesr etdigi biitiin kitablar, her dilde olarak 
Internet vasitasi He biitiin diinyaya yayilmakdadir. 

Milacli sene Hicri seinsi Hicri kamerf 

2001 1380 1422 



TENBIH: Misyonerler, hiristiyanligi yaymaga, yehudiler, Talmutu 
yaymaga, Istanbuldaki Hakikat Kitabevi, islamiyyeti yaymaga, ma- 
sonlar ise, dinleri yok etmege cahsiyorlar. Akli, ilmi ve insafi olan, 
bunlardan dogrusunu iz'an, idrak eder, anlar. Bunun yayilmasma yar- 
dim ederek, biitiin insanlarm dtinyada ve ahiretde se'adete kavusma- 
lanna sebeb olur. 

Bugiin, dtinyada bulunan mtislimanlar, iic firkaya ayrilmisdir. Bi- 
rinci firka, Eshab-i kiramm yolunda olan, hakiki miislimanlardir. Bun- 
lara (Ehl-i siinnet) ve (Siinni) ve (Firka-i naciyye), Cehennemden kur- 
tulan firka denir. Ikinci firka, Eshab-i kirama diisman olanlardir. Bun- 
lara (§Yi) ve (Firka-i dalle), sapik firka denir. Uctinciisii, siinnilere ve 
si'ilere diisman olanlardir. Bunlara (Vehhabi) ve (Necdi) denir. Ciinki 
bunlar, ilk olarak, Arabistamn Need sehrinde meydana cikmisdir. Bun- 
lara (Firka-i mel'une) de denir. Ciinki, bunlann mtislimanlara kafir de- 
dikleri, (Se'adet-i Ebediyye) ve (Kiyamet ve Ahiret) kitablanmizda 
yazihdir. Peygamberimiz boyle soyliyenlere la'net etmisdir. Miisliman- 
lan bu iic firkaya parcalayan, yehtidilerle ingilizlerdir. 

Her mti'min, nefsini tezkiye icin, ya'ni yaratilismda bulunan cahil- 
likden ve giinahlardan temizlenmek icin, her zeman (La ilahe illallah) 
okumah ve kalbini tasfiye icin, ya'ni nefsinden ve seytandan ve kotii 
arkadaslardan ve zararli, bozuk kitablardan gelmis olan, ktifr ve gii- 
nahlardan kurtulmak icin, (Estagfirullah) okumahdir. Islamiyyete 
uyamn ve gtinahlarma tevbe edenin dtialan kabvil olur. Nemaz kilmi- 
yamn, acik kadinlara ve avret yeri acik olanlara bakamn, haram yiyip 
icenin, islamiyyete uymadigi anlasihr. Bunun dtialan kabul olmaz. Son 
sahifedeki ilaveyi okuyunuz! 



-6 



-1- 

BASLANGIC 

Mevlana Halid-i Bagdadi "kaddesallahii teala sirrehul'aziz", kitabi- 
na baslamadan once, Imam-i Rabbani Ahmed Faruki Serhendi "rah- 
metullahi aleyh"'in (Mektubat) kitabimn iiciincii cildinin onyedinci 
mektubunu yazarak, kitabma zinet ve bereket vermek istemisdir. 
imam-i Rabbani "kuddise sirruh"' 11 , bu mektubunda buyuruyor ki: 

Mektubuma Besmele ile baslryorum. Bizlere her ni'meti gonderen 
ve en biiyilk ni'met olarak, miisliman yapmakla sereflendiren ve Mu- 
hammed aleyhisselama tlmmet kilmakla kiymetlendiren, Allahii te- 
alaya hamd ve siikrler olsun! 

Iyice diisunmeli ve anlamalidir ki, herkese her ni'meti gonderen, 
yalmz Allahii tealadir. Herseyi var eden, ancak Odur. Her varhgi, her 
an varhkda durduran hep Odur. Kullardaki iistiin ve iyi sifatlar, Onun 
lutfii ve ihsamdir. Hayatimiz, akhmiz, ilmimiz, giiciimiiz, gormemiz, isit- 
memiz, soyliyebilmemiz, hep Ondandir. Saymakla bitirilemiyen cesidli 
ni'metleri, iyilikleri gonderen hep Odur. Insanlan giicliiklerden, sikinti- 
lardan kurtaran, diialan kabul eden, derdleri, belalan gideren hep 
Odur. Rizklan yaratan ve ulasdiran yalmz Odur. Ihsam o kadar boldur 
ki, giinah isliyenlerin nzkim kesmiyor. Giinahlari ortmesi o kadar cok- 
dur ki, emrini dinlemiyen, yasaklarmdan sakmmiyan azgmlan, herkese 
rezil ve riisva etmiyor ve namus perdelerini yirtrmyor. Afvi ve merha- 
meti o kadar cokdur ki, cezayi ve azabi hak edenlere azab vermekde 
acele etmiyor. Ni'metlerini, ihsanlanm, dostlarma ve diismanlarma sa- 
cryor. Kimseden birsey esirgemiyor. Biittin ni'metlerinin en ustunii, en 
kiymetlisi olarak da, dogru yolu, se'adet ve kurtulus yolunu gosteriyor. 
Yoldan sapmamak ve Cennete girmek icin tesvik buyuruyor.Cennetde- 
ki sonsuz ni'metlere, bitmez, tiikenmez zevklere ve kendi rizasma, sev- 
gisine kavusabilmemiz icin, sevgili Peygamberine "sallallahii teala aley- 
hi ve sellem" uymamizi emr ediyor. Iste, Allahii tealamn ni'metleri gii- 
nes gibi meydandadir. Baskalarmdan gelen iyilikler, yine Ondan gel- 
mekdedir. Baskalanm vasita kilan, onlara iyilik yapmak istegini veren, 
onlara iyilik yapabilecek giicii, kuvveti veren, yine Odur. Bunun icin, 
her yerden, herkesden gelen ni'metleri gonderen hep Odur. Ondan bas- 
kasmdan iyilik, ihsan beklemek, emanetciden, emanet olarak birsey is- 
temege ve fakirden sadaka istemege benzer. Bu sozlerimizin, yerinde 
ve dogru oldugunu, cahil olanlar da, alimler gibi, kalm kafahlar da, ze- 
ki, keskin goriislii olanlar gibi bilir. Ciinki, anlatilanlar, meydanda olan, 
diisiinmege bile liizum olmiyan bilgilerdir. 

Insanin, bu ni'metleri gonderen Allahii tealaya, giicii yetdigi ka- 



[1] Imam-i Rabbani, 1034 [m. 1624] de vefat etdi. 

-7- 



dar siikr etmesi, insanlik vazifesidir. Aklm emr etdigi bir vazife, bir 
borcdur. Fekat, Allahii tealaya yapilmasi icab eden bu siikrii yerine ge- 
tirebilmek, kolay bir is degildir. Ciinki insanlar, yok iken sonradan ya- 
ratilmis, za'if, muhtac, aybli ve kusurludur. Allahii teala ise, hep var, 
sonsuz vardir. Ayblardan, kusurlardan, uzakdir. Biitiin iistunliiklerin 
sahibidir. Insanlann Allahii tealaya hicbir bakimdan benzerlikleri, ya- 
kinhklan yokdur. Boyle asagi kullar, oyle bir yiice Allahin sanma ya- 
kisacak bir siikr yapabilir mi? Ciinki, cok sey vardir ki, insanlar onlan 
giizel ve kiymetli sanir. Fekat, Allahii teala, bunlari kotiiliik bilir ve be- 
genmez. Saygi ve siikr sandigimiz seyler, begenilmiyen, bayagi seyler 
olabilir. Bunun icindir ki, insanlar, kendi kusurlu akllari, kisa goriisle- 
ri ile Allahii tealaya karsi siikr, saygi olabilecek seyleri bulamaz. Siikr 
etmege, saygi gostermege yanyan vazifeler, Allahii teala tarafindan 
bildirilmedikce, ovmek sanilan seyler, kotiilemek olabilir. 

Iste, insanlann Allahii tealaya karsi, kalb ile ve dil ile ve beden ile 
yapmalan ve inanmalan lazim olan siikr borcu, kulluk vazifeleri, Al- 
lahii teala tarafindan bildirilmis ve Onun sevgili Peygamberi "sallalla- 
hii teala aleyhi ve sellem" tarafindan ortaya konmusdur. Allahii teala- 
mn gosterdigi ve emr etdigi kulluk vazifelerine (Islamiyyet) denir. Al- 
lahii tealaya siikr, Onun Peygamberinin getirdigi yola uymakla olur. 
Bu yola uymiyan, bunun dismda kalan hicbir siikrii, hicbir ibadeti, Al- 
lahii teala kabul etmez, begenmez. Ciinki, insanlann, iyi, giizel sandik- 
lan cok sey vardir ki, islamiyyet, bunlari begenmemekde, cirkin ol- 
duklanm bildirmekdedir. 

Demek ki, akh olan kimselerin, Allahii tealaya siikr etmek icin, 
Muhammed aleyhisselama uymalan lazimdir. Onun yoluna (Islamiy- 
yet) denir. Muhammed aleyhisselama uyan kimseye (Miisliman) de- 
nir. Allahii tealaya siikr etmege, ya'ni Muhammed aleyhisselama uy- 
maga (Ibadet etmek) denir. Islam bilgileri iki kismdir: Din bilgileri ve 
fen bilgileri. Dinde reformcular, din bilgilerine (Skolastik bilgiler), fen 
bilgilerine (Rasyonel bilgiler) diyorlar. Din bilgileri de ikiye aynhr: 

1 - Kalb ile i'tikad edilmesi, ya'ni inamlmasi lazim olan bilgilerdir. 
Bu ilmlere (Usul-i din) veya (Imaii) bilgileri denir. Kisacasi, (Iinan) 
Muhammed aleyhisselamm bildirdigi alti seye inanmak ve islamiyyeti 
kabiil etmek ve kiifr alameti olan seyleri soylemekden ve kullanmak- 
dan sakmmakdir. Her miislimanin, kiifr alameti olan seyleri ogrenme- 
si ve bunlardan sakmmasi lazimdir. Imam olana (Miisliman) denir. 

2 - Beden ile veya kalb ile yapilacak ve sakimlacak ibadet bilgile- 
ridir. Yapilmasi emr edilen bilgilere (Farz), sakimlmasi emr edilen bil- 
gilere (Haram) denir. Bunlara (Fiiru-i din) veya (Ahkam-i islamiyye) 
yahud (islamiyyet) bilgileri denir. 

[Herkese ilk lazim olan sey, (Kelime-i tevhid) soylemek ve bunun 
ma'nasma inanmakdir. Kelime-i tevhid (La ilahe illallah Muhamme- 
diin resulullah)dir. Bunun ma'nasi (Allah vardir ve birdir. Muhammed 
aleyhisselam, Onun Peygamberidir) demekdir. Buna inanmaga (Iman 
etmek) ve (Miisliman olmak) denir. Inanan kimseye (Mii'min) ve 
(Miisliman) denir. Imanm devamh olmasi lazimdir. Bunun icin, kiifre 



sebeb olan seyleri yapmakdan ve kiifr alameti olan seyleri kullanmak- 
dan sakmmak lazimdir. 

Kur'an-i kerim Allah kelamidir. Allahii teala, Cebrail aleyhisse- 
lam ismindeki melek ile, Kur'an-i kerimi Muhammed aleyhisselama 
gondermisdir. Kur'an-i kerimin kelimeleri arabidir. Fekat, bu keli- 
meleri yan yana dizen Allahii tealadir. Kur'an-i kerimdeki arabi ke- 
limeler, Allahii teala tarafmdan dizilmis ayetler halinde, harf ve keli- 
me olarak gelmisdir. Bu harf ve kelimelerin ma'nasi kelam-i ilahiyi 
tasimakdadir. Bu harflere, kelimelere (Kur'an) denir. Kelam-i ilahiyi 
gosteren ma'nalar da Kur'andir. Bu kelam-i ilahi olan Kur'an mah- 
luk degildir. Allahii tealanm baska sifatlan gibi ezeh ve ebedidir. 
Cebrail aleyhisselam her sene bir kerre gelip, o ana kadar inmis olan 
Kur'an-i kerimi, Levh-il mahfuzdaki sirasma gore okur, Peygamberi- 
miz de tekrar ederdi. Ahirete tesrff edecegi sene, iki kerre gelip, te- 
mamini okudular. Peygamberimiz ve Eshabm cogu, Kur'an-i kerimin 
temamini ezberlemislerdi. Ahirete tesrif etdikleri sene halife Ebii 
Bekr-i Siddik, ezber bilenleri toplayip, yazih olanlan getirtip, bir 
hey'ete biitiin Kur'an-i kerimi yazdirdi. Boylece (Mushaf) denilen bir 
kitab meydana geldi. Otuziicbin sahabi, bu mushafin her harfinin tam 
yerinde olduguna sozbirligi ile karar verdi. 

Muhammed aleyhisselamm sozlerine (Hadis-i serif) denir. Bunlar- 
dan, ma'nasi Allahii teala tarafmdan, kelimeleri Muhammed aleyhis- 
selam tarafmdan olan hadis-i seriflere (Hadis-i kudsi) denir. Hadis ki- 
tablan cokdur. Bunlardan, (Buhari) ve (Muslim) kitablan meshurdur. 

Allahii tealanm emrlerinden, inamlacak bilgilere (Iniaii). yapila- 
cak olanlara (Farz), sakimlacak olanlara (Haram) denir. Farzlara ve 
haramlara ( Ahkam-i islamiyye) denir. Islam bilgilerinden birine bile 
inanmiyana (Kafir) denir. 

Insana ikinci lazim olan sey, kalbini temizlemekdir. Kalb deyince, 
iki sey anlasihr. Gogsiimtizde bulunan et parcasma herkes kalb diyor. 
Yiirek denilen bu kalb, hayvanlarda da vardir. Ikinci kalb, yiirekde bu- 
lunan, goriilemiyen kalbdir. Bu kalbe (gontil) denir. Din kitablarmda 
yazih olan kalb, bu goniildiir. Islam bilgilerinin yeri bu kalbdir. Inanan 
ve inanmayan da bu kalbdir. Inanan kalb, temizdir. Inanmiyan kalb 
pisdir, oliidiir. Kalbin temiz olmasi icin cahsmak, birinci vazifemizdir. 
Ibadet yapmak, bilhassa nemaz kilmak ve istigfar soylemek kalbi te- 
mizler. Haram islemek, kalbi bozar. Peygamberimiz buyurdu ki, (Cok 
istigfar okuyunuz! Istigfar diiasi okumaga clevain edeni, Allahii teala 
hastahklardan, her derdden korur. Hie ummadigi yerden nzklandinr.) 
Istigfar (Estagfirullah) demekdir. Diialarm kabul olmasi icin, okuya- 
mn miisliman olmasi, giinahlarma tevbe etmesi, ma'nasim bilerek ve 
inanarak soylemesi lazimdir. Kararmis kalb ile yapilan diia kabul ol- 
maz. Ug kerre diia okuyanm ve bes vakt nemaza devam edenin kalbi 
de temizlenir ve soylemege baslar. Kalb soylemeden yalmz agiz ile ya- 
pilan diiamn faidesi olmaz. 

Islam dminin bildirdigi din bilgileri, (Ehl-i siinnet) alimlerinin ki- 
tablarmda yazih olan bilgilerdir. Ehl-i siinnet alimlerinin bildirdikleri 



iman ve islam bilgileri arasmda, ma'nalari acik olan (nasslar)dan ya'ni 
ayet-i kerimelerden ve hadis-i seriflerden birine inanmayan (Kafir) 
olur. inanmadigmi gizlerse, (Miinafik) denir. Hem gizler, hem de, miis- 
liman goriinerek miislimanlan aldatmaga cahsirsa, buna (Zindik) de- 
nir. Ma'nasi acik olmiyan nasslan yanlis te'vil ederek, yanlis inamrsa, 
kafir olmaz. Fekat, Ehl-i siinnetin dogru yolundan aynldigi icin, Cehen- 
neme girecekdir. Bu kimse, ma'nasi acik olan nasslara inandigi icin, 
azabda sonsuz kalmiyacak, Cehennemden cikanlacak, Cennete sokula- 
cakdir. Bunlara (Bid'at ehli) veya (Dalalet firkalan) denir. Yetmisiki 
diirlii dalalet firkasi vardir. Bunlarm ve kafirlerin, miirtedlerin yapdik- 
lari ibadetlerin ve insanlara yapdiklan iyiliklerin, hizmetlerin hicbiri 
kabul edilmez, ahiretde ise yaramaz. Ftikadi dogru olan miislimanlara 
(Ehl-i siinnel vel-cema'at) veya (Siinni) denir. Siinni olanlar, ibadet 
yapmakda dort mezhebe aynlmislardir. Bu dort mezhebde bulunanlar, 
birbirlerinin Ehl-i siinnet olduklarim bilirler ve sevisirler. Dort mez- 
hebden birinde bulunmayan kimse, Ehl-i siinnet olmaz. Ehl-i siinnet ol- 
miyamn da, kafir veya bid'at ehli olacagi, Imam-i Rabbaninin mektub- 
lannda, bilhassa birinci cildin ikiyiizseksenaltmci mektubunda ve 
(Diirr-ul-muhtar)m Tahtavi hasiyesinin (Zebayih) kismmda ve (El-be- 
sair li-miinkir-it-tevessiil-i bi-ehl-il-mekabir) kitabinda vesikalan ile ya- 
zihdir. Bu iki kitab arabidirler. Ikincisi, Hindistanda yazilmis ve basil- 
mis olup, 1395 [m. 1975] senesinde ve daha sonra Istanbulda Hakikat 
Kitabevi tarafmdan ofset yolu ile miiteaddid baskilan yapilmisdir. 

Dort mezhebden birine gore ibadet yapanlar, giinah yaparlarsa ve- 
ya ibadetlerinde kusur ederler ve tevbe ederlerse, giinahlan afv olur. 
Tevbe etmezlerse, Allahii teala, bunlan, dilerse afv eder, Cehenneme 
hie sokmaz. Dilerse, giinahlan kadar, azab eder ise de, yine azabdan 
kurtulacaklardir. Dinde zaruri ma'lum olan, ya'ni cahillerin bile isitmis 
oldugu, acik bilgilerden birine bile inanmiyanlar, Cehennemde sonsuz 
azab goreceklerdir. Bunlara (Kafir) ve (Miirted) denir. 

Kafirler, kitabh ve kitabsiz olmak tizere ikiye ayrihr. Miisliman ev- 
ladi iken, sonradan dinden cikarak kafir olana, (Miirted) denir. Ibni 
Abidin "rahime-hullahii teala", sirk sebebi ile nikahi haram olanlan 
bildirirken buyuruyor ki, (Miirted, Mulhid, Zindik, Mecusi, Putperest, 
eski yunan felsefecileri, Miinafik, yetmisiki firkadan taskinhk edip ka- 
fir olanlar, [Berehmen, Budist], Batini, Ibahi ve Diirzi denilen kimse- 
ler, hep kitabsiz kafirdirler). Komiinistlerle masonlar da boyledir. Hi- 
ristiyanlarm ve yehudilerin, gokden inen ve sonradan degisdirilip bo- 
zulan (Tevrat) ve (incfl) kitablarma inananlan kitabh kafirdir. Bunlar, 
herhangi bir mahlukda (Uluhiyyet sifati) bulunduguna inamrsa, (Miis- 
rik) olur. Allahii tealanm (Sifat-i zatiyye)sine ve (Sifat-i siibutiyye)si- 
ne (Uluhiyyet sifatlari) denir. 

Kitabh veya kitabsiz herhangi bir kafir, miisliman olursa, Cehenne- 
me girmekden kurtulur. Hie giinahsiz temiz bir miisliman olur. Fekat, 
(Siinni) bir miisliman olmasi lazimdir. Siinni olmak demek, Ehl-i siinnet 
alimlerinden birinin "rahime-humullahu teala" kitabim okuyup, ogre- 
nip, lmammn, sozlerinin ve islerinin buna uygun olmasi demekdir. Diin- 

-10- 



yada bir insamn miisliman olup olmadigi, zaruret olmadan, acik olarak 
soyledigi sozlerinden ve islerinden anlasilir. Bu insamn ahirete imanli 
gidip gitmedigi, son nefesinde belli olur. Biiyiik giinah islemis olan er- 
kek veya kadm bir milsliman, temiz kalb ile, tevbe ederse, gunahlan, 
muhakkak afv olur. Giinahsiz tertemiz olur. (Tevbe)nin ne oldugu ve 
tevbenin nasil yapilacagi ilmihal kitablarmda, mesela tiirkce ve arabi 
(Iinan ve Islam) ve (Se'adet-i ebediyye) kitabinda uzun bildirilmisdir.] 

-2- 

IMAN ve ISLAM 

Bu (i'TIKADNAME) kitabinda, Resulullahin "sallallahu aley- 
hi ve sellem" (Imam ve islaim) bildiren bir hadis-i serifi aciklana- 
cakdir. Bu hadis-i serifin bereketi ile, muslimanlann i'tikadlannm 
temamlanacagim [kuvvetlenecegini], boylece, salaha ve se'adete 
kavusacaklarim ve ciirmu, giinahi cok olan bu Halidin de "kuddi- 
se sirruh" kurtulmasina sebeb olacagini ummid ediyorum. 

Hicbirseye muhtac olmiyan ve keremi, ihsani bol olan ve kullari- 
na cok aciyan Allahtl tealaya giizel i'tikadim soyledir ki, sermayesi 
az, kalbi kara olan bu fakir Halidin yersiz sozlerini afv buyura ve ku- 
surlu ibadetlerini kabul eyleye! Yalanci, aldatici seytanm kotiiliikle- 
rinden [ve islam dusmanlarmm yalan yanlis sozlerine ve yazilarma 
aldanmakdan] koruyarak, sad eyleye! Merhametlilerin en merha- 
metlisi ve ihsan sahiblerinin en comerdi ancak Allahii tealadir. 

Islam alimleri buyurdu ki, (Miikellef) olan, ya'ni akil ve balig 
olan, kadin, erkek her muslimamn, [Allahii tealayi tammasi, bil- 
mesi, ya'ni] Allahii tealamn sifat-i zatiyyesini ve sifat-i siibutiyyesi- 
ni, dogru bilmesi ve inanmasi lazimdir. Herkese ilk farz olan sey 
budur. Bilmemek ozr olmaz. Bilmemek giinah olur. Ahmed oglu 
Halid-i Bagdadinin bu kitabi yazmasi, baskalarma ustiinliik ve bil- 
gi satmak ve sohret sahibi olmak icin degildir. Bir yadigar, bir hiz- 
met birakmak icindir. Allahii teala, bu aciz olan Halide 1 ' 1 ve biitun 
miislimanlara kendi kuvveti ile ve Resuliinun mubarek ruhunun 
yardimi ile imdad eylesin! Amin. 

[Allahii tealamn (Sifat-i zatiyye)si altidir. Bunlar: Viicud, Kidem, 
Beka, Yahdaniyyet, Muhalefet-iin lil-havadis ve Kiyam-ii bi-nefsi- 
hf'dir. Viicud, kendiliginden var olmak demekdir. Kidem, varhgmm 
oncesi, baslangici olmamakdir. Beka, varhgi sonsuz olmakdir, hie 
yok olmamakdir. Vahdaniyyet, hie bir bakimdan seriki, naziri, ben- 
zeri olmamakdir. Muhalefet-iin lil-havadis, hicbir seyinde, hicbir 



[1] Halid-i Bagdadi, 1242 [m. 1826] da Samda vefat etdi. 

-11- 



mahluka, hicbir bakimdan benzemez demekdir. Kiyam-ii bi-nefsihi, 
varligi kendindendir, hep var olmasi icin, hicbir seye muhtac degildir, 
demekdir. Bu alti sifatin hie biri, mahluklarm hicbirinde yokdur. 
Bunlarm, mahluklara hicbir suretde tealluklan, baglantilan da yok- 
dur. Ba'zi alimler, Vahdaniyyet ve Muhalefet-tin lil-havadisin aym 
olduklarim soyliyerek, (sifat-i zatiyye besdir) demislerdir]. 

Allahii tealadan baska olan herseye, (Ma-siva) veya (Alem) de- 
nir. Simdi (TabPat) diyorlar. Alemlerin hepsi yok idi. Hepsini Al- 
lahii teala yaratdi. Alemlerin hepsi, mumkindir ve hadisdir. Ya'ni, 
yok iken var olabilir ve var iken yok olabilirler ve yok iken var ol- 
muslardir. (Allahii teala var idi. Hicbirsey yok idi) hadis-i serifi, 
bunu bildirmekdedir. 

Alemin hadis oldugunu gosteren ikinci bir delil de, alemin her 
zeman bozularak degismesidir. Her sey degismekdedir. Kadim 
olan sey ise, hie degismez. Allahii tealamn zati [ya'ni kendisi] ve si- 
fatlan boyledir. Bunlar hip degismez. [Halbuki alemde, fizik olay- 
lannda, maddelerin hal degisdirmesi oluyor. Kimya reaksiyonla- 
nnda, maddelerin ozii, yapisi degisiyor. Cismlerin yok olarak bas- 
ka cismlere dondugiinii goriiyoruz. Bugiin, yeni bilinen atom de- 
gismelerinde ve cekirdek reaksiyonlarmda, madde, element de 
yok oluyor. Enerjiye doniiyor.] Alemlerin boyle degismeleri, bir- 
birlerinden hasil olmalan, sonsuzdan gelemez. Bir baslangici olma- 
si, yokdan var edilmis olan ilk maddelerden, elementlerden hasil 
olmalan lazimdrr. 

Alemin miimkin olduguna, ya'ni yok iken var olabilecegine bas- 
ka bir delil de, alemin hadis olmasidir. Ya'ni, herseyin yok iken var 
olmalandir. [Viicud, var olmak demekdir. tic diirlii viicud vardir: Bi- 
rincisi (Vacib-iil-viicud)dur. Ya'ni, varligi lazim olan viicuddiir. Hep 
vardir. Onceleri ve sonsuz sonralan hie yok olamaz. Yalmz Allahii 
teala vacib-ul-viicuddiir. ikincisi, (Miimteni'-ul-viicud)dur. Ya'ni, 
var olamaz. Hep yok olmasi lazimdir. Serik-i bari boyledir. Ya'ni, 
Allahii tealaya ortak, Allahii teala gibi ikinci bir tann var olamaz. 
Uciinciisii, (Miimkin-iil-viiciid)diir. Ya'ni, var da olabilir, yok da ola- 
bilir. Biitiin alemler, mahluklar hep boyledir. (Viicud) kelimesinin 
tersi (Adem) kelimesidir. Adem, yokluk demekdir. Alemler, ya'ni 
hersey, var olmadan once ademde idi. Ya'ni yok idiler.] 

Mevcud, ya'ni, var olan sey ikidir: Biri (Miimkin), ikincisi (Va- 
cib)dir. Eger mevcud, yalmz miimkin olsaydi ve vacib-iil-vucud bu- 
lunmasaydi, hicbirsey var olamazdi. [Ciinki, yok iken var olmak, bir 
degisiklikdir, bir olaydir. Fizik bilgimize gore, her cismde bir olay ol- 
masi icin, bu cisme disardan bir kuvvetin te'sir etmesi, bu kuvvet 
kaynagmin, bu cismden once mevcud olmasi lazimdir.] Bunun icin, 

-12- 



miimkin olan mevcud, kendi kendine var olamaz ve varlikda dura- 
maz. Ona bir kuvvet te'sir etmeseydi, hep yoklukda kalirdi. Var ola- 
mazdi. Kendini var edemiyen, baska miimkinleri de elbette halk 
edemez, yaratamaz. Miimkini yaratanm, vacib-til-viicud olmasi la- 
zimdir. Alemin var olmasi, bunu yokdan var eden bir yaraticinm var 
oldugunu gosteriyor. Goriiliiyor ki, hadis olmiyarak ve miimkin ol- 
miyarak, ya'ni hep var olarak, biitiin miimkinlerin tek yaraticisi, an- 
cak vacib-iil-viicuddur. O kadimdir. Ya'ni hep var idi. Vacib-iil-vii- 
cud demek, viicudii baskasmdan olmayrp ancak kendindendir. 
Ya'ni kendi kendine hep vardir. Baskasi tarafmdan yaratilmamisdir. 
Eger boyle olmazsa, miimkin ve hadis olmasi, baskasi tarafmdan ya- 
ratilmasi lazim olur. Bu ise, diisuniilenin tersine olan bir neticedir. 
FarisMe (Hilda) demek, kendi kendine hep olucu, ya'ni kadim de- 
mekdir. [Kitabimrzin I. ci kism, 6. ci maddesinde, 74.cii sahifede, da- 
ha genis bilgi vardir. Liitfen oradan da okuyunuz!] 

Alemlerin, sasilacak bir nizam icinde olduklanm goriiyoruz. 
Fen, her sene bunlarm yenilerini bulmakdadir. Bu nizami yarata- 
nm, (Hay) diri, (Alim) bilici, (Kadir) giicii yetici, (Miirid) dileyici, 
(Semi) isitici, (Basil) goriicii, (Miitekellim) soyleyici ve (Hfilik) ya- 
ratici olmasi lazimdir. Ciinki, olmek ve cahil olmak ve giicii yetme- 
mek ve zorla yapmak, sagirhk ve korliik ve soyliyememek, birer 
kusurdur, utamlacak seylerdir. Bu kainati, bu alemi, bu nizam iize- 
re yaratanda ve yok olmakdan koruyanda, boyle kusurlu sifatlarm 
bulunmasi olacak sey degildir. 

[Atomdan yildizlara kadar her varhk birer hesabla, kanunla ya- 
ratilmisdir. Fizikde, kimyada, astronomide ve biyolojide kesf edi- 
lebilen kanunlardaki, baglantilardaki nizam, akllara hayret ver- 
mekdedir. Darwin bile, (Goziin yapisindaki nizami, incelikleri dii- 
siindiikce, hayretden tepem atacak gibi oluyor) demek zorunda 
kalmisdir. Hava, yiizde 78 azot, 21 oksijen ve 1 soy gazlar kansimi- 
dir. Bilesik degil, kansimdir. Oksijen yiizde 21 den cok olsaydi, ci- 
gerlerimizi yakardi. 21 den az olsaydi, kandaki gida maddelerini 
yakamazdi. insanlar ve hayvanlar, yasayamazdi. Bu 21 mikdari, 
her yerde ve yagmurda degismiyor. Bu ise biiyiik ni'metdir. Alla- 
hin varhgim, kudretini ve merhametini gostermiyor mu? Bu hari- 
ka yamnda, goziin yapisi hie kalmakdadir. Fen bilgilerinde okutu- 
lan biitiin kanunlan, ince hesablan, formiilleri yaratan, hie noksan 
sifatli olur mu?] 

Bundan baska, adi gecen kemal sifatlanm, mahluklarmda da 
goriiyoruz. Bunlan, mahluklarmda yaratmisdir. Bu sifatlar, kendi- 
sinde bulunmasaydi, mahluklarda nasil yaratabilirdi? Kendisinde 
bulunmasaydi, mahluklan Ondan daha iistiin olurlardi. 

Yine deriz ki, alemleri yaratanda, biitiin kemal, iistiin sifatlarm 

-13- 



bulunmasi ve noksan sifatlardan hicbirinin bulunmamasi lazimdir. 
Ciinki noksan, kusurlu olan, Huda, yaratici olamaz. 

Aklin gosterdigi bu delilleri bir yana birakirsak, ayet-i kerime- 
ler ve hadis-i serifler de, Allahii tealamn kemal sifatlan oldugunu 
acikca bildirmekdedir. Bunda siibhe etmek caiz degildir. Siibhe et- 
mek kiifre sebeb olur. Yukanda yazili sekiz kemal sifatma (Sifat-i 
siibutiyye) denir. Ya'ni, Allahii tealamn sifat-i siibutiyyesi sekizdir. 
Allahii tealada biitiin kemal sifatlan vardir. Onun zatmda ve sifat- 
larmda ve islerinde hicbir kusur ve kansiklik ve degisiklik yokdur. 
(Sifat-i zatiyye) ve (Sifat-i siibutiyye)ye (Uluhiyyet sifatlan) denir. 
Bir mahlukda uluhiyyet sifati buhmduguna inanan (Miisrik) olur. 

-3- 

ISLAMIN SARTLARI 

Biitiin alemleri, her an varhkda durduran ve her an hazir ve na- 
zir olan ve biitiin iyiliklerin ve ni'metlerin vericisi olan Allahii te- 
alamn yardimi ile simdi, Peygamberimizin "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" miibarek soziinii apiklamaga bashyoruz. 

Miislimanlann kahraman imami, Eshab-i kiramm yiikseklerin- 
den, hep dogru soyleyici olmakla meshur, sevgili biiyiigiimiiz, 
Omer bin Hattab "radiyallahii anh" buyuruyor ki: 

(Oyle birgiin idi ki, Eshab-i kiramdan birkacimiz Resulullah 
"sallallahii aleyhi ve sellem" efendimizin huzurunda ve hizmetinde 
bulunuyorduk). O gun, o saat, oyle serefli, oyle krymetli ve hie ele 
gecmez bir giin idi. O giin, Resulullahm sohbetinde, yamnda bulun- 
makla sereflenmek, ruhlara gida olan, canlara zevk ve safa veren 
miibarek cemalini gormek nasib olmusdu. Bu giiniin serefini, kiy- 
metini anlatabilmek icin, (Oyle birgiin idi ki...) buyurdu. Cebrail 
aleyhisselami insan seklinde gormek, onun sesini isitmek, kullann 
muhtac oldugu bilgiyi, gayet giizel ve acik olarak, Resulullahm "sal- 
lallahii teala aleyhi ve sellem" miibarek agzmdan isitmek nasib 
olan bir giin gibi, serefli ve kiymetli bir vakt bulunabilir mi? 

(O vakt, ay dogar gibi, bir zat yammiza geldi. Elbisesi cok beyaz, 
saclan da pek siyah idi. Uzerinde toz toprak, ter gibi yolculuk ala- 
metleri gortinmiiyordu. Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sellem" 
Eshabi olan bizlerden hicbirimiz onu tammiyorduk. Ya'ni, gortip 
bildigimiz kimselerden degildi. Resulullahm "sallallahii aleyhi ve 
sellem" huzurunda oturdu. Dizlerini, miibarek dizlerine yanasdir- 
di). Bu gelen, Cebrail ismindeki melek idi. insan sekline girmisdi. 
Cebrail aleyhisselamm boyle oturmasi, edebe uymuyor gibi goriinii- 
yor ise de, bu hali, miihim birseyi bildirmekdedir. Ya'ni, din bilgisi 

-14- 



ogrenmek icin utanmak dogru olmadigim ve iistada gurtir, kibr ya- 
kismryacagmi gostermekdedir. Herkesin, dinde ogrenmek istedik- 
lerini, mu'allimlere serbestce ve sikilmadan sormasi lazim geldigini 
Cebrail aleyhisselam, Eshab-i kirama, bu hali ile, anlatmakdadir. 
Ciinki, din ogrenmekde utanmak ve Allahii tealamn hakkim ode- 
mekde ve ogretmekde ve ogrenmekde sikilmak dogru olmaz. 

(O zat-i serif, ellerini Resul-i ekrem "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" efendimizin miibarek dizleri iizerine koydu. Resulullaha so- 
rarak, ya Resulallah! Bana islamiyyeti, miislimanligi anlat dedi). 

(Islam) demek, liigatda, boyun biikerek teslim olmak demek- 
dir. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", islam kelimesinin, is- 
lamiyyetde bes temel diregin ismi oldugunu soyle beyan buyurdu: 

Resul-i ekrem "sallallahii aleyhi ve sellem" buyurdu ki: 

1 - Islamin sartlarmdan birincisi (Kelime-i sehadet getirmek- 
dir). Kelime-i sehadet getirmek demek, (Eshedii en la ilahe illal- 
lah ve eshedii enne Muhammeden abdiihii ve resuliih) soylemek- 
dir. Ya'ni, akil ve balig olan ve konusabilen kimsenin, (Yerde ve 
gokde, Ondan baska, ibadet edilmege hakki olan ve tapilmaga la- 
yik olan hicbir sey ve hicbir kimse yokdur. Hakiki ma'bud ancak, 
Allahii tealadir). O, vacib-ul-viicuddiir. Her iistiinliik Ondadir. 
Onda hicbir kusur yokdur. Onun ismi (Allah)dir, demesi ve buna 
kalb ile kesin olarak inanmasidir. Ve yine, O gill renkli, beyaz kir- 
mizi, parlak, sevimli yiizlii ve kara kash ve kara gozlii, miibarek al- 
m acik, giizel huylu, golgesi yere diismez ve tath sozlii, Arabistan- 
da Mekkede dogdugu icin Arab denilen, Hasimi evladmdan (Ab- 
diillahin oglu Muhammed adindaki zat-i all, Allahii tealamn kulu 
ve resuliidiir, ya'ni Peygamberidir). Vehebin kizi olan hazret-i 
Aminenin ogludur. [Miladin 571. ci senesi, Nisan aymm 20. ci pa- 
zartesi sabahi, fecr aganrken] Mekke sehrinde diinyaya tesrif et- 
di. Kirk yasmda iken Peygamber oldugu kendisine bildirildi. Bu 
seneye (Bi'set senesi) denir. Bundan sonra, oniic sene Mekkede, 
insanlan islam dinine da'vet etdi. Allahii tealamn emri ile, Medi- 
ne sehrine hicret eyledi. Burada islamiyyeti her tarafa yaydi. Hic- 
retden on sene sonra, ya'ni miladin 632 senesi Haziramnda, Re- 
bi'ul-evvelin on ikinci pazartesi giinii Medinede vefat eyledi. [Ta- 
rihcilere gore, Mekke-i miikerremeden Medine-i miinevvere seh- 
rine hicretinde, miladm 622. ci senesinde, Safer ayinm yirmiyedin- 
ci Persembe giinii aksama yakin Sevr dagindaki magaraya girdi. 
Pazartesi gecesi magaradan cikip, efrenci Eyliil aymm yirminci ve 
rami Eyliil aymm yedinci ve Rebf ul-evvelin sekizinci Pazartesi 
giinii Medine sehrinin Kuba koyiine ayak basdi. Bu mes'ud giin, 
miislimanlarm (Hicri semsi) sene basi oldu. Si'ilerin hicri semsi se- 

-15- 



ne baslangici, bundan alti ay evveldir. Ya'ni, atese tapan mecusi 
kafirlerin Nevruz bayramlan olan Martin 20. ci giinii baslamakda- 
dir. Gece ile giindiiziin miisavf oldugu persembe giinii de Kubada 
kalip, Cum'a giinii aynldi. O giin Medineye girdi. O senenin Mu- 
harrem aymm birinci giinii de, (Hicri kameri) sene basi kabul edil- 
di. Bu kameri sene basi, Temmuz aymm onaltmci Cum'a giinii idi. 
Herhangi bir miladi sene basimn rastladigi hicri semsi sene, bu mi- 
ladi yeni seneden 622 noksandir. Herhangi bir hicri semsi sene ba- 
simn rastladigi miladi sene, bu yeni semsi seneden 621 fazladir.] 

2 - Islamin bes sartmdan ikincisi, sartlarma ve farzlarma uygun 
olarak, hergiin bes kerre (Vakti gelince, nemaz kilmakdir). Her 

miislimamn, her giin, vaktleri gelince, bes kerre nemaz kilmasi ve 
herbirisini vaktinde kildigmi bilmesi farzdir. Cahillerin, mezheb- 
sizlerin hazirladiklan yanhs takvfmlere uyarak, vaktinden evvel 
kilmak biiyiik giinah olur ve bu nemaz sahih olmaz. Hem de, ogle- 
nin ilk siinnetinin ve aksamm farzimn kerahet vaktinde kilmmasi- 
na sebeb olmakdadir. [Nemaz vaktinin geldigi, miiezzinin ezan 
okumasi ile anlasihr. Kafirlerin, bid'at ehlinin okudugu ve ho-par- 
lor gibi calgilarm seslerine (Ezan-i Muhammedi) denmez.] Nemaz- 
lan; farzlarma, vaciblerine, siinnetlerine dikkat ederek ve gonliinii 
Allahii tealaya vererek, vaktleri gecmeden kilmahdir. Kur'an-i ke- 
rimde, nemaza (Salat) buyuruluyor. Salat; liigatde insamn diia et- 
mesi, meleklerin istigfar etmesi, Allahii tealamn merhamet etmesi, 
acimasi demekdir. islamiyyetde (Salat) demek; ilmihal kitablann- 
da bildirildigi seklde, belli hareketleri yapmak ve belli seyleri oku- 
mak demekdir. Nemaz kilmaga (iftitah tekbiri) ile baslamr. Ya'ni 
erkeklerin ellerini kulaklarma kaldinp gobek altma ve kadinlann 
ellerini omuz hizasina kaldinp, gogiis iistiine indirirken, (Allahii 
ekber) demeleri ile baslamr. Son oturusda, basi sag ve sol omuzla- 
ra dondiiriip, selam verilerek bitirilir. 

3 - islamm bes sartmdan iiciinciisii, (Mahnin zekatini vermek- 

dir). Zekatm liigat ma'nasi, temizlik ve ovmek ve iyi, giizel hale 
gelmek demekdir. islamiyyetde zekat demek; ihtiyacmdan fazla ve 
(Nisab) denilen belli bir smir mikdannda (Zekat mail) olan kim- 
senin, malmm belli mikdanm ayinp, Kur'an-i kerimde bildirilen 
miislimanlara, basa kakmadan vermesi demekdir. Zekat, yedi simf 
insana verilir. Dort mezhebde de, dort diirlii zekat mah vardir: Al- 
tin ve giimiis zekati, ticaret mah zekati, senenin yandan fazlasinda 
cayirda othyan dort ayakh kasab hayvanlan zekati ve toprak mah- 
sulleri zekatidir. Bu dordiincii zekata (Usr) denir. Yerden mahsul 
ahnir ahnmaz usr verilir. Diger iic zekat, nisab mikdari oldukdan 
bir sene sonra verilir. 

-16- 



4 - islamin bes sartmdan dordiinciisii, (Ramezan-i serif ayinda, 
hergiin oruc tutmakdir). Oruc tutmaga (Savm) denir. Savm, liigat- 
de, birseyi birseyden korumak demekdir. islamiyyetde, sartlarim 
gozeterek, Ramezan ayinda, Allahii teala emr etdigi icin, hergiin 
iic seyden kendini korumak demekdir. Bu iic sey; yimek, icmek ve 
cima'dir. Ramezan ayi, gokde hilali [yeni ayi] gormekle baslar. 
Takvimle onceden hesab etmekle baslamaz. 

5 - Islamin bes sartmdan besincisi, (Giicii yetenin, omriinde bir 
kerre hac etmesidir). Yol emin ve beden saglam olarak, Mekke-i 
miikerreme sehrine gidip gelinceye kadar, geride birakdigi coluk- 
cocugunu gecindirmege yetisecek maldan fazla kalan para ile ora- 
ya gidip gelebilecek kimsenin, omriinde bir kerre, Ka'be-i mu'az- 
zamayi tavaf etmesi ve Arafat meydamnda durmasi farzdir. 

O zat Resulullahdan bu cevablan isitince, (Dogru soyledin ya 
Resulallah) dedi. Eshab-i kiramdan, orada bulunanlarm, o zatm 
bu haline sasdiklanni, Omer "radiyallahii anh" haber veriyor. 
Ciinki, hem soruyor, hem de verilen cevabm dogru oldugunu tas- 
dik ediyor. Birseyi sormak, bilmedigini ogrenmegi istemek demek- 
dir. Dogru soyledin demek ise, bunlan bildigini gosterir. 

Yukanda bildirilen, islamin bes sartmdan en iistiinii, (Kelime-i 
sehadet) soylemek ve ma'nasma inanmakdir. Bundan sonra iistii- 
nii, nemaz kilmakdir. Daha sonra, oruc tutmak, daha sonra, hac et- 
mekdir. En sonra, zekat vermekdir. Kelime-i sehadetin en iistiin 
oldugu, sozbirligi ile bellidir. Geri kalan dordiiniin iistiinliik sira- 
sinda, alimlerin cogunun sozii, yukanda bildirdigimiz gibidir. Keli- 
me-i sehadet, muslimanligm baslangicmda ve ilk olarak farz oldu. 
Bes vakt nemaz, bi'setin onikinci senesinde ve hicretden bir sene 
ve birkac ay once mi'rac gecesinde farz oldu. Ramezan-i serif oru- 
cu, hicretin ikinci senesinde, Sa'ban ayinda farz oldu. Zekat ver- 
mek, orucun farz oldugu sene, Ramezan ayi icinde farz oldu. Hac 
ise, hicretin dokuzuncu senesinde farz oldu. 

Bir kimse, islamin bu bes sartmdan birini inkar ederse, ya'ni 
inanmaz, kabul etmezse, yahud alay eder, saygi gostermezse, 
ne'uzubillah, kafir olur. Bunlar gibi, halal ve haram oldugu, acik 
olarak ve sozbirligi ile bildirilmis olan baska seylerden birini de ka- 
bul etmiyen, ya'ni halale haram diyen veya harama halal diyen de 
kafir olur. Dinde zaruri malum olan, ya'ni, islam memleketinde 
yasiyan cahillerin bile isitdigi, bildigi, din bilgilerinden birini inkar 
eden, begenmiyen, kafir olur. 

[Mesela, domuz eti yimek, alkollii icki icmek, kumar oynamak 
ve kadmlann, kizlarm baslari, saclan, kollari, bacaklan acik, erkek- 
lerin de dizleri ile gobek arasi acik olarak baskasmm yamna cikma- 

— 17 — Herkese Lazim Olan Iman: F-2 



Ian haramdir. Ya'm, Allahii teala, bunlan yasak etmisdir. Allahii te- 
alamn emrlerini ve yasaklarmi bildiren dort hak mezheb, erkeklerin 
avret yerlerini, ya'm bakmasi ve baskasma gostermesi yasak edilmis 
olan uzvlarmi farkli olarak bildirmislerdir. Her miislimamn, bulun- 
dugu mezhebin bildirdigi avret yerini ortmesi farzdir. Buralan acik 
olanlara, baskalarimn bakmalan haramdir. (Kimya-i se'adet)de di- 
yor ki, (Kadinlann, kizlarm, basi, saci, kollan, bacaklan acik sokaga 
cikmalan haram oldugu gibi, ince, siislil, dar, hos kokulu elbise ile 
cikmalan da haramdir. Boyle cikmalanna izn veren, razi olan, bege- 
nen anasi, babasi, zevci ve kardesi de, onun giinahina ve azabma or- 
tak olurlar). Ya'm, Cehennemde birlikde yanacaklardir. Eger, tev- 
be ederlerse, afv olunur, yakilmazlar. Allahii teala, tevbe edenleri 
sever. Akil, balig olan kizlarm ve kadinlann, yabanci erkeklere go- 
riinmemeleri, hicretin iiciincii senesinde emr olundu. ingiliz casusla- 
nmn ve bunlarm tuzaklarma diismiis olan cahillerin, hicab ayeti gel- 
meden evvel olan ortiinmemegi ileri siirerek, ortiinmegi sonradan 
fikhcilar uydurdu demelerine aldanmamahdir. 

Miisliman oldugunu soyliyen bir kimsenin, yapacagi her isin, is- 
lamiyyete uygun olup olmadigim bilmesi lazimdir. Bilmiyorsa, bir 
Ehl-i siinnet aliminden sorarak veya bu alimlerin kitablarmdan 
okuyarak ogrenmesi lazimdir. is, islamiyyete uygun degil ise, gii- 
nah veya kiifrden kurtulamaz. Hergun hakiki tevbe etmesi lazim- 
dir. Tevbe edilen giinah ve kiifr, muhakkak afv olur. Tevbe etmez- 
se, diinyada ve Cehennemde, azabim, ya'ni cezasim ceker. Bu ce- 
zalar, kitabimizm muhtelif yerlerinde yazihdir. Biiyiik giinah isli- 
yen miisliman, giinahi kadar yandikdan sonra, Cehennemden cika- 
nlacakdir. Allahii tealaya inanmiyan ve islamiyyetin yok olmasi 
icin cahsan kafir, zindik, Cehennemde sonsuz yanacakdir. 

Erkeklerin ve kadinlann nemazda ve heryerde ortmesi lazim 
olan yerlerine (Avret mahalli) denir. Avret mahallini acmak ve 
baskasimn avret mahalline bakmak haramdir. islamiyyetde avret 
mahalli yokdur diyen, kafir olur. icma' ile, ya'ni dort mezhebde de 
avret olan bir yerini acmaga ve baskalarimn boyle avret mahalline 
bakmaga halal diyen, ehemmiyyet vermiyen, ya'ni azabmdan 
korkmiyan kafir olur. Kadinlann avret yerini acmalan ve erkekler 
yamnda sarki soylemeleri ve mevlid okumalan boyledir. Erkekle- 
rin diz ile kasiklan arasi, Hanbeli mezhebinde avret degildir. 

(Ben muslimamm) diyen kimsenin, lmamn ve islamm sartlanm 
ve dort mezhebin icma'i, ya'ni soz birligi ile bildirdigi farzlan ve 
haramlan ogrenmesi ve ehemmiyyet vermesi lazimdir. Bilmemesi 
ozr degildir. Ya'ni, bilip de inanmamak gibidir. Kadinlann yiizle- 
rinden ve ellerinden baska yerleri, dort mezhebde de avretdir. Ic- 

-18- 



ma' ile olmiyan, ya'ni diger uc mezhebden birine gore avret olmi- 
yan bir yerini, ehemmiyyet vermiyerek acan kafir olmaz ise de, 
kendi mezhebine gore, btiyuk giinah olur. Erkeklerin diz ile kasik 
arasim, ya'ni uylugunu acmalan boyledir. Bilmedigini ogrenmesi 
farzdir. Ogrenince hemen tevbe etmeli ve ortmelidir. 

Yalan soylemek, dedikodu, gibet, iftira, hirsizlik, hiyle, hiyanet, 
kalb kirmak, fitne cikarmak, baskasimn malim ondan iznsiz kul- 
lanmak, iscinin, tasiyicimn iicretlerini vermemek, devlete isyan et- 
mek, ya'ni kanunlarma, hiikumetin emrlerine karsi gelmek, vergi- 
leri odememek de giinahdir. Bunlan kafirlere karsi da, kafir mem- 
leketlerinde de yapmak haramdir. Cahillerin bilemiyecegi kadar 
meshur ve zaruri olmiyan seyleri cahillerin bilmemesi kiifr olmaz. 
Fisk, ya'ni giinah olur.] 475. ci sahifeye bakimz! 

-4- 

IMANIN SARTLARI 

(Bu zat yine sorarak, ya Resulallah "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem "! (Iiiianiii ne oldugunu da bana bildir)dedi). islamin ne ol- 
dugunu sordukdan ve cevab verildikden sonra, Cebrail "aleyhisse- 
lam", Resul-i ekrem "sallallahii aleyhi ve sellem" efendimizden, 
imanin hakikatini ve mahiyyetini aciklamasim sordu. Iman, liigat- 
da bir kimseyi tam dogru sozlii bilmek, ona inanmak demekdir. is- 
lamiyyetde iman demek; Resul-i ekremin "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem", Allahii tealamn peygamberi oldugunu ve Onun tarafindan 
secilmis, haber verici nebi oldugunu dogru bilmek ve inanarak soy- 
lemek ve Onun Allahii teala tarafindan kisaca bildirdiklerine kisa- 
ca inanmak ve genis bildirdiklerine etrafhca inanmak ve giicii yet- 
dikce, kelime-i sehadeti dil ile de soylemekdir.Kuvvetli iman soy- 
ledir ki, atesin yakdigma, yilamn zehrleyip oldiirdiigune yakin iize- 
re inanip kacdigi gibi, gonliinden tam olarak, Allahii tealayi ve si- 
fatlanm biiyiik bilerek inanmak, Onun nzasina ve cemaline kos- 
mak ve gazabmdan, azabmdan kacmak ve imam, mermer iizerine 
yazilan yazi gibi saglam olarak gonliine yerlesdirmekdir. 

Muhammed aleyhisselamm bildirdigi iman ile islam birdir. Ke- 
lime-i sehadetin ma'nasina inanmak, her ikisinde de vardir. Ba'zi 
umum ve husus ayrihklan var ise de, liigat ma'nalan ayn olmakla 
beraber, islamiyyetde ayrihklan yokdur. 

Iman tek birsey midir, birkac parcamn birlesigi midir? Birlesik 
ise, kac parcadan yapilmisdir? Ameller, ibadetler, imandan midir, 
degil midir? Imamm var derken, insaallah demek caiz midir, degil 

-19- 



midir? Imanda azhk cokluk olur mu? Iman mahluk mudur? Iman 
etmek, insanin elinde midir? Yoksa mu'minler zorla mi iman et- 
misdir? Eger imanda zor, cebr varsa, herkesin iman etmesi neden 
emr olunmusdur? Bunlan ayn ayn bildirmek cok uzun surer. Bu- 
nun icin herbirinin cevabim burada ayn ayn bildirmiyecegim. Su 
kadar bilmelidir ki, Es'ari ve Mu'tezile mezheblerine gore, mum- 
kin olmiyan bir seyin yapilmasim, Allahu tealanm emr etmesi caiz 
degildir. Kendisi mumkin ise de, insanlarm giicii yetmedigi seyleri 
emr etmesi de, Mu'tezileye gore caiz degildir. Es'ariye gore ise, bu 
caizdir. Fekat, emr etmemisdir. insamn havada ucmasim emr et- 
mek boyledir. Iman, ibadetler ve amellerde, Allahii teala, kullann- 
dan giicii yetmedigi seyleri istememisdir. Bunun icin, miisliman 
iken deli olan, gafil olan, uyuyan, olen kimse, bu halinde tasdik et- 
mekde degil ise de, muslimanhklan devam etmekdedir. 

Bu hadis-i serifde, imamn liigat ma'nasmi diisunmemelidir. 
Ciinki liigat ma'nasi, tasdik ve inanmak demek oldugundan, arab 
cahillerinden, bu ma'nayi bilmiyen kimse yokdur. Nerde kaldi ki, 
Eshab-i kiram "radiyallahii teala anhiim ecma'in" bilmemis olsun- 
lar. Cebrail aleyhisselam, imanm ma'nasmi Eshab-i kirama ogret- 
mek istiyordu. Bunun icin, Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem" islamiyyetde neye iman denildigini sormakdadir. (Iman 
demek), kesf ile bularak veya vicdanla bularak, yahud bir delil ile 
aklm anlamasi yolundan veya secilmis, begenilmis bir soze giivene- 
rek ve uyarak, belli alti seye can ve goniilden inanmak ve dil ile de 
soylemekdir. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" de, imanm 
belli alti seye inanmak oldugunu soyle bildirdi: 

1 - Bu alti seyden birincisi, Allahii tealanm vacib-iil-viicud ve 
hakiki ma'bud ve biitiin varhklarm yaraticisi olduguna inanmak- 
dir. Diinya aleminde ve ahiret aleminde bulunan herseyi, madde- 
siz, zemansiz ve benzersiz olarak yokdan var eden, ancak Allahii 
tealadir diye kesin inanmakdir. [Her maddeyi, atomlan, molekul- 
leri, elementleri, bilesikleri, organik cismleri, hiicreleri, hayati, 
oliimii, her olayi, her reaksiyonu, her cesid kuvveti, enerji nev'leri- 
ni, hareketleri, kanunlan, ruhlan, melekleri, canh cansiz her van, 
yokdan var eden ve hepsini, her an varhkda bulunduran, yalniz 
Odur.] Alemlerde olan herseyi, [hicbiri yok iken, bir anda] yarat- 
digi gibi, [her zeman, birbirlerinden de var etmekdedir. Kiyamet 
zemam gelince, herseyi bir anda] yine yok edecekdir. Her varhgm 
hahki, yaratam, sahibi, hakimi Odur. Onun hakimi, amiri, iistiinii 
yokdur diye inanmak lazimdir. Her ustiinliik, her kemal sifat, 
Onundur. Onda, hicbir kusur, hicbir noksan sifat yokdur. Diledigi- 
ni yapabilir. Yapdiklan, kendine veya baskasina faideli olmak icin 

-20- 



degildir. Bir karsihk icin yapmaz. Bununla beraber, her isinde, hik- 
metler, faideler, lutflar ve ihsanlar vardir. 

Kullarma iyi olam, faideli olani vermege, kimisine sevab, kimi- 
sine azab yapmaga mecbur degildir. Asilerin, giinah isliyenlerin 
hepsini Cennete koysa, fadlina, ihsanma yakisir. Ita'at, ibadet 
edenlerin hepsini Cehenneme atsa, adaletine uygun olur. Fekat 
muslimanlan ve ibadet edenleri Cennete sokacagmi, bunlara son- 
suz ni'metler, iyilikler verecegini, kafirlere ise, Cehennemde son- 
suz azab edecegini dilemis ve bildirmisdir. O, soziinden donmez. 
Biitiin canhlar iman etse, ita'at etse, Ona hicbir faidesi olmaz. Bii- 
tiin alem kafir olsa, azgm, taskm olsa, karsi gelse, Ona hicbir zarar 
vermez. Kul, birsey yapmak dileyince, O da isterse, o seyi yaratir. 
Kullarmm her hareketini ve her seyi yaratan Odur. O dilemezse, 
yaratmazsa, hicbir sey hareket edemez. O dilemezse, kimse kafir 
olamaz. Kimse isyan edemez. Kiifrii, gunahlan diler ise de, bunlar- 
dan razi degildir. Onun isine, kimse kansamaz. Nicin boyle yapdi. 
Soyle yapsaydi demege, sebebini sormaga kimsenin giicii ve hakki 
yokdur. Sirkden, kiifrden baska, herhangi biiyilk giinahi isleyip, 
tevbesiz olen kimseyi, dilerse afv eder. Kuciik bir giinah icin diler- 
se azab eder. Kafir, minted olarak olenleri hie afv etmiyecegini, 
bunlara sonsuz azab edecegini bildirmisdir. 

Musliman olan, ya'ni (Ehl-i kible) olup, ibadet eden, fekat, i'ti- 
kadi (Ehl-i siinnet) i'tikadma uymiyan ve tevbe etmeden olen kim- 
seye, Cehennemde azab edecek ise de, boyle (Bid'at sahibi) miis- 
limanlar, Cehennemde sonsuz kalmiyacakdir. 

Allahii tealayi, diinyada bas gozii ile gormek caizdir. Fekat, 
kimse gormemisdir. Kiyamet giinii, mahser yerinde, kafirlere ve 
giinahi olan mii'minlere, kahr ve celal ile; salih olan mii'minlere 
ise, lutf ve cemal ile gortinecekdir. Mti'minler, Cennetde, cemal si- 
fati ile gorecekdir. Melekler ve kadmlar da gorecekdir.Kafirler, 
bundan mahrum kalacaklardir. Cinnilerin de mahrum kalacaklan- 
m bildiren haber kuvvetlidir. Alimlerin coguna gore, (Mii'minlerin 
makbul olanlan, her sabah ve aksam, derecesi asagi olanlar ise, her 
Cum'a giinii ve kadmlar, diinya bayrami gibi, yilda birkac kerre, 
tecelli-i cemal ile ve rii'yet ile miiserref olacaklardir). 

[Seyh Abdiilhak-i Dehlevi hazretleri [l ', farisi (Tekmil-ul-iman) 
kitabinda buyuruyor ki: Hadis-i serifde buyuruldu ki, (Kiyamet gii- 
nii Rabbinizi, ondordiincii ayi gordiigiiniiz gibi goriirsiiniiz!). Alla- 
hii teala diinyada anlasilamadan bilinecegi gibi, ahiretde de anlasi- 



[1] Abdulhak-i Dehlevi, 1052 [m. 1642] de Delhide vefat etdi. 

-21- 



lamadan gortilecekdir. Ebiil Hasen-i Es'ari ve imam-i Siiyuti ve 
imam-i Beyheki gibi biiyiik alimler, meleklerin de Cennetde Alla- 
hii tealayi goreceklerini bildirmislerdir. imam-i a'zam Ebu Hanife 
ve baska alimler, cinnin sevab kazanmiyacaklarim ve Cennete gir- 
miyeceklerini, ancak mii'min olanlanmn Cehennemden kurtula- 
caklanm bildirdiler. Kadmlar, diinyadaki bayram giinleri gibi se- 
nede birkac kerre goreceklerdir. Mii'minlerin kamil olanlan, her 
sabah ve aksam, digerleri ise Cum'a giinleri goreceklerdir. Bu fa- 
kire gore, mii'min kadinlar ve melekler ve cin de bu miijdeye da- 
hildirler. Fatimat-iiz-zehra ve Hadicet-til-kiibra ve Aise-i siddika 
ve diger ezvac-i tahirat ve Meryem ve Asiye "radiyallahii teala an- 
htinne ecma'in" gibi kamil ve arif hatunlarm diger kadinlardan 
miistesna tutulmalan uygun olur. imam-i Siiyuti de buna isaret et- 
mekdedir.] 

Allahii tealamn goriilecegine inanmah, nasil goriilecegi diisii- 
niilmemelidir. Ciinki, Allahii tealamn isleri akl ile anlasilmaz. 
Diinya islerine benzemez. [Fizik ve kimya bilgileri ile olciilemez.] 
Allahii tealamn ciheti, karsida bulunmasi yokdur. Allahii teala, 
madde degildir. Cism degildir. [Element degildir. Kansim, bilesik 
degildir.] Sayih degildir. Olciilmez. Hesab edilmez. Onda degisik- 
lik olmaz. Mekanh degildir. Bir yerde degildir. Zemanh degildir. 
Oncesi, sonrasi, onii arkasi, alti iistii, sagi solu yokdur. Bunun icin, 
insan diisiincesi, insan bilgisi, insan akh, Onun hicbir seyini anhya- 
maz. Onun nasil goriilecegini de kavnyamaz. El, ayak, cihet, yer ve 
bunlar gibi, Allahii teala icin caiz olmiyan kelimelerin, ayet-i keri- 
melerde ve hadis-i seriflerde bulunmasi, bizim anladigirmz ve bil- 
digimiz, bugiin kullamlan ma'nalarda degildir. Boyle ayet-i keri- 
melere ve hadis-i seriflere (Miitesabihat) denir. Bunlara inanmah, 
ne ve nasil olduklanm anlamaga kalkismamahdir. Yahud, bunlar, 
kisaca veya uzun olarak, (Te'vil) olunur. Ya'ni, Allahii tealaya ya- 
kisacak baska ma'na verilir. Mesela, el kelimesi, kudret, enerji de- 
mek olur. 

Muhammed aleyhisselam, Allahii tealayi, mi'racda gordii. Bu 
gormesi, diinyadaki bas gozii ile gormek gibi degildi. Bir kimse, 
Allahii tealayi diinyada gordiim dese, o zmdikdir. Evliyamn "kad- 
desallahii teala esrarehiim ecma'in" gormesi, diinya ve ahiret gor- 
meleri gibi degildir. Ya'ni (Rii'yet) degildir. Onlara (Siihud) hasil 
olmakdadir. [Ya'ni kalb gozii ile, misalini goriirler.] Evliya-i ki- 
ramdan, gordiim diyenler oldu ise de, sekr halinde iken, ya'ni akl- 
lari baslarmda degil iken, siihudii, rii'yet sanmislardir. Yahud, 
te'vil ederek anlasilabilecek sozlerden biridir. 

Siial: Allahii tealamn diinyada bas gozii ile goriilmesinin caiz 

-22- 



oldugu yukanda bildirilmisdi. Caiz olan bir seyin hasil oldugunu 
soyliyen kimse, nicin zmdik olsun? Vaki' oldugunu soyliyen kafir 
olursa, o seye caiz denilebilir mi? 

Cevab: Liigatde, caiz demek, olmasi da, olmamasi da uygundur 
demekdir. Fekat, Es'arf" 1 mezhebinde, rii'yetin caiz olmasi demek; 
Allahii teala, bu diinyada yakm olmanm, karsisinda olmanm ve 
diinyada yaratmis oldugu fizik kanunlan ile gormenin dismda ola- 
rak, insanda bambaska bir gormek kuvveti yaratmaga kadirdir de- 
mekdir. Mesela, Chide bulunan kor bir kimseye, Endiiliisdeki siv- 
ri sinegi gostermege veya diinyadaki insana, ayda ve yildizda bulu- 
nani gostermege kadirdir ve caizdir. Boyle kuvvet, Allahii tealaya 
mahsusdur. ikinci olarak, diinyada gordiim demek, ayet-i kerime- 
ye ve alimlerin soz birligine uygun degildir. Bunun ipin, boyle bir- 
seyi soyliyen kimse (Miilhid) veya (Zindik) dir. Uciincii cevab ola- 
rak deriz ki, diinyada rii'yetin caiz olmasi, Onu diinyada, fizik ka- 
nunlan ile olan gormek caiz olur demek degildir. Halbuki, Allahii 
tealayi gordiim diyen kimse, baska seyleri gordiigu gibi gordiim 
demekdedir. Bu ise, caiz olmiyan bir gormekdir. Bunun gibi, kiifre 
sebeb olan seyleri soyliyen kimseye miilhid veya zindik denir. 
[Mevlana Halid hazretleri], bu cevablardan sonra (Dikkat ediniz!) 
buyuruyor. Bununla, ikinci cevabm daha saglam olduguna isaret 
ediyor. [(Miilhid) ve (Zindik), kendisinin musliman oldugunu soy- 
ler. (Miilhid) bu soziinde samimidir. Kendisinin musliman oldugu- 
na, dogru yolda bulunduguna inanmakdadir. (Zindik) ise, islam 
diismamdir. islamiyyeti iperden yikmak, miislimanlari aldatmak 
icin miisliman goriinmekdedir.] 

Allahii teala iizerinden, gece giindiiz ve zeman gecmesi diisii- 
ntilemez. Allahii tealada, hicbir bakimdan, hicbir degisiklik olmi- 
yacagi icin, gecmisde, gelecekde soyledir, boyledir denemez. Alla- 
hii teala, hicbir seye hulul etmez. Hicbir seyle birlesmez. [Si'ilerin, 
hazret-i Aliye hulul etmisdir diyen (Nusayri) ismindeki firkalan 
kafir olmakdadir.] Allahii tealamn ziddi, tersi, benzeri, ortagi, yar- 
dimcisi, koruyucusu yokdur. Anasi, babasi, oglu, kizi, esi yokdur. 
Her zeman, herkes ile hazir ve herseyi muhit ve nazirdir. Herkese 
can damarmdan daha yakmdir. Fekat, hazir olmasi, ihata etmesi, 
beraber ve yakin olmasi, bizim anladigimiz gibi degildir. Onun ya- 
kmhgi, alimlerin ilmi, fen adamlarmm zekasi ve Evliyamn "kadde- 
sallahii teala esrarehum ecma'in" kesf ve siihudii ile anlasilamaz. 
Bunlarm ic yiiziinii, insan akh kavnyamaz. Allahii teala, zatmda ve 
sifatlarmda birdir, hicbirinde degisiklik, baskalasmak olmaz. Te- 



[1] Ebiilhasen All bin Ismail Es'ari, 330 [m. 941] de Bagdadda vefat etdi. 

-23- 



fekkeru fi alaillahi ve la tetefekkeru fi zatillahi. Birinci cild, 46. ci 
mektubu okuyunuz! 

Allahii tealamn ismleri (Tevkiff)dir. Ya'ni, islamiyyetde bildi- 
rilen ismleri soylemek caiz olup, bunlardan baskasim soylemek 
caiz degildir. [Mesela Allahii tealaya alim denir. Fekat, alim de- 
mek olan fakih denmez. Ciinki, islamiyyet, Allahii tealaya fakih 
dememisdir. Bunun gibi, Allah adi yerine, tann demek caiz degil- 
dir. Ciinki tann, ilah, ma'bud demekdir. Mesela, hindlilerin tann- 
lan inekdir, denilmekdedir. (Birdir Allah, Ondan baska tann yok) 
denilebilir. Baska dillerdeki Dieu, Gott ve God kelimeleri de, 
ilah, ma'bud ma'nasma kullamlabilir. Allah adi yerine kullamla- 
maz.] 

Allahii tealamn ismleri sonsuzdur. Binbir ismi var diye meshur- 
dur. Ya'ni, ismlerinden binbir danesini insanlara bildirmisdir. Mu- 
hammed aleyhisselamm dininde, bunlardan doksandokuzu bildi- 
rilmisdir. Bunlara (Esma-i hiisna) denir. 

Allahii tealamn (Sifat-i zatiyye)si altidir. [Bunlan yukanda bil- 
dirmisdik.] (Sifat-i siibutiyye)si, (Matiiridiyye) mezhebinde sekiz- 
dir. (E$'ariyye) mezhebinde ise yedidir. Bu sifatlan da, zati gibi, 
ezelidir, ebedidir. Ya'ni sonsuz olarak vardirlar. Mukaddesdirler. 
Mahluklann sifatlan gibi degildirler. Akl ile, zan ile ve diinyadaki- 
lere benzetilerek anlasilamazlar. Allahii teala, bu sifatlanndan hi- 
rer ornek, insanlara ihsan buyurmusdur. Bunlan gorerek, Allahii 
tealamn sifatlan biraz anlasilabilir. insan, Allahii tealayi anhyami- 
yacagi icin, Allahii tealayi diisiinmek, anlamaga kalkismak caiz de- 
gildir. Allahii tealamn sekiz sifat-i siibutiyyesi, zatmm aym da de- 
gildir, gayn da degildir. Ya'ni sifatlan, kendisi degildir. Kendisin- 
den baska da degildir. Bu sekiz sifat: 

Hayat, ilm, sem', basar, kudret, kelam, irade ve tekvin'dir. 
Es'ariyye mezhebinde, tekvin sifati, kudret sifati ile birdir. Mesiy- 
yet de, irade demekdir. 

Allahii tealamn sekiz sifatindan herbiri basitdir, bir haldedir. 
Hicbirinde, hicbir degisiklik olmaz. Fekat, mahluklara te'alluk ba- 
kimmdan herbiri cokdur. Bir sifatm mahluklara te'alluku, etkisi 
bakimmdan cok olmasi, bunun basit olmasma zarar vermez. Bu- 
nun gibi, Allahii teala, bu kadar cesidli mahluklan yaratdi ve hep- 
sini, her an, yok olmakdan korumakdadir. Fekat, O, yine birdir. 
Onda degisiklik olmaz. Her mahluk, her an, her bakimdan Ona 
muhtacdir. O, hie kimseye muhtac degildir. 

2 — Iman edilmesi, inamlmasi lazim olan alti seyden ikincisi: 
(Onun meleklerine inanmakdir). Melek, elci, haber verici veya 

-24- 



kuvvet demekdir. Melekler, cismdir. Latifdir. Gaz halinden de da- 
ha latifdirler. Nuranidirler. Diridirler. Akllidirlar. insanlardaki ko- 
tiiliikler, meleklerde yokdur. Her sekle girebilirler. Gazlar, sivi ve 
kati oldugu gibi ve kati olunca, sekl aldigi gibi, melekler de giizel 
sekller alabilirler. Melekler, biiyiik insanlarm bedeninden aynlan 
ruhlar degildirler. Hiristiyanlar, melekleri, boyle ruh zan ediyor. 
Enerji, kuvvet gibi, maddesiz de degildirler. Eski felesoflardan bir 
kismi, boyle zan ediyordu. Hepsine (Melaike) denir. Melekler, her 
canhdan once yaratildi. Onun icin, kitablara imandan once, melek- 
lere iman edilmesi bildirildi. Kitablar da, Peygamberlerden once- 
dir. Kur'an-i kerimde de, inamlacak seylerin ismi, bu sira ile bildi- 
rilmekdedir. 

Meleklere iman soyle olmalidir: Melekler, Allahii tealamn 
kullandir. Ortaklan degildir. Kizlan degildir. Kafirler, miisrikler, 
oyle zan etdiler. Allahii teala, meleklerin hepsini sever. Allahii te- 
alamn emrlerine ita'at ederler. Gunah islemezler. Emrlere isyan 
etmezler. Erkek ve disi degildirler. Evlenmezler. Cocuklan ol- 
maz. Hayat sahibi, diridirler. Abdullah ibni Mes'uddan "radiyal- 
lahii anh" gelen haberde, meleklerden bir kismimn cocuklan ol- 
dugu, Iblis ve cin bunlardan oldugu bildirilmekde ise de, bunun 
cevabi kitablarda uzun yazihdir. Allahii teala, insanlan yarataca- 
gim buyurdugu zeman, (Ya Rabbi! Yer yuzunii ifsad edecek ve 
kan dokecek mahluklan mi yaratacaksm?) gibi meleklerin (Zel- 
le) denilen siialleri, bunlann ma'sum, giinahsiz olmalanna zarar 
vermez. 

Sayisi encok olan mahluk meleklerdir. Bunlann sayilanm Alla- 
hii tealadan baska kimse bilmez. Goklerde, meleklerin ibadet et- 
medikleri, bos bir yer yokdur. Goklerin her yeri, rtiku'da veya sec- 
dede olan meleklerle doludur. Goklerde, yerlerde, otlarda, yildiz- 
larda, canhlarda, cansizlarda, yagmur damlalannda, agaclarm yap- 
raklannda, her molekiilde, her atomda, her reaksiyonda, her hare- 
ketde, herseyde meleklerin vazifeleri vardir. Her yerde, Allahii te- 
alamn emrlerini yaparlar. Allahii teala ile mahluklan arasmda va- 
sitadirlar. Ba'zilan, diger meleklerin amiridir. Ba'zilan, Peygam- 
berlere haber getirir. Ba'zilan, insanlarm kalbine iyi dtisunce geti- 
rir ki, buna (Illiam) denir. Ba'zilarmm, insanlardan ve biitiin mah- 
luklardan haberi yokdur. Allahii tealamn cemali karsismda kendi- 
lerinden gecmislerdir. Herbirinin belli yeri vardir. Oradan aynla- 
mazlar. Ba'zismm iki, ba'zisimn dort veya daha cok kanadi vardir. 
[Her hayvamn kanadi ve tayyarelerin kanadlan, kendilerinin yapi- 
sinda olup, birbirlerine benzemedigi gibi, meleklerin kanadi da, 
kendi cinslerindendir. insan, gormedigi, bilmedigi birseyin adini 

-25- 



isitince, bunu bildigi seyler gibi zan edip aldanir. Meleklerin ka- 
nadlan vardir. Inamrrz. Fekat, nasil oldugunu bilemeyiz. Kiliseler- 
de ve ba'zi mecmu'a ve filmlerde, melek diye goriilen kanadh ka- 
dm resmleri uydurmadir. Miislimanlar boyle resm yapmaz. Miisli- 
man olmiyanlarm yapdigi bu bozuk resmleri dogru sanmamah, 
diismanlara aldanmamalidir.] Cennet melekleri, Cennetdedir. 
Bunlarm biiyiiklerinin adi (Ridvan)dir. Cehennem meleklerine 
(Zebani) denir. Bunlar, Cehennemde emr olunan vazifelerini ya- 
par. Cehennem atesi bunlara zarar vermez. Denizin baliga zararh 
olmamasi gibidir. Cehennem zebanilerinin biiyiikleri ondokuzdur. 
En biiyugiiniin ismi (Malik) dir. 

Her insanm hayr ve ser, biitiin islerini yazan, ikisi gece, ikisi 
giinduz gelen dort melege, (Kiramen katibin) veya (Hafaza melek- 
leri) denir. Hafaza meleklerinin, bunlardan baska oldugu da, bildi- 
rilmisdir. Sag tarafdaki melek, soldakinin amiridir ve iyi isleri ve 
ibadetleri yazar. Soldaki, kotiilukleri yazar. Kabrlerde, kafirlere ve 
asi miislimanlara azab edecek melekler ve kabrde siial soracak me- 
lekler vardir. Siial meleklerine (Miinker ve Nekir) denir. Mii'min- 
lere soranlara (Miibe$$ir ve Besir) de denir. 

Meleklerin birbirlerinden ustunlukleri vardir. En tistunleri 
dortdiir. Bunlarm birincisi (Cebrail) aleyhisselamdir. Bunun vazi- 
fesi, Peygamberlere (Vahy) getirmek, emr ve yasaklan bildirmek- 
dir. Ikincisi (Sur) denilen boruyu ufurecek olan (isrartl) aleyhis- 
selamdir. Suru iki def a iifurecekdir. Birincisinde, Allahii teala- 
dan baska her diri olecekdir. ikincisinde, hepsi tekrar dirilecek- 
dir. Uciincusii, (Mikail) aleyhisselamdir. Ucuzluk, pahahhk, kit- 
hk, bolluk, [Iktisadi nizam] yapmak, [ferahhk ve huzur getirmek] 
ve her maddeyi hareket etdirmek, bunun vazifesidir. Dordiincii- 
sii, (Azrail) aleyhisselamdir. insanlarm ruhunu alan budur. [Fari- 
si dilinde ruha, can denir.] Bu dort melekden sonra ustiin olan 
melekler, dort simfdir: (Hamele-i Ars) denen melekler, dort da- 
nedir. Kiyametde sekiz olacaklardir. Huzur-i ilahide bulunan me- 
leklere, (Mukarrebin) denir. Azab meleklerinin buyiiklerine, 
(Kerubiyan) denir. Rahmet meleklerine, (Ruhaniyan) denir. 
Bunlarm hepsi, meleklerin, havassi, ya'ni ustiinleridir. Bunlar, 
Peygamberlerden baska "aleyhimiissalevatii vetteslimat", biitiin 
insanlardan daha iistiindiir. Miislimanlarm salihleri ve velileri, 
meleklerin avamindan, ya'ni, asagilarmdan daha efdal, daha iis- 
tiindiir. Meleklerin avami, miislimanlarm avamindan, ya'ni asi ve 
fasiklardan efdaldir. 

Kafirler ise, her mahlukdan daha asagidir. Surun birinci iifii- 
riilmesinde, dort biiyiik melekden ve hamele-i Arsdan baska, bti- 

-26- 



tun melekler de yok olacakdir. Bundan sonra, hamele-i Ars ve da- 
ha sonra dort melek yok olacakdir. Ikincisinde, once biitiin me- 
lekler dirilecekdir. Hamele-i Ars ile bu dort melek, surun ikinci 
iifiirulmesinden once dirilecekdir. Demek ki, bu melekler, biitiin 
canhlardan once yaratildiklan gibi, her canhdan sonra yok olacak- 
lardir. 

3 — Iman edilmesi lazim olan alti seyden iiciincusii: ( Allahii te- 
alanin indirdigi kitablarina inanmakdir). Allahii teala, bu kitabla- 
n, melek ile, ba'zi Peygamberlerin miibarek kulaklarma soyliye- 
rek, ba'zilarma ise, levha iizerinde yazih olarak, ba'zilarma da, me- 
leksiz isitdirerek indirdi. Bu kitablarm hepsi Allahii tealamn kela- 
midir. Ebedive ezelidirler. Mahluk degildirler. Bunlar, meleklerin 
veya Peygamberlerin kendi sozleri degildir. Allahii tealamn kela- 
mi, bizim yazdigimiz ve zihnlerimizde tutdugumuz ve soyledigimiz 
kelam gibi degildir. Yazida, sozde ve zihnde bulunmak gibi degil- 
dir. Harfli ve sesli degildir. Allahii tealamn ve sifatlarmm nasil ol- 
dugunu, insan anhyamaz. Fekat, o kelami, insanlar okur. Zihnler- 
de saklamr ve yazihr. Bizimle beraber olunca, hadis olur. Allahii 
tealamn kelami, insanlarla beraber olunca, mahluk ve hadisdir. Al- 
lahii tealamn kelami oldugu dusiiniiliince, kadimdir. 

Allahii tealamn indirdigi kitablarm hepsi hakdir, dogrudur. Ya- 
lan, yanhs olamaz. Ceza, azab yapacagim deyip de afv etmesi caiz 
denildi ise de, bizim bilemedigimiz sartlara veya Onun iradesine, 
istegine baghdir. Yahud, kulun hak etdigi azabi afv eder demekdir. 
Cezayi, azabi bildiren kelam, birseyi haber vermek degildir ki, afv 
edince, yalancihk olsun. Allahii tealamn va'd etdigi ni'metleri ver- 
memesi caiz degil ise de, azablan afv etmesi caizdir. Akl da, ayet-i 
kerimeler de, boyle oldugunu gostermekdedir. 

Bir mani', sikmti olmadikca, ayet-i kerimelere ve hadis-i serif- 
lere, acikca anlasilan ma'nalan vermek lazimdir. Bunlara benzi- 
yen baska ma'na vermek caiz degildir. [Kur'an-i kerim ve hadis-i 
serifler Kureys liigati ve lehcesi iledir. Kelimelere, bindortyiiz se- 
ne once, Hicazda kullamlan ma'nalan vermek lazimdir. Zemanla 
degisip, bugiin kullamlan ma'nalan vererek terceme yapmak dog- 
ru degildir.] (Miitesabihat) denilen ayet-i kerimelerde, anlasilami- 
yan gizli ma'nalar vardir. Bunlarm ma'nasim, ancak Allahii teala 
bilir ve kendilerine (ilm-i lediinni) verilen pek az secilmis biiyiik- 
ler, kendilerine bildirildigi kadar, anhyabilirler. Baska kimse anh- 
yamaz. Onun icin, miitesabih ayetlerin, Allah kelami olduguna 
iman etmeli, ma'nalanm arasdirmamahdir. Es'ari mezhebindeki 
alimler, boyle ayetleri, kisaca veya genis olarak (Te'vil) etmek ca- 
iz olur dedi. Te'vil demek, kelimenin cesidli ma'nalan arasmdan 

-27- 



meshur olmiyam secmek demekdir. Mesela Isra suresinde, (Alla- 
hin eli, onlarin ellerinin iistiindedir) mealindeki ayet-i kerime, Al- 
lahii tealamn kelamidir. Allahii teala, bununla neyi murad ediyor 
ise, oylece inandim demelidir. Bunun ma'nasim ben anhyamam, 
ancak Allahii teala bilir demek, en iyi yoldur. Yahud Allahii teala- 
mn ilmi, bizim ilmimiz gibi degildir. Iradesi bizim irademize ben- 
zemez. Allahii tealamn eli de, kullarm elleri gibi degildir. 

Allahii tealamn indirdigi kitablarda, ba'zi ayetlerin yalmz 
okunmasi, yahud yalmz ma'nasi veya ikisi birden (Nesh) edilmis, 
Allahii teala tarafmdan degisdirilmisdir. Kur'an-i kerim, biitiin ki- 
tablan nesh etmis, hiikmlerini yiiriirliikden kaldirmisdir. Kur'an-i 
kerimde, kiyamete kadar, hicbir zeman, yanhshk, unutulmak, zi- 
yade ve noksanhk olmaz. Gecmisdeki ve gelecekdeki biitiin ilm- 
ler, Kur'an-i kerimde vardir. Bunun icin, biitiin semavi kitablar- 
dan iistiin ve kiymetlidir. Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" en biiyiik mu'cizesi, Kur'an-i kerimdir. Biitiin insanlar ve cin 
bir araya gelse, hepsi, Kur'an-i kerimin en kisa bir suresi gibi bir 
soz soyliyebilmek icin ugrassalar, soyliyemezler. Arabistamn be- 
lig, edib, fasih sairleri bir araya geldi. Cok ugrasdilar. Bir kisa ayet 
gibi bir soz soyliyemediler. Kur'an-i kerime karsi duramadilar. 
Saskma dondiiler. Allahii teala, islam diismanlanm, Kur'an-i ke- 
rim karsismda aciz, maglub etmekdedir. Kur'an-i kerimin belaga- 
ti, insan giiciiniin iistiindedir. insanlar, onun gibi soylemekden 
aciz kalmakdadir. Kur'an-i kerimin ayetleri, insanlarm nazmma, 
veznli olmiyan nesrine, kafiyeli sozlerine benzemiyor. Bununla 
beraber, Arabistandaki ediblerin, kullandigi harflerle soylenmis- 
dir. 

Semavi kitablardan bize bildirileni yiiz dortdtir. Bunlardan on 
suhuf (Adem) aleyhisselama, elli suhuf Sis (Sit) aleyhisselama, 
otuz suhuf (Idris) aleyhisselama, on suhuf (Ibrahim) aleyhisselama 
indirildigi meshurdur. (Tevrat) kitabi Musa aleyhisselama, (Ze- 
bur) kitabi Daviid aleyhisselama, (incil) kitabi Isa aleyhisselama 
ve (Kur'an-i kerim) Muhammed aleyhisselama indirilmisdir. 

Bir insan, emr vermek veya yasak etmek veya birsey sormak, 
bir haber vermek istese, once bunlan zihnde diistiniir, hazirlar. 
Zihnde bulunan bu ma'nalara (Kelam-i nefsi) derler. Bu ma'nala- 
ra arabi, farisi veya tiirkce denemez. Cesidli dillerde soylenmesi, 
bunlann baska baska ma'nalar almasma sebeb olmaz. Bu ma'na- 
lan anlatan sozlere (Kelam-i lafzf) denir. Kelam-i lafzi, cesidli dil- 
lerle anlatilabilir. Bundan anlasihyor ki, kelam-i nefsi, baska sifat- 
lar gibi, mesela ilm, irade, gormek... gibi, kelam sahibinde bulu- 
nan, basit, degismez, ayn bir sifatdir. Kelam-i lafzi ise, kelam-i 

-28- 



nefsiyi anlatan ve insanin kulagma gelen ve soyliyenin agzmdan 
cikan harfler toplulugudur. Iste Allahii tealamn kelami, hie sus- 
mak olmiyan ve mahluk olmiyan ve zati ile bulunan, ezeli ve ebe- 
di bir kelamdir. Sifat-i zatiyyesinden ve ilm, irade gibi, sifat-i sii- 
butiyyelerinden baska olarak, bash basma bir sifatdir. 

Kelam sifati da basitdir. Hie degismez. Harfli, sesli degildir. 
Emr, yasak, haber vermek gibi ve arabi, farisi, ibrani, tiirkce, siir- 
yani olmak gibi baskalasmasi, parcalanmasi yokdur. Boyle sekller 
almaz. Yazilmaz. Zihn, kulak ve dil gibi aletlere, vasitalara muhtac 
degildir. Hangi dil ile soylemek istense, soylenebilir. Boylece, ara- 
bi soylenirse, Kur'an-i kerim denir. ibrani olarak soylenirse, Tev- 
ratdir. Siiryani olunca, incildir. [(Serh-ul-mekasid) [11 kitabmda, yu- 
nani soylenirse incil, siiryani olunca, Zeburdur diyor.] 

Kelam-i ilahi cesidli seyleri bildirir. Kissalan, ya'ni olaylan bil- 
dirirse (Haber) olur. Boyle olmazsa, (insa) olur. Yapilmasi lazim 
olan seyleri bildirirse, (Emr) olur. Yasaklan bildirirse, (Nehy) 
olur. Fekat, kelam-i ilahide hie degisiklik ve cogalmak olmaz. inen 
kitablann ve sahifelerin hepsi, Allahii tealamn kelam sifatmdan- 
dirlar. Kelam sifatmdan, ya'ni kelam-i nefsidendirler. Arabi olun- 
ca, Kur'an-i kerimdir. Harfli olup, yazilan ve soylenen ve isitilen 
ve zihnde ezberlenen, nazm halinde indirilen vahye (Kelam-i laf- 
zi) ve (Kur'an-i kerim) denir. Bu kelam-i lafzi, kelam-i nefsiyi gos- 
terdigi icin, buna da, kelam-i ilahi ve sifat-i ilahi demek caizdir. 
Hepsine Kur'an-i kerim denildigi gibi, parcalarma da Kur'an de- 
nilir. 

Kelam-i nefsinin mahluk olmadigim, kadim oldugunu, dogru 
yolun alimleri sozbirligi ile soylemekdedir. Kelam-i lafzinin hadis 
veya kadim olmasmda sozbirligi yokdur. Hadis oldugunu bildiren- 
lerden bir kismi, kelam-i lafzinin hadis oldugunu soylememelidir 
dedi. Eger, hadis denilirse, kelam-i nefsinin hadis oldugu anlasila- 
bilir buyurdular. En iyi soz de budur. insanlarm zihni, birseyi gos- 
tereni isitince, hemen o seyi hatirlar. Ehl-i siinnet alimlerinden, 
Kur'an-i kerim hadisdir diyenlerin bu sozu, agzimizla okudugu- 
muz, ses ve kelimelerin mahluk oldugunu bildirmekdedir. Ehl-i 
siinnet alimleri sozbirligi ile, kelam-i lafzinin de, nefsinin de, Allah 
kelami oldugunu soylediler. Bu sozde, mecaz yoluna sapanlar oldu 
ise de, Kelam-i nefsi Allah kelamidir demek, Allahii tealamn ke- 
lam sifatidir demekdir. Kelam-i lafzi Allah kelamidir demek, Alla- 
hii teala onun hahkidir demekdir. 



[1] Serh-iil-mekasidi Sa'diiddin Teftazani yazmis, 792 [m. 1389] da Se- 
merkandda vefat etmisdir. 

-29- 



Siial: Yukandaki yazilardan anlasihyor ki, Allahii tealamn eze- 
K olan kelami isitilmez. Allah kelamim isitdim demek, okunan ses 
ve kelimeleri isitdim demek olur. Yahud, okunan ses ve ezeli olan 
kelam-i nefsiyi anladim demek olur. Biitiin Peygamberler, hatta 
herkes, bu iki seklde de isitebilmekdedir. Musa aleyhisselami, (ke- 
limullah) diye ayirmamn sebebi nedir? 

Cevab: Musa aleyhisselam, adet-i ilahiyyenin dismda olarak, 
harfsiz, sessiz olan kelam-i ezeliyi isitdi. Cennetde, anlasilamaz ve 
anlatilamaz olarak, Allahii teala goriilecegi gibi, anlatilamaz ola- 
rak isitdi. Baska kimse, boyle isitmedi. Yahud, Allah kelamim, ses- 
le isitdi. Fekat, yalmz kulakla degil. Viicudiinun her zerresi, her 
yandan isitdi. Yahud, yalmz agac tarafindan isitdi. Fekat, ses ile de- 
gildi. Hava titresimi veya baska olaylarla isitmedi. Bu iic halden bi- 
ri ile isitdigi icin (Kelimullah) adina kavusdu. Muhammed aleyhis- 
salatii vesselamin, mi'rac gecesinde, kelam-i ilahiyi isitmesi ve 
Cebrail aleyhisselamm vahy ahrken isitmesi de boyle idi. 

4 — Iman edilmesi, inamlmasi lazim olan alti seyden dordiincii- 
sii, (Allahii tealamn Peygamberlerine inanmakdir). insanlan, Al- 
lahii tealamn begendigi yola kavusdurmak, dogru yolu gostermek 
icin gonderilmislerdir. Riisiil, resuller demekdir. Liigatde, gonde- 
rilmis zat ve haberci demekdir. islamiyyetde (Resul) demek, yara- 
tihsi, huyu, ilmi, akh, zemamnda bulunan biitiin insanlardan ustiin, 
kiymetli, muhterem bir zat demekdir. Hicbir kotii huyu, begenil- 
miyecek hali yokdur. Peygamberlerde (tsinet) sifati vardir. Ya'ni 
Peygamber oldugu bildirilmeden once ve bildirildikden sonra, kii- 
ciik ve biiyiik hicbir giinah islemez. [islamiyyeti icerden yikmak is- 
tiyen kafirler, Muhammed aleyhisselam Peygamber olmadan on- 
ce, heykellerin oniinde kurban keserdi diyorlar ve mezhebsizlerin 
kitablanm da vesika olarak gosteriyorlar. Bu cirkin iftiralarmm ya- 
lan oldugu, yukandaki satirlardan anlasilmakdadir.] Peygamber 
oldugu bildirildikden sonra, Peygamber oldugu yayilmcaya, anlasi- 
lmcaya kadar, korliik, sagirhk ve benzerleri ayb ve kusurlan da ol- 
maz. Her Peygamberde yedi sifatm bulunduguna inanmak lazim- 
dir: Emanet, sidk, teblig, adalet, ismet, fetanet ve eniniil-azl. Ya'ni 
Peygamberlikden azl edilmezler. Fetanet, cok akilh, cok anlayish 
demekdir. 

Yeni bir din getiren Peygambere (Resul) denir. Yeni din getir- 
meyip, insanlan, onceki dine da'vet eden Peygambere (Nebi) de- 
nir. Emrleri teblig etmekde ve insanlan, Allahii tealamn dinine 
cagirmakda, Resul ile Nebi arasmda bir aynhk yokdur. Peygam- 
berlere iman etmek, aralarmda hicbir fark gormiyerek, hepsinin 

-30- 



sadik, dogru sozlii olduguna inanmak demekdir. Onlardan birine 
inanmiyan kimse, hicbirine inanmarms olur. 

Peygamberlik; cahsmakla, aclik, sikmti cekmekle ve cok ibadet 
yapmakla ele gecmez. Yalmz Allahii tealamn ihsani, secmesi ile 
olur. Insanlarm diinyadaki ve ahiretdeki islerinin diizgiin ve faide- 
li olmasi icin ve zararh islerden koruyup, selamete, hidayete, raha- 
ta kavusdurmak icin, Peygamberler vasitasi ile dinler gonderilmis- 
dir. Diismanlan cok oldugu ve alay etdikleri, iizdiikleri halde, Al- 
lahii tealamn, inanmak icin ve yapmak icin olan emrlerini insanla- 
ra teblig etmekde, bildirmekde, diismanlardan korkmarms, goz 
kirpmamislardir. Allahii teala, Peygamberlerin sidk sahibi olduk- 
larini, dogru soylediklerini gostermek icin, Onlan mu'cizelerle 
kuvvetlendirdi. Hie kimse bu mu'cizelere karsi gelemedi. Peygam- 
beri kabul edip inanan kimseye, o Peygamberin (Ummeti) denir. 
Kryamet giiniinde, iimmetlerinden, giinahi cok olanlara sefa'at et- 
meleri icin izn verilecek ve sefa'atleri kabul olacakdir. Ummetle- 
rinden, alim, salih, Veli olanlanna da, sefa'at etmeleri icin Allahii 
teala izn verecek ve sefa'atlerini kabul buyuracakdir. Peygamber- 
ler "aleyhimussalevatii vetteslimat", mezarlannda, bizim bilmedi- 
gimiz bir hayat ile diridir. Miibarek viicudlanm toprak ciiriitmez. 
Bunun icindir ki, hadis-i serifde, (Peygamberler, mezarlannda, ne- 
maz kilarlar ve hac ederler) buyuruldu. 

[Simdi, Arabistanda bulunan (Vehhabi) adindaki kimseler, bu 
hadis-i seriflere inanmiyorlar. Bunlara inanan hakiki muslimanla- 
ra kafir diyorlar. Ma'nalan acik olmayip, siibheli olan nasslan yan- 
hs te'vil etdikleri icin, kendileri kafir olmuyor ise de, (Bid'at sahi- 
bi) oluyorlar. Miislimanlara cok zarar veriyorlar. Vehhabilik, Mu- 
hammed bin Abdiilvehhab isminde Necdli bir ahmak tarafmdan 
kuruldu. Ingiliz casusu Hempher, ibni Teymiyyenin 111 sapik fikrle- 
rini ileri siirerek, bunu aldatdi. Abduh p! ismindeki bir Misrhnm ki- 
tablan ile, tiirklere ve her yere yayildi. Bunlarm besinci mezheb 
degil, dalaletde, yanhs yolda olduklanni, (Ehl-i siinnet) alimleri, 
yiizlerce kitablarmda bildirmislerdir. (Se'adet-i ebediyye) ve (Ki- 
yamet ve Ahiret) kitablarmda bunlar uzun bildirilmisdir. Allahii 
teala, gene din adamlanm ingilizlerin cikardigi, vehhabilik yoluna 
kaymakdan muhafaza buyursun. Hadis-i serifler ile medh olunan 
(Ehl-i siinnet) alimlerinin yolundan ayirmasin!] 

Peygamberlerin "aleyhimiisselam" miibarek gozleri uyurken, 



[1] Ahmed ibni Teymiyye, 728 [m. 1328] de Samda vefat etdi. 
[2] Muhammed Abduh, 1323 [m. 1905] de Misrda vefat etdi. 

-31- 



kalb gozleri uyumaz. Peygamberlik vazifelerini gormekde, Pey- 
gamberlik ustiinliiklerini tasimakda, biitiln Peygamberler miisavi- 
dir. Yukanda bildirdigimiz yedi sey, hepsinde vardir. Peygamber- 
ler, Peygamberlikden azl edilmez, atilmaz. Velilerden ise, evliyahk 
alinabilir. Peygamberler "aleyhimiissalevatii vetteslimat" insan- 
dan olur. Cinden, melekden insanlara Peygamber olmaz. Cin ve 
melek, Peygamberlerin derecelerine yiikselemez. Peygamberlerin, 
birbirleri tizerinde, serefleri, usttinlukleri vardir. Mesela ummetle- 
rinin cok olmasi, gonderildikleri memleketlerin biiyiik olmasi, ilm 
ve ma'rifetlerinin cok yerlere yayilmasi, mu'cizelerinin daha cok 
ve devamli olmasi ve kendileri icin ayn kiymetler ve ihsanlar bu- 
lunmasi gibi iistiinliikler bakimmdan, ahir zeman Peygamberi 
(Muhammed) aleyhisselam, biitiin Peygamberlerden daha iistiin- 
dilr. UliiFazm olan Peygamberler, boyle olmryanlardan ve Resul- 
ler, resul olmryan Nebilerden daha iistiindiirler. 

Peygamberlerin "aleyhimiissalevatii vetteslimat" sayisi belli 
degildir. Yiizyirmidortbinden cok olduklan meshurdur. Bunlar- 
dan ucyiizoniic veya iicyiizonbes adedi Resuldtir. Bunlann icinden 
de, altisi daha yiiksekdir. Bunlara (Uliil'azm) Peygamberler denir. 
UliiFazm Peygamberler, Adem, Nuh, Ibrahim, Musa, Isa ve Mu- 
hammed Mustafadir "aleyhimiissalatii vesselam". 

Peygamberlerin icinde otuziic adedi meshurdur. Bunlann ism- 
leri: Adem, Idns, Sit veya (Sis), Nuh, Hud, Salih, Ibrahim, Lut, is- 
ma'fl, Ishak, Ya'kub, Yusiif, Eyyub, Su'ayb, Musa, Harun, Hidir, 
Yusa' bin Nun, Ilyas, Elyesa', Ziilkifl, Sem'un, ismoil, Yuniis bin 
Meta, Daviid, Siileyman, Lokman, Zekeriyya, Yahya, Uzeyr, Isa 
bin Meryem, Ziilkarneyn ve Muhammed aleyhi ve aleyhimiissala- 
tii vesselamdir. 

Bunlardan, yalmz yirmisekizinin ismleri Kur'an-i kerimde bil- 
dirilmisdir. Sit, Hidir, Yusa', Sem'un ve ismoil bildirilmemisdir. 
Bu yirmisekizden Ziilkarneyn, Lokman, Uzeyrin ve Hidirm Pey- 
gamber olup olmadiklan kat'i belli degildir. (Mektubat-i Ma'sii- 
miyye) C. 2, 36. ci mektubda, Hidir aleyhisselamin Peygamber ol- 
dugunu bildiren haberlerin kuvvetli oldugunu yazmakdadir. 182. ci 
mektubda, Hidir aleyhisselamin, insan seklinde gortilmesi ve ba'zi 
isleri yapmasi, Onun hayatda oldugunu gostermez. Allahii teala 
Onun ve bircok Peygamberlerin ve velilerin ruhlannm insan sek- 
linde goriilmesine izn vermisdir. Onlari gormek hayatda olduklan- 
m gostermez, demekdedir. Ziilkifl aleyhisselamin ikinci ismi Har- 
kildir. Bunun ilyas veya idris yahud Zekeriyya aleyhisselam oldu- 
gunu soyliyenler de vardir. 

-32- 



Ibrahim aleyhisselam, Halilullahdir. Ciinki, bunun kalbinde, 
Allahii tealanm sevgisinden baska, hicbir mahlukun sevgisi yokdu. 
Musa aleyhisselam, Kelimullahdir. Ciinki, Allahii teala ile konus- 
du. Isa aleyhisselam, Kelimetullahdir. Ciinki, babasi yokdur. Yal- 
niz (OL) kelime-i ilahiyyesi ile anasmdan diinyaya geldi. Bundan 
baska, Allahii tealanm hikmet dolu kelimelerini, va'z vererek, in- 
sanlarm kulaklanna ulasdinrdi. 

Adem ogullanmn en iistiinii, en sereflisi, en kiymetlisi ve mah- 
luklarm yaratilmasma sebeb olan Muhammed aleyhisselam, Habi- 
bullahdir. Onun Habibullah oldugunu ve biiyiikliigunu, iistunliigu- 
nii gosteren seyler pek cokdur. Bunun icin, Ona, maglub olmak, 
bozguna ugramak gibi sozler soylenemez. Kiyametde, herkesden 
once kabrden kalkacakdir. Mahser yerine once gidecekdir. Cenne- 
te herkesden once girecekdir. Mu'cizeleri, sayilmakla bitmez ve 
saymaga insan giicii yetismez ise de, mi'rac mu'cizesini yazmakla, 
yazilanmizi stisliyelim: 

Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" yatagmda iken 
uyandinhp, miibarek bedeni ile, Mekke sehrinden Kudiisdeki 
Mescid-i aksaya ve oradan goklere ve yedinci gokden sonra, Alla- 
hii tealanm diledigi yerlere gotiiriildii. Mi'raca, boylece inanmak 
lazimdir. [isma'ili sapik firkasinda olanlar ve islam alimi sekline 
btiriinen din diismanlan, mi'rac bir hal idi, yalmz ruh ile oldu. Be- 
den ile gitmedi diyerek ve yazarak gencleri aldatmaga cahsiyorlar. 
Boyle bozuk kitablan almamah, bunlara aldanmamahdir. Mi'ra- 
cin nasil oldugu, bircok kiymetli kitablarda, mesela (§ifa-i se- 
rif) [11 de uzun yazihdir. (Se'adet-i ebediyye) kitabmda da genis an- 
latilmisdir.] Mekke-i miikerremeden (Sidre-tiil-munteha)ya ka- 
dar, Cebrail aleyhisselam ile birlikde gitdi. (Sidre-tul-miinteha), 
altmci ve yedinci goklerde bir agacdir ki, biitiin bilgiler ve biitiin 
yiikselisler oradan ileri gecemez. Resul-i ekrem "sallallahii aleyhi 
ve sellem" efendimiz, Sidrede, Cebrail aleyhisselami, altiyiiz ka- 
nadi ile kendi seklinde gordii. Cebrail aleyhisselam Sidrede kaldi. 
Mekkeden Kudiis-i serife kadar veya yedinci goke kadar, (Burak) 
iistiinde gotiiriildii. (Burak), beyaz renkli, katirdan kiicuk ve mer- 
kebden biiyiik bir Cennet hayvamdir. Diinya hayvanlanndan de- 
gildir. Erkekligi, disiligi yokdur. Cok hizh giderdi. Goziin gorebil- 
digi uzakliga ayagim basardi. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem", (Mescid-i aksa)da, Peygamberlere imam olup, yatsi yahud 
sabah nemazim kildirdi. Peygamberlerin ruhlan, kendi insan sekl- 
lerinde orada bulundu. (Kudiis)den yedinci goke kadar (Mi'rac) 



[1] Sifayi yazan kadi Iyad maliki, 544 [m. 1150] de Merrakiisde vefat etdi. 

— 33 — Herkese Lazim Olan Iman: F-3 



adindaki bilinmeyen bir merdivenle bir anda cikanldi. Yolda me- 
lekler, saga sola dizilmis, Resulullahi medh-u sena ederlerdi. Her 
goke gelince Cebrail aleyhisselam Resulullahm tesrif etdigini ha- 
ber ve miijde verirdi. Her birinde, bir Peygamberi goriip selamlas- 
di. (Sidre)de sasilacak cok seyler gordu. Cennetdeki ni'metleri, 
Cehennemdeki azablan gordti. Cenab-i Hakkm cemalini gormek 
arzusundan ve zevkinden, Cennetdeki ni'metlerin hicbirine bak- 
madi. Sidreden ileriye, yalmz olarak, nurlar arasmda ilerledi. Me- 
leklerin kalemlerinin seslerini isitdi. Yetmisbin perdeden gecdi. 
Iki perde arasi, besyiiz senelik yol gibi idi. Bundan sonra, giines- 
den daha parlak (Refref) admda bir dosek iizerinde Kiirsiden gec- 
di. Ars-i ilahiye erisdi. Arsdan, zemandan, mekandan, madde 
alemlerinden disan cikdi. Cenab-i Hakkm kelamini isitecek ma- 
kama vardi. 

Zemansiz ve mekansiz olarak, ahiretde Allahii tealanm goriile- 
cegi gibi, anlasilamiyan ve anlatilamiyan bir halde, Allahii tealayi 
gordti. Harfsiz ve sessiz olarak, Allahii teala ile konusdu. Allahii 
tealayi, tesbih, hamd ve sena eyledi. Sayisiz ikramlara, sereflere 
kavusdu. Kendine ve iimmetine elli vakt nemaz farz oldu ise de, 
Musa aleyhisselamm isareti ile, yavas yavas bes vakte indirildi. 
Bundan once, yalmz sabah ile ikindi yahud yatsi nemazlan kihmr- 
di. Bu kadar uzun yolculukdan ve ikramlara, ihsanlara kavusduk- 
dan sonra ve sasilacak nice seyler gortip isitdikden sonra, yatagina 
geldi. Yeri daha sogumamis idi. Bildirdiklerimizin bir kismi, ayet-i 
kerimelerle, bir kismi da, hadis-i seriflerle haber verilmisdir. Hep- 
sine inanmak vacib degil ise de, Ehl-i siinnet alimleri bildirdigi icin, 
bu haberleri kabul etmiyen, Ehl-i siinnetden aynlmis olur. Ayet-i 
kerimeye veya hadis-i seriflere inanmiyan ise, kafir olur. 

Muhammed aleyhisselamm (Seyyid-iil-enbiya) oldugunu, ya'ni 
Peygamberlerin "aleyhimussalevatu vetteslimat" en iisttinti oldu- 
gunu gosteren sayisiz seylerden birkacim bildirelim: 

Kiyamet giinii, biltun Peygamberler "aleyhimussalevatu vettes- 
limat", Onun sancagi altmda golgeleneceklerdir. Allahii teala, her 
Peygambere, [Mahluklanmm icinde, secip sevdigim, habibim Mu- 
hammed aleyhisselamm Peygamber oldugu zemana erisirseniz, 
Ona iman ediniz ve yardimci olunuz!] diye emr etdi. Btitiin Pey- 
gamberler de, ummetlerine boyle vasiyyet ve emr eyledi. 

Muhammed aleyhisselam, (Hatem-iil-enbiya)dir. Ya'ni Ondan 
sonra hie Peygamber gelmiyecekdir. Miibarek ruhu, her Peygam- 
berden once yaratildi. Peygamberlik makami, en once Ona verildi. 
Peygamberlik, Onun diinyaya tesrif etmesi ile temamlandi. Isa 

-34- 



aleyhisselam, kiyamete dogru, hazret-i Mehdi zemamnda, gokden 
Sama inecek ise de, yer yiiziine, Muhammed aleyhisselamin dinini 
yayacakdir. Onun iimmetinden olacakdir. 

[Hicri kameri 1296 ve miladi 1880 senesinde, Hindistanda in- 
gilizlerin ortaya cikardiklan (Kadiyani) denilen sapiklar, Isa aley- 
hisselam icin de, cirkin ve yalan soyliyorlar. Kendilerine miisli- 
man diyorlar ise de, islamiyyeti icerden yikmakdadirlar. Miisli- 
man olmadiklarma fetva verilmisdir. Bunlara (Ahmedi) de denil- 
mekdedir. 

Hindistanda ortaya cikan bid'at ehli ve zmdiklardan birisi, 
(Cema'atiit-tebligiyye) firkasidir. Bunu 1345 [m.l926]de, ilyas is- 
minde bir cahil kurdu. (Miislimanlar dalalete diisdii. Bunlan kur- 
tarmak icin rii'yada emr aldim) diyordu. Hocalan, sapik, Nezir 
Hiiseyn, Resid Ahmed Kenkiihi ve Halil Ahmed Seharenpurmin 
kitablanndan ogrendiklerini soyliyordu. Miislimanlan aldatmak 
icin, hep nemazin ve cema'atin kiymetini anlatiyorlar. Halbuki, 
bid'at ehlinin, ya'ni (Ehl-i siinnet) mezhebinde olmiyanlarm ne- 
mazlari ve hicbir ibadetleri kabul olmaz. Bunlann Ehl-i siinnet ki- 
tablanm okuyarak, evvela bid'at inamslarmdan kurtulup, hakiki 
miisliman olmalan lazimdir. Kur'an-i kerimde, kapah bildirilmis 
olan ayetlerden yanhs ma'na cikaranlara (Bid'at ehli) veya (Sa- 
pik) denir. Ayet-i kerimelere, kendi hain, sapik diisuncelerine go- 
re, yanhs ma'na veren islam diismanlanna (Zindik) denir. Zmdik- 
lar, Kur'an-i kerimi ve islamiyyeti degisdirmege cahsiyorlar. Bun- 
lan ortaya cikaran ve besleyen ve diinyamn her tarafina yaymak 
icin milyarlar sarf eden, en biiyiik diisman, ingilizlerdir. ingiliz ka- 
firinin tuzaklarma diismiis olan cahil ve soysuz (Teblig-i cema'at- 
ci)lar, kendilerine, (Ehl-i siinnet) diyerek ve nemaz kilarak, yalan 
soyliyor, miislimanlan aldatiyorlar. Abdullah bin Mes'ud buyuru- 
yor ki, (Dini olmadigi halde nemaz kilan kimseler olacakdir). 
Bunlar, Cehennemin dibinde sonsuz yanacaklardir. Bunlardan bir 
kismi, minare tepesindeki leylek yuvasi gibi, biiyiik sanklan, sa- 
kallan ve ciibbeleri ile, ayet-i kerimeler okuyup, bunlara yanhs 
ma'na vererek, miislimanlan aldatiyorlar. Halbuki hadis-i serifde 
(Innallahe la yenzuru ila siiverikiim ve siyabikiim ve lakin yenzu- 
ru ila kulubikum ve niyyatikiim), (Allahii teala sekllerinize ve el- 
biselerinize degil, kalblerinize ve niyyetlerinize bakar) buyuruldu. 
Beyt: 

Kadd-i bfflend dared, destarpare pare, 
Ctin asiyan-i leklek, ber kelle-i minare. 

Bu cahillerin, ahmaklarm yaldizh sozlerinin yalan olduklanm 

-35- 



isbat eden, (Hakikat Kitabevi)nin kitablanna cevab veremedikleri 
icin, (Hakikat Kitabevinin kitablan yanhsdir, bozukdur. Bu kitab- 
lan okumaym) diyorlar. islam diismam sapiklarm, zmdiklann en 
btiyiik alameti, Ehl-i sunnet alimlerinin yazilarma ve bunlan nesr 
eden hakM din kitablanna bozukdur, bunlan okumayimz demele- 
ridir. islamiyyete yapdiklan zararlan ve Ehl-i sunnet alimlerinin 
cevablan, (Faideli Bilgiler) kitabimizda uzun yazilidir.] 

Muhammed aleyhisselam, peygamberlerin en iistiinii, alemle- 
rin rahmetidir. Onsekizbin alem, Onun rahmet deryasmdan faide- 
lenmekdedir. Sozbirligi ile, biitiin insanlann ve cinnin Peygambe- 
ridir. Meleklere, nebatata, hayvanlara ve her maddeye de Peygam- 
ber oldugunu bildirenler cokdur. Diger Peygamberler, belli bir 
memleketde, belli bir kavme gonderilmisdi. Resul-i ekrem "sallal- 
lahii aleyhi ve sellem" ise, biitiin alemlere, canh, cansiz her mahlu- 
ka Peygamberdir. Allahii teala, baska Peygamberleri ismleri ile 
soylemisdir. Muhammed aleyhisselami ise, ey Resulum, ey Pey- 
gamberim diyerek taltif buyurmusdur. Baska Peygamberlerin her- 
birine verilen her mu'cizenin benzeri, kendisine de ihsan buyurul- 
musdur. Allahii teala, sevgili Peygamberine, o kadar cok ikramda 
bulunmusdur, o kadar cok mu'cize vermisdir ki, baska hicbir Pey- 
gamberine boyle vermemisdir. Miibarek parmagi ile isaret buyu- 
runca, ayin ikiye aynlmasi, miibarek avucuna aldigi taslarm tesbih 
etmesi, agaclarm (ya Resulallah) diyerek, kendisine selam verme- 
si, Resulullah yamndan aynldigi icin, (Hannane) admdaki kuru 
odunun sesle aglamasi, miibarek parmaklarmm arasindan saf su 
akmasi, ahiretde kendisine (Makam-i Mahmud), (§efa'at-i kiibra), 
(Kevser liavuzu), (Vesfle) ve (Fadfle) admdaki makamlann veril- 
mesi, Cennete girmeden once, cemal-i ilahiyi gormekle sereflen- 
mesi ile ve diinyada hulk-i azim, dinde yakm, ilm, hilm, sabr, siikr, 
ziihd, iffet, adl, miiriivvet, haya, seca'at, tevazu', hikmet, edeb, se- 
mahat (iyilik yapici), merhamet (re'fet) ve bitmez tiikenmez fazi- 
letler ve sereflerle, biitiin Peygamberlerin iistiine cikanlmisdir. 
Ona verilen mu'cizelerin sayisim, Allahii tealadan baskasi bilemez. 
Onun dini, biitiin dinleri nesh etmis, yiiriirliikden kaldirmisdir. Di- 
ni, biitiin dinlerin en iyisi, en yiiksegidir. Onun iimmeti, biitiin iim- 
metlerden iistiindiir. Onun iimmetinin Evliyasi, baska iimmetlerin 
Evliyasmdan daha sereflidir. 

Muhammed aleyhisselamm iimmetinin Evliyasi arasmda, Re- 
sulullahm halifesi olmaga hak kazanan ve hilafete, baskalarmdan 
daha layik olan, imamlarm, Velilerin bas taci (Ebu Bekr-i Siddfk) 
"radiyallahii anh", Peygamberlerden sonra, gelmis ve gelecek bii- 
tiin insanlann, en hayrlisi, en iistuniidiir. Hilafet derecesini, serefi- 

-36- 



ni once kazanan Odur. Miislimanhk meydana cikmadan once de, 
Allahti tealanm lutfii ve ihsam ile, putlara tapmadi. Kafirlik ve sa- 
piklik ayblarmdan muhafaza buyuruldu. [Resulullahm, niibiivvet- 
den once putlara tapdigim sanan ve yazanlarm ne kadar zevalli ve 
cahil olduklanni buradan da anlamahdir.] 

Bundan sonra, insanlarm en iistiinii, Faruk-i a'zam, Allahil te- 
alanm, Habibine arkadas olarak secdigi, ikinci halife (Omer bin 
Hattab)dir "radiyallahii teala anh". 

Bundan sonra, insanlarm en iistiinii, Resulullahm iiciincii hali- 
fesi, iyilikler, ihsanlar hazinesi, haya, iman ve irfan kaynagi, Zinnu- 
reyn (Osinan bin Affan)dir "radiyallahii teala anh". 

Bundan sonra insanlarm en hayrhsi, Resulullahm dordiincii ha- 
lifesi, sasilacak iistiinliikler sahibi, Allahii tealanm arslam (All bin 
ebi Talib)dir "radiyallahii teala anh". 

Bundan sonra, (Hazret-i Hasen) halife oldu. Hadis-i serifde bil- 
dirilen otuz sene halifelik, bunun ile temam oldu [1] . Bundan sonra, 
insanlarm en iistiinii, Resulullahm "sallallahti teala aleyhi ve sel- 
lem", iki goziiniin nuru (Hiiseyn bin Ali)dir "radiyallahii teala an- 
hiim". 

Bu iistiinliikler, sevabm daha cok olmasi, din-i islam ugrunda, 
vatanlanm, sevdiklerini terk etmek, baskalarmdan daha once miis- 
liman olmak, Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sellem" son 
derece uymak, Onun siinnetine simsiki sanlmak, dinini yaymaga 
ugrasmak, kiifrti, fitneyi, fesadi onlemek demekdir. 

Ah "radiyallahii anh", her ne kadar, Ebu Bekrden "radiyalla- 
hii anh" baska, herkesden once mtisliman oldu ise de, o zeman, 
cocuk oldugu icin ve malsiz oldugu icin ve Resulullahm evinde ve 
hizmetinde oldugu icin, onun once iman etmesi, baskalarmm iman 
etmesine, ibret almalarma ve kafirlerin bozguna ugramasina se- 
beb olmadi. Halbuki diger iic halifenin imana gelmeleri, islami 
kuvvetlendirdi. imam-i All ve cocuklan "radiyallahii anhiim", 
Resulullahm en yakin akrabasi ve Resulullahm miibarek kanm- 
dan olduklan icin, Siddik-i ekberden ve Faruk-i a'zamdan daha 
iistiin denilebilir ise de, bu iistiinliikleri, her bakimdan iistiinliik 
demek degildir. Her bakimdan, o btiyiiklerin oniinde olmalanm 
saglamaz. Hizir aleyhisselamm, Musa aleyhisselama birkac sey 
ogretmesine benzer. [Kan bakimmdan daha yakm olan, daha iis- 
tiin olsaydi, hazret-i Abbas, hazret-i Aliden daha iistiin olurdu. 



[1] Hasen bin All 49 [m. 669] da Medine-i miinevverede zehrlenerek ve- 
fat etdi. 

-37- 



Kan bakimmdan cok yakm olan Ebu Talibde ve Ebu Lehebde ise, 
mii'minlerin en asagismda bulunan seref ve iisttinltik hie yokdur.] 
Kan bakimmdan yakm oldugu icin, hazret-i Fatima, hazret-i Ha- 
dice ile hazret-i Aiseden "radiyallahii anhiinne" daha iistiindiir. 
Fekat, bir bakimdan iistiinliik, her bakimdan tistiin olmasim gos- 
termez. Bu iiciinden en iistiin hangisi oldugunu, alimlerimiz baska 
baska soylemisdir. Hadis-i seriflerden anlasildigma gore, iicii de 
ve hazret-i Meryem ve Fir'avnm hatunu hazret-i Asiye "radiyalla- 
hii teala anhiinne ecma'in", diinya kadmlarmm en iistiiniidiirler. 
Hadis-i serifde, (Fatima, Cennet hatunlarimn ustiinudur. Hasen 
ve Hiiseyn de, Cennet genclerinin yiiksekleridir) buyuruluyor ki, 
bu, bir bakimdan ustimlukdiir. 

Bunlardan sonra, Eshab-i kiramm en iistiinleri (Asere-i miibe§- 
sere)den ya'ni Cennet ile mujdelenmis on kisiden olanlardir. Bun- 
lardan sonra, Bedr gazasmda bulunan iicyiizoniic kisi iistiindiir. 
Onlardan sonra Uhud gazasmdaki yediytiz arslanm arasmda bulu- 
nanlarm hepsi, daha sonra da (BPat-iir-ndvan), ya'ni agac altmda 
Resulullaha soz veren bindortyiiz kisi iistiindiir. 

Resul-i ekrem "sallallahii aleyhi ve sellem" efendimizin yolun- 
da, canlanni, mallanni feda eden, Ona yardim eden Eshab-i kira- 
min "radiyallahii annum ecma'in" hepsinin ismlerini, saygi ile, sev- 
gi ile soylememiz, bize vacibdir. Onlarm biiyukliigiine yakismiyan 
sozler soylememiz, asla caiz degildir. ismlerini saygisizca soyle- 
mek, dalaletdir, sapikhkdir. 

Resulullahi seven kimsenin, Onun Eshabimn hepsini de sevme- 
si lazimdir. C un ki, bir hadis-i serifde, (Eshabimi seven, beni sevdi- 
gi icin sever. Onlari sevmiyen kimse, beni sevmemis olur. Onlari 
inciten, beni incitir. Beni inciten de, Allahu tealayi incitmis olur. 
Allahii tealayi inciten kimse, elbette azab gorecekdir) buyuruldu. 
Baska bir hadis-i serifde de, (Allahu teala, benim iimmetimden bir 
kuluna iyilik yapmak isterse, onun kalbine, Eshabimin sevgisini 
yerlesdirir. Onlarin hepsini cam gibi sever) buyuruldu. 

Bunun icin, Eshab-i kiram arasinda olan muharebeleri; kotii 
dtisiincelerle ve halifeligi ele gecirmek, nefsin arzulanm yerine ge- 
tirmek icin yapdiklanm sanmamahdir. Boyle sanmak ve bunun 
icin o biiyiiklere dil uzatmak, miinafikhkdir ve felakete siiriiklen- 
mekdir. C un ki, Resulullahin huzurunda oturmakla, Onun miiba- 
rek sozlerini isitmekle, te'assub [ya'ni inadcilik, cekememek] ve 
mevki' arzusu ve diinyaya diiskiin olmak, hepsinin kalblerinden 
siynlmis, gitmisdi. Hirs [doymazhk, diiskiinliik], kin ve kotii huy- 
dan kurtulmus, tertemiz olmuslardi. O yiice Peygamberin "sallal- 

-38- 



lahti aleyhi ve sellem" ilmmetinin Evliyasmdan biri ile birkac giin 
bir arada bulunan bir kimse, o Velinin giizel huylanndan ve iistiin- 
liiklerinden faideleniyor, temizleniyor, diinyaya diiskun olmakdan 
kurtuluyor da, Eshab-i kiram efendilerimiz, Resulullahi "sallallahii 
aleyhi ve sellem" herseyden cok sevdikleri, mallanni, canlanm, 
Onun icin feda etdikleri, vatanlarmi terk etdikleri, Onun, ruhlara 
gida olan sohbetine asik olduklan halde, bunlann kotti huylardan 
kurtulamadiklan, nefslerinin temizlenmedigi, gecip tiikenici diinya 
cifesi icin dogiisecekleri nasil diistinulebilir? O biiyiikler, elbette 
herkesden daha temizdir. Bunlann aynhgim, muharebelerini, bi- 
zim gibi bozuk niyyetli kimselere benzetmek, diinya icin, nefsleri- 
nin bozuk isteklerine kavusmak icin dogiisdiiler demek hie yakisir 
mi? Eshab-i kiram icin boyle cirkin seyler diisiinmek, caiz degildir. 
Boyle soyliyen bir kimse, hie diisiinmez mi ki, Eshab-i kirama diis- 
manhk etmek, onlan terbiye eden, yetisdiren, Resulullah "sallalla- 
hii aleyhi ve sellem" efendimize diismanhk etmek olur. Onlan ko- 
tiilemek, Resulullahi kotiilemek olur. Bunun icin, din biiyiikleri 
buyurdular ki, (Eshab-i kirami biiytik bilmiyen, onlara saygi gos- 
termiyen bir kimse, Resulullaha iman etmemis olur). Deve ve Sif- 
fin muharebeleri, onlan kotiilemege sebeb olamaz. Bu muharebe- 
lerde, hazret-i Aliye karsi gelenlerin hepsini kotii olmakdan kurta- 
ran, hatta sevaba kavusduran dini sebebler vardir. Hadis-i serifde 
buyuruldu ki, (Yanilan miictehide bir sevab, dogruyu bulana iki 
veya on sevab vardir. iki sevabdan birincisi, ictihad etmek sevabi- 
dir. Ikincisi, dogruyu biilmak sevabidir.) Bu din biiyiiklerinin ara- 
lannda olan cekismeler, dogiismeler, inad ile, diismanhk ile degil- 
di. Ictihadlan sebebi ile idi. islamiyyetin emrinin yerine getirilme- 
sini istedikleri icin idi. Eshab-i kiramm herbiri miictehid idi. [Me- 
sela, Amr ibni As'm "radiyallahii teala anh" miictehid oldugu, 
(Hadika)mn ikiyiizdoksansekizinci sahifesindeki hadis-i serifde 
bildirilmekdedir.] 

Her miictehidin, kendi ictihadi ile buldugu, edindigi bilgiye uy- 
gun is yapmasi farzdir. Kendi ictihadi, hernekadar, kendinden da- 
ha biiytik bir miictehidin ictihadina uygun olmaz ise de, yine ken- 
di ictihadina uymasi lazimdir. Baskasmm ictihadina uymasi caiz 
degildir. imam-i a'zam Ebu Hanifenin 1 ' 1 talebesi olan Ebu Yusiif 
ile Muhammed Seybani ve imam-i Muhammed Safi'min pl talebe- 
si olan Ebu Sevr ve isma'il Miizeni, cok yerde, hocalarma uyma- 
dilar. Hocalarmm haram dediklerinden ba'zilarma halal dediler. 



[1] Ebu Hanffe Nu'man bin Sabit, 150 [m. 767] de Bagdadda vefat etdi. 
[2] Muhammed bin Idris Safi'i 204 [m. 820] de Misrda vefat etdi. 

-39- 



Halal buyurduklarmdan ba'zilarma haram dediler. Bundan dola- 
yi, bunlara giinah isledi, kotii oldular denilemez. Boyle soyliyen 
hie yokdur. Ciinki, bunlar da, hocalan gibi miictehiddirler. 

Evet, All "radiyallahii anh" efendimiz, Mu'aviyeden ve Amr 
ibni Asdan "radiyallahii anhiima" daha yiiksek, daha alim idi. 
Kendini onlardan ayiracak, pekcok ustiinliikleri vardir. ictihadi 
da, o ikisinin ictihadlanndan daha cok kuvvetli ve isabetli idi. Fe- 
kat, Eshab-i kiramm hepsi miictehid olduklan icin, ikisinin de; bu 
biiyiik imamm ictihadma uymalan caiz degil idi. Kendi ictihadlan- 
na gore hareket etmeleri lazim idi. 

Siial: Cemel ve Siffin muharebelerinde, Muhacirlerden ve En- 
sardan pekcok Sahabi, imam-i Ali ile birlikde idi. Ona ita'at etdi- 
ler. Ona uydular. Bunlarm hepsi miictehid iken, imam-i Aliye uy- 
magi vacib bildiler. Bundan anlasihyor ki, imam-i Aliye uymak, 
miictehid olanlara da vacib imis. ictihadlan uymasa da, onunla bir- 
lesmeleri lazim imis denirse: 

Cevab: Aliye "radiyallahii teala anh" uyanlar, onunla birlikde 
harb edenler, onun ictihadma uyduklan icin birlesmedi. Kendi ic- 
tihadlan da, Imamm ictihadma uygun oldugu icin, onlarm ictihadi, 
imam-i Aliye uymagi vacib gostermisdi. Bunun gibi, Eshab-i kira- 
min biiyiiklerinden cogunun ictihadlan, imam-i Alinin ictihadma 
uymadi. O biiyiik imam ile harb etmeleri vacib oldu. O zeman Es- 
hab-i kiramm ictihadlan iic diirlii olmusdu. Bir kismi, imam-i Ali- 
nin hakh oldugunu anladi. Bunlarm, imam-i Aliye uymalan vacib 
oldu. Bir kismi ise, onunla harb edenlerin ictihadim hakh gordii. 
Bunlarm da, Ali "radiyallahii anh" ile harb edenlere uymalan, 
onunla harb etmeleri vacib oldu. Uciincii kism, her iki tarafa da uy- 
mamak, dogtismemek lazimdir dedi. Bunlarm ictihadi, muharebe- 
lere kansmamagi icab etdirdi. Her iic kism da, elbette hakh idi ve 
sevab kazandilar. 

Siial: Yukandaki yazi, imam-i Ali "radiyallahii teala anh" ile 
muharebe edenlerin de hakh oldugunu gosteriyor. Halbuki, Ehl-i 
siinnet alimleri, imam-i Alinin hakh oldugunu, karsismdakilerin 
yamldiklarim, ozrleri oldugu icin, afv olunduklanm veya sevab da 
aldiklanm bildirmekdedir. Buna ne denilir? 

Cevab: imam-i Safi'i ve Omer bin Abdiil'aziz gibi din biiyiikle- 
ri, Eshab-i kiramdan hicbiri icin yamldi demek caiz olmaz buyur- 
du. Bunun icin, (Btiyiiklere yamldi demek yanhsdir) buyurmuslar- 
dir. Kiiciiklerin, biiyiikler igin, (dogru yapdi, yanhs yapdi, begen- 
dik, begenmedik) gibi seyleri soylemeleri caiz degildir. Allahii te- 
ala, ellerimizi o biiyiiklerin kanlarma bulasdirmadigi gibi, biz de, 

-40- 



hakli ve haksiz gibi sozleri soylemekden dillerimizi korumahyiz. 
Derin alimler, delilleri kavnyarak ve olaylan inceliyerek, imam-i 
All hakli idi, karsismda bulunanlar yanildi buyurdular ise de,bu 
sozleri ile (All "radiyallahii anh", karsi tarafda olanlarla konusa- 
bilseydi, onlann da kendi gibi ictihad etmelerini saghyabilirdi) de- 
mek istemislerdir. Nitekim Ziibeyr bin Avvam hazretleri, deve 
muharebesinde, hazret-i Aliye karsi oldugu halde, olaylan daha 
derin inceliyerek, ictihadi degisdi. Muharebeden vazgecdi. iste 
Ehl-i siinnet alimlerinden hatayi caiz gorenlerin sozleri, boyle an- 
lasilmahdir. Yoksa, hazret-i Ali ve onunla birlikde olanlar hak yol- 
da, karsi tarafda olan Aise-i Siddika validemiz ve bununla birlikde 
olan Eshab-i kiram batil isde idi demek, caiz degildir. 

Eshab-i kiramm bu muharebeleri, ahkam-i ser'iyyenin dallann- 
da olan ictihad aynliklarmda idi. islamiyyetin temel, belli bash is- 
lerinde hie ayrihklan yokdu. Simdi ba'zi kimseler, Mu'aviye ile 
Amr ibni As "radiyallahii anhiima" gibi din biiyuklerine dil uzati- 
yor, saygisizhk gosteriyorlar. Eshab-i kirami incitmenin, Resululla- 
hi "sallallahii aleyhi ve sellem" incitmek ve kiiciiltmek olacagmi 
anhyamiyorlar. imam-i Malik bin Enesin (Mu'aviyeye veya Amr 
ibni Asa "radiyallahii anhuma"' 11 sogen, kotiiliyen kimse, onlara 
soyledigi soze layik bir kimsedir. Onlara karsi edebsizlik yapanla- 
ra, soyliyenlere ve yazanlara agir ceza vermek lazimdir) buyurdu- 
gu, (§ifa-i serif)de yazihdir. Allahii teala, kalblerimizi, Habibinin 
Eshabmm sevgisi ile doldursun! O biiyiikleri, salih ve miitteki 
olanlar sever. Miinafik ve saki olan sevmez. 

[Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sellem" Eshabmm krymet- 
lerini, iistunliiklerini anhyarak, hepsini sevenlere, hepsine saygi 
gosterenlere ve onlann yolunda gidenlere, (Ehl-i siinnet) denir. 
Birkacmi severiz, baskalarmi sevmeyiz diyerek cogunu kotiiliyen- 
lere, boylece hicbirinin yolunda bulunmiyanlara, (Rafizi) ve (SiT) 
denir. Rafizilerjranda, Hindistanda ve Irakda cokdur. Tiirkiyede 
hie yokdur. Bunlardan ba'zisi, yurdumuzdaki miisliman, temiz 
Alevfleri aldatmak icin, kendilerine (Alevi) dedi. Halbuki, Alevi, 
Aliyi "radiyallahii anh" seven miisliman demekdir. Bir kimseyi 
sevmek icin, onun yolunda olmak, onun sevdiklerini sevmek la- 
zimdir. Bunlar, Aliyi "radiyallahii anh" sevmis olsalardi, onun yo- 
lunda giderlerdi. Ah "radiyallahii anh", Eshab-i kiramin hepsini 
severdi. ikinci halife olan Omerin de "radiyallahii anhuma" mii- 
saviri, derd ortagi idi. Fatimadan "radiyallahii anha" olan kizi 



[1] Mu'aviye bin Ebu Siifyan, 60 [m. 680] de Samda vefat etdi. Amr ibni 
As 43 [m. 663] de Misrda vefat etdi. 

-41- 



Umm-i Giilsumii, Omere "radiyallahii anh" nikah etdi. Hutbede, 
hazret-i Mu'aviye icin (Kardeslerimiz, bizden aynldi. Onlar kafir 
ve fasik degildir. ictihadlan boyle oldu) buyurdu. Kendisine karsi 
harb eden Talha "radiyallahii anh" sehid olunca ytiziinden top- 
raklan sildi. Nemazim kendi kildirdi. Allahii teala, Kur'an-i ke- 
rimde, (Mii'minlerin kardes oldugunu) bildiriyor. Feth suresinin 
son ayet-i kerimesi, (Eshab-i kiramin birbirleri ile sevisdiklerini) 
haber veriyor. Eshab-i kiramdan birisini bile sevmemek ve hele 
dusmanhk etmek, Kur'an-i kerime inanmamak olur. Ehl-i siinnet 
alimleri, Eshab-i kiramin "radiyallahii teala annum ecma'm" iis- 
tiinliiklerini iyi anladilar. Hepsini sevmemizi emr etdiler. Miisli- 
manlari felaketden kurtardilar. 

Ehl-i beyti ya'ni Aliyi "radiyallahii anh" ve biitiin evladim, so- 
yunu sevmiyenlere ve Ehl-i siinnetin goz bebegi olan bu biiyiikle- 
re diismanhk edenlere, (Harici) denir. Bugiin haricilere (Yezidi) 
denilmekdedir. Yezidilerin, dinleri, imanlan cok bozukdur. 

Eshab-i kiramin hepsini severiz deyip de, onlarm yolunda bu- 
lunmiyan, kendi bozuk diisiincelerine, Eshabin yoludur diyenlere, 
(Vehhabi) denir. Vehhabilik, mezhebsiz din adami Ahmed ibni 
Teymiyyenin kitablarmdaki sapik fikrleri ile, Hempher denilen 
ingiliz casusunun yalanlarmm kansimmdan hasil oldu. Vehhabi- 
ler, Ehl-i siinnet alimlerini, tesavvuf biiyiiklerini ve si'ileri begen- 
miyor, hepsini kotiiliyorlar. Miisliman, yalmz, kendilerini samyor- 
lar. Kendileri gibi olmryanlara miisrik diyor. Bunlarm mah, cam 
vehhabilere halaldir diyorlar. (ibahi) oluyorlar. Nasslardan, ya'ni 
Kur'an-i kerimden ve hadis-i seriflerden, yanhs, bozuk ma'nalar 
cikararak, miislimanhgi bu ma'nalar zan ediyorlar. Edille-i ser'iy- 
yeyi ve hadis-i seriflerin cogunu inkar ediyorlar. Dort mezhebin 
alimleri, Ehl-i siinnetden ayrilanlann, dalalete sapdiklanm, isla- 
miyyete cok zarar verdiklerini, bircok kitablarmda vesikalarla is- 
bat etdiler. Daha genis bilgi almak icin tiirkce (Kiyamet ve Ahi- 
ret), (Se'adet-i Ebediyye) kitablanm ve arabi (Minha-tiil-vehbiy- 
ye), (Et-Tevessiil-ii bin-Nebi ve bis-Salihin), (Sebfl-iin-necat) ve 
farisi (Seyf-iil-ebrar) kitablanm okuyunuz! Bu kitablar ve bid'at 
ehline red olarak yazilmis bircok krymetli kitablar istanbulda 
(Hakfkat Kitabevi) tarafmdan basdinlmisdir. (ibni Abidin)in [11 
iiciincii cildinde bagileri anlatirken ve tiirkce (Nimet-i islam) kita- 
bimn nikah bahsinde, vehhabilerin ibahi olduklan acikca yazihdir. 
Sultan ikinci Abdiilhamid hanm amirallerinden Eyyub Sabri pa- 



[1] Muhammed Emin ibni Abidin 1252 [m. 1836] da Samda vefat etdi. 

-42- 



sa 11 , (Mir'at-iil-haremeyn) ve (Tarih-i vehhabiyyan) kitablarmda 
ve Ahmed Cevdet pasa, tarihinin yedinci cildinde, vehhabileri 
tiirkce olarak uzun uzun yazmakdadirlar. Yusiif Nebhanmin Misr- 
da basilan arabi (Scvahicl-iil-hak) kitabi da, vehhabilere ve ibni 
Teymiyyeye uzun cevab vermekdedir. Bu kitabdan elli sahife, 
1972 de Istanbulda arabi olarak nesr etdigimiz (islam alimleri ve 
vehhabiler) kitabinda mevcuddur. 

Eyyub Sabri pasa "rahime-hullahii teala" diyor ki: (Vehhabi- 
lik, 1205 [m. 1791] yilmda Arabistan yanmadasinda kanh, isken- 
celi bir ihtilal ile meydana cikdi.) Vehhabiligi ve mezhebsizligi ki- 
tablan ile dtinyaya yaymaga ugrasanlardan biri, Misrli Muham- 
med Abduhdur. Bir mason olan ve Kahire mason locasi baskam 
Cemaleddin-i Efganiye' 21 hayranhgini acikca yazan Abduh biiyiik 
islam alimi, ilerici fikr adami, kiymetli reformcu denilerek, genc- 
ligin oniine siiriildu. Ehl-i siinneti yikmak, islamiyyeti bozguna 
ugratmak icin pusuda duran islam diismanlan da, din adami kili- 
gma girerek, yaldizh kelimelerle muslimanligi overek, sinsice bu 
fitneyi koriiklediler. Abduh goklere cikanldi. Ehl-i siinnetin bii- 
yiik alimlerine, mezheb imamlarma cahil denildi. ismleri soylenil- 
mez oldu. Fekat, islamiyyet icin kanlarmi doken, Resulullah "sal- 
lallahii aleyhi ve sellem" askma canlarmi veren ecdadimizin, san- 
h sereili sehidlerin temiz ve asil evladlan, bu propagandalara ve 
milyonlarca lira verilerek yapilan reklamlara aldanmadi. Hatta, 
bu sisirme din kahramanlanm duymadi ve tanimadi. Cenab-i 
Hak, sehid yavrulanm, alcakca yapilan bu hiicumlardan korudu. 
Bugtin de, Mevdudi 131 , Seyyid Kutb [41 ve Hamidullah ve (Teblig-i 
cema'atci)lar gibi mezhebsizlerin kitablan terceme edilerek genc- 
ligin oniine stiriilmekdedir. Dev gibi reklamlarla ballandira bal- 
landira medh edilen bu tercemelerde, islam alimlerinin bildirdik- 
lerine uymiyan sapik fikrlerin bulundugunu goriiyoruz. Su uyur, 
diisman uyumaz. Allahii teala, habibi, cok sevdigi Peygamberi 
Muhammed "aleyhisselam" hurmetine, miislimanlari, gaflet uy- 
kusundan uyandirsm. Diismanlarm yalanlanna, iftiralarma al- 
danmakdan muhafaza buyursun! Amin. Yalmz diia etmekle ken- 
dimizi aldatmiyahm! Allahii tealanm adet-i ilahiyyesine uyma- 
dan, sebeblere yapismadan, cahsmadan diia etmek, Allahii teala- 



[1] Eyyub Sabri pasa, 1308 [m. 1890] da vefat etdi. 
[2] Cemaluddm Efgani, 1314 [m. 1897] de vefat etdi. 

[3] Mevdudi, Hindistandaki (Cema'at-ul-islamiyye)nin miiessisidir. 1399 h 
[m. 1979] da vefat etdi. 

[4] Seyyid Kutb 1386 [m. 1966] da Misrda idam edildi. 

-43- 



dan mu'cize istemek demekdir. Miislimanhkda, hem cahsihr, 
hem de diia edilir. Once sebebe yaprsmak, sonra dila etmek la- 
zimdir. Kiifrden kurtulmak icin birinci sebeb, islamiyyeti ogren- 
mek ve ogretmekdir. Zaten, Ehl-i siinnet i'tikadim ve farzlan, ha- 
ramlan ogrenmek, kadm erkek, herkese farzdir. Birinci vazifedir. 
Bugiin, bunlan ogrenmek, cok kolaydir. Ciinki, dogru olan din 
kitabi yazmak ve nesr etmek serbestdir. Miislimanlara bu hiirriy- 
yeti veren devlete, her miislimamn yardim etmesi lazimdir. 

Ehl-i siinnet i'tikadim ve ilm-i halini ogrenmiyen ve cocuklan- 
na ogretmiyenler, miislimanhkdan aynlmak, kiifr felaketine diis- 
mek tehliikesindedir. Boyle kimselerin diialan zaten kabtil olmaz 
ki, kiifrden korunabilsinler. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" efendimiz buyurdu ki, (ilm bulunan yerde iniisliiiiaiilik var- 
dir. Ilm bulunmiyan yerde miislimanhk kalmaz.) Olmemek icin, yi- 
mek, icmek lazim oldugu gibi, kafirlere aldanmamak, dinden cik- 
mamak icin de, dinini, imamm ogrenmek lazimdir. Ecdadimrz, her 
zeman toplamrlar, ilmihal kitablanm okurlar, dinlerini ogrenirler- 
di. Ancak, boyle miisliman kaldilar. islamiyyetin zevkmi aldilar. 
Bu se'adet lsigim bizlere, dogru olarak ulasdirabildiler. Bizim de 
miisliman kalmamiz, yavrulanmizi icimizdeki ve disimizdaki kafir- 
lere kapdirmamamiz icin, birinci ve en luzumlu care, herseyden 
once Ehl-i siinnet alimlerinin hazirladigi ilmihal kitablanm oku- 
mak ve ogrenmekdir. Cocugunun miisliman olmasim istiyen ana- 
baba, cocuguna Kur'an ogretmelidir. Firsat elde iken okuyahm, 
ogrenelim ve cocuklanmiza, soziimiizu dinliyenlere ogretelim! 
Mektebe gitdikden sonra ogrenmeleri giic olur. Hatta imkansrz 
olur. Felaket gelince, ah etmek faide vermez. islam diismanlarmm, 
zmdiklarm, tath, yaldizh kitablanna, gazetelerine, mecmu'a, tele- 
vizyon ve radyolarma ve filmlerine aldanmamalidir. ibni Abidin 
"rahime-hullahii teala", iiciincii cildde buyuruyor ki, (hicbir dine 
inanmadigi halde, miisliman goriiniip, kiifre sebeb olan seyleri 
miislimanlikmis gibi anlatarak, miislimanlan dinden cikarmaga ca- 
hsan sinsi kafirlere (Zindik) denir). 

Siial: Mezhebsizlerin bozuk kitablarmdan terceme edilmis yazi- 
lari okuyan biri diyor ki, (Kur'an-i kerim tefsirlerini okumahyiz. 
Dinimizi, Kur'an-i kerimi anlamayi, din alimlerine birakmak, teh- 
liikeli ve korkunc bir dusiincedir. Kur'an-i kerimde (Ey din alim- 
leri) denmez. (Ey iman edenler), (Ey insanlar) gibi hitablar kulla- 
mhr. Bunun icin, her miisliman, Kur'an-i kerimi kendisi anhyacak, 
baskasindan beklemiyecekdir). 

Bu kimse, herkesin tefsir, hadis okumasim istiyor. islam alimle- 
rinin, Ehl-i siinnet btiyuklerinin kelam, fikh ve ilmihal kitablanm 

-44- 



okumagi tavsiye etmiyor. Diyanet isleri baskanligmm yayinladigi 
Misrh Resid Rizamn" 1 1394 [m. 1974] tarih ve 157 sayih (islamda 
Birlik ve Fikh Mezhebleri) kitabi da, okuyanlan biisblitiin sasirtdi. 
Bu kitabm bircok yerinde, mesela altmci konusmasmda diyor ki: 

(Miictehid imamlanni Peygamberler "salevatullahi teala aleyhim 
ecma'in" kadar yiikseltdiler. Hatta, Peygamberin "sallallahii teala 
aleyhi ve sellem" hadisine uymiyan bir miictehidin soziinii tercih 
edip, hadisi birakdilar. Bu hadisin nesh edilmis olmasi veya imami- 
mizm nezdinde baska bir hadisin bulunmasi muhtemeldir dediler. 

Bu taklidciler, hiikmde hata etmesi veya bilmemesi caiz olan 
kimselerin sozii He amel edip de, hatadan beri olan Peygamberin 
hadisini terk etmekle, miictehidleri taklidden de aynlmis oluyor- 
lar. Kur'andan bile aynlmis oluyoriar. Miictehid imamdan baska 
kimse Kur'am anhyamaz diyorlar. Fikhcilann ve diger taklidcile- 
rin bu gibi sozleri, yehudilerden ve hiristiyanlardan intikal etdigi- 
ni gosteriyor. Halbuki Kur'am ve hadisi anlamak, fikhcilann yaz- 
digi kitablan anlamakdan daha kolaydir. Arabca kelime ve iislub- 
lan hazm edenler, Kur'am ve hadisi anlamak icin zorluk cekmez- 
ler. Allahii tealamn kendi dinini acikca anlatmaga kadir oldugunu 
kim inkar eder? Resulullahm Allahm muradim herkesden iyi an- 
ladigim ve anlatmaga baskalanndan daha muktedir oldugunu kim 
inkar edebilir? Hz. Peygamberin aciklamalan iimmete kafi degil- 
dir demek, Onun teblig vazifesini tarn olarak if a edemedigini soy- 
lemege vanr. Insanlann cogu, Kur'an-i kerimi ve siinneti anhya- 
masalardi, cenab-i Hak, o kitab ve siinnetdeki hiikmler He biitiin 
insanlan miikellef kilmazdi. Insan, inandigi seyleri, delilleriile bil- 
melidir. Cenab-i Hak taklidciligi takbih etmisdir. Baba ve dedele- 
rini taklid etmelerinin ma 'zur goriilmiyecegini aciklamisdir. Ayet- 
ler gosteriyor ki, taklid Allah katmda asla makbul degildir. Dinin 
fiiru' kismim delillerinden anlamak, iman kismim anlamakdan da- 
ha kolaydir. Giic olam teklif edince, giic olmiyanla nasil miikellef 
kilmaz? Ba'zi nadir hadiselerin hiikmiinii cikarmak giic olur ise 
de, bunlan bilmemek ve yapmamak ozr sayihr. Fikhcilar, kendi- 
liklerinden bir takim mes'eleler icad etdiler. Bunlar icin hiikmler 
ihdas eylediler. Bunlara, re'y, kiyas-i cell, kiyas-i hafi gibi seyleri 
delil getirmege kalkisdilar. Bunlar, akl yolu He bilgi edinmek 
miimkin olmayan ibadetler sahasma da tasmldi. Boylece dini ge- 
nisleterek, birkac katma cikardilar. Miislimanlan kiilfete sokdu- 
lar. Ben kiyasi inkar etmiyorum. Ibadet sahasmda kiyas yokdur 



[1] Resid Riza, Muhammed Abduhun talebesidir. 1354 [m. 1935] de ve- 
fat etdi. 

-45- 



diyorum. Iman ve ibadetler, hazret-i Peygamber zemamnda te- 
mamlandi. Kimse, bunlara birsey Have edemez. Miictehid imam- 
lar, insanlan taklidden men'etmis, taklidi haram kilmislardir.) di- 
yor. 

Mezhebsiz Resid Rizamn (islamda Birlik ve Fikh Mezhebleri) 
kitabindan ozetledigimiz yukandaki yazilar, mezhebsizlerin biltiin 
kitablan gibi, muslimanlarm dort mezheb imamini taklid etmeleri- 
ni men'ediyor. Herkesin tefsfr ve hadis ogrenmesini emr ediyor. 
Buna ne dersiniz? 

Cevab: Mezhebsizlerin yazilan dikkat ile okunursa, sapik dii- 
siincelerini ve boliicii goriislerini, ciiriik mantik zincirleri ile ve yal- 
dizh kelimelerle siisliyerek muslimanlan aldatmaga cahsdiklan he- 
men goriiltir. Cahiller, bu yazilan mantik, akl cercevesinde, ilme 
dayamyor sanarak inamr, arkalarma takihrlar ise de, ilm ve keskin 
gorus sahibleri, asla bunlarm tuzaklarma diismez. 

Muslimanlan sonsuz felakete siiriikliyen mezhebsizlik tehliike- 
sine karsi gencleri uyarmak ipin islam alimleri "rahime-humullahii 
teala", ondort asrdan beri binlerce kiymetli kitab yazmislardir. Yu- 
kandaki siiale cevab olmak iizere, Yusiif Nebhaninin 1 ' 1 (Huccet-ul- 
lahi alel-alemfn) kitabimn yediyiizyetmisbirinci sahifesinden bash- 
yarak, bir mikdar terceme etmegi uygun gordilk: 

Kur'an-i kerimden ahkam cikarmak, herkesin yapabilecegi sey 
degildir. Miictehid imamlar bile, Kur'an-i kerimdeki ahkamin hep- 
sini cikaramiyacaklan icin, Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" 
Kur'an-i kerimdeki ahkami, hadis-i serifleri ile aciklamisdir. 
Kur'an-i kerimi, ancak Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" 
acikladigi gibi, hadis-i serifleri de, yalmz Eshab-i kiram ve miicte- 
hid imamlar anhyabilmisler ve aciklamislardir. 

Bunu anhyabilmeleri icin, Allahii teala, miictehid imamlara 
akli ve nakli ilmleri ve idrak kuvveti ve keskin zihn ve ziyade akl 
ve daha nice iistiinliikler ihsan eylemisdir. Bu iistunliiklerin basm- 
da, takva gelmekdedir. Bundan sonra, kalblerindeki nur-u ilahi 
gelmekdedir. Miictehid imamlarimiz, bu iistiinliikler yardimi ile, 
Allahii tealamn ve Resulullahin kelamlarmdan onlann muradlan- 
ni anlamislar, anhyamadiklarmi (Kiyas) ile bildirmislerdir. Dort 
mezheb imammin herbiri, kendi re'yi ile konusmadigmi bildirmis 
ve talebelerine (sahih hadise rastlarsamz, benim soziimii birakm. 
Resulullahin hadisine uyun!) demisdir. Mezheb imamlarimiz, bu 
sozii, kendileri gibi miictehid olan derin alimlere soylemislerdir. 
Bu alimler, dort mezhebin delillerini bilen, tercih ehli olanlardir. 



[1] Yusiif Nebham, 1350 [m. 1932] de Beyrutda vefat etdi. 

-46- 



Miictehid olan bu alimler, mezheb imaminm ictihadimn delili ile 
yeni ogrenilen sahih hadisin senedlerini, ravilerini ve hangisinin 
sonra varid oldugunu ve daha bircok sartlan inceliyerek hangisinin 
tercih edilecegini anlarlar. Yahud miictehid imam, bir mes'eleye 
delil olacak hadis-i serif kendisine ulasmadigi icin, kiyas yaparak 
hiikm eylemisdir. Talebeleri bu mes'eleye sened olacak hadis-i se- 
rifi ogrenerek, baska diirlii hiikm vermislerdir. Fekat talebeleri 
boyle ictihad yaparken, mezheb imaminm kaidelerinden disan cik- 
mazlar. Daha sonra gelen miictehid muftiler de, boyle fetva ver- 
mislerdir. Biitiin bu yazilanlardan anlasihyor ki, dort mezheb 
imamlanm ve bunlarm mezheblerinde yetismis olan miictehidleri 
taklid eden miislimanlar, Allahii tealamn ve Resuluniin hiikmleri- 
ne tabi' olmakdadirlar. Bu miictehidler, Kur'an-i kerimden ve ha- 
dis-i seriflerden baskalarmm anhyamiyacagi hiikmleri anlamislar, 
anladiklanm bildirmislerdir. Miislimanlar da, onlarin kitab ve siin- 
netden anlayip bildirdiklerini taklid etmislerdir. Ciinki, Nahl sure- 
sinin kirkuciincii ayet-i kerimesinde mealen, (Bilmiyor iseniz, bi- 
lenlerden sorunuz!) buyuruldu. 

Bu ayet-i kerime, herkesin Kitabi ve Siinneti dogru anhyamiya- 
cagini, anhyamiyanlarm da bulunacagim gostermekdedir. Anhya- 
miyanlann, Kur'an-i kerimden ve hadis-i seriflerden anlamaga ca- 
hsmalarim degil, anlamis olanlardan sorup ogrenmelerini emr et- 
mekdedir. Kur'an-i kerimin ve hadis-i seriflerin ma'nalanm herkes 
dogru anhyabilseydi yetmisiki sapik firka meydana cikmazdi. Bu 
firkalan cikaranlarm hepsi de derin alim idi. Fekat hicbiri, Nassla- 
nn, ya'ni, Kur'an-i kerimin ve hadis-i seriflerin ma'nalanm dogru 
anhyamadi. Yanhs anhyarak, dogru yoldan ayrildilar. Milyonlarca 
miislimamn felakete suriiklenmelerine de sebeb oldular. Nasslar- 
dan yanhs ma'nalar cikarmakda, ba'zilan o kadar taskmhk yapdi- 
lar ki, dogru yoldaki miislimanlara kafir, miisrik diyecek kadar sa- 
pitdilar. Tiirkceye terceme ederek, el altmdan yurdumuza sokulan 
(Kesf-ii$-siibiihat) ismindeki vehhabi kitabmda, Ehl-i siinnet i'ti- 
kadmda olan miislimanlan oldiirmek ve mallanm yagma etmek 
mubahdir denilmekdedir. 

Allahii teala, mezheb imamlarmin ictihad etmelerini ve mez- 
heblerini kurmalanm ve biitiin miislimanlarin bu mezhebler iize- 
rinde toplanmalanm, yalmz sevgili Peygamberinin "sallallahii te- 
ala aleyhi ve sellem" iimmetine ihsan etmisdir. Cenab-i Hak, bir 
yandan i'tikad imamlanm yaratarak, sapiklarm, zindiklann, miil- 
hidlerin ve insan seytanlarmm i'tikad ve iman bilgilerini bozmala- 
rma mani' oldugu gibi, mezheb imamlanm da yaratarak, dinini 
bozulmakdan korumusdur. Hiristiyanhkda ve yehudilikde bu 

-47- 



ni'met olmadigi icin, dinleri bozulmus, oyuncak haline gelmisdir. 

Resulullahin "sallallahii aleyhi ve sellem" vefatindan dortytiz 
sene sonra, ictihad edebilecek derin alim kalmadigmi islam alimle- 
ri sozbirligi ile bildirdiler. Simdi, ictihad etmeli diyen kimsenin akl 
hastasi veya din cahili oldugu anlasihr. Biiyiik alim Celaleddm-i 
Siiyuti "rahime-hullahii teala" m , ictihad derecesine yiikselmis ol- 
dugunu soylemisdi. Zemamndaki alimler kendisine bir siial sorup, 
buna iki cesid cevab verilmis oldugunu, bunlardan hangisinin daha 
saglam oldugunu bildirmesini soylediler. Cevab veremedi. isinin 
cok oldugundan, buna vakt ayiramiyacagmi bildirdi. Halbuki ken- 
disinden istenilen sey, fetvada ictihad yapmasi idi. Bu ise, ictihad 
derecelerinin en asagisidir. imam-i Siiyuti gibi derin bir alim, fet- 
vada ictihaddan kacmmca, muslimanlan mutlak ictihad yapmaga 
siiriikliyenlere deli veya din cahili denilmez de, ne denir? imam-i 
Gazali "rahime-hullahii teala"' 21 , kendi zemanmda miictehid bu- 
lunmadigim, (ihya-iil-ulum) kitabmda bildirmisdir. 

Miictehid olmiyan bir miisliman, bir sahih hadis ogrenip, mez- 
hebi imamimn buna uymiyan hukmiinii yapmak kendine agir ge- 
lirse, bu mushmamn, dort mezheb arasmda, bu hadise uygun icti- 
had etmis olan miictehidi arayip bulmasi ve bu isini onun mezhe- 
bine gore yapmasi lazimdir. Biiyiik alim imam-i Nevevi "rahime- 
hullahii teala" 131 (Ravdat-iit-talibfn) kitabmda bunu uzun acikla- 
makdadir. Ciinki, ictihad derecesine yiikselmemis olanlarm Kitab- 
dan ve Siinnetden ahkam cikarmalan caiz degildir. Simdi, ba'zi ca- 
hiller, kendilerinin mutlak ictihad derecesine yiikseldiklerini, 
Nasslardan, ya'ni Kitabdan ve Siinnetden ahkam cikarabilecekle- 
rini ve dort mezhebden birini taklid etmege ihtiyaclan kalmadigi- 
m soyliyorlar. Senelerden beri taklid etmis olduklan mezhebi terk 
ediyorlar. Bozuk diisiinceleri ile mezhebleri ciiriitmege kalkisi- 
yorlar. Bizim gibi olan din adamlannm re'ylerine uyamayiz gibi 
cahilce, ahmakca seyler soyliyorlar. Seytamn vesvesesi ve nefsle- 
rinin tahriki ile iistunliik iddi'a ediyorlar. Boyle sozleri ile, iistiin- 
liiklerini degil, ahmakhklarim ve alcakhklarim ortaya koymus ol- 
duklanm anhyamiyorlar. Bunlar arasmda, herkes tefsir okumah, 
tefsirden ve Buhariden ahkam cikarmahdir diyen ve yazan cahille- 
ri ve sapiklan da gormekdeyiz. Sakm miisliman kardesim! Boyle 
ahmaklar ile arkadashk etmekden, bunlan din adami sanmakdan 



[1] Siiyuti Abdurrahman, 911 [m. 1505] de Misrda vefat etdi. 

[2] Imam-i Muhammed Gazali, 505 [m. 1111] de Tus sehrinde vefat etdi. 

[3] Yahya Nevevi, 676 [m. 1277] de Samda vefat etdi. 

-48- 



ve uydurma kitablanm okumakdan cok sakin! Imaminin mezhebine 
simsiki saril! Dort mezhebden diledigini ve begendigini secebilirsin. 
Fekat, mezheblerin kolayliklanni arasdirmak, ya'ni mezhebleri (Tel- 
fik) etmek caiz degildir. [(Telfik) demek, mezheblerin kolayliklanni 
tophyarak yapilan bir isin bu mezheblerden hicbirine uymamasi de- 
mekdir. Bir isi yaparken dort mezhebden birine uydukdan sonra, 
ya'ni bu is, bu mezhebe gore sahih oldukdan sonra, aynca diger tic 
mezhebde de sahih ve makbtil olmasi icin gerekli seylere de, mtimkin 
oldugu kadar uyulursa, buna (Takva) denir ki, cok sevab olur.] 

Hadis-i serifleri okuyup iyi anhyabilen bir miislimamn, once 
kendi mezhebinin delilleri olan hadisleri ogrenmesi, sonra bu ha- 
dislerin medh etdigi isleri yapip, yasak etdigi islerden sakmmasi, 
din-i islamm buyukliigiinii, kiymetini ve Allahti tealamn ve Resu- 
lullahin "sallallahii aleyhi ve sellem" ismlerinin ve sifatlarinm ke- 
malatim ve Resulullahm "sallallahti aleyhi ve sellem" hayatim ve 
faziletlerini ve mu'cizelerini ve diinyamn, ahiretin, Cennetin ve Ce- 
hennemin hallerini ve melekleri, cinleri ve gecmis iimmetleri ve 
Peygamberleri ve kitablanm ve Kur'an-i kerimin ve Resulullahm 
tistunliiklerini ve Onun Alinin ve Eshabinin "ndvanullahi teala 
aleyhim ecma'in" hallerini ve kiyamet alametlerini ve daha nice 
dtinya ve ahiret bilgilerini ogrenmesi lazimdir. Resulullahm "sallal- 
lahii aleyhi ve sellem" hadis-i seriflerinde dtinya ve ahiretin btitiin 
bilgileri toplanmisdir. 

Bu yazdiklanmiz anlasilmca, mtictehidlerin hadis-i seriflerden 
cikardiklan din hiikmlerinin faidesi olmaz diyen kimsenin ne ka- 
dar cahil oldugu ortaya cikar. Hadis-i seriflerin bildirdikleri sayisiz 
ilmler arasinda, ibadetleri ve mu'amelati bildiren hadis-i serifler 
pek az kalmakdadir. Ba'zi alimlere gore besytiz kadardir. [Tekrar 
edilmis olanlan da katihrsa, iicbini gecmez.] Bu kadar az hadis-i 
serif arasmdan sahih bir hadisi, dort mezheb imammdan hicbiri- 
nin isitmemis olmasi dusuniilemez. Sahih hadisleri dort mezheb 
imammdan en az birisi delil olarak almisdir. Kendi mezhebindeki 
bir isin, sahih olan bir hadis-i serife uygun olmadigmi goren bir 
muslimanm, bu hadis-i serife gore ictihad etmis olan baska bir 
mezhebe uyarak bu isi yapmasi lazimdir. Kendi mezhebinin ima- 
mi da belki bu hadis-i serifi isitmis, fekat daha sahih oldugunu an- 
ladigi veya daha sonra olup birincisini nesh eden baska bir hadis-i 
serife uyarak veya mtictehidlerin bilecegi baska sebeblerden dola- 
yi, bu hadisi delil olarak almamisdir. Bir hadisin sahih oldugunu 
anhyan bir muslimanm, mezhebinin bu hadis-i serife uymiyan 
htikmiinu birakip, bu hadise uymasi giizel olur ise de, bu kimse 
icin, bu hadisden hiikm cikarmrs olan baska mezhebi taklid etme- 

— 49 — Herkese Lazim Olan Iman: F-4 



si lazimdir. Ciinki, o mezhebin imami, ahkamm delillerinden onun 
bilmediklerini bilerek, o hadis ile amel etmege mani' birsey bulun- 
madigini anlamisdir. Bununla beraber, bu isi kendi mezhebine 
uyarak yapmasi da caizdir. Ciinki mezhebinin imaminm oyle icti- 
had etmesi, muhakkak saglam bir delile dayanrmsdir. Mukallidin 
bu delili bilmemesini islamiyyet ozr saymakdadir. Ciinki, dort 
mezheb imamlannm hicbiri, ictihad ederken,Kitabdan ve Siinnet- 
den aynlmamislardir. Bunlarm mezhebleri, Kitabm ve Siinnetin 
aciklamalandir. Kitabm ve Siinnetin ma'nalanm ve hiikmlerini 
muslimanlara aciklarmslardir. Onlann anhyabilecekleri seklde an- 
latmislar, kitablara gecirmislerdir. Mezheb imamlarmin "rahime- 
hiimullahu teala" bu isleri, islam dinine o kadar mu'azzam bir hiz- 
metdir ki, Allahii teala kendilerine yardim etmeseydi, bunu yap- 
maga insan giicii yetisemezdi. Bu mezhebler, Resulullahm "sallal- 
lahii aleyhi ve sellem" hak Peygamber oldugunu ve islam dininin 
sahih oldugunu bildiren en kuvvetli vesikalardan biridir. 

Din imamlanmizm ictihadlarmda birbirlerinden ayrilmalan, 
yalmz ftiru'-i din, ya'ni fikh mes'elelerindedir. Usul-i dinde, ya'ni 
i'tikad ve iman bilgilerinde hie aynliklan yokdur. Dinde zaruri bi- 
linen ve delilleri tevatiir ile bildirilmis hadis-i seriflerden ahnan fii- 
ru' bilgilerinde de, aynliklan yokdur. Fiiru-i din bilgilerinin ba'zi- 
sinda aynlmislardir. Bunlarm, delillerinin kuvvetlerini anlamadaki 
aynliklan, buna sebeb olmusdur. Bu ufak aynliklan da, bu iimme- 
te rahmetdir. Muslimanlarm, diledikleri, kolaylarma gelen mezhe- 
be uymalan caizdir. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" bu ay- 
nligi miijde olarak bildirmis ve bildirdigi gibi olmusdur. 

Kur'an-i kerimde ve hadis-i seriflerde acikca bildirilmis olan 
i'tikad bilgilerinde, ya'ni inamlacak seylerde ve fikh bilgilerinde ic- 
tihad etmek caiz degildir. Dalalete, sapikhga yol acar. Biiyiik gii- 
nah olur. i'tikad bilgilerinde dogru olan tek yol vardir. Bu da, 
(Ehl-i siinnet vel-cema'at) mezhebidir. Hadis-i serifde, rahmet ol- 
dugu bildirilen aynhk, fiiru'da, ya'ni ahkamda olan aynhkdir. 

Dort mezhebin ameldeki hukmlerinin aynldiklan bir mes'ele- 
de, iclerinden yalmz birinin hiikmii dogrudur. Bu dogru hiikmii 
taklid edenlere iki sevab, dogru olmiyan hiikmleri taklid edenlere 
bir sevab vardir. Mezheblerin rahmet olmasi, bir mezhebi birakip 
baska mezhebin ameldeki hiikmiinii taklid etmenin caiz olacagim 
gostermekdedir. Fekat, dort mezhebden baska, Ehl-i siinnetden 
olan mezhebleri ve hatta Eshab-i kirami taklid etmek caiz degil- 
dir. C un ki, onlann mezhebleri kitablara gecmemis, unutulmusdur. 
Bilinen dort mezhebden baskasim taklid etmek imkam kalmamis- 
dir. Eshab-i kirami taklid etmek caiz olmadigini islam alimlerinin 

-50- 



sozbirligi ile bildirdiklerini, imam-i Ebu Bekr-i Razi "rahime-hul- 
lahii teala" [1] da, haber vermekdedir. Mezheblerin ve miictehidlerin 
ve bilhassa dort mezheb imaminm iistimluklerini ve mezheblerinin 
Kitabdan ve Siinnetden disari cikmadiklanm ve icma' ile, kiyas ile 
bildirdikleri hiikmlerin kendi re'yleri olmayip, Kitabdan ve Siin- 
netden almmis olduklanni iyi anlamak istiyenlere, imam-i Abdiil- 
vehhab-i Sa'raninin "rahime-hullahii teala" (Mizan-iil-kiibra) ve 
(Mizan-iil-hidriyye) kitablanni okumalanni tavsiye ederiz. (Huc- 
cetullahi aleralemin) kitabmdan terceme burada temam oldu. Yu- 
kandaki yazilarm hepsi, arabi aslmdan terceme edilmisdir. Btitiin 
yaymlanmizda oldugu gibi, burada da, baska kitablardan aldigimiz 
ilaveler koseli parantez icine almmis, boylece ilavelerimizin kita- 
bin yazilan ile kansdinlmamasi saglanmisdir. (Huccetullahi 
aleralemin) kitabmdan yukandaki yazilarm arabi ash, 1394 [m. 
1974] senesinde, ofset yolu ile istanbulda basdinlmisdir. 

(Kur'an-i kerimde din alimleri denmez) sozii dogru degildir. 
Cesidli ayet-i kerimeler, alimleri ve ilmi ovmekdedir. Abdiilgani 
Nabliisi hazretleri (Hadika) kitabmda buyuruyor ki: 

Enbiya suresi, yedinci ayet-i kerimesinde mealen, (Bilmedikle- 
rinizi, zikr sahiblerinden sorunuz!) buyuruldu. Zikr, ilm demekdir. 
Bu ayet-i kerime, bilmiyenlerin, alimleri bulup onlardan sorup, 
ogrenmelerini emr etmekdedir. Al-i imran suresinin yedinci aye- 
tinde mealen, (Miitesabih ayetlerin ma'nalarini ancak ilm sahible- 
ri anlar) ve onsekizinci ayetinde mealen, ( Allahii tealamn var ve 
bir oldugunu, ilm sahibleri anlar ve bildirirler) ve Kasas suresinin 
seksenbirinci ayetinde mealen, (ilm sahibleri, onlara, size yaziklar 
olsun! Iman edip, amel-i salih isliyenlere Allahii tealamn verecegi 
sevablar, diinya ni'metlerinden daha iyidir dediler) ve Rum sure- 
sinin ellialtmci ayetinde mealen, (ilm ve finan sahibleri, diinyada 
iken inkar etdiginiz kiyamet giinii, iste bu giindiir diyeceklerdir) 
ve Isra suresinin yiizsekizinci ayetinde mealen, (ilm sahibleri, 
Kur'an-i kerfini isitince secde ederler ve sahibimizde hicbir kusur 
yokdur. O, verdigi sozden donmez derler) ve Hac suresi 54. cii 
ayetinde mealen, (ilm sahibleri, Kur'an-i kerimin Allah kelami ol- 
dugunu anlar) ve Ankebut suresinin ellinci ayetinde mealen, 
(Kur'an-i kerfm, ilm sahiblerinin kalblerinde yerle^misdir) ve Se- 
be' suresinin altinci ayetinde mealen, (ilm sahibleri, Kur'an-i keri- 
min Allah kelami oldugunu ve Allahii tealamn rizasina kavusdur- 
dugunu bilirler) ve Miicadele suresinin onbirinci ayetinde mealen, 
(ilm sahiblerine Cennetde yiiksek dereceler verilecekdir) ve Fatir 



[1] Ebu Bekr Ahmed Razi, 370 [m. 980] de vefat etdi. 

-51- 



suresinin yirmiyedinci ayetinde mealen, (Allahii tealadan ancak 
ilm sahibleri korkar) ve Hucurat suresinin ondorduncii ayetinde 
mealen, (En kiymetliniz, Allahii tealadan cok korkammzdir) bu- 
yurulmusdur. 

(Hadika)nin ucyiizaltmisbesinci sahifesindeki hadis-i serifler- 
de, (Allahii teala ve melekler ve her canh, insanlara iyilik ogrete- 
ne diia ederler) ve (Kiyamet giinii once Peygamberler, soma aliin- 
ler, sonra sehidler, sefa'at edeceklerdir) ve (Ey insanlar, biliniz ki, 
ilm alimden isiterek ogrenilir), (ilm ogreniniz! ilm ogrenmek iba- 
detdir. ilm ogretene ve ogrenene cihad sevabi vardir. ilm ogret- 
mek, sadaka vermek gibidir. Alimden ilm ogrenmek, tehecciid ne- 
mazi kdmak gibidir) buyuruldu. (Hiilasa) fetva kitabmin sahibi Ta- 
hir Buhari "rahime-hullahii teala"' 11 diyor ki: (Fikh kitabi okumak, 
geceleri nemaz kilmakdan daha sevabdir). Ciinki, farzlan, haram- 
lan, [alimlerden veya yazmis olduklari] kitablardan ogrenmek 
farzdir. Kendisi yapmak ve baskalarma ogretmek icin fikh kitabla- 
n okumak, tesbih nemazi kilmakdan daha sevabdir. Hadis-i serif- 
lerde, (ilm ogrenmek, biitiin nafile ibadetlerden daha sevabdir. 
Qiinki, kendine de, ogretecegi kimselere de faidesi vardir) ve (Bas- 
kalarma ogretmek icin ogrenen kimseye, Siddiklar sevabi verilir) 
buyuruldu. islam bilgileri, ancak tistaddan ve kitabdan ogrenilir. 
Islam kitablanna ve rehbere liizum yokdur diyenler, yalancidir, 
zmdikdir. Miislimanlan aldatmakda, felakete suriiklemekdedir. 
Din kitablarmdaki bilgiler,Kur'an-i kerimden ve hadis-i serifler- 
den gikanlmisdir. (Hadika)dan pl terceme, temam oldu. 

Allahii teala, Resuliinu, Kur'an-i kerimi teblig etmek, ogret- 
mek icin gonderdi. Eshab-i kiram, Kur'an-i kerimdeki bilgileri Re- 
sulullahdan ogrendiler. Din alimleri de, Eshab-i kiramdan ogren- 
diler. Biitiin muslimanlar da, din alimlerinden ve bunlarm kitabla- 
nndan ogrendiler. Hadis-i seriflerde (ilm hazinedir. Anahtari, so- 
rup ogrenmekdir) ve (ilm ogreniniz ve ogretiniz!) ve (Herseyin 
kaynagi vardir. Takvanm kaynagi, ariflerin kalbleridir) ve (ilm og- 
retmek giinahlara keffaretdir) buyuruldu. 

imam-i Rabbani "rahmetullahi aleyh" (Mektiibat) admdaki ki- 
tabmin birinci cildi, yuzdoksaniicuncii [193] mektubunda buyuru- 
yor ki: 

(Miikellef) olan, ya'ni akil ve balig olan kimsenin, once, imam- 
ni, i'tikadim diizeltmesi lazimdir. Ya'ni Ehl-i siinnet alimlerinin 



[1] Tahir Buhari, 542 [m. 1147] de vefat etdi. 

[2] Hadikanm miiellifi Abdiilgani Nabliisi, 1143 [m. 1731] de vefat etdi. 

-52- 



yazdiklan akaid bilgilerini ogrenmek ve bunlara uygun olarak 
inanmakdir. Allahii teala, o biiyiik alimlerin cahsmalarina bol bol 
sevab versin! Amin. Kryametde Cehennem azabindan kurtulmak, 
onlarm bildirdiklerine inanmaga baghdir. Cehennemden kurtulacak 
olanlar, yalniz bunlann yolunda gidenlerdir. [Onlann yolundan gi- 
denlere (Siinni) denir.] Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sellem" ve 
Eshabimn "ridvanullahi aleyhim ecma'in" yolunda gidenler, yalniz 
bunlardir. Kitabdan, ya'ni Kur'an-i kerimden ve Siinnetden, ya'ni 
hadis-i seriflerden cikanlan bilgiler icinde kiymetli, dogru olan, yal- 
niz bu biiyiik alimlerin, Kitabdan ve Siinnetden anlayip bildirdikle- 
ri bilgilerdir. Ciinki, her bid'at sahibi, ya'm her reformcu ve her (sa- 
pik) ve mezhebsiz kimse, bozuk diisiincelerini, kisa akh ile, Kitab- 
dan ve Siinnetden cikardigim soyliiyor. Ehl-i siinnet alimlerini gol- 
gelemege, kiiciiltmege kalkisiyor. Demek ki, Kitabdan ve Siinnet- 
den cikanldigi bildirilen her sozii, her yaziyi dogru sanmamali, yal- 
dizh propagandalarma aldanmamahdir. 

Ehl-i siinnet vel-cema'at alimlerinin bildirdigi dogru i'tikadi 
aciklamak icin, biiyiik alim Tiirpiisti hazretlerinin farisi (El-mu'te- 
med) kitabi cok kiymetlidir ve acik yazilmisdir. Kolayca anlasilabi- 
lir. [(Hakikat Kitabevi), 1410 [m. 1989] da basdirmisdir. Fadlullah 
bin Hasen Tiirpiisti, Hanefi fikh alimlerindendir. Altiyiizaltmisbir 
661 [m. 1263] senesinde vefat etdi.] 

Akaidi, ya'ni inamlacak bilgileri diizeltdikden sonra, (Halal), 
(Haram), (Farz), (Vacib), (Sunnet), (Mendub) ve (Mekruh) olan 
seyleri, Ehl-i sunnet alimlerinin yazdiklan fikh kitablanndan og- 
renmek ve bunlara uymak lazimdir. Bu alimlerin iistunliiklerini 
anhyamamis olan cahillerin cikardiklan sapik kitablan okumama- 
hdir. Allah korusun! i'tikad edilecek seylerde Ehl-i siinnet mez- 
hebine uymiyan inamsi olan miislimanlar, ahiretde Cehenneme 
girmekden kurtulamaz. Imam dogru olamn ibadetinde gevseklik 
olursa, tevbe etmese bile, afv edilebilir. Afv edilmese bile, azab 
cekdikden sonra, Cehennemden kurtulur. isin basi, i'tikadi dii- 
zeltmekdir. Hace Ubeydullah-i Ahrar "kaddesallahii teala sirre- 
hul'aziz" 1 ' 1 buyurdu ki: (Btitiin kesfleri, kerametleri bana verseler, 
fekat, Ehl-i siinnet velcema'at i'tikadim vermeseler, kendimi ha- 
rab bilirim. Kesf ve kerametim olmasa ve kabahatim cok olsa, fe- 
kat Ehl-i sunnet vel cema'at i'tikadim ihsan eyleseler, hie iiziil- 
mem). 

Bugiin, Hindistanda miislimanlar kimsesiz kaldi. Din diisman- 



[1] Ubeydullah-i Ahrar, 895 [m. 1490] de Semerkandda vefat etdi. 

-53- 



Ian her tarafdan saldinyor. Bugiin, islama hizmet icin bir lira ver- 
mek, baska zeman verilen binlerce liradan daha cok sevabdir. is- 
lama yapilacak en btiyiik hizmet, Ehl-i siinnet kitablanm, iman ve 
islam kitablanm ahp, koylere, genclere dagitmakla olur. Hangi ta- 
li'li, bahtiyar kimseye bu hizmeti nasib ederlerse, cok sevinsin. 
Cok siikr etsin. islama hizmet etmek her zeman sevabdir. Fekat, 
islamin za'if oldugu, yalanlarla, iftiralarla, miislimanhk yok edil- 
mege cahsildigi bu zemanda, Ehl-i siinnet i'tikadim yaymaga cahs- 
mak, katkat daha cok sevabdir. Resulullah "sallallahii aleyhi ve 
sellem", Eshab-i kiramina karsi buyurdu ki, (Siz oyle bir zemanda 
geldiniz ki, Allahii tealamn emrlerinden ve yasaklarindan onda 
dokuzuna uyup, onda birine uymazsaniz, helak olursunuz. Azab 
goriirsuniiz! Sizden soma, oyle bir zeman gelecek ki, o zeman, 
emrlerin ve yasaklarin yalmz onda birine uyan kurtulacakdir). 
[(Miskat-iil-mesabih) C. 1- 179. cu sahifede ve Tirmizi, Kitab-iil-fi- 
ten 79. cu sirada mevcuddur.] Bu hadis-i serifde bildirilen zeman, 
iste bu zemandir. Kafirlerle cihad etmek, miislimanlara saldiranla- 
n tammak, onlan sevmemek lazimdir. [Giic kullanarak yapilan ci- 
hadi hiikumet yapar. Devletin ordusu yapar. Miislimanlarm boyle 
cihadi yapmasi, asker olarak, hiikumetin verdigi vazifeyi yapmak- 
la olur. Cihad-i kavlmin cihad-i katliden, ya'ni soz ve yazi ile olan 
cihadm, kuvvet kullanarak yapilan cihaddan daha faideli oldugu, 
altmisbesinci mektubda da yazihdir.] Ehl-i siinnet alimlerinin ki- 
tablanm, sozlerini yaymak icin, keramet sahibi olmak, alim olmak 
sart degildir. Her mtislimamn bunu yapmak icin ugrasmasi lazim- 
dir. Firsati kacirmamahdir. Kryametde her miislimana, bunu sora- 
caklar, islama nicin hizmet etmedin diyeceklerdir. ilmihal kitabla- 
nm yaymak icin ugrasmiyanlara, din bilgilerini yayan kurumlara, 
kimselere yardim etmiyenlere, cok azab yapilacakdir. Ozr, beha- 
ne, kabul edilmiyecekdir. Peygamberler "aleyhimiisselam", insan- 
larm en iistiinleri, en kiymetlileri iken, hie rahat oturmadi. Allahii 
tealamn dinini, se'adet-i ebediyye yolunu yaymak icin, gece giin- 
diiz ugrasdilar. Mu'cize istiyenlere de, (Mu'cizeyi Allahii teala ya- 
ratir. Benim vazffem, Allahii tealamn dinini bildirmekdir) buyii- 
rurlardi. Bu yolda cahsirlarken, Allahii teala da, bunlara yardim 
eder, mu'cize yaratirdi. Bizim de, Ehl-i siinnet alimlerinin "rahi- 
me-humullahii teala" kitablanm, sozlerini yaymamiz ve kafirlerin, 
diismanlann, miislimanlara iftira ve eziyyet edenlerin, kotii, aleak, 
yalanci olduklanm, genclere, dostlara bildirmemiz lazimdir. [Bun- 
lan bildirmek, gibet olmaz. Emr-i ma'ruf olur.] Bu yolda mah ile, 
kuvveti ile, meslegi ile cahsmiyanlar, azabdan kurtulamiyacaklar- 
dir. Bu yolda cahsirken, sikmti, iskence cekmegi btiyiik se'adet, 

-54- 



biiyiik kazanc bilmelidir. Peygamberler "aleyhimiissalevat", Alla- 
hti tealanm emrlerini bildirirken, cahillerin, soysuzlarm hiicumlari- 
na ugrardi. Cok sikmti cekerlerdi. O biiyiiklerin en iistunii, secilmi- 
si, Allahii tealanm sevgilisi olan Muhammed aleyhisselam, (Benim 
cekdigim eziyyet gibi, hicbir Peygamber eziyyet gormedi) buyur- 
du. (Mektubat)dan terceme temam oldu. 

[Her mtislimamn, Ehl-i siinnet i'tikadim ogrenmesi ve sozii ge- 
cenlere ogretmesi lazimdir. Ehl-i siinnet alimlerinin sozlerini bildi- 
ren kitablan ve gazeteleri bulup, almali, bunlan, genclere tanidik- 
lara gondermeli. Okumalan icin calismahdir. islam diismanlarmm 
ic yiizlerini acikhyan kitablan da yaymahdir]. 

Yer yiiziinde bulunan biitiin miislimanlara dogru yolu gosteren 
ve Muhammed aleyhisselamm dmini, degismeden, bozulmadan 
ogrenmemize rehber olan (Ehl-i siinnet alimleri), dort mezhebin 
ictihad derecesine yiikselmis olan alimleridir. Bunlarm en biiyiik- 
leri, dort biiyiik zat olup, birincileri, imam-i a'zam Ebu Hanife 
Nu'man bin Sabitdir "rahime-hullahii teala". islam alimlerinin en 
biiyiiklerindendir. Ehl-i siinnetin reisidir. Hal tercemesi (Se'adet-i 
Ebediyye) ve (Faideli Bilgiler) kitablannda uzun yazihdir. Hicre- 
tin seksen [80] senesinde Kufede tevelliid, 150 [m. 767] senesinde 
Bagdadda sehid edildi. 

ikincisi, imam-i Malik bin Enes "rahime-hullahii teala", cok 
biiyiik alimdir. Hicretin doksan [90] senesinde Medinede tevelliid, 
179 [m. 795] de orada vefat etdigi, seksendokuz sene yasadigi ibni 
Abidinde yazihdir. Dedesi, Malik bin Ebi Amirdir. 

Uciinciisii, imam-i Muhammed bin idris §afi'i "rahime-hullahii 
teala" olup, islam alimlerinin gozbebegidir. Yiizelli [150] senesin- 
de, Filistinde, Gazzede tevelliid, ikiyiizdort 204 [m. 820] de Misrda 
vefat etdi. 

Dordiinciisii, imam-i Ahmed bin Hanbel "rahime-hullahii te- 
ala" olup, yiizaltmisdort [164] senesinde Bagdadda tevelliid, 241 
[m. 855] de orada vefat etdi. islam binasmm temel diregidir "rah- 
metullahi aleyhim ecma'in". 

Bugiin, bu dort imamdan birine uymiyan bir kimse, biiyiik teh- 
liikededir. Dogru yoldan sapmrsdir. Bunlardan baska Ehl-i siinnet 
alimleri cok vardi. Onlarm da dogru mezhebleri vardi. Fekat, ze- 
manla, mezhebleri unutuldu. Kitablara gecirilemedi. Mesela (Fii- 
kaha-i seb'a) denilen, Medmedeki yedi biiyiik alim ve Omer bin 
Abdiil'aziz, Siifyan bin Uyeyne 11 , Ishak bin Raheveyh, Daviid-i 



[1] Siifyan bin Uyeyne, 198 [m. 813] de Mekkede vefat etdi. 

-55- 



Tai, Amir bin Serahil-i §a'bi, Leys bin Sa'd, A'mes, Muhammed 
bin Cerir Taberi, Siifyan-i Sevri 111 ve Abdurrahman Evzai "rahime- 
hiimullahu teala" bunlardandir. 

Eshab-i kiramm hepsi "radiyallahii teala anhum ecma'in", hak 
ilzere, hidayet yildizlan idi. Herhangi birisi, butiin diinyayi dogru 
yola getirmege kafi idi. Miictehid idiler. Hepsi kendi mezhebinde 
idi. Cogunun mezhebleri birbirlerine benzerdi. Fekat, mezhebleri 
toplanmamis, kitablara yazilmamis oldugundan, onlara uymamiz 
mumkin degildir. Dort imamm mezheblerini, ya'ni inamlacak ve 
yapilacak seylerde bildirdiklerini, kendileri ve talebeleri topladi, 
acikladi. Kitablara yazildi. Bugiin, her muslimamn, adi gecen dort 
imamdan birinin mezhebinde bulunmasi, bu mezhebe gore yasa- 
masi ve ibadet etmesi lazimdir. [Bu dort mezhebden birine uymak 
istemiyen kimse, (Ehl-i siinnet) degildir. Baslangic kismmda ikinci 
sahifeye bakmiz!] 

Bu dort imamin talebelerinden ikisi, iman bilgilerini yaymak- 
da cok yiikseldi. Boylece, i'tikadda, imanda mezheb iki oldu. 
Kur'an-i kerime ve hadis-i seriflere uygun dogru iman, yalmz bu 
ikisinin bildirdigi imandir. Firka-i naciyye olan Ehl-i siinnetin 
iman bilgilerini yer ytiziine yayan, bu ikisidir. Birisi Ebiil-Hasen 
Es'ari "rahime-hullahii teala" olup, hicretin [266] senesinde Bas- 
rada tevelliid, iicyiizotuz [m. 941] da Bagdadda vefat etdi. ikinci- 
si, Ebu Mensur-i Matiiriclf "rahime-hullahii teala" olup, 333 [m. 
944] senesinde Semerkandda vefat etdi. Her muslimamn i'tikad- 
da, bu iki biiyiik imamdan birine uymasi lazimdir. 

Evliyanm tarikleri hakdir. islamiyyetden kil kadar ayrihklan 
yokdur. [Dim, diinya kazanclarma vesile eden, mal, mevki' elde et- 
mek icin veli, miirsid ve din adami olarak ortaya cikan yalancilar, 
sapiklar her asrda vardi. Bugiin de, her meslekde, her san'atda ve 
her vazifede kotii kimseler de bulunmakdadir. Kazanclanm, zevk- 
lerini baskalanmn zararlarmda anyanlan gorerek, bunlarm kans- 
mis olduklan vazifelilerin ve mesleklerin hepsini lekelemek, hak- 
sizhk ve cahillik olur. Bozgunculara yardim etmek olur. Bunun 
icin, sapik din adamlarim, cahil ve sahte tarikatcilan gorerek, islam 
alimlerine, tesavvuf ehline ve hizmetleri tarihde serefli sahifeler 
doldurmus olan biiyiik zatlara dil uzatmamahdir. Onlara dil uza- 
tanlarm haksiz olduklanm anlamahdir.] Evliyanm, kerametleri 
vardir. Hepsi hakdir, dogrudur. imam-i Yafi'i 121 buyurdu ki, (Gavs- 
iis-sekaleyn mevlana Abdiilkadir-i Geylaninin "kaddesallahii te- 



[1] Siifyan-i Sevri, 161 [m. 778] de Basrada vefat etdi. 
[2] Abdullah Yafi'i, 768 [m. 1367] de Mekkede vefat etdi. 

-56- 



ala sirrehiil' azfz" [11 kerametleri, agizdan agiza o kadar yayilmisdir 
ki, siibhe etmek, inanmamak olamaz. Cunki heryerde yayilmak, 
ya'm [Tevatiir], sened yerine gecmekdedir). 

Nemaz kilan bir kimsenin, kiifr olan bir seyi, acik olarak ve za- 
ruretsiz soyleyerek veya kullanarak, kafir oldugu anlasilmadikca, 
baskalarma uyarak, buna kafir demek caiz olmaz. Kafir olarak 61- 
diigu bilinmedikce la'net edilmez. Kafire dahi la'net etmek caiz de- 
gildir. Bunun icin, Yezide la'net etmemek daha iyidir.] 

5 — Iman edilmesi lazim olan alti seyden besincisi (Ahiret gii- 
niine inanmakdir). Bu zemanin baslangici, insamn oldugu gimdiir. 
Kiyametin sonuna kadardir. Son gun denilmesi, arkasmdan gece 
gelmedigi veya diinyadan sonra geldigi icindir. Hadis-i serifde bil- 
dirilen bu gun, bildigimiz gece giindiiz demek degildir. Bir vakt, bir 
zeman demekdir. Kiyametin ne zeman kopacagi bildirilmedi, ze- 
mamni kimse anliyamadi. Fekat, Peygamberimiz "sallallahii aley- 
hi ve sellem", bircok alametlerini ve baslangiclanm haber verdi: 
Hazret-i Mehdi gelecek, Isa aleyhisselam gokden Sama inecek, 
Deccal cikacak. Ye'ciic me'ciic denilen kimseler heryeri kansdira- 
cak. Giines batidan dogacak. Biiyiik zelzeleler olacak. Din bilgile- 
ri unutulacak. Fisk, kotiiliik cogalacak. Dinsiz, ahlaksiz, namussuz 
kimseler Emir olacak, Allahii tealamn emrleri yapdinlmiyacak. 
Haramlar her yerde islenecek, Yemenden bir ates cikacak. Gokler 
ve daglar parcalanacak. Giines ve Ay kararacak. Denizler birbiri- 
ne kansacak ve kaynayip kuruyacakdir. 

Giinah isleri yapan muslimanlara (Fasik) denir. Fasiklara ve 
biitiin kafirlere kabrde azab vardir. Bunlara elbette inanmak la- 
zimdir. Mevta kabre konunca, bilinmiyen bir hayat ile dirilecek, 
rahat veya azab gorecekdir. Miinker ve Nekir admdaki iki mele- 
gin, bilinmiyen korkunc insan seklinde mezara gelip siial soracak- 
lanm hadis-i serifler acikca bildirmekdedir. Kabr siiali, ba'zi alim- 
lere gore, ba'zi akaidden olacak, ba'zilarma gore ise, biitiin akaid- 
den olacakdir. [Bunun icin, cocuklanmiza (Rabbin kim? Dinin 
hangi dindir? Kimin ummetindensin? Kitabm nedir? Kiblen nere- 
sidir? I'tikadda ve amelde mezhebin nedir?) suallerinin cevablan- 
m ogretmeliyiz! Ehl-i siinnet olmryamn dogru cevab veremiyecegi 
(Tezkire-i Kurtubi)de pl yazilidir.] Giizel cevab verenlerin kabri 



[1] Abdiilkadir Geylani, 561 [m. 1161] de Bagdadda vefat etdi. 

[2] Tezkirenin miiellifi Muhammed Kurtubi maliki, 671 [m. 1272] de ve- 
fat etdi. (Muhtasar-i Tezkire-i Kurtubi) Hakikat Kitabevi tarafindan 
1421 [m. 2000]de yeniden tab' edilmisdir. 

-57- 



genisliyecek, buraya Cennetden bir pencere acilacakdir. Sabah ve 
aksam, Cennetdeki yerlerini goriip, melekler tarafmdan iyilikler 
yapilacak, mtijdeler verilecekdir. Iyi cevab veremezse, demir tok- 
maklarla oyle vurulacak ki, bagirmasim, insandan ve cinden baska 
her mahluk isitecekdir. Kabr o kadar darahr ki, kemiklerini birbi- 
rine gecirecek gibi sikar. Cehennemden bir pencere acihr. Sabah 
ve aksam Cehennemdeki yerini goriip, mezarda, mahsere kadar, 
aci azablar ceker. 

Oldiikden sonra, yine dirilmege inanmak lazimdir. Kemikler, 
etler ciirtiyup toprak ve gaz oldukdan sonra, bedenler, tekrar yara- 
tilacak, ruhlar bedenlerine girip, herkes mezardan kalkacakdir. 
Bunun icin, bu zemana, (Kiyamet giinii) denir. 

[Bitkiler havadan karbon dioksid gazmi ve toprakdan su ile 
tuzlari, ya'ni toprak maddelerini ahp, bunlan birlesdiriyorlar. Boy- 
lece, organik cismleri ve a'zamizm yapi taslarim meydana getiri- 
yorlar. Senelerle uzun siiren bir kimya reaksiyonunun, (katalizor) 
kullanarak, saniyeden az bir zemanda hemen oluverdigi, bugiin bi- 
linmekdedir. iste bunun gibi, Allahu teala, mezarda, su, karbon di- 
oksid ve toprak maddelerini birlesdirerek organik maddeleri ve 
canh uzvlan bir anda yaratacakdir. Boyle dirilecegimizi, Muhbir-i 
sadik haber veriyor. Fen ilmleri de, bunun diinyada zaten yapil- 
makda oldugunu gosteriyor]. 

Biitun canhlar, (Mahser) yerinde toplanacak. Her insanin amel 
defterleri ucarak sahibine gelecekdir. Bunlan, yerleri, gokleri, zer- 
releri, yildizlan yaratan, sonsuz kudret sahibi olan Allahu teala ya- 
pacakdir. Bunlarm olacagim, Allahu tealanm Resulii "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem" haber vermisdir. Onun soyledikleri elbette 
dogrudur. Elbette hepsi olacakdir. 

Salihlerin, iyilerin defteri sag tarafmdan, fasiklarm, kotiilerin 
arka veya sol tarafmdan verilecekdir. iyi ve kotii, biiyiik ve kiiciik, 
gizli ve meydanda yapilmis olan her sey defterde yazih bulunacak- 
dir. (Kiramen katibin) meleklerinin bilmedigi isler bile, a'zanm 
haber vermesi ile veya Allahu tealanm bildirmesi ile ortaya cikan- 
lacak, herseyden siial ve hesab olunacakdir. Mahserde, Allahu te- 
alanm diledigi her gizli sey meydana cikacakdir. M eleklere, yerler- 
de, goklerde neler yapdmiz? Peygamberlere "salevatullahi teala 
ve teslimatuhii aleyhim ecma'in", Allahu tealanm hiikmlerini 
Onun kullarma nasil bildirdiniz? Herkese de, Peygamberlere nasil 
uydunuz, sizlere bildirilen vazifeleri nasil yapdmiz? Birbiriniz ara- 
sinda bulunan haklan nasil gozetdiniz diye sorulacakdir. Mahser- 
de, imam olup, ameli ve ahlaki giizel olanlara miikafat ve ihsanlar 

-58- 



olacak, kotii huylu, bozuk amelli olanlara agir cezalar verilecek- 
dir. 

Allahii teala, diledigi mti'minlerin bilyiik ve kiiciik biitiin gii- 
nahlarim, fadh ile, ihsam ile afv edecekdir. Sirkden, kiifrden baska, 
her giinahi, dilerse afv edecek, dilerse, adaleti ile kiiciik giinahlar 
icin de azab edecekdir. Miisrik ve kafir olarak oleni hie afv etmiye- 
cegini bildirmekdedir. Kitabh ve kitabsiz kafirler, ya'ni Muham- 
med aleyhisselamm, biitiin insanlara Peygamber olduguna inanmi- 
yan, Onun bildirdigi ahkamdan, ya'ni emr ve yasaklardan birisini 
bile begenmiyenler, bu halde oliirlerse, elbette Cehenneme soku- 
lacak, sonsuz azab cekeceklerdir. 

Kiyamet giinti, amelleri, isleri olemek icin, bilmedigimiz bir 
(Mizan), bir olcii aleti, bir terazi vardir. Yer ve gok bir goziine si- 
gar. Sevab gozii, parlak olup, Arsm sagmda Cennet tarafmdadir. 
Giinah tarafi, karanhk olup, Arsin solunda, Cehennem tarafmda- 
dir. Dtinyada yapilan isler, sozler, diisiinceler, bakislar, orada sekl 
alarak, iyilikler parlak, kotiiliikler karanhk ve igrenc gortiniip, bu 
terazide dartilacakdir. Bu terazi, diinya terazilerine benzemez. 
Agir tarafi yukan kalkar. Hafif tarafi asagi iner, denildi. Alimlerin 
"rahime-humullahu teala" bir kismma gore, cesidli teraziler ola- 
cakdir. Bircogu da, terazilerin kac dane ve nasil olduklan dinde 
acik bildirilmedi. Bunlan diisunmemelidir, dedi. 

(Sirat kopriisii) vardir. Sirat kopriisii, Allahii tealanm emri ile, 
Cehennemin iistiinde kurulacakdir. Herkese, bu koprtiden gecme- 
si emr olunacakdir. O giin, biitiin Peygamberler (ya Rabbi! Sela- 
met ver!) diye yalvaracaklardir. Cennetlik olanlar, kopriiden ko- 
layca gecerek, Cennete gideceklerdir. Bunlardan ba'zisi simsek gi- 
bi, ba'zisi riizgar gibi, ba'zisi kosan at gibi gececekdir. Sirat koprii- 
sii kildan ince, kihncdan keskindir. Dtinyada islamiyyete uymak 
da, boyledir. islamiyyete tam uymaga ugrasmak, Sirat kopriisiin- 
den gepmek gibidir. Burada, nefs ile miicadele giicliigtine katla- 
nanlar, orada Sirati kolay ve rahat gececekdir. islamiyyete uymi- 
yan, nefslerine diiskiin olanlar, Sirati giic gececekdir. Bunun icin- 
dir ki, Allahii teala, islamiyyetin gosterdigi dogru yola (Sirat-i miis- 
takini) adim verdi. Bu ism benzerligi de, islamiyyet yolunda bulun- 
mamn, Sirat kopriisiinii gecmek gibi oldugunu gostermekdedir. 
Cehennemlik olanlar, Siratdan gecemeyip, Cehenneme diisecek- 
lerdir. 

Peygamberimiz Muhammed Mustafaya "sallallahii aleyhi ve 
sellem" mahsus olan (Kevser haviizu) vardir. Biiyiikltigii, bir ayhk 
yol gibidir. Suyu siitden daha beyaz, kokusu miskden daha giizel- 

-59- 



dir. Etrafmdaki kadehler, yildizlardan daha cokdur. Bir icen, Ce- 
hennemde olsa bile, bir daha susamaz. 

(Sefa'at) hakdir. Tevbesiz olen mii'minlerin kiiciik ve biiyiik 
giinahlarinm afv edilmesi icin, Peygamberler, Veliler, Salihler ve 
Melekler ve Allahii tealamn izn verdigi kimseler, sefa'at edecek ve 
kabul edilecekdir. [Peygamberimiz "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem", (Ummetimden biiyiik giinah i$leyenlere $efa'at edecegim) 
buyurmusdur.] Mahserde, sefa'at bes durliidur: 

Birincisi, kryamet giinii, mahser yerinde kalabalikdan, cok 
uzun beklemekden usanan gunahkarlar, feryad ederek, hesabm 
bir an once yapilmasmi isteyeceklerdir. Bunun icin sefa'at oluna- 
cakdir. 

Ikincisi, siialin ve hesabm kolay ve cabuk olmasi icin, sefa'at 
edilecekdir. 

Uciinciisii, giinahi olan mii'minlerin, Siratdan Cehenneme diis- 
memeleri, Cehennem azabmdan korunmalan icin sefa'at oluna- 
cakdir. 

Dordiinciisii, giinahi cok olan mii'minleri Cehennemden cikar- 
mak icin sefa'at olunacakdir. 

Besincisi, Cennetde sayisiz ni'metler olacak ve sonsuz kalma- 
cak ise de, sekiz derecesi vardir. Herkesin derecesi, makami, fma- 
nmin ve amellerinin mikdarmca olacakdir. Cennetdekilerin dere- 
celerinin yiikselmeleri icin de sefa'at olunacakdir. 

Cennet ve Cehennem simdi vardir. Cennet, yedi kat goklerin 
iistiindedir. Cehennem, herseyin altmdadir. Sekiz Cennet, yedi Ce- 
hennem vardir. Cennet, yer kiiresinden ve giinesden ve goklerden 
daha buyiikdiir. Cehennem de giinesden biiyiikdiir. 

6 — inamlmasi lazim olan alti seyden altincisi; (kadere, hayr ve 
serlerin Allahii tealadan olduguna inanmakdir). insanlara gelen 
hayr ve ser, faide ve zarar, kazanc ve ziyanlarm hepsi, Allahii te- 
alamn takdir etmesi iledir. (Kader), liigatde, bir coklugu olcmek, 
hiikm ve emr demekdir. Cokluk ve biiyiikliik ma'nasma da gelir. 
Allahii tealamn, birseyin varhgim ezelde dilemesine kader denil- 
misdir. Kaderin, ya'ni varhgi dilenilen seyin var olmasma (Kaza) 
denir. Kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanihr. 
Buna gore kaza demek, ezelden ebede kadar yaratilacak seyleri, 
Allahii tealamn ezelde dilemesidir. Biitiin bu esyamn, kazaya uy- 
gun olarak, daha az ve daha cok olmiyarak yaratilmasina kader 
denir. Allahii teala, olacak herseyi ezelde, sonsuz oncelerde, bili- 
yordu. iste bu bilgisine (Kaza ve kader) denir. Eski yunan felsefe- 

-60- 



cileri buna (inayet-i ezeliyye) dedi. Biitiin varhklar, o kazadan 
meydana gelmisdir. Ezeldeki ilmine uygun olarak, esyanin var ol- 
masina da (Kaza ve kader) denir. Kadere iman etmek icin iyi bil- 
meli ve inanmahdir ki, Allahii teala, birseyi yaratacagmi ezelde ira- 
de etdi, diledi ise, az veya daha cok olmaksizin, diledigi gibi var ol- 
masi lazimdir. Olmasim diledigi seylerin var olmamasi ve yoklugu- 
nu diledigi esyanin var olmasi imkansizdir. 

Biitiin hayvanlarm, nebatlarin, cansiz varhklarm [katilarm, sivi- 
larm, gazlarm, yildizlarm, molekiillerin, atomlarm, elektronlann, 
elektro-magnetik dalgalarm, kisaca her varhgm hareketi, fizik olay- 
lan, kimya tepkimeleri, cekirdek reaksiyonlan, enerji ahsverisleri, 
canhlardaki fizyolojik fe'aliyyetler], herseyin olup olmamasi, kulla- 
nn iyi ve kotii isleri, diinyada ve ahiretde, bunlarm cezasim gorme- 
leri ve hersey, ezelde, Allahii tealamn ilminde var idi. Bunlarm 
hepsini ezelde biliyordu. Ezelden ebede kadar olacak, esyayi, ozel- 
likleri, hareketleri, olaylan, ezelde bildigine uygun olarak yarat- 
makdadir. insanlarm iyi ve kotii biitiin islerini, miisliman olmalan- 
m, kiifrlerini, istekli ve isteksiz biitiin islerini, Allahii teala yarat- 
makdadir. Yaratan, yapan yalmz Odur. Sebeblerin meydana getir- 
digi herseyi yaratan Odur. (Her^eyi bir sebeb ile yaratmakdadir.) 

Mesela, ates yakicidir. Halbuki, yakan Allahii tealadir. Atesin, 
yakmakda hicbir ilgisi yokdur. Fekat, adeti soyledir ki, birseye 
ates dokunmadikca, yakmagi yaratmaz. [Ates, tutusma sicakhgma 
kadar lsitmakdan baska birsey yapmaz. Organik cismlerin yapism- 
da bulunan karbona, hidrojene, oksijenle birlesmek ilgisi veren, 
elektron ahs-verislerini sagliyan, ates degildir. Dogruyu goremi- 
yenler, bunlan ates yapiyor samr. Yakan, yanma tepkisini yapan, 
ates degildir. Oksijen de degildir. Isi da degildir. Elektron ahs-ve- 
risi de degildir. Yakan, yalmz Allahii tealadir. Bunlarm hepsini, 
yanmak icin sebeb olarak yaratmisdir. Bilgisi olmryan kimse, ates 
yakiyor samr. ilk okulu bitiren bir kimse, (ates yakiyor) soziinu 
begenmez. Hava yakiyor der. Orta okulu bitiren de, bunu kabul 
etmez. Havadaki oksijen yakiyor der. Liseyi bitiren, yakicihk ok- 
sijene mahsus degildir. Her elektron ceken element yakicidir der. 
Universiteli ise, madde ile birlikde enerjiyi de hesaba katar. Gorii- 
liiyor ki, ilm ilerledikce, isin icyiiziine yaklasilmakda, sebeb sani- 
lan seylerin arkasinda, daha nice sebeblerin bulundugu anlasil- 
makdadir. ilmin, fennin en yiiksek derecesinde bulunan, hakikat- 
leri tam goren Peygamberler "aleyhimiisselam" ve O buytiklerin 
izinde giderek, ilm deryalarmdan damlalara kavusan islam alimle- 
ri "rahime-humullahii teala", bugiin yakici, yapici samlan seylerin, 
aciz, zevalh birer vasita ve mahluk olduklanni, hakikf yapicimn, 

-61- 



yaraticimn sebebler degil, Allahii teala oldugunu bildiriyor.] Yaki- 
ci, Allahii tealadir. Atessiz de yakar. Fekat, ates ile yakmak adeti- 
dir. Yakmak istemezse, ates icinde de yakmaz. Ibrahim aleyhisse- 
lami atesde yakmadi. Onu cok sevdigi icin, adetini bozdu. [Nitekim 
atesin yakmasim onliyen maddeler de yaratmisdir. Bu maddeleri, 
kimyagerler bulmakdadir.] 

Allahii teala dileseydi, herseyi sebebsiz yaratirdi. Atessiz ya- 
kardi. Yimeden doyururdu. Tayyaresiz ucururdu. Radyosuz, uzak- 
dan duyururdu. Fekat lutf ederek, kullanna iyilik ederek, herseyi 
yaratmasim bir sebebe bagladi. Belirli seyleri, belli sebeblerle ya- 
ratmagi diledi. islerini, sebeblerin altma gizledi. Kudretini sebeb- 
ler altmda sakladi. Onun birseyi yaratmasim istiyen, o seyin sebe- 
bine yaprsir, o seye kavusur. [Lambayi yakmak istiyen, kibrit kul- 
lamr. Zeytinyagi cikarmak istiyen, baski aleti kullamr. Basi agn- 
yan, aspirin kullamr. Cennete gidip, sonsuz ni'metlere kavusmak 
istiyen, islamiyyete uyar. Kendini tabanca ile vuran oliir. Zehr icen 
oliir. Terli iken su icen, hasta olur. Giinah isliyen, imamm gideren 
de, Cehenneme gider. Herkes, hangi sebebe basvurursa, o sebebin 
vasita kilmdigi seye kavusur. Miisliman kitablarim okuyan, miisli- 
manhgi ogrenir, sever, miisliman olur. Dinsizlerin ve mezhebsizle- 
rin arasmda yasiyan, onlann sozlerini dinliyen, din cahili olur. Din 
cahillerinin cogu kafir olur. insan hangi yerin vasitasma binerse, 
oraya gider.] 

Hak tecelli eyleyince, her isi asm eder, 
Halk eder esbabini, bir lahzada ihsan eder. 

Allahii teala, islerini sebeblerle yaratmamis olsaydi, kimse kim- 
seye muhtac olmazdi. Herkes, herseyi Allahii tealadan ister, hicbir 
seye basvurmazdi. Boyle olunca, insanlar arasmda, amir, me'mur, 
isci, san'atkar, talebe, hoca ve nice insanhk baglan kalmaz, diinya 
ve ahiretin nizami bozulurdu. Gtizel ile cirkin, iyi ile fena ve mutf 
ile asi arasmda fark kalmazdi. 

Allahii teala dileseydi, adetini baska diirlii yapardi. Herseyi, o 
adetine gore yaratirdi. Mesela dileseydi, kafirleri, diinyada zevk ve 
safasma diiskiin olanlan, can yakanlan, insanlan aldatanlan Cen- 
nete sokardi. Imam olanlan, ibadet edenleri, iyilik yapanlari Ce- 
henneme sokardi. Fekat, ayet-i kerimeler ve hadis-i serifler, boyle 
dilemedigini gostermekdedir. 

insanlann her isini, istekli ve isteksiz, biitiin hareketlerini ya- 
ratan Odur. Kullarm, ihtiyari, ya'ni istekli hareketlerini, islerini 
yaratmasi icin, kullarmda (ihtiyar) ve (irade) yaratmis, bu secme 
ve dilemelerini, isleri yaratmasina sebeb kilmisdir. Bir kul, birsey 
yapmagi ihtiyar edince, isteyince, Allahii teala da dilerse, o isi, ya- 

-62- 



ratir. Kul istemez ve dilemez, Allahu teala da dilemezse, o seyi ya- 
ratmaz. O sey, yalmz kulun dilemesi ile de yaratilmaz. O da diler- 
se yaratir. Kullanmn istekli islerini yaratmasi, birseye ates deger- 
se, o seyde yakmagi yaratmasi, ates degmezse, yakmagi yaratma- 
masi gibidir. Bicak degince, kesmegi yaratmakdadir. Kesen, bicak 
degildir, Odur. Bicagi, kesmek icin sebeb kilmisdir. Demek ki, kul- 
lann istekli hareketlerini, onlann ihtiyar etmeleri, hareketi tercih 
etmeleri ve dilemeleri sebebi ile yaratmakdadir. Fekat tabi'atdeki 
hareketler, kullarm ihtiyar etmelerine bagh degildir. Bunlar, yalmz 
Allahu teala dileyince, baska sebeblerle yaratilmakdadir. Herse- 
yin, giineslerin, zerrelerin, damlalarin, hiicrelerin, mikroplarm, 
atomlann maddelerini, ozelliklerini, hareketlerini yaratan yalmz 
Odur. Ondan baska yaratici yokdur. Ancak, cansiz maddelerin ha- 
reketleri ile, insan ve hayvanlarm ihtiyari, istekli hareketleri ara- 
sinda su aynhk vardir ki, kullar bir seyi yapmagi ihtiyar, tercih 
edince ve dileyince, O da dilerse, kulu harekete geciriyor ve yara- 
tiyor. Kulun hareket etmesi kulun elinde degildir. Hatta nasil ha- 
reket etdiginden haberi bile yokdur. [insamn her hareketi, nice fi- 
zik ve kimya olaylan ile hasil olmakdadir.] Cansizlarm hareketle- 
rinde (ihtiyar etmek) yokdur. Ates degdigi zeman, yakmak yara- 
tilmasi, atesin yakmagi tercih etmesi ve dilemesi ile degildir. 

[Sevdigi, acidigi kullanmn, iyi, faideli isteklerini, O da ister ve 
yaratir. Bunlann kotii ve zararh isteklerini, O istemez ve yaratmaz. 
Bu kullanndan hep iyi, faideli isler hasil olur. Bunlar, bircok isleri- 
nin hasil olmadigi icin iizulurler. Bu islerin zararh olduklan icin ya- 
ratilmadigini dusiinmiis, anlamis olsalardi, hie iiziilmezlerdi. Bu- 
nun icin sevinirler, Allahu tealaya siikr ederlerdi. Allahu teala, in- 
sanlarm ihtiyari, istekli islerini, onlann kalblerinin ihtiyar ve irade 
etmelerinden sonra yaratmagi, ezelde irade etmis, boyle olmasim 
dilemisdir. Ezelde boyle dilemeseydi, istekli hareketlerimizi de, biz 
istemeden, hep O zorla yaratirdi. istekli islerimizi biz istedikden 
sonra yaratmasi, ezelde, boyle istemis oldugu icindir. Demek ki, 
Onun iradesi hakim olmakdadir]. 

Kullarm istekli hareketleri, iki seyden meydana gelmekdedir: 
Birincisi, kulun kalbinin ihtiyar ve iradesi ve kudreti iledir. Bunun 
icin, kulun hareketlerine (Kesb etmek) denir. Kesb, insamn sifati- 
dir. Ikincisi, Allahu tealamn yaratmasi, var etmesi iledir. Allahu 
tealamn emrler, yasaklar, sevablar ve azablar yapmasi, insanda 
kesb bulundugu icindir. (Saffat) suresinin doksanaltinci ayet-i ke- 
rimesinde mealen, (Allahu teala, sizi yaratdi ve i§lerinizi yaratdi) 
buyuruldu. Bu ayet-i kerime, hem insanlarda kesb, ya'ni hareket- 
lerinde kalbinin ihtiyari ve (irade-i cuz'iyye)si bulundugunu gos- 

-63- 



termekdedir. Cebr olmadigim acikca isbat etmekdedir. Bunun icin 
(insamn i§i) denilmekdedir. Mesela, All vurdu, kirdi denir. Hem 
de, herseyin kaza ve kaderle yaratildigmi belli etmekdedir. 

Kulun isinin yapilmasmda, yaratilmasmda, once bu isi kulun 
kalbinin ihtiyar ve irade etmesi lazimdir. Kul, kudreti dahilinde 
olan seyi irade eder. Bu istege ve dilemege (Kesb) denir. Amidi 
merhum, bu kesbin, islerin yaratilmasmda sebeb oldugunu, te'sir 
etdigini bildiriyor. Bu kesbin ihtiyari olan isin yaratilmasma te'siri 
olmaz demek de zarar vermez. Ciinki, yaratilan is ile kulun istedi- 
gi is, baska degildir. Demek ki, kul her istedigini yapamaz. isteme- 
dikleri de var olabilir. Kulun, her istedigini yapmasi, her istemedi- 
ginin olmamasi, kulluk degildir. Uluhiyyete kalkismakdir. Allahii 
teala, lutf ederek, ihsan ederek, aciyarak, kullanna muhtac olduk- 
lan kadar ve emrlere, yasaklara uyabilecek kadar kuvvet ve kud- 
ret, ya'ni enerji vermisdir. Mesela, sihhati ve parasi olan kimse, 
omriinde bir kerre hacca gidebilir. Gokde Ramezan hilalini [ayi] 
goriince, her sene bir ay oruc tutabilir. Yirmidort saatde, bes vakt 
farz olan nemazi kilabilir. Nisab mikdan mail, parasi olan, bir hic- 
ri sene sonra, bunun kirkda bir mikdan altm ve gumusii ayirip 
muslimanlara zekat verebilir. Goriiliiyor ki, insan kendi istekli is- 
lerini, isterse yapar, istemezse, yapmaz. Allahii tealamn buyiiklu- 
gii, buradan da anlasilmakdadir. Cahil ve ahmak olanlar, kaza, ka- 
der bilgilerini anhyamadiklan icin, Ehl-i siinnet alimlerinin sozle- 
rine inanmaz. Kullarm kudret ve ihtiyarlannda siibhe ederler. in- 
sam, istekli islerinde aciz ve mecbur samrlar. Ba'zi islerde kullarm 
ihtiyari olmadigim gorerek, Ehl-i siinnete dil uzatirlar. Bu bozuk 
sozleri, kendilerinde irade ve ihtiyar bulundugunu gostermekde- 
dir. 

Bir isi yapip yapmamaga gucii yetmege (Kudret) denir. Yap- 
magi veya yapmamagi tercih etmege, secmege (ihtiyar), istemek 
denir. ihtiyar olunani yapmagi dilemege (irade), dilemek denir. 
Bir isi kabul etmege, karsi gelmemege (Riza), begenmek denir. 
Isin yapilmasma te'sir etmek sarti ile, irade ile kudretin bir araya 
gelmesine (Halk), yaratmak denir. Te'sirli olmiyarak bir araya 
gelmelerine (Kesb) denir. Her ihtiyar edenin, hahk olmasi lazim 
gelmez. Bunun gibi, her irade edilen seyden, razi olmak lazim gel- 
mez. Allahii tealaya hahk ve muhtar denir. Kula, kasib ve muhtar 
denir. 

Allahii teala, kullarimn ta'atlanm, giinahlarim irade eder ve ya- 
ratir. Fekat, ta'atden razidir. Giinahdan razi degildir, begenmez. 
Hersey, Onun irade ve halk etmesi ile var olmakdadir. En'am su- 
resinin ytizikinci ayet-i kerimesinde mealen, (Ondan baska ilah 

-64- 



yokdur. Her$eyin haliki, ancak Odur) buyurulmusdur. 

(Mu'tezile) firkasmda olanlar, irade ile nza arasmdaki aynligi 
goremediklerinden, saskma dondii. Insan diledigi isi, kendi yaratir 
dediler. Kaza ve kaderi inkar etdiler. (Cebriyye) firkasi da, biisbii- 
tiin sasirdi. Halk etmeksizin ihtiyar buhmacagmi anlamadilar. in- 
sanda ihtiyar yok sanarak, insam, tasa, oduna benzetdiler. insan- 
lar, hasa, giinah sahibi degildir. Biitiin kotiiliikleri yapdiran Allahii 
tealadir, dediler. Cebriyye mensublarmm dedigi gibi, insanda ira- 
de ve ihtiyar olmasaydi, kotuliikleri, giinahlan, Allahii teala zor ile 
yapdirsaydi, eli-ayagi baglamp dagdan asagi yuvarlanan kimse ile, 
yiiriiyerek, etrafim seyr ederek inen kimsenin hareketlerinin bir- 
birlerinden farkh olmamasi lazim olurdu. Halbuki, birincinin yu- 
varlanmasi cebr ile, ikincinin inmesi, irade ve ihtiyar ile olmakda- 
dir. Aralarmdaki aynligi goremiyenlerin goriisleri kisadir. Hem 
de, ayet-i kerimelere inanmamis oluyorlar. Allahii tealamn emrle- 
rini, yasaklanm, liizumsuz, yersiz gormiis oluyorlar. Mu'tezile ve- 
ya kaderiyye admdaki firkamn dedigi gibi, insan diledigini kendi 
yaratiyor zannetmek de, (Her$eyi yaratan Allahii tealadir) ayet-i 
kerimesine inanmamak oldugu gibi, yaratmakda, insanlar, Allahii 
tealaya serik, ortak edilmis olur. 

Si'iler de, Mu'tezile gibi, insan diledigini yaratir diyor. Esegin 
sopa yidigi halde sudan gecmedigini buna sened gosteriyorlar. 
Bunlar diisiinmiyor ki, insan bir is yapmak isterse, Allahii teala da, 
o isin yapilmasmi istemese, Allahii tealamn diledigi olur. Mu'tezi- 
lenin soziiniin yanhs oldugu anlasihr. Ya'ni insan, her diledigini 
yapamaz, yaratamaz. Onlarm dedigi gibi, insamn her istedigi olur- 
sa, Allahii tealamn, aciz olmasi icab eder. Allahii teala, aczden 
mtinezzehdir, uzakdir. Ancak, Onun irade etdigi olur. Herseyi ya- 
ratan, var eden, yalmz Odur. Allahlik boyle olur. insanlar icin, (su- 
nu yaratdi, sunu yaratdik, bunu yaratdilar) gibi soylemek, yazmak 
cok cirkindir. Allahii tealaya karsi edebsizlik olur. Kiifre sebeb 
olur. 

[Kullarm ihtiyari hareketleri, kendi iradeleri ile olmiyan, hatta 
haberleri bile olmadan, nice fiziksel, kimyasal ve fizyolojik olaylar- 
la meydana gelmekdedir. Bu inceligi anlamis olan insafli bir fen 
adami, kendi ihtiyari hareketlerine, (yaratdim) demek soyle dur- 
sun, (ben yapdim) demege bile sikilir. Allahii tealadan haya eder. 
Bilgisi, anlayisi ve edebi az olan ise, her yerde herseyi soylemekden 
sikilmaz. 

Allahii teala, diinyada biitiin insanlara aciyor. Muhtac oldukla- 
n seyleri yaratip, herkese gonderiyor. Diinyada rahat ve huzur 

— 65 — Herkese Lazim Olan Iman: F-5 



icinde yasamalan ve ahiretde sonsuz se'adete kavusmalan icin, ne 
yapmalan lazim oldugunu acikca bildiriyor. Nefslerine, kotii arka- 
daslara, zararli kitablara ve radyolara aldanarak, kiifr ve dalalet 
yoluna sapanlardan, diledigini hidayete kavusduruyor. Bunlan 
dogru yola cekiyor. Azgm, zalim olanlara bu ni'metini ihsan etmi- 
yor. Onlan, begendikleri, istedikleri, icine diisdiikleri inkar batak- 
ligmda birakiyor.] 

(I'tikadname) kitabinm tercemesi burada temam oldu. Bu ter- 
cemeyi yapan haci Feyzullah efendi, Erzincamn Kemah beldesin- 
dendir. Uzun seneler Sokede miiderrislik yapmis, 1323 [m. 1905] 
de vefat etmisdir. Kitabm yazan, Mevlana Halid-i Bagdadi Osma- 
m "kuddise sirruh", 1192 hicri senesinde Bagdadm kuzeyinde Seh- 
rezur sehrinde tevelliid, 1242 [m. 1826] de Samda vefat etdi. Os- 
man-i Zinnureyn "radiyallahii anh" soyundan oldugu icin, Osmani 
denir. Kardesi Mevlana Mahmud Sahib hazretlerine imam-i Neve- 
vinin (Hadfs-i erba'in) kitabmdaki ikinci hadis olan ve (Hadfs-i 
Cibril) adi ile meshur hadis-i serifi okuturken, Mevlana Mahmud-i 
Sahib, bu hadis-i serifi acikhyarak yazmasmi biiyiik kardesinden 
dilemisdi. Mevlana Hand "rahmetullahi aleyh", kardesinin nurlu 
kalbini hos etmek icin, bu dilegi kabul buyurmus, bu hadis-i serifi 
farisi dil ile serh etmisdir. 

Uyan, goziin ac, akil, yalvar giizel Allaha! 
yolundan hie ayrilma, yalvar giizel Allaha! 

Her giin bes nemazi kil, Ramezanda oruc tut! 
malm coksa zekat ver, yalvar giizel Allaha! 

Bir giin bu goziin gormez, hem kulagm isitmez, 
Bu hrsat ele girmez, yalvar giizel Allaha! 

Saghgi ganimet bil, her saati ni'met bil, 
emrine itaat kil, yalvar giizel Allaha! 

Omriinii bo$ gecirme, nefsine kuvvet verme, 
Uyan! Outlet eyleme, yalvar giizel Allaha! 

Giinahm cok olsa da, ondan iimmidin kesme, 
Afvi, keremi boldur, yalvar giizel Allaha! 

Seher vakti rahmeti, yagar her memlekete, 
Ol vakt paklenir kalbin, yalvar giizel Allaha! 

Allahm adm yad et, ruhun ve kalbin sad et, 
Biilbiil gibi feryad et, yalvar giizel Allaha! 



66 



-5- 

SEREFUDDIN MUNIRIMN 
"rahime-hullahii teala" MEKTUBU: 

(Sebeblere Yapismak Lazimdir) 

Hindistanda yetismis olan islam alimlerinin biiyiiklerinden Se- 
refiiddfn Ahmed bin Yahya Miiniri "rahmetullahi aleyh", farisi 
(Mektubat) kitabmm onsekizinci mektubunda buyuruyor ki: 

insanlarm cogu, subhe ve hayal ile hareket ederek yamliyorlar. 
Boyle bozuk diisimenlerden bir kismi (Allahii tealamn bizim iba- 
detlerimize ihtiyaci yokdur. ibadetlerimizin Ona hie faidesi yok- 
dur. Insanlarm ibadet veya isyan etmeleh, Onun biiyiikliigu karsi- 
smda miisavidir. ibadet yapanlar, bosuna sikmh, zahmet cekiyor- 
lar) diyorlar. Boyle diisunmek yanhsdir. islamiyyeti bilmedikleri 
icin, boyle soylemekdedirler. ibadetlerin Allahii tealaya faidesi ol- 
dugunu ve bunun icin emr olunduklanm zan etmekdedirler. Boy- 
le zan etmek cok yanhsdir. Olmiyacak seyi oluyor zan etmekdir. 
Her insamn yapdigi ibadetin faidesi, yalmz kendisinedir. Boyle ol- 
dugunu, Allahii teala (Fatir) suresinin onsekizinci ayetinde acikca 
haber vermekdedir. Boyle yanhs diisiinen kimse, perhiz yapmiyan 
hastaya benzemekdedir. Bu hastaya doktor, perhiz tavsiye ediyor. 
Bu ise, perhiz yapmazsam doktora hie zaran olmaz diyerek, perhiz 
yapmiyor. Doktora zaran olmaz demesi dogrudur. Fekat kendine 
zarar vermekdedir. Tabib, kendine faidesi oldugu icin degil, onun 
hastahkdan kurtulmasi icin, perhiz yapmasim tavsiye etmisdir. 
Doktorun tavsiyesine uyarsa, sifa bulur. Uymazsa oliir, gider. Ta- 
bibin bundan hie zaran olmaz. 

Bozuk diisiinenlerden bir kismi da, hie ibadet yapmaz, haram- 
lardan sakinmaz, ya'ni islamiyyete uymazlar. (Allah kerimdir, ra- 
himdir. Kullanna cok acir. Afvi sonsuzdur. Kimseye azab etmez) 
derler. Evet, ilk sozleri dogrudur. Fekat, son sozleri yanhsdir. Bu- 
rada seytan kendilerini aldatmakdadir. isyana stiriiklemekdedir. 
Akh olan kimse, seytana aldanmaz. Allahii teala, kerfm, rahim ol- 
dugu gibi, azabi da siddetlidir. Can yakicidir. Bu diinyada, cokla- 
nm fakirlik ve sikmtilar icinde yasatdigim goriiyoruz. Nice 
kullanm, hie cekinmeden azablar icinde yasatiyor. Cok kerim ve 
razzak oldugu halde, zira'at, ciftcilik sikmtilan cekilmezse, bir lok- 
ma ekmek vermiyor. Herkesi yasatan O oldugu halde, yimiyen, ic- 

-67- 



meyen insani yasatmiyor. Ilac kullanmiyan hastaya sifa vermiyor. 
Yasamak, hasta olmamak ve mal sahibi olabilmek gibi, diinya 
ni'metlerinin hepsi icin sebebler yaratmis, sebebine yapismiyanla- 
ra hie acimayip, diinya ni'metlerinden mahrum birakmisdir. Ilaclar 
maddi ve ma'nevi olarak iki kismdir. Biitiin hastaliklan tedavi 
eden ma'nevi ilaclar, sadaka vermek ve diia okumakdir. (Hastala- 
nnizi sadaka vererek tedavi ediniz!) ve (Cok istigfar okumak, bii- 
tiin derdlere devadir!) hadisleri meshurdur. Maddi ilaclar cokdur. 
Tecribe ile anlasihrlar. Ma'nevi ilaclan kullanmak, maddi ilaclan 
bulmaga da yardim ederler. Ahiret ni'metlerine kavusmak da boy- 
ledir. Kafirligi, kalbi ve ruhu oldiiren zehr yaprmsdir. Tenbellik de, 
ruhu hasta yapar. Bunlara ilac yapilmazsa, ruh hastalamr, oliir. 
Kiifriin ve cahilligin biricik ilaci, ilmdir, ma'rifetdir. Tenbelligin 
ilaci da, nemaz kilmakdir ve her ibadeti yapmakdir. Bir kimse, 
diinyada zehr yir ve Allah rahimdir, zehrin zararmdan beni korur 
derse, hastalamr, oliir. ishal olan, hind yagi icerse, [seker hastasi, 
tath ve hamur isi yirse], hastaliklan artar. insanlarm bedenleri na- 
zik oldugu icin, lazim olan ihtiyac maddeleri [gida, libas ve mes- 
ken] cokdur. Bunlan bulmak ve islamiyyete uygun olarak kullana- 
bilmek icin, hazirlamak cok giicdiir. Bu islerin kolay ve rahat ya- 
pilmasi icin, insanlarda (Nefs) denilen ayn bir kuvvet yaratilmis- 
dir. Hayvanlarda bu kuvvetin yaratilmasi icin bir sebeb yokdur. 
Nefs, bedene lazim olan seylerin yapilmasim ister. Bu seyleri faz- 
lasi ile yapmak ona tath gelir. Nefsin isteklerine ($ehvet) denir. 
Sehveti, akla damsmadan, ihtiyacdan fazla yapmasi, kalbe ve be- 
dene ve baskalarma zarar verir, gunah olur. (Se'adet-i Ebediyye) 
sh. 32 ye bakmiz! 

Bozuk diisiinenlerden bir kismi da, achk cekerek riyazet yapi- 
yorlar. Boylece islamiyyetin begenmedigi sehvet, gadab ve eglen- 
ce isteklerini kokiinden yok etmek istiyorlar. islamiyyet, bunlarm 
yok edilmesini emr ediyor samyorlar. Uzun zeman achk sikmtisi 
cekerek, bu kotii isteklerinin yok olmadiklanm goriiyor, islamiy- 
yet, yapilamiyacak seyi emr etmisdir zan ediyorlar. (islamiyyetin 
bu emri yapilamaz. Insan yaratihsmda bulunan huylardan kurtu- 
lamaz. Bunlardan kurtulmak icin cahsmak, siyah kimseyi beyaz 
yapmaga cahsmak gibidir. Olamiyacak seyi yapmaga cahsmak, 
omrii bosuna hare etmek olur) diyorlar. Bunlar yanhs diisuniiyor 
ve yanhs is yapiyorlar. Hele, islamiyyet boyle emr etmisdir deme- 
leri tarn bir cahillik ve ahmakhkdir. Ciinki islamiyyet, gadabm, 
sehvetin, insanhk sifatlannm yok edilmesini emr etmiyor. Boyle 
soylemek, islamiyyete iftira etmek olur. islamiyyet, boyle emr et- 
mis olsaydi, dinin sahibi olan Muhammed aleyhisselamda bu sifat- 

-68- 



lar bulunmazdi. Halbuki, (Ben insanini. Herkes gibi, ben de kiza- 
rim) buyururdu. Ara sira krzdigi goriiliirdii. Kizmasi, hep Allahii 
teala icin olurdu. Allahii teala, Kur'an-i kerimde, Al-i imran sure- 
sinin yiizotuzdordiincii ayetinde, (Gadablarim yenen) kimseleri 
medh etmekdedir. Gadab etmiyenleri medh etmemekdedir. Bo- 
zuk diisiinen kimsenin, insan, sehvetini yok etmelidir demesi, pek 
yanhsdir. Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sellem" dokuz hamm- 
la "radiyallahii teala anhtinne" evlenmis olmasi, bu soziiniin yan- 
hs oldugunu acikca gostermekdedir. Bir kimsenin sehveti giderse, 
ilac yaparak sehvete kavusmasi lazimdir. Gadab da boyledir. in- 
san, zevcesini ve cocuklarmi gadab sifati ile korur. islam diisman- 
larma karsi, bu sifat yardimi ile cihad eder. Coluk cocuk sahibi 
olup, oldtikden sonra san ve seref ile amlmak, sehvet sayesinde ol- 
makdadir. Bunlar, islamiyyetin medh etdigi, begendigi, ovdiigii 
seylerdir. 

islamiyyet, sehvetin ve gadabm yok edilmesini degil, her ikisi- 
ne hakim olup, dine uygun kullamlmalanni emr etmekdedir. Suva- 
rinin atim ve avcinin kopegini yok etmeleri degil, bunlan terbiye 
ederek, kendilerinden faidelenmeleri lazim oldugu gibidir. Ya'ni, 
sehvet ve gadab, avcinin kopegi ve siivarinin ati gibidirler. Bu iki- 
si olmadikca, ahiret ni'metleri avlanamaz. Fekat, bunlardan faide- 
lenebilmek icin, terbiye ederek, dine uygun kullamlmalari lazim- 
dir. Terbiye edilmezler, azgm olup, dinin simrlarim asarlarsa, insa- 
m felakete silriiklerler. Riyazet yapmak, bu iki sifati yok etmek 
icin degil, terbiye edip dine uymalarim saglamak icindir. Bunu sag- 
lamak da, herkes icin mtimkindir. Medeniyyet, atom giicii kullan- 
mak ve jet gibi seyler yapmak degildir. Medeniyyet, bunlan insan- 
lara hizmet icin kullanmakdir. Bu da, islamiyyete uymakla ele ge- 
cer. 

Bozuk diisiinenlerin dordiincii kismma gelince, bunlar kendi- 
lerini aldatmakdadirlar. (Hersey ezelde takdir edilmisdir. Cocuk 
diinyaya gelmeden once, (Sa'id) veya ($aki) oldugu bellidir. Bu, 
sonradan degismez. Bunun icin, ibadet yapmamn faidesi yokdur) 
derler. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", kaza ve kaderin 
degismiyecegini, herseyin ezelde takdir edilmis oldugunu anlatm- 
ca, Eshab-i kiram da, boyle soylemislerdi. (Ezeldeki takdire giive- 
nelim. ibadet yapmiyahm) demislerdi. Resulullah "sallallahii 
aleyhi ve sellem", bunlara karsi, (ibadet yapiniz! Herkese ezelde 
takdir edilmis olan seyi yapmak kolay olur) buyurdu. Ya'ni, Alla- 
hii tealanm ezelde sa'id olarak bildigi kimse, dtinyada sa'idlerin is- 
lerini yapar. Bundan anlasihyor ki, ezelde sa'id denilenlerin iba- 

-69- 



det yapmalan ve saki denilenlerin lsyan etmeleri, saglam yasama- 
lan ezelde takdir edilmis olanlann gida ve ilac almalanna ve has- 
talanmalan, olmeleri takdir edilmis olanlann da, gida ve ilac alma- 
malarma benzemekdedir. Achkdan, hastalikdan olmesi ezelde 
takdir edilmis olana, gida ve ilac almak nasib olmaz. Zengin olma- 
si ezelde takdir edilmis olana, kazanc yollan acilir. Doguda olme- 
si takdir edilmis olana, batiya giden yollar kapanir. isitdigimize go- 
re, Azrail aleyhisselam, Suleyman aleyhisselamin yanma gelince, 
oturanlardan birine dikkat ile bakdi. Bu kimse, melegin boyle sert 
bakismdan korkdu. Azrail aleyhisselam gidince, Suleyman aley- 
hisselama yalvanp, ruzgara emr etmesini, ruzgann kendisini garb 
memleketlerinden birine gotiiriip, Azrail aleyhisselamdan kurtul- 
masini istedi. Azrail aleyhisselam tekrar gelince, Suleyman aley- 
hisselam, o adamm yiiziine nicin sert bakdigini sordu. Azrail aley- 
hisselam, (Bir saat sonra, garbdaki sehrlerden birinde, o kimsenin 
camm almak icin emr olunmusdum. Onu senin yaninda gorunce, 
hayretimden dikkat ile bakdim. Emre uyup garba gidince, onu 
orada gorup camm aldim) dedi. [Bu kissa, Celaluddin-i Ruminin 
"rahime-hullahii teala" 1 ' 1 (Mesne vi)sinde uzun yazihdir.] Goriilii- 
yor ki, ezeldeki takdir, bir emr degil, bir ilmdir. Altmisticuncu sa- 
hifeye bakiniz! Ezeldeki kaderin hasil olmasi icin, bu kimse, Azra- 
il aleyhisselamdan korkdu. Suleyman aleyhisselam ona ita'at etdi. 
Ezeldeki takdir, sebebler zinciri ile yerine getirildi. Bunun gibi, 
ezelde sa'id denilmis olan kimsenin iman etmesi, riyazet cekerek, 
kotii huylanmn diizelmesi nasib olur. (En'am) suresinin yuzyirmi- 
besinci ayetinde mealen, ( Allahii teala, hidayete kavusdurmak is- 
tedigi kulunun kalbine islamiyyeti yerlesdirir) buyurulmusdur. 
Ezelde saki olacagi bilinen, ya'ni Cehenneme gitmesi takdir edil- 
mis olan kimse, (ibadet etmege liizum yokdur. Herkesin sa'id ve- 
ya saki oldugu ezelde takdir edilmisdir) der. Boyle dtisunerek iba- 
det etmez. Boyle diisiinerek ibadet yapmamasi, o kimsenin ezelde 
saki oldugunu gosterir. Bunun gibi, cahil kalmasi ezelde takdir 
edilmis kimse (Hersey ezelde takdir edilmisdir. Cahil kalmasi tak- 
dir edilmis olanm, okuyup ogrenmesinin faidesi olmaz) der. Boy- 
lece cahsmaz, ogrenmez. Cahil kahr. Bir kimsenin zira'at yaparak 
bol mahsul almasi takdir edilmis ise, tarlasim siirmek, tohum ek- 
mek nasib olur. Ezelde sa'id denilmis olanlann iman etmeleri ve 
ibadet yapmalan, saki denilmis olanlann da, kafir olmalan ve is- 
yan etmeleri boyledir. Ahmak olan kimse, bunu anhyamaz. (Ima- 
nm ve ibadet yapmamn, ezelde sa'id olmak ile ve klifriin, lsyamn 



[1] Celaliiddin-i Rumi, 672 [m. 1273] de Konyada vefat etdi. 

-70- 



da saki olmak ile acaba ne ilgisi vardir?) der. Kisa akli ile bu ilgiyi 
anlamak ister. Herseyi, kendi akli ile cozmege kalkisir. Halbuki, 
insanm akli simrlidir. Aklm eremedigi seyleri akl ile anlamaga kal- 
kismak, aklsizlik, ahmaklik olur. Oyle diisiinenlerin ahmak olduk- 
lan anlasihr. Isa aleyhisselam buyurdu ki, (Anadan dogma korle- 
rin gormesini saglamak, hatta oliileri diriltmek bana giic gelmedi. 
Fekat, ahmak olana, dogru sozii anlatamadim). Allahii teala, son- 
suz olan ilmi ve hikmeti ile, ba'zi kullanm melek derecesine yiik- 
seltir. Hatta, meleklerden daha ileri olur. Ba'zilanm da, kopek, 
hmzir derecesine diisiirtir. Onsekizinci mektubun tercemesi bura- 
da temam oldu. 

Serefiiddm Ahmed bin Yahya Miiniri hazretlerinin (Mektubat) 
kitabinda yiiz mektub vardir. 741 [m. 1339] senesinde yazilmis ve 
1329 [m. 1911] senesinde Hindistanda basilmisdir. istanbulda Sii- 
leymaniyye kiitiibhanesinde el yazmasi vardir. Yetmisaltmci mek- 
tubunda buyuruyor ki: 

(Se'adet), Cennetlik olmak demekdir. (Sekavet), Cehennemlik 
olmak demekdir. Se'adet ve Sekavet, Allahii tealamn iki hazmesi 
gibidir. Birinci hazinenin anahtan, ta'at ve ibadetdir. ikinci hazi- 
nenin anahtan, ma'siyyet ya'ni gtinahlardir. Allahii teala, her insa- 
nin Sa'id veya Saki olacagmi ezelde biliyordu. Bu bilgisine (Ka- 
der) denir. [Buna aim yazisi diyoruz.] Sa'id olacagi ezelde bilinen 
kimse, Allahii tealaya ita'at eder. Ezelde, Saki olacagi bilinen kim- 
se, hep giinah isler. Dunyada herkes, Sa'id veya Saki oldugunu, 
amelinden anhyabilir. Ahireti diisiinen din alimleri, herkesin Sa'id 
veya Saki oldugunu boylece anlar. Diinyaya dalmis olan din ada- 
mi ise, bunu bilmez. Her izzet ve her ni'met, Allahii tealaya, ihlas 
ile ita'at ve ibadet etmekdedir. Her kotiiliik ve sikmti da, giinah 
islemekden hasil olur. Herkese derd ve bela, giinah yolundan ge- 
lir. Rahat ve huzur da, ita'at yolundan gelmekdedir. [Allahii te- 
alamn adeti boyledir. Bunu kimse, degisdiremez. Nefse kolay ve 
tath gelen seyi se'adet zan etmemeli. Nefse giic ve aci gelenleri de 
sekavet ve felaket sanmamahdir.] Kudiisde Mescid-i Aksada se- 
nelerce tesbih ve ibadet ile omriinii geciren kimse, ibadetin sart- 
larmi ve ihlasi ogrenmedigi icin, bir secdeyi terk edince, oyle za- 
rar etdi ki, helak oldu. Eshab-i Kehfin kopegi ise, pis oldugu hal- 
de, Siddiklarm arkasmda birkac adim yiiriidiigii icin, oyle yiikseldi 
ki, hie diismedi. Bu hal, insani hayrete diisurmekdedir. Asrlar bo- 
yunca, alimler, bu sirn cozememisdir. insan akli, bunun hikmetini 
anhyamiyor. Adem aleyhisselama bugdaydan yime dedi ve yiyece- 
gini ezelde bildigi icin, yimesini diledi. Seytamn Adem aleyhissela- 
ma secde etmesini emr eyledi ve secde etmemesini diledi. Beni 

-71- 



araymiz buyurdu. Fekat ihlasi olmiyamn kavusmasim dilemedi. 
Ilahi yolun yolculan, (Hie anhyamadik) demekden baska birsey 
soyliyemediler. Bizlere ne demek diiser. Onun, insanlarm iman et- 
melerine, ibadet yapmalanna ihtiyaci yokdur. Kafir olmalarmin ve 
giinah islemelerinin Ona hie zaran olmaz. Mahluklanna Onun hie 
ihtiyaci yokdur. Ilmi, zulmetin temizlenmesine, cehli de, giinah is- 
lenmesine sebeb yapdi. Ilmden iman ve ta'at dogmakda, cehlden 
de kiifr ve giinah hasil olmakdadir. Ta'at, cok kiiciik olsa da, ka- 
cirmamah! Giinah, pek kiiciik goriinse de, yaklasmamahdir! islam 
alimleri buyurdular ki, iic sey, lie seye sebebdir: Ta'at, Allahii te- 
alamn rizasim kazanmaga sebebdir. Giinah islemek, Allahii teala- 
nin gadabma sebebdir. Iman etmek, serefli ve kiymetli olmaga se- 
bebdir. Bunun icin, kiiciik giinah islemekden de cok sakmmahdir. 
Allahii tealamn gadabi, bu gtinahda olabilir. Her mii'mini kendin- 
den iyi bilmelidir. O mii'min, Allahii tealamn cok sevdigi kulu ola- 
bilir. Herkes icin ezelde yapilmis olan takdir, hie degisdirilemez. 
Hep giinah isleyip, hie ta'at yapmamis olan bir miislimam, Allahii 
teala, dilerse afv eder. Bekara suresinin otuzuncu ayetinde, Me- 
lekler, mealen, (Ya Rabbi! Yer yiiziinde fesad cikaracak ve kan 
dokecek olan insanlan nicin yaratiyorsun) dediklerinde, (Onlar 
fesad cikarmazlar) demedi. (Sizin bilmediklerinizi ben bilirim) bu- 
yurdu. (Layik olmiyanlan layik yapanm. Uzak kalanlan yaklasdi- 
rinm. Zelil olanlan aziz ederim) buyurdu. Siz onlann islerine ba- 
karsimz. Ben kalblerindeki imana bakanm. Siz, giinahsiz oldugu- 
nuza bakiyorsunuz. Onlar, benim rahmetime sigmirlar. Sizin gii- 
nahsiz oldugunuzu begendigim gibi, miislimanlarm giinahlarim 
afv etmegi de severim. Benim bildigimi sizler bilemezsiniz. Imam 
olanlan, ezeli olan lutfiime kavusdurur, ebedi olan lutfum ile hep- 
sini oksanm buyurdu. Yetmisaltmci mektubdan terceme temam 
oldu. 

Serefiiddin Ahmed bin Yahya Miiniri "rahmetullahi teala 
aleyh", 782 [m. 1380] senesinde vefat etmisdir. Hindistanda Bihar 
sehrinde yasadi. Kabri de oradadir. Miinir, Bihar sehrinin koyle- 
rinden birinin ismidir. Sah Abdiilhak Dehlevinin "rahmetullahi te- 
ala aleyh" (Ahbar-iil-ahyar) kitabinda, hal tercemesi uzun yazih- 
dir. Bu kitab farisi olup, 1332 [m. 1914] senesinde Hindistanda, Di- 
yobend sehrinde ve sonra Pakistanda Lahorda basilmisdir. (irsad- 
iis-salikih), (Ma'din-iil-me'ani) ve (Mektubat) kitablan cok kiy- 
metlidir. 

[imam-i Rabbani "rahmetullahi aleyh" muhtelif mektublann- 
da buyuruyor ki, (Allahii tealamn emr etdigi islere (Farz) denir. 
Yasak etdiklerine (Haram) denir. Farz veya haram olmayan, ser- 

-72- 



best birakilmis olanlara (Mubah) denir. Farzlan yapmaga, haram- 
lardan sakmmaga ve mubahlan Allah nzasi icin yapmaga (ibadet 
etmek) denir. Bir ibadetin sahih ve makbul olmasi icin, ya'ni dog- 
ru olmasi ve Allahu tealamn begenmesi icin, (ilm) ya'ni dogru yap- 
mamn sartlanm ogrenmek ve (Amel) ya'ni sartlarma uygun yap- 
mak ve (ihlas) ile yapmak lazimdir. ihlas, para, mevki', sohret gibi 
diinya menfa'atlarim diisiinmeyip, Allahu teala emr etdigi icin, 
Onun nzasim, sevgisini kazanmak icin yapmakdir. ilm, fikh kitab- 
lanni, bir iistad ile birlikde okuyarak, ihlas da, bir Velinin sozlerin- 
den ve hal ve hareketlerinden ve tesavvuf kitablanm okumasi ile 
elde edilir. islam ilmleri, iki kismdir: Din bilgileri ve fen bilgileri. 
Bunlan, liizumu kadar ogrenmek farzdir. Mesela, ilacm kullanma 
seklini, mikdanni ve elektrik lambasi makinasi kullanamn elektrik 
hakkmda kisa bilgi ogrenmesi farzdir. Ogrenmezse, oliime sebeb 
olurlar. 

Farzlara ve haramlara inamp da, tenbellikle veya kotii arka- 
daslara uyarak, ibadet etmeyen bir mtishman, tevbe etmeden 
oliirse, giinahi bitinceye kadar, Cehennemde yanar. Farzlan 6g- 
renmiyen, bilse de, kiymet, ehemmiyyet vermiyen, iizulmeden, 
Allahdan korkmadan terk eden, miislimanhkdan cikar, kafir olur. 
Cehennemde, ebedi, sonsuz yanar. Haramlan yapmak da boyle- 
dir. 

Bir ibadetin ilmini ogrenmiyenin, sartlanm bilmiyenin, yapdigi 
ibadet, ihlas ile yapilmis olsa da, sahih olmaz. Hip yapmamis gibi, 
Cehennemde yanar. Sartlanm bilerek ve gozeterek yapamn, iba- 
deti sahih olur. Cehennem azabindan kurtulur. Fekat, ihlas ile yap- 
madi ise, bu ibadeti ve hicbir iyiligi kabul olmaz. Sevab kazanmaz. 
Allahu teala, bu ibadetini ve hayrat ve hasenatim begenmiyecegi- 
ni bildiriyor. ilm ve ihlas ile yapilmiyan ibadetin faidesi olmaz. in- 
sam kiifrden, giinahdan, azabdan kurtarmaz. Omr boyunca, boyle 
ibadet yapip da, kiifr iizere vefat eden miinafiklar cok goriilmiis- 
diir. ilm ile, ihlas ile yapilan ibadet, insani, diinyada kiifrden, gii- 
nahdan kurtanr ve aziz eder. Ahiretde de, Cehennem azabindan 
kurtaracagim, Allahu teala, Maide suresinin dokuzuncu ayetinde 
ve Vel'asr suresinde va'd etmekdedir. Allahu teala, va'dinde sa- 
dikdir. Verdigi sozii elbette yapar.)] 

Hak teala, intikamim yine kul ile ahr. 
bilmiyen (ilm-i ledunni) am kulyapdi samr. 
Ctimle esya Halikmdir, kul rifle islenir. 
emr-i Bari olmaymca, sanma bir cop deprenir! 



■73 



-6- 

ALLAHU TEALA VARDIR VE BIRDIR, ONDAN 

BASKA BUTUN VARLIKLAR YOK tot, YINE 

YOK OLACAKLARDIR 

Etrafimrzdaki varhklan his organlanmiz ile tammakdayiz. 
Duygu organlanmiza te'sir eden seylere (Varhk) [mevcud] denir. 
Varliklann bes duygu organimiza yapdiklan etkilere, te'sirlere 
(Ozellik) veya (Sifat) denir. Varliklar, birbirlerinden, ozellikleri ile 
ayird edilmekdedir. Ziya, ses, su, hava, cam, birer varhk ya'ni 
(Mevcud) dur. Vezni, ya'ni agirhgi ve hacmi olan, ya'ni boslukda 
yer kaphyan varhklara (Cevher) veya (Madde) denir. Maddeler 
birbirlerinden, sifatlan, hassalan ile ayird edilirler. Hava, su, tas, 
cam, ayn birer maddedir. Ziya, ses ise, madde degildir. Cunki, lsik 
ve ses, yer kaplamaz ve agirhklan yokdur. Her varhk, (Enerji) 
ya'ni (Kudret) tasimakdadir. Ya'ni, is yapabilir. Her madde, sulb, 
ya'ni kati ve mayi' ya'ni sivi ve gaz olmak iizere uc halde buluna- 
bilir. Kati maddelerin sekli vardir. Sivi ve gaz halindeki maddele- 
rin, kendilerine mahsus belli seklleri yokdur. Bunlar, bulundukla- 
n kabin seklini ahrlar. Maddenin sekl almis haline (Cism) denir. 
Maddeler hep cism halinde bulunur. Mesela, anahtar, igne, masa, 
kiirek, civi, baska baska cismlerdir. Ya'ni seklleri baska baskadir. 
Fekat, hepsi demir maddesinden yapilmisdir. Cismler ikiye aynhr: 
Basit cism, Bilesik cism. 

(Alem miitegayyirdir) ya'ni, her cismde daima degisiklik ol- 
makdadir. Mesela hareket ederek yer degisdirir. Buyiir, kiiciilur. 
Rengi degisir. Canh ise, hasta olur, oliir. Bu degismelere (Olay) 
veya (Hadise) denir. Disandan bir te'sir olmadan, maddede hicbir 
degisiklik meydana gelmez. Bir hadise meydana geldigi zeman, 
maddenin yapisi bozulmaz ve ozii degismezse, buna (Fizik olayi) 
denir. Kagidm yirtilmasi, bir fizik olayidir. Bir maddede fizik ola- 
yi meydana gelmesi icin, bu maddeye bir kuvvetin te'sir etmesi la- 
zimdir. Maddenin yapisim bozan, oziinii degisdiren olaylara 
(Kimya olayi) denir. Kagidm yanrp kill olmasi kimya olayidir. Bir 
cismde kimya olayi meydana gelmesi icin, buna baska bir madde- 
nin te'sir etmesi lazimdir. iki veya daha cok maddenin birbirleri- 
ne te'sir ederek, her birinde kimya olayi meydana gelmesi isine 

-74- 



(Kimyasal tepkime) veya (Kimya reaksiyonu) denir. 

Maddelerin kimya reaksiyonuna girmeleri, ya'ni birbirine te'sfr 
etmeleri, en kiiciik parcalan ile olur. Maddelerin bu en kiiciik par- 
calarma (Cevher-iil-ferd) veya (Atom) denir. Her cism atomlar- 
dan yapilmisdir. Ya'ni, atom yigmidir. Atomlarm yapisi birbirine 
benzer ise de, biiyiiklukleri ve agirhklan farkhdir. Bundan dolayi, 
bugiin yiizbes diirlii atom biliyoruz. En biiyiik atom bile, en kuv- 
vetli mikroskopla goriilemiyecek kadar pek kuciikdiir. Birbirlerine 
benziyen atomlarm biraraya gelmesinden (Basft cism) veya (Ele- 
ment) hasil olur. Yiizbes diirlii atom oldugu icin, yiizbes diirlii ba- 
sft cism vardir. Demir, kiikiirt, civa, oksijen gazi, komiir birer ele- 
mentdir. Baska baska atomlarm biraraya gelmesinden (Bilesik 
cism) veya (Miirekkeb cism) hasil olur. Yiizbinlerce bilesik cism 
vardir. Su, ispirto, tuz, kirec, miirekkeb cismlerdir. Miirekkeb 
cismler, iki veya daha cok basft cismin birbirleri ile birlesmesinden 
hasil olmakdadir. Basft cismlerin birlesmeleri, atomlarmm birbir- 
leri ile birlesmelerinden hasil olur. 

Biitiin cismler, mesela daglar, denizler, her diirlii bitki ve hay- 
vanlar, hep yiizbes elementden meydana gelmekdedir. Canh, can- 
siz her cismin yapi tasi, hep bu yiizbes elementdir. Biitiin cismler, 
bu yiizbes elementden birinin veya birkacimn atomlarmm birara- 
ya gelmesinden hasil olmakdadir. Hava, toprak, su, isi, lsik, elekt- 
rik ve mikroblar, bilesik cismlerin parcalanmalarma veya cismlerin 
birlesmelerine sebeb oluyorlar. (Sebebsiz hicbir degisiklik olmaz.) 
Bu degismelerde, elementler, ya'nf bu varhklarm yapi taslan, cism- 
den cisme yer degisdiriyor veya bir cismden aynlarak serbest hale 
geciyorlar. Cismlerin yok olduklanm goriiyoruz.Gordugumiize go- 
re hiikm ederek aldamyoruz. Ciinki, yok oluyor ve var oluyor de- 
digimiz bu goriiniis, maddelerin degismelerinden baska bir sey de- 
gildir. Bir cismin, mesela mezardaki oliiniin yok olmasi yeni cism- 
lerin, mesela suyun, gazlarm ve toprak maddelerinin var olmalan 
seklinde oluyor. Bir degismede, var olan yeni maddeler, duygu or- 
ganlanmiza te'sfr etmezlerse, bunlarm meydana geldiklerini anh- 
yamiyoruz. Bunun icin, degisiklige ugriyan birinci maddeye yok 
oldu diyoruz. 

Yiizbes elementden herbirinin sekllerinin degisdigini, her ele- 
mentde fizik ve kimya olayi oldugunu da goriiyoruz. Bir element, 
bir bilesigin yapisina katilmca, iyon haline gecer. Ya'nf, atomlan 
elektron verir veya ahr. Boylece bu elementin cesidli fizik ve kim- 
ya ozellikleri degisir. Her elementin atomlan, bir cekirdekle, 
(Elektron) denilen cesidli mikdarlarda, daha kiiciik parcalardan 
yapilmisdir. Cekirdek, atomun ortasindadir. Hidrojenden baska, 

-75- 



biitiin atomlann cekirdekleri (Proton) ve (Notron) denilen dane- 
ciklerden yapilmisdir. Protonlar, pozitif elektrik yukliidiir. Not- 
ronlar, elektrik yiikii tasimaz. Elektronlar, eksi elektrik danecikle- 
ridirler ve cekirdek etrafmda donerler. Elektronlar, her an yoriin- 
gelerinde dondiikleri gibi, yoriingelerini de degisdirmekdedirler. 

Atomlann cekirdeklerinde de, degismeler, parcalanmalar oldu- 
gu, (Radyoaktif) denilen elementlerden anlasilmakdadir. Cekirdek- 
lerin bu parcalanmasinda, bir elementin baska elemente dondiigii, 
maddelerin yok olarak, enerji (Kudret) haline dondiigii de anlasil- 
mis, bu degisme (Ayn§tayn) [I tarafmdan hesab bile edilmisdir. De- 
mek ki, bilesik cismlerde oldugu gibi, elementler de, hep degismek- 
de, bir halden baska hale donmekdedir. (Canh cansiz her madde de- 
gismekde, ya'ni eskisi yok olup,yenisi var olmakdadir.) Bugiin, var 
olan her canh, (her bitki, her hayvan) once yok idi. Baska canhlar 
vardi. Bir zeman sonra da, simdiki canhlardan hicbiri kalmiyacak, 
baska canhlar var olacakdir. Cansiz varhklann hepsi de boyledir. 
Canh cansiz her varhk, mesela bir element olan demir veya birkac 
cism kansimi olan tas, kemik, biitiin maddeler, biitiin zerreler hep 
degismekdedirler. Ya'ni eskileri yok olmakda ve baskalan var ol- 
makdadir. Var olan madde ile, yok olan maddenin ozellikleri birbi- 
rine benziyorsa, insan bu degisikligi anlamiyor, maddeyi hep var sa- 
myor. Sinemada, hareket eden film seridinde, objektif oniine, her an 
baska resmler gelip gitmekde iken, seyrciler bunu anlamayip, aym 
resm perdede hareket ediyor sanmalan gibidir. Kagid yamp kiil 
olunca bu degisikligi anladigimiz icin, kagid yok oldu, kiil var oldu 
diyoruz. Buz eriyince, buz yok oldu, su var oldu diyoruz. Modern 
madde bilgisi, (Se'adet-i ebediyye) kitabinda, 546, 971 ve 1041. ci sa- 
hifelerde de genis yazihdir. Liitfen oralardan da okuyunuz! 

(Serh-i akaid) kitabmm basmda diyor ki, (Biitiin varhklar, Al- 
lahii tealamn varhgina alamet oldugu, Onun varhgim gosterdigi 
igin, mahluklarm hepsine (Alem) denir. Varhklann bir cinsden 
olanlarma da birer alem denir. Mesela, insanlar alemi, melekler 
alemi, hayvanlar alemi, cansiz maddeler alemi denir. Yahud, her 
bir cism, bir alemdir. 

(Serh-i mevakif)' 21 kitabmm dortyiizkirkbirinci sahifesinde di- 
yor ki, Alem, ya'ni hersey, hadisdir, ya'ni mahlukdurlar. Ya'ni yok 
iken, sonradan var olmusdurlar. [Her zeman, birbirlerinden de var 



[1] Einstein yehudi fizikcisi, 1375 [m. 1955] de oldu. 

[2] (Serh-i mevakif) muellifi Seyyid Serif All Curcam, 816 [m. 1413] de 
Sirazda vefat etdi. 

-76- 



olduklanm yukanda bildirdik.] Cismlerin maddesi de, sifatlan da, 
hadisdir. Burada dort sey dusuniilebilir: 

1 — Muslimanlara, yehudilere ve nasaraya ve mecusilere gore, 
cismlerin maddeleri de, sifatlan da hadisdir. 

2 — Aristoya ve onun yolunda olan felsefecilere gore, cismle- 
rin maddeleri de, sifatlan da kadimdir. Ya'ni ezelidir, hep vardir 
derler. Bu soziin yanhs oldugunu, modern kimya bilgisi kesin ola- 
rak bildirmekdedir. Boyle inanan ve soyliyen, muslimanhkdan ci- 
kar. Kafir olur. Ibni Sina [11 ile Farabi 121 de kadim demekdedir. 

3 — Aristodan once olan felesoflara gore, maddeleri kadim 
olup, sifatlan hadisdir derler. Bugiin, fen adamlarmm cogu da boy- 
le yanhs dusunmekdedir. 

4 — Maddenin hadis, sifatlann kadim oldugunu soyliyen olma- 
mrsdir. Calinos bu dordiinden hicbirine karar verememisdir). 

Miislimanlar, maddelerin ve sifatlanmn hadis oldugunu birkac 
yoldan isbat etmekdedir. Birinci yol, maddeler ve biitiin zerreleri 
hep degismekdedir. Degismekde olan sey, kadim olamaz. Hadis 
olmasi lazimdir. Clinki, her maddenin, kendinden oncekinden 
meydana gelmesi isi, sonsuz oncelere kadar gidemez. Bu degisme- 
lerin bir baslangici olmasi, ya'ni ilk maddelerin, yokdan var edilmis 
olmalan lazimdir. Yokdan var edilmis olan ilk maddeler bulunma- 
saydi, ya'ni sonraki maddenin kendinden onceki maddeden hasil 
olmasi isi sonsuz oncelere gitseydi, maddelerin birbirlerinden mey- 
dana gelmelerinin bir baslangici olmazdi ve bugiin hicbir madde- 
nin var olmamasi lazim gelirdi. Maddelerin var olmalan ve birbir- 
lerinden hasil olmalan, yokdan var edilmis ilk maddelerden iire- 
mis olduklanm gostermekdedir. 

Aynca deriz ki, gokden diisen bir tasa, sonsuzdan geldi dene- 
mez. Ciinki sonsuz, baslangici, ucu yok demekdir. Sonsuzdan gel- 
mek, yokdan gelmek olur. Sonsuzdan geldigi diisiinulen seyin, gel- 
memesi lazim olur. Gelen birseye, sonsuzdan geldi demek, akla, 
fenne uymiyan ve cahilce bir soz olur. Bunun gibi, insanlann bir- 
birlerinden hasil olmalan, sonsuz oncelerden gelemez. Yokdan 
yaratilmis olan bir ilk insandan bashyarak uremeleri lazimdir. 
Yokdan var edilmis olan ilk insan olmayip, insanlann birbirlerin- 
den hasil olmalan, sonsuz oncelerden gelmekdedir denirse, hicbir 
insamn var olmamasi lazim olur. Her varhk icin de boyledir. Mad- 
delerin, cismlerin birbirlerinden hasil olmalan icin, (Boyle gelmis 



[1] Ibni Sina Hiiseyn, 428 [m. 1037] de vefat etdi. 

[2] Muhammed Farabi, 339 [m. 950] de Samda vefat etdi. 

-77- 



boyle gider. Yokdan var edilmis ilk maddeler yokdur) demek, ak- 
la ve fenne uymiyan, cahilce sozdur. Degismek, sonsuz olmagi de- 
gil, yokdan yaratilmis olmagi, ya'ni (Vacib-iil-viicud) olmagi degil, 
(Miimkin-iil-viicud) olmagi gostermekdedir. 

Siial: Bu alemi yaratanm kendisi ve sifatlan kadfmdir, ezelidir. 
Bu alemin de kadim olmasi lazim gelmez mi? 

Cevab: Kadim olan yaraticmm, maddeleri, zerreleri, cesidli se- 
beblerle degisdirdigini, ya'ni yok edip, bunlarm yerine baskalarim 
yaratmakda oldugunu, her zeman goriiyoruz. Kadim olan yaratici, 
irade etdigi, diledigi zeman, ya'ni her zeman maddeleri birbirlerin- 
den yaratmakdadir. Alemleri, her maddeyi, her zerreyi sebeblerle 
yaratdigi gibi, irade etdigi zeman, sebebsiz, vasitasiz olarak, yok- 
dan da yaratir. 

Alemlerin hadis olduguna inanan, fani olduklanna, ya'ni, tek- 
rar yok olacaklarma da inamr. Yok iken sonradan yaratilmis olan 
varhklarm yine yok olabilecekleri meydandadir. Bircok varhklarm 
yok olduklanm, simdi de goriiyoruz. 

Miisliman olmak icin, maddelerin ve cismlerin, ya'ni her varh- 
gm, yokdan var edilmis olduklanna ve tekrar yok olacaklarma 
inanmak lazimdir. Cismlerin yok iken sonradan var olduklanm ve 
tekrar yok olduklanm, ya'ni sekllerinin ve ozelliklerinin kalmadi- 
gim goriiyoruz. Cismler yok olunca, maddeleri kahyor ise de, bu 
maddelerin de ezeli olmadiklanm, cok oncelerde, Allahii teala ta- 
rafmdan yaratilmis olduklanm ve Kiyamet giiniinde hepsini tekrar 
yok edecegini yukanda bildirdik. Zemammrzm fen bilgileri, buna 
inanmaga mani' degildir. inanmamak, fenne iftira etmek ve islam 
diismam olmak demekdir. islamiyyet, fen bilgilerini red etmiyor. 
Din bilgilerini ogrenmemegi ve ibadet vazifelerini yapmamagi red 
ediyor. Fen bilgileri de, islamiyyeti inkar etmemekdedir. Hatta, 
onu te'yid ve tasdik etmekdedir. 

Alem hadis olunca, bunu yokdan bir yaratan vardir. Ciinki, 
hicbir olaym kendiliginden olamryacagim yukanda bildirdik. Bu- 
giin fabrikalarda binlerce ilac, ev esyasi, sanayi' ve ticaret madde- 
leri, elektronik aletler, harb vasitalan yapihyor. Bunlarm cogu, in- 
ce hesablardan, yiizlerce tecribeden sonra elde ediliyor. Bunlar- 
dan birine dahi, kendi kendine var oldu diyorlar mi? Bunlarm, bi- 
lerek ve istiyerek yapildiklanm soyliyorlar ve hepsinin bir yapici- 
smm bulunmasi lazimdir diyorlar da, canhlarda, cansizlarda gorii- 
len ve her asrda, daha yenileri, daha inceleri kesf edilen ve cogu- 
nun yapisi heniiz anlasilamayan milyonlarca maddenin ve hadise- 
nin kendi kendilerine tesadiifen var olduklanm soyliyorlar. Bu iki 

-78- 



yiizliiliik, koyu bir inaddan veya acik bir ahmaklikdan baska ne o- 
labilir? Goriiliiyor ki, her maddeyi, her hareketi var eden tek bir 
yaratici vardir. Bu yaratici (Vacib-iil-vucud)dur. Ya'ni, yok iken 
sonradan var olmus degildir. Hep var olmasi lazimdir. Var olmasi 
icin hicbirseye muhtac degildir. Hep var olmasi lazim olmaz ise, 
(Mumkin-iil-vucud) olurdu. Alemler gibi hadis, ya'ni mahluk o- 
lurdu. Mahluk, baska bir mahlukun degismesinden veya yokdan 
var edilir. Onu da yaratan lazim olur. Boylece sonsuz yaratanlar 
lazim olur. Mahluklardaki degismelerin sonsuz olamiyacagmi yu- 
kanda bildirdigimiz gibi dusiiniirsek, yaraticilann da sonsuz ola- 
mryacagi, yaratmamn birinci bir yaraticidan bashyacagi anlasihr. 
Ciinki, yaraticilann biribirlerini yaratmalan sonsuz olarak gider 
denince, hicbir yaraticimn bulunmamasi lazim olur. iste, yaratil- 
mis olmiyan birinci ilk yaratici, mahluklarm tek yaraticisidir. On- 
dan once ve sonra, baska bir yaratici yokdur. Yaratici yaratilmaz. 
O, hep vardir. Bir an yok olsa, her sey yok olur. Vacib-iil-viicud, 
hicbir bakimdan hicbir seye muhtac degildir. Yerleri, gokleri, a- 
tomlan, canhlan, dlizenli, hesabh yaratamn kudretinin, kuvveti- 
nin sonsuz olmasi, alim olmasi, diledigini hemen yapmasi, bir ol- 
masi, onda hie degisiklik olmamasi, lazimdir. Kuvveti sonsuz ol- 
masa ve alim olmasa, boyle diizenli, hesabh mahluklan yarata- 
maz. Bu yaratici birden cok olursa, birseyin yaratilmasinda, istek- 
leri uymaymca, istedigi yapilmiyanlar yaratici olamazlar ve yarati- 
lan seyler karma-kansik olur. Daha cok bilgi almak icin Ali Usi- 
nin m yazdigi (Email Kasidesi)nin arabi ve tiirkce serhlerini liitfen 
okuyunuz! 

Yaraticida hie degisiklik olmaz. Simdi nasilsa, alemi yaratma- 
dan once de oyle idi. Herseyi yokdan yaratmis oldugu gibi, her ze- 
man da, simdi de, herseyi yaratmakdadir. Ciinki degismek, mahluk 
olmagi, yokdan yaratilmis olmagi gosterir. Onun hep var oldugu- 
nu, yok olmiyacagim yukanda bildirdik. Bunun icin, Onda hie de- 
gisiklik olmaz. Mahluklar ilk yaratilmalarmda Ona muhtac olduk- 
lan gibi, her an da muhtacdirlar. Herseyi yaratan, her degisikligi 
yapan yalmz Odur. Diizenli olmalan icin ve insanlarm yasiyabil- 
meleri ve medeni olabilmeleri icin, herseyi sebeblerle yaratmakda- 
dir. Sebebleri O yaratdigi gibi, sebeblerin te'sir etmelerini, is yapa- 
bilmelerini de, O yaratmakdadir. insanlar sebeblerin maddelere 
te'sir etmelerine vasita olmakdadir. 

Ac olunca, birsey yimek, hasta olunca ilac almak, mum yak- 
mak icin kibriti cakmak, hidrojen elde etmek icin cinko iizerine 



[1] Ali Usi, 575 [m. 1180] de vefat etdi. 

-79- 



bir asid dokmek, cimento yapmak icin kirec tasi ile kil karisdinp 
lsitmak, stit elde etmek icin inegi beslemek, elektrik elde etmek 
icin hidro-elektrik santrah kurmak, her cesid fabrika yapmak, se- 
bebleri kullanarak, yeni seyler yaratmasma vasita olmakdir. insa- 
nin, iradesi ve kuvveti de, Allahii tealamn yaratdigi birer sebebdir. 
Insanlar da, Allahii tealamn yaratmasma vasita olmakdadir. Alla- 
hii teala, boyle yaratmak istiyor. Goriiliyor ki, insan birsey yaratdi 
demek, akla ve dine uymiyan, cahilce bir sozdiir. 

insanlarm, kendilerini yaratan, yasatan, muhtac olduklan sey- 
leri yaratip gonderen bu bir yaraticiyi sevmeleri, Ona kul, kole ol- 
malan lazimdir. Ya'ni, mahluklarm Ona ibadet etmesi, tapinmala- 
n, ita'at etmeleri, saygih olmalan lazimdir. Boyle oldugu yedinci 
sahife basmdaki, iiciincii cild, onyedinci mektubda uzun yazihdir. 
Vacib-iil-viicud, bir olan bu ilah, bu tann, isminin (Allah) oldugu- 
nu kendisi bildirmisdir. Kullarm, Onun bildirdigi ismini degisdir- 
mege haklan yokdur. Haksiz yapilan is, zulm olur, pek cirkin bir- 
sey olur. 

Hiristiyanlar, papazlar, yaraticimn tic olduguna inamyorlar. 
Yukandaki yazilarimrz, yaraticimn bir oldugunu, hiristiyanhgm, 
papazlarm sozlerinin yanhs ve bozuk oldugunu isbat etmekdedir. 

Urn olmazsa, din, siynhp kalkar aradan, 
dyleyse, cehalet denilen, yiiz karasmdan, 

kurtulmaya cahsmah, basdan basa millet, 
kafi degil mi yoksa, bu son dersi felaket? 

Bu felaket dersi, neye mat oldu, dusiinsen, 
beynin eriyip, yas gibi, damlardi goziinden. 

Son olaylar, ne demekdir, bilsen ne demekdir: 
Gelmezse eger, kendine millet, gidecekdir. 

Zira, yeni bir sarsmtiya pek dayamlmaz, 
zira, bu sefer, uyku oliimdiir uyamlmaz. 

Ahlaki duzeltip, fenne cok cahsmak lazim, 
dine bagli, atomla silahh er olmak lazunl 

Din bilgisi, harb giicii, ileri olmak gerek, 
ikisidir ancak, millete huzur verecek. 



80 



— II — 
MUSLiMANLIK VE HIRiSTiYANLIK 

ONSOZ 

Kitabimizm (Miislimanhk ve hiristiyanlik) kismmi yazmaga 
Besmele okuyarak bashyoruz. Allahii tealaya hamd olsun. Onun 
sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselama ve Onun Aline ve 
Eshabmm hepsine bizlerden hayrli diialar olsun! 

Allahii teala, canhlan, cansizlan, herseyi yokdan var etdi. Ya- 
ratici yalniz Odur. insanlara cok acidigi icin, onlann dtinyada iken 
ve oldiikden sonra, mes'ud olmalarma, ya'ni rahat etmelerine, hu- 
zur ile, tatli yasamalan icin lazim olan herseyi yaratip, gondermek- 
dedir. Bu seylere (Ni'met) denir. Bitmez tiikenmez ni'metlerinin 
en biiyugii, en kiymetlisi olarak, se'adete kavusduran dogru yolu 
ve azablara, sikmtilara, aci cekmege sebeb olan bozuk yolu birbi- 
rinden ayirmisdir. Hep iyilik yapmagi, cahsmagi, herseye yararli 
olmagi emr etmisdir. Insanlan, oldiikden sonra tekrar dirilterek, 
hepsini hesaba cekecegini, fman edip, iyilik etmis olanlarm Cen- 
netlerde lezzetler icinde sonsuz yasayacaklanm ve Peygamberlerin 
"aleyhimussalevatli vetteslimat" bildirdiklerine inanmiyanlarm 
Cehennemde sonsuz azablar, acilar icinde kalacaklanm haber ver- 
misdir. iste, bu kitabi yazmaga, O yiice Allahm ismini anarak, 
Onun yardimma giivenerek bashyoruz. insanlara se'adet, huzur 
yolunu bildirmek icin vasita, haberci olarak secmis oldugu, Pey- 
gamber denilen iistiin insanlara ve bunlann en iistiinii olan, son 
peygamber Muhammed aleyhisselama siikranlanmizi, sevgilerimi- 
zi duyurmagi da kendimize serefli bir vazife gortiyoruz. 

Kitabimizm bu kismi, islam dininin nasil yayildigmi bilmiyen 
miisliman kardeslerimizle, baska dinden olup da, islam dininin 
esaslanm ogrenmek isteyenler icin "Anahtar" mahiyyetinde ya- 
zilmisdir. Dunyada mevcud dinlerin en yenisi ve en mukemmeli 
olan islam dini, cok insani ve cok mantiki esaslara dayamr. Bu 
kismda teferru'ata girismeden, islam dininin esaslarmdan bahs 
edilmis ve diger dinlerle mukayesesi yapilmisdir. islam dininin 
mu'anzlan tarafmdan yapilan tenkidlere cevablar verilmis ve iyi 
bir miisliman olmak icin icab eden hususlar miimkin oldugu ka- 

— 81 — Herkese Lazim Olan Iman: F-6 



dar kisa ve acik olarak fzah edilmisdir. 

Bu bilgileri ogrendikden sonra, islam dini hakkinda islam alim- 
leri "rahime-humullahii teala" tarafmdan yazilan kiymetli eserleri 
okumak istiyenlere, istanbulda Hakikat Kitabevinin cesidli diller- 
de nesr etdigi kitablanmizi okumalanm tavsiye ederiz. Bu kitabla- 
nn ismleri, ba'zi kitablanmizm sonunda yazilidir. 

Kitabimizm bu kismim da, yavas yavas ve diisiinerek okuyu- 
nuz! Baskalarma da okutunuz! Cahil bir insan iyi bir musliman 
olamaz. Halbuki islam dminin esaslanm ogrendikden sonra, ona 
bir insamn biitiin kalbi ile baglanmamasma imkan yokdur. Bu kis- 
mi okudukdan sonra, siz de, islam dminin ne yiiksek, ne kudsi ve 
ne mantiki ve kusursuz bir din oldugunu daha iyi anlayacak, diin- 
ya ve ahiretde selamet ve huzura kavusmak icin can ve goniilden 
ona sanlacaksimz. 

Oldu Eshab, sabikunessabikun, 
iimmct icin, oldu oniar, rehnumun. 

Can feda kihmsdi, bunlar ibtida, 
hepsinin oldu makami, miinteha. 

Feyz-ii hali bunlara verdi Hilda, 
onlara eyledi iimmct iktida. 

Pertev-i nur-i hidayet, cam-i ask, 
herbirinden zahir oldu, hal-i ask. 

Hem islamiyyet, hem tarik-i ma'rifet, 
ehl-i islam buldular cok menfe'at. 

Yokdur tafsile liiziim-u ihtiyac, 
can-u dil derdine kildilar Hat: 

Seferyapdi miilk-i Ruma hem Eshab, 
oldu, Rum ehli, temam, ehl-i necat. 

Ya Rab! gece giin, budur senden dilek, 
lutfet! kalalim Eshab yolunda hep! 

"ridvanullahi aleyhim ecmatn" 



82- 



-1- 

ALLAHU TEALANIN VARLIGINA 

INANMAK 

Insan daha cocukken etrafmda gordiigii esyamn nereden geldi- 
gini ve nasil olusdugunu arasdirmaga baslar. Cocuk gelisdikce, 
iizerinde yasamakda oldugu bu diinyamn nasil mu'azzam bir eser 
oldugunu anhyarak hayretden hayrete diiser. Hele yiiksek tahsili- 
ni yaparak, her gun etrafimizda goriilen biitiin bu esya ve mahluk- 
lann inceliklerini ogrenmege baslaymca, hayreti hayranhga donii- 
siir. insanlarm, bilyiik bir stir'at ile fezada tek basina donmekde 
olan, icerisi ates dolu, toparlak (iki kutbu biraz basik) bir kiire 
iizerinde, sirf yer cekimi kuvveti ile kalabilerek yasamasi ne bilyiik 
bir mu'cizedir. Ya etrafimizdaki daglar, taslar, denizler, canh var- 
liklar ve nebatlar, nasil bir biiyiik kudret sayesinde meydana gele- 
bilmekde, gelismekde ve diirlii diirlii hassalar gostermekdedir. 
Hayvanlarm bir kismi toprak iistiinde yiiriirken, bir kismi havada 
ucar ve bir kismi su icinde yasar. Giines, dusiinebilecegimiz en 
yiiksek harareti saglar ve nebatlann yetismesini, ba'zilarmm icin- 
de ise, kimyevi degisikliklere sebeb olarak, un, seker ve daha nice 
maddelerin meydana gelmesini te'min eder. Halbuki diinya, ka- 
inat icinde ufacik bir varhkdir. Giines ve etrafmda donen seyyare- 
lerden meydana gelen, icinde diinyamizm da bulundugu giines sis- 
temi, kainat (evren) icinde bulunan ve sayisi bilinmeyen pek cok 
sistemlerden biridir. Kainatdaki mu'azzam giic ve kuvveti izah icin 
bir kiiciik misal verelim: insanlarm en son elde etdikleri mu'azzam 
enerji kaynagi, atomlan parcahyarak veya birlesdirerek meydana 
cikardiklan atom enerjisidir. Halbuki, insanlarm "en biiyiik ener- 
ji kaynagi" saydiklan atom bombasinin enerjisi, biiyiik yer sarsin- 
tilannda ortaya cikan enerji ile karsilasdinlacak olursa, bu enerji- 
nin, on binlerce atom bombasi enerjisinden daha fazla oldugu go- 
riiliir. 

Insan, kendi viicudunun ne mu'azzam bir fabrika ve laboratu- 
var oldugunun farkmda degildir. Halbuki, yalmz nefes ahp vermek 
bile mu'azzam bir kimya hadisesidir. Havadan ahnan oksijen, vii- 
cudda gida maddelerini yakdikdan sonra, karbon dioksit halinde 
disan cikanhr. 

Sindirim (hazm) sistemi ise, sanki bir fabrikadir. Agizla ahnan 

-83- 



gida maddeleri ve icecekler, mi'de ve bagirsaklarda parcalamp 
ogiitiildiikden sonra, viicuda faideli kismi, ince bagirsaklarda siizii- 
lerek kana kansmakda ve posasi disan atilmakdadir. Bu mu'azzam 
hadise, devamli ve otomatik olarak ve biiyiik bir intizam ile yapil- 
makda, viicud bir fabrika gibi islemekdedir. 

insanm viicudunda diirlti diirlii ve cok kansik formiillii madde- 
ler i'mal eden, diirlii diirlii kimya reaksiyonlan meydana getiren, 
analiz yapan, tedavi eden, tasfiye eden ve zehrleri yok eden, yara- 
lan tedavi eden, diirlii maddeleri siizen, enerji veren tertibat oldu- 
gu gibi, miikemmel bir elektrik sebekesi, manivela tertibati, elekt- 
ronik bilgi sayar, haber verme te'sisati, ziya, ses alma, basing yap- 
ma ve ayarlama tertibati, mikroplarla miicadele ve onlan yok et- 
me sistemi mevcuddur. Kalb ise, hie durmadan isleyen mu'azzam 
bir pompadir. Eskiden, Avrupalilar, (Bir insanin viicudunda bol 
su, biraz kalsiyum, biraz fosfor ve biraz da inorganik ve organik 
maddeler vardir. Onun icin bir insan viicudunun kiymeti bes-on li- 
radan ibaretdir) derlerdi. Bugiin, Amerika Universitelerinde yapi- 
lan hesablar, insan viicudunda durmadan meydana gelen muhtelif 
kiymetli hormon ve enzimlerle bir cok uzvi maddelerin en azmdan 
milyonlarca dolar kiymetinde oldugunu meydana koymusdur. He- 
le, bir Amerikan profesoriiniin dedigi gibi, (Devamli olarak, boyle 
kiymetli maddeleri muntazeman meydana getiren bir tertibat yap- 
maga kalkacak olursak, diinyada bulunan biitiin paralar, bunu 
yapmaga kafi gelmez). Halbuki, insanda biitiin bu maddi miikem- 
meliyyet yamnda, anlama, diisiinme, ezberleme, hatirlama, hiikm 
ve karar verme, sevismek gibi cok mu'azzam, ma'nevi kudretler de 
bulunmakdadir. Bu kudretlerin kiymetini olemek, insanlar icin im- 
kansizdir. Demek ki, insanin bedeni yamnda bir de (Ruh)u mev- 
cuddur. Beden oliir, ruh olmez. 

Hayvanlar alemine dikkat ile bakacak olursak, Allahii tealamn 
sonsuz kudreti, insam biisbiitiin hayrete diisiiriir. Ba'zi canli mah- 
luklar o kadar kiicukdtir ki, bunlan ancak mikroskop altmda gore- 
biliriz. Ba'zilarmm goriilebilmesi icin (mesela viriisleri incelemek 
icin) bir milyon def a biiyiiten elektronik ultra mikroskoplara ihti- 
yac vardir. 

En biiyiik iplik fabrikalarmm cesidli makinalarla yapdigi sun'i 
ipegin mikdan kiicuciik bir ipek boceginin yapdigi ipek mikdan- 
nm cok altmdadir. Eger minimini Agustos boceginin boyu, bizim 
ses cikarmak icin kullandigimiz aletler kadar buyiitiilmiis olsa, ya- 
pilan ince hesablara gore, cikaracagi sesle camlar kirilir, divarlar 
yikihrdi! Bunun gibi, eger bir ates bocegi, biiyiik bir sokak lamba- 
si kadar buyiitiilmiis olsa, biitiin bir mahalleyi giindiiz gibi aydin- 

-84- 



latabilirdi. Boyle akil almaz derecede miikemmel ve mu'azzam 
eserler karsisinda hayran olmamak kabil midir? Bunlar Allahu te- 
alanm varhgim, azametini, yiiceligini, buyiiklugimii ve kudretini 
gostermege yetmez mi? O halde, ancak pek ufak bir parcasim gor- 
diigumuz bu kainatin bir haliki [yaraticisi] ve anlamaga akhmizm 
ermedigi pek mu'azzam bir kudret sahibi vardir. Bu yaraticmm hie 
degismemesi ve sonsuz var olmasi lazimdir. Iste, bu yaratici, (AL- 
LAHU TEALA)dir. Islamiyyetde ilk esas, Allahu tealanm varhgi- 
na ve sifatlarma inanmakdir. 

Etrafimiza iyice bakdigimiz, tarihi okudugumuz zeman, cismle- 
rin yok olduklarim, baska cismlerin meydana geldiklerini goriiyo- 
ruz. Dedelerimiz, eski milletler yok olmuslar, binalar, sehrler yok 
olmus. Bizden sonra da baskalan meydana gelecek. Fen bilgimize 
gore, bu mu'azzam degisiklikleri yapan kuvvetler vardir. Allaha 
inanmiyanlar, (Bunlan tabfat yapiyor. Herseyi tabYat kuvvetleri 
yarahyor) diyorlar. Bunlara deriz ki, (Bir otomobilin parcalan, ta- 
bi'at kuvvetleri ile mi bir araya gelmisdir? Suyun akmtisina kapi- 
lan, sagdan soldan carpan dalgalarm te'siri ile bir araya yigilan cop 
yigim gibi mi bir araya gelmislerdir? Otomobil, tabi'at kuvvetleri- 
nin carpmalan ile mi hareket etmekdedir?) Bize gulerek, (Hie 
boyle sey olur mu? Otomobil, akl ile, hesab ile, plan ile, bircok 
kimsenin titizlikle cahsarak yapdiklan bir san'at eseridir. Otomo- 
bil, dikkat ederek, akl, fikr yorarak, hem de trafik kaidelerine uya- 
rak, sofor tarafmdan yiirutiilmekdedir) demez mi? Tabi'atdaki her 
mahluk da, boyle bir san'at eseridir. Bir yaprak parcasi, mu'azzam 
bir fabrikadir. Bir kum danesi, bir canh hiicre, fennin bugiin biraz 
anhyabildigi ince san'atlarm birer sergisidir. Bugiin fennin bulusla- 
n, basanlan diye ogiindiiklerimiz, tabi'atdaki bu giizel san'atlar- 
dan birkacim gorebilmek ve taklid edebilmekdir. islama karsi 
olanlarm kendilerine onder olarak gosterdikleri, ingiliz tabibi 
Darwin' 11 bile (Goziin yapisindaki san'at inceligini dusiindiikce, 
hayretimden tepem atacak gibi oluyor) demisdir. Bir otomobilin 
tabi'at kuvvetleri ile, tesadiifen meydana gelecegini kabul etmiyen 
kimse, basdan basa bir san'at eseri olan bu mu'azzam alemi tabi'at 
yaratmis diyebilir mi? Elbette diyemez. Hesabh, planh, ilmli, son- 
suz kuvvetli bir yaraticmm yapdigina inanmaz mi? (Tabi'at yarat- 
misdir. Tesadiifen var olmusdur) demek, cahillik ve ahmaklik ol- 
maz mi? 

Allahu tealanm, sayamiyacagimrz kadar cok nizam ve ahenk 
icinde yaratdigi varhklar tesadiifen olmusdur diyenlerin sozleri 



[1] Darwin, 1299 [m. 1882] de oldti. 

-85 



cahilcedir ve fen bilgilerine aykindir. Soyle ki: Uzeri birden ona 
kadar numaralanmis on tasi bir torbaya koyalim. Bunlari elimizle 
torbadan birer birer ve sira ile, ya'ni once bir numarah, sonra iki 
numarah ve nihayet on numarah olacak seklde cikarmaga cahsa- 
lrm. Cikanlan bir tasm numarasimn siraya uymadigi goriiliirse, ci- 
kanlmis olan taslarm hepsi hemen torbaya atilacak ve yeniden, bir 
numaradan baslamak iizere, cikarmaga cahsilacakdir. Boylece, on 
tasi numaralan sirasi ile ardarda cikarabilme ihtimali on milyarda 
birdir. On adet tasm bir sira dahilinde dizilme ihtimali bu kadar az 
olursa, kainatdaki sayisiz nizamm tesadiifen meydana gelmesine 
imkan ve ihtimal yokdur. 

Daktilo ile yazmasim bilmeyen bir kimse, bir daktilonun tusla- 
nna gelisigiizel, mesela bes kerre bassa, elde edilen bes harfli keli- 
menin, tiirkce veya baska bir dilde bir ma'na ifade etmesi acaba ne 
derece miimkindir? Eger, gelisigiizel tuslara basmakla bir ciimle 
yazmak istenilse idi, ma'nasi olan bir ciimle yazilabilecek mi idi? 
Kaldi ki, boyle rastgele tuslara basmakla bir sahife yazi veya kitab 
teskil edilse, sahifenin ve kitabm tesadiifen belli bir konusu bulu- 
nacagini zan eden kimseye aklh denilebilir mi? 

Cismler yok oluyor. Bunlardan, baska cismler meydana geli- 
yor. Ancak, son kimya bilgimize gore, yiizbes madde hie yok olmu- 
yor. Yalmz yapilan degisiyor. Radioaktif hadiseler elementlerin ve 
hatta atomlarm da yok olduklanm, maddenin enerjiye dondligunii 
haber vermekdedir. Hatta Einstein admdaki Alman fizikcisi, bu 
tehavviiliin matematik formuliinu ortaya koymusdur. 

Cismlerin durmadan tehavvul etmeleri, birbirlerinden hasil ol- 
malan, sonsuzdan gelmis degildir. Boyle gelmis, boyle gider deni- 
lemez. Bu degismelerin bir baslangici vardir. Degismelerin bas- 
langici vardir demek, maddelerin var oluslarmm baslangici vardir 
ve hicbir sey yok iken, hepsi yokdan yaratilmisdir demekdir. ilk, 
birinci olarak maddeler yokdan yaratilmis olmasalardi ve birbirle- 
rinden hasil olmalan, sonsuz oncelere dogru uzasaydi, simdi bu 
alemin yok olmasi lazimdi. Ciinki, alemin sonsuz oncelerde var 
olabilmesi icin, bunu meydana getiren maddelerin daha once var 
olmalan, bunlarm da var olabilmeleri icin, baskalannm bunlardan 
once var olmalan lazim olacakdir. Sonrakinin var olmasi, onceki- 
nin var olmasina baghdir. Onceki var olmazsa, sonraki de var ol- 
miyacakdir. Sonsuz once demek, bir baslangici yok demekdir. 
Sonsuz oncelerde var olmak demek, ilk, ya'ni baslangic olan bir 
varhk yok demekdir. ilk, birinci varhk olmaymca, sonraki varhk- 
lar da olamaz. Herseyin her zeman yok olmasi lazim gelir. Her bi- 
rinin var olmasi icin, bir oncekinin var olmasi lazim olan sonsuz 

-86- 



sayida varhklar silsilesi olamaz. Hepsinin yok olmalan lazim olur. 

Alemin simdi var olmasi, sonsuzdan var olarak gelmedigini, 
yokdan var edilmis bir ilk varhgin bulundugunu gostermekde ol- 
dugu anlasildi. Alemin yokdan var edilmis olduguna, o ilk mah- 
lukdan hasil ola ola, bugiinkii alemin var olduguna inanmak icab 
eder. 

Bir hahkm mevcud oldugunu inkar ederek her seyin tabi'at ta- 
rafmdan kendi kendine meydana geldigini iddia edenler, (Biitiin 
din kitablannda diinyamn alti giinde yaratildigi yazihdir. Halbuki 
bugiin yapilan arasdirmalar, bilhassa radyoizotoplar ile yapilan 
cok ince hesablar, diinyamn milyarlarca sene evvel meydana geldi- 
gini gostermekdedir) demekdedirler. Diinyamn milyarlarca sene 
ewel meydana gelmesi, ne kadar zemanda yaratildigi hakkmda 
bilgi vermiyor ki, bu sozlerinin bir kiymeti olsun. Mukaddes kitab- 
larda yazili olan alti guniin bugiinkii 24 saatlik gun ile ne alakasi 
olabilir? 24 saatlik gun, insanlar tarafindan kullamlan bir zeman- 
dir. Mukaddes kitablarm bahs etdigi giiniin uzunlugunun ne kadar 
oldugunu biz bilmiyoruz. Bu alti giinden her biri, bizim kabul etdi- 
gimiz zemanlara gore cok uzun asrlar siiren jeolojik periyotlar ola- 
bilir. Secde suresinin besinci ayetinde mealen, "Allah indinde bir 
gun mikdari, sizin sayimzdan bin sene eder" buyuruldu. Kitab-i 
mukaddesin Ahd-i cedid kismmda, Petrusun ikinci mektubunun 
iiciincu babmm sekizinci ayetinde, (Sunu unutmaym ki, Rabbin in- 
dinde bir gun, bin yil gibidir) denilmekdedir. 

Ilk insan ve ilk peygamber olan Adem aleyhisselamm ne ze- 
man yaratildigmi biz bilemeyiz. insamn dtinya kuruldugu ilk giin- 
den i'tibaren diinyada bulundugunu iddi'a edemeyiz. insan, Alla- 
hii tealamn emri ve yaratmasi ile diinyaya gelmisdir. Darwinin 
(Tekamiil) nazariyesine gore, ilk insan olarak kabul edilen Nean- 
dertalarm, yavas yavas bugiinkii insan haline geldigini kabul et- 
mek miimkin degildir. Hele ba'zilannin iddi'a etdigi gibi, insamn 
evvela dort ayagi iizerinde yuriidiigtinu ve bircok asrlar sonra aya- 
ga kalkdigini ileri siirmek, hicbir zeman ilme ve mantiga uymaz. 
Ctinki, bu kadar ibtidai olan bir mahlukun bugiinkii mukemmelli- 
ge ulasmasi miimkin degildir. O halde, dort ayak iizerinde yiirii- 
yen tiiriin, insan olmadigim, baska bir mahluk olmasi gerekdigini 
ve diger bircok eski mahluklarla birlikde yok oldugunu kabul et- 
memiz gerekir. Biitiin din kitablan, ilk insamn (homo sapien), 
ya'ni iki ayak iizerinde yiiriiyen ve diisiinebilen bir mahluk oldu- 
gunu bildirmekdedirler ve hakikaten yukanda soyledigimiz gibi, 
dort ayak iizerinde yiiriiyen ve bir hayvandan farki olmiyan bir 
varhgm bugiinkii insana doniisebilecegini Darwin bile isbat ede- 

-87- 



memisdir. 

Biitiin din kitablan, ilk insan olarak Adem aleyhisselami bildir- 
mislerdir. Adem "aleyhisselam" icin, (Oktizii sabana kosdugu, 
bugday ekdigi, kendine ev yapdigi, kendisine on suhuf [forma, ki- 
tab] verildigi)ni bildirmekdedirler. Sigiri ehlilesdirmek, magarada 
yasamak yerine kendine ev yapmak, bugday ekmek ve onu hasad 
etmek ve (vahy almak) meziyyeti olan ilk insamn, diinyamn olduk- 
ca tekamiil etdigi bir zemanda yaratilmis oldugu, dort ayagi iizerin- 
de yiiriiyen, inlerde yasiyan mahluklarla hip bir alakasinm olmadi- 
gi anlasilmakdadir. 

Miisliman, ilk olarak, Allahii tealamn varligma, biiyukliigune, 
birligine, dogmadigma, dogurmadigma, daim ve degismez oldugu- 
na biitiin kalbi ile iman eder. Bu inams, islamm ilk sartidir. 

-2- 

PEYGAMBERLER, DINLER, KITABLAR 

Allahii teala, insam yaratmca, ona (Akl) ve (Diisiinme kudre- 
ti)ni verdi. islam alimlerinin "rahime-hiimullahii teala" insana 
(Hayvan-i natik) ya'm diisiinen mahluk demeleri ve Descartesin 
(Diistinuyorum, o halde vanm) felsefesi, bunun acik bir ifadesidir. 

Diger mahluklardan en biiyiik farki, insamn (beden)i yamnda 
(ruh)u bulunmasi, diisiinebilmesi, biitiin olaylan akh ile muhake- 
me edebilmesi, akh ile karar vermesi ve bu karan uygulayabilme- 
si, iyilik ve fenahgi ayirabilmesi, hata isledigini anhyabilmesi ve 
bunun icin pismanhk duymasi ve benzeri gibi iistiinliikleridir. Fe- 
kat, acaba insan, kendisine verilen bu cok yiiksek hassayi, kendi 
basma ve hie bir rehber [yol gosterici] olmadan kullanabilir mi? 
Kendi basma dogru yolu bulabilir ve Allahii tealayi taniyabilir 
mi? 

Tarihi inceleyecek olursak, insanlarm onlerinde, Allahii teala- 
mn gonderdigi bir rehber olmadan kendi baslarma gitdiklerinde, 
hep yanhs yollara sapdiklanni goriiriiz. insan, kendisini yaratan 
biiyiik kudret sahibinin var oldugunu, akh sayesinde anladi. Fe- 
kat, ona giden yolu bulamadi. Peygamberleri isitmiyenler, hahki 
evvela etraflarmda aradi. Kendilerine en biiyiik faidesi olan giine- 
si, yaratici sandilar ve ona tapmaga basladilar. Sonra, biiyiik ta- 
bfat giiclerini, firtmayi, atesi, kabaran denizi, yanar daglan ve 
benzerlerini gordiikce bunlan yaraticmm muavinleri zan etdiler. 
Her biri icin bir (Suret, alamet) yapmaga kalkdilar. Bundan da 

-88- 



putlar dogdu. Boylece, cesidli putlar zuhur etdi. Bunlarm gazabin- 
dan korkdular ve onlara kurbanlar kesdiler. Hatta, insanlan bile 
bu putlara kurban etdiler. Her yeni hadise karsismda, putlarm 
mikdan da artdi. islamiyyet zuhur etdigi zeman Ka'be-i muazza- 
mada 360 put vardi. Kisacasi, insan, (BIR), ezeli ve ebedi olan Al- 
lahii tealayi kendi basma bir diirlii tamyamadi. Bugiin bile giinese 
ve atese tapanlar vardir. Bunlara sasmamahdir. Ciinki, rehbersiz, 
karanlikda dogru yol bulunamaz. Kur'an-i kerimde, isra suresinin 
onbesinci ayetinde mealen, (Biz, Peygamber gondererek bildirme- 
den once azab yapici degiliz) buyurulmakdadir. 

Allahii teala, kullarma verdigi akl ve diisunme kuvvetinin nasil 
kullamlacagini onlara ogretmek ve kendi birligini onlara tamtmak 
ve iyi isleri fena, zararh islerden ayirmak icin, diinyaya Peygam- 
berler "aleyhimusselam" gonderdi. Peygamberler beseri sifatlarda 
bizim gibi insandir. Onlar da yir, icer, uyur ve yorulur. Bizden fark- 
lan, zeka ve muhakeme kuvvetlerinin cok iistiin olmasi, tertemiz 
ahlakli ve Allahii tealamn emrlerini bize teblig edecek bir giicde 
bulunmalandir. Allahii tealamn emrlerine ve yasaklarma (Din) 
denir. Muhammed aleyhisselamm bildirdigi dine (islamiyyet) de- 
nir. Peygamberler, en biiyiik rehberlerdir. islam dinini teblig eden, 
en son ve en iistiin peygamber, Muhammed aleyhisselamdir. Alla- 
hii tealamn gonderdigi kitabi da (Kur'an-i kerim)dir. Asagida is- 
lam dininden bahs edilirken, bu hususda daha fazla bilgi verilecek- 
dir. Muhammed aleyhisselamm irsad edici miibarek sozlerine (Ha- 
dis-i serif) denir. Bunlar cesidli krymetli kitablarda bildirilmisdir. 
Kur'an-i kerim ve hadis-i serifleri bize aciklayan biiyiik din alimle- 
ri de vardir. (Boyle alimlere liizum var mi? insan iyi bir miisliman 
olmak icin islam dininin kitabi olan Kur'an-i kerimi okuyarak ve 
hadis-i serifleri inceleyerek dogru yolu bulamaz mi?) diyenler ve 
bu din rehberlerine kiymet ve ehemmiyyet vermiyenler de vardir. 
Halbuki bu, cok yanhsdir. Zira, din esaslan hakkmda hie bir 
ma'lumati olmiyan bir insan, bir rehber olmadan Kur'an-i kerimin 
ve hadis-i seriflerin derin ma'nasim anhyamaz. En miikemmel bir 
sporcu bile, yiiksek bir daga cikarken kendisine bir rehber arar. 
Bir biiyiik fabrikada miihendislerin yaninda ustabasilar ve ustalar 
vardir. Boyle bir fabrikaya ilk giren isci, evvela ustalarmdan, son- 
ra ustabasilarmdan isinin inceligini ogrenir. Bunlan ogrenmeden 
once, yiiksek miihendis ile temas ederse, onun sozlerinden, hesab- 
lanndan hie bir sey anlamaz. Cok iyi silah kullanan bir kimse bile, 
kendisine verilen yeni bir silahm nasil kullamlacagi kendine ogre- 
tilmeden, onu dogru kullanamaz. Bunun icindir ki, din ve iman is- 
lerinde, Kur'an-i kerimin ve hadis-i seriflerin ma'nalarim anhyabil- 

-89- 



mek icin, kendilerine (Miirsid-i kamil) ismini verdigimiz biiyiik din 
alimlerinin eserlerinden faidelenmemiz gerekmekdedir. islam di- 
nindeki Miirsid-i kamillerin en iistiinleri, dort mezheb imamlandir. 
Bunlar, imam-i a'zam Ebu Hanife, imam-i Safi'i, imam-i Malik' 11 ve 
imam-i Ahmed bin Hanbeldir "rahmetullahi aleyhim ecma'in". Bu 
dort imam, islam dininin dort temel direkleridir. Kur'an-i kerimin 
ve hadis-i seriflerin ma'nalanni dogru olarak ogrenmek icin, bun- 
lardan birinin kitablanm okumak lazimdir. Bunlarm herbirinin ki- 
tablanm acikliyan binlerce alim gelmisdir. Bu aciklamalan okuyan, 
islam dinini dogru olarak ogrenir. Bu kitablarm hepsindeki iman 
bilgileri aymdir. Bu dogru imana (Ehl-i Siinnet) i'tikadi [inanci] de- 
nir. Sonradan uydurulan, bunlara uymayan bozuk, sapik inane yol- 
larma (Bid'at) ve (Dalalet) yollari denir. Adem aleyhisselamdan 
beri, biitiin peygamberlerin teblig etdigi dinlerde bir olan esas, 
iman esaslandir. Allahii teala, iman bilgilerinde aynlik istememis- 
dir. Kur'an-i kerfmde, Enam suresinin yiizelli dokuzuncu ayetinde 
sevgili Peygamberine "sallallahii teala aleyhi ve sellem" mealen, 
(Dinde firka firka ayrilanlarla senin hicbir ilgin olamaz. Onlarin ce- 
zalarmi Allahii teala verecekdir) buyurulmakdadir. 

Gozii agnyan, kime bas vurur? Bekciye mi, avukata mi, mate- 
matik ogretmenine mi, yoksa goz miitehassisi olan doktora mi? El- 
bet, miitehassisa gidip, caresini ogrenir. Dinini, miamni kurtarmak 
icin care arayamn da, avukata, matematikciye, gazeteye, sinemaya 
degil, din miitehassisma basvurmasi lazimdir. 

Din alimi olmak icin, zemamn fen bilgilerini iyi bilmek, fen ve 
edebiyyat fakiiltelerinden diploma ahp, aynca doktorasi, ihtisasi ol- 
mak, Kur'an-i kerimi ve ma'nalanni ezberden bilmek, binlerce ha- 
dis-i serifi ve ma'nalanni ezbere bilmek, islamm yirmi ana ilminde 
miitehassis olmak ve bunlarm kollan olan seksen ilmi iyi bilmek, bu 
ilmlerde ictihad derecesine yiikselmek, dort mezhebin inceliklerini 
kavramis olmak, tesavvufun en yiiksek derecesi olan (Vilayet-i has- 
sa-i Muhammediyye) denilen olgunluga erismis olmak lazimdir. 

Kendi hastahgini ve kalbindeki hastahgin ilacim bilmiyen cahil- 
lerin hadis-i seriflerden kendine uygun olanlan secip almasi im- 
kansiz gibidir. islam alimleri, kalb, ruh miitehassislan olup, herke- 
sin biinyesine uygun ruh ilaclanm, hadis-i seriflerden secerek soy- 
lemisler ve yazmislardir. Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem", diinya eczahanesine yiizbinlerce ilac hazirhyan bas tabib 
olup, Evliya ve alimler de, bu hazir ilaclan, hastalarm derdlerine 



[1] Malik bin Enes, 179 [m. 795] de Medinede vefat etdi. 

-90- 



gore dagitan, emrindeki yardimci tabfbler gibidir. Hastahgimizi 
bilmedigimiz, ilaclan tammadigimrz icin, yiizbinlerce hadis-i serif 
icinden, kendimize ilac aramaga kalkarsak (Allergie) = aksi te'sfr 
hasil olarak, cahilligimizin cezasim ceker, faide yerine zarar gorii- 
riiz. Bunun icin hadis-i serifde, (Kur'an-i kerimden kendi akh ile 
kendi diisiincesi ve bilgisi ile ma'na cikaran [din biiyiiklerinin, Pey- 
gamberimizden "sallallahii aleyhi ve sellem" ve Eshab-i kiramdan 
"radiyallahii teala anhiim ecma'in" alarak yapdiklan tefsirlere ay- 
kiri uydurma tefsir yazan] kafir olur) buyuruldu. Mezhebsizler, bu 
inceligi anliyamadiklan icin, (Herkes Kur'an ve hadis okumah, di- 
nini bunlardan kendi anlamah, mezheb kitablanni okumamahdir) 
diyerek, Ehl-i siinnet alimlerinin "rahime-hiimullahu teala" kitab- 
lannm okunmasim yasak ediyorlar. Bu kitablardaki bilgilere, Alla- 
hii tealaya inanmamakdir, Ona ortak kosmakdir, diyecek kadar sa- 
pitiyorlar. Boylece insanlarm islam dininin tarn esasim ogrenmele- 
rine mani' oluyor ve faide yerine zarar veriyorlar. 

Simdi dinlerden bans edelim. Bugiin diinya yiiziinde Allahii te- 
alanin varligmi bildiren uc semavi din vardir: 

1 — YEHUDI DINI: Yehudi dini, islam dininin gelmesiyle 
nesh edilmis olan ve israil ogullarmdan Musa aleyhisselama iman 
edenlerin ve bunlardan cogalarak zemammiza kadar uzanan in- 
sanlarm dinidir. Ibrahim "aleyhisselam"m oglu ishak "aleyhisse- 
lam", bunun oglu da Ya'kub "aleyhisselam"dir. Hazret-i Ya'ku- 
bun bir ismi de israildir. israil, Abdullah demekdir. Allahm kulu 
ma'nasmadir. Bunun icin Ya'kub aleyhisselamm oniki oglundan 
cogalan insanlara (Beni israil) (israil ogullan) denir. Musa "aley- 
hisselam", biiyiik bir Peygamber idi. Beni israile gonderilmisdir. 
Beni israil Misrda cogaldi. Dinlerine sanhp, ibadet ederlerdi. Fe- 
kat, [Fir'avnlardan] zulm ve hakaret goriirlerdi. Bir rivayete gore 
Isa aleyhisselamdan 1705 sene once, Musa aleyhisselam Misrda te- 
velliid etdi. Kirk yasma kadar Fir'avmn serayinda yasadi. Daha 
sonra akrabalan ile bulusdu. Medyene gitdi. Su'ayb aleyhissela- 
mm kizi ile evlendi. Misra donmek icin yola cikdi. Yolda, Tur da- 
gmda Allahii teala ile konusdu. Allahii teala Ona (On emr)i ver- 
di. Musa aleyhisselam, (Evamir-i Asere) On Emri teblig etdi. Mu- 
sa aleyhisselam Beni Israili Misrdan cikardi. Tur dagmda Allahii 
teala ile tekrar konusdu. Onlara tek bir Allaha imamn lazim oldu- 
gunu bildirdi. Allahii tealamn gonderdigi (Tevrat) adh kitabi onla- 
ra getirdi. Fekat onlan, kendilerine va'd olunmus topraklara gotii- 
remedi. Miladdan evvel 1625 senesinde vefat etdigi tahmin edili- 
yor. Beni israil, Onun bu ilahi telkinlerini bir diirlii kavrayamadi. 

-91- 



Miladdan evvel Asuri devleti iki def a ve Miladin 135 senesinde 
Roma imperatoru Andiriyan Kudiisii alarak yehudilerin cogunu 
kilmcdan gecirdiler. Tevratlan yakdilar. Tevrat unutuldu. Yehudi- 
ler, zemanla bozuldular. Yetmisbir firkaya aynldilar. Tevrati de- 
gisdirdiler. (Talmud) denilen din kitabi yazdilar ki, (Misna) ve 
(Gamara) diye iki kismdir. (Mizan-iil-mevazin) kitabi, yehudilerin 
ve hiristiyanlann ellerindeki Tevrat ve incil dedikleri kitablarm Al- 
lah kelami olmadiklanni isbat etmekdedir. Kitab farisidir. ikiyiizel- 
liyedinci sahifesinde diyor ki, (Yehudi i'tikadma gore, Allahii teala, 
Musa aleyhisselama, Tur dagmda Tevrat kitabmi verdigi gibi, ba'zi 
ilmleri de ilham eylemis. Musa, bu ilmleri Haruna, Yusa'a ve Eli- 
azara bildirmis. Bunlar da, sonra gelen Peygamberlere ve nihayet 
mukaddes Yehudaya bildirmisler. Bu da, miladin ikinci asnnda, bu 
ilmleri, kirk senede bir kitab haline getirmis. Bu kitaba (Misna) de- 
nilmis. Miladm iicuncii asnnda Kudiisde ve altinci asnnda, Babilde 
Misnaya birer serh yazilmis. Bu serhlere (Gamara) denilmis. Misna 
ile iki Gamaradan birini, bir kitab haline getirip, bu kitaba (Tal- 
mud) demislerdir. Kudus Gamarasmdan meydana gelen Talmuda 
(Kudus Talmudu), Babil Gamarasmdan meydana gelene (Babil 
Talmudu) demislerdir. Hiristiyanlar bu uc kitaba diismandir. Bu 
diismanhklannin sebeblerinden birisi, Isa aleyhisselami asmak icin 
hazirladiklan carmihi tasiyan ve carmiha gerilme hadisesinde bulu- 
nan Sem'un, Misnayi rivayet edenler arasmdadir derler. Talmudda 
miislimanlarm inandigi seyler de bulundugu icin, hiristiyanlar, mlis- 
limanlan bu bakimdan da inkar ediyorlar). Yehudiler kendi din 
adamlanna (Haham) derler. Talmudu, Tevrat gibi okumakdadir- 
lar. Eli-azar, Su'ayb aleyhisselamin ogludur. 

2 — HIRISTIYANLIK DIM: Isa aleyhisselam, hazret-i Mer- 
yem isminde bakire bir kizdan dogmus, bizim gibi bir insandir. 
Kur'an-i kerimde bu husus acikca bildirilmis ve Ruhul-Kudiisden 
bahs edilmisdir. Fekat, bunun ma'nasi, hiristiyanlann zan etdigi gi- 
bi Isa aleyhisselamin Allahm o^lu oldugu demek degildir. Ruhul- 
Kudiis ta'biri, Allahii tealanm Isa aleyhisselama (Yiiksek kurtan- 
ci kudretinden) verdigine alametdir. Isa aleyhisselam, yehudilere 
dalaletde (sapikhkda) olduklarmi, dogru yolun, kendisinin goster- 
digi yol oldugunu bildirmege cahsdi. Halbuki yehudiler, bekledik- 
leri kurtancmm cok siddetli, sert, kavgaci, tutdugunu koparan, ye- 
hudileri diger milletlerin esaretinden kurtaracak olan bir sahsiy- 
yet olmasim bekliyorlardi. Isa aleyhisselama inanmadilar. Onu 
yalanci Peygamber sanarak, Romahlara ihbar etdiler ve karsi cik- 
dilar. Kendi inanclarma gore, onu haca gerdirdiler. [islam dini, 
asl haca gerilen kimsenin Isa aleyhisselam olmadigim, bil'aks onu 

-92- 



az bir para mukabili Romahlara satan Esharyut Yehuda (Ju- 
das)mn haca gerildigini bildirmekdedir.] Bugiin hiristiyan tarihci- 
lerin yapdigi arasdirmalar, Isa aleyhisselamin hacda olmedigini 
meydana cikarmakdadir. John Reban isminde bir zat da, bunun 
hakkmda 1978 senesinde pek cok satilan bir eser nesr etmisdir. Bu 
arastirmalarm nasil bir netice verecegi ma'lum degildir. Fekat da- 
ha simdiden hiristiyanlarm Isa aleyhisselamin (Hacda can verdigi 
ve tann Babanm kendi biricik oglunu giinahkarlar icin feda etdigi) 
efsanesini kokiinden yikmakdadir. Boylece hiristiyan tarihciler bu 
giin kiliselere biiyiik bir darbe indirmekdedirler. Yehudiler, kisa 
zemanda hakiki Mesihin gelecegini bekliyorlardi. Fekat bugiin ta- 
nmmis Musevi tarihcilerinden biri, (2000 sene bekledigimiz halde, 
hala bir kurtanci gelmedi. Galiba Isa aleyhisselam hakikaten me- 
sihdi. Biz Onun kadrini, kiymetini bilmedik ve bize kurtanci ola- 
rak gelen bu biiyiik Peygamberi haca gerdirdik) demisdir. 

Isa aleyhisselama (incfl) isminde bir kitab nazil oldu. Fekat, ye- 
hudiler bu kitabi, seksen sene icinde yok etdiler. Sonradan ortaya 
cikanlan, hiristiyanlarm Allahu teala tarafindan gonderildigine 
inandiklan (Kitab-i Mukaddes) iki kismdir: Birincisi, (Ahd-i 
Atik), Eski Ahd (Old Testament), o zemana kadar gelen Peygam- 
berlerin ve bilhassa Musa aleyhisselamin tebligatim ihtiva etdigine 
inamhr. ikincisi, (Ahd-i Cedid), Yeni Ahd (New Testament), Isa 
aleyhisselama inananlardan Matta (Matthew), Markos (Mark), 
Luka (Luke) ve havari Yuhanna (Jahn)mn yazdiklan kitablar 
olup, Isa aleyhisselamin hayati, yapdigi isler ve verdigi nasihatlan 
ihtiva eder. incilin hazirlanmasmda, Kur'an-i kerimin zabt olun- 
masinda gosterilen biiyiik hassasiyyet gosterilmemisdir. Hakiki 
bilgilere bircok yanhs diisiinceler, efsaneler ve hurafeler eklenmis- 
dir. 1303 [m. 1885] de vefat eden Manastirh miiderris haci Abdul- 
lah Abdi begin arabi (Risale-i samsamiyye) ve tiirkce (izah-ul-me- 
ram) matbu' kitablarmda, inciller iizerinde genis bilgi vardir. Hal- 
buki, hakiki incile cok yakm olan incillerin de mevcudiyeti bugiin 
biliniyor. 

Bunlardan en onemlisi BARNABAS incilidir. Barnabas Kib- 
nsda dogmus bir yehudi olup, asl ismi JOSEPH idi. Kendisi, Isa 
aleyhisselama inananlann basinda gelmekde ve havarilerin arasin- 
da miihim bir mevki'i bulunmakdadir. Kendisine verilen BAR- 
NABAS lakabi, nasihat verici, iyilige tesvik edici ma'nasina gel- 
mekdedir. Hiristiyanhk alemi, Barnabasi, Pavlos (Saint Paul, Bo- 
liis)ile birlikde hiristiyanhgi yaymaya giden biiyiik bir aziz olarak 
tammakda ve her senenin onbir Haziramnda onun yortusunu yap- 
makdadirlar. Barnabas, Isa aleyhisselamdan duydugu ve ogrendi- 

-93- 



gi hususlan hie bir degisdirme yapmadan kayd etmisdir. Bu incil, 
hiristiyanhgm ilk iicyiiz senesinde diger incillerle birlikde elden ele 
dolasmis ve okunmusdur. 325 senesinde iznik (Nicene) ruham 
meclisi, ibranice yazili biitiin incillerin ortadan kaldinlmasma ka- 
rar verince, Barnabas incili de yok edilmisdir. Ciinki, dort incilin 
dismda incil okuyan ve bulunduranlarm oldiiriilecegine dair emr 
cikanlmisdir. Diger inciller latinceye terceme edilmis, fekat Bar- 
nabas Incili birdenbire ortadan kaybolmusdur. Yalmz 383 senesin- 
de, Papa Damasus, tesadiifen eline gecen Barnabas incilinden ar- 
ta kalan bir ntishayi Papalik kiitiibhanesinde saklamisdir. 993 [m. 
1585] senesine kadar burada kalan Barnabas incilini Papa Sextu- 
sun dostu olan Fra Marino (Fra, italyanca erkek kardes ve rahip 
ma'nasina gelir) kiitiibhanede bulmus ve onunla cok ilgilenmisdir. 
Ciinki tanmmis hiristiyan din adamlarmdan IRANEUS (130-200) 
tahmmen 160 senesinde, (bir tek Allah oldugunu, Isamn Allahm 
oglu olmadigim) ileri siirerek, (Pavlos, Romahlann bircok tannya 
tapmak aliskanhgindan miilhem olarak teslisi, ya'ni vie Allaha tap- 
mak yanhs i'tikadim hiristiyan akideleri arasma sokmak istemis- 
dir) diyor ve Pavlosu tenkid ederken, Allahii tealamn bir oldugu- 
nu belirten Barnabas incilini sahid olarak gosteriyordu. Bunu bi- 
len Fra Marino, Barnabas incilini biiyiik bir dikkatle okumus ve 
tahminen 1585-1590 seneleri arasinda italyancaya cevirmisdir. Bu 
italyanca el yazisi, bircok sahib degisdirdikden sonra, Prusya Kra- 
h miisavirlerinden CRAMER'in eline gecmis ve Cramer, 1120 [m. 
1713] senesinde bu krymetli el yazisini, Tiirkleri Zentada yendigi 
ve onlann elinden Macaristan ile Belgrad kalesini geri aldigi icin, 
Avrupada biiyiik bir sohret kazanmis olan Prens Ojene (Eugene 
de Savoie) (1663-1736) hediyye etmisdir. Prens Ojen oldiikden 
sonra Barnabas incili, onun ozel kiitiibhanesi ile birlikde, 1738 de 
Viyanadaki Kraliyet kiitiibhanesine (Hofbibliothek) nakledilmis- 
dir. 

ilk def a olarak bu kiitiibhanede Barnabas incilinin italyanca 
tercemesini bulan iki ingiliz, Bay ve Bayan RAGG, bunu ingiliz- 
ceye cevirmisler ve bu ingilizce terceme, 1325 [m. 1907] tarihinde 
Oxfordda basilmisdir. Fekat bu terceme de esrarh bir tarzda orta- 
dan kaybolmusdur. Bu tercemeden yalmz bir danesi, British Mu- 
seum ve bir danesi de Vasingtonda Amerikan Kongresi Kiitiibha- 
nesinde bulunmakdadir. Pakistan Kur'an-i kerim cem'iyyeti (Qo- 
ran Council) biiyiik bir himmetle ingilizce niishasim 1973 yihnda 
tekrar basmaya muvaffak olmusdur. Asagidaki parcalar bu kitab- 
dan almmisdir. 

Barnabas incilinin 70. babindan; (Isa, kendisine, 'Sen Allahm 

-94- 



Oglusun' diyen Petrusa cok kizdi. Onu azarladi. Ona, "Def ol" 
benden uzaklas! Sen seytansm ve bana fenalik yapmak istiyorsun 
dedi. Ondan sonra havarilerine donerek, bana boyle soyliyenlere 
yaziklar olsun! Ciinki, Allah bana, bunlara la'net etmek emrini 
verdi, dedi.) 

Yetmisbirinci babmda, (Ben kimsenin gunahmi afv edemem. 
Ancak Allah giinahlan afv eder.) 

Yetmisikinci babmda ise, (Ben bu dunyaya, cenab-i Hakkm 
dunyaya selamet getirecek olan Resulunun yolunu hazirlamak icin 
geldim. Fekat sizler dikkat ediniz! O gelinciye kadar sakm aldatil- 
mayasmiz. Ciinki benim sozlerimi ahp benim Incilimi bozacak bir- 
cok yalanci peygamberler zuhur edecekdir), dedi. O zeman And- 
reasm, gelecegini soyledigin bu Resul hakkmda bize ba'zi isaretler 
soyle ki Onu bilelim siialine karsi, (Bu Resul sizin zemammzda 
gelmeyecekdir. Sizden birkac yil sonra, benim incilim tahrif edil- 
mis olacagi ve hakiki inananlarm 30 kisi kadar kalacagi bir zeman- 
da gelecekdir. iste o zeman, cenab-i Hak insanlara aciyarak, elcisi- 
ni gonderecekdir. Onun basinm iizerinde daima beyaz bir bulut 
bulunacakdir. O cok kudretli olacak, putlan kiracak, puta tapanla- 
n cezalandiracakdir. Onun sayesinde, insanlar Allahi tamyacak ve 
Onu ta'ziz edecek ve ben de hakiki olarak tanmacagim. Benim in- 
sandan baska bir sey oldugumu soyliyenlerden intikam alacakdir) 
demekdedir. 

Doksanaltmci babmda ise, (Ruhumun huzurunda bulundugu 
Allah hayydir, diridir. Allahu teala babamiz ibrahime, senin nes- 
linden biittin insanlan ni'metlendirecegim diye va'd etmis ise de, O 
Mesih [Resul] ben degilim. Allahu teala beni diinyadan cekip aldi- 
gi zeman, seytan herkesi benim Allah veya Allahm oglu olduguma 
inandiracak. Bu la'netli fitneyi yeniden diriltecek. Sozlerim ve aki- 
dem oylesine tahrif edilecek ki, otuz kadar mii'min ya kalacak, ya 
kalmiyacak. Bunun iizerine Allahu teala insanlara merhamet ede- 
rek, her seyi Onun icin yaratmis oldugu Resuliinii gonderecekdir. 
Bu Resul giineyden gelecekdir. Biiyiik kudret sahibi olacakdir. 
Putlan kiracak, puta tapanlan ortadan kaldiracak, seytamn insan- 
lar iizerindeki hakimiyyetine son verecekdir. Kendisi ile birlikde, 
Allahu tealamn selameti de inanan insanlara ulasacak ve kendisi- 
nin sozlerine inananlar, Allahu tealamn diirlii diirlii ni'metlerine 
nail olacaklardir) demekdedir. 

Doksanyedinci babmda ise, (Soyledigin Mesihin ismi nedir ve 
Onun gelisinin alametleri nelerdir? diye soran kahine Isa soyle 
dedi: Mesihin (Resuliin) adi hayran olmaga deger giizellikdedir. 

-95- 



Allahii teala Onun ruhunu yaratdigi zeman, Ona bu ismi verdi ve 
Onu semavi ihtisami icine koydu ve bekle ey Ahmed! Senin hati- 
nn icin ben Cenneti, dunyayi ve bircok mahluku yaratdim. Bunla- 
n sana hediyye ediyorum. Sana kiymet veren, benden kiymet bu- 
lacak. Sana la'net eden [kiifreden], tarafimdan la'net olunacakdir. 
Ben seni diinyaya, kurtanci Resuliim olarak gonderecegim. Senin 
soztin sirf hakikat olacakdir. Yer ve gok ortadan kalkabilir. Fekat, 
senin yolun daima sonsuz olacakdir, dedi. Onun mukaddes ismi 
Ahmeddir. Bunun iizerine Isamn etrafinda toplanmis olan halk, 
seslerini yiikselterek, Ey Ahmed! Dunyayi kurtarmak icin cabuk 
gel! diye bagirdilar) demekdedir. 

Yiizyirmisekizinci babmda ise, (Kardeslerim! Ben toprakdan 
yaratilmis bir insamm. Sizin gibi toprak iizerinde yuruyorum. Gii- 
nahlanmzi bilin ve tevbe edin! Kardeslerim! Seytan, Romah as- 
kerlerin yardimi ile, size benim Allah oldugumu soyliyerek sizi al- 
datacak. Onlarm, sahte ve yalanci ilahlara kulluk ederek Allahm 
la'netine ugrayacaklarim gorerek, onlara inanmayimz) demekde- 
dir. 

Yuzotuzaltinci babmda, Cehennem hakkmda izahat verildik- 
den sonra, Muhammed aleyhisselamm kendi iimmetini Cehen- 
nemden nasil kurtaracagi anlatilmakdadir. 

Yuzaltmisiicuncu babmda ise, (Havarilerin, gelecegini soyledi- 
gin zat, kim olacak? siialine karsi, Isa aleyhisselam, kalbinin biitiin 
sevinci ile, Onun ismi Ahmeddir. O geldigi zeman, uzun miiddet 
yagmur yagmasa bile, toprakda meyve agaclan yetisecekdir. Onun 
getirdigi, Allahm rahmeti sayesinde, insanlar Onun zemamnda iyi 
seyler yapmak firsatim bulacaklar. Allahm rahmeti insanlar iizeri- 
ne yagmur gibi yagacakdir, dedi) demekdedir. 

Isa aleyhisselamm son giinleri hakkinda Barnabas incili su 
ma'lumati vermekdedir: [Bab 215-222] (Roma askerleri, Isa aley- 
hisselami yakalamak icin evden iceri girdikleri zeman dort biiyiik 
melek Cebrail, israfil, Mikail ve Azrail, Allahii tealamn emri ile 
Onu kucaklayip pencereden cikararak goge kaldirdilar. Romah as- 
kerler kendilerine kilavuzluk eden Yehudayi (Judas), sen Isasm! 
diye yakaladilar. Biitiin inkarma, bagirip cagirmasma, yalvarmasi- 
na ragmen siiriikleye siiriikleye hazirlanmis olan carmiga gotiiriip 
asdilar. Sonra Isa aleyhisselam, annesi Meryeme ve Havarilerine 
goriindii. Meryeme, anne, goriiyorsun ki, ben asilmadim. Benim 
yerime hain Yehuda haca gerildi ve oldii. Seytandan sakimn! 
Ciinkii o, dunyayi yanhs bilgi ile aldatmak icin her seyi yapacak- 
dir. Gordiigiiniiz ve duydugunuz seyler icin sizi sahid yapiyorum 

-96- 



dedi. Ondan sonra inananlan korumasi ve giinahkarlarm nedamet 
getirmesi icin Allahii tealaya diia etdi. Sakirdlerine donerek, Alla- 
hii tealamn ni'meti ve rahmeti sizinle olsun dedi. Bundan sonra 
dort biiyiik melek onu sakirdlerinin ve anasimn gozii oniinde tek- 
rar semaya kaldirdilar.) 

Goriiliiyor ki, Barnabas incili son Peygamber Muhammed 
aleyhisselamm gelecegini, ondan 600 veya 1000 sene evvel bildir- 
mekdedir. Allahii tealamn bir oldugundan bahs etmekde ve teslisi 
yalanlamakdadir. 

Avrupa ansiklopedilerinde Barnabas incili hakkmda su bilgi 
vardir: (Barnabas incili denilen bir el yazisi, onbesinci yiizyilda is- 
lamiyyeti kabul etmis bir italyan tarafmdan yazilmrs, uydurma bir 
kitabdir). 

Bu aciklama tamamiyle yanhsdir. Barnabas incili daha uciincii 
yiizyilda, ya'ni Muhammed aleyhisselamm gelmesinden 300 [dog- 
rusu 700] sene evvel aforoz edilerek ortadan kaldinlmisdir. De- 
mek ki, daha o zeman da, icinde fanatik hiristiyanlarm isine gel- 
meyen, ya'ni Allahii tealamn BiR oldugunu, Isa aleyhisselamdan 
sonra baska bir Peygamberin gelecegini bildiren bahsler vardi. 
Bunun icin, daha islamiyyet baslamadan evvel musliman olmasi 
miimkin olmiyan bir kimse tarafmdan yazilmasma imkan yokdur. 
italyancaya ceviren Fra Marino ise, bir katolik papazi olup, miis- 
limanhgi kabul etdigine dair elimizde hicbir vesika yokdur. Terce- 
meyi degisdirmesi icin bir sebeb yokdur. Unutmamak gerekir ki, 
cok zeman evvel, ya'ni miladdan sonra 300 ile 325 seneleri arasm- 
da bircok onemli hiristiyan din adamlan, Isa aleyhisselamm Alla- 
hm oglu oldugunu kabul etmemis ve Onun bizim gibi bir insan ol- 
dugunu isbat etmek icin Barnabas incilini one siirmuslerdir. Bun- 
lardan en muhimi, Antakya piskoposu olan Luciandir. Fekat bun- 
dan da meshuru, onun sakirdi olan ARiUS (270-336) dur. Arius, 
iskenderiyye piskoposu, daha sonra istanbul Patriki olan ALEK- 
SANDRUS tarafmdan aforoz edilmisdir. Bunun iizerine Arius, 
arkadasi izmit piskoposu Eusbiusun yanma gitdi. Arius etrafmda 
o kadar fazla tarafdar toplamisdir ki, Bizans imperatorii Kostan- 
tin ile, kiz kardesi bile onun kurdugu Arianlar mezhebine girmis- 
lerdi. Bundan sonra, Muhammed aleyhisselam zemamnda Papa 
olan HONORiUS, Isa aleyhisselamm yalmzca insan oldugunu ve 
iic Allaha inanmamn dogru olmadigim ileri surmiisdur. [630 da 
olen Papa Honorius, oliimiinden 48 sene sonra 678 senesinde is- 
tanbulda toplanan Riihani Meclis tarafmdan resmen la'netlenmis- 
dir.] (Anathematised), 1547 senesinde sicilyah bir rahib CAMiL- 
LO'nun te'siri altmda kalan L.F.M. SOZZINI, hiristiyanlarm en 

— 97 — Herkese Lazim Olan Iman: F-7 



biiyiik din adamlarmdan ve Calvinizmin kurucusu olan Fransiz Je- 
an CALVIN (1509-1564)e miirace'at ederek, (Ben teslfse "uclii 
tannya" inanmiyorum) diye meydan okumus, Ariusun mezhebini 
tercih etdigini bildirmis ve miihim bir hiristiyan akidesi olan 
(Adem aleyhisselamin biiyiik giinahi ve Isa aleyhisselamin bunun 
keffareti icin diinyaya geldigi) i'tikadim red etmisdir. Bu zatm ye- 
geni olan F.P. SOZZINI, 1562 de bir kitab nesr ederek Isa aleyhis- 
selamin ilahhgmi kesin olarak inkar etmisdir. 1577 de SOZZINI, 
Transilvanyada Klausenburg sehrine gitmisdi. Ciinki bu memleke- 
tin basinda bulunan SIGISMUND, teslisi kabul etmiyordu. Yine 
burada Piskopos Francis David (1510-1579) teslisin temamiyle 
karsismda idi ve teslisi reddeden bir mezheb kurmusdu. Bu mez- 
heb Polonyada RAKOV sehrinde kuruldugu icin, salikleri (Rako- 
viyanlar) ismini almislardi. Bunlarm hepsi (Arius)un mezhebine 
inamyorlardi. Bu kiiciik kitabimizin icine biitiin bu tarihi bilgileri 
koymakdan maksadimiz, kitabimizi okuyanlara, akh basinda olan 
bircok hiristiyan din adamimn, ellerinde bulunan incillere inanma- 
diklanm ve dogru incilin BARNABAS incili oldugunu kabul et- 
diklerini belirtmek icindir. Bu isyam goren Papalar ve onlann ava- 
nesi, Barnabas incilini ortadan kaldirmak icin ellerinden gelen her 
seyi yapmislardir. 

Bugiin hiristiyanlarm ellerinde bulunan incillerde ve Ahd-i 
atikde de, biitiin tahriflere ragmen, Isa aleyhisselamdan sonra bir 
Peygamber "aleyhissalatii vesselam" gelecegi yazihdir. Yuhanna 
Incilinin 16. babimn 12 ve 13. ayetlerinde soyle denilmekdedir: 
(Benim soyliyecegim daha bircok seyler var. Fekat siz heniiz bun- 
lara tehammiil edemezsiniz. Fekat O geldigi zeman sizi her haki- 
kate ulasdiracakdir). Yuhanna incilinin bu yazisi, ingiliz ve Ame- 
rikan incil sirketleri tarafmdan 1303 [m. 1886] senesinde Istanbul- 
da Boyaciyan Agob matba'asmda basdinlmis olan (Kitab-i Mu- 
kaddes)in ibrani dilinden tiirkceye tercemesinin 885. sahifesinde 
(Benim gitmem size hayrhdir. Zira ben gitmeyince, size teselli edi- 
ci gelmez. O geldiginde diinyayi giinah ve salah ve hiikm hususla- 
nnda ilzam edecekdir. Size soyliyecegim daha cok seyler var. La- 
kin simdi tehammiil edemezsiniz. Ama, o hakikat ruhu geldigi ze- 
man, sizi ciimle hakikate irsad edecekdir. Zira kendiliginden soy- 
lemeyip, isitdigi seylerin cumlesini soyliyecek ve vuku' bulacak 
seyleri size haber verecekdir. O beni ta'ziz edecek, ciinki, benim- 
kinden ahp size ihbar edecekdir) seklinde yazihdir. Buradaki "O" 
kelimesi incil terceme ve tefsirlerinde (Ruh) veya (Ruh-ul-kuds) 
olarak gosterilmekdedir. Halbuki, Latince aslmda, (PARACLET) 
diye yazihdir ki, bu kelime, "teselli edici" ma'nasma gelir. Demek 

-98- 



oluyor ki, papazlar butun gayretlerine ragmen Incilden (benden 
sonra bir teselh edici gelecekdir) ibaresini kaldiramamislardir. 
Bundan baska PAVLOSun yazdigi ve hiristiyanlann (Kitab-i mu- 
kaddes)in bir kismi olarak kabul etdikleri mektublardan "Korin- 
toslulara birinci mektub"un, onuciincii babimn sekizinci ayeti ve 
devammda, (Sevgi sona ermez. Fekat Peygamberler sona erecek- 
dir. Diller de kaybolacakdir. [Latince ve eski Yunanca gibi.] ilm de 
iptal olunacakdir. [Ortacag ilmi gibi.] Zira biz bunlarm ancak cok 
az bir parcasim biliyoruz. Fekat, O KAMIL olan geldigi zeman, 
ciiz'i olan ya'ni biitiin yarim kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan 
kalkacakdir) denilmekdedir. Bu yazi, tiirkce (Kitab-i mukaddes)in 
944. cii sahifesinde aynen mevcuddur. O halde hiristiyanlar, bugiin 
ellerinde bulunan ve dogru olarak kabul etdikleri Incilde de, bir 
son Peygamber "aleyhissalatii vesselam" gelecegini bildiren kism- 
lar olduguna inanmak mecburiyyetindedirler. 

(Barnabas) incilinin ingilizce tercemesi, asagida yazili on yer- 
de satilmakdadir. Okumak istiyen, bu adreslerin birinden istiyebi- 
lir: 

1) Islamic Book Centre, 120, Drummond Street, London NW 1 
2h., England. Tel: 01-388 07 10. 

2) Muslim Book Service, Fosis, 38, Mapesbury Road, London 
NW2 4JD, England. Tel: 01-452 44 93. 

3) Muslim Information Service, 233, Seven Sisters Road, London 
N4 2DA, England. Tel: 01-272 51 70; 263 30 71. 

4) Islamic Book Centre, 19A, Carrington Street, Glasgow G4 
9AJ, Scotland, Great Britain. Tel: 041-331 11 19. 

5) The Islamic Cultural Centre Book Service, 146, Park Road, 
London NW8 7RG, England. Tel: 01-724 33 63/7. 

6) Al-Hoda, Publishers And Distributers, 76-78, Charing Cross 
Road, London WC2, England. Tel: 01-240 83 81. 

7) A.H. Abdulla, P.O. Box. 81171, Mombese. (Kenya). 

8) Islamic Propagation Centre 47-48 Madrasa Arcade. Durban- 
Natal (South Africa). 

9) Muslim Students Association, of U.S.A & Canada H.Q. 2501 
Directors Row. Indiana Polis Indiana 46241, (U.S.A.). 

10) Begum, Aisha Bawany Wakf, 3rd Floor, Bank House No. 1, 
Habib Square, M. A. Jinnah Road, Karachi, PAKISTAN. 

-99- 



incil, Ibranice idi. Orta Cagda ITALA adi altinda Latinceye 
cevrildi. Nasramlik yayilmaga baslaymca, putperestler ve yehudi- 
ler onun karsisma cikdilar. Nasraniler dinlerini gizli gizli siirdiir- 
meye mecbur kaldilar. Yer altinda, kaya kovuklarmda ve gizli yer- 
lerde kurduklan ma'bedlerde ibadet etdiler. Yehudiler, biitiin is- 
kence ve eziyyetlerine ragmen, nasramligin yayilmasma mani' ola- 
miyorlardi. Yehudilerin ileri gelenlerinden ve Isevilerin en biiyiik 
diismanlanndan olan (Saul), Iseviligi kabul etdigini, Isa aleyhisse- 
lamm kendisini, yehudi olmiyan milletleri, Isevilige da'vet icin sa- 
kird ta'yin etdigi, yalanim uydurdu. [Kitab-i mukaddes, Resullerin 
isleri, bab dokuz.] ismini Pavlos olarak degisdirdi. Cok iyi bir Ise- 
vigortinerek, Isa aleyhiselamin dinini bozdu. Tevhidi teslise, Isevi- 
ligi hiristiyanliga cevirdi. incili tahrif etdi. Isa, Allahm ogludur, de- 
di. Serab icmegi ve domuz eti yimegi, Isevilere halal etdi. Kiblele- 
rini sarka, giinesin dogdugu tarafa cevirdi. Isa aleyhisselamm teb- 
lig etdigi dinde olmiyan pek cok batil seyleri, Isevilige sokdu. Bo- 
zuk fikrleri Iseviler arasinda yayilmaga basladi. Firkalara ayrildi- 
lar. Isa aleyhisselamm dogru yolundan uzaklasdilar. Diirlii diirlii 
efsaneler uydurdular. Isa aleyhisselamm uydurma resm ve heykel- 
lerini yapdilar. Hac isaretlerini kabul etdiler ve bunu bir sembol 
addetdiler. Heykellere ve haca tapmaga basladilar. Ya'ni yeniden 
putperestlige dondiiler. Isa aleyhisselami Allahm oglu olarak ka- 
bul etdiler. Halbuki, Isa aleyhisselam onlara kat'iyyen boyle bir 
sey soylememis, onlara ancak Ruh-iil-Kudsden, ya'ni Allahii teala- 
nin kendisine bahsetdigi kudretden bahsetmisdi. Hiristiyanlar, 
hem Allaha, hem de Onun oglu kabul etdikleri Isaya, bir de Ruh- 
iil-Kudse inanmak zorunda kahnca, biitiin hak dinlerin esasi olan, 
"ALLAHU TEALA birdir ve degismez yaraticidir" inancindan 
uzaklasarak iic tanriya birden tapmak giiluncliigiine diisdiiler. 
(Buna "teslis" adi verilir). 

Zemanla hiristiyanhk, biiyiik devletlerin resmi dini haline ge- 
lince, Orta cagda korkunc bir zulm devri basladi. Isa aleyhissela- 
mm telkin etdigi insanhk, merhamet, sefkat esaslan temamen u- 
nutuldu. Bunun yerine hiristiyanlar, te'assubu, kin ve nefreti, diis- 
manhgi ve zulmii ele aldilar. Hiristiyanhk adi altinda, akla sigmaz 
zulmler yapdilar. Eski Yunan ve Roma medeniyyetlerinin biitiin 
eserlerini yok etmege cahsdilar. ilmin ve fennin karsisma cikdilar. 
Galile (Galileo)' 11 gibi, islam alimlerinin kitablarmdan okuyarak, 
diinyamn dondiigtinii bildiren bir kimseyi, dinsizlikle itham ede- 
rek soziinii geri almazsa, oldiirmekle tehdid etdiler. Vatam icin 



[1] Galile, 1051 [m. 1642] de oldtt. 

-100 



mucadele eden Jandark (Jeanne d'Arc) (John of Arc)i, sihirbaz- 
hkla itham ederek, diri diri yakdilar. Ispanyol doktoru ve teologu 
Michel Servenin de, teslisi ve Isa aleyhisselamm uluhiyyetini red 
ve Onun bir Peygamber ve kul oldugunu bildirmek icin kitab yaz- 
digi, protestanhgm kuruculanndan olan Calvinin tesviki ile 1553 
de Genevede diri olarak yakildigi (Kamus-ul-a'lam) ve (Larous- 
se)da yazilidir. insanin tiiylerini iirperten Engizisyon (inquisition) 
mahkemeleri kurarak, yiizbinlerce insam haksiz yere ve cok kerre- 
ler sirf servetlerini ele gecirmek icin, "dinsiz" ilan edip, diirlii diir- 
lii iskenceler yaparak oldiirdiiler. Ancak Allahii tealaya mahsus 
olan (Giinah afv etmek) kudretini, papazlara verdiler. Bunlar da, 
cesidli menfe'atler karsihgi giinahlan afv etdiler. Hatta, Cennet- 
den yerler satdilar. En yiiksek dini liderleri Papalar ise, adeta diin- 
yaya hakim oldular. Diirlii behanelerle krallan bile aforoz ederek, 
(Excommunication), ya'ni dinsiz i'lan ederek bunlari afv talep et- 
mek icin ayaklanna kadar gelmeye zorladilar. Miladm 1077. nci se- 
nesinde papa Gregordan aforozunu kaldirmasi icin Canossaya ge- 
len Alman krah dordiincii Hanri (Henry) 1 ' 1 , kis giinii ciplak ayakla 
papamn serayi oniinde giinlerce bekledi. Papalarm arasmda cok 
korkunc caniler cikdi. Bunlardan biri olan Borjiya (Borgia), diis- 
manlanm ve bunlarm arasmda bulunan din adamlarim diirlii diir- 
lii zehrlerle oldiirdii ve mallanm gasb etdi. Her diirlii rezaleti isle- 
di. Kiz kardesi ile birlikde kan koca hayati yasadi. Fekat mukad- 
des ve giinahsiz papa sayildi. Hiristiyanhk dinine,papazlarin evlen- 
memesi, evlenmis olan kimselerin kat'iyyen bosanmamasi, giinah 
cikarmak mecburiyyeti gibi, mantik disi kaideler konuldu. Diinya- 
da yasamak adeta giinah sayildi. 

Yedinci asrda zuhiir eden islam dim, bu karanhk arasmda bir 
niir gibi parladi. Asagida, islam dininden bahs ederken gorecegi- 
miz gibi, temamiyle en miikemmel ve en mantiki ve insam esaslar 
iizerine kurulmus olan bu yiice din, putperestlik karsismda oldu- 
gu gibi, esasi bozulmus olan hiristiyanhk karsismda da derhal ko- 
layca yayildi. Akh basmda olan herkes, bu yeni dine iki elle sanl- 
di. lime ve fenne ve giizel ahlaka derin bir saygi ile bagh olan miis- 
limanlar, Allahii tealamn ve Resulullahm "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" emrine uyarak cok cahsdilar. Her diirlii ilmde, pek cok yeni 
kesfler japdilar, pek cok dahiler yetisdirdiler. Bugiin kullamlan 
KIMYA ve CEBIR kelimeleri arabiden ahnmisdir. Bu ve daha 
pek cok misaller miislimanlarm ilme yapdiklan hizmetleri acikca 
gostermekdedir. Miislimanlar kisa zemanda biiyiik ilm merkezle- 



[1] Hanri, 498 [m. 1106] de oldtt. 

-101 



ri, medreseler kurdular. Biitiin diinyaya, ilm, fen, insaf, temizlik, 
gilzel ahlak ve medeniyyeti yaydilar. Yunan felsefecilerinin eserle- 
rini ortaya cikararak, arabiye terceme etdiler. Bunlarm bozukluk- 
larini isbat etdiler. Diinyaca tanmmis feylesoflardan Hrischfeld, 
(Hicbir millet, Arablarm islamiyyeti kabul etmeleri sebebi ile me- 
denilesdikleri gibi hizla medenilesmemisdir) demekdedir. Orta- 
cagda, hiristiyanlik alemi, kapkara bir zindan icinde iken ve papaz- 
lar diinyada yasamayi insanlara zehr ederken, muslimanlar ve 
miislimanlann emri altmdaki diger insanlar rahat, ferah ve huzur 
icinde yasryorlardi. Hiristiyanlar, islam memleketlerindeki zengin- 
lige kavusmak, mallan, paralan gasb etmek icin miislimanlara sal- 
dirdilar. Miislimanlann elinde bulunan ve kendileri icin mukaddes 
sayilan Kudiisii ele gecirmek behanesi ile Hack seferleri tertib et- 
diler (1096-1270). 

Hack seferlerinde, haksiz yere, cok muslimamn kamm akitdi- 
lar. Kudiise girdikleri zeman, kendilerinin de i'tiraf etdigi gibi, ca- 
mi'lerde oldiiriilen miislimanlann kam, atlanmn karmlarma kadar 
ytikseldi. Halbuki, sonra Kudiisii onlarm ellerinden geri alan Sela- 
huddin-i Eyyubi 111 , hiristiyanlara karsi biiyiik bir alicenablik goster- 
di ve esir aldigi ingiliz krah Arslan Yiirekli Risan (Richard, Coeur 
de Lion) serbest birakdi. Gozii donmiis ba'zi miiteassib hiristiyan- 
lar, Osmanh imperatorliigiine karsi sonradan yapilan seferleri bi- 
le, miislimanlara karsi yapilan hack seferleri saydilar. 1912/13 deki 
Balkan harbini, bir Fransiz tarihcisi "en biiyiik hack seferi" olarak 
gosterme kiistahligmda bulunmusdur. ENDULUS miisliman dev- 
leti 897 [m. 1492] de ispanyollar tarafmdan istila edildigi zeman, is- 
panyollar oradaki biitiin miislimanlan ya kilicdan gecirmis veya 
zorla hiristiyan yapmisdir. Aym vahseti Amerikamn yerli ehalisi 
Inkalara karsi da, tatbik etdiler. ispanyollar bu zevalli kibar mille- 
ti yok etdi. 

Hiristiyanlann islam dinine ve onun yiice Peygamberine karsi 
yapdiklan korkunc iftira ve yalanlar, simdi de, biitiin alcakhgi ile 
devam etmekdedir. Hindli Rahmetullah efendi "rahime-hullahii 
teala" 1270 [m. 1854] senesinde Delhide ve sonra Istanbulda ingi- 
liz protestan papazlan ile yapdigi cesidli miinazaralarda, hepsini 
cevab veremez bir halde birakmis ve papazlar kacmislardir. Bu is- 
lam aliminin papazlara karsi kazandigi biiyiik zaferi ve onlara ver- 
mis oldugu cevablan kendisi istanbulda yazmisdir. Bu kitab, (iz- 
har-iil-hak) ismi ile, arabi iki cild halinde 1280 [m. 1864] senesinde 
basilmis, son zemanlarda Misrda tekrar basdinlmisdir. Birinci cil- 



[1] Selahuddin-i Eyyubi, 585 [m. 1189] de Samda vefat etdi. 

-102- 



dinin tiirkce tercemesi, aym ism ile istanbulda, ikinci cildinin tiirk- 
ce tercemesi de, (Ibraz-iil-Hak) ismi ile 1293 [m. 1877] de Bosnada 
basdinlmisdir. ingilizce, fransizca, giicerat, urdu ve farisi terceme- 
leri de basilmisdir. Tahrif edilen (Tevrat) ve (iiicil) kitablarmdaki 
yalan ve iftiralara vesikalar ile cevab veren kiymetli islam kitabla- 
nndan, Abdiillah-i Terciimamn arabi (Tuhfet-iil-erib) kitabi ve 
Necef Almin 1288 [m. 1871] de istanbulda yazdigi farisi (Mizan-iil- 
mevazin) kitabi ve imam-i Gazalmin "rahmetullahi aleyh" (Er- 
redd-iil-cemil) kitabi ve Ibrahim Fasih Hayderinin 1 ' 1 (Es-sirat-iil- 
miistekim) kitabi, Hakikat Kitabevi tarafmdan ofset yolu ile basdi- 
nlmisdir. 

Muhammed aleyhisselamm peygamber oldugu kendisine bildi- 
rilmeden evvel ve sonra hie yalan soylemedigi, bunun icin de, diis- 
manlan arasmda bile, (Muhammed-iil-emfn) adi ile meshur oldu- 
gu, giines gibi meydandadir. islam dusmanlarmm taskmhklan, 
gozlerini kor etmis ve kalblerini o kadar karartmisdir ki, bu acik 
hakikati insanlardan sakhyacak kadar alcalmislardir. Gencleri is- 
lam diismam yetisdirmek icin, islam dininde ve Peygamberimizde 
"sallallahii teala aleyhi ve sellem" hicbir kusur bulamadiklanndan, 
alcakca yalan ve iftiralar ile, islamiyyeti lekelemege yeltenmisler- 
dir. iyi huylarla bezenmegi, kotii huylardan sakmmagi emr eden ve 
her cesid insana ve oliilere, hayvanlara iskence, zarar yapilmasim 
siddetle men' eden, insan haklan iizerinde titizlikle durmus olan 
yiice bir Peygambere karsi boyle aleak iftiralar, insanhk icin ve hiir 
diinya milletleri icin yiiz kizartici, cirkin bir lekedir. 

Hiristiyanlar icinde de, papazlarm zulmlerine, akl ve mantik- 
dan uzak akidelerine isyan edenler cikdi. 923 [m. 1517] de Luther 
ismindeki papaz, papaya isyan etdi. Incili Almancaya terceme etdi 
ve incilde bulunmiyan (Papazlarm evlenmemesi), (Evlenenlerin 
bir daha aynlmamasi), (Giinah cikarmak) ve (haca tapmak) gibi 
hususlan hiristiyan dininden cikartdi. Boylece 931 [m. 1524] de 
(Protestan) denilen baska bir hiristiyan mezhebi kurdu. Fekat tes- 
lisi ya'ni (Baba, Ogul ve Ruh-iil-Kuds) esasim aynen kabul etdi. 

1534 de ingiliz krah sekizinci Henry de papaya isyan etdi ve 
onun tesviki ve zoru ile Anglo-American kilisesi kuruldu. Meshur 
Fransiz edibi Voltaire (1694-1778) 1172 [m. 1759] da yazdigi (Can- 
dide) adh eserinde, papazlan ve onlarm yanhs telkin etdigi ve fen 
diismanhgi asiladigi din akidelerini ve yapdiklan diirlii hilekarhk- 
lan dile getirerek onlan maskara etmisdi. Bundan sonra boyle 



[1] Ibrahim Hayden, 1299 [m. 1881] de vefat etdi. 

-103- 



eserler yazan muharrirler, Fransiz 1203 [m. 1789] ihtilalinin yapil- 
masinda biiyiik rol oynamislardir. Bu ihtilalden sonra, papazlar 
gozden diismiislerdir. Ne yazik ki, islamm biiyiik diismam olan in- 
gilizler, miislimanlar arasmda vehhabi isminde, sapik kimseleri 
meydana cikararak, islamiyyeti kotii tamtdiklan icin, hiristiyanlar 
islamiyyeti kabiil etmek yerine, dinsizlige sapmislardir. 1917 de 
Rusyadaki bolsevik ihtilali de, dini ortadan kaldirmaga yeltenmis- 
dir. Fekat zeman gecip ihtilalin te'siri azalmca, insanlar yine ken- 
dilerine tapacak bir biiyiik kudret aramaga baslamislardir. Tamn- 
mis ve Nobel Edebiyyat miikafati kazanmis olan Rus edibi Solzhe- 
nitsyn, (ilk Qember) adh eserinde, (ikinci Cihan Harbinde komii- 
nistlerin reisi olan Stalin' 11 bile Allaha inanmis ve yerlere kapana- 
rak Ondan yardim dilemisdi) demekdedir. 

Bugiin, hiristiyanhk oldukca tasfiye edilmis olmasina ve papaz- 
lann eski ntifuzlan kalmamasma ragmen, hiristiyanlar karanhk- 
dan kurtulmus degildirler. Artik teslise inanan hiristiyan az kal- 
misdir. 

Bugiin elimize aldigimiz bati dilinde yazili bir ansiklopedide, 
mesela Almanlann meshur BROCKHAUS ansiklopedisinin Isa 
(JESUS) maddesinde (Isa cok kerreler kendisinden "Ben bir insan 
ogluyum" diye bahsetmisdir) diye yazilidir ki, bu da, okumus bir 
hiristiyanm, artik Isa aleyhisselami Allahm oglu olarak kabiil et- 
medigini ortaya koymakdadir. Boyle olan kimselerden islam dmi- 
ni incelemek imkamm bulanlar, dalaletden kurtulmakda ve Alla- 
hti tealanm hakiki dinine kavusarak, Onun biiyiik lutflarma nail ol- 
makdadirlar. islamiyyeti incelemek imkamm bulamryanlar ise, te- 
mamen dinsizlesip ateist olmakda ve dalalete diismekdedirler. Bu 
hususda miislimanlar arasmda, simdi biiyiik alim yetismemesinin 
de te'siri cokdur. Yeni yetisen din adamlan, sapik firkalann te'sir- 
leri altinda kalarak o giizel dinlerinde yiikselememekle islamiyye- 
ti layik oldugu seklde tammamakdadirlar. insani, Allahii tealaya 
yaklasdiran, diinyada rahat ve huzur ile yasamasim ve ahiretde de 
Onun magfiretine kavusmasim te'min eden dinin, islam dini oldu- 
gu muhakkakdir. 

3 — ISLAM DINI: islam dini, biitiin hurafelerden, efsaneler- 
den temiz olan, yalancilan red eden, insanlan gtinahkar degil, 
bil'aks Allahii tealanm kulu olarak kabul eden, onlara hayatda ca- 
hsma ve iyi yasama imkamm veren, beden ve run temizligini emr 
eden bir dindir. islam dininin esasi, BiR olan Allahii teala ile, 



[1] Rusyanm zalimi Stalin, 1371 [m. 1952] de oldii. 

-104- 



Onun Peygamberi, bizim gibi bir insan ve Allahu tealamn sevgili 
kulu olan Muhammed aleyhisselama inanmakdir. islam dminde 
Muhammed "aleyhissalatii vesselam", (Ma'sum) kusursuz bir in- 
sandir. Allahu teala Onu kendi emrlerini insanlara bildirmek icin 
secmisdir. islam dim, butiin Peygamberleri kabul ve tasdik eder 
"aleyhimiissalevatii vetteslimat". Bunlarm hepsini sever ve hurmet 
eder. Esasen eski din kitablarmda ve hakiki Tevrat ve incilde bir 
son Peygamberin "aleyhissalatii vesselam" gelecegi yazihdir. Mu- 
hammed aleyhisselam en son Peygamberdir ve Ondan sonra bir 
daha Peygamber gelmeyecekdir. 

Muhammed aleyhisselamm, Allahu tealamn Peygamberi oldu- 
guna inanmak demek, Onun bildirdigi Kur'an-i kerimde yazili 
olan emrlerin ve yasaklarm hepsinin, Allahu tealamn emrleri ve 
yasaklan olduguna inanmak, hepsini kabul etmek, begenmek de- 
mekdir. Boyle inanan kimse, bunlardan ba'zilarma uymazsa, ima- 
m bozulmaz. Mushmanhkdan cikmaz. Fekat, bunlardan birine bile 
uymadigma iiziilmez ve bu hali ile ogiiniirse, Peygambere inanma- 
mis olur, imam bozulur, kafir olur. Uygunsuz hareketinden dolayi 
Allahu tealaya karsi boynu biikiik, kalbi uzuntiilii olursa, imanmm 
kuvvetli oldugu anlasihr. 

Asagida islam dininin esaslarmdan bahs olunacakdir. islamiy- 
yetde diirlii ayinler, dinde reformlar, diirlii diirlii yortular yokdur. 
islam dini, insanlarm diirtist ve namuslu yasamalarim ve hayatdan 
da zevk almalarim emr etmisdir. ibadet icin emr etdigi zemanlar 
kisadir. ibadetde esas, kalbini temamiyle Allahu tealaya bagla- 
makdir. ibadet, bir adet olarak degil, Allahu tealamn huzuruna ci- 
kip, Ona can ve goniilden siikr etmek ve Ona yalvarmak icin yapil- 
makdadir. Riya [gosteris] olarak yapilan bir ibadeti Allahu teala 
kabul etmez. Kur'an-i kerimde de Ma'un suresinde mealen, (Ey 
Resuliim, kiyamet giiniinii inkar eden, yetimi sertlik ve sitemle 
def edip hakkini gasb eden, fakiri doyurmayan ve baskalarim da 
fakire iyilik yapmaga tesvik etmeyen o kimseyi gordiin mii? Ne- 
mazlarmi gaflet ile kdanlara ve riya, gosteris yapanlara ve zekati 
[fakfrin hakkini] vermeyenlere siddetli azab vardir) buyurulmak- 
dadir. 

islam dininin kitabi, "KUR'AN-I KERIM"dir. Kur'an-i ke- 
rim, Muhammed aleyhisselama, Allahu teala tarafmdan gonderil- 
mis ve kendisi tarafmdan Eshabma teblig olunmusdur. Kur'an-i 
kerim nesr olunurken biiyiik bir dikkat ile zapt edilmis ve hie bir 
kelimesi, hie bir harfi degismeden, bugiine kadar gelmisdir. Hie 
bir semavi kitab, Kur'an-i kerim kadar behg degildir. Aradan on 
dort asr gecmis olmasma ragmen, bugiin de, o berrakhgim, i'caz, 

-105- 



belagat ve fesahatim muhafaza etmekdedir. 

Diinyamn meshur ediblerinden olan Goethe (1749-1832), 
Kur'an-i kerim hakkmda (West-Ostlicher Divan = Bati-Dogu Di- 
vam) adh eserinde su sozii soylemisdir: (Kur'amn icinde pek cok 
tekrarlar vardir. Onu okudugumuz zeman, bu tekrarlar bizi usan- 
diracak samliyor. Fekat biraz sonra, bu kitab bizi kendisine ceki- 
yor. Bizi hayranhga ve sonunda, biiyiik saygi ve hiirmete gotiiru- 
yor). 

Goetheden baska bircok meshur fikr adamlan da, Kur'an-i ke- 
rime hayran olmuslardir. Birkacim daha tamtahm: 

Prof. Edouard Monte: (Allahm birligini en temiz, en yiiksek, en 
kutsal ve inandinci ve baska hie bir din kitabimn usttin gelemiye- 
cegi bir dil ile anlatan kitab, Kur'an-i kerimdir) demekdedir. 

Kur'an-i kerimi Fransizcaya ceviren Dr. Maurice, (Kur'an-i ke- 
rim insanhga hediyye edilen din kitablannm en giizelidir) demek- 
dedir. 

Gaston Karr, (islam dininin kaynagi olan Kur'anda, cihan me- 
deniyyetinin dayandigi biitiin temeller bulunmakdadir. O kadar ki, 
bugiin bizim medeniyyetimizin Kur'an-i kerimin bildirdigi temel 
hiikmler iizerine kuruldugunu kabul etmemiz lazimdir) demekde- 
dir. 

Islam dmi, ruh ve beden temizligi esasi iizerine kurulmusdur. 
Eski dinlerin goriinur goriinmez biitiin iyiliklerini islamiyyet ken- 
dinde toplamisdir. 

islam dinine girmis olanlara, ya'ni mtislimanlara farz olan, mu- 
hakkak yapilmasi gereken bes esas vazife vardir: Bunlardan birin- 
cisi tek Allaha ve Onun Peygamberi ve kulu olan Muhammed 
aleyhisselama inanmak, ikincisi nemaz kilmak, ticiincusii Ramezan 
aymda oruc tutmak, dordiincusii hacca gitmek, besincisi zekat ver- 
mekdir. 

Nemaz, giinde bes def a, vaktleri gelince, yapilan dmi vazife- 
dir. Nemaza baslamadan evvel abdest almak, ya'ni elini, yiiziinii, 
kollanm yikamak, basim mesh etmek ve ayaklanni yikamak la- 
zimdir. Abdesti bozan sebebler olmadikca, bir def 'a abdest alarak 
birkac kerre nemaz kilmabilir. Giinde bes def a bu vazifenin ya- 
pilmasi, diinya isleri icin cahsmaga mani' olmaz. Esasen kisa siiren 
nemaz cami'e gitmeden her yerde yalmz kihnabildigi gibi, abdest 
tazelemek icin ayakkabi cikarmadan abdest almayi miimkin kilan, 
mest iizerine (mesh) usulii de vardir. Hatta, su bulunmiyan yerler- 
de ve hastalarm toprak ile (teyemmiim) ederek abdestli sayilma- 
lan da miimkindir. Zaruri hallerde ve seyahatde mal ve can tehlii- 

-106- 



kesi olunca, nemazi kazaya birakmak caiz olur. Fekat, bu nemaz- 
lan ozr bitince, bir def ada hemen kilmali, ya'ni kaza etmelidir. 

Nemaz, adaleyi ve sinirleri kuvvetlendiren hareketler toplulu- 
gu oldugu gibi, kalbi ve ahlaki temizlemekdedir. 

Oruc, senede bir ay, ya'ni Ramezan aymda, yalmz gundiizleri 
orucu bozan seylerden uzaklasmak demekdir. Orucun, diinyadaki 
faidelerinden biri insanlara achgm ve susuzlugun ne demek oldu- 
gunu ogretmekdir. Tok, hie bir zeman acin halinden anlamaz ve 
ona merhamet etmez. Oruc, bundan baska, nefse hakimiyyeti 
ta'lim eder. Oruc tutma zemani, arabi aya gore ta'yin edildiginden, 
her sene evvelki seneye gore takriben on gun evvel baslar. Bu se- 
bebden ba'zan yaza, ba'zan kisa isabet eder. Yaz orucuna dayana- 
mayan hasta kimseler, orucu kisin kaza edebilecekleri gibi, oruc 
tutamayacak olan cok ihtiyar kimseler, oruc mukabilinde (Fidye), 
ya'ni fakirlere sadaka vererek bu borclanm eda edebilirler. Bunu 
da veremiyenleri Allahii teala mes'ul tutmaz. 

Islam dininde, zor, iskence yokdur. Sihhatini feda ederek, has- 
talanarak ibadet etmegi Allahii teala hicbir zeman istememisdir. 
Allahii teala, cok kerim, gafur ve rahimdir. Tevbe edenleri afv edi- 
ci ve merhametlidir. 

Zekat, kazanci yerinde ve ihtiyaemdan fazla mah (Nisab) deni- 
len mikdan, sinin asan miislimamn elindeki toplu servetin yiizde 
ikibucugunu, ya'ni kirkda birini senede bir def a muhtac olan mtis- 
limanlara vermesi demekdir. Bu farz, varhkh miislimanlar icindir. 
Kazanci ancak kendi gecimine kifayet eden miislimanlar zekat ver- 
mez. 

Hac ise, hie bir borcu bulunmiyan ve seyahatde iken ailesinin 
nafakasim onlara birakabilen zengin miislimanlarm omrlerinde bir 
kerre Mekke sehrine gidip Ka'beyi ziyaret ve Arafat meydamnda 
Allahii tealaya diia etmeleri demekdir. Hac, bu sartlan haiz olan 
miislimanlara farzdir. Mekkeye gidip gelmekde hayat tehliikesi, 
hasta olmak korkusu veya hacca gitmek isteyenin bedenen daya- 
namiyacagi miiskilat varsa, hacca gitmez. Yerine baskasim gonde- 
rir. 

Bu ibadetlerin teferruatim, sartlanm ve dogru olarak nasil eda 
edileceklerini ogrenmek icin, dort mezhebin, ayn ayn (ilmihal) de- 
nilen kitablan vardir. Her miislimamn, kendine kolay gelen bir 
mezhebi secerek, ibadetlerini bu mezhebin kitablanndan okuyup 
ogrenmesi lazimdir. 

Islamin ibadet kismi Allahii teala ile kul arasmda kahr. Bu iba- 
detde, ihmal veya kusuru olanlan ancak Allahii teala afv eder ve- 

-107- 



ya cezalandmr. Cezalanacak olanlar, (Cehennem) denilen yerde, 
atesde yakilarak azab olunacaklardir. 

Cehennemde kimler sonsuz kalacak? Nemaz kilmiyanlar mi? 
Giinah isliyenler mi? Hayir! Cehennemde, Allahii tealamn diis- 
manlan, sonsuz yanacakdir. Giinah isleyenler, Allahii tealamn 
diismam degildir. Kabahatli kullandir. Bunlar, yaramaz, suclu co- 
cuga benzer. Yaramaz cocuga, anasi, babasi diisman olur mu? El- 
bette olmaz. Yalmz onu biraz azarlar, fekat sevmekde devam eder- 
ler. 

Miislimanlar, baslica alti seye, ya'ni Allahii tealaya, Peygam- 
berlere "aleyhimiissalevatii vetteslfmat", kitablara, meleklere, hayr 
ve serrin Allahdan geldigine ve oliimden sonra tekrar dirilme ola- 
cagina inamrlar. Biitiin hak dinler de, bunlara inanmakdadir. 

Yukanda, ibadetin Allahii teala ve kul arasmda kaldigim soyle- 
dik. Fekat baskasmi aldatanlar, baskasimn hakkim yiyenler, yalan 
soyliyenler, hilekarhk yapanlar, zulm edenler, adaletsizlik yapan- 
lar, riyakarlar, anasma babasina ve biiyiigiine ita'at etmiyenler, 
amirlerine, hiikumete isyan edenler, kisaca Allahii tealamn emrle- 
rini yerine getirmiyen ve kendi nefsi icin baskasimn hakkim yiyen 
veya baskasmi aldatanlar, hak sahibleri ile halallasmadikca afv 
edilmeyeceklerdir. Ya'ni, iizerinde kul veya hayvan hakki bulunan 
kimseleri Allahii teala afv etmez ve bunlar ibadet etseler bile, Ce- 
henneme girecekler, cezalanm goreceklerdir. 

Kul haklarmdan birisi, bosadigi kadma mehr parasim hemen 
odemekdir. Odemezse, diinyada cezasi ve ahiretde azabi cok sid- 
detlidir. Kul haklarmdan en muhimmi ve azabi en cok olam, akra- 
basina ve emri altmda olanlara emr-i ma'ruf yapmamakdir. Bunla- 
ra islam bilgilerini ogretmegi terk etmekdir. Onlarm ve biitiin miis- 
limanlarm dinlerini ogrenmelerine ve ibadetlerini yapmalanna, is- 
kence ederek veya aldatarak mani' olamn kafir oldugu, islam diis- 
mam oldugu anlasihr. Dort mezhebden birinde olmiyan miislima- 
na (Bid'at sahibi) denir. Bid'at sahiblerinin, sozleri ile, yazilan ile, 
Ehl-i siinnet i'tikadim degisdirmeleri, dmi, imam bozmalan, miisli- 
manlar icin biiyiik tehliikedir. 

Bu gibi kimseler, daha diinyada iken, pisman olarak, o kulun 
hakkim odeyip, once kendini ona afv etdirmeli, sonra Allahii te- 
alamn merhametine siginmah, bir daha boyle kotii hareketde bu- 
lunmakdan cekinmeli, bircok iyilikler yaparak giinahlarim afv et- 
dirmege cahsmahdir. O zeman, Allahii teala, onlarin kusurlanm 
bagislayacakdir. 

Beseriyyete hizmet diisiincesi ile cahsarak faideli bilgiler ve 

-108- 



eserler birakmis olanlar, baska dinden olsalar bile, omrlerinin so- 
nunda Allahu tealanm hidayetine nail olmalan umulur. Eski miis- 
limanlar, bu gibi insanlar icin (gizli din tutar) derlerdi. Bu gibi hayr 
ve ihsan sahiblerinden kiifrii belli olmiyanlann neye inanarak can 
verdiklerini biz bilmiyoruz. Yalniz, Allahu tealanm kendilerine 
verdigi akl silahim iyi kullanmislarsa, hicbir kimseye fenalik etme- 
den, biitiin insanlarm iyiligini diisiinerek, hizmet etmislerse, biitiin 
dinlerin esaslanm incelemislerse, umulur ki, hidayete ermisler, 
musliman olmuslardir. 

Mesela asnmizm meshur ediblerinden biri olan Bernard Shaw 
(1856-1950), yazilarmdan birinde, (Her asra hitab edecek kudret- 
de olan biricik din, islam dmidir. Ben, muslimanhgin, yannki Av- 
rupanm kabul edecegi din olduguna inaniyorum) demisdir ki, bu 
da onun kalben islamiyyeti kabul etdigini gostermekdedir. 

Alman fikr adami ve yazan Emil Ludwig (1881-1948) bir ese- 
rinde soyle yazmakdadir: (Misn ziyaret etmisdim. Bir aksam iistii 
Kizildenizin kenarmda yuruyordum. Birdenbire sessizlik icinde bir 
ezan sesi isitdim. Biitiin viicudiim Allah korkusu ile iirperdi. Bir- 
denbire icimden derhal suya atihp miislimanlar gibi abdest almak, 
sonra onlar gibi secdeye kapanarak Allaha yalvarmak arzusu gel- 
di). Bu da, yazann kalbinde gecici bile olsa, bir hidayet nurunun 
parladigim gostermez mi? 

Kalbinde boyle bir hidayet nuru hissetmis olan Lord Hadley, 
(Islamiyyetin sade, fekat nur icinde parlayan buyuklugiinii gor- 
diikden sonra, insan karanhk dehlizden, giin rsigma kavusan bir 
kimse gibi oluyor) demis ve islam dinini kabul etmisdir. Eger iman 
etmeden olenlerini Allahu teala ahiretde cezalandiracaksa da, in- 
sanlara yapdiklan iyilikleri sebebiyle cezalanni hafifletecekdir. 
Kur'an-i kerimde Allahu teala Zilzal suresinin yedinci ve sekizin- 
ci ayetlerinde mealen, (Kim zerre kadar iyilik yaparsa onun miika- 
fatim gorecek, kim zerre kadar kotiiliik yaparsa onun cezasim go- 
recekdir) buyurmakdadir. Musliman, yapdigi iyiliklerin miikafat- 
larma, hem diinyada, hem de ahiretde, kafir ise, yalniz diinyada 
kavusacakdir. Kotiiliiklerin en kottisti, kafir olmakdir. insanlara 
iyilik etmek diisiincesi ile cahsarak, beseriyyete faideli kesfler ve- 
ya isler yapmis, insanlara yardim icin hayatim, sihhatini tehliikeye 
koyarak, en muskil sartlar altmda cahsmis olan bir kimse, musli- 
man olmayip, kafir olarak oliirse, iyilikleri onu kiifriin cezasm- 
dan kurtaramaz. Fekat, Allahu tealanm nezdinde her diirlii fena- 
hgi ve hilekarhgi yapan, riya ile ibadet eden miinafiklarm cezasi, 
muhakkak boyle kafirlerin cezalarmdan daha cok olacakdir. Bun- 
larm musliman gorunmeleri, kendilerini, kalblerindeki kiifriin 

-109- 



karsihgi olan azabdan kurtarmiyacakdir. 

Osmanh tarfhinde, evvelce hiristiyan iken islam dmini kabul 
eden ve islamiyyete biiyiik hizmetleri dokunan pek cok kuman- 
dan, ilm ve fen adami vardir. 

Bursali isma'il Hakki efendi "rahime-hullahii teala" 1137 [m. 
1725] yilinda Bursada vefat etmisdir. On cild (Ruh-ul-beyan) 
Kur'an-i kerim tefsiri, biittin dtinyadaki islam alimlerinin "rahime- 
hiimullahu teala" yamnda cok kiymetlidir. Altinci ciiz'iin tefsfrini 
bitirdikden sonra diyor ki, (Zemanm allamesi olan seyhimin ya- 
mnda, ba'zi hiristiyan ve yehudflerin, herkese merdce, comertce 
davrandiklan, iyilik etdikleri soylendikde, boyle olmak, ebedi 
se'adet sahiblerinin alametidir. Boyle olanlann imana ve tevhide 
kavusmalan, sonlanmn felah olmasi umulur, buyurdu). Tefsir kita- 
bmm bu yazisi, yukandaki soziimiizun senedlerinden biridir. 

Simdi, islam dmini tenkid edenlere, onda kusur arayanlara ge- 
lince, bu gibilerin en cok iizerinde durdugu hususlar sunlardir: 

1 — (Islam dini bir erkegin dort kadmla evlenmesini kabul et- 
mekdedir. Bu, zemammizdaki aile mefhumu, aile baghhgi ve sos- 
yal nizam He hie bir zeman bagdasamaz) imis. 

Buna verilecek cevab sudur: islam dmi bundan 14 asr evvel 
zuhur etmisdir. Bu dinin dogdugu yer olan Arabistanda, o zeman 
kadinlarm hie bir hakki yokdu. Herkes istedigi kadar kadm ile 
birlikde yasar ve bunlara karsi hie bir sorumluluk kabul etmezdi. 
O zemanlarda kadimn hie bir kiymeti olmadigi sundan anlasihr 
ki, pek cok aileler, dogan kiz cocuklanm diri diri topraga gomer- 
lerdi. Boyle bir yerde dogan islam dini, bir adamin birlikde yasa- 
yacagi kadm mikdanm, o zemana gore, son derece simrlamis, ka- 
dmlara hak tanimis, bir erkekden aynlan kadimn seffl olmamasi 
icin, daha evlenmeden evvel, ilerde bir aynhk zuhur ederse ona 
odenecek olan parayi ya'ni (Mehr) mikdanm tesbit etmisdir. Ten- 
kidcilerin iddi'a etdigi gibi, (Kadmlan hor gormemis), bil'aks on- 
larm haklanm korumus ve mevki'lerini yiikseltmisdir. Bu bildir- 
diklerimiz, Harputlu ishak efendinin 1 ' 1 , protestan misyonerlerinin 
islam dmine karsi yaydiklan yalan ve iftiralara karsi yazmis oldu- 
gu tiirkce (Diya-iil-kulub) kitabmda, iicyiizyirmidordiincu sahife- 
den bashyarak uzun bildirilmekdedir. Bu kitab, (Cevab Vereme- 
di) ismi verilerek, Hakikat Kitabevi tarafmdan ayrica basdinlmis- 
dir. 

Bugiinkii hale gelince, sunu iyi bilmelidir ki, islam dini bir er- 



[1] Ishak efendi, 1309 [m. 1891] de vefat etdi. 

-110- 



kegin muhakkak dort kadmla evlenmesini emr etmemis, buna an- 
cak izn vermisdir. Ya'ni, birden fazla kadmla evlenmek, farz de- 
gildir, silnnet de degil ancak mubahdir. Mehmed Zihni efendi 
"rahime-hullahii teala" (Ni'met-i islam) kitabmda, Miinakehat 
kismma baslarken diyor ki, (Kadmi bosamak ve dorde kadar ev- 
lenmek, islam dininde vacib degildir. Mendub da degildir. ihtiyac 
oldugu zeman izn verilmisdir. Erkekler, birden fazla kadin alma- 
ga emr olunmadiklan gibi, kadmlar da bunu kabul etmege mec- 
bur degildirler). Hiikumet mubah olan birseyi yasak ederse, bu 
seyi yapmak mubah olmakdan cikar, haram olur. Ciinki miisli- 
man, kanuna karsi gelmez, sue islemez. Miisliman, kendine ve 
baskalarma zaran dokunmiyan insan demekdir. Aynca, bir erke- 
gin ikinci bir kadin alabilmesi icin, bu hususda birinci karismm 
hak ve hiirriyyetini koruyan ekonomik ve sosyal sartlar vardir. 
Sonradan alacagi kadinlarm da, aynca haklari vardir. Bu sartlan 
haiz olmiyan ve kadmlarm haklanni yapamiyacak olamn birden 
fazla evlenmesini islamiyyet yasak etmekdedir. Aynca, birinci ka- 
dmm gonliinii hos etmesi icin ikinci kadmla evlenmekden vazgec- 
mesi de sevabdir. Bundan baska, bir miislimam, ya'ni birinci ka- 
dmi incitmek haramdir. Yirminci asrda milletleri saran gecim si- 
kmtisi icinde, cok erkek bu sartlan haiz degildir. Bunun icin, sim- 
di boyle erkeklerin ikinci bir kadmla evlenmesinin caiz olmiyaca- 
gi asikardir. Orf ve adete tabi' olan ahkamm, zemana gore degi- 
sebilecegini islam dini kabul eder ve bugiin miislimanlarm tek 
zevcesi vardir. 

Bu hususda biraz da diger memleketleri ve dinleri inceliyelim: 
Hiristiyanlarm ve yehudilerin kabul etdikleri Tevrat ya'ni (Ahd-i 
atik)de, Tekvmin otuz, Tesniyenin yirmibir ve ikinci Samuelin 
ikinci bablarmda birkac kadmla evlilige izn verilir. Daviid ve Sii- 
leyman Peygamberlerin "aleyhimesselam" bircok zevcesi ve cari- 
yeleri vardi. Dogu Roma imperatorlerinin daima birkac kansi ol- 
dugu gibi, eski Alman imperatorlerinin, mesela Friedrich Barba- 
rossamn (1152-1190) iic, dort kansi vardi. Eskimolarda erkek, ka- 
rismm iznini almak sartiyla ikinci bir es alabilir. Amerikada 1830 
yilmda kurulan Mormon hiristiyan mezhebi, bir erkegin birden 
fazla kadmla evlenmesine izn vermekdedir. (Ancak simdiki Ame- 
rikan kanunlan bunu yasaklamisdir.) Japonyada, bugiin dahi bir 
erkek birkac kadmla evlenebilir. 

Demek oluyor ki, islam dinini, (Birkac kadmla evlenmege 
miisa'ade ediyor) diye ayblamak cok biiyiik haksizhkdir. Ciinki 
bircok memleketler ve dinler, birkac kadmla evlenmegi kabul et- 

-111- 



misdir. Tanmrms yazar John Milton (1608-1674), (Gerek Ahd-i 
atikde, gerek incillerde yasaklanmiyan bir sey neden utamlacak 
bir sey olsun veya namusa aykin sayilsm? Gecmis Peygamberlerin 
"aleyhimusselam" daima birkac hanimi vardi. O halde birkac ka- 
dmla evlilik, zina degildir, kanuna ve kamu vicdanma uygundur) 
demekdedir. 

Meshur yazar Montesqieu (1689-1735), (Sicak memleketlerde 
kadinlann cabuk gelisdigini, fekat cabuk ihtiyarladigini goz ontin- 
de tutarsak, bu gibi memleketlerde yasryanlarm birkac kadmla ev- 
lenmesi gayet tabi'idir) demekdedir. Simdi, gecim sartlan giiclesdi- 
gi icin, musliman memleketlerinde yukanda bans olundugu gibi, 
birkac kadinla evlenmek kalmamis gibidir. 

2 — (islam dini, din ugruna oldiirmegi, yakip yikmagi, memle- 
ketleri istila etmegi ve ehaliyi kihcdan gecirmegi emr etmekde ve 
buna "Cihad" adim vermekde) imis. 

Bu iddi'a da temamiyle yanhsdir. islam dminde mevcud olan 
cihadda esas, memleketleri yikmak, insan oldiirmek degil, dini 
yaymak ve aym zemanda dmi korumakdir. Bu da, hie bir zeman 
yakip yikma ile, zulm ile yapilmaz. islam dmi, kendisine tecaviiz, 
hiicum edenlere karsi korunmagi ve miicadele etmegi emr etmek- 
dedir. Halbuki hiristiyanlar, yukanda uzun uzadiya anlatdigimiz 
gibi, din ugruna en korkunc cinayetleri yapmakdan cekinmemis- 
ler, kendilerine insaf ve merhamet telkin eden Isa aleyhisselamm 
sozleri ve nasihatlan hilafina, her diirlii fenahklan ve vahsetleri 
yapmislardir. Tarih, onlann yapdiklan vahsetler ile doludur. Alla- 
hii teala, Enfal suresinde, islam devletinin, kafir memleketlerinde 
yapilan harb silahlanm arasdinp, ogrenip, bunlarm hepsini, sulh 
zemamnda yapmalarmi emr ediyor. [Bunlan yapmiyan bir hiiku- 
met, islamiyyete uymamis olur. Diismanlarm hiicumlarma cevab 
veremeyip, milyonlarca miislimanm sehid olmasina ve islamiyye- 
tin za'iflemesine sebeb olur.] Bir miisliman, hie kimseye karsi hic- 
bir tecaviizde bulunmaz. Kendisine veya dinine karsi bir saldin 
olursa, ona tath dil ile nasihat verir. Kabul etmezse, mahkemeye 
haber verir. Mahkeme, adalet ile ceza verir. Mahkeme vasitasi ile 
hakkma kavusamazsa, evine, is yerine cekilir. Tecaviiz edenler 
arasina karrsmaz. Evine, is yerine saldinhrsa, hicret eder. Ya'ni o 
sehri terkeder. Gidecek sehr bulamazsa, o memleketi terkeder. 
Gidecek islam memleketi bulamazsa, insan haklarma riayet eden 
bir kafir memleketine hicret eder. Bir miisliman dili ile, eli ile kim- 
seyi incitmez. Kimsenin malma, miilkune, nzma ve namusuna do- 
kunmaz. Cihad, Allahii tealamn kullanna, Allahii tealamn hak 

-112- 



olan dinini bildirmek demekdir. Bu da, Allahli tealanm dininin, 
Allahti tealanm kullarma ulasmasma mani' olan zalim, somiiriicu 
diktatorleri, kilmc kuvveti ile, zor kullanarak ortadan kaldirmak- 
la yapilir. Once nasihat edilir. islamiyyeti kabul etmeleri teklif 
olunur. Kabul etmezler ise; islam hakimiyyeti, ya'ni harac ve ciz- 
ye vermeleri teklif olunur. Bunu da kabul etmezler ve karsi koyar- 
larsa, bu engeller ortadan kaldinhr. Zor ile, kuvvet ile olan cihadi 
sahslar degil, islam devleti yapar. Kur'an-i kerimde Bekara sure- 
sinin ikiyiiz elli altinci ayetinde mealen, (Dinde zorlama yokdur) 
buyurulmusdur. Bir gayr-i miislim, zorla miisliman yapilmaz. 
Miislimanlar hie bir zeman, hiristiyanlann daima yapdiklan gibi, 
zorla veya maddi kazanclar va'd ederek bir insam miisliman yap- 
maga tesebbiis etmezler. Kim isterse, seve seve miisliman olur. 
Tatli, yumusak, mantiki, akla uygun sozleri ile ve giizel ahlak ve 
iyi hareketleri ile, onlarm seve seve miisliman olmalanna sebeb 
olurlar. Miisliman olmryanlar, islam devletinin himayesi altmda, 
zimmi olarak yasarlar. Miislimanlarm biitiin hak ve hiirriyyetleri- 
ne malik olarak, kendi dinlerinin fcablarim serbestce yaparlar. 
Bunlar (Diya-iil-kulub) kitabmm ikiyiizdoksanuciincii sahifesin- 
den bashyarak anlatilmakdadir. 

(Menakib-i cihar yar-i giizin) kitabinda, yetmisinci menkibede 
diyor ki, (Bir ticaret kervam gelip, gece Medinenin disma kondu. 
Yorgunlukdan hemen uyudular. Halife Omer "radiyallahii teala 
anh", sehri dolasirken bunlan gordii. Abdurrahman bin Avfm "ra- 
diyallahii teala anh" evine gelip, (Bu gece bir kervan gelmis. Hep- 
si kafirdir. Fekat, bize sigmmislar. Esyalan cokdur ve krymetlidir. 
Yabancilann, yolcularm bunlan soymasmdan korkuyorum. Gel, 
bunlan koruyahm) dedi. Sabaha kadar bekleyip, sabah nemazmda 
mescide gitdiler. iclerinden bir gene uyumamisdi. Arkalarmdan 
gitdi. Sorusdurup, kendilerine bekcilik eden sahsm halife Omer 
"radiyallahii anh" oldugunu ogrendi. Gelip, arkadaslanna anlatdi. 
Roma ve Iran ordulanm perisan eden, adaleti ile meshur, yiice ha- 
lifenin, bu merhamet ve sefkatini gorerek, islamiyyetin hak din ol- 
dugunu anladilar ve seve seve miisliman oldular.) 

Yine (Menakib) kitabinda diyor ki, (Omer "radiyallahii teala 
anh" halife iken, sark cebhesi kumandam olan Sa'd bin ebi Vak- 
kas "radiyallahii teala anh" Kufe sehrinde bir kosk yapdirmak is- 
tedi. Arsaya bitisik bir mecusmin evini satm almak icab etdi. Me- 
cusi satmak istemedi. Evine gidip hammina damsdi. Bu da, onla- 
rm Medinede bir Emir-ul-mu'mimnleri var. Ona gidip sikayet et 
dedi. Medineye gelip halifenin serayim aradi. Onun serayi, koskii 

— 113 — Herkese Lazim Olan Iman: F-8 



yok dediler. Kendisi sehr disma cikdi, dediler. Gidip aradi. Asker- 
leri, muhafizlan goremedi. Toprak iistiinde uyumus birini gordii. 
Halife Omeri gordiin mii dedi. Halbuki bu zat, Omer "radryalla- 
hii teala anh" idi. Onu nicin anyorsun dedi. Onun kumandam, be- 
nim evimi zor ile satm almak istiyor. Onu kendisine sikayet etme- 
ge geldim dedi. Omer "radiyallahii anh", mecusi ile evine geldi. 
Kagid istedi. Evde kagid bulamadi. Bir kiirek kemigi gordii. Bunu 
istedi. Kemik iizerine, (Bismillahirrahmanirrahim. Ey Sa'd, bu 
mecusfnin kalbini kirma! Yoksa, hemen yamma gel!) yazdi. Me- 
cusi, kemigi aim evine geldi. Bosuna yoruldum. Bu kemik parca- 
sim kumandana verirsem, alay ediliyor samp, cok kizar dedi. Ka- 
dinin israr etmesi iizerine Sa'da gitdi. Sa'd, askerleri arasmda 
oturmus, nes'e ile konusuyordu. Sa'din gozii, uzakda duran mecu- 
sinin elindeki kemikdeki yaziya ilisdi. Emirul-mii'minm Omerin 
"radiyallahii anh" yazisim tamyip ansizin rengi soldu. Bu am de- 
gisiklige herkes sasirdi. Sa'd, mecusfnin yanma gelip, her ne ister- 
sen yapayim. Aman beni Omerin karsisma cikarma! Zira Onun 
cezasma takat getiremem dedi. Mecusi, kumandamn bu yalvar- 
masim goriince, hayretden akh gitdi. Akh basma gelince, hemen 
miisliman oldu. Seve seve nasil musliman oldun diyenlere, (Bun- 
larm Emirlerini gordiim. Yamah hirkasim ortiinmiis, toprak iis- 
tiinde uyuyordu. Biiyiik kumandanlarm bundan titrediklerini de 
gordiim. Bunlarm hak dinde olduklanm anladim. Benim gibi, ate- 
se tapan bir kimseye boyle adalet yapilmasi, ancak hak olan dine 
inananlarda olur dedi.)) 

Hindistamn (Nedvet-iil-ulema) meclisinin reisi, meshur (el-in- 
tikad) kitabmm yazari, tarih profesorii Sibli Nu'mani 1332 [m. 
1914] de olmlisdur. Bunun urdu dilindeki (El-Faruk) kitabim ser- 
dar Esedullah hamn annesi ve Afganistan padisahi Nadir sahm 
kizkardesi farisiye terceme etmis, Nadir sahm emri ile 1352 [m. 
1933]de Lahor sehrinde basdinlmisdir. Ytizsekseninci sahifesinde 
diyor ki, (Rum Kayseri Herakliyiisiin biiyiik ordularmi perisan 
eden islam askerlerinin baskumandam Ebu Ubeyde bin Cerrah 
zafer kazandigi her sehrde adamlanm bagirtarak, rumlara halife 
Omerin "radiyallahii anhiima" emrlerini bildirirdi. Humus sehri- 
ni ahnca da, (Ey rumlar! Allahii tealamn yardimi ile ve halifemiz 
Omerin emrine uyarak, bu sehri de aldik. Hepiniz ticaretinizde, 
isinizde, ibadetlerinizde serbestsiniz. Mahmza, camniza, lrzimza, 
kimse dokunmiyacakdir. islamiyyetin adaleti aynen size de tatbik 
edilecek, her hakkmiz gozetilecekdir. Disardan gelen diismana 
karsi, miislimanlan korudugumuz gibi, sizi de koruyacagiz. Bu 
hizmetimize karsihk olmak tizere, miislimanlardan hayvan zekati 

-114- 



ve usr aldigimiz gibi, sizden de, senede bir kerre cizye vermenizi 
istiyoruz. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamizi Allahii 
teala emretmekdedir.) dedi. [Cizye mikdan, fakirlerden kirk, orta 
hallilerden seksen, zenginlerden yiizaltmis gram giimiis veya bu 
degerde mal yahud tahildir. Kadmlardan, cocuklardan, hastalar- 
dan, yoksullardan, ihtiyarlardan ve din adamlanndan cizye alm- 
maz.] Humus rumlan, cizyelerini seve seve getirip, Beyt-iil-mal 
emini Habib bin Miislime teslfm etdiler. Herakliyiisiin, biitiin 
memleketinden asker tophyarak Antakyaya hiicuma hazirlandigi 
haber alminca. Humus sehrindeki askerlerin de, Yermiikdeki 
kuvvetlere katilmasma karar verildi. Ebu Ubeyde, sehrde 
me'murlar bagirtip, (Ey Hiristiyanlar! Size hizmet etmege, sizi ko- 
rumaga, soz vermisdim. Buna karsilik, sizden cizye almisdim. $im- 
di ise, halifeden aldigim emr iizerine, Herakliyiis ile gaza edecek 
olan kardeslerime yardima gidiyorum. Size verdigim sozde dura- 
miyacagim. Bunun icin hepiniz Beyt-iil-mala gelip, cizyelerinizi 
geri alimz! ismleriniz ve verdikleriniz defterimizde yazilidir) dedi. 
Suriye sehrlerinin cogunda da boyle oldu. Hiristiyanlar, miisli- 
manlarm bu adaletini, bu sefkatini goriince, senelerden beri Rum 
imperatorlanndan cekdikleri zulmlerden ve iskencelerden kurtul- 
duklan icin bayram yapdilar. Sevinclerinden agladilar. Cogu seve 
seve miisliman oldu. Kendi arzulan ile, rum ordularma karsi islam 
askerine casusluk yapdilar. Ebu Ubeyde boylece, Herakliyiis or- 
dulannm her hareketini giinii giiniine haber ahrdi. Biiyiik Yer- 
miik zaferinde bu rum casuslarmm biiyiik yardimi oldu. islam 
devletlerinin meydana gelmesi, yayilmasi, asla, saldirmakla, ol- 
diirmekle olmadi. Bu devletleri ayakda tutan, yasatan, biiyiik ve 
bashca kuvvet, iman kuvveti idi ve islam dininde, cok kuvvetli bu- 
lunan adalet, iyilik, dogruluk ve fedakarhk kudreti idi.) 

Batinm batil i'tikadlanm, moda ve ahlaksizhklarim taklid et- 
mek medeniyyet degildir. Miisliman milletinin biinyesinde tahri- 
bat yapmakdir. Bu tahribati da, ancak islama diisman olanlar ya- 
par. islam dini, miislimanlann tenbel, miskin oturmalanna asla 
izn vermez. Miislimanlann her diirlii fen kollannda cahsarak iler- 
lemelerini, baska dinden olanlann fende bulduklan yenilikleri, 
onlardan ogrenmelerini, bunlan kendilerinin de yapmalanm emr 
eder. Ziraat, ticaret, doktorluk, kimya ve harb sanayiinde baska- 
larmdan ileride olmalanni emr eder. Muslimanlar, baska millet- 
lerdeki fen vasitalarim arasdinr, ogrenir ve yapar. Fekat, onlarm 
bozuk dinlerini, kotii, cirkin huylanni, adetlerini almaz, taklid et- 
mez. 

-115- 



Osmanh Devletinde rus seffri olarak uzun sender cahsan igna- 
tiyef, hatiralannda, sultan ikinci Mahmud "rahime-hullahii teala" 
zemanmda, 1237 [m. 1821] de rum isyaninm bas planlayicisi, Pat- 
rik Gregoryus'un rus can Aleksandra yazdigi mektubu acikla- 
makdadir. Mektub ibret vericidir: 

(Tiirkleri maddeten ezmek ve yikmak imkansrzdir. Ctinki 
Ttirkler, miisliman olduklan icin cok sabrh ve mukavemetli insan- 
lardir. Gayet magrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler. Bu haslet- 
leri, dinlerine bagliliklanndan, kadere nza gostermelerinden, 
an'anelerinin kuvvetinden, padisahlanna [devlet adamlanna, ku- 
mandanlarma, biiyiiklerine] olan ita'at duygulanndan gelmekde- 
dir. 

Tiirkler zekidirler ve kendilerini mtisbet yolda yonetecek reis- 
lere sahib olduklan mtiddetce de caliskandirlar. Gayet kana'at- 
kardirlar. Onlarin biitiin meziyyetleri, hatta kahramanlik ve se- 
ca'at duygulan da geleneklerine olan bagliliklanndan, ahlaklan- 
nm gtizelliginden ileri gelmekdedir. 

Tiirklerde evvela ita'at duygusunu kirmak ve ma'nevi rabitala- 
nm [baglarmi] kesretmek [parcalamak], dini metanetlerini [sag- 
lamligini] za'fa ugratmak [zayiflatmak] icab eder. Bunun da en ki- 
sa yolu, an'anat-i milliyye [milli geleneklerine] ve muslimanliga 
uymiyan harici fikrler ve hareketlere alisdirmakdir. 

Muslimanliklan sarsildigi gtin, Tiirklerin kendilerinden seklen 
cok kudretli, kalabalik ve zahiren hakim kuvvetler oniinde zafere 
gotiiren asl kudretleri sarsilacak ve maddi vasitalarm ustiinliigu 
ile yikmak miimkin olabilecekdir. Bu sebeble, Osmanh Devletini 
tasfiye icin, miicerret olarak harb meydamndaki zaferler kafi de- 
gildir. Hatta, sadece bu yolda yiiriimek, Tiirklerin haysiyyet ve 
vakanm tahrik edeceginden, kendilerini anlamalarma sebeb ola- 
bilir. 

Yapilacak olan, Tiirklere birsey hissetdirmeden, biinyelerin- 
deki dini tahribi temamlamakdir.) 

Bu mektub ders kitablarmda ezberletilecek kadar miihimdir. 
Mektubda ibret ahnacak cok sey varsa da, en onemlisi, Tiirkleri 
yabanci fikr ve adetlere alisdirmakdir. Bu hedefe batmm inane, 
moda ve ahlaksizhklanm taklide ahsdirmakla ulasihr. Bunun icin, 
Mustafa Resid pasa, mason olunca, Londradaki miistemlekeler 
nezaretinden aldigi emre uyarak, ba'zi vilayetlerimizde, fransizca 
ve ingilizce kolejler acdi. Buralara mason ogretmenler getirdi. is- 
lamm biiyiik diismam olan nefs-i emmarenin istedigi seylere ileri- 
cilik denildi. islamiyyetin yasak etdigi bu kotii seyler hiiner sayil- 

-116- 



di. Bu kolejlerde yetisen ilericiler, ytiksek makamlara getirildi. 
Ikinci Abdiilhamid han, masonlarm bu hain siyasetlerini anliyarak, 
bunlan is basindan ve basmdan uzaklasdirdi ise de, miistemlekeler 
nezaretinin yetisdirip, gonderdigi binlerce casusun, bol para ve ya- 
lanlarla aldatdiklan ilericilerden meydana gelen dahili diismanla- 
nn gazete ve radyolarla yapdiklan hiicumlar ve ingiliz ordusunun 
modern silahlarla yapdiklan hiicumlar karsisinda aciz kaldi. (Alla- 
hii teala, rahmet ve magfiret eylesin! Amin.) 

Batimn ilm, fen, teknik ve her sahadaki fenni gelismelerini al- 
mak elbette lazimdir. Zaten islamiyyet bunu emr eder. 

Biitiin dinleri iyi incelemis olan, ingiliz ilm adamlarmdan Lord 
Davenport, yirminci asr baslarmda Londrada basdirdigi (Hazret-i 
Muhammed ve Kur'an-i kerim) admdaki ingilizce kitabmda diyor 
ki: 

(Ahlak iizerinde son derece titizligidir ki, miislimanhgin az 
zemanda siir'atle yayilmasma sebeb olmusdur. Miislimanlar, mu- 
harebede kilmca boyun egmis olan baska din adamlarmi, daima 
afv ile karsilamislardir. Juryo diyor ki, miislimanlann hiristiyan- 
lara karsi davranisi ile, papaligm ve krallarm mii'minlere reva 
gordiigii muamele, asla birbirlerine benzetilemez. Mesela 980 [m. 
1572] senesi Agustosun yirmidorduncti giinii, ya'ni Saint Bartele- 
mi yortu giinii, dokuzuncu Sari ve Kralice Katerinamn emri ile 
Paris ve civannda altmisbin protestan oldiiriildii. [Sent Bartele- 
mi, oniki havariden biri olup, miladi (71) senesi, Agustos aymda 
hiristiyanhgi nesr ederken, Erzurumda olduriilmusdiir.] Boyle 
nice iskencelerde doktilen hiristiyan kanlan, miislimanlann harb 
meydanlarmda dokdiikleri hiristiyan kanlarmdan kat kat fazla- 
dir. Bunun icindir ki, bircok aldanmis insam, islamiyyetin zalim 
bir din oldugu zanmndan kurtarmak lazimdir. Boyle yanhs sozle- 
rin, hie bir vesikasi yokdur. Papaligm vahset ve yamyamhk dere- 
cesine varan iskenceleri yanmda, miislimanlann gayr-i muslimle- 
re karsi davramslan, agzi siit kokan bir sabminki kadar yumusak 
olmusdur. 

Chatfeld diyor ki: (Arablar, Tiirkler ve baska miislimanlar, hi- 
ristiyanlara karsi batih milletlerin, ya'ni hiristiyanlann miisliman- 
lara karsi uyguladiklan fena mu'amele ve gaddarhgm aymm yap- 
mis olsalardi, bugiin doguda tek hiristiyan kalmazdi). 

islamiyyet, baska dinlerin hurafe ve siibheler batakhgi ortasm- 
da, cicek temizligi ile ytikselmis, akh ve fikri asaletin sembolii ol- 
mus bir dindir. 

Milton der ki, (Kostantin kiliseyi zenginlesdirince, papazlar 

-117- 



makam ve servet hirslanni artirdilar. Bunun cezasmi, parca parca 
olan hiristiyanlik cekdi). 

islamiyyet, ilahlara insan kam dokmek faci'a ve felaketinden 
beseriyyeti kurtardi. Bunun yerine, ibadeti ve sadakayi getirmek- 
le, insanlara iyiligi emr etdi. Sosyal adaletin temelini kurdu. Boy- 
lece, kanh silahlara hacet birakmadan diinyaya kolayca yayildi. 
[Islam cihadi da bu demekdir.] 

ilm davasina muslimanlar kadar bagh ve saygili hie bir millet 
gelmemisdir denilebilir. Muhammed aleyhissalatii vesselamm pek 
cok hadisleri, samimi bir ilm tesvikcisidir ve ilme saygi ile doludur. 
islamiyyet, ilme maldan daha cok kiymet vermisdir. Muhammed 
aleyhissalatii vesselam, daima ilm ogrenmegi ve yaymagi emr et- 
mis, Eshabi da, bu yolda cahsmislardir. 

Bugtinkii fen ve medeniyyetin, eski ve yeni eserlerin ve ede- 
biyyatin koruyuculan, Emeviler, Abbasiler, Gazneliler ve Osman- 
hlar zemamndaki miislimanlar olmusdur). Davenportun yazisi te- 
mam oldu. 

Buraya kadar ba'zi parcalanm yazdigimiz Davenportun ingi- 
lizce kitabi, misyonerler tarafindan piyasadan toplanarak, yok 
edilmek istenmisdir. Hindli Rahmetullah efendinin "rahime-hul- 
lahii teala" 1 ' 1 (izhar-iilhak) kitabmin ikinci cildinde, (islamda ci- 
had)m ne oldugu uzun yazihdir. 

3 — (islam dininde Kur'an-i kerim, aym zemanda kanun hii- 
viyyetindedir. Kur'an-i kerimde, hirsizhk yapanlann elinin kesil- 
mesi gibi cok siddetli, bugiin icin zalimane olarak kabul edilecek 
ba 'zi hiikmler var) imis. 

Bu iddi'a da yanhsdir. Kur'an-i kerimde hirsizhk yapanlann 
elinin kesilmesi emri vardir. Fekat burada hirsizdan maksad, bii- 
yiik bir vahset ile evlere saldiran ve mal yagma eden kimselerdir. 
Bunlar yakalandiklan zeman ellerinin kesilmesini, Kur'an-i ke- 
rim emr etmisdir. Fekat, bu cezayi tatbik edebilmek icin cesidli 
sartlar vardir. Bu sartlar bulunmiyan hirsizm eli kesilmez. Halife 
Ali "radiyallahii anh", kithk zemamnda yiyecek calan kimselerin 
elinin kesilmemesini emr etmisdi. Bugiin bu ceza islam devleti is- 
mini tasiyan ba'zi memleketlerde yanhs tatbik olunuyorsa, bura- 
da kusur islam dininde degil, bunu yanhs tatbik edenlerdedir. is- 
lam dininin esaslarmi dogru tatbik eden hakiki miisliman devlet- 
lerde tatbik edilmemisdir. Ciinki, islam devletlerinde bu cezayi 
tatbik edecek vak'a zuhur etmemisdir. Bunun da sebebi, Kur'an-i 



[1] Rahmetullah efendi, 1306 [m. 1889] da Mekkede vefat etdi. 

-118- 



kerfmde, bu suclan isleyenler icin bildirilmis olan, agir cezalardir. 
Islam devletlerinde had cezalanni hakimler dahi afv edemez. 
Had cezasim icab eden sue isleyenlere, cezalan herkesin gozii 
oniinde tatbik edilir. Bu agir cezalara carpdinlmak korkusundan, 
kimse bu suclan islemez, isleyemez. 

Simdi biraz da hiristiyanlarm ellerindeki (Kitab-i mukaddes)i 
kansdirahm: 

Matta Incilinin 18. babmm sekizinci ayetinde soyle yazilidir: 
(Isa dedi ki, Elin ve ayagm seni siircturiirse, onu kes, kendinden 
at. Sana, topal veya colak olarak hayata girmek, iki el ve ayagm 
olarak ebedi atese atilmakdan daha iyidir.) 

Tevratm (Huruc) kitabmm 31. ci babimn ondordiincii ayetin- 
de, (rabbe mukaddes olan Cumartesi gunti her kim is islerse, katl 
olunacakdir) denilmekdedir. 

Demek oluyor ki, biiyiik giinah isleyenlerin elinin ve ayagmm 
kesilmesinin uygun oldugu, Tevrat ve incilde yazilidir. 

Doktorun verdigi ilac hastaya aci gelebilir. Onu faidesiz, hatta 
zararh zannedebilir. Fekat, tabibin ilmine giivenip de, ilaci kulla- 
nmca, sifa bulur. Kalb, ruh ve beden hastahklarmin mutlak tabibi 
olan Allahii teala da, hirsizhk hastahgma en te'sirli ilac olarak, hir- 
sizm elinin kesilmesini emr eyledi. Her miisliman bu emri bilince 
ve birkac hirsizm elinin kesildigi isitilince, korkudan kimsede hir- 
sizhk huyu kalmaz. Hirsizhk hastahgi yok olur. insanlar malmm 
calmmasi iiziintusiinden ve cesidli zararlardan kurtulur. 

Kimsenin eli de kesilmez olur. 

4 — (islam dini, insandan hade kuvvetini almakda, her seyi 
(Kader)e, (Kismet)e baghyarak, insanlan hie bir sey yapmaz, ten- 
bel ve atil birakmakda) imis. 

Bu da, temamiyle yanhs bir iddi'adir. islam dmi insanlara da- 
ima, cahsmak, akhm dogru kullanmak, her diirlii yeniligi ogren- 
mek, muvaffak olmak icin her diirlii mesru careye basvurmak ve 
hie bir zeman yorulmamak ve usanmamak hususlarmi emr etmek- 
dedir. Allahii teala, kullarmdan kendi islerine, kabiliyyetlerine 
gore karar vermelerini ve bu isleri ona gore yapmalanm emr et- 
mekdedir. 

Kismet kelimesinin ma'nasi biisbiitiin baskadir. Bir miisliman 
ancak her hangi bir isde akhm kullandigi, her careye basvurdugu 
ve son derecede cahsdigi halde, bir basanya ulasamazsa, me'yus 
olmamah ve bu sonucun, Allahii tealamn kendisi icin miinasib 
gordiigii bir husus oldugunu kabul ederek, kismetine razi olmah- 

-119- 



dir. Yoksa hie bir sey yapmadan, cahsmadan, ogrenmeden ve bil- 
meden yan gelip ve agzim havaya acarak kismetini beklemek, is- 
lamiyyetde yokdur. Boyle yapmak biiyiik giinahdir. Allahii teala 
Necm suresinin otuzdokuzuncu ayetinde mealen, (insana [ahiret- 
de] ancak diinyada cahsarak [ihlas ile] yapdigi isler faille verir) bu- 
yurmusdur. Asagida, islam dininde ilm ve fenden bahs ederken 
miislimanlarm ogrenmege ve calismaga ne kadar ehemmiyyet 
verdiklerini gorecegiz. 

Insanlar, ba'zan her seye basvurduklan ve cok cahsdiklan hal- 
de, istediklerine nail olamazlar. iste o zeman, bu isde kendi elle- 
rinde olmiyan bir kudret bulundugunu ve bu kudretin insanlann 
yasamalan ve muvaffakiyetleri iizerinde miiessir oldugunu ve on- 
lara yon verdigini kabul ederler. iste kismet budur. Kismet aym 
zemanda biiyiik bir teselli kaynagidir. (Ben vazifemi yapdim, fe- 
kat ne yapayim ki kismetim bu imis) diyen bir musliman, bir isde 
basansiz olsa bile, ummfdsizlige kapilmaz ve biiyiik bir ic huzuru 
ile calismaga devam eder. insirah suresinin besinci ayeti ve deva- 
mmda mealen, (Giidiikle beraber siibhesiz bir kolayhk vardir. 
Evet muhakkak giidiikle beraber bir kolayhk vardir. Oyleyse, bir 
isi bitirince digerine giris ve hacetini yalmz Rabbinden iste) buyu- 
rulmusdur. Bunun ma'nasi muvaffakiyyetsizlikden iimmidsizlige 
diismeyip calismaga devam etmenin lazim oldugudur. Halbuki, 
yalmz maddi hususlara ehemmiyyet veren baska bir din saliki ve- 
ya hie bir dine inanmiyan kimse, boyle bir vaziyyet karsismda iim- 
midini, cesaretini, cahsma azmini kaybeder ve bir daha cahsamaz 
hale gelir. ikinci Cihan Harbinden sonra, biitiin diinya (Kismet)e 
inanmaga baslamisdir. Bircok Avrupa ve Amerika nesriyyatinda, 
(Miislimanlarm kismet dedikleri sey, megerse ne kadar dogru 
imis. Ne kadar ugrasirsak ugrasahm, hadiseleri degisdirmek imka- 
m yokdur) denilmekdedir. Bir felaket karsismda kalan, sevdikle- 
rini, mahm, miilkiinii kaybeden bir kimse, ancak kadere, kismete 
inanarak ve Allahii tealaya (Tevekkiil) ederek teselli bulabilir ve 
yeniden hayata doner. Tevekkiil, en biiyiik teselli kaynagidir. 
Ama yine tekrar edelim ki, tevekkiil etmeden evvel islamiyyetin 
emrlerine uymak, akhm tarn kullanmak, biitiin carelere basvura- 
rak her derdin devasim aramak sartdir. 

5 — (Islam dini, faizi men' etmekde ve boylece diinyada bu- 
giin kurulmus olan ekonomik sistemin aleyhinde bulunmakda) 
imis. 

Bu da, temamen yanhs bir iddi'adir. islam dim, kazanci degil, 
odiinc vermegi degil, tefeciligi, odiinc verilenleri somiirmegi men' 

-120- 



eder. Yoksa sirf ticari maksadlarla ve diiriist yoldan elde edilen 
bir kazanc, islam dininin men' etdigi degil, bil'aks takdif ve tesvik 
etdigi bir kazancdir. Peygamberimiz "sallallahu aleyhi ve sellem", 
(Allahii teala tiiccan sever, tiiccar Onun sevgilisidir) buyurmus- 
dur ve kendisi de ticaret yapmisdir. Kendi basma is yapamiyan bir 
kimsenin parasim bir arkadasma veya bir sirkete emanet ederek, 
elde etdigi kazanca ortak olmasi, islam ticaret ahkaminda onemli 
yer almakdadir. Bir kimsenin faizsiz ticari isler yaparak para kaza- 
nan bir bankamn kazancmdan aldigi hisse, temamiyle halaldir. Fa- 
izsiz calisan bankalar ve bunlarm faideleri, (Se'adet-i ebediyye) 
kitabimizda uzun yazilidir. islamm men' etdigi faizin, Tevratda da 
haram edilmis oldugu, Maide suresinde bildirilmekdedir. Nite- 
kim, Tevratm Tesniye kismmm yirmiuciincii babi, ondokuzuncu 
ve yirminci ayetlerinde, (Din kardesine hicbirseyi faiz ile verme! 
Ecnebiye faiz ile verebilirsin) yazilidir. 

6 — (Islam dini ilme ve fenne dilsman) imis. 

islamiyyete ilm ile nasil karsi durulabilir? islamiyyet, ilmin ta 
kendisidir. Kur'an-i kerimin bircok yeri, ilmi emr etmekde, ilm 
adamlanm ovmekdedir. Mesela Zumer suresinin dokuzuncu aye- 
tinde, Allahii teala mealen (Bilen ile bilmeyen hie bir olur mu? 
Bilen elbette kiymetlidir) buyurmakdadir. 

Peygamberimizin "sallallahu teala aleyhi ve sellem" ilmi oven 
ve tesvik buyuran sozleri o kadar cokdur ve meshurdur ki, gayr-i 
muslimler dahi bunlan bilmekdedir. Mesela, (ihya-ul-uliim) ve 
(Mevdu'at-iil-ulum) kitablannda, ilmin fazileti anlatihrken, (ilm, 
Cinde de olsa ahniz) hadis-i serifi yazilidir. Bu diinyamn en uzak 
yerinde ve kafirlerde de olsa, gidip ilm ogreniniz, demekdir. Bir 
hadis-i serifde de, (Besikden mezara kadar ilm ogreniniz, cahsi- 
niz) buyuruldu. Bu emre gore, bir ayagi mezarda olan seksenlik 
ihtiyarm da cahsmasi lazimdir. Ogrenmesi ibadetdir. Bir def a da, 
Resulullah "sallallahu aleyhi ve sellem", (Yarin olecekmis gibi 
ahirete ve hie olmiyecekmis gibi diinya islerine cahsiniz) buyur- 
du. Bir defa da, (Bilerek yapilan az bir ibadet, bilmiyerek yapi- 
lan cok ibadetden daha iyidir) buyurdu. Bir kerre de, (Seytamn 
bir alimden korkmasi, cahil olan bin abidden korkmasindan da- 
ha cokdur) buyurdu. islam dininde kadm kocasimn izni olmadan 
nafile hacca gidemez. Sefere, musafirlige gidemez. Fekat kocasi 
ogretmezse ve izn vermezse, ondan iznsiz, ilm ogrenmege gidebi- 
lir. Goriiliiyor ki, Allahii tealamn sevdigi, biiyiik ibadet olan hac- 
ca iznsiz gitmesi giinah oldugu halde, ilm ogrenmege iznsiz git- 
mesi giinah olmuyor. Peygamberimiz "sallallahu teala aleyhi ve 

-121- 



sellem" bize bildiriyor ve (Nerede ilm varsa, orada niiisliiiianlik 
vardir. Nerede ilm yoksa, orada kafirlik vardir!) buyuruyor. Bura- 
da da ilmi emr etmekdedir. Her miislimamn, once din, sonra diin- 
ya bilgilerini ogrenmesi lazimdir. 

Islamiyyetin fenne diisman oldugu da, iddi'a edilemez. Fen, 
(Mahluklan, hadiseleri gormek, inceleyip anlamak ve deneyip 
benzerini yapmak) demekdir ki, bu iiciinii de, Kur'an-i kerim emr 
etmekdedir. Fen bilgilerine, san'ata ve en modern harb silahlanm 
yapmaga ugrasmak, farz-i kifayedir. Diismanlardan daha cok ca- 
lismamizi dmimiz emr etmekdedir. Peygamberimizin "sallallahu 
teala aleyhi ve sellem" fenni emr eden pek canh sozlerinden bir- 
kaci, (Se'adet-i ebediyye) kitabinm birinci kism, yirmidordiincii 
sahifesinde yazilidir. islamiyyet, fenni, tecribeyi, miisbet calisma- 
yi emr eden dinamik bir dindir. 

Avrupahlar, fen bilgilerinin cogunu ve hepsinin temelini islam 
kitablarmdan aldilar. Avrupahlar, diinyayi tepsi gibi diiz, etrafi 
divar cevrili zannederken, miislimanlar diinyanm yuvarlak olup, 
kendi etrafinda dondiigtinii biliyorlardi. Ffatta Musul civarmdaki 
Sincar sahrasmda, meridyenin uzunlugunu olcerek bugiinkii gibi 
buldular. ($erh-i mcvakif) ve (Ma'rifetname) kitablan, bunlan 
uzun olarak yazmakdadir. 581 [m. 1185] yilmda vefat eden Nu- 
riiddin Batruci, Endiiliis islam Universitesinde astronomi profe- 
sorii idi. (El-hayat) kitabinda, bugiinkii astronomiyi yazmakda- 
dir. Galile, Kopernik, Newton, diinyanm dondiigiinii miisliman 
kitablarmdan ogrenip soyleyince, bu sozleri sue sayildi. Galile yu- 
kanda da bildirdigimiz gibi, papazlar tarafmdan muhakeme edi- 
lip, habsolundu. Eski islam medreselerinde aynca fen dersleri 
vardi. Endiiliis medreseleri bu hususda biitiin diinyaya rehber ol- 
musdu. 

Hastahklarm mikroblardan geldigini ilk bulan, islam medeniy- 
yetinin yetisdirdigi ibni Sinadir 1 ' 1 . Bundan 900 sene evvel (Her 
hastahgi yapan bir kurtdur. Yazik ki bunlan gorecek bir aletimiz 
yokdur) demisdir. 

Biiyiik islam hekimlerinden Ebubekr Razi "rahime-hullahu 
teala" (854-952), ilk def'a olarak o zemana kadar ayni hastalik 
sanilan kizil, kizamik ve cicegin ayn ayn hastaliklar oldugunu 
bulmusdur. Bu islam hekimlerinin eserleri ortacagda ders kitabi 
olarak biitiin diinya iiniversitelerinde okutulmakda idi. Batida 
akl hastalan (seytan tarafmdan tutulmus kimseler) olarak canh 



[1] Ibni Sina Hiiseyn, 428 [m. 1037] de Hemedanda vefat etdi. 

-122- 



canli yakihrken, doguda musliman memleketlerinde bunlarm te- 
davisi icin ozel hastahaneler kurulmusdu. 

Bugiin, akli basinda olan herkes, maddi ilm ile fennin evvela 
miislimanlar tarafmdan kuruldugunu kabul etmekdedir. Batili ilm 
adamlan da, bunu tasdik etmekdedirler. islam ulkelerine sizarak 
ve miisliman goriinerek, sozlerini dinletmek imkamm bulan ba'zi 
islam diismanlan, fennin yeni bums ve imkanlanm, yapdiklan ye- 
ni silahlan anlatip (Bunlar gavur icadidir, bunlan kullananlar ka- 
fir olur) diyerek, cahilleri aldatdilar. Allahii tealamn (her seyi 6g- 
reniniz!) emrini unutdurdular. Bu hal, mushmanlarm ilmde ve 
fende geri kalma sebeblerinden biri oldu. Bati, yeni alet ve silah- 
larla iistunliik kazandi. islam diismanlan, bir tarafdan miisliman- 
lan, boyle, aldatdilar. Diger tarafdan da, miislimanlar fenni be- 
genmiyor, maddi ilmleri istemiyorlar, miislimanlik gericilikdir, yo- 
bazlikdir diyerek, gencleri islamiyyetden ayirmaga, islamiyyeti 
icerden yikmaga calisdilar. 

Matba'aciligm Osmanh idaresi altinda bulunan islam memle- 
ketlerine Avrupadan ancak 200 sene sonra gelmesini, (islam dini 
matba'a ile kitab basmayi men' eder) tarzmda izah etmeye kal- 
kanlar temamiyle yanilmakdadirlar. Matba'aciligm Tiirkiyeye 
gelmesinin gecikmesine, kitablar basilirsa issiz kalacaklarmdan 
korkan kitab miistensihleri, ya'ni para karsihginda kitab yazanlar 
sebeb olmusdur. Bunlar, matba'amn Tiirkiyeye gelmemesi icin 
durlii propagandalar yapmislar, divitlerini bir tabuta koyarak, 
Bab-i Aliye kadar yiirumiislerdir. Hatta -asagida kendilerinden 
bahs edecegimiz- "yobazlardan" faidelenerek bunlarm otede be- 
ride (Matba'acilik islamiyyete aykindir) tarzmda konusmalanm 
saglamislardir. Halbuki bu kimselerin islamiyyeti sahsi menfe'at- 
lerine alet etmek istediklerini goren Osmanh Padisahi, sultan 
iiciincii Ahmed Han' 11 , sadrazami Damad ibrahim Pasamn da yar- 
dimi ile, bu isi kokiinden halletmek icin, islam dininin en biiyiik 
reisi olan Seyh-iil-islamdan matba'acilik hakkinda bir fetva taleb 
etmisdir. O zemanki Seyh-ul-islam Abdiillah Efendi tarafmdan 
verilen fetva, (Behcet-ul-fetava) fetva kitabimn ikiyiizaltmisikinci 
sahifesinde soyle yazihdir: 

(ilm, fen ve ahlak kitablanm, matba'ada kahba alarak, az ze- 
manda ve kolayhkla cok kitab basmak, faideli kitablarm ucuz el- 
de edilmelerine ve her yere yayilmalarma sebeb olacagi icin, mat- 
ba'a yapilmasimn caiz ve giizel oldugunu bildirir fetva verildi). 



[1] Ahmed han, 1149 [m. 1736] da vefat etdi. 

-123- 



Bu fetva, matba'acilik hakkmda cikanlan (islamiyyete aykindir) 
iddi'asmm ne kadar yanlis oldugunu gostermege yeter. Yukanda 
kullandigimrz (Yobaz) kelimesi, kaba, cahil, bozuk ve sapik dii- 
suncelerini ve siyasi kana'atlanni din bilgisi olarak ileri suren kim- 
se demekdir. Bozuk dusiincelerini, yanlis kana'atlanni kabul et- 
dirmek icin, din bilgilerini yanlis soyler. Bunlardan ba'zilan, tasi- 
diklari etiketlerinden, sigmdiklan kanun maddelerinden, cogu da 
miislimanlarin imanlarini istismar etmekden guc alirlar. Biiyiik 
halk topluluklarmi arkalanna takarak ihtilal cikarmaga, boliiculu- 
ge, kardes kavgasma sebeb olurlar. Yobazlann en zararlisi ve en 
tehliikelisi, mal, para, makam elde etmek icin yabanci ideolojile- 
rin, dinde reformculann ve mezhebsizlerin propagandalarini ya- 
parak, milletin imanini, ahlakmi bozan, satilmis, din ve fen ve si- 
yaset yobazlandir. Yobazlan iice ayirabiliriz: 

1 — Din ve diinya bilgilerinden mahrum olan, fekat kendileri- 
ni ilm adami, aklh sanan (Cahil yobazlar)dir. Bunlar, boliiciiliik 
yapdiklan gibi, din diismanlanna cabuk aldamp, zararh yollara 
kolayca siiriiklenebilirler, Osmanli tarihini kana boyayan Patrona 
Halil, Kabakci Mustafa, mehdi oldugunu iddi'a eden kizilbas Ce- 
lali gibi kimseler bu kism yobazlardandir. 

2 — Yobazlann ikinci kismi, (Din yobazlan) dir. Bunlar kotil 
din adamlandir. ilmleri biraz varsa da, sinsi maksadlanna, mala 
ve mevki'e kavusmak icin, bilmediklerini veya bildiklerinin tersi- 
ni soylerler ve yaparlar. islamiyyetin disma cikarlar. Kotiiliik 
yapmakda, dmi yikmakda, cahillere niimune olur, rehberlik eder- 
ler. Islam dininde biiyiik yaralar acan Abdullah bin Sebe' ve Ebu 
Muslim Horasani ve Hasen Sabbah ve Samavne kadisi oglu seyh 
Bedreddin ve Osmanli padisahlarmm sehid edilmelerine fetva 
veren din adamlan ve vehhabilik fitnesini ortaya cikaran Necdli 
Abdiilvehhab oglu Muhammed ve Misrdaki mason locasi baska- 
ni Cemaleddin-i Efgani 1 ' 1 ve Kahire mtiftisi mason Muhammed 
Abduh ile comezi Resid Riza ve Misrh Hasen el-Benna ile Sey- 
yid Kutb ve istanbulda islamiyyete saldiranlardan doktor Abdul- 
lah Cevdet ve Hindistanda ingilizlerin islamiyyete hiicumlarma 
vasita olan miinafik Ahmed Kadiyani ve Pakistanh Ebiilala Mev- 
dudi ve benzerleri, yeni tiireyen reformcular ve mezhebsizler ve 
din adami sekline girerek, Osmanli Devletinin yikilmasma cah- 
san meshur ingiliz casiisu Lavrens hep bu kismdaki yobazlardan- 
dir. Bunlar, miislimanlarin din duygulanm, imanlarini somiirerek, 



[1] Cemaluddm Efgani, 1314 [m. 1897] de oldii. 

-124- 



islam dinini icerden yikmaga cahsmislardir. 

Biiyiik islam alimi imam-i Ahmed Rabbam "rahime-hullahli 
teala", (Mektubat) kitabimn kirkyedinci mektubunda,kotii din 
adamlarmdan aci aci soyle sikayet etmekdedir: (Diinyahk pesinde 
olan din adamlarimn sozlerini dinlemek, [kitablanm okumak], 
zehr yimek gibi zararhdir. Kotii din adamlarimn zararlan, bulasi- 
cidir. Cem'iyyetleri bozar, milletleri parcalar. Gecmisde islam 
devletlerinin baslarma gelen felaketlere hep kotii din adamlan se- 
beb oldu. Devlet adamlanm dogru yoldan bunlar sapdirdi. Pey- 
gamberimiz "sallallahii teala aleyhi ve sellem" (Miislimanlar yet- 
misuc firkaya boliinecek. Bunlann yetmisikisi Cehenneme gide- 
cek. Yalniz bir firkasi Cehennemden kurtulacak!) buyurdu. Dog- 
ru yoldan aynlan bu yetmisiki sapik firkamn reisleri, hep kotii din 
adamlan idi. Cahil bir yobazm zarannm baskalanna bulasmasi az 
goriilmiisdiir. Cahil ve sapik tekke seyhleri de, kotii din adamlan- 
dir. Bunlann da zararlan baskalanna bulasir). 

Otuziiciincii mektubunda diyor ki, Peygamberimiz "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem", (Kiyamet giiniinde, en sickletli azab gore- 
cek kimse, Allahii tealamn kendi iliiiindeii, kendisini faidelendir- 
medigi alimdir) buyurdu. Allahii tealamn kiymet verdigi ve herse- 
yin en sereflisi olan ilmi, mal, mevki' kapmaga ve basa gecmege 
vesfle edenlere, bu ilm zararh olmaz mi? Halbuki, diinyaya diis- 
kiin olmak, Allahii tealamn hie sevmedigi birseydir. O halde, Al- 
lahii tealamn kiymet verdigi ilmi, Onun sevmedigi yolda hare et- 
mek, cok cirkin bir isdir. Onun kiymet verdigini kotiilemek, sev- 
medigini de kiymetlendirmek, yiikseltmek demekdir. Acikcasi, 
Allahii tealaya karsi durmak demekdir. Ders vermek, va'z etmek 
ve dmi yazi, kitab, mecmu'a cikarmak, ancak, Allah nzasi icin ol- 
dugu vakt ve mevki', mal ve sohret kazanmak icin olmadigi zeman 
faideli olur. Boyle halis, temiz diisiinmenin alameti de, diinyaya 
diiskiin olmamakdir. Bu belaya dtismiis, diinyayi seven din adam- 
lan, hakikatda diinya adamlandir. Kotii alimler bunlardir. insan- 
lann en alcagi bunlardir. Din, iman hirsizlan bunlardir. Halbuki 
bunlar, kendilerini din adami, ahiret adami ve insanlarm en iyisi 
samr ve tamtir. Allahii teala bunlar icin, Stire-i Miicadelenin on- 
sekiz ve ondokuzuncu ayetlerinde mealen, (Onlar, kendilerini 
miisliman saniyor. Onlar son derece yalancidir. Seytan onlara inu- 
sallat olmusdur. Allahii tealayi hatirlamaz ve isniini agizlarina al- 
mazlar. Seytana uymuslar, seytan olmuslardir. Biliniz ki, seytana 
uyanlar ziyan etdi. Ebedi se'adeti birakip sonsuz azaba atildi) bu- 
yuruyor. Biiyiiklerden biri seytam bos oturuyor, insanlan aldat- 

-125- 



makla ugrasmiyor goriip, sebebini sorar. Seytan cevab olarak, 
(Zemanin din adami gecinen, kotii alimleri, insanlan yoldan ci- 
karmakda, bana o kadar yardim ediyor ki, bu miihim isi yapmama 
liizum kalmiyor) demisdir. Dogrusu, zemammrzda islamiyyetin 
emrlerini yapmakdaki gevseklikler ve insanlann dinden yuz cevir- 
mesi, hep din adami perdesi altinda soylenen sozlerden, yazilar- 
dan ve bu adamlann bozuk niyyetlerinden dolayidir. [Hakiki din 
adamlarmda uc sifat bulunur: Akl sahibi, ilm sahibi, din sahibi. Bu 
uc sifati da birlikde tasryan din adamina (Din alimi) denir. Bir si- 
fati noksan olursa, onun soziine giivenilmez. ilm sahibi olmak icin, 
akl ve nakl ilmlerinde miitehassis olmak lazimdir.] 

Diinyaya goniil kapdirmiyan, mal, mevki', sohret kazanmak, 
basa gecmek sevdasmda olmiyan din alimleri, ahiret adamlandir. 
Peygamberlerin "aleyhimusselam" varisleri, vekilleridir. Mahluk- 
larm en iyisi bunlardir. Kiyamet giinii, bunlann miirekkebi, Alla- 
hii teala icin camm veren sehidlerin kam ile dartilacak ve miirek- 
keb, daha agir gelecekdir. (Alimlerin uykusu ibadetdir) hadis-i se- 
rifinde medh edilenler, bunlardir. Ahiretdeki sonsuz ni'metlerin 
giizelligini anhyan, diinyanm cirkinligini ve kotuliigiinu goren, 
ahiretin ebedi, diinyanm ise fani, gecip tiikenici oldugunu bilen 
onlardir. Bunun icin kahci olmayan, cabuk degisen ve biten seyle- 
re bakmayip, baki olana, hie bozulmiyan ve bitmiyen giizelliklere 
sanlmislardir. Ahiretin buyuklugiinii anhyabilmek, Allahii teala- 
nin sonsuz buyuklugiinii gorebilmekle olur. Ahiretin buyuklugii- 
nii anhyan da, diinyaya hie kiymet vermez. Ciinki, diinya ile ahi- 
ret birbirinin ziddidir. Birini sevindirirsen oteki incinir. Diinyaya 
kiymet veren, ahireti giicendirir. Diinyayi begenmiyen de, ahirete 
kiymet vermis olur. Her ikisine birden kiymet vermek veya her 
ikisini asagilamak olamaz. iki zid sey bir araya getirilemez. [Ates 
ile su bir arada bulundurulamaz.] 

Tesavvuf biiyiiklerinden ba'zisi, kendilerini ve diinyayi tema- 
men unutdukdan sonra, bircok sebebler, faideler icin, diinya ada- 
mi seklinde goriiniirler. Diinyayi seviyor, istiyorlar samhr. Halbu- 
ki, iclerinde hie diinya sevgisi, arzusu yokdur. Sure-i Nurun otuz- 
yedinci ayetinde mealen bildirdigi gibi, (Bunlann ticaretleri, ahs- 
vcrislcri, Allahii tealayi hatirlamalanna hie inaui" olmaz). Diinya- 
ya bagh goriiniirler. Halbuki, hie baghhklan yokdur. Hace Beha- 
iiddin-i Naksibend Buhari "kuddise sirruh"' 11 buyuruyor ki, 
(Mekke-i mukerremede Mina pazarmda, gene bir tacir, asagi yu- 



[1] Behauddin-i Buhari, 791 [m. 1389] de vefat etdi. 

-126- 



kari, ellibin altm degerinde ahs-veris yapiyordu. O esnada, kalbi, 
Allahli tealayi bir an unutmuyordu). 

3 — Yobazlarm iiciincii kismi, elinde iiniversite diplomasi bu- 
lunan, fen adami olarak ortaya cikan (Fen yobazlari)dir. Fen yo- 
bazlan, genclerin lmanlanm bozmak, bunlan dinden, islamiyyet- 
den ayirmak icin, uydurduklari seyleri fen bilgisi, tib bilgisi, ileri- 
cilik olarak anlatir ve yazarlar. Din kitablan bu fen bilgilerine uy- 
madigi icin yanhsdir, bu bozuk kitablara inanmak, bunlarm gos- 
terdigi yolda yasamak gericilikdir derler. Din yobazlan, din bilgi- 
lerini degisdirdikleri gibi, fen yobazlan, fen bilgilerini degisdire- 
rek islamiyyete saldirmakdadirlar. islamiyyeti iyi bilen ve iiniver- 
sitede iyi yetismis olan aklh bir kimse, bunlarm sozlerinin ilme, 
fenne uymadigmi, fen ve din cahili olduklanni hemen anlar ise de, 
gencler, talebeler, bunlarm etiketlerine aldanarak, yalanlarma 
inanir, felakete siiriiklenirler. Boylece islam toplulugunu parcalar- 
lar. Fen yobazlan iizerinde, (Se'adet-i ebediyye) kitabmda genis 
bilgi verilmisdir. 

Yobazlarm yukanda yazili her iic kismi da, islam memleketle- 
rine ve tertemiz islam dinine cok zararh olmus ve olmakdadirlar. 
islamiyyeti icerden yikmaga calisan boyle miinafiklar, zindiklar 
simdi de vardir. Allahii tealaya siikrler olsun ki, eski gtic ve kuv- 
vetlerinden cok sey kaybetmislerdir. Bugiin islam alemi, Allahii 
tealamn emretdigi gibi fennin biitiin inceliklerini ogrenmege cahs- 
makda ve ancak bu sayede Batimn fen ve teknolojisine ulasilaca- 
gim bilmekdedir. Ne yazik ki, Orta cagda ilm ve fende en onde 
olan muslimanlar, islamiyyete karsi olanlarm hilelerine aldandik- 
larmdan ve islam dminin emrlerini ihmal etdiklerinden,son ze- 
manlarda bu hususlarda geri kalmislardir. 

Demek oluyor ki, islam dim her hususda kusiirsuz ve bugiin 
icerisine girmekde oldugumuz yirmibirinci asnn sartlarma tema- 
men uygun bir dindir. ilmi, fenni ve adaleti emr eder, miskinligi 
men' eder ve Avrupamn ancak ondokuzuncu asrdan i'tibaren 
te'sis etmege basladigi sosyal nizamm kurucusu ve koruyucusu- 
dur. Kitabimizda, bu hususda genis bilgi vermege, yerimiz miisaid 
degildir. Miisliman kardeslerimiz ve miislimanhgi merak eden di- 
ger din salikleri, islam dfni ile Sosyal Nizam arasmdaki mtinase- 
betleri (Se'adet-i Ebediyye) kitabmda bulacaklardir. Onlara bu 
kitabi okumalanm tavsiye ederiz. 

Alem icre mu'teber bir nesne yok devlet gibi, 
olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi. 



127 ■ 



-3- 

HAKIKI BIR MUSLIMAN OLMANIN 
SARTLARI 

Islam kelimesi, arabca (Nefsini teslim etmek, boyun egmek, 
selamete ulasmak) ve aym zemanda (sulh) ma'nalarma gelir. 
imam-i a'zam "rahime-hullahii teala", (Allahii tealamn emrlerine 
teslim olmak ve boyun egmek) diye ta'rif etmisdir. 

Yukanda zikr edilen ta'rifler, dikkat ile incelenirse, iyi bir miis- 
limamn nasil olacagi, kendiliginden meydana cikar. Bunlari bir 
kerre daha tekrar edelim: 

Bir musliman, herseyden once bedenen ve ruhen temizdir. 

Evvela beden temizligini anlatalim: 

Allahii teala, Kur'an-i kerimde cesidli yerlerde mealen, (Temiz 
olanlan severim!) buyuruyor. Miislimanlar, cami'lere, evlere ayak- 
kabi ile girmez. Halilar, dosemeler, tozsuz, temiz olur. Her miisli- 
manin evinde hamami vardir. Kendileri, camasirlan, yemekleri 
hep temiz olur. Onun icin, mikrob ve hastahk bulunmaz. 

Fransizlann diinyaya oviindiikleri Versay serayinda bir hamam 
yokdur. 

Orta cagda, Parisde oturan bir Fransiz, sabahleyin kalkdigi ze- 
man, evinde bir abdesthane olmadigi icin, oturaga yapdigi pislik ile 
igme suyu sisesini beraberinde Sen (Seine) nehrine gottiriir, o 
nehrden evvela icmek icin su ahr. Sonra pisligini nehre dokerdi. 
Bu satirlar "icme Suyu" (L'Eau Potable) adh bir Fransiz eserin- 
den aynen ahnmisdir. Kanuni Sultan Siileyman zemamnda istan- 
bula gelen bir Alman rahibi, tahminen 967 [m. 1560] tarihinde yaz- 
digi bir eserde: (Buradaki temizlige hayran oldum. Burada herkes 
giinde bes def a yikamr. Butiin diikkanlar tertemizdir. Sokaklarda 
pislik yokdur. Saticilarm elbiseleri iizerinde ufak bir leke bile bu- 
lunmaz. Aynca ismine (hamam) dedikleri ve icinde sicak su bulu- 
nan binalar vardir ki, buraya gelenler, buttin bedenlerini yikarlar. 
Halbuki bizde insanlar pisdir, yikanmasim bilmezler) demekdedir. 
Avrupada yikanmak ancak asrlardan sonra muslimanlardan ogre- 
nilmisdir. 

Bugiin ise, musliman diyarlan denilen yerlerde seyahat eden 
yabancilar, nesr etdikleri kitablarda: (Bir dogu memleketine gitdi- 

-128- 



gimiz zeman evvela burnumuza bir kokmus balik ve supriintii ko- 
kusu geliyor. Her taraf pislik icindedir. Yerler ttikiiriik ile doludur. 
Otede beride toplanmis siipriintii ve olmiis hayvan leslerine rast 
gelinir. insan, boyle bir dogu memleketinden gecerken, igreniyor 
ve muslimanlarm iddi'a etdikleri gibi temiz olmadiklanm anhyor) 
demekdedirler. Bugiin, islam devleti ismini tasryan memleketler- 
de, iman bilgileri bozuldugu gibi, temizlige de tarn riayet olunma- 
makdadir. Fekat bunda kabahat, islam dminde degil, islam dininin 
esasmm temizlik oldugunu unutan kimselerdedir. Fakirlik, pis ol- 
mak icin bir ma'zeret teskil etmez. Bir insanm yere ttikurmesinin, 
ortahga pislik sacmasmm para ile hicbir ilgisi yokdur. Boyle pislik 
yapanlar, Allahin temizlik emrini unutan bedbahtlardir. Her miis- 
liman, dinini iyi ogrense ve buna riayet etmis olsa, bu pislik hemen 
ortadan kalkar. O zeman, baska milletler, miisliman memleketleri 
ziyaret etdiklerinde, tipki orta cagdaki miislimanlarda oldugu gibi, 
temizligine hayran kahrlar. 

Hakiki miisliman, hem temiz olur, hem de, sihhatine cok dikkat 
eder. Bir zehr olan alkollu ickileri icmez. Cesidli tehliikeleri ve za- 
rarlan oldugu icin men' edilen domuz etini yimez. Livata yapanlar- 
da yeni kesf edilen (Aids) ismindeki sari ve oldiirucii hastahgm vi- 
rusiinun, domuzlarda bulundugu tesbit edilmisdir. 

Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem", tib bilgisini ce- 
sidli sekllerde medh buyurdu. Mesela, (ilm ikidir: Beden bilgisi, 
din bilgisi). Ya'ni ilmler icinde en liizumlusu, ruhu koruyan din 
bilgisi ve bedeni koruyan sihhat bilgisidir buyurarak, herseyden 
once, ruhun ve bedenin zindeligine cahsmak lazim geldigini emr 
etdi. islamiyyet, beden bilgisini, din bilgisinden once ogrenmegi 
emr ediyor. Ciinki, biittin iyilikler, bedenin saglam olmasi ile ya- 
pilabilir. 

Bugiin, biitiin iiniversitelerde okutuluyor ki, doktorluk iki 
kismdir: Biri hijiyen, sihhati korumak, ikincisi terapotik, hastalan 
iyi etmekdir. Bunlardan birincisi once gelmekdedir. insanlan has- 
tahklardan korumak, saglam kalmagi saglamak, tibbin birinci vazi- 
fesidir. Hasta insan, iyi edilse de, cok kerre, anzali, ciiriik kalir. is- 
te islamiyyet, tababetin birinci vazifesini, hijiyeni garanti etmisdir. 
(Mevahib-i lediinniyye) ikinci kismda, Kur'an-i kerimin tibbm iki 
kismim da tesvik buyurdugu, ayet-i kerimeler gosterilerek isbat 
edilmekdedir. 

Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem", Rum imperatorii 
Heraklius ile mektublasirdi. Birbirlerine elci gonderirlerdi. Bir 
def a, Heraklius bircok hediyye gondermisdi. Bu hediyyelerden 

— 129 — Herkese Lazim Olan lman: F-9 



biri de, bir doktor idi. Doktor gelince, (Efendim! Imperator haz- 
retleri beni, size hizmet icin gonderdi. Hastalanmza bedava baka- 
cagim!) dedi. Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" kabul 
buyurdu. Emr eyledi, bir ev verdiler. Hergiin nefis yiyecek, icecek 
gotiirdiiler. Giinler, aylar gecdi. Hie bir miisliman, doktora gelme- 
di. Doktor, utanip gelerek, (Efendim! Buraya, size hizmet etmege 
geldim. Bugiine kadar, bir hasta gelmedi. Bos oturdum, yiyip ic- 
dim, rahat etdim. Artik gideyim) diye izn isteyince, Peygamberi- 
miz, (Sen bilirsin. Eger daha kahrsan, musafire hizmet etinck, ona 
ikram etmek, miislimanlarin vazifesidir. Gidersen de ugurlar ol- 
sun. Yalniz sunu bil ki, burada senelerce kalsan, sana kimse gel- 
mez. Ciinki, Eshabim hasta olmaz! islam dfni, hasta olmamak yo- 
lunu gostermisdir. Eshabim temizlige cok dikkat eder. Acikmadik- 
ca bir sey yimez ve sofradan, doymadan once kalkar) buyurdu. 

Bunu soylemekle miisliman hie hasta olmaz demek istemiyo- 
ruz. Fekat sihhatine ve temizlige i'tina eden bir miisliman, saglam 
kahr, kolay kolay hasta olmaz. Oliim hakdir. Hie bir kimse oliim- 
den kurtulamaz ve her hangi bir hastahk sonucu olecekdir. Fekat, 
o vakte kadar sihhatini koruyabilmesi, ancak miislimanlikda emr 
edilen hususlara ve temizlige riayet sayesinde olur. 

Hiristiyanhgin en revacda oldugu orta cagda, biiyiik tib alimle- 
ri, yalniz mtislimanlardi ve Avrupahlar Endiiliise tib tahsil etmege 
gelirlerdi. Cicek hastahgma karsi asiyi bulanlar, miisliman Tiirk- 
lerdir. Tiirklerden bunu ogrenen Jenner, ancak 1211 [m. 1796] da 
bu asiyi Avrupaya gotiirdii ve haksiz olarak (Cicek asisim bulan 
kimse) iinvamm aldi. Halbuki, tarn bir zulmet diyan olan o zeman- 
ki Avrupada insanlar, hastahkdan kinhyordu. Fransa krah Onbe- 
sinci Louis 1774 de cicekden oldii. Avrupa uzun zeman veba ve 
kolera salginlarma ugradi. Birinci Napolyon (Napoleon) 1212 [m. 
1798] de Akka kal'asim muhasara etdigi zeman, ordusunda veba 
zuhur etmis ve hastahga karsi caresiz kahnca, diismam olan Miis- 
liman Tiirklerden yardim istemek zorunda kalmisdi. O zeman ya- 
zilan bir Fransiz eserinde soyle demekdedir: (Tiirkler, ricamizi ka- 
bul ederek hekimlerini yolladilar. Bunlar tertemiz giyinmis, nvir 
yiizlii kimselerdi. Evvela dtia etdiler ve sonra ellerini bol su ve sa- 
bun ile uzun uzadiya yikadilar. Hastalarda zuhur eden hiyarcikla- 
n nesterle yardilar. icindeki siviyi akitdilar ve yaralan tertemiz yi- 
kadilar. Sonra hastalan ayri ayn yerlere koydular ve saglamlarm 
miimkin oldugu kadar onlara yaklasmamasim tenbih etdiler. Has- 
talarm elbiselerini yakdilar ve onlara yeni elbiseler giydirdiler. En 
nihayet tekrar ellerini yikadilar ve hastalarm bulundugu yerlerde 
od agaci yakarak ve tekrar diia ederek ve bizden hie bir iicret ve- 

-130- 



ya hediyye kabul etmeden yammizdan aynldilar.) 

Demek oluyor ki, iki asr evveline kadar garblilar hastahklara 
karsi temamen caresizdi ve ancak sonradan miislimanlardan ogre- 
nerek ve tecribeler yaparak [Kur'an-i kerimde emr olundugu gibi 
gayret ederek] bugiinku tib ilmini ogrendiler. 

Ruh temizligine gelince, miisliman, muhakkak giizel ahlakh ve 
faziletli olmahdir. islam dim, basdan basa ahlak ve faziletdir. islam 
dininin, dostlara ve diismanlara karsi yapilmasmi emr etdigi iyilik, 
adalet, comerdlik, akllan sasirtacak derecede yiiksekdir. Ondort 
asrlik hadiseler, bunu diismanlara da, pek iyi gostermisdir. Sayila- 
miyacak kadar cok vesikalardan hatira gelen bir danesini bildire- 
lim: 

Bursa miizesi arsivinde, ikiyiiz sene oncesine aid bir mahkeme 
kaydinda diyor ki, Altiparmakdaki yehudi mahallesi yanmda bir 
arsaya miislimanlar cami' yapiyor. Yehudiler, arsa bizimdir, yapa- 
mazsimz dediklerinde, is mahkemeye intikal ediyor. Arsamn yehu- 
dilere aid oldugu anlasilarak, mahkeme cami'in yikilmasma, arsa- 
mn yehudilere verilmesine karar veriyor ve hukm yerine getirili- 
yor. Adalete bakimz! 

Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem" buyurdu ki, (iyi 
huylan temamlamak, iyi ahlaki diinyaya yaymak i^in gonderil- 
dim). Bir hadis-i serifde, (Imam yiiksek olammz, ahlaki giizel ola- 
mmztlir) buyuruldu. Iman bile, ahlak ile olciilmekdedir. 

islamiyyetde ruh temizligi esasdir. Yalan soyliyen, hilekarhk 
yapan, insanlan aldatan, zulm eden, haksizlik yapan, din kardesle- 
rine yardim etmiyen, biiyukluk satan, yalmz kendi menfe'atini dii- 
siinen bir kimse, ne kadar ibadet ederse etsin, hakiki bir miisliman 
sayilmaz. Ma'un suresinin ilk iic ayetinde mealen, (Ey Resuliim, 
kiyamet giiniinii inkar eden, yetfmi, oksiizii incitip hakkim gasbe- 
den, fakiri doyurmayan ve baskalarim da fakire iyilige tesvik etme- 
yen o kimseyi gordiin mii?) buyurulmusdur. Bu gibi kimselerin 
ibadeti kabul olunmaz. islam dininde yasaklardan, haramlardan 
sakmmak, emrleri, farzlan yapmakdan daha once gelmekdedir. 
Hakiki bir miisliman, her seyden once, tam ve miikemmel bir in- 
sandir. Giiler yiizlii, tath dilli, dogru sozliidiir. Kizmak nedir bil- 
mez. Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" buyurdu ki, 
(Kendisine yumusakhk verilen kimseye diinya ve ahiret iyilikleri 
verilmisdir). 

Miisliman son derece miitevazi' [aleak g6nullu]diir. Kendisine 
basvuran herkesi dinler ve imkan buldukca yardim eder. 

Miisliman vakurdur, kibardir. Ailesini ve vatamm sever. Pey- 

-131- 



gamberimiz "sallallahii teala aleyhi ve sellem" (Vatan sevgisi 
fmandandir) buyurmusdur. Bunun icin, vatanma saldiranlara karsi 
hiikumet harb ederken, seve seve askerlik vazifesini yapar. Yuka- 
nda bahs etdigimiz 1560 tarihli bir Alman rahibi tarafmdan yazilan 
eserde soyle denilmekdedir: (Miisliman Tiirklerin nicin her sefer- 
de bizi yendiklerini simdi anladim. Burada bir gaza oldugu zeman, 
Miislimanlar derhal silahlanna sanlip, vatanlan ve dinleri ugruna 
seve seve carpismakda ve olmekdedirler. Gazada olenlerin Cenne- 
te gideceklerine inamyorlar. Halbuki bizde bir harb ihtimali olun- 
ca, herkes askere gitmemek icin saklanacak yer arar. Zorla askere 
alinanlar ise, isteksiz dogiisiirler). 

Allahii tealamn, kullannm nasil olmasini istedigi Kur'an-i ke- 
rimde ne guzel aciklanmakdadir: Fiirkan suresinin 63-69. ayet-i ke- 
rimelerinde mealen, (Rahmanin [ya'ni kullarma acimasi cok olan 
Allahii tealamn faziletli] kullari, yer yiiziinde goniil alcakbgi ve va- 
kar ile yiiriirler. Cahiller kendilerine satasdigi zeman onlara, (sag- 
hk, esenlik size) gibi giizel sozler soyliyerek dogruluk ve tathhkla 
giinahdan sakimrlar. Onlar, Rableri icin, secde ve kryain ederek 
[ya'ni nemaz kilarak] gecelerler. [Ona hamd ederler.] Onlar (Rab- 
bimiz Cehennem azabini bizden uzaklasdir. Dogrusu Onun azabi 
devamb ve acidir, orasi siibhesiz ne kotii bir yer ve ne kotii bir clu- 
rakdir) derler. Onlar sarf etdikleri zeman, ne israf, ne de cimrilik 
ederler, ikisi ortasi bir yol tutarlar ve kimsenin hakkmi kesmezler. 
Onlar Allaha ortak kosmazlar. Allahin haram etdigi cana kiyip, 
kimseyi oldiirmezler. [Ancak suclulan cezalandinrlar.] Zina et- 
mezler). Ve 72-74. ayetlerinde, ([Allahii tealamn sevdigi, faziletli 
kullar], Yalan yere sehadet etmezler. Faidesiz ve zararb islerden 
kacimrlar. Boyle faidesiz veya glide yapilan bir ise tesadiifen kari- 
sacak olurlarsa, yiiz cevirip vakarla uzaklasirlar. Kendilerine Alla- 
hin ayetleri hatirlatddigi zeman, korler ve sagirlar gibi gormemez- 
lik, dinlememezlik etmezler. Onlar, (Ya Rabbi, bize zevcelerimiz- 
den ve cocuklarimizdan goziimiizii aydinlatacak salih kisiler ihsan 
et! Bizi, Allaha karsi gelmekden sakinanlara onder yap! diye yal- 
vanrlar) buyurulmusdur. 

Bundan baska, Saf suresinin ikinci ve iiciincii ayetlerinde me- 
alen, (Ey iinan edenler! Yapmadigimz bir seyi nicin soylersiniz? 
Yapamadigimz seyi yapdik demeniz, Allah katinda biiyiik ofkeye 
sebeb olur) buyurulmusdur ki, bu da, bir insamn yapamiyacagi bir 
seyi va'd etmesinin, onu Allah katinda kotii kisi yapacagini goster- 
mekdedir. 

Hakiki miisliman, dinine, anasina, babasina, hocasma, amirine, 
memleketin biiyiiklerine ve kanunlara karsi son derecede saygih- 

-132- 



dir. Liizumsuz seylerle ugrasmaz. Ancak fa'ideli seylerle mesgul 
olur. Kumar oynamaz. Vaktini bos gecirmez. 

Hakiki musliman, ibadetini tarn yapar. Allahii tealaya olan siik- 
ran borcunu oder. ibadetini, yalmz laf olsun veya yasak ortadan 
kalksm diye yapmaz. ibadetini, biiyiik bir arzu, istek, sevgi ile ya- 
par. Allahii tealadan korkmak demek, Onu cok sevmek demekdir. 
Insan, nasil cok sevdigi bir kimsenin uzulmesini istemez ve onu 
iizecegim diye korkarsa, Allahii tealaya ibadet de, Ona olan sevgi- 
mizi isbathyacak bir seklde yapilmahdir. Allahii tealanm bize ver- 
digi ni'metler o kadar cokdur ki, Ona olan siikran borcumuzu an- 
cak, Onu cok severek ve Ona candan ibadet ederek odemege ca- 
hsmahyrz. Ibadetin, muhtelif nev'leri vardir. Bir kismi, yukanda da 
zikr etdigimiz gibi, Allahii teala ile kul arasmdadir. Allahii teala, 
kendisine ibadetde kusur edenleri belki afv eder. Baskasmm hak- 
kina ri'ayet etmek de ibadetdir. Baskalarma fenahk edenleri ve 
iizerinde baskasmm hakki bulunanlan, hak sahibleri afv etmedik- 
ce asla afv etmez. 

Asagidaki hadis-i senfler, meshur (Mi§kat-iil-mesabih) [11 kitabi- 
nm farisi serhi olan (Esi'at-iil-lemeat) in dordiincii cildinden alm- 
misdir: 

1 — insanlara merhamet etmeyene, Allahii teala merhamet et- 
mez. 

2 — Zuline iiiani" olarak, zalime de mazluma da yardim ediniz! 

3 — Satin alinan bir gomlege verilen paranin onda dokuzu ha- 
lal ve onda biri haram olsa, bu gomlekle kilman nemazi, Allahii te- 
ala kabul etmez. 

4 — Miisliman, miislimamn kardesidir. Ona zulm etmez. Onun 
yardimina kosar. Onu kiiciik ve kendinden asagi gormez. Onun 
kamna, mahna, uzina, namusuna zarar vermesi haramdir. 

5 — Allaha yemin ederim ki, bir kimse kendisi icin sevdigini, 
din kardesi icin de sevmedikce imam temam olmaz. 

6 — Allaha yemin ederim ki, kotiiliigiinden komsusu einin ol- 
miyamn, imam yokdur. [Ya'ni, hakiki mu'min degildir.] 

7 — Kalbinde merhameti olmiyamn imam yokdur. [Ya'ni ka- 
mil degildir.] 

8 — insanlara merhamet edene, Allahii teala merhamet eder. 

9 — Kiiciiklerimize acimayan ve biiyiiklerimize saygih olmi- 



[1] Miskatm miiellifi Veliyyiiddin Muhammed, 749 [m. 1348] da vefat etdi. 

-133- 



yan, bizden degildir. 

10 — Ihtiyarlara saygi gosteren ve yardim eden ihtiyarlayinca, 
Allahii teala ona da yardimcilar nasib eder. 

11 — Allahii tealamn sevdigi ev, yetim bulundurulan ve ona iyi- 
lik yapdan evdir. 

12 — Yaninda birini giybet edeni susturan kimseye, Allahii te- 
ala diinyada ve ahiretde yardim eder. Giicii yeterken susturmazsa, 
Allahii teala onu diinyada ve ahiretde cezalandinr. 

13 — Din kardesinin aybini, utanc verici halini goriip de, bunu 
orten, gizliyen kimse, islamiyyetden once arablarin yapdiklari gibi, 
diri gomiilen kizi mezardan cikarmis, oliimden kurtarmis gibidir. 

14 — Iki arkadasdan Allahii teala indinde daha iyi olani, arka- 
dasina iyiligi daha cok olamdir. 

15 — Bir kimsenin iyi veya kotii oldugu, [miisliman] komsula- 
riniii onu begenip begenmemesi ile anlasdir. 

16 — Cok nemaz kilan, cok oruc tutan, cok sadaka veren, fekat 
dili ile komsularim inciten kimsenin gidecegi yer Cehennemdir. 
Nemazi, orucu, sadakasi az olup, dili ile komsularim incitmiyenin 
yeri Cennetdir. 

17 — Allahii teala, diinyahgi, dostlarma da diismanlarma da 
vermisdir. Giizel ahlaki ise, yalniz sevdiklerine vermisdir. [iyi huy- 
lu olan kafirlerin oliimleri yaklasinca, imana kavusacaklan umulur 
soztiniin dogru oldugu buradan da anlasilmakdadir.] 

18 — Bir kimsenin lrzina, mahna saldiramn sevablari, kiyamet 
giinii o kimseye verilir. ibadetleri, iyilikleri yoksa, o kimsenin gii- 
nahlari buna verilir. 

19 — Allahii teala indinde giinahlarm en biiyiigii, kotii huylu 
olmakdir. 

20 — Bir kimse, sevmedigi birisine bela, sikinti geldigi icin se- 
vinirse, Allahii teala, bu kimseye de bu belayi verir. 

21 — Iki kisi mescide gelip nemaz kildilar. Kendilerine birsey 
ikram edildi. Oruclu olduklanm soylediler.Konusdukdan sonra, 
kalkip giderlerken, Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem", 
bunlara, (Nemazlarimzi tekrar kiliniz ve oruclarmizi, tekrar tutu- 
nuz! Ciinki konusurken bir kimseyi giybet etdiniz. [Kusurunu soy- 
lediniz.] Giybet etmek, ibadetlerin sevabim giderir) buyurdu. 

22 — Hased etmeyiniz! Ates odunu yok etdigi gibi, hased de 
insanin sevablarim giderir. [Hased, kiskanmak, cekememek de- 
mekdir. Ya'ni, Allahii tealamn birisine vermis oldugu ni'metin on- 

-134- 



dan gitmesini istemek demekdir. Ondan gitmesini istemeyip de, 
kendisinde de olmasini istemek, hased olmaz. Buna (Gibta) et- 
mek, imrenmek denir. Birisinde bulunan kotii, zararli seyin gitme- 
sini istemek, (Gayret) ve (Hamiyyet) olur.] 

23 — Iyi huylu kimse, diinyada ve ahiretde iyiliklere kavusa- 
cakdir. 

24 — Allahii teala, diinyada giizel suret ve iyi huy ihsan etdigi 
kulunu, ahiretde Cehenneme sokmaz. 

25 — Ebu Hiireyreye (iyi huylu ol!) buyurdu. iyi huy nedir de- 
yince, (Senden uzaklasana yaklasip nasihat et ve sana zulm edeni 
afv et ve mahni, ilmini, yardimini senden esirgeyene bunlari bol 
bol ver!) buyurdu. 

26 — Kibrden, hiyanetden ve borcdan temiz olarak olen kim- 
senin gidecegi yer Cennetdir. 

27 — Peygamberimiz "sallallahu teala aleyhi ve sellem" borclu 
olan birinin cenaze nemazmi kilmak istemedi. Ebu Katade ismin- 
deki bir sahabi "radiyallahii anh", onun borcunu, havale yolu ile 
kendi iizerine aldi. Peygamberimiz de cenaze nemazmi kilmagi ka- 
bul buyurdu. 

28 — Zevcelerinizi dogmeyiniz! [Onlan iizecek soz ve hareket- 
lerde bulunmayimz!] Onlar, sizin koleniz degildir. 

29 — Allahii teala indinde en iyiniz, zevcesine karsi en iyi ola- 
nimzdir. Zevcesine karsi en iyi olamniz, benim. 

30 — Imam iistiin olamniz, huyu daha giizel ve zevcesine daha 
yumusak olammzdir. 

Yukanda yazili hadis-i seriflerin cogu, biiyiik islam alimi, ibni 
Hacer-i Mekkinin "rahmetullahi aleyh"' 11 (Zevacir)inde, (ihti- 
kar)dan once yazilidir. Bunlar, giizel islam ahlakinm kaynagidirlar. 
Islam alimleri, bu hadis-i seriflerden, cesidli hiikmler cikarmislar- 
dir. Bu hiikmlerin birkaci sunlardir. 

1 — Dar-iil-harbe, ya'ni kafirlerin memleketine giden muslima- 
nin, onlann mallarma, canlanna ve lrzlanna saldirmasi, orada hir- 
sizlik yapmasi haramdir. Onlann kanunlarma karsi gelmemeli, 
alis-verisde ve nakl vasitalannda hile ve hiyanet yapmamalidir. 

2 — Kafirin mahm almak, kalbini kirmak, muslimamn malim 
almakdan daha biiyiik giinahdir. Hayvan hakki, insan hakkmdan 
ve kafirin hakkmdan daha biiyiik giinahdir. 

3 — Baskasmm mahm ondan iznsiz ahp, kullamp, zarar yapma- 
dan yerine birakmak haramdir. 



[1] Ibni Hacer, 974 [m. 1566] de vefat etdi. 

-135- 



4 — Bir kimse, mail oldugu halde, borcunu odemegi bir saat ge- 
cikdirirse, zalim ve asi olur. Her an la'net altinda bulunur. Bore 
odememek oyle bir giinahdir ki, uykuda bile durmadan yazilir. De- 
geri dilsuk olan para veya ise yaramayan mal vererek oder ve bu- 
nu hak sahibi istemiyerek alirsa, yine gunah olur. Onu razi etme- 
dikce, gonlunu almadikca giinahdan kurtulamaz. 

Islam alimleri, islam dininin emr etdigi giizel ahlaki, 1400 sene- 
den beri, hep anlatmislar ve kitablarmda yazmislardir. Boylece, is- 
lam dininin bildirdigi giizel huylan genclerin kafalanna, kalblerine 
yerlesdirmege cahsmislardir. Giizel ahlaki yayan sayisiz kitablar- 
dan biri, misal olarak asagida yazihdir. 

Derin islam alimi, biiyiik veli, ikinci bin yilm miiceddidi olan 
imam-i Rabbani Ahmed Farukinin "rahime-hullahii teala" (Mek- 
tubat) kitabi cok kiymetlidir. Osmanh devletinde islam medresele- 
rinin en yiiksegi olan (Medreset-iil-mutehassisin)de tesavvuf mii- 
derrisi [profesorii] olan Seyyid Abdiilhakim Efendi "rahime-hulla- 
hii teala", cok kerre (islam dininde, Mektubat kitabi kadar kiy- 
metli hicbir kitab yazilmamisdir) ve (Allahm kitabi olan Kur'an-i 
kerimden ve Peygamberimizin hadis-i seriflerinden sonra, en kiy- 
metli, en iistiin kitab, imam-i Rabbaninin (Mektubat) kitabidir) 
buyurmusdur. imam-i Rabbani "rahime-hullahii teala" 971 [m. 
1563] de Hindistanda Serhend sehrinde dogmus, 1034 [m. 1624] de 
orada vefat etmisdir. Abdiilhakim efendi, 1281 [m. 1865] de Van- 
da tevelliid, 1362 [m. 1943] de Ankarada vefat etmisdir. Baglumda 
medfundur. 

(Mektubat) in birinci cild, yetmisaltmci mektubunda buyurulu- 
yor ki: 

Sure-i Hasrin yedinci ayetinde mealen, (Resuliimiin getirdigi 
emrleri aliniz, ita'at ediniz! Nehy, men', yasak etdigi seylerden sa- 
kimniz!) buyurulmusdur. Diinyada felaketlerden, ahiretde azab- 
dan kurtulmak icin, iki sey lazimdir: Emrlere sanlmak ve yasaklar- 
dan sakinmakdir. Bu ikisine islamiyyete uymak denir. Bu ikisin- 
den en biiyiigii, daha liizumlusu, ikincisidir ki, buna (Vera') ve 
(Takva) denir. Resulullahin "sallallahii aleyhi ve sellem" yanmda, 
birisinin cok ibadet etdigini, cok ugrasdigim soylediler. Birisinin 
de, yasak edilen seylerden cok sakindigim soylediklerinde, (Hic- 
bir^ey, vera' gibi olamaz!) buyurdu. Ya'ni, yasaklardan sakmmak, 
daha kiymetlidir buyurdu. Bir hadis-i serifde de, (Dfninizin diregi 
vera'dir) buyurdu. insanlarm meleklerden daha iistiin olabilmesi, 
vera' sayesindedir ve terakki etmeleri, yiikselmeleri bu sayededir. 
Melekler de, emrlere ita'at etmekdedir. Halbuki melekler, terakki 
edemiyor. O halde, vera'a sanlmak ve takva iizere olmak, hersey- 

-136- 



den daha liizumludur. Islamiyyetde en kiymetli sey, takvadir. Di- 
nin temeli, takvadir. Vera' ve takva, haramlardan kacmmak de- 
mekdir. Haramlardan temamen kacmabilmek icin, mubahlarm 
fazlasmdan kacmmahdir. Mubahlan, lazim oldugu kadar, kullan- 
malidir. Bir insan, mubah, ya'ni Islamiyyetin izn verdigi seylerden, 
her istedigini yapar, taskmca mubah islerse, siibheli seyleri yapma- 
ga baslar. Siibheliler ise, haram olanlara yakmdir. Insanm nefsi, 
hayvan gibi, kendine diiskundiir. Ucurum yamnda dolasan, birgiin 
ucuruma diisebilir. Vera' ve takvayi tam yapabilmek icin, mubah- 
lan lazim oldugu kadar kullanmah, zaruret mikdanm asmamahdir. 
Bu kadanm kullamrken de kulluk vazifelerini yapabilmek icin kul- 
lanmaga niyyet etmelidir. Mubahlarm fazlasmdan temamen kaci- 
nabilmek, her vakt ve hele bu zemanda, hemen hemen mumkin 
degildir. Hie olmazsa, haramlardan kaemmah, mubahlarm fazla- 
smdan da elden geldigi kadar sakmmaga cahsmahdir. Mubahlar, 
liizumundan fazla islendikde, pisman olup tevbe etmelidir. Bu isle- 
ri, haram islemege baslangic bilmelidir. Allahii tealaya sigmmah ve 
yalvarmahdir. Bu pismanhk, tevbe ve yalvarmak, belki mubahlarm 
fazlasmdan biisbiitun sakmmak yerine gecerek, boyle islerin afe- 
tinden, zararmdan korur. Ca'fer bin Sinan buyuruyor ki, (Giinah 
isleyenlerin, boynunu biikmesi, ibadet edenlerin gogsiinii kabart- 
masindan daha iyidir). 

Haramlardan kacmmak da, iki diirludiir: Birinci kismi, yalniz 
Allahii tealamn hakki olan, Onun emri olan giinahlardan kacin- 
makdir. ikinci kismi, insanlarm, mahluklann haklan da bulunan 
giinahlardan kacinmakdir. ikinci kismi, daha miihimdir. Allahii te- 
ala, hicbirseye muhtac degildir ve cok merhametlidir. Kullar ise, 
pekcok seye muhtac olduklan gibi, cimridirler. Resulullah "sallal- 
lahii aleyhi ve sellem" buyurdu ki: (Uzerinde kul hakki olan, in- 
sanlarm nialiiia, irzina dokunan, olmeden once halallassin, odesin! 
Zira ahiret giinii altinin, iiialin degeri olinaz. O giin, hak odenince- 
ye kadar, kendi sevablanndan ahnacak, sevablan olmazsa, hak sa- 
hibinin giinahlari, buna yiiklenecekdir). 

[Ibni Abidin "rahmetullahi aleyh" 1 ' 1 (Durr-iil-muhtar) kitabim 
aciklarken, nemaza niyyet bahsi, ikiyiizdoksanbesinci sahifede bu- 
yuruyor ki, (Kiyamet giinii, hak sahibi, hakkim afv etmezse, bir 
dank hak icin, cema'at ile kihnmis kabul olmus yediyiiz nemazi ah- 
mp, hak sahibine verilecekdir). Bir dank, dirhemin altida biri, yak- 
lasik olarak, yanm gram gumiisdiir]. 



[1] Muhammed ibni Abidin, 1252 [m.1836] da Samda vefat etdi. 

-137- 



Birgiin Resulullah "sallallahti aleyhi ve sellem", Eshab-i kira- 
ma karsi: (Miiflis kime denir, biliyor musunuz?) buyurdukda: (Pa- 
rasi ve mail kalmayan kimseye diyoruz) dediler. Buyurdu ki: (Urn- 
metim arasinda miiflis, su kimsedir ki, kiyamet giinii, defterinde 
cok nemaz, oruc ve zekat sevabi bulunur. Fekat, bir kimseye sov- 
miis, iftira etmis, malim almis, kamm dokmiis, dogmiis. Sevablari, 
bu hak sahiblerine dagitihr. Haklari odenmeden once sevablari bi- 
terse, hak sahiblerinin giinahlan, bunun iizerine yiikletilir. Sonra 
Cehenneme atdir) buyurdu. 

(Mektubat)m 98. ci mektubunda buyuruluyor ki: 

Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", (Allahii teala refikdir. 
Yumusakhgi sever. Sertlik edenlere vermedigi seyleri yumusak 
davrananlara ihsan eder. Baskalarina vermez) buyurdu. Bu hadis, 
imam-i Miislimin (Sahih)inde vardir. 

Yine (Miislim)de bildiriliyor ki, Aiseye "radiyallahii teala an- 
ha" (Yumusak davran! Sertlikden ve cirkin seyden sakin! Yumu- 
sakhk insam siisler. Cirkinligi giderir) buyurdu. 

[(Miislim)deki] hadis-i serifde, (Yumusak davranmayan, hayr 
yapmamis olur) buyuruldu. 

[(Buhari)deki] hadis-i serifde, (icinizde en sevdigim kimse, hu- 
yu en giizel olaninizdir) buyuruldu. 

[imam-i Ahmed ve Tirmuzinin "rahime-humullahii teala" 1 ' 1 bil- 
dirdikleri] hadis-i serifde, (Kendisine yumusakhk verilen kimseye 
diinya ve ahiret iyilikleri verilmisdir) buyuruldu. 

[Imam-i Ahmed, Tirmuzi, Hakim ve Buharmin "rahime-hu- 
mullahii teala" bildirdikleri] hadis-i serifde, (Haya, tmandandir. 
Imam olan Cennetdedir. Fuhs, kotiiliikcliir. Kotiiler Cehennemde- 
dir) buyuruldu. 

[Imam-i Ahmed ve Tirmuzinin bildirdikleri] hadis-i serifde, 
(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakmasi 
liaram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz. Bu kimse, insan- 
lara kolayhk, yumusakhk gosteren mii'mindir) buyuruldu. 

[Imam-i Ahmed ve Tirmuzi ve Ebu Daviidiin bildirdikleri] ha- 
dis-i serifde, (Yumusak olanlar ve kolayhk gosterenler, hayvamn 
iizerinde, yularim tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse, hay van 
ona uyar. Tasin iizerine gotiirmek isterse, hayvan oraya kosar) bu- 
yuruldu. 



[1] Muhammed Tirmuzi, 279 [m. 892] de vefat etdi. 

-138- 



[(Buhari)deki] hadis-i serifde, (Kizdigi zeman istedigini yapabi- 
lecek bir kimse kizmazsa, Allahii teala kiyamet giinii onu herkesin 
ortasinda cagmr, "Cennetde istedigin hurinin yanina git" der) bu- 
yuruldu. 

[Biitiin kitablarda yazili olan hadis-i serifde] bir kimse Resulul- 
lahdan nasihat istedikde, (Kizma, sinirlenme!) buyurdu. Birkac 
kerre sordukda, hepsinde de (Kizma, sinirlenme!) buyurdu. 

[Tirmiizi ve Ebu Daviiddaki] hadis-i serifde, (Cennete gidecek 
olanlan haber veriyorum dinleyiniz! Za'ifdirler, giicleri yetmez. 
Birsey yapmak icin yemin ederlerse, Allahii teala, bunlarin yemin- 
lerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanlan bildi- 
riyorum, dinleyiniz! Sertlik gosterirler. Acele ederler. Kendilerini 
iistiin gtiriirler) buyuruldu. 

[Tirmiizi ve Ebu Daviidiin "rahime-hiimallahu teala" bildirdik- 
leri] hadis-i serifde, (Bir kimse ayakda iken kizarsa, otursun, otur- 
makla gecmezse, yatsin!) buyuruldu. 

[Taberani, Beyheki ve ibni Asakirin "rahime-hiimullahu teala" 
bildirdikleri] hadis-i serifde, (San sabir maddesi bah bozdugu gibi, 
kizginhk da, imam bozar) buyuruldu. 

[Beyheki ve Ebu Nuaymm 1 ' 1 bildirdikleri] hadis-i serifde, (Al- 
lah icin asagi goniillii olam, Allahii teala yiikseltir. Bu, kendini kii- 
ciik goriir. Fekat, insanlarm goziinde biiyiikdiir. Bir kimse, kendi- 
ni baskalarmdan iistiin tutarsa, Allahii teala onu alcaltir. Herkesin 
goziinde kiiciik olur. Kendini yalmz kendisi biiyiik goriir. Hatta 
kopekden, domuzdan daha asagi goriiniir) buyuruldu. 

[Beyhekinin "rahime-hullahii teala" bildirdigi] hadis-i serifde, 
(Musa aleyhisselam: Ya Rabbi! Kulhii imii en krymetlisi kimdir? 
dedikde, giicii yetdigi zeman afv edendir, buyurdu) buyuruldu. 

[Ebu Ya'lanm bildirdigi] hadis-i serifde, (Bir kimse, dilini tutar- 
sa, Allahii teala onun utanacak seylerini orter. Gadabmi tutarsa, 
kiyamet giinii, Allahii teala azabuu ondan ceker. Bir kimse Allahii 
tealaya yalvanrsa, onun chiasmi kabul eder) buyuruldu. 

Tirmuzide bildiriliyor: Mu'aviye "radiyallahii anh", Umm-iil- 
mii'minin Aiseye "radiyallahii anha" mektub yazarak nasihat yaz- 
masini istedikde, cevab yazarak: Allahii tealamn selami senin iize- 
rine olsun! Resulullahdan isitdim. Buyurdu ki, (Bir kimse insanla- 
rm kizacaklari seyde Allahii tealamn rizasim ararsa, Allahii teala 
onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allahii tealamn 



[1] Ahmed Ebu Nu'aym, 430 [m. 1039] da vefat etdi. 

-139- 



kizacagi seyde, insanlarm rizasmi ararsa, Allahii teala onun isini in- 
sanlara birakir) dedi. 

Allahii teala bizi ve sizi, hep dogru soyliyenin haber verdigi bu 
hadis-i seriflere uymakla sereflendirsin! Bunlara uygun hareket et- 
mege cahsmrz! 

Diinya hayati cok kisadir. Ahiretin azablan pek aci ve sonsuz- 
dur. Ileriyi goren akl sahiblerinin hazirlikh olmasi lazimdir. Dtin- 
yanin, giizelligine ve tadma aldanmamahdir. Insamn serefi ve kiy- 
meti diinyahkla olciilse idi, diinyahgi cok olanlarm herkesden da- 
ha kiymetli ve daha iistiin olmasi lazim gelirdi. Diinyamn goriinii- 
siine aldanmak aklsizlikdir, ahmakhkdir. Birkac giinliik zemani 
biiyiik ni'met bilerek, Allahii tealamn begendigi seyleri yapmaga 
cahsmahdir. Allahii tealamn kullarma ihsan, iyilik etmelidir. Kiya- 
metde azablardan kurtulmak icin, iki biiyiik temel, ya'ni iki yol 
vardir: Birincisi, Allahii tealamn emrlerine kiymet vermek, saygi 
gostermekdir. ikincisi, Allahii tealamn kullarma, yaratdiklarma 
sefkat, iyilik etmekdir. Hep dogru soyleyici olan Peygamberimiz 
"sallallahii teala aleyhi ve sellem", her ne soyledi ise, hepsi dogru- 
dur. Saka, eglence, sayiklama sozler degildir. Tavsan gibi gozii 
acik uyku ne kadar siirecek? Bu uykunun sonu, rezil, riisva olmak 
ve eli bos, mahrum kalmakdir. Mii'minun siiresinin yiizonbesinci 
ayetinde mealen, (Sizi abes olarak, oyuncak olarak mi yaratdim 
saniyorsunuz? Bize donmiyecek misiniz diyorsunuz?) buyuruldu. 
Her ne kadar, boyle sozleri dinliyecek halde olmadigmizi biliyo- 
rum. Gencsiniz. iciniz kaymyor. Diinya ni'metleri icindesiniz. 
Herkese soziiniiz geciyor. istediginizi yapabiliyorsunuz. Fekat si- 
ze acidigimiz icin, iyilik etmek istedigimiz icin bunlar yazildi. Eli- 
nizden birsey kacmis degildir. Tevbe edilecek, Allahii tealaya yal- 
varacak zemandir. Doksansekizinci mektubdan terceme temam 
oldu. 

Seyyid Abdtilhakim Efendi "rahime-hullahii teala", (Er-riyad- 
iit-tesawufiyye) kitabinda, tesavvufu ta'rif ederken, (Tesavvuf, in- 
sanhk sifatlarmdan cikarak, melek sifatlan ile bezenmek ve ilahi 
ahlaki huy edinmekdir) buyuruyor. Ebu Muhammed Cerirmin 1 ' 1 
de, (Tesavvuf, biitiin iyi huylarla bezenmek ve biitiin kotii huylar- 
dan armmakdir) dedigini bildiriyor. 

Biiyiik islam alimi, ikinci bin senenin miiceddidi imam-i Rab- 



[1] Ebu Muhammed Ceriri Ahmed bin Muhammed bin Hiiseyn 311 [m. 
923] de vefat etdi. Ciineyd-i Bagdadinin talebelerinin en buyiiklerin- 
dendir. 

-140- 



bam Ahmed Farukmin oglu Muhammed Ma'sum "rahime-hullahii 
teala", uc cild olan, farisi (Mektubat) kitabimn birinci cildinin 147 
nci mektubunu, Hindistan valilerinden mir Muhammed Hafiye 
yazmisdir. Bu mektubunda buyuruyor ki: 

Allahii teala, bizi ve sizi, Peygamberlerin iistunii olan, alemle- 
rin Rabbinin sevgilisi Muhammed aleyhisselamm yolundan sapdir- 
masin! Merhametli kardesim! insamn omrti cok kisadir. Sonsuz 
olan ahiret hayatinda, insamn karsilasacagi seyler, diinyada yasa- 
digi hale baghdir. Akh basinda olan, ileriyi gorebilen bir kimse, ki- 
sa olan diinya hayatinda, hep, ahiretde iyi ve rahat yasamaga sebeb 
olan seyleri yapar. Ahiret yolcusuna lazim olan seyleri hazirlar. Al- 
lahii teala, sizi bircok insamn basina koymus, cok kimsenin ihtiyac- 
larini gormege vesile kilmisdir. Bu kiymetli ve kazanch vazifeye 
kavusdugunuz icin cok stikrediniz! Allahii tealamn kullarma hiz- 
met etmek icin cahsimz! Rabbimizin kullarma hizmet etmekle 
diinyada ve ahiretde ni'metlere kavusacagmrzi diisiinunuz! insan- 
lara karsi yumusak olmanm, onlara iyilik etmenin, onlarm islerini 
giiler yiizle ve tath dille ve kolayhkla yapmamn Allahii tealamn 
sevgisine kavusduran yol oldugunu biliniz! Ahiretin azablarmdan 
kurtulmaga ve Cennet ni'metlerinin artmasina sebeb olacagmdan, 
hie siibheniz olmasm! Peygamberimiz "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem", bunu su hadis-i serifi ile cok giizel bildirmisdir: 

(Allahii teala, kullannin ihtiyaclarim yaratir, gonderir. Allahii 
tealamn en cok sevdigi kulu, Onun ni'metlerinin kullarma iilasma- 
sina vasita olan kimsedir.) 

Miislimanlann ihtiyaclarim karsilamamn ve onlari sevindirme- 
nin ve giizel ahlakh olmanm kiymetini bildiren ve yumusak, agir 
bash ve sabrh olmagi oven ve tesvik eden birkac hadis-i serifi asa- 
giya yaziyorum. Bunlan iyi anlayimz. Anlamadiginiz yerler olursa, 
onlari, dinini bilen ve bildiklerine uygun yasayan kimselerden so- 
rup anlayimz! [Peygamberimizin "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" mubarek sozlerine (Hadis) denir.] Asagidaki hadis-i senfleri 
dikkatle okuyunuz! Her soziiniizde ve her isinizde bunlara uyma- 
ga cahsimz! 

1 — (Miisliman, iiiiisliiiianin kartlesidir. Birbirlerini incitmez- 
ler, iizmezler. Bir kimse, din kardesinin bir isine yardun etse, Alla- 
hii teala da onun isini kolaylasdirir. Bir kimse, bir miislimamn si- 
kintisim giderir, onu sevindirirse, kiyamet giiniiniin en sikmtdi ze- 
manlarinda, Allahii teala onu sikintidan kurtarir. Bir kimse bir 
miislimamn aybini, kusurunu orterse, Allahii teala, kiyamet giinii 
onun ayblarmi, kabahatlerini orter.) [Buhari, Muslim] 

-141- 



2 — (Bir kimse, din kardesine yardimci oldukca, Allahii teala 
da ona yardimci olur.) [Muslim] 

3 — (Allahii teala, ba'zi kullarim baskalarimn ihtiyaclarim kar- 
silamak, onlara yardimci olmak kin yaratmisdir. ihtiyaci olanlar 
bunlara has vurur. Bunlar icin ahiretde azab korkusu olmayacak- 
dir.) [Taberani] 

4 — (Allahii teala, ba'zi kullarina diinyada cok ni'met vermis- 
dir. Bunlari, kullarina faideli olmak icin yaratmisdir. Bu ni'metleri 
Allahii tealamn kullarina dagitirlarsa, ni'metleri azalmaz. Bu 
ni'metleri Allahin kullarina ulasdirmazlarsa, Allah ni'metlerini 
bunlardan ahr. Baskalarina verir.) [Taberani ve ibni Ebid-diinya [11 ] 

5 — (Bir miislimamn, din kardesinin bir ihtiyacim karsdamasi 
on sene i'tikaf etmesinden daha kazanchdir. Allah rizasi icin bir 
giin i'tikaf yapmak ise, insam Cehennem atesinden pek cok iizak- 
lasdinr. [Taberani ve Hakim.] [Ramezan aymm son on guniinde, 
gece giindiiz bir cami'de kapanarak ibadet etmege, i'tikaf yapmak 
denir.] 

6 — (Bir kimse, din kardesinin bir isini yaparsa, binlerle melek 
o kimse icin diia eder. O isi yapmaga giderken, her adimi icin bir 
giinahi afvolur ve kendisine kiyametde ni'metler verilir.) [ibni Ma- 
ce] 

7 — (Bir kimse, din kardesinin bir isini yapmak icin giderse her 
adimmda yetmis giinahi afvedilir ve yetmis sevab verilir. Bu is bi- 
tinceye kadar boyle devam eder. is yapihnca, biitiin giinahlan af- 
vedilir. Bu isi yaparken oliirse, sorgusuz, hesabsiz Cennete girer.) 
[Ibni Ebid-diinya] 

8 — (Bir kimse, din kardesinin rahata kavusmasi veya sikinti- 
dan kurtulmasi icin hukiimct adamlanna gidip ugrasirsa, kiyamet 
giinii sirat kopriisiinden, herkesin ayaklari kaydigi zeman, Allahii 
teala onun siir'atle gecmesi icin yarmm eder.) [Taberani] 

9 — (Allahii tealamn en sevdigi is, elbise vererek veya doyura- 
rak veya baska bir ihtiyacim karsilayarak, bir mii'mini sevindir- 
mekdir.) [Taberani] 

10 — (Allahii tealamn farzlardan sonra en cok sevdigi is, bir 
mii'mini sevindirmekdir.) [Taberani.] [Allahii tealamn emrlerine 
(Farz) denir. Bu hadis-i serifden anlasihyor ki, Allahii teala, farz 
olan ibadetleri yapanlan daha cok sever. Allahii tealamn yasak et- 
digi zararh, cirkin islere (Haram) denir. Allahii teala, haramdan 



[1] Ibni Ebid-dunya Abdullah, 281 [m. 894] de Bagdadda vefat etdi. 

-142- 



sakinam, farzlan yapanlardan daha cok sever, iyi huylu olmak 
farzdir. Kotii huylu olmak haramdir. Kotiiliik yapmakdan sakin- 
mak, iyilik yapmakdan daha kiymetli ve daha sevabdir.] 

11 — (Bir kiinse bir mii'mine bir iyilik yapinca, Allahii teala bu 
iyilikden bir melek yaratir. Bu melek, hep ibadet eder. ibadetleri- 
nin sevablari bu kimseye verilir. Bu kimse oliip, kabre konunca, bu 
melek inn In ve sevimli olarak bunun kabrine gelir. Melegi goriin- 
ce ferahlanir, nes'elenir. Sen kimsin der. Ben, falanca kimseye yap- 
digin iyilik ve onun kalbine koydugun nes'eyim. Allahii teala beni 
bugiin seni sevindirmek ve kiyamet giinii sana sefa'at etmek ve 
Cennetdeki yerini sana gostermek icin gonderdi der.) 

12 — Resulullahdan "sallallahii aleyhi ve sellem" soruldu ki, 
Cennete girmege sebeb olan seylerin bashcasi nelerdir? (Allahii 
tealadan korkmak ve iyi huylu olmakdir) buyurdu. Cehenneme 
girmege sebeb olan seylerin bashcasi nelerdir denildikde, (Diline 
ve sehvetine hakim olmamakdir) buyurdu. [Tirmiizi, ibni Hibban 
ve Beyheki 11 '.] [Allahii tealadan korkmamn alameti, haramlardan 
sakmmakdir.] 

13 — (Imam en kuvvetli olammz, ahlaki en giizel ve zevcesine 
karsi en yumusak olammzdir.) [Tirmiizi ve Hakim] 

14 — (insan, giizel huyu sebebiyle, Cennetin en iistiin derece- 
lerine kavusur. [Nafile] ibadetler, insam bu derecelere kavusdura- 
maz. Kotii huy, insam Cehennemin en asagi cukurlarina siiriikler.) 
[Taberani] 

15 — (Ibadetlerin en kolayi ve en halTfi, az konusmak ve iyi 
huylu olmakdir. Bu soziime iyi dikkat ediniz!) [ibni Ebid-diinya] 

16 — Bir kimse, Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" (islerin en iyisi hangisidir) dedi. (Giizel huylu olmakdir) bu- 
yurdu. Kalkip, biraz sonra, sag tarafma gelip, yine sordu. Yine, 
(iyi huylu olmakdir) buyurdu. Gidip, sonra sol tarafina gelip, Al- 
lahm en sevdigi is nedir, dedi. Yine, (iyi huylu olmakdir) buyur- 
du. Sonra, arkadan gelip, en iyi, en kiymetli is nedir, dedi. Haz- 
ret-i Peygamber, ona karsi doniip, (iyi huylu olmak ne demekdir 
anhyamadin mi? Elinden geldigi kadar kimseye kizmamaga ca- 
lls!) buyurdu. 

17 — (Kimse ile miinakasa etmeyen, hakh olsa bile, dili ile 
kimseyi incitmiyen muslimamn Cennete girecegini size soz veriyo- 
rum. Saka ile veya yamndakileri giildiirmek icin olsa bile, yalan 



[1] Ahmed Beyheki, 458 [m. 1066] de Nisapurda vefat etdi. 

-143- 



soylemiyenin Cennete girecegini size soz veriyorum. iyi huylu ola- 
nin Cennetin yiiksek derecelerine kavusacagini size soz veriyo- 
rum!) [Ebu Davtid, ibni Mace ve Tirmilzi] 

18 — Hadis-i kudside Allahii teala buyuruyor ki, (Size gonder- 
digim islam dfninden raziyim. [Ya'ni, bu dmi kabul edenlerden, bu 
dfnin emr ve yasaklanna tabi' olanlardan razi olurum. Onlan seve- 
rim.] Bu dfnin temam olmasi, ancak comerdlikle ve iyi huylu ol- 
makla olur. Dfninizin temam oldugunu hergiin, bu ikisi ile belli 
ediniz!) [Taberani 111 ]. 

19 — (Sicak su buzu eritdigi gibi, iyi huylu olmak, insamn gii- 
nahlarim eritir, yok eder. Sirke bah bozdugu, yinilmez hale sokdu- 
gu gibi, kotii huylu olmak, insamn ibadetlerini bozar, yok eder.) 
[Taberani] 

20 — (Allahii teala yumusak huylu olanlari sever ve onlara yar- 
dimci olur. Sert, ofkeli olanlara yardim etmez.) [Taberani] 

21 — (Cehenneme girmesi haram olan yahud Cehennem atesi- 
nin yakmasi yasak olan kimdir? Size bildiriyorum. Dikkat ile din- 
leyiniz! Yumusak olanlarin, kizmiyanlarin hepsi!) [Tirmlizi] [Bu 
hadis-i serif yukanda zikr etdigimiz doksansekizinci mektubda da 
yazilidir.] 

22 — (Yavas, yumusak davranmak, Allahin kuluna verdigi bii- 
yiik bir ihsandir. Aceleci, atak olmak, seytamn yoludur. Allahii te- 
alamn sevdigi sey, yumusak ve agir bash olmakdir.) [Ebu Yala] 

23 — (Insan, yumusakhgi, tath dili sebebiyle, giindiizleri oruc 
tutanlarin ve geceleri nemaz kdanlarin derecelerine kavusur.) [ib- 
ni Hibban] 

24 — (Kizdigi zeman, ofkesini yenerek yumusak davranan kim- 
seyi Allahii teala sever.) [isfehani] 

25 — (Dikkat ediniz. Size haber veriyorum! Cennetin yiiksek 
derecelerine kavusmak isteyen, saygisizhk yapana yumusak dav- 
ransin! Zulmedeni afv etsin! Malmi esirgeyene ihsanda bulunsun! 
Kendisini aramiyan, sormiyan ahbabim, akrabasim gozetsin!) [Ta- 
berani] 

26 — (Kuvvetli olmak, baskasim yenmek demek degildir. Kuv- 
vetli olmak, kahraman olmak, kendi ofkesini yenmek demekdir.) 
[Buhari ve Muslim] 

27 — (Selam verirken giiler yiizlii olana, sadaka verenlerin ka- 
vusduklan sevablar verilir.) [ibni Ebid-diinya] 



[1] Taberani Siileyman, 360 [m. 971] de Samda vefat etdi. 

-144- 



28 — (Din kardesine karsi giiler yiizlii olmak, ona iyi seyleri og- 
retmek, kotiiliik yapmasim onlemek, yabanci kimselere aradigi ye- 
ri gostermek, sokakdan, tas, diken, kemik ve benzerleri gibi cirkin, 
pis ve zararh seyleri temizlemek, baskalarina su vermek hep sada- 
kadir.) [Tirmiizi] 

29 — (Cennetde dyle koskler vardir ki, icinde bulunan kimse, 
her diledigi yeri gtiriir ve diledigi her yere kendini gosterir.) Ebu 
Malik-il-Es'arf, ya Resulallah! Boyle koskler kimlere verilecekdir 
dedi. (Tath sozlii, eli acik ve herkesin uyudugu zeman Allahii te- 
alanin varhgini, biiyukliigunii diisiinen ve Ona yalvaranlara verile- 
cekdir) buyurdu. 

Yukanda yazili olan hadis-i serifleri, (Tergib ve Terhfb)' 11 is- 
mindeki hadis kitabmdan aldim. Bu kitab, hadis kitablarmin en 
kiymetlilerindendir. 

Allahii teala, yukanda yazili hadis-i serfflere uygun yasamanizi 
nasib eylesin! Kendinizi yoklaymiz. Bunlara uygun oldugunuzu 
anlarsaniz, Allahii tealaya siikr ediniz! Uygun olmiyan halleriniz 
bulunursa, bunlarm da diizelmesi icin, Allahii tealaya yalvarmiz! 
Bir kimsenin isleri, hareketleri bunlara uygun olmazsa, kusurunu 
bilmesi ve bunlarm diizelmesi icin yalvarmasi da, aynca biiyiik 
ni'metdir. Bunlara uymiyan ve uymadigi icin iiziilmiyen kimsenin 
Islam dinine baghhgi cok az demekdir. Boyle cirkin hale diismek- 
den Allahii tealaya sigmmahdir! Beyt: 

Bu biiyiik ni'mete kavusana miijdeler olsun. 
KiiYiisimiiYiin zc nil hi urn yaziklar olsun! 

(Mektubat-i Ma'sumiyye)den terceme burada temam oldu. 

Yukanda yazili hadis-i serifler, mtislimanlann birbirlerine kar- 
si iyi huylu olmalanm, kardes gibi yasamalanm emr etmekdedir. 
Miisliman olmiyan kimseye (Kafir) denir. Miislimanlarm kafirle- 
re karsi da iyi huylu olmalan, onlan incitmemeleri lazim oldugu, 
yiizonikinci (112) sahifede bildirilmisdi. Boylece, islam dininin, iyi 
huylu olmagi, kardesce yasamagi, cahsmagi emr etdigi onlara da 
gosterilmis olur. Boylece iyiligi seven insanlar, seve seve miisli- 
man olurlar. Cihad etmek farzdir. Cihadi devlet, topla, kilmcla ya- 
pacagi gibi, soguk harb ile, propaganda, nesriyyat ile de yapar. 



[1] (Tergib ve Terhib) kitabimn yazari, Abdiirazim Miinziri hadis alim- 
lerinin biiyiiklerindendir. 581 [m. 1185] de tevelliid, 626 [m. 1258] de 
Misrda vefat etdi. 

— 145 — Herkese Lazim Olan linaii: F-10 



Her musliman da, iyi huylan ile, iyilik yapmakla cihad yapar. Ctin- 
ki (cihad etmek), insanlan musliman yapmaga da'vet etmek de- 
mekdir. Goruliiyor ki, kafirlere karsi da, iyi huylu olmak, onlan in- 
citmemek, cihad etmek oluyor. Her miislimana farz oluyor. 

Yukandaki uzun mektubu yazan Muhammed Ma'sum Faruki 
"rahime-hullahii teala, islam alimlerinin buyiiklerinden ve Evliya- 
nin "kaddesallahii teala esrarehumtiP azfz" ustiinlerinden biridir. 
Hicretin binyedi senesinde Hindistanda, Serhend sehrinde dog- 
mus, 1079 [m. 1668] senesinde orada vefat etmisdir. Babasmm ttir- 
besinden birkac yiiz metre uzakdaki biiyiik tiirbede medfundur. 
Sayisiz mektublarryla Hindistandaki binlerce miislimana, devlet 
adamlarma, zemanmm padisahi Alemgir Evrengzib sultana "rahi- 
me-hullahii teala"' 11 nasihatlar vermis, kardeslik duygulanni, iyi 
huylu olmagi, yardimlasmagi, diinyada rahat ve huzur icinde yasa- 
yip, ahiretde de se'adete kavusmalan icin cahsmisdir. Yiizkirkbin- 
den fazla kimse, sohbetinde, derslerinde bulunarak, tesavvufun 
ytiksek derecesine kavusmuslar, birer Veli olmuslardir. Bu secil- 
mis talebesinden baska, kendisinden dinleyip, ogrenip dinini ve 
ahlakim diizeltenlerin sayisi yiizbinleri asmakdadir. Yetisdirdigi 
Evliya arasinda dort yiizden ziyadesi irsad makamina yiikselmis, 
her biri, gonderildigi sehrlerde, binlerce insam felaketden, cehalet- 
den, dalaletden kurtarmislardir. Alti oglundan herbiri, biiyiik alim 
ve veli olup, biitiin torunlan boyle olmus, biitiin insanlara lsik tu- 
tan, cok kiymetli kitablar birakmislardir. 

Hakiki musliman, batil inanclara inanmaz. Sihr, ugursuzluk, fal, 
efsun, Kur'an-i kerimden baska seyler yazih muska, mavi boncuk, 
kehanet ve benzeri seylere, bunlann muhakkak is yapacaklarma, 
mezarlara mum dikmege, tel ve iplik baglamaga i'tibar etmez ve 
keramet sahibi oldugunu soyleyen sahtekarlara ancak giiler. Batil, 
bozuk seylerin cogu, baska dinlerden islamiyyete sokusdurulmus- 
dur. Ba'zi din adamlarmdan (keramet) bekleyenlere biiyiik islam 
alimi imam-i Rabbani "rahime-hullahii teala" soyle buyurmakda- 
dir: (insanlar, din adamlarmdan, keramet beklerler. Bunlann 
ba'zilarmm kerameti yokdur, ama digerlerinden daha ziyade Alla- 
hii tealaya yakmdir. En biiyiik keramet, islamiyyeti iyi ogrenmek 
ve ona uygun yasayabilmekdir.) 

Amerikada Stanford Universitesinde yapilan son incelemeler, 
ba'zi insanlarm bir (altmci hisse) sahib oldugunu, mesela kapah 
bir kutu icinde bulunan esyayi sayabildiklerini, kapah zarfdaki ya- 



[1] Sultan Alemgir, 1118 [m. 1707] de vefat etdi. 

-146- 



ziyi okuyabildiklerini, uzakda bulunan bir kimse ile irtibat kurabil- 
diklerini, bir insanin aklmdan gecen seyi anliyabildiklerini goster- 
misdir. Tecribeye her irk ve dinden insanlar katilmis, hepsi din ve 
irk farki gostermeden aym basarrya ulasmisdir. Uzak Doguda, 
Chide ve Hindistanda rastlanan ba'zi Cm kahinleri ve Hind fakir- 
leri, bizi hayrete diisiiren, akla gelmez diirlii ma'rifetler goster- 
mekdedir. Bunlann icinde, havada ucar gibi goriinen veya bir ha- 
lati havaya atarak onun iizerinde goge dogru tirmanan kimseler 
vardir. Halbuki Cinlilerin kabul etdigi Budizm, bir nev'i felsefe sis- 
temidir. Buda (Buddah) (M.O. 563-483) ve Konfucyus (Confuci- 
us) (M.O. 531-479) ve Laotse, meshur filozoflardi. Telkin etdikle- 
ri esaslar, ahlak kaideleridir. Bunlar da, insanlarm diirlii arzular- 
dan vazgecmeleri, [riyazeti], iyilik, sabr etmek, birbirine yardim, 
fenahkla miicadele etmek gibi seylerdir. Buda, (Sen kendine nasil 
mu'amele edilmesini istiyorsan, baskalarma karsi oyle hareket et) 
der. Fekat, Allahti tealadan bahs etmez. Buda, kendisinin ancak 
bir insan oldugunu soyledigi halde, talebeleri oliimiinden sonra 
onu tannlasdirmislar, onun icin tapmaklar yapmislardir. Boylece 
budizm, adeta bir din haline gelmisdir. Hindlilerin esas dini olan 
Mecusilik ise, bir nev'i putperestlikdir. Putlardan baska ba'zi hay- 
vanlara da (mesela ineklere) taparlar. Ne Budizm, ne de Mecusi- 
lik, bir din degildir. Buna ragmen, bunlara mensub olan insanlarm 
adeta keramete benzer ma'rifetler gosterdigi bir gercekdir. Bu 
ma'rifetleri ozel bir terbiye gorerek, riyazetle, ozel viicud hareket- 
leriyle ve uzun zeman cahsarak, elde etmekdedirler. Bunun gibi, 
insani adeta donduran, hissetmez hale sokan manyatizma ile insa- 
na zorla emr telkin eden ve ona istedigini yapdiran hipnotizma, 
ba'zi insanlarm sahib oldugu hususi bir kudretden ibaretdir. 

Bu gosterilenler hip bir zeman bir keramet degildir. Bunlar an- 
cak bir hiinerdir. Bugiin ilm adamlan, biitiin insanlarda bu gibi ka- 
biliyyetin az veya cok mevcud bulundugunu, yalmz ba'zilannda 
fazla inkisaf etdigini, ba'zi insanlarm hususi usullerle bu hissi inki- 
saf etdirebilecegini, zemanla bulunacak yeni ve kolay usullerle 
herkesin bu hissini canlandirabilecegini ileri siirmekdedirler. O 
halde, kendisinde (altmci his) fazla inkisaf etmis bulunan bir kim- 
senin, bu hususiyyetini ma'rifet degil, keramet olarak gostermesi, 
ancak bir hilekarhkdir. 

imam-i Ahmed Rabbani "kaddesallahii teala sirrehul-aziz" 
293. cii mektubunda buyuruyor ki, (Harikalar, kerametler ikiye 
aynhr: Birincisi, Allahii tealanm zatma ve sifatlanna ve islerine 
aid olan bilgiler ve ma'rifetlerdir. Bunlar, akl ile, dusunmekle elde 

-147- 



edilemez. Allahii teala, secdigi kullarma ihsan eder. ikincisi, mad- 
de alemindeki gayblan bilmekdir. Bu keramet, secilmis kullara ve- 
rildigi gibi, kafirlere de verilir. Kerametlerin birincisi kiymetlidir. 
Bunlar, dogru yolda bulunanlara, Allahii tealanm sevdiklerine ve- 
rilir. Cahiller ise, ikincisini kiymetli samrlar. Keramet deyince, yal- 
mz bunlan anlarlar. Aclikla ve insanlardan kacarak, nefslerini te- 
mizliyen her insan, mahluklann gayblanm haber verir. insanlarm 
cogu, hep diinyayi diisiindiikleri icin, boyle haber verenleri Evliya 
sanir. Hakikatdan haber verenlere kiymet vermezler. Bunlar Evli- 
ya olsalardi, bizim hallerimizden haber verirdi, derler. Bu bozuk 
olciileri ile, Allahii tealanm sevdigi kullarim inkar ederler). 

ikiyiizaltmismci mektubunda buyuruyor ki, (Evliyalik, Allahii 
tealaya yaklasmak demekdir. Bu dereceye yetisenlere mahluklara 
aid kerametler de verilebilir. Bu kerametin cok olmasi, Velinin 
yiiksek oldugunu gostermez. Velinin kendinde keramet hasil oldu- 
gunu bilmesi lazim degildir. Allahii teala, bir Velinin sekllerini bir 
anda cesidli memleketlerde herkese gosterir. Uzak yerlerde sasila- 
cak seyleri yapdigi gortiliir. Halbuki, kendisi bunlan bilmez. Bilen- 
leri olur ise de, baskalarma belli etmezler. Ciinki, keramete kiymet 
vermezler.) 

Ehl-i siinnet alimlerinin gozbebegi, sozleri huccet, sened olan 
Ibni Hacer-i Mekki "rahime-hullahii teala", (Zevacir) kitabmda, 
(Ihtikar)dan once, su hadis-i serifleri bildirmekdedir: (Allahii te- 
alaya yemfn ederim ki, bir lokma haram yiyenin kirk gun ibadetle- 
ri kabul olmaz) ve (Haram para ile ahnan bir cilbab ile, [ya'nigom- 
lekle] kihnan iiemaz kabul olmaz) ve (Haram para ile verilen sa- 
daka kabul olmaz. Giinahi azalmaz). Stifyan-i Sevri diyor ki, (Ha- 
ram para ile hayrat, hasenat yapmak, pisligi bevl ile yikayip temiz- 
lemek gibidir). 

Hakiki bir mtisliman, ibadetini herkesin yamnda gosteris ola- 
rak yapmaz. Nafile olan ibadet gizli yapilir, farz ibadetler acik ve- 
ya toplu olarak cami'de icra olunur. iyi bir miisliman, iyilik yap- 
mak veya sadaka vermek isterse, bunu gizli olarak ve iyilik yapdi- 
gi veya sadaka verdigi insamn kalbini kirmadan, onu incitmeden, 
yapdigi iyiligi basma kakmadan yapar. Allahii teala, bunun boyle 
yapilmasim Kur'an-i kerimde bircok yerlerde emr buyurmakda- 
dir. 

Hiilasa, hakiki miisliman, biitiin iyi huylara sahib, vakarh, seci- 
yeli, bedenen ve ruhen tertemiz, her diirlii i'timada layik, miikem- 
mel bir insandir. 

Biiyiik islam alimi imam-i Gazali "rahime-hullahii teala", 450 

-148- 



[m. 1058] - 505 [m. 1111], bundan hemen hemen dokuzyiiz sene ev- 
vel farisi olarak yazdigi (Kimya-i se'adet) ismindeki eserinde in- 
sanlan dort kisma ayirmakdadir: Bunlardan birinci kismdakiler, 
diinyada yimek icmek ve zevk etmekden baska bir sey bilmiyenler- 
dir. Ikinci kismdakiler, cebr, siddet, zulm ile hareket edenlerdir. 
Uciincii kismdakiler, hilekarlik ve miirailikle etrafindakileri alda- 
tanlardir. Ancak dordiincii kismdakiler yukarda bahsedilen giizel 
ahlak sahibi olan, hakiki miislimanlardir. 

Unutmamak lazimdir ki, her insanin kalbinden Allahii tealaya 
giden bir yol vardir. Biitiin mes'ele, bu yoldan islam nurunun in- 
sanlara ulasdinlmasidir. O nuru kalbinde hisseden bir insan, hangi 
kismdan olursa olsun, yapdigi fenahklara pisman olur ve dogru yo- 
lu bulur. 

Eger biitiin insanlar, islam dinini kabul etseler, diinyada ne fe- 
nalik, ne hilekarlik, ne harb, ne siddet ve ne de zulm kahrdi. Bu- 
nun icin, tam ve miikemmel bir miisliman olmaga gayret etmek ve 
muslimanligm esasim ve inceliklerini ve giizel ahlakim izah ederek, 
biitiin diinyaya yaymak, hepimizin boynuna diisen bir borcdur. 
Bunu yapmak cihad olur. 

Baska dinden de olsa, insanlara daima tath dille ve anlayisla 
hitab ediniz! Bunu, Kur'an-i kerim emr etmekdedir. Miisliman ol- 
miyamn yiiziine karsi, kafir, dinsiz diyerek, onun kalbini incitme- 
nin giinah oldugu, boyle soyliyenin cezalandinlmasi lazim oldugu, 
fikh kitablarmda yazihdir. Maksad, herkese islam dminin yiiceligi- 
ni anlatmakdir. Bu cihad da, ancak tath dille, sabr, ilm ve imanla 
olur. Bir kimseyi bir seye inandirmak isteyenin evvela kendisinin 
ona inanmasi sartdir. Mii'min ise, hie bir zeman sabnm kaybetmez 
ve inandigmi anlatmakda miiskilat cekmez. islam dmi kadar, acik 
ve mantiki hie bir din yokdur. Bu dmin esasim anhyan bir kimse, 
herkese bu dmin biricik hak din oldugunu kolayhkla isbat edebi- 
lir. 

Baska dinden olanlarm hepsini, fena huylu bir insan kabul et- 
memelidir. Evet kiifr, ya'ni miisliman olmamak, her zeman ve her 
yerde fenadir. Ciinki kiifr, insam diinyada ve ahiretde felakete go- 
tiiren zararh bir inams ve bozuk bir yasayisdir. Allahii teala, islam 
dinini, insanlann diinyada rahat ve huzur icinde, kardesce yasa- 
malan icin ve ahiretde sonsuz azablardan kurtulmalan icin gon- 
dermisdir. Kafirler, ya'ni miisliman olmryanlar, bu se'adet yolun- 
dan mahrum kalmis zevalh kimselerdir. Bunlara, acimah ve incit- 
memelidir. Bunlan gibet etmek bile haramdir. insanin, sa'id veya 
saki oldugu son nefesde belli olur. Biitiin semavi dinlerin, insanlar 

-149- 



tarafmdan bozulmamis olanlannda, tek Allaha iman esasi vardir. 
Allahii teala, Kur'an-i kerimde biittin insanlan dogru yolda bulun- 
maga da'vet ediyor. Dogru yola kavusan insamn, gecmisdeki bii- 
tiin hatalarmi afv edecegini va'd buyuruyor. Baska dinden olanlar, 
seytanm veya miislimanhkdan haberi olmiyanlann aldatdiklan ze- 
valli kimselerdir. Bunlarm cogu, Allahii tealanm rrzasma kavus- 
mak icin, yanlis yola sapdinlmis tali'siz insanlardir. Biz bunlara 
sabr ile, tath dille, akl ve mantik ile dogru yolu gostermeliyiz. 

Allahii tealanm var ve BIR oldugunu bildiren ilahi dinlerin 
hepsi, insanlar tarafmdan bozulmadan evvel, inamlacak seyler ba- 
kimmdan birbirinin aym idi. Musa aleyhisselamdan bashyarak 
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama kadar gelen iic biiyiik 
din, ya'ni Miisevilik, Isevilik ve Islam dinleri, hep Allahii tealanm 
bir oldugunu ve Allahii tealanm Peygamberlerinin "aleyhimiissa- 
levatii vetteslimat" bizim gibi bir insan oldugunu bildirmisdir. An- 
cak Yehudiler, Isa ve Muhammed aleyhimesselama inanmamislar- 
dir. Hiristiyanlar, putlara tapmmakdan bir diirlii kurtulamamislar 
ve Isa aleyhisselam, (Ben de, sizin gibi bir insamm. Allahm oglu 
degilim) dedigi halde, Isa aleyhisselami Allahm oglu sanmislar, 
Baba (Allahii teala), Ogul (Isa aleyhisselam) ve Ruh-ul-kuds ismi 
ile iic ayn ilaha tapmmaga baslamislardir. Bunun yalan ve yanlis 
oldugunu anlayan ve diizeltmege ugrasanlar arasmda Honorius gi- 
bi papalar da vardir. Bu yanlis i'tikadlan, ancak Allahii tealanm 
gonderdigi son Peygamberi, Muhammed Mustafa "aleyhissalatii 
vesselam" vasitasi ile nesr etdirdigi, islam dini ile diizeltilmisdir. O 
halde, bu iic dmin hakiki esaslanm kendisinde toplayan ve bu din- 
leri icerlerine sokulmus olan hurafelerden temizleyen hakiki, dog- 
ru dinin, islam dini oldugunu kimse inkar edemez. 

Muslimanhgi kabul etmis bir ingiliz olan Fellowes diyor ki; (Hi- 
ristiyanhgin bircok yanlis akidelerini [inanclanm] diizeltmege kal- 
kan Martin Luther, bilmiyordu ki, kendisinden tarn 900 sene evvel 
Muhammed "aleyhissalatii vesselam" islamiyyeti nesr ederek, bii- 
tiin bu kusurlan diizeltmisdir. Bunun icin, islamiyyeti, hurafeler- 
den temamen temizlenmis nasraniyyetin miitekamil bir sekli ola- 
rak kabul etmek ve Muhammed aleyhisselamm son Peygamber ol- 
duguna inanmak lazimdir.) 

Kimseye baki degildir, miilk-i diinya, sim-ti zer, 
Bir harab ohnus goniil, ta'mir etmekdir hiiner. 
Buna fani diinya derier, durmayip daim doner, 
Adem oglu, bir fenerdir, akibet bir gun soner. 



150 



-4- 
NiCIN MUSLIMAN OLDULAR 

Bu kism, kitabimizin (Miislimanhk ve Hiristiyanhk) bahsinin 
eki olarak hazirlanmisdir. islam dmi, en son ve en mtikemmel din- 
dir. Meshur ingiliz edibi Bernhard Shaw bile, (Diinya icin bir tek 
din secmek gerekirse, bu muhakkak islam dmi olacakdir) demis- 
dir. Bu da gayet tabi'idir. Ciinki islam dini, simdiye kadar gelip 
gecmis olan biitiin dinlerin diicar olduklan [diisdiikleri] tahrifler- 
den [degisdirmelerden] mahfuz [korunmus] bir dindir. Tek Alla- 
ha inanmagi emr eden, dinlerin en biiyiiklerinden olan yehudi di- 
ninde, bir mesihin gelecegi bildirilmisdir. Mesih olarak geldigi ka- 
bul edilen Isa aleyhisselamm yaydigi dmin kitabi olan incil kay- 
bolmusdur. Sonradan bircok kismlan degisdirilerek, cesidli incil- 
ler yazilmis olmasma ragmen, asl mesih olarak son bir Peygambe- 
rin "sallallahu teala aleyhi ve sellem" gelecegi hakkinda isaretler 
vardir. Barnabas incilinde ise, bu Peygamberin ismi acikca yazili- 
dir. O halde islam dini, biitiin hakiki dinlerin birlesdigi en son, en 
dogru, en miikemmel ve Allahii tealamn nzasina tam uygun olan 
dindir. Biitiin gencligi Avrupada hiristiyanlar arasmda gecmis 
olan kiiltiirlii bir arkadasimrz [Doktor Nuri Refet Korur] bize, 
(Babam ve anamdan miisliman olarak diinyaya geldim. Hayatim 
Avrupada gecdi. Orada, elimde firsat bulundugu icin, biitiin din- 
leri arasdirmak ve birbirleriyle karsilasdirmak icin bol zeman bul- 
dum. Eger baska bir dinin islam dininden daha iistiin oldugunu 
gormiis olsaydim, miislimanhgi birakir, o dini kabul ederdim. 
Ciinki, kimse beni miisliman kalmaga zorlamryordu. Fekat yapdi- 
gim biitiin arasdirmalar, karsilasdirmalar, hiristiyanlarla yapdigim 
tartismalar, islam dininin diinyada bulunan biitiin dinlerin iistiin- 
de, hie tahrif edilmemis hakiki din oldugunu o kadar acik bir su- 
retde meydana cikardi ki, islamiyyete biitiin kalbimle baglandim) 
demisdi. 

Ne yazik ki, bugiin bile, bati aleminde miislimanlara (sapik 
fikrli), (uyusuk kafah), (seytana tapan), (dinsiz) demek haksizh- 
gmda bulunan hiristiyanlar vardir. Hiristiyan cocuklarma, papaz- 
lar tarafmdan bu yanhs bilgiler verilmekde, zihnleri celinmekde- 
dir. Bir yandan da, islam dininde medeniyyete uygun olmiyan bir- 
cok hususlar bulundugu ileri siiriilmekdedir. Halbuki, bugiinkii 
medeniyyete en uygun olan din, islam dinidir. Kitabimizin (Miisli- 

-151- 



manhk ve Hiristiyanhk) kisminda bunlar incelenmis ve bu yanlis 
fikrlere liizumlu cevablar verilmisdi. Bu kismi aynca, ingilizce, 
Fransizca ve Almancaya terceme ederek biitiin diinyaya yaydik. 
Bu sayede papazlarm verdigi yanlis bilgilerin dogrusunu yazmaga 
cahsdik. Bu cahsmamn ne kadar dogru ve liizumlu oldugunu da 
hemen gordiik. Kitablar diinyaya dagitilmca, te'sirini hemen gos- 
terdi. Hindistandan aldigimiz bir mektiibda, hiristiyan dminde bu- 
lunan bir Hindli, ( (Miislimanlik ve Hiristiyanhk) ismindeki kitabi- 
nizi okuyunca, hakiki dinin islam dmi oldugunu anladim ve miisli- 
man olmaga karar verdim) diye yazdi. Afrikah genclerden de, 
boyle cok mektublar gelmekdedir. islam dminin saf, temiz, mede- 
ni ve insani seklini tedkik etmek imkanim bulan herkes, bu dinin 
cazibesine kapilir. islam dmi, hie bir propaganda yapilmadan, hic- 
bir teskilat kurulmadan, biitiin diinyaya yayilmakdadir. Halbuki, 
hiristiyanhk dmini yaymak icin ugrasan misyonerlerin bagh oldu- 
gu teskilatlar, bu ugurda pek cok para sarf etmekde, bircok sosyal 
yardimlar yapmakda, buna ragmen yine istedikleri gibi muvaffa- 
kiyyet elde edememekdedirler. 

islamiyyet aleyhinde yapilan biitiin bu yanlis ve diismanca nes- 
riyyata ve hiristiyanhgin yayilmasi icin yapilan korkunc gayretlere 
ragmen, diinyada miislimanlar gitdikce artmakdadir. ilerde bu hu- 
susda, daha genis ma'lumat bulacaksiniz. Bu miislimanlann bir kis- 
mi, miisliman cocugu olarak dogduklan icin miisliman kalmislar- 
dir. Fekat bunlarm yamnda, anasi babasi baska dinden olan ve co- 
cukken baska din terbiyesi aldigi halde, miislimanhgi kabul eden 
insanlar da vardir. Bunlarm icinde, diinyaca tamnmis biiyiik diplo- 
matlar, devlet, ilm ve fen adamlan, edibler, yazarlar, hatta din 
adamlan vardir. Bunlar, islam dinini iyice arastirdikdan ve onun 
biiyiikliigune hayran oldukdan sonra, seve seve miisliman olmus- 
lardir. Bunlardan baska, biitiin diinyaca tamnan bircok meshur 
sahslar, resmen miisliman olmasalar bile, islam dinini biiyiik bir 
saygi ve takdirle karsilamislar, hatta islam dininin hakiki din oldu- 
guna iman etmisler ve boyle inandiklanm soylemekden cekinme- 
mislerdir. Biitiin diinyamn kendilerine hayran oldugu ilm adamla- 
n, filozoflar, siyaset adamlan, her seyden evvel Allahii tealamn 
varhgina ve birligine ve her seyi Onun yaratdigma inanmakdadir- 
lar. Bu kismda, bu zevatdan bir kisminm sozlerini ve dustinceleri- 
ni bulacaksiniz. 

islamiyyeti kabul edenler arasmda, mecburiyyet, menfe'at, hat- 
ta reklam yiiziinden miisliman olanlar bulunabilir. Mesela, bir 
miisliman erkekle evlenmek isteyen baska dinden bir kadin veya 
insanhk disina atildigi icin tekrar insanhk haklarma kavusmak is- 

-152- 



teyen bir Hind paryasi, islamiyyeti iyice arasdirmadan veya anla- 
madan miislimanligi kabul etmis olabilir. Fekat meshur ilm ve fen 
adamlanmn, edfblerin, islam dinini ancak uzun uzadiya inceledik- 
den sonra kabul etmeleri, cok yiiksek bir ma'na tasir. Bu kiiltiirlii 
insanlarm, nicin dinlerini terk ederek miislimanligi kabul etdikleri 
hakkmda yapdiklan aciklamalann en miihimleri, degisik kaynak 
ve kitablardan toplanarak, asagidaki sahifelerde siralanmisdir. 
Bunlari okudugunuz zeman, islam dminin nicin diger dinlerden 
iistiin oldugunu, bu zevatm agzmdan duymus olacaksimz. Miisli- 
man dogan ve hayati miislimanlar arasmda gecen bir kimse, belki 
bu ustiinliiklerin farkma bile varmaz. Fekat, baska bir din tasirken 
islamiyyeti inceleyen bir kimse, aradaki farki cok iyi goriir, anlar 
ve takdir eder. Siz de, bu aciklamalan okurken, dmimizin yiiksek 
meziyyetlerini bir kerre daha takdir etmek imkamm bulacak ve 
miisliman oldugunuz icin Allahii tealaya hamd edeceksiniz. Son 
zemanlarda, Hakikat Kitabevinin yayinladigi kitablar, her dilde 
olarak, Internet vasitasi ile biitiin diinyaya yayilmakdadir. Ameri- 
kamn, Afrikamn ve Asyamn her kosesinden aldigimiz mektublar- 
da, islamiyyeti Internetden okuyup, ogrendikleri ve miisliman ol- 
duklan bildirilmekde ve siikranlanni ifade etmekdedirler. 

Biitiin bu aciklamalardan alman netice, ya'ni bir yabanci gozii 
ile islam dininin nipin diger dinlerden daha iistiin oldugunu belir- 
ten hususlar da, aynca bir hiilasa halinde 7. ci maddede toplanmis- 
dir. 

Kitabimizm (Miislimanhk ve Hiristiyanhk) bahsinin ilavesi 
olan bu kismm da, sizlere islam dfni hakkmda yeni bilgiler verece- 
gine ve islamiyyetin hak din oldugunu, biiyukliigiinii bir kerre da- 
ha belirtecegine inamyoruz. 

Yeri gokii yaratan, agaclan donatan, 
Cicekleri uctiriin, bir Allahdir, bir Allah! 

Allah her yerde hazir, ne yaparsan O goriir. 
Ne soylersen isitir. Vardir, birdir, biiyiikdiir. 

Biz Allahi severiz. Her emrini dinleriz. 
Bes vakt nemaz kilar, Ona isyan etmeyiz. 

Mii'min iyi huyludur. Herkes ondan memnundur. 
Kimseye zulm eylemez. Kendi de huzurludur. 

[Osmanh devleti zemamnda bu si'r, biitiin ilk mekteblerde oku- 
tulurdu.l 



153 



MUKADDEME 
[GiRIS] 

Insanlan Allahii teala yaratdi. Biitiin insanlar Allahii tealamn 
kullandir. Allahii teala bir milletin, bir irkin veya yalniz diinyamn 
Rabbi, hahki, yaratam degil, biitiin insanlarm ve alemlerin Rabbi- 
dir. Allahii tealamn indinde [nazannda] biitiin insanlar birdir, bir- 
birinden farksizdir. Onlara bedenlerinin yaninda bir de (ruh) ver- 
misdir. Onlarm ruhen ve bedenen, en miikemmel bir hale gelme- 
leri ve onlara dogru yolu gostermeleri icin, Peygamberler "aleyhi- 
miissalevatii vetteslimat" gondermisdir. Bu Peygamberlerin en bii- 
ytikleri, Adem, Nuh, Ibrahim, Musa, Isa ve Muhammed Mustafa- 
dir "aleyhimiisselam". Bunlarm bildirdikleri iman esaslan hep bir- 
dir. En son ve en kamil sekli, Muhammed aleyhisselamin teblig et- 
digi islamiyyetdir. Muhammed aleyhisselamdan sonra artik Pey- 
gamber gelmiyecekdir. Zira Onun getirdigi din, kemal bulmus, 
sonradan temamlanacak noksan yeri kalmamis ve insanlarm bu di- 
ni bozamiyacaklarim, degisdiremiyeceklerini, Allahii teala bildir- 
misdir. Meshtir Alman edibi Lessing (1729-1781) (Nathan der Ve- 
ise = Hakim Natan) adh eserinde, iic dini, gok yakutdan yapilmis 
birbirinin aym iic yiiziige benzetmekdedir. Yalniz onda, (acaba bi- 
ri hakiki, digerleri sahte midir?) endisesi vardir. Halbuki her iicii- 
niin de ash hakikidir. Ancak insanlar diirlii menfe'atler, cikarlar, 
fena veya yanhs diisiinceler, kiskanchklar, batil inamslar, yanhs 
telkinler ve tefsirler yiiziinden bu hakikati anlamamis, Musevilik 
ve Nasraniligin icine bircok yanhs i'tikadlar, fikrler sokmus, tevhid 
dinini tahrif etmis, hak dini degisdirmislerdir. Yalniz islamiyyet as- 
h iizere kalmisdir. Boylece, bu iic din mensiiblari birbirlerine diis- 
miislerdir. Bu halleri Allahii tealamn iradesine karsi gelmekdir. 
Ciinki, yukanda da soyledigimiz gibi, Allahii teala, biitiin insanla- 
n hak dine da'vet etmekdedir. Allahii tealamn nazannda, hangi 
irkdan olursa olsun, biitiin insanlar birbirlerine miisavidir. Biitiin 
insanlara, (Ummet-i da'vet) denir. islami kabtil edince, (Ummet-i 
icabet) olurlar. Hak din olarak da, yehudilikle hiristiyanhgm aslla- 
nnm da devami olan, tek din Miislimanhkdir. 

Bugiiniin maddeye saplanmis insanlarmm, dinler hakkmdaki 
diisiincelerini belirtmek icin, Amerikan nesriyyatmdan sepdigimiz 
asagidaki parcayi naklediyoruz. Bu parcayi Prof. Robinson anlat- 
makdadir: 

-154- 



(Orel Roberts Universitesinin mu'allim ve talebeleri ile israili 
gezmege gitmisdik. Yammizda bulunan ve bu iiniversiteyi kurmus 
olan katolik din adamlarmm ileri gelenlerinden Oral Roberts, ken- 
disini ziyaret etdigimiz israilin eski basvekillerinden Ben Guriona, 
bir (Kitab-i mukaddes) hediyye etdi. Kitab-i mukaddesin basinda 
(Ahdi atik) ya'ni Tevrat kismi bulunuyordu. Roberts, Ben Guri- 
on'dan bu kutsal kitabdan en sevdigi bir parcayi okumasmi rica et- 
di. Ben Gurion bu ricayi bir tebessiimle karsiladi. Evinin oniinde- 
ki kuciik bagcede, bir agacin altma oturduk. Hepimiz susmusduk. 
Dikkat ile kendisini dinliyorduk. Ben Gurion, kitab-i mukaddesi 
acdi ve birkac sahife cevirdikden sonra su parcayi okudu: (Allah, 
insam kendisine en cok benzeyen bir seklde ve erkek ve kadm ola- 
rak yaratdi). [Tekvin, bab 1, ayet 27] Ben, (Allah Allah, bula bula 
bu ciimleyi mi buldu?) diye diisimdum. Onun Tevratin cok daha 
yiiksek ma'nali kismlarmdan, mesela (Tekvin = Yaratihs) veya 
(Evamir-i Asere = On emr) gibi bahslerden bir parca okuyacagmi 
zan etdigim icin yiiziimu eksitdim. Bu sahneyi almakda olan tele- 
vizyon fotografcisina bir isaret verdim. Bu isaret, (nafile zahmet 
etme, bu sozleri televizyonla diinyaya yaymaga degmez!) ma'nasi- 
na geliyordu. 

Fekat biraz sonra Ben Gurion, nicin bu ciimleyi secdigini ade- 
ta vecde gelerek, soylece izah etdi: (Daha biz Amerikah, Rusyah, 
Israilli veya Misrh olmadan evvel, daha biz hiristiyan, musliman 
mecusi, yehudi v.s. olmadan evvel, ya'ni bugiin insanlan birbirin- 
den ayiran memleket, devlet, din, inane ve benzeri farklar meyda- 
na gelmeden evvel, hepimiz yalmz Allahii teala tarafindan yarati- 
lan bir erkek ve kadindik. Bu, biitiin biiyiik dinlerin bize ogretmek 
istedigi en biiyiik hakikatdir. Nicin bunu anlamiyor ve birbirimize 
dtisman oluyoruz? Hepimiz elele verelim ve Allahii tealadan bu 
hakikati anlamamiza yardim etmesi icin diia edelim.) 

Hepimizin basi one diisdii. Din adami Roberts hepimiz nami- 
na (Amin) dedi. Ben Gurion, hakikaten en giizel ciimleyi bulmus- 
du. 

Israilden donerken akhmda hep bu ciimle vardi. Biz biitiin in- 
sanlar birbirimizin ayniyiz. Allahii tealamn kullanyiz. Ona giden 
yol tekdir. Bu yol, Ibrahim, Musa, Isa ve en sonunda Muhammed 
aleyhimiisselamin bildirdikleri iman yoludur. Bu yoldan gidenler 
selamete erisecekdir. insanlar, Peygamberlerin yolundan aynl- 
makla en biiyiik hatayi islemislerdir. Bu yiizden yollanm sasirmis- 
lar, ahlaklan bozulmus, hatta Allahii tealayi unutmuslardir. Diin- 
yamn sulha ve selamete kavusmasi icin, insanlarm hatalanm anla- 
masi ve dogru yola donmeleri icab eder.) 

-155- 



Prof. Robinsonun yukandaki sozleri, ne kadar dogrudur! Bu- 
giin insanlann cogu, dinlerin cizdigi yolu birakmis, yalmz maddiy- 
yata ehemmiyyet vermege baslarmsdir. Zevallilar bilmezler ki, 
maddiyyat bir hicdir. Yikilip harab olmaga mahkumdur. Insamn 
olmez kismi, ruhudur. Ruh maddiyyat ile beslenmez. Ruhu besli- 
yen gida, once, onu ve herseyi yokdan yaratan Allahii tealaya dog- 
ru olarak iman, sonra Ona ibadet ve kulluk etmekdir. Bugiin, bu- 
tiin ilm ve fen adamlan, devlet reisleri hep Allahii tealamn varhgi- 
na inanmakdadirlar. Fekat, iman ve ibadetde yanhs, bozuk diisiin- 
celere, fikrlere saplanmakda, hak yoldan ayrilmakdadirlar. Bunu 
Amerikamn en biiyiik beyin cerrahi olan Prof. White ne giizel an- 
latiyor! Prof. White, bir cok ilm dereceleri kazanmis, buldugu yeni 
operasyon usulleri ile milletlerarasi sohrete kavusmus bir beyin 
operatorii olup, hem Cleveland Universitesinde profesor, hem de 
aym sehrde kurulmus olan Metropolitan hastahanesi Beyin Cerra- 
hisi kliniginin direktorii bulunmakdadir. Bakimz Prof. White ne 
diyor: 

(Ameliyyat icin getirilen cocuk, alti yasmda sevimli bir kizdi. 
Cok giizel, canh, zeki, nes'eli. Fekat muayene sonunda beyninde 
biiyiik bir ur bulundugunu gordiik. Ameliyyata aldik. Bu tumor ile 
baglanti halinde bulunan bir kist, onu cok genisletmisdi. Ben ici su 
ile dolu olan parcadan ameliyyata basladim. Fekat felaket! Yanm 
kiire seklinde olan kistli ttim6r, birdenbire kiictiliiverdi ve sathm- 
daki genis damarlar yirtildi. Ameliyyat sahasi iizerine kan fiskir- 
maga basladi. Oluk gibi akan kam durdurmak icin arkadaslanmla 
birlikde elimizden geleni yapiyorduk. Fekat kam durduramryor- 
duk. Artik muharebeyi gayb edecegimizi goriiyorduk. C ocu k eli- 
mizin altmda oliiyordu. Uzerimize biiyiik bir hiizn cokmiisdii. Ben 
patlayan damarlar iizerine pamuk parcalan koyarak kanamayi 
durdurmaga cahsiyordum. Kanama durur gibi oldu. Fekat elimi 
kaldiramryordum. C un ki, elimi kaldirsam, kanamamn tekrar bas- 
hyacagim ve bu sefer artik bir sey yapmak imkam kalmiyacagim 
biliyordum. C ocu g a kan verilmege baslandi. Benim parmaklanm 
hala pamuklann iizerindeydi. Bu dakikada kendimi ne kadar aciz, 
ne kadar kudretsiz hissetdim! Benim gibi zevalh bir insan, nasil 
olur da kendinde bir kiiciik kizin beyninde meydana gelen tiimo- 
rii kesip cikarmak cesaretini bulabilirdi? Nasil olur da boyle 
mu'azzam bir isin mes'uliyyetini iizerine alabilirdi? Adina (beyin) 
dedigimiz ve en mu'azzam isleri goren, insana sahsiyyetini veren, 
ona zeka, hatira, heyecan, his, zevk, lzdirab, diisiince ve hayal gibi 
diirlii diirlii kudretler bahs eden, ancak Allahii tealamn yaratabi- 
lecegi bu mu'azzam esere, bir zevalh insan nasil dokunabilirdi? 

-156- 



Biz bu kuciiciik cisme, (Dimag) adim veriyorduk. Ama, hakikatde 
bu, oniimiizde yatan zevalli cocugun ta kendisi idi. 

Aradan yarim saat gecdi. Ameliyyat odasmda tam bir sessizlik 
vardi. Hepimizin tansiyonu son derece yiikselmisdi. Herkes ve 
ben, elimi kaldiracak olursam yeniden oluk gibi kan akmaga bas- 
layacagmi ve bu da cocugun oliimii olacagmi biliyorduk. Iste o ze- 
man, Allahii tealaya diia etmege basladim ve Onun yardimma si- 
gmdim. (Allahim, parmaklanma gereken kuvveti ver de, ben bu 
kan akmasim onliyebileyim) diye yalvardim. O zeman, icimi biiyiik 
bir ferahhk kapladi. Cunki, artik Allahii tealaya, rabbime tevekkiil 
etmisdim. Simdi siikunet ile parmaklanmi kaldirabilecegime ve 
kanm artik akmiyacagma inamyordum. Allahii tealamn mevcudiy- 
yetini biitiin ruhumda his ediyordum. Yavas yavas parmaklanmi 
kaldirdim. Kan durmusdu. 

Bundan sonra ameliyyat yapmak kolaydi. Ameliyyat, tam 4,5 
saat siirdii. Bir hafta cocugun yanmdan aynlmadim. Cocugun ya- 
vas yavas iyilesdigini gordiikce, ne kadar seviniyordum! Bugun co- 
cuk 10 yasmdadir ve temamen sihhatli, nes'eli ve mes'ud bir yav- 
rucak olmusdur. 

1974 senesinde beyin kanamasi geciren bir cocugu mu'ayene 
etdigim zeman, beyninin tam ortasinda ufak bir tumor bulundugu- 
nu gordiim. Fekat tumor kanamaga baslamis ve cerahatlenmisdi. 
Vaz'iyyet cok tehltlkeli ve ummidsizdi. Kafatasim acdik, beynin iki 
tarafma tiipler yerlesdirdik ve beyni antibiyotiklerle yikamaga bas- 
ladik. Bu benim tarafimdan tatbik edilen yepyeni bir usuldii. Ates- 
ler icinde yanan cocugu bir respirator icine koyduk ve iizerine so- 
guk yorganlar ortdiik. Bir yandan da beyni yikamaga devam edi- 
yorduk. Bu timmidsiz vaz'iyyet haftalarca siirdii. Ben miitemadi- 
yen diia ediyor ve Allahii tealayi yardima caginyordum. Diia eder- 
ken, yalmz pocuga ve onun anasma babasma merhamet etmesini 
degil, aym zemanda haftalarca durmadan benimle beraber cahsan 
ve bu agir mes'uliyyeti iizerine almis olan sahslara da kuvvet ve 
kudret vermesi icin Allahii tealaya yalvanyordum. 

Nihayet bir ilahi imdad yetisdi. Temamen iimmidsiz sayilan bu 
vak'a, basan ile neticelendi. Cocuk kendine geldi. Arkadaslanm, 
(tatbik etdigimiz bu yeni usul, cok iyi netice verdi) diye seviniyor- 
lardi. Bunu benim yapdigimi zan ediyorlar, koltuklan kabanyor- 
du. Halbuki ben boyle diisiinmiyordum. Benim akhma gore, ne 
kadar cahssak, ne kadar yeni metodlar bulsak, ne kadar yeni usul- 
ler tatbik etsek, bu gibi ameliyyatlarda muvaffak olmak, ancak Al- 
lahii tealamn yardimi ile olur. Simdiye kadar yapdigim sayisiz 

-157- 



ameliyyatlarda, bunu hep kalbimde his etdim. Teknik, ne kadar 
ilerlerse ilerlesin, herseyde oldugu gibi, beyin ameliyyatmm netice- 
si de, Allahii tealamn kudretindedir ve ancak Onun yardimi ile 
muvaffakiyyet elde edilir. 

Senelerden beri yapmakda oldugum beyin ameliyyatlarinda in- 
san dimagmm karsismda biiyiik heyecan duydum. Beyin ile ugras- 
dikca, bu mu'azzam eserin sirnm cozmenin imkam olmadigmi, bu- 
nu yaratan kudretin, cok mu'azzam [biiyiik] oldugunu ve beyni 
gordiikce, Allahii tealamn varhgina inanmak lazim oldugunu kal- 
bimde his etdim. Bugiin, insanlarm yapdiklan en miikemmel bilgi- 
sayarlar bile, kiiciiciik dimaglarm karsismda ancak cocuk oyunca- 
gi olabilir. 

Ben artik dimagm, icinde insan ruhunun saklandigi bir kutu ol- 
duguna inamyorum. Biz, bu kutu etrafmda ameliyyat yaparken, di- 
ni bir merasimde bulunuyoruz. Beyin ameliyyati benim i'tikadim- 
ca, ibadet etmek gibi dini bir merasimdir. Bu ameliyyati yapamn, 
yalmz teknik bilgi ve mehareti, kafi degildir. Aym zemanda, Alla- 
hii tealamn varhgina inanmasi ve ameliyyatin basansi icin, Ondan 
yardim ve merhamet dilemesi sartdir. 

Insan oliince bu beyin kutusu icinde sakh olan ruh ne oluyor? 
Vticudla eski ilgisi kalmayan ruh, muhakkak ki, olmiiyor. Ama ne- 
reye gidiyor? Ruhun nereye gitdigi, nerede kalacagi hakkmda bir 
doktor olarak ben bir tahmin yiiriitecek halde degilim. Ciinki, 
maddi bilgiler buna cevab veremez. Bu hususda bize yardimci ola- 
cak rehber, ancak din kitablandir. Beyni ve ruhu diisiindiikce, in- 
sanlarm, maddiyyati birakarak biitiin kalbleriyle dine baglanmala- 
n ve din kitablannda yazih olan bilgilere inanmalan icab etdigine 
inamyorum.) 

Demek oluyor ki, diinyanm tamnmis en biiyiik operatorii bile, 
Allahii tealamn varhgina inandigini ve Onun yardimi olmadan hie 
bir sey yapilamiyacagim cok samimf bir tarzda ifade etmekdedir. 

Simdi de bir fen adamim dinliyelim: 

Meshur Amerikan fen adami Edisonu' 11 hepiniz bilirsiniz. Bir- 
cok kesfleri yamnda, ilk elektrik ampuliinii yaparak heryeri aydm- 
latan, bu meshur kasif hakkmda, birkac sene evvel cikan bir eser- 
de, onun en yakin mesa'i arkadasi olan Martin Andre Rosonoff, 
hakkmda su hatirayi anlatiyor: 

(Birgiin laboratuvara girince, Edisonu kendinden gecmis, cok 
dalgin bir halde, hie kimildamadan elinde tutdugu bir kaba bakdi- 



[1] Edison 1350 [m. 1931] de oldii. 

-158- 



gim gordiim. Yiiziinde biiyiik bir hayret, hurmet, takdfr ve ta'zim 
ifadesi vardi. Yanina tam yaklasmciya kadar, geldigimin bile far- 
kina varmadi. Sonra beni yamnda goriince, elindeki kabi bana 
gosterdi. Kap, civa ile doluydu. Bana: (Suna bak!) dedi, (Bu ne 
mu'azzam bir eserdir! Sen civanin harikul'ade birsey olduguna 
inanir mism?). Ben, (Civa, hakikaten hayrete deger bir maddedir) 
diye cevab verdim. Edison konusurken sesi titriyordu. Bana, (Ben 
civaya bakmca bunu yaratamn buyukliigiine hayran oluyorum. 
Buna ne diirlii hassalar vermis? Bunlan diisiindiikce, akhm ba- 
simdan gidiyor) diye minldandi. Sonra tekrar bana dondii: (Diin- 
yadaki biitiin insanlar bana hayrandir. Benim yapdigim bircok 
kesfleri, bircok yeni buluslan birer harika, birer basan zan ediyor- 
lar. Beni, insan iistii bir varlik gibi gormek istiyorlar. Halbuki, ne 
biiyiik hata! Ben, bes para bile etmiyen bir insamm. Benim kesf- 
lerim esasen diinyada bulunan, fekat o zemana kadar insanlarm 
goremedikleri biiyiik harikalarm ufacik bir kismim meydana ci- 
karmakdan ibaretdir. Bunu ben yapdim! diyen bir insan, en biiyiik 
yalanci, en biiyiik budaladir. insan, elinden hicbir sey gelmiyen 
aciz bir mahlukdur. insan, ancak bir parca konusabilen, biraz dii- 
siinebilen bir mahlukdur. iyi diisiinse, kibre, gurura kapilmaz, ak- 
sine, ne kadar bos oldugunun farkma varir. iste ben de, bunlan 
diisiindiikce, ne kadar kudretsiz, ne kadar aciz, ne kadar za'if bir 
mahluk oldugumu anhyorum. Ben mucidim ha! [Elini semaya 
kaldirarak] Asl mucid, asl dahi, asl yaratici iste Odur, Allahdir!) 
dedi.) 

Goriiliiyor ki, fen adamlan Allahii tealamn varhgina inanmak- 
da ve iki elle Onun dinine sanlmakdadir. Yalmz maddiyyata ina- 
nan kimseler, cok kerreler dertlerine care bulamayrp, iimmidsizli- 
ge kapilmakdadirlar. Bu, onlarm ruhlarmm bos kalmasmdan ileri 
gelmekdedir. insamn ruhu da, bedeni gibi gidaya muhtacdir. Bu 
da, ancak mian etmekle kabildir ve Allahii tealamn yolunu ancak 
din gosterir. Allahii tealayi inkar edenler bile, muhakkak birgiin 
bu ihtiyaci duyarlar. 

Unlii Rus yazan Solzhenitsyn, Amerikaya yerlesdigi zeman, 
kendisinin biiyiik sikmtilardan, ruhi bunahmlardan, makina ol- 
makdan kurtulacagim zan etmisdi. Birgiin, bir iiniversitede Ame- 
rikan genclerini basma tophyarak onlara, (Ben buraya gelince, 
cok bahtiyar olacagimi zan etmisdim. Ne yazik ki, burada da bii- 
yiik bir bosluk hissediyorum. Ciinki siz, artik maddenin esiri ol- 
mussunuz. Evet, burada hiirriyyet var, herkes istedigini yapiyor. 
Fekat, ancak maddeye ehemmiyyet veriyor. Ruhlan bombos. 
Halbuki, insam hakiki insan yapan, onun tekamiil etmis [gelis- 

-159- 



mis], temizlenmis ruhudur. Size tavsiyem sudur: Ruhunuzu gelis- 
dirmege, giizellesdirmege bakm! Ancak o zeman, memleketinizde 
bulunan ve sizi de iizen cirkinlikler yok olmaga baslar. Dine ehem- 
miyyet [onem] verin! Din, insan ruhunun gidasidir. Dinine bagh 
insanlar, her isde sizin en biiyiik yardimcimz olacakdir. Ciinki, on- 
lan Allah korkusu dogru yoldan ayirmaz. Sizin en biiyiik zabita 
kuvvetiniz bile, herkesi gece gundiiz murakabe edemez. Insanlan 
fenahkdan ahkoyan polis degil, onlann duydugu Allah korkusu- 
dur) diye hitab etmisdi. 

Yukanda da belirtdigimiz gibi, insan ruhunun gidasi, dindir. 
Mevcud dinlerin icinde de en dogrusu, en yenisi ve diinya sartlan- 
na en uygunu islam dinidir. iste simdi, bu kitabcikda, cocukken 
baska dine mensub iken, sirf kendiliklerinden, hie bir te'sir altmda 
kalmadan, muhtelif dinleri ve din kitablanm inceliyerek, miisliman 
olmaga karar veren, kiilturlii insanlarm, ne icin dinlerini degisdir- 
mege ve miisliman olmaga karar verdiklerini bildiren, kendileri ta- 
rafmdan yazilmis vesikalan [belgeleri] okuyacaksimz. 

Miisliman olan bu zevatin yamnda, Allahii tealamn varhgina 
inanan ve islamiyyetin iistiinliigune hayran olan birpok meshur [ta- 
nmmis] sahsiyyetler de vardir. Bunlarm ba'zilarmdan bu kismm 
ikinci maddesinde bahs edilmisdir. Birinci kismda kendilerinden 
bahs edilmeyen, imperator Napoleon, Prof. Carlyle, Prof. Renan [1 , 
Hind kahramam Ghandinin, Allahm varhgi ve islam dininin us- 
tiinlugu hakkmdaki diisiinceleri ve Lamartine'in sevgili Peygam- 
berimiz Muhammed aleyhisselam hakkmdaki sozlerini burada zikr 
edecegiz. 

Biitiin bunlar gosteriyor ki, din, insanlar icin en biiyiik ihtiyac- 
dir. Kendi dinine inanmiyan, fekat Hak din olan islamiyyeti ince- 
lemege firsat bulamiyan zevalhlann ruhu bos kahr ve bunlar, ya- 
lancilarm yanhs akidelerine sanhrlar. Ciinki, insan muhakkak 
kendinden iistiin bir kudret sahibinin varhgina inanmaga ve ona 
baglanmaga muhtacdir. En ileri, en gelismis milletlere mensub in- 
sanlar bile, bu ihtiyaci tatmin icin, diirlii diirlii sapik diisiincelere, 
uydurma fikrlere baglanmislardir. 17 Kasim 1978 de, Jim Jones 
adh sapik bir papazin Amerikada kurdugu ve (Halk dini) dedigi 
sapik firkaya bagh 900 kisiyi, bu papaz Giiney Amerikada Gii- 
yanlarda Jonestown ismini verdigi bir kampa gotiirmiis ve onlan 
orada kendilerini oldiirmege tesvik etmisdir. italyada boyle sapik 
bir papaza inanan anne baba, (Cocugunuzu oldiiriin. Ben diia 



[1] Fransiz Renan, 1310 [m. 1892] de oldii. 

-160- 



edecegim, o tekrar ve daha iyi olarak dirilecek) dedigi icin cocukla- 
rmi kendi elleri ile oldiirmiisler ve sonra onun tekrar dirilmedigini 
goriince, perisan olmuslardir. Halbuki kendi dinlerinden aynlan bu 
insanlar, ilerde yakmdan tamyacagmrz miislimanligi kabul edenler 
gibi, islam dinini inceleseler, aradiklarmi onda bulabilecekler ve 
kendisi (Sulh ve siikunet, selamet, Allaha teslim olmak) demek 
olan islam dfni, onlara aradiklan goniil rahathgmi verecekdir. 

Ne yazik ki, biz muslimanlar, pirlanta gibi temiz dinimizi diin- 
yaya istedigimiz gibi anlatamiyoruz. Bunda, bizim de dinimize tam 
bagli olmamamizin ve onun emrlerine tam uymamamizin te'siri 
vardir. islam dini, herseyden evvel, beden ve run temizligini emr 
eder. Ruh temizligi, once Allahii tealaya ve Onun, son Peygambe- 
ri olan Muhammed aleyhisselam vasitasi ile gondermis oldugu 
emrlerin ve yasaklarm hepsine inanmakla ve elinden geldigi kadar 
bunlara uymaga cahsmakla hasil olur. Ruhun boylece temizlenmis 
oldugu, hie yalan soylememekle, kimseyi aldatmamak, daima dii- 
riist olmak, yanlis akaidlere [dogmalara] inanmamak ve herkese 
yardim etmek ve Allahii tealamn emrlerine tabi' olmak ile belli 
olur. Bir miislimandan, ancak bu beklenir. O halde, islam dinini 
teblig etmek istiyen bir insan, kendisi bizzat niimune bir musliman 
olmahdir. Boyle dogru ve diirust hareket edersek, bizi goren bas- 
ka dine bagli olan kimseler, bize hayran kalacak ve kendiliklerin- 
den islam dinini arasdirmaga bashyacaklardir. (Nicin musliman ol- 
dunuz?) siialine cevab veren ve yeni musliman olan din kardesle- 
rimiz, hakiki muslimanlan ve onlann yasama tarzini gordiikden 
sonra, musliman olmaga karar vermislerdir. Bu muslimanlar biz- 
den, islam dinini yaymak, nesr etmek icin ugrasmamizi, bunun icin 
de dinimizin emrlerine iki elle sanlarak herkese niimune, ornek bir 
musliman olmamizi istemekdedirler. Butiin eksiklerimize, propa- 
ganda gucumiizun noksanhgma ragmen, islam dini diinyada gitdik- 
ce yayilmakdadir. 1954 senesinde diinya niifusu 2.4 milyar idi. 1978 
de 3.8 milyara ulasmrsdir. 1954 ile 1978 arasmda Hiristiyanlar 150 
milyon, muslimanlar 220 milyon artrmsdir. Milletler arasi bir ista- 
tistik merkezi (World Almanac)m 1978 senesi istatistigine gore, 
diinya uzerinde 1.7 milyar budist ve mecusi, 950 milyon hiristiyan 
(katolik, protestan ve ortodoks), 10 milyon yehudi ve 538 milyon 
musliman bulunmakdadir. Halbuki (Time) mecmu'asi, 1979 sene- 
si Nisan sayisim islamiyyete tahsis etmisdir. Bu niishasmda, hakiki 
musliman mikdanmn 750 milyon oldugunu, elde bulunan istatis- 
tiklerin tam olmadigmi kayd etmekdedir. Hiristiyan istatistikcileri, 
diinya iizerindeki musliman sayisim kasden az gostermek icin ca- 
hsmakdadirlar. 

— 161 — Herkese Lazim Olan linaii: F-ll 



Biz, hakiki bir miislimana yakisir bir tarzda hareket edersek, 
miislimanlarm adedi daha cok artacak ve asagidaki bahslerde din 
degisdirip miisliman olanlann da beyan etdigi gibi miislimanlar co- 
galdikca, diinyada yanhs i'tikadlar, inamslar azalacak ve beseriyyet 
arzuladigi sulh ve siikuna, rahat ve huztira kavusacakdir. 

[Koyde, yolda nemaz kilacak olanm kible cihetini anlamasi 
icin, giines goren topraga bir cubuk dikilir. Yahud bir ipe anahtar, 
tas gibi bir sey baglayip, sarkitihr. Takvim yapragmda (Kible Sa- 
ati) yazdigi vaktde cubugun ve ipin golgeleri, kible istikametini 
gosterir. Golgenin, giines bulundugu tarafi, kible ciheti olur.] 

-5- 

MUSLIMAN OLMADIKLARI HALDE 

MUSLIMANLIGA HAYRAN OLAN VE 

ALLAHU TEALANIN VARLIGINA INANAN 

MESHUR INSANLARIN SOZLERI 

Asagida, kendileri miisliman olmadiklan halde, Allahii tealaya 
inanan ve miislimanliga hayran olan bircok meshur kimseden 
ba'zilannin islamiyyet hakkmda neler diisiinduklerini kisaca nakl 
ediyoruz. Bu tarzda dustmen insanlar, o kadar cokdur ki, burada 
iclerinden ancak meshur [tamnmis] olanlan secmek mecburiyye- 
tinde kaldik. Secdiklerimizin arasmda hepinizin pek iyi tamdigi bii- 
yuk kumandanlar, devlet adamlan, fen adamlan bulunmakdadir. 
Simdi onlarm soylediklerini dikkat ile okuyalim: 

NAPOLEON: 

Tarihe askeri dahi, aym zemanda bir devlet adami olarak gecen 
Fransa imperatoru birinci Napoleon (Napolyon) (1769-1821) Mis- 
ra girdigi 1212 [m. 1798] senesinde, islamiyyetin buyiiklugiine, 
dogruluguna hayran kalmis, hatta bir arahk miisliman olmagi bile 
diisunmusdii. Asagidaki satirlar Cherfilsin, (Bonaparte et islam) 
ismindeki eserinden aynen almmisdir: 

(Napoleon soyle diyordu: 

Allahii tealamn varligmi ve birligini, Musa aleyhisselam kendi 
milletine, Isa aleyhisselam kendi iimmetine, fekat Muhammed 
aleyhisselam biitiin diinyaya bildirdi. Arabistan temamiyle putpe- 
rest olmusdu. Isa aleyhisselamdan alti asr sonra, Muhammed 
aleyhisselam kendisinden evvel gelmis olan Ibrahim, isma'il, Mu- 
sa ve Isa aleyhimiisselamin bildirdikleri Allahii tealayi arablara 
tamtdi. Arablarm yamna sokulan Aryenler [ya'ni Aryiise tabi' 

-162- 



olan hiristiyanlar] ve hakiki Isa dinini bozarak onlara uc tann, 
ya'ni Allah, Allahm oglu, Ruh-ul-kuds gibi, kimsenin anhyamiya- 
cagi akideleri yaymaga cahsanlar, sarkin sulh ve huzurunu tema- 
men bozuyorlardi. Muhammed aleyhisselam onlara dogru yolu 
gosterdi. Arablara Allahii tealamn bir oldugunu, Onun ne babasi, 
ne de oglu bulunmadigim, boyle birkac Allaha tapmamn puta tap- 
makdan kalan sacma bir adet oldugunu anlatdi.) 

Kitabm baska bir yerinde Napoleonun, (Oyle zannediyorum ki, 
yakinda biitiin diinyamn akh basinda kiiltiirlu insanlanm biraraya 
toplayarak bir hiikumet kurmak ve bu hukumeti [Kur'anda yazili 
olan esaslara gore] idare etmek imkanim bulacagim. Ancak 
Kur'anda yazili olan esaslann dogruluguna inamyorum. Bunlar, 
insanlan bahtiyarliga gotiirecekdir) sozleri yazilidir. 

Prof. CARLYLE: 

Diinyamn tamdigi en biiyiik ilm adamlarmdan biri olan iskoc- 
yah Thomas Carlyle, (1210 [m. 1795]-1298 [m. 1881]) 14 yasinda 
iiniversiteye girmis, hukuk, edebiyyat ve tarih okumus, Almanca 
ve Sark dillerini ogrenmis, meshur Alman edibi Goethe ile mek- 
tublasmis ve onu ziyaret ederek, ona islamiyyet hakkmdaki diisiin- 
celerini nakl etmis, Prusya Krah ona (powr le merite) nisamni ver- 
mis, Edinburgh Universitesi onu rektorliige secmisdir. Carlyle'in 
(Zencimes'elesi), (Fransa ihtilali), (14 ve 15. asrda Alman Edebiy- 
yati), (Goethe ve Goethe'nin oliimii), (Modern isciler), (Kahra- 
manlar ve Kahramanlara tapma ve Tarihde Kahramanhk) [1943 
senesinde Resad Nuri Giintekin tarafmdan tiirkceye cevrilmisdir], 
(Alti Konferans) adh eserleri vardir. 

Asagidaki parca onun bir eserinden secilmisdir: 

(Araplar, Muhammed aleyhisselam ve Onun asn: Muhammed 
aleyhisselam gelmeden evvel, arablann bulunduklan yerlere koca- 
man bir ates parcasi sicramis olsaydi, kuru kum iizerinde gayb olup 
gidecek ve hie bir iz birakmiyacakdi. Fekat Muhammed aleyhisse- 
lam gelince, bu kuru kum dolu col, sanki bir barut ficisma dondii. 
Delhiden Granadaya kadar her yer birdenbire semaya yiikselen 
alevler haline geldi. Bu biiyiik zat, sanki bir simsekdi ve Onun et- 
rafmdaki biitiin insanlar, Ondan ates alan parlayici maddeler hali- 
ne donmiislerdi.) 

Konferansmdan: 

(Kur'an-i kerimi okudukca, onun alelade [siradan] bir edebi 
eser olmadigmi, hemen his edersiniz. Kur'an-i kerim, kalbden ge- 
len ve diger biitiin kalblere hemen niifuz eden bir eserdir. Diger 

-163- 



biitiin eserler, bu mu'azzam eser yanmda, cok soniik kalir. 
Kur'an-i kerimin goze carpan ilk karakteri, onun dogru ve mii- 
kemmel ve yol gosterici, diiriist bir rehber olmasidir. Bence, 
Kur'an-i kerimin en biiyiik meziyyeti budur. Bu meziyyet diger 
bircok meziyyetlere de yol acmakdadir.) 

Seyahat hatirasi: 

(Almanyada, dostum Goetheye, islamiyyet hakkmda topladi- 
gim bilgileri ve bu hususdaki dusiincelerimi anlatmisdim. Goethe 
beni dikkat ile dinledi ve en sonunda bana, (Eger islam bu ise, he- 
pimiz muslimamz) dedi.) 

MAHATMA GANDHI: 

Gandhi (1285 [m. 1869]-1367 [m. 1948]) Bati Hindistamn tamn- 
mis hiristiyan bir ailesindendir. Babasi, Porbtandar sehrinin bas 
papazi idi. Cok zengindi. Gandhi, Porbtandar sehrinde dogdu. Li- 
se tahsili icin, Ingiltereye gitdi. Tahsilini temamladikdan sonra 
Hindistana dondii. 1893 de bir Hindistan firmasi, onu Giiney Afri- 
kaya yolladi. Gandhi, orada cahsan Hindlilerin ne kadar agir sart- 
lar altinda cahsdiklarim, ne kadar fena mu'amele gordiiklerini mii- 
sahede edince, onlann daha iyi siyasi haklara kavusmalan icin mii- 
cadeleye karar verdi. Kendini, Hindu milletine adadi. Hindularm 
hakkim korumak icin, Giiney Afrika hiikumeti ile ugrasirken, tev- 
krf ve habs edildi. Fekat miicadeleden yilmadi. Afrikada 1914 se- 
nesine kadar kaldi. Sonra kendisine cok iyi para getiren isinden ay- 
nlarak, miicadele icin tekrar Hindistana dondii. Hindistamn istik- 
lale kavusmasi icin 1906 da miislimanlarm kurdugu (Hindistan 
miisliman birligi) ile beraber ugrasmaga basladi. Babasmm ve ken- 
di servetinin hepsini bu ugurda hare etdi. 

Ingilizlerin, Pencap eyaletinde 1274 [m. 1858] senesinde yap- 
diklari gibi, ikinci bir siddet ve zulm hareketine bashyacaklanni 
duyunca, muslimanlar ile beraber hareket ederek, biittin arka- 
daslanmn devlet hizmetinden cekilmesini ve sessiz bir miicadele, 
pasif bir mukavemete [direnise] gecmelerini sagladi. Ciplak vii- 
cudiine bir beyaz bez sararak ve yaninda tasidigi bir kecinin sii- 
tiiyle gecinerek, pasif mukabeleye devam etdi. ingilizler evvela 
ona giildiiler. Fekat zemanla, fikrlerine candan inanan ve mem- 
leketi icin her seyi fedaya hazir olan bu adamm, bu sessiz miica- 
dele isinde, biittin Hindistam arkasmdan siiriikledigini hayret ve 
dehset ile gordtiler. Onu hapse atmak, hie bir ise yaramadi. 
Gandhinin gayretleri Hindistamn istiklale kavusmasi ile netice- 
lendi. Hindular ona (Mtibarek) ma'nasma gelen Mahatma ismini 
verdiler. 

-164- 



Gandhi, islam dmini ve Kur'an-i kerimi dikkat ile incelemis ve 
muslimanhga hayran olmusdu. Bu hususda soyle demekdedir: 

(Miislimanlar, en azametli ve muzaffer giinlerinde bile, mii- 
te'assib olmamisdir. islamiyyet, diinyayi yaratana ve Onun eserine 
hayran olmayi emr etmekdedir. Bati, korkunc bir karanhk icinde 
iken, Doguda parlayan goz kamasdinci islam yildizi, azab ceken 
diinyaya lsik, sulh ve rahathk vermisdir. islam dini, yalanci bir din 
degildir. Hindular bu dini saygi ile inceledikleri zeman, onlar da, 
islamiyyeti benim gibi seveceklerdir. Ben, islam dihinin Peygam- 
berinin ve Onun yakimnda bulunanlarm, nasil yasadiklanni bildi- 
ren kitablan okudum. Bunlar, beni o kadar ilgilendirdi ki, kitablar 
bitdigi zeman, bunlardan daha fazla olmamasma iiziildum. Ben su 
kana'ate vardim ki, islamiyyetin siir'at ile yayilmasi, kihc sebebi ile 
olmamisdir. Aksine, her seyden evvel sadeligi, mantiki olmasi ve 
Peygamberinin biiyiik tevazu'u [aleak gonullulugii], soziinii daima 
tutmasi, yakinlarma ve miisliman olan herkese karsi sonsuz sada- 
kati sebebi ile islam dmi bircok insanlar tarafmdan seve seve kabul 
edilmisdir. 

Miislimanlik, ruhbanhgi ortadan kaldirmisdir. Miislimanhkda, 
Allahii teala ile kul arasmda aracihk eden kimse yokdur. islamiy- 
yet, basmdan beri sosyal adaleti emr eden bir dindir. Yaratan ile 
yaratilan arasmda, ayn bir miiessese yokdur. Kur'an-i kerimi 
[ya'ni onun tefsirini ve islam alimlerinin kitablanm] okuyan her- 
kes, Allahii tealamn emrlerini ogrenir ve Ona tabi' olur. Bu hu- 
susda, Allahii teala ile arasmda hie bir mani'a yokdur. Hiristiyan- 
hgm bircok eksikleri oldugu icin, diirlii reformlar yapilmak zorun- 
da kahndigi halde, muslimanhgm ise ilk giiniindeki seklinden, hie 
bir sey degisdirilmemisdir. Hiristiyanhkda, demokratik run yok- 
dur. Bu dine demokratik bir veche vermek icin hiristiyanlarm mil- 
liyyet hislerinin artmasi ve buna gore reformlar yapilmasi icab et- 
misdir.) 

Prof. Ernest RENAN: 

Simdi de bir Fransiz fikr adammdan bahs edelim: Ernest Re- 
nan 1239 [m. 1823] de Fransada Treguier sehrinde dogdu. Baba- 
si bir kaptandi. Bes yasinda iken babasini gayb etdi. Annesi ile 
ablasi tarafmdan yetisdirildi. Annesi, onun bir din adami olmasi- 
m istediginden, dogdugu kasabamn kilise kolejine verildi. Bura- 
da kuvvetli bir ilahiyyat tahsili [ogrenimi] gordii. Dogu dillerine 
karsi biiyiik bir merak duydugundan, Arabca, Ibranice ve Siirya- 
nice ogrendi. Bundan sonra, Universiteye girerek, felsefe tahsili 
yapdi. Tahsili ilerledikce ve Alman felsefesi ile dogu edebiyyatim 

-165- 



dikkat ile inceledikce, hiristiyanlik dininde bircok noksanlar oldu- 
gunu gordii. 1848 de 25 yasmda iiniversiteyi bitirdigi zeman, hiris- 
tiyanlik dmine karsi temamen isyan etdi ve dusiincelerini (Bilimin 
Gelecegi) adli kitabda topladi. Fekat bir isyan mahiyyetinde olan 
bu kitabi, hie bir matba'a basmaga cesaret edemedi ve bu kitab 
ancak 42 sene sonra 1890 tarihinde basilabildi. 

Renan, her seyden evvel Isa aleyhisselamm Allahm oglu ol- 
madigmi soyliiyordu. Kendisi Versailles iiniversitesine felsefe 
profesorii olarak ta'yin edildigi zeman, bu fikri yavas yavas acik- 
lamaga baslamrsdi. Fekat en biiyiik isyanim College de France'a, 
Ibranice profesorii ta'yin oldugu zeman gosterdi. Daha ilk dersde: 
(Isa aleyhisselam, saygi deger ve diger insanlardan cok daha iis- 
tiin bir beser idi. Fekat hie bir zeman Allahii tealamn oglu degil- 
di) demek cesaretini gosterdi. Bu sozii bir bomba te'siri yapdi. 
Basda papa olmak iizere, biitiin katolikler ayaklandilar. Papa, 
Renam biitiin diinya oniinde resmen aforoz etdi. Fransa hukume- 
ti onun vazifesine son vermek zorunda kaldi. Fekat Renamn bu 
sozleri biitiin diinyada biiyiik aksler yapdi. Kendisine pek cok ta- 
rafdar buldu. (Din tarihi iizerinde denemeler), (Tenkid ve Ahlak 
iizerinde etiidler), (Felsefe sohbetleri) ve (Isamn hayati) gibi 
eserler yazdi ve bu eserler kapisildi. Fransa Akademisi bunun 
iizerine onu a'zahgina (1878 de) kabul etdi. Fransa hiikumeti de, 
Renam tekrar vazifeye da'vet ederek, onu College de France'a 
miidfr ta'yin etdi. 

Renan, (Isamn Hayati) ismindeki eserinde, Onu bir insan ola- 
rak inceledi. Renamn fikrine gore, (Isa aleyhisselam, bizim gibi 
bir insandir. Anasi hazret-i Meryem, Yusuf adh bir marangoz ile 
nisanh idi. Isa aleyhisselam, daha kiiciik bir cocukken soyledigi 
sozlerle bircok alimleri hayretde birakacak kadar iistiin bir insan 
idi. Allahii teala, Onu Peygamberlige layik gordii ve Ona bu vazi- 
feyi verdi. Isa aleyhisselam hie bir zeman, (Ben Allahin ogluyum) 
dememisdir. Bu bir iftiradir ve papazlar tarafmdan uydurulmus- 
dur.) 

Katolik papazlan ile Renan arasmdaki miicadele uzun siirdii. 
Katolikler onu dinsizlikle itham ederken, o da onlari, yalancilik ve 
miirailik ile itham ediyordu. Renan, (Hakiki nasranilik, Allahii te- 
alayi bir olarak ve Isa aleyhisselami da, ancak insan ve Peygamber 
olarak kabul eden bir dindir) diyordu. Renan oldugu zeman, kili- 
sede dini merasim yapilmamasim ve cenaze alayma rahiblerin ka- 
tilmamasim vasiyyet etmisdi. 1892 de oldugu zeman, cenaze alayi- 
na yalmz onu seven dostlanyla, onu takdir eden biiyiik bir cema'at 
katildi. 

-166- 



LAMARTINE: (Alphonse Marie Louis de) 

Fransamn diinyaca tanmmis biiyiik ediblerinden ve devlet 
adamlarmdan biri olan Lamartine (1204 [m. 1790]-1285 [m. 1869]) 
vazife ile biitiin Avrupayi ve Amerikayi dolasmis ve bu arada, Sul- 
tan Abdiilmecid han zemamnda Tiirkiyeye de gelmisdir. Padisah 
tarafmdan, biiyiik dostlukla kabul edilen Lamartine'e aynca, Ay- 
dm vilayetinde bir de ciftlik hediyye edilmisdir. Bakimz, Lamarti- 
ne, (Histoire de Turquie=Tiirkiye Tarihi) adh eserinde Muham- 
med aleyhisselam icin ne diyor: 

(Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" bir yalanci pey- 
gamber miydi? Onun eserlerini ve tarihini inceledikden sonra bu- 
nu diisiinemeyiz. Ciinki yalanci peygamberlik, iki yiizliiliikdur. Ya- 
landa dogrulugun kudreti bulunmadigi gibi, iki yiizliilukde inan- 
dirma kudreti yokdur. 

Mekanikde, bir cism atildigi zeman onun varabilecegi yer, fir- 
latma kuvvetine tabi'dir. Bir ma'nevi ilhamm kuvveti de, onun ha- 
sil edecegi eser ile olciiliir. Bu kadar cok sey tasiyan, bu kadar 
uzaklara kadar yayilan ve bu kadar uzun zeman aym kudretde de- 
vam eden bir "din" (ya'niislamiyyet) yalan olamaz. Bunun cok sa- 
mimi ve cok inandinci olmasi gerekir. Muhammed aleyhisselamm 
hayati, gayretleri, memleketin hurafelerine ve putlarma kahra- 
manca saldinp onlan parcalamasi, puta tapan kavmin hiddetlerine 
karsi koymak cesareti, seca'ati, kendine saldirdiklan halde, 13 se- 
ne Mekkede hemsehrileri arasmda cesidli hakaret ve zulmlere te- 
hammiil etmesi, Medineye hicreti, durmadan yapdigi tesvikler ve 
verdigi va'zlar, nasihatler, cok iistiin diisman kuvvetleriyle yapdigi 
cihadlar, kazanacagma olan i'tikadi, en biiyiik felaket zemamnda 
bile duydugu insan iistii i'timad, zaferde bile gosterdigi sabr ve te- 
vekkiil, sozlerini kabul etdirme azmi, sonsuz ibadeti, Allahti teala 
ile mukaddes konusmalan, vefati ve vefatmdan sonra da devam 
eden san, seref ve zaferleri, Onun hie bir zeman bir yalanci pey- 
gamber olmadigmi, tarn aksine, biiyiik bir imana sahib bulundugu- 
nu gosterir "sallallahii teala aleyhi ve sellem". 

Iste bu imam, Rabbine olan i'timadi, Ona, ortaya iki yeni i'ti- 
kad, iman koymasim sagladi: Biri, (Tek ve ebedi varhk olan bir Al- 
lahm bulundugu), ikincisi ise (Putlarm tann olmadigi) idi. Birinci- 
si ile, arablara, o zemana kadar bilmedikleri bir olan Allahii teala- 
yi tamtiyor, ikincisi ile de, o zemana kadar tann zan etdikleri put- 
lari onlarm elinden ahyordu. Kisaca, bir kihc darbesi ile yalanci 
ilahlan, putlan kinyor, bunun yerine onlara (Tek Allah) imanim 
yerlesdiriyordu. 

-167- 



Filozof, hatib, Peygamber, kanun koyucu, cengaver, insan dii- 
siincelerini sihrleyici, yeni iman esaslan koyan ve yirmi biiyiik diin- 
ya Imperatorlugu ile bir biiyiik islam devleti ve medeniyyeti kuran 
biiyiik insan; iste Muhammed aleyhisselam budur "sallallahii teala 
aleyhi ve sellem". 

insanlarm, biiytikliigii olcmek icin kullandiklan biitiin mikyas- 
larla olciilsiin: Acaba Ondan daha biiyiik bir kimse var midir? Ola- 
maz "sallallahii teala aleyhi ve sellem".) 

Ah, meded Allahim sendendir, meded, 
akhm almdigi yerlere geldim. 
Diiami kabul edip, eyleme red, 
sinem delindigi yerlere geldim. 

Hep, fih ile zardir, asikin isi, 
kan ile kansdi goziimiin ya$i. 
Inci, mercan olnws topragi, tasi, 
cevher bulundugu yerlere geldim. 

Daglarin basma, bulutlar cikar, 
bagrimm icinde, $im$ekler cakar, 
Firdevs-i a'ladan, bir servi cinar, 
cikip sahndigi yerlere geldim. 

Stinbtilun da'vasi, servi dalile, 
btilbtilun sevdasi, behar giilile, 
Muhabbet sunarken, Hakim dilile, 
gonliim sizladigi yerlere geldim. 

Ah! Shndi bir, ele geese nigahm, 
bilemedim kiymetini dergahm. 
Alem-i ervahdan, bir sems-ii mahm, 
minimi sacdigi yerlere geldim. 



Estagfirullah, estagfirullah, estagGrullah, [i 
gel kardesim, sen de soyle, kurtulus yolu budur. 
akhna uy, seytana uyma, cok istigfar et! 
Cehennem atesini sondiiren ilac budur. 



[1] istigfar, (Estagfirullah)dir. Ma'nasi, (Beni afv et Allahim)dir. 
Ma'sum-i Mliceddidi, her nemazdan sonra, yetmis kerre okurdu. 

-168- 



-6- 
MUSLIMANLIGI SECENLER 

Baska dinden olduklan halde islamiyyeti kabul eden muhtelif 
irk, memleket, kavm, renk ve meslekden kirkiki [42] zata, ba'zi 
mecmu'a veya cem'iyyetler veya kendi arkadaslan tarafmdan so- 
rulan: (Nicin Musliman Oldunuz?) (Miislimanlikda en cok begen- 
diginiz hususlar nelerdir?) suallerine; bunlar gayet acik ve samimi 
olarak cevab vermislerdir. Bu zevat, uzun uzadiya diisiindukden ve 
islam dmini cok dikkat ile inceledikden sonra, miisliman olmaga 
karar vermislerdir. Onlarm, birer vesika [beige] olan bu cevablan- 
m, muhtelif kitab ve mecmu'alardan alarak ve Tiirkceye terceme 
ederek yaziyoruz. Bu cevablardan almacak cok ibretler vardir ve 
bunlan okuyanlar, dinimizin ulviyyetini bir kerre daha kalblerinde 
his edeceklerdir. 

Bu vesikalar, yeni miisliman kardeslerimizin bagh bulundukla- 
n memleketlere gore, alfabe sirasi ile siralanmisdrr. Bu memleket- 
ler sunlardir: 

Almanya, Amerika, Avusturya, Fransa, Hollanda, ingiltere, ir- 
landa, isvec, Japonya, Kanada, Macaristan, Malaya, Polonya, Sri- 
lanka, Zengibar. 

Simdi bu vesikalan birer birer okuyahm: 

1 
MUHAMMED EMIN HOBOHN 

(Alman) 

Muhammed Emm Hobohn, hem bir diplomat, hem de bir inis- 
yonerdir. ictima'f [sosyal] mes'eleler ile me^gul olinus bir ilm ve 
din adamidir. 

Avrupahlar nicin dinlerini terk ederek miisliman oluyorlar? 
Bunun bircok sebebleri vardir. Bunlann basmda (Hak) gelmek- 
dedir. islam dininin esas ka'ideleri o kadar mantiki, o kadar dog- 
ru ve diirustdiir ki, dinde hakki, hakikati arayan akh basmda, 
okumus bir insamn bunlan kabul etmemesi imkansizdir. Mesela, 
islam dini, bir tek ma'bud bulundugunu bildirir. insanlarm akl-i 
selimine (sagduyusuna) hitab ederek, onlan bircok hurafelere 
inandirmaga tenezziil etmez. islam dini, diinyadaki butiin insanla- 
rm, hangi irkdan gelirse gelsin, hepsinin Allahii tealamn kulu ola- 

-169- 



rak birbirlerine miisavi, birbirinin benzeri oldugunu bildirir. Biz 
almanlar, esasen Allahii tealanin bize kuvvet ve kudret veren, ru- 
humuzu kemale erdiren biiyiik bir halik [yaratici] olduguna inam- 
nz. Allah mefhumu bizim icimize emniyyet ve huzur getirir. Fekat 
hiristiyan dini, bu huzuru verememekdedir. Yalniz islam dini Al- 
lahii tealanin biiyiikliigunii bize ogretmekde, aym zemanda oldiik- 
den sonra insan ruhunun nereye gidecegi hakkinda bize rehber ol- 
makdadir. islam dini, yalniz dtinyada degil, ahiretde de bize yol 
gostermekdedir. Ahiretde rahat etmek icin dtinyada ne yapmak 
lazim oldugunu, cok acik ve mantiki bir tarzda ogretmekdedir. Al- 
lahii tealanin, ahiretde, insanlardan dtinyada yapdiklan isler hak- 
kinda adilane hesab soracagmi bilmek, onlan diinyada dogru ve 
diirtist hareket etmege sevk eder. Bunun icin hakiki miislimanlar, 
dtinyada iyice dustinmeden ve yapacaklan isin hakikaten hayrh ol- 
duguna inanmadan hie bir is yapmazlar. Boylece, bu biiyiik din, 
hie bir diinyevi polis teskilatimn yapamiyacagi bir seklde, insanla- 
n teftis [kontrol] etmekde ve onlarm daima dogru yolda kalmala- 
nm te'min etmekdedir. 

islam dininin Avrupahlar tarafmdan secilmesinin baska bir se- 
bebi de, ibadet seklidir. Nemaz, insanlara daima zemamnda is yap- 
magi, oruc ise, iradesini kuvvetlendirmegi ogretir. Hayatda basan 
icin, (Zemamnda is yapmak ve iradesine hakim olmak) kadar 
ehemmiyyetli baska ne vardir? Btiyiik adamlar ancak bu iki amil 
sayesinde muvaffak olmuslardir. Simdi, islam dininin en gtizel bir 
noktasma geliyorum: islamiyyet insanlara ahlaki ve insani husus- 
lan gayet mantiki bir tarzda ogretirken, onlan hie bir zeman yapa- 
miyacaklan islere zorlamamisdir. Aksine, onlara iyi ve rahat yasa- 
mak icin bircok imkanlar tammisdir. Allahti teala, insanlarm rahat 
ve mes'ud yasamasim istemekdedir. Bunun icin, insanlarm giinah 
islememesini emr eder. Miislimanlar, kendilerinin daima Allahii 
tealanin huzurunda olduklarma inamr. Giinah islememege cahsir- 
lar. Gerek diger dinlerde ve gerek Avrupada kurulan nizamlarda, 
bu kadar gtizel, bu kadar faideli bir ka'ide yokdur. 

Ben, diinyada bircok yerlerde ve muhitlerde, diplomat ve mis- 
yoner olarak bulundum. Diger dinleri, ictima'i nizamlan dikkat 
ile inceledim. islamiyyet kadar dogru, islamiyyet kadar miikem- 
mel, ne bir din, ne de ictima'i bir nizam gordiim. Komunizm, in- 
sanlara ilk bakisda dogru bir diisiiniis gibi goriinmekdedir. Bunun 
gibi, dtinya islerinde en biiyiik idare sekli oldugu zan edilen garb- 
daki demokrasi ve nazilikde de, ba'zi dogru noktalar vardir. Fe- 
kat bunlarm hie biri tam degildir. Hepsinde bircok noksanlar var- 

-170- 



dir. Tam ve kusursuz olan ancak islam dinidir. insanlan yiikselte- 
cek olan amil, Avrupahlarm bulusu olan ictima'i dusunceler degil, 
ancak ve ancak islam dinidir. Bunun icin, her akl-i selim (sagdu- 
yu) sahibi, kamil bir insan hie tereddiidsuz islamiyyeti kabul eder. 
Ben de boyle yapdim. Miislimanhk nazariyyat dini degil, ameh 
[pratik] bir dindir. islamiyyet, insanm rahim ve gafur (merhametli 
ve afv edici) olan ve dogru yolu gosteren Allahii tealaya, kendini 
teslim etmesi demekdir. Bundan daha giizel ne olabilir? 

2 
Dr. HAMID MARCUS 

(Aim an) 

Dr. Marcus taniiiinis bir fikr adami ve yazar olup, Berlinde 
Moslemische Revue atlli mecmu'ayi kurniiisdiir. 

Daha cocukken muslimanhgi merak etmis ve islamiyyet hak- 
kmda ma'lumat [bilgi] toplamaga baslamisdim. Dogdugum sehrin 
kiitiibhanesinde 1164 [m. 1750] senesinde basilmis eski bir 
Kur'an-i kerim tercemesi buldum. Rivayete gore, Goethe de, is- 
lam dmini incelerken aym Kur'an-i kerim tercemesini okumus ve 
ondan sonra, bu kitaba karsi olan hayranhgim izhar etmisdi. 
Kur'an-i kerimi okudukca, onun gayet mantiki olan ve aym ze- 
manda insanm ruhuna kadar isliyen cazibeli ifadesi bana cok 
te'sfr etdi. islamiyyetin koydugu esaslann ne kadar dogru, ne ka- 
dar faideli oldugunu, islamiyyet ile sereflenen milletlerin, az ze- 
man icerisinde, tam bir medeniyyete kavusmasim, acikca isbat 
ediyordu. 

Kendi memleketimden aynhp, Berline geldigim zeman, orada 
mtislimanlarla dost oldum ve onlarla birlikde islam merkezi [mis- 
yonu] a'zalannm vermekde olduklan, cok ilgi cekici ve ogretici 
konferanslan, btiyiik bir dikkat ile ta'kib etdim. islam merkezinin 
a'zalan ile daha fazla temas etmege ve islam dinini daha yakmdan 
incelemege basladim. Bir miiddet sonra, bu dmin benim aradigim 
ve dusiindugiim hak din olduguna temamiyle inanarak miisliman- 
hgi kabul etdim. 

islam dininde, Allah birdir ve tek hahka [yaraticiya] inanmak, 
islamm en kudsi akidesidir. islam dininde akla sigmaz, inamlmasi 
miimkin olmiyan hie bir akide yokdur. Allahii tealadan baska, hie 
bir yaratici yokdur. islamiyyetde, modern ilmlere uymiyan, onla- 
ra zid hicbir nokta bulamazsmiz. Emr ve telkin etdigi biitiin husus- 
lar, temamiyle mantiki ve faidelidir. islamiyyetde, diger dinlerde 
oldugu gibi, iman ile mantik arasinda hie bir aynhk yokdur. Bu- 

-171- 



nun icin, benim gibi, tabfi ilmlerle hayat boyu ugrasmis bir kimse- 
nin, bu ugrasmalardan elde etdigi ilmi sonuclara tarn uyan islam 
dinini, bunlara hie uymiyan diger dinlere tercih etmesinden daha 
tabi'i ne olabilir? 

Ikinci bir sebeb olarak, sunu da Have edeyim ki, diger dinler, 
yalniz ma'neviyyata hitab eden birtakim garib, abes fikrlerle dolu- 
dur. Bunlarm hakiki hayat ile hie bir ilgisi yokdur. Halbuki islam 
dini, insanin hayatda ne yapmasi icab etdigini de ogreten, ameli bir 
dindir. islam dininin emrleri, insana yalniz ahiretde degil, aym ze- 
manda diinyada da dogru yolu gosterir, fekat hie bir zeman onun 
htirriyyetini smirlamaz. 

Senelerden beri musliman olarak dmimi incelemege devam 
ediyorum. Her def asinda onun en mukemmel oldugunu gorerek, 
ruh rahathgina kavusuyorum. islamiyyet, sahsiyyet ile cem'iyyet 
hayati arasinda, ne giizel bir yoldur! islamiyyet, bu iki ayn hayati 
tanzim etmekdedir. islamiyyet, temamiyle adil ve ancak insanlarm 
iyiligini isteyen bir dindir. Diinyada, ne gibi ictima'i bir cereyan 
olursa olsun, bunun buttin iyi taraflan islam dminde vardir. 

3 
Bayan AMINE MOSLER 

Nicin musliman oldum? 

Oglumun, bana sordugu bircok suallere cevab veremiyordum. 
O bana: (Anne, Allah nicin uc dane?) diye soruyor, kendim de tic 
tannya inanmadigim icin, ona inandinci bir cevab veremiyordum. 
Nihayet 1346 [m. 1928] senesinde yasi artik oldukca ilerlemis olan 
oglum, birgtin gozleri yash olarak bana geldi, (Anne, ben mtisli- 
manhgi tedkik etdim. Onlar bir tek ma'buda [yaraticiya] inam- 
yorlar. Onlann dini, en dogru din. Ben de musliman olmaga ka- 
rar verdim. Sen de bana katil!) diye yalvarmaga basladi. Onun ri- 
casi tizerine, ben de islam dinini incelemege basladim. Berlin ca- 
mi'ine gitdim. Cami'in imami beni cok iyi kabul etdi ve bana mtis- 
limanhgm esaslanm anlatdi. O anlatdikca, sozlerinin ne kadar 
dogru, ne kadar mantiki oldugunu gortiyordum. Artik ben de, og- 
lum gibi islam dininin en dogru bir din olduguna inanmaga basla- 
misdim. Herseyden evvel, daha gene yasda iken bile, bir dtirlti an- 
layamadigim, akhmin bir dtirlti kabul etmedigi ticlti tannyi mtis- 
limanhk red ediyordu. Mtislimanhgi iyice inceledikden sonra, gti- 
nah cikarmamn, Papayi gtinah islemez ma'sum bir varhk olarak 
tammamn, vaftiz ya'ni gtinah izalesinin ve buna benzer bircok 
merasimin ne kadar ma'nasiz oldugunu anladim ve buttin bunlari 

-172- 



red ederek seve seve miisliman oldum. 

Biitiin ecdadim koyu hiristiyandi. Ben bir katolik manastinnda 
biiyiittildum. Temamen hiristiyan terbiyesi aldim. Fekat, aldigim 
bu dim terbiye, beni Allahii tealaya gotiirecek hak dmi secmeme 
yardim etdi. Ciinki, terbiyem esnasmda bana ogretilen biitiin iyi 
seyleri, hiristiyanlikda degil, miislimanhkda buldum. Miislimanhgi 
kabul etmekligim benim icin btiyiik bir tali' eseridir. 

Bugiin ben bir btiyiik anneyim. Torunum mtisliman olarak 
dogdugundan dolayi bahtiyanm. Biliyorum ki, Allahii teala, dog- 
ru yola koyduklanna daima rehberlik eder. 

4 
MUHAMMED ALEXANDER RUSSEL WEBB 

(Amerikah) 

(Muhammed Alexander Russel Webb, 1262 [m. 1846] senesin- 
de Amerikada Hudson sehrinde dogdu. New- York iiniversitesin- 
de okudu. Kisa zemanda cok sevilen ve cok takdir edilen bir fikra 
muharriri oldu. (St. Joseph Gazett) ve (Missouri Republican) ism- 
lerinde mecmu'alar nesr etdi. 1887 tanhinde Fihpinlerde Amerika 
konsolosu oldu. Miisliinan oldukdan sonra kendini temamiyle is- 
lamiyyeti nesr etmege vakf etdi ve Amerikadaki teskilatin basina 
gecdi. 1335 [m. 1916] senesinde vefat etdi.) 

Bana, ehalisinin pek cogu hiristiyan olan Amerikada dogan, 
btiytiyiinceye kadar miitemadiyen hiristiyan papazlarm yapdikla- 
n va'zlan, daha dogrusu sacmahklan dinliyen, benim gibi bir in- 
samn, nicin dmini degisdirerek mtisliman oldugunu soranlar cok 
oldu. Ben de onlara, miislimanhgi nicin hayat rehberi olarak sec- 
digimi, kisaca soyle anlatdim: Mtisliman oldum! Ciinki, yapdigim 
incelemeler, arasdirmalar, insanlann ruhi ihtiyaclarmm, ancak 
muslimanhgm koydugu saglam esaslarla te'mfn edilecegini gos- 
terdi. Ben daha cocukken bile, hiristiyanhga bir diirlii iki elle sa- 
nlamamisdim. Yirmi yasima geldigim ve artik resid oldugum ze- 
man, kilisenin herseyi gtinah sayan, garib [mistik] ve can sikici 
terbiyesine temamen isyan etmisdim. Yavas yavas kiliseden aynl- 
dim ve bir daha donmedim. Benim arasdinci ve miitecessis bir 
ahlakim [karakterim] vardi. Her seyin sebebini ve maksadim an- 
yordum. Bunlar icin mantiki cevablar bekliyordum. Halbuki, ra- 
hiblerin ve diger hiristiyan din adamlarmm bana verdigi cevablar, 
beni tatmin etmiyordu. Onlar, cok kerreler siiallerime tatmin edi- 
ci cevablar verecekleri yerde, (Bunlan biz anlryamayiz. Bunlar 
ilahi sirlardir) diyorlar veya (Bunu bizim akhmrz kavramaz) gibi 

-173- 



kacamakh bir cevab veriyorlardi. Bunun iizerine, bir yandan sark 
dinlerini, diger tarafdan meshur filozoflarm eserlerini incelemege 
karar verdim. Filozoflardan Mill, Locke, Kant, Hegel, Fichte, 
Huxleyin ve digerlerinin eserlerini okudum. Bu filozoflarm eserle- 
rinde, hep protoplazmadan, atomlardan, molekiillerden, danecik- 
lerden bahs olunuyor, fekat (Insamn ruhu ne oluyor, oldiikden 
sonra nereye gidiyor, bu diinyada ruhun nasil terbiye edilebilece- 
gi) hakkmda bir fikr bulunmuyordu. Halbuki islam dmi, insamn 
bedeni yamnda, ruhu ile de mesgul oluyor ve bizi aydmlatiyordu. 
Bunun icindir ki, ben, ne yolumu sasirdigimdan, ne de hiristiyan- 
lara krzdigimdan veya am bir karara kapildigimdan dolayi degil, 
tam aksine inceden inceye tedkfk etdikden, buyukliigunu, ulviyye- 
tini, ciddiyyetini, mukemmelligini iyice anladikdan sonra musli- 
man oldum. 

Islamiyyetde esas, Allahii tealamn var ve bir olduguna inan- 
mak, Ona kendini teslim etmek ve Ona ibadet ederek lutflanna 
siikr etmekdir. islamiyyet, biitiin insanlara kardesligi, iyiligi, sevgi- 
yi emr eder. Onlardan ruh, beden, dil ve amel [is] temizligi ister. 
Islam dini, simdiye kadar insanlarm bildigi dinlerin muhakkak en 
miikemmeli, en iistunii ve sonuncusudur. 

5 
Albay DONALD ROCKWELL 

(Amerikah) 

Miislimanhgi nicin kabul etdim? 

Miislimanligm cok mantiki ve sade olusu, cami'lerin insani 
kendine ceken cazibesi, bu dine mensub olanlann, dinlerine bii- 
yiik bir ciddiyyet ve muhabbet ile baglanmrs olmasi, biitiin diinya- 
da muslimanlarm giinde bes def a aym saatde biiyiik bir saygi ve 
ihlas ile secdeye kapanisi, benim iizerimde cokdan beri, biiyiik bir 
te'sir yapmisdi. Fekat bunlar, benim musliman olmakhgim icin 
kafi gelmedi. Ben ancak, islam dinini iyice tedkikden ve onda gii- 
zel, faideli bircok hususlar buldukdan sonra musliman oldum. 
Hayata ciddiyyet, fekat ayni zemanda tathhkla bagh olmak [ki 
Muhammed aleyhisselamm kendi hareket tarzidir], islerde miisa- 
vere etmek, insanlara daima merhamet ve sefkat ile mu'amele et- 
mek, yoksullara yardim etmek, ilk def a olarak kadmlara da mal 
sahibi olma hakkmi vermek gibi, o zemana gore en mu'azzam me- 
deni inkilablar, Muhammed aleyhisselamm kisa ve veciz sozleriy- 
le ne giizel ifade edilmisdir! Muhammed aleyhisselam aym ze- 
manda (Allahii tealaya tevekkiil, i'timad et, fekat deveni bagla- 

-174- 



magi unutma!) sozleri ile insanlara, Allahu tealanm kullarmdan 
evvela, her diirlii tedbfre basvurmalarim, icab edeni yapmalarim 
ve ancak ondan sonra, Allahu tealaya tevekkiil etmelerini emr et- 
digini bildirmekdedir. O halde, Avrupahlann iddi'a etdigi gibi, is- 
lam dini, hie bir is yapmadan, her seyi Allahu tealadan bekleyen 
miskinlerin dini degildir. islam dini, herkese, once elinden gelen 
her seyi yapmasim ve ancak ondan sonra Allahu tealaya tevekkiil 
etmesini emr eder. 

Islam dininin, diger dinlerdeki insanlara karsi gosterdigi adalet 
de, benim uzerimde cok biiyiik bir te'sir yapmisdi. Muhammed 
aleyhisselam, miislimanlarm hiristiyanlara ve yehudilere karsi iyi 
mu'amele etmelerini emr ediyor. Kur'an-i kerim ise, Adem aley- 
hisselamdan bashyarak, Musa ve Isa aleyhimesselamm Peygam- 
berligini kabul ediyordu. Bu, hie bir baska dinde olmayan bir yii- 
ce sadakat, biiyiik haksinashkdir. Diger dinlere inananlar, islamiy- 
yet hakkmda, akla gelmez fena seyler soylerken, miislimanlar 
bunlara karsi kibarca mukabele ediyorlar. 

islamiyyetin en giizel hususiyyetlerinden biri de, onun kendini 
putlardan temamiyle kurtarmrs olmasidir. Hiristiyanhkda hala 
resmlere, heykellere, isaretlere tapihrken, islamiyyetde hie boyle 
bir sey yokdur. Bu da, islamiyyetin ne kadar saf, ne kadar temiz ol- 
dugunu gosteriyor. 

Allahu tealanm resulii olan Muhammed aleyhisselamin, sozle- 
ri ve ogretdigi hususlar, hicbir degisiklik yapilmadan guniimlize 
kadar gelmisdir. Allah kelami olan Kur'an-i kerim ise, vahy olun- 
dugu gibi aynen muhafaza edilmis ve Muhammed aleyhisselam ze- 
manmdaki berrakhgim asla gayb etmemisdir. Hiristiyanlarm, Isa 
aleyhisselamin dinine yapdiklan gibi, islam dinine bircok yalan 
yanhs hurafeler, efsaneler kansdinlmamisdir. 

Beni miisliman olmaga gotiiren sebeblerden sonuncusu, isla- 
miyyetde buldugum metanet ve irade gticii oldu. islamiyyetde 
yalmz ruhun degil, aym zemanda bedenin de temiz olmasi emr 
ediliyordu. Yemek yirken, tika basa mi'deyi doldurmamak, sene- 
de bir ay oruc tutmak, her seyde olciilii hareket etmek, harcama 
yaparken, ne fazla, ne eksik sarf etmek gibi. Degil bugiin, yann 
da, biitiin insanlara rehberlik edecek hususlar, insanlara en giizel 
bir tarzda telkfn olunuyordu. Ben, miisliman memleketlerinin he- 
men hepsini ziyaret etdim. istanbulda, Samda, Kudiisde, Kahire- 
de, Cezayirde, Fasda ve sair miisliman sehrlerinde, biitiin hakiki 
miislimanlarm bu ka'idelere riayet etdiklerini ve bundan dolayi 
hayatda huzura kavusduklarmi bizatihi gordiim. Onlarm, Allahu 

-175- 



tealamn yoluna girmek icin siislere, resmlere, heykellere, mumla- 
ra, mtizige ve benzeri seylere ihtiyaclan yokdu. Allahu tealamn 
kulu olduklanni his etmeleri ve kendilerini ona teslim etmeleri, 
onlara en biiyiik ma'nevi huzur ve se'adeti, lezzeti veriyordu. 

Islam dihindeki hiirriyyet ve miisavat [esitlik], beni daima ken- 
dine cekmisdir. Miislimanlar arasmda, en yiiksek bir mevki' sahi- 
bi ile en fakir bir kimse, Allahu tealamn huzurunda miisavidir ve 
birbirinin kardesi sayihr. Cami'de, miislimanlar yan yana ibadet 
ederler. Mevki' sahibi olanlar icin ayrilmis, ozel yerler yokdur. 

Miislimanlar, Allahu teala ile kul arasmda hie bir kimsenin bu- 
lunmadigma iman ederler. Muslimanlikda ibadet, Allahu teala ile 
kul arasmda yapihr. Giinahlarim afv etdirmek icin, din adamlan- 
na bas vurmazlar. Her musliman kendi hareketinden, ancak ken- 
disi mes'uldiir. 

Miislimanlar arasindaki kardeslik, bana hayatda cok kerreler 
yardimci oldu. Bu din kardesligi de, beni miislimanhga gotiiren 
amillerden biridir. Nereye gitsem, bir musliman kardesimin bana 
yardim edecegini ve iizuntulerimi benimle paylasacagim biliyo- 
rum. Diinyada, irk, renk ve siyasi diisiinceleri birbirinden farkh 
olan biitiin miislimanlar, birbirinin kardesidir ve birbirlerine yar- 
dim etmegi kendilerine bore bilirler 

Iste, beni musliman yapan sebebler bunlardir. Acaba bunlar- 
dan daha giizel ve ulvi [yiice] bir sebeb diisuniilebilir mi? 

6 
SALAHADDIN BOART 

(Amerikah) 

1338 [m. 1920] senesinde, bir doktoru ziyaret icin mu'ayeneha- 
nesine gitdigim zeman, bekleme odasmda, Londrada cikan (Ori- 
ent Review) ve (African Times) mecmu'alarim gormusdiim. Bu 
mecmu'ayi kansdinrken okudugum: (Ancak bir tek Allah vardir) 
ciimlesi, benim iizerimde cok derin bir te'sir yapdi. Ciinki hiristi- 
yanhk dininde, tam ile dane tann vardi ve akhmiz kabul etmedigi 
halde, buna inanmak zorundaydik. Bu (Ancak bir tek Allah var- 
dir) ibaresi, bu tarihden i'tibaren akhmdan cikmaz oldu. Bu kudsi 
ve ulvi i'tikad, miislimanlarm kalblerinde tasidiklan, beha bicilmez 
bir hazinedir. 

Artik islamiyyete alakam artdi. Bir miiddet sonra musliman ol- 
maga karar vermisdim. Musliman oldukdan sonra, Salahaddin is- 
mini aldim. Miislimanligm en dogru din olduguna inamyordum. 

-176- 



Zira muslimanhk, Allahti tealamn hie bir seriki olmadigmi ve bir 
giinahm ancak Allah tarafindan afv edilebilecegini esas olarak ka- 
bul etmekdedir. Bu iman, tabfat kanunlanna ne kadar uygundur! 
Tarlada, ciftlikde, koyde, sehrde, okulda, hiikumetde, devletde, 
kisaca her yerde, bir tek bas vardir. ikilik daima aynhga sebeb ol- 
musdur. 

Islam dininin en dogru din oldugunu bana gosteren ikinci delil, 
islamiyyetden evvel, temamen vahsi bir tarzda yasayan arablann, 
islam dim sayesinde, cok kisa bir zeman icerisinde, diinyamn en 
medem, en kudretli bir devleti haline gelmeleri ve insan sevgisini 
Arab collerinden, ta ispanyaya kadar gotiirebilmeleridir. Miisli- 
man Arablar, ispanyayi bir col halinde buldular. Onu, kisa zeman- 
da, bir gill bagcesi haline getirdiler. John W. Draper gibi diiriist bir 
tarihci, (1226 [m. 1811]-1299 [m. 1882]) (The Intellectual Develop- 
ment of Europe=Avrupanm ma'nevf tekamiilu) adindaki eserin- 
de, islamin asri medeniyyetin teessiisiinde oynadigi son derece bii- 
yiik ve miihim te'siri anlatmakda, (Hiristiyan tarihciler islamiyye- 
te olan kinlerinden dolayi, bu hakikati gizlemege cahsmakda, Av- 
rupamn miislimanlara ne kadar borclu oldugunu, bir diirlii i'tiraf 
edememekdedirler) demekdedir. 

Asagida, miislimanlann ispanyayi nasil bulduklan hakkmda 
Draperin yazilanm aynen nakl ediyorum: 

(O zemanki Avrupahlar temamile barbardi. Hiristiyanhk, on- 
lan barbarhkdan kurtaramamisdi. Onlara hala vahsi nazariyle 
bakmak gerekirdi. Pislik icinde yasarlardi. Kafalan, hurafelerle 
doluydu. Dogru diiriist diisunmek hassasina bile malik degildiler. 
Adi kuliibelerde yasarlardi. Eger kuliibenin zemininde veya du- 
varlarmda bir hasir ortiisii varsa, bu biiyiik bir zenginlik isareti sa- 
yihrdi. Yidikleri, yabani fasiilye, havue gibi sebzeler, ba'zi otlar, 
hatta ba'zen agac kabuklanydi. Elbise olarak, uzun miiddet da- 
yandigi icin dabaglanmamis hayvan postlan kullamyorlar ve bu- 
nun icin cok pis kokuyorlardi. 

Miislimanlar, onlara her seyden once temizligi ogretdiler. 
Miislimanlar, giinde bes def'a yikamyorlardi. Onlarm da giinde 
hie olmazsa bir kerre yikanmasim sagladilar. Sonra, onlarm iize- 
rinden pis kokulu, parca parca olmus, bitlerle dolmus olan hay- 
van derilerini cikarrp atarak, onlara giizel kumaslardan, renkli ip- 
liklerden oriilerek yapilmis olan kendi elbiselerinden verdiler. 
Onlara yemek pisirmesini, yemek yimesini ogretdiler. ispanyada 
evler, konaklar, seraylar insa etdiler. Mektebler, hastahaneler 
kurdular. Universiteler te'sis etdiler. Bu iiniversiteler, biitiin diin- 

— 177 — Herkese Lazim Olan Iman: F-12 



yaya bir nur kaynagi oldu. Her tarafda bagceler yetisdirdiler. 
Memleket, giiiltik giilistanlik oldu. Vahsf Avrupahlar, biitiin bun- 
Ian agzi acik, saskmlik ve takdfrle gordiiler ve yavas yavas mede- 
ni olmaga basladilar.) 

Boyle vahsi insanlan terbiyeye muvaffak olan, onlara mede- 
niyyet ruhunu asilayan, onlan karanlikdan, cehaletden, hurafeler- 
den kurtaran miisliman arablar, bu akla sigmaz mu'azzam isi an- 
cak islam dini sayesinde yapabildiler. Ciinki islam dini, en dogru 
dindir. Allahii teala muvaffak olmalan icin, onlara yardim ediyor- 
du. 

Allahii tealamn emri ile Muhammed aleyhisselamin teblig ve 
nesr eyledigi islam dim ve Allahii tealamn kelami olan Kur'an-i 
kerim, diinya tarihini degisdirmis ve onu karanlikdan kurtarmis- 
dir. Eger islam dini olmasaydi, insanhk bugiinkii medeniyyet dere- 
cesine, ilm ve fende bugiinkii seviyesine erisemezdi. Miislimanla- 
nn goziinde ilmin cok yiiksek bir yeri vardir. Muhammed aleyhis- 
selam, (ilm Qinde de olsa, onu alimz) buyurmakdadir. iste seve se- 
ve kabul etdigim islam dini boyle bir dindir. 

7 
THOMAS MUHAMMED CLAYTON 

(Amerikah) 

Tam ogle olmak iizereydi. Sicakdan bunalmis, tozlu yoldan ge- 
cerken, bir arahk kulagimiza kendine mahsus bir giizelligi olan, 
bir ses gelmege basladi. Bu ses, etrafimizdaki biitiin boslugu san- 
ki dolduruyordu. Bir agac toplulugunu gecince, oniimiize insana 
hayret verici bir manzara cikdi. Adeta gozlerimize inanamiyor- 
duk. Tahtadan yapilmis ufak bir kule iizerine cikmis, tertemiz 
ciibbeli ve beyaz sankh yash bir Arab ezan okuyordu. Ezam 
okurken kendinden gecmis, sanki diinyadan temamen aynlarak, 
hahkmm, sahibinin huzuruna cikmisdi. Bu yiice manzara karsism- 
da, biz de sanki hipnotize olmus gibi durakladik ve yavas yavas 
yere oturduk. Kulagimiza gelen seslerin ve sozlerin ma'nasim an- 
lamiyor, fekat onun te'siri altinda kaliyor ve ruhumuzda bir bas- 
kahk, bir ferahhk his ediyorduk. Sonradan ogrendik ki, Arabm 
soyledigi tath sozlerin ma'nasi su idi: (Allahii teala en buytikdtir. 
Allahii tealadan baska ilah, ma'bud yokdur). Birdenbire, etrafi- 
mizda bircok insanlar belirdi. Halbuki, biz o zemana kadar etrafi- 
mizda kimseyi gormemisdik. Nereden cikdiklarmi, nereden gel- 
diklerini bilmedigimiz bu insanlarm yiiziinde biiyiik bir hiirmet ve 
muhabbet ifadesi vardi. iclerinde her yasdan, her simfdan insan 

-178- 



bulunuyordu. Elbiseleri baska, yiirtiyusleri baska, goruniisleri 
baska idi. Fekat, hepsinin yiiztinde aym ciddi ifade, biiyiik vekar 
ve aym melahat [sevimlilik] vardi. Gelenlerin mikdan artiyor ve 
biz, galiba bunlarm arkasi bir diirlii kesilmeyecek diye dusiiniiyor- 
duk. Nihayet gelenler toplandi. Hepsi ayakkabilanm ve takunya- 
lanni cikararak saf saf dizildiler. Saflar kurulurken safa girenler 
arasinda hie bir fark gozetilmedigini biiyiik bir hayret ile goriiyor- 
duk. Beyaz insanlar, sari insanlar, siyah insanlar, zengin insanlar, 
fakir insanlar, tiiccarlar, me'murlar, isciler, hie bir irk veya riitbe 
farki gozetilmeksizin yanyana geliyor ve birlikde ibadet ediyorlar- 
di. 

Ben, birbirinden bu kadar farkh insamn, kardesce yanyana gel- 
melerine, hayran olmusdum. Bu, ilk gordiigum ulvi manzara tize- 
rinden, simdi iic sene gecdi. Bu arada ben de, insanlan bu kadar 
birbirine yaklasdiran bu ulvi din hakkmda, bilgi toplamaga basla- 
misdim. Miislimanhk hakkmda edindigim bilgiler, beni bu dine 
biisbutiin yaklasdirdi. Miislimanlar, bir tek Allaha inamyor, hiris- 
tiyanlann telkm etdikleri gibi, insanlarm giinah icinde dogmadigi- 
ni soyltiyorlardi. Onlari, yalniz Allahii tealamn kulu olarak kabul 
ediyor, onlara karsi biiyiik bir sefkat gosteriyor, dogru yolda ol- 
duklan miiddetce, onlann rahat, huzur ve se'adet icinde yasama- 
lanni arzuluyordu. Hiristiyanhkda, akldan gecen fena bir diisiince 
bile giinah sayildigi halde, miislimanlar ancak Allahii tealaya isya- 
m ve kullara karsi yapilan bir kotiiliigii giinah sayiyor, insani dii- 
siincesinde temamiyle serbest birakiyordu. islam dini, (insan, an- 
cak yapdigi isden mes'uldiir) diyordu. 

Iste, yukanda siraladigim bu sebeblerden dolayi, seve seve 
miislimanhgi kabul etdim. Aradan iic sene gecdigi halde, ba'zi ge- 
celer rti'yamda o Arab miiezzinin hazin ve te'sirli sesini duyar ve 
her tarafdan kosup gelen diirlii diirlii insanlarm saf saf dizildigini 
goriiriim. Allahii tealaya ibadet etmek icin, aralarmda hie bir fark 
gozetmeksizin birlikde secdeye kapanan bu insanlar, muhakkak 
ki, samimi olarak Allahii tealaya ibadet etmekdedirler. 

8 
DEVIS WARRINGTON 

(Avusturyah) 

Korkunc bir kisdan sonra, ilkbeharm tath ve lhk eli, soguk top- 
rak tabakasma nasil te'sir ederse, islamiyyet de bana oyle te'sir et- 
di. Kalbimi lsitdi ve bana yeni ve giizel bir ilm elbisesi giydirdi. is- 
lamiyyetin ogretdigi seyler, ne kadar giizel, ne kadar dogru ve 

-179- 



mantikidir! (Allahii teala birdir ve Muhammed aleyhisselam 
Onun resuliidiir) sozii ne kadar acik, ne kadar dogru ve giizeldir! 
Hiristiyanlarm inanilmasi miimkin olmayan, anlasilmaz (Baba, 
Ogul ve Ruh-ul-kuds) inancma benzer mi? Hiristiyanlarm insam 
iirkiiten, onu korkutan, fekat hicbir zeman onu tatmfn etmeyen 
akideleri yamnda, bu sade ve mantiki iman, insam kendisine cezb 
ediyor. islamiyyet, hie degismemis ilahi bir dindir. Aradan asrlar 
gecmesine ragmen, bugiin icin de, yarm icin de, insanin maddi ve 
ma'nevi biitiin ihtiyaclarim karsilar. Mesela, insanlann esit oldu- 
gunu, Allahii teala indinde aralarmda bir riitbe veya mevki' farki 
bulunmadigmi, islamiyyet gayet acik bir tarzda beyan eder ve bun- 
lan diinya hayatmda da tatMk eder. Aym hususlan iddi'a eden hi- 
ristiyan kilisesinde, birbirinden riitbece farkli papalar, arsevekler, 
evekler, piskoposlar ve daha bir siirii din adamlan vardir. Bunlar, 
Allahii teala ile kul arasma girerler ve kendi sahsi cikarlan icin, 
Allahii tealamn ismini kullamrlar. Halbuki, islamiyyetde, Allahii 
teala ile kul arasma kimse giremez. Allahii teala, emrlerini, 
Kur'an-i kerim vasitasi ile kullarma teblig eder. Size, asagida, Al- 
lahii tealamn bir emrinden bahs edecegim. Bu bir misaldir. Bu mi- 
sal, emrlerin ne kadar sade ve acik ve ne kadar giizel oldugunu 
gosterir: 

Bekara suresinin ikiyiizaltmis yedinci ayetinde mealen, (Ey 
fin sin edenler! Dogru, halal yoldan kazandiklarimzin temizlerin- 
den ve sizin icin yerden yetisdirdigimiz mahsullerden ve meyveler- 
den infak edin [verin!]. Igrenerek, alamiyacaginiz pis seylerden in- 
fak etmeyin. Biliniz ki, Allahii tealamn hie bir se ve ihtiyaci yokdur 
ve tam hamde layik olan Odur) buyurulmusdur. Kur'an-i kerimin 
bu derin ve giizel emrlerini okuyup ogrendikce, ruhum ferah bul- 
du ve seve seve musliman oldum. 

9 
Bayan CECILLA CANNOLY [RESIDE] 

(Avusturyah) 

Nicin musliman oldum? 

Size cok samimi olarak soyleyebilirim ki, ben farkina varma- 
dan musliman olmusdum. Ciinki, daha gene yasda iken bagh oldu- 
gum hiristiyan dmine karsi, zerre kadar i'timadim kalmamis, hiris- 
tiyanhkdan sogumaga baslamisdim. Ben, dinde bircok seyleri bil- 
mek ve anlamak istiyordum. Bana ogretilmege cahsilan i'tikadla- 
n, korii koriine kabul etmek tarafdan degildim. Neden ile tann- 
miz vardi? Neden diinyaya hepimiz giinahkar olarak gelmisdik ve 

-180- 



keffaret vermege mecburduk? Neden ancak rahib vasitasi ile Al- 
lahii tealaya yalvanyorduk? Sonra bize gosterilen diirlii diirlii isa- 
retlerin, anlatilan diirlii diirlii mu'cizelerin ne ma'nasi vardi? Ben 
bunlan ders veren rahiblere sordugum zeman, onlar kiziyor, (Ki- 
lisenin sana ogretdigi seylerin aslim sen soramazsm. Bunlar gizli- 
dir. Sen yalniz inanmakla miikellefsin) diyorlardi, ama buna da be- 
nim akhm ermiyordu. insan, anlamadigi, aslim bilmedigi bir seye 
nasil inamr? Fekat, o zemanlar ben diisiincelerimi acikdan aciga 
soylemege cesaret edemiyordum. Ben eminim ki, kendilerini hiris- 
tiyan sayan pek cok insan, trpki bizim gibi diisiinmekde ve kendi- 
lerine verilen dini bilgilerin coguna inanmamakda, fekat bunu 
aciklamakdan da korkmakdadirlar. 

Nihayet daha yaslamnca, bana iic tannya tapmagi emr eden hi- 
ristiyan kilisesinden uzaklasarak, (Tek bir Allaha ibadet etmegi 
ogreten baska bir din var midir?) diye aramaga basladim. Ciinki 
biittin vicdamm, ma'neviyyatim, ancak bir tek Allahm mevcud 
olabilecegini bildiriyordu. Sonra etrafima bakinca, papazlarm bize 
ogretmege kalkdiklan o anlasilmaz kerametlerin, kendi baslann- 
dan gecdigini soyledikleri garib hikayelerin, ne kadar ma'nasiz ol- 
dugunu hadiseler bana gosteriyordu. Diinyadaki her sey, insanlar, 
hayvanlar, ormanlar, daglar, denizler, agaclar, cicekler, bunlan bir 
biiyiik halikm [yaraticinm] yaratdigim gostermiyor muydu? Yeni 
dogan bir bebek, bir mu'cize degil miydi? Halbuki kilise, her yeni 
dogamn, giinahla orttilii bir zevalh oldugunu telkine cahsiyordu. 
Hayir, bu olamazdi. Bu yalandi. Her dogan cocuk, Allahii tealanm 
giinahsiz bir kulu, bir mahluku idi. Bir mu'cize idi ve ben ancak 
tek Allaha, Onun yaratdigi mu'cizelere inamyordum. 

Diinyada hie bir sey giinahla dolu, kirli ve cirkin degildi. Ben 
boyle diisiiniirken, birgiin kizim islamiyyet hakkinda yazilmis bir 
kitabla eve geldi. Ana kiz oturup, bu kitabi biiyiik bir dikkat ile 
okuduk. Aman Allahim, bu kitab tam bizim diistinduklerimiz gibi 
soyliiyordu. islamiyyet, ancak bir tek Allahin bulundugunu bildi- 
riyor, insanlann ma'sum varhklar olarak dtinyaya geldigini haber 
veriyordu. Ben o zemana kadar islamiyyet hakkinda hie bir sey 
bilmiyordum. Mektebde, islamiyyet bir alay mevzu'u idi. Bize, bu 
dinin yapma, sacma ve uyusturucu oldugu, miislimanlann Cehen- 
neme gidecekleri ogretilirdi. Bu kitabi okudukdan sonra, beni bir 
diisiince aldi. islamiyyet hakkinda, biraz daha bilgi sahibi olmak 
icin, bulundugum sehrde miislimanlan aradim. Buldugum miisli- 
manlar, benim goziimii acdilar. Sordugum siiallere o kadar manti- 
ki cevablar verdiler ki, artik bu dinin bizim papazlarm dedigi gibi 

-181- 



uydurma bir din degil, Allahii tealanin hakiki dim olduguna inan- 
maga basladim. Kizimla beraber islamiyyet hakkmda yazih daha 
bircok eserleri de okudukdan sonra, onun ulviyyetine ve dogrulu- 
guna tamamile inanarak, ikimiz birlikde miisliman olduk. Ben 
(Reside), kizim da (Mahmude) ismlerini aldik. 

Bana sordugunuz ikinci siiale, ya'ni (islamiyyetde en cok be- 
gendiginiz nedir?) siialine gelince, buna su cevabi verecegim: 

islamiyyetde en cok begendigim sey, diialardir. Ctinki, hiristi- 
yanlarda diialar, Allahii tealadan hazret-i Isa vasitasiyle, servet, 
mevki 7 , i'tibar vesair diinya varliklanm istemek icin yapilir. Halbu- 
ki, miislimanlar diia ederken, Allahii tealaya siikranlanni arz 
ederler ve bilirler ki, onlar dinlerine ve Allahii tealanin emrlerine 
riayet etdikleri miiddetce, Allahii teala, onlara muhtac olduklan 
her seyi, onlar istemeden, verecekdir. 

10 
MUHAMMED ESAD LEOPOLD WEISS 

(Avusturyah) 

(Avusturyada Lwow [simdi Polonyada] sehrinde 1318 [m. 
1900] de dogmus olan Weiss, 22 yasinda iken, bir gazete muhabiri 
olarak Arab memleketlerini ziyaret etmis, islam dinine hayran 
olarak, onu kabiil etdigini soylemis ve sonra, biitiin islam devletle- 
rini, bu arada Hindistam ve Afganistam da ziyaret ederek, intiba- 
larim diinyamn en biiyiik gazetelerinden biri olan (Frankfurter 
Zeitung)da nesr etmisdir. Bir miiddet Frankfurter Zeitung'un nes- 
riyyat miidirligini yapan Weiss, Pakistamn istiklale kavusmasin- 
dan sonra, bu hiikumet tarafindan tlfni tedrfsatin kurulmasmda 
yardimci olarak, Pakistana gitmis ve ondan sonra Pakistani temsil 
icin Birlesmis Milletler merkezine gonderilmisdir. Kendisinin (is- 
lam yol kavsaginda), (Mekkeye giden yol) adli iki eseri vardir. Son 
zemanlarda Kur'an-i kenmin ingilizce yeni bir tercemesini yap- 
nusdir. islam ilmlerinden haberi olmiyan bu kimsenin tefsir yap- 
maga kalkismasindan, Ehl-i siinnet mezhebinde olmadigi anlasil- 
makda, tefsirinin ve diger yazilarimn zararli olacaklarim goster- 
mekdedir. Vehhabfler ve diger mezhebsizler, bu cahil, sapik ada- 
ini medh etmekde, islam alimi olarak tamtmakdadirlar.) 

Muhabir ve muharrir olarak cahsmakda oldugum gazeteler, 
beni 1922 senesinde "hususi muhabir" iinvani ile Asya ve Afrika- 
ya yolladi. Baslangicda miislimanlar ile temasim, her hangi bir ya- 
bancmm baska bir yabanci ile temasmdan ibaretdi. Fekat islam 
memleketlerinde uzun zeman kahnca ve miislimanlar ile daha 

-182- 



fazla tamsmca, onlarm diinyaya ve diinyada zuhur eden hadisele- 
re Avrupalilardan biisbiitiin baska bir tarzda bakdiklanm gorme- 
ge basladim. Onlarm olaylara cok agirbash ve soguk kanh olarak 
bakmalan, i'tiraf edeyim, bizden cok daha insani bir tarzda dii- 
sunmeleri, bende bir alaka uyandirmaga baslamisdi. Ben koyu bir 
katolik aileden gelmisdim. Biitiin cocuklugum esnasinda bana 
miislimanlarm dinsiz oldugu, seytana tapdigi telkm olunmusdu. 
Miislimanlarla temas edince, bana soylenen bu sozlerin dogru ol- 
madigmi gorerek, islam dinini incelemege karar verdim. Bu hu- 
susda bircok kitablar te'min etdim. Bunlan dikkat ile incelemege 
baslayinca, bu dmin ne kadar temiz, ne kadar kiymetli bir din ol- 
dugunu hayret ile gordiim. Fekat, kendileri ile temas etdigim ba'zi 
miislimanlarm hareket tarzi, benim okudugum miislimanlik esas- 
larma uymuyordu. Miislimanlik, her seyden evvel temizlik, acik 
kalblilik, kardeslik, merhamet, sadakat, sulh ve selamet telkin 
ediyor ve biz hiristiyanlarm inandigi (insanlarm daima giinahkar 
oldugu) akidesini red ediyor, bunun aksine, (Hayatdan, kimseye 
zarar vermemek ve gunah islememek sartiyle zevk alimz) diyor- 
du. Halbuki, ben bu ka'idelere uymayan pis ve yalanci musliman- 
lara da rastladim. Bu isi daha ziyade anlamak icin, tecribe maksa- 
diyle kendimi bir miisliman yerine koydum ve kitablarda okudu- 
gum esaslara uyarak, islam alemini incelemege basladim. Sunun 
farkma vardim ki, islam aleminin gitdikce bozulmasi, za'iflemesi, 
adeta inhitata (cokmege) ugramasmm en biiyiik sebebi, miisli- 
manlarm dinlerine, gitdikce kaydsiz kalmalandir. Muslimanlar, 
tam miisliman olduklan miiddetce, daima yiikselmisler, miisli- 
manhgi birakmaga baslayinca, asagilara diismiislerdir. Halbuki, 
bir memleketin, bir milletin, bir cem'iyyetin yiikselmesi ve terak- 
kisi icin ne lazimsa, miislimanlikda mevcuddur. Biitiin medeniy- 
yet esaslari onda vardir. islam dini, hem cok ilmi, hem de cok 
ameli [pratik]dir. Koydugu esaslar, tam mantiki ve herkes tarafm- 
dan anlasilabilen, icinde; ilme, fenne, insan tabi'atine uymiyan tek 
bir unsur bile bulunmiyan ka'idelerdir. Onda liizumsuz hie bir sey 
yokdur. Diger din kitablannda bulunan, garib [anlasilmaz] yerler, 
mugalatalar [yamltmacalar], mantika sigmiyan hurafe [mistik] hu- 
suslar, islam dininde yokdur. Bu hususlan ben biitiin miisliman- 
larla konusdum ve onlan (Nicin bu giizel dininize daha fazla bag- 
lanmiyorsunuz, nicin ona iki elle sanlmiyorsunuz?) diye azarla- 
dim. Nihayet 1344 [m. 1926] senesinde Afganistanda bir valiile bu 
hususlar iizerinde goriisiirken, o bana, (Siz miisliman olmussu- 
nuz da haberiniz yok. Zira, ancak hakiki bir miisliman islamiyyeti 

-183- 



sizin gibi miidafe'a eder) dedi. Valinin bu sozii tizerine beynimde 
bir simsek cakdi. Eve dondiigiim zeman, derin derin diisiinceye 
daldim ve kendi kendime, (Evet, ben artik miisliman oldum) de- 
dim. Derhal (Kelime-i $ehadet) getirdim. O tarihden beri musli- 
manim. 

Bana, (Miislimanlikda sizi en cok ne cezbetdi?) diye soruyor- 
sunuz. Buna cevab veremem. Zira biitiin muslimanhk benim kal- 
bimi istila etmis, kaplamisdir. Bunun icinde bana aynca te'sfr 
eden hie bir husus yokdur. Ben, miislimanlikda, hiristiyanlikda 
bulamadigim her seyi buldum. Miislimanhgm hangi ka'idesinin, 
hangi esasmin bana daha yakm geldigini soyliyemem. Zira onun 
her ka'idesine, her esasma hayramm. Miislimanhk, mu'azzam bir 
abidedir. Onun tek parcasim bile ondan ayirmak kabil degildir. 
Biitiin parcalar birbiri ile bir nizam icinde kenetlenmis ve percin- 
lesmisdir. Parcalarm arasmda mu'azzam bir ahenk vardir. Hie bir 
eksigi yokdur. Herseyi yerli yerindedir. Belki, bu son derece tak- 
dire layik intizam, beni islam dinine baghyan bir amildir. Hayir, 
beni islam dinine baghyan, ona karsi duydugum askdir. Bilirsiniz 
ki, ask bircok seylerden tesekkiil eder: Arzu, yalmzhk, ihtiras, 
te'ali, yiikselmek ve ilerlemek hevesi, kuvvet ve kudretimizle ka- 
nsik za'flanmiz, mu'avenet ve muhafaza edici bir yardimciya olan 
ihtiyac ve benzerleri. iste ben, biitiin kalbimle ve askimla islam 
dinine sanldim ve o da, bir daha cikmamak iizere kalbime yerles- 
di. 

11 
Dr. OMER ROLF FREIHERR VON EHRENFELS 

(Avusturyah) 

(Rolf Freiherr (baron) von Ehrenfels, biitiin diinyada (Gestalt 
= kuiulus) fizyolo.jisi ilminin kurucusu olarak kabul edilen Prof. 
Dr. Baron Christian Ehrenfelsin tek ogludur. Meshur bir aileye 
mensubdur. Daha kiiciik cocukken sarka karsi biiyiik merak duy- 
maga ve islam dinini tetlkfk etmege baslamisclir. Kiz kardesi im- 
ma von Bodmesrhof, Lahorda 1953 de nesr olunan bir eserinde 
karclesinin bu hevesini uzun uzadiya anlatmakdadir. Rolf, gene 
yasinda Tiirkiye, Arnavutluk, Yunanistan ve Yugoslavyayi dolas- 
nns ve iiiiislimaiilarla temas etmis, hiristiyan olmasina ragmen, 
cami'lerde ibadete katilmisdir. Nihayet islam dinine karsi olan bu 
yakinhgi, onun 1927 senesinde miislimanhgi kabul etmesine se- 
beb oliiius ve kendisine Omer ismini secmisdir. 1932 senesinde 
Hindistam da ziyaret etmis ve (islamda kadinm yeri) ismli bir ki- 

-184- 



tab nesr etmisdir. Alinanlar Ikinci Cihan Harbi esnasinda Amis- 
turyayi isgal edince, Rolf, Hindistana kacmisdir. Kendisini kabul 
eden Ekber Haydann yardimi ile, Assamda antropolojik arastir- 
malar yapmis ve 1949 da Madras Universitesi antropoloji profe- 
sorliigiine ta'yin edilmis ve Bengalde bulunan (Royal Aslotic So- 
ciety) tarafindan altin madalya ile miikaf atlandirilinisdir. Kitabla- 
n urdu diline de terceme edilerek basilmisdir.) 

Nicin musliman oldugumu soruyorsunuz. Beni musliman ya- 
pan ve onun hak din oldugunu bana bildiren hususlan asagida si- 
rahyorum: 

1) islamiyyet, diinyada tamdigimiz biitiin dinlerin iyi kismlan- 
m ihtiva eder. Biitiin dinler insanlann sulh ve siikun icinde yasa- 
masmi isterler. Fekat, hicbir din bunu, islam dininde oldugu gibi 
insanlara acikliyamamisdir. Baska hie bir din, islam dini kadar ha- 
likimiza ve din kardeslerine karsi, bu derece sevgi asihyamamis- 
dir. 

2) islamiyyet, sulh ve siikun icinde Allahii tealaya tam bir tes- 
limiyyet emr eder. 

3) Tarih tedkik edilirse, hakikaten islam dininin en son ilahi 
hak din oldugu ve artik baska bir din zuhur etmiyecegi kendiligin- 
den meydana cikar. 

4) Muhammed aleyhisselam, islami teblig etmis olup, Peygam- 
berlerin sonuncusudur. 

5) Islam dinine giren bir kimse, siibhesiz eski dininden aynlmis 
olacakdir. Fekat, bu aynhk zan olundugu kadar biiyuk degildir. 
Biitiin ilahi dinlerde iman esaslan birdir.Kur'an-i kerim, eski ilahi 
dinleri kabul eder. Ancak, bu dinlere sonradan kansdinlan yanhs 
akideleri diizeltmekde, Isa aleyhisselamm hakiki dinini izhar et- 
mekde, Muhammed aleyhisselamm son Peygamber oldugunu ve 
Ondan sonra baska bir Peygamber gelmiyecegini i'lan etmekde- 
dir. Ya'ni islamiyyet, diger dinlerin hakiki ve kamil seklidir. insan- 
lar diirlii menfe'atler ve ihtiraslar yiiziinden, birbirlerine diisman 
olmuslardir. Bundan menfe'at umanlar olmus, dinleri birbirine 
karsi diisman yapmaga cahsmis, ash Allahii tealayi tanimak olan 
dinleri, dtinya islerinde bir vasita olarak kullanmaga baslamislar- 
dir. Halbuki, dikkat edilecek olursa, islam dininin, diger ilahi din- 
leri kabul etdigi, fekat onlarda zemanla ve insan eliyle yapilan ha- 
talan tashih etdigi goriiliir. islamiyyeti kabul etmek, erkek ve ka- 
din biitiin insanlann muhtac olduklan, ma'nevi ve maddi yardimi 
yapmak demekdir. 

-185- 



6) Insanlar arasmda kardeslik fikri, hie bir dinde, islam dininde 
oldugu seklde bildirilmemisdir. Mtisliman olan herkes, hangi lrk- 
dan, hangi milletden, hangi renkden ve hangi dilden olursa olsun, 
birbirlerinin din kardesleridir. Siyasi diisiinceleri ne olursa olsun, 
birbiri ile kardesdirler. Bu buyiikliik hie bir dinde yokdur. 

7) Islam dini, diinyada kadmlara da biiyiik haklar veren bir 
dindir. islam dini, kadma en biiyiik yeri vermisdir. Peygamberimiz 
Muhammed aleyhisselam, (Cennet analann a vagi altindadir) bu- 
yurmusdur. 

islam dini, diger dinlere mensub olanlann yapdiklan eserlere 
hurmet etmis, bunlari barbarlar gibi yikmamisdir. istanbulda Fa- 
tih ve Sultan Ahmed cami'leri yapihrken, Ayasofyamn ba'zi kism- 
lanm model almakdan cekinmemislerdir. Miislimanlar biitiin tarih 
boyunca, diger din mensublarma en biiyiik adaleti ve merhameti 
gostermislerdir. 

iste biitiin bunlar icin, ben miislimanhgi kendime din olarak 
secdim. 

12 
Dr. BENOIST [ALI SELMAN] 

(Fransiz) 

Ben bir doktorum ve koyu katolik bir aileye mensubum. Fekat 
doktorlugu meslek olarak secmem ve pozitif, tecribi, tabfi ilmler- 
le rnesgul olmam, bende hiristiyanhga karsi biiyiik bir nefret uyan- 
dirmisdi. Din hususunda aile ferdlerim ile aym fikrde degildim. 
Evet, biiyiik bir Hahk [yaratici] vardi ve ben de Ona, ya'ni Allahii 
tealaya inamyordum. Fekat hiristiyanhgin, bilhassa katoliklerin bu 
biiyiik yaratici etrafmda meydana getirdikleri diirlii diirlii garib 
ilahlar, ogullar, Ruh-ul-kudsler, Isa aleyhisselamm Allahm oglu 
oldugunu isbat icin akl almaz uydurmalar ve daha bir takim hura- 
feler, ayinler, diirlii diirlii merasimler, beni Allahii tealaya yaklas- 
dirmiyor, aksine Ondan uzaklasdinyordu. 

Ben, bir tek Allahm varhgma inandigimdan, hie bir zeman tes- 
lisi (iic tannyi) kabul etmedim ve Isa aleyhisselami hie bir zeman 
Allahm oglu olarak tammadim. Demek oluyor ki, ben daha isla- 
miyyeti tammadan evvel, Kelime-i sehadetin yansi olan (La ilahe 
illallah) kismim cokdan kabul etmisdim. islam dini ile mesgul ol- 
maga basladigim ve Kur'an-i kerimde rastgeldigim meal-i serifi, 
(Soyle ki, Allahii teala birdir, dogmamisdir ve dogurmaz ve Ona 
benzer hie bir varhk yokdur) olan ihlas suresini okudugum ze- 

-186- 



man, (Aman Allahim, iste ben tam buna inaniyorum) dedim ve i- 
cimde biiyiik bir ferahhk duydum. islamiyyeti daha derinden ted- 
kik etmenin cok liizumlu oldugunu gordilm. islamiyyeti inceledik- 
ce, bu dinin benim dlisuncelerime temamen uygun oldugunu hay- 
ret ile goriiyordum. islamiyyet, din adamlanni, hatta Peygamber- 
leri "aleyhimtissalevat" bizim gibi insanlar olarak kabul ediyor, 
onlara ilahlik vasfi vermiyordu. Hele, bir papazin gtinahlan afv 
edebilecegini, asla kabul etmiyordu. islam dininde, hie bir hurafe, 
akla uymiyan bir hiikm, anlasilmiyan bir bahs yokdu. islam dini, 
tam benim istedigim gibi, mantikf bir dindi. Katoliklerin bildirdik- 
leri gibi, insanlann gtinahkar olarak dunyaya geldiklerini kabul et- 
miyordu. insanlara ruh ve beden temizligi emr ediyordu. Tibbm 
esas ka'idesi olan temizlik, islam dininde, Allahu tealamn bir em- 
riydi. ibadete temiz olarak gelmegi emr ediyordu ki, baska hie bir 
dinde buna rastlamamisdim. 

Hiristiyanhkda, hiristiyan dinine girerken ve ayinlerde Isa 
aleyhisselam ile, hasa tann ile birlesebilmek icin papazin Isamn eti 
diye verdigi ekmegi yimek ve kani diye verdigi serabi icmek gibi 
ayinlerin, puta tapan en ibtidai kavmlerin bir adeti oldugunu go- 
riiyor ve bunlardan nefret ediyordum. Benim pozitif ilmlerle inki- 
saf eden akhm, boyle cocukca ve hakiki bir dine yakismiyan sac- 
ma merasimleri, siddet ile red ediyordu. Diger tarafdan, islamiy- 
yetde bunlarm hie biri yokdu. islamiyyetde yalmz hakikat, sevgi ve 
temizlik vardi. 

Artik kararimi vermisdim. Miisliman dostlanma gitdim ve 
miisliman olmak icin ne yapmak lazim geldigini sordum. Bana 
(Kelime-i sehadet) soylemesini ve ma'nasim ogretdiler. Ben yu- 
karda da soyledigim gibi, bunun yansim, ya'ni (Bir tek Allah var- 
dir) kismim miisliman olmadan evvel kabul etmisdim. Geri kalan 
(Muhammed aleyhisselam Onun resuliidiir) kismim da kabul et- 
mek hie giic olmadi. Artik islam dini hakkmda nesr olunmus cid- 
di eserleri incelemege basladim. Bunlarm arasmda Melek Benna- 
binin cok giizel bir eseri olan (Le Phene Coranique)i okudugum 
zeman, Kur'an-i kerimin ne mu'azzam bir eser oldugunu hayret ve 
takdir ile gordum. Bundan ondort asr once indirilmis bu Allah ki- 
tabinda yazih olanlar, bugiinki ilmi ve fenni arasdirmalarm netice- 
lerine temamiyle uymakdadir. Hem ilm ve fen ve hem de ictima'i 
fealiyyetler bakimindan, Kur'an-i kerim, yalmz bugiiniin degil, ay- 
m zemanda yannm da kitabidir. 

1953 senesi 20 Subat giinii Paris cami'ine giderek orada mufti 
efendinin ve sahidlerin huzurunda islam dinini resmen kabul et- 

-187- 



dim ve All Selman ismini aldim. 

Bu yeni dinimi, cok seviyorum. Cok bahtiyarim ve sik sik keli- 
me-i sehadet getirerek ve ma'nasim diisiinerek, islam dmine olan 
imammin kuvvetini acikhyorum. 

13 
Dr. R. L. MELLEMA 

(Hollandah) 

(Dr. Mellema, Amsterdamda Tropical miizesiiiiii, islam eserle- 
ri kismimn miidiridir. (Wayang bebekleri), (Pakistan hakkinda 
bilgiler), (islamiyyeti tamtdirma) eserleri ile meshurdur.) 

1919 senesinde, Leiden Universitesinde sark dillerini incele- 
mege basladim. Hocam btitiin diinyanm cok iyi tamdigi Arab lisa- 
nina vakrf. Prof. Hurgronje idi. Bana arabi okumagi, yazmagi ve 
terceme etmegi ogretirken, ders kitabi olarak Kur'an-i kerirn ile 
Gazalmin eserlerini vermisdi. Esas calisma mevzu'u, (islamiyyet- 
de Hukuk) idi. Ben, islam tarihi ve islamiyyet ile alakali ilmler 
hakkinda, o zemana kadar Avrupa dillerinde nesr edilmis bircok 
kitab okudum. 1921 yilmda Misra giderek, El-ezher medresesini 
ziyaret etdim. Bir ay kadar orada kaldim. Bundan sonra, Arabi- 
den baska Sanskrit ve Malayi dillerini de ogrendim. 1927 senesin- 
de, o zemanlar Hollanda somiirgesi olan Endonezyaya gitdim. Ca- 
kartada yiiksek okulda Cava dilini ogrenmege basladim. 15 sene 
miiddet ile kendimi yalmz Cava dilinde degil, aym zemanda eski 
ve yeni Cava medeniyyet tarihinde de yetisdirdim. Btitiin bu miid- 
det zarfmda, hem miislimanlarla temas ediyor, hem de elime ge- 
cen Arabi kitablan okuyordum. ikinci Cihan Harbinde, Japonlar 
Endonezya adalanm isgal etdiler. Beni esir aldilar. Harb bitince- 
ye kadar siiren cok zahmetli bir esaret hayatmdan sonra, tekrar 
Hollandaya dondiim ve Amsterdamda Tropical miizesinde kendi- 
me bir is buldum. Burada tekrar islamiyyet iizerine cahsmaga bas- 
ladim. Benden, Cavadaki muslimanlan anlatan kiiciik bir kitab 
yazmami istemislerdi. Bu isi de ele alarak temamladim. 1954-1955 
seneleri arasinda, Pakistandaki miislimanlar hakkinda etiid yap- 
mak iizere, beni oraya gonderdiler. O zemana kadar yukanda da 
soyledigim gibi, yalmz Avrupa dillerinde islamiyyet hakkinda ci- 
kan eserleri okumusdum. Pakistana vanp, Pakistanh miisliman- 
larla temas edince, islamiyyeti busblitiin baska bir seklde gorme- 
ge basladim. Lahorda miisliman dostlarimdan beni cami'lerine 
gotiirmelerini rica etdim. Bunu memnuniyyet ile karsiladilar ve 
beni bir Cum'a nemazina gottirduler. ibadeti biiyiik bir dikkat ile 

-188- 



seyr etdim ve dinledim. Uzerimde o kadar biiyiik bir te'sir yapdi 
ki, adeta kendimden gecdim. Artik kendimi miisliman olmus ka- 
bul ediyor, miislimanlarm ellerini bir kardes olarak sikiyordum. 
Cami'deki hissiyatimi, 1955 yilmda (Pakistan Quarterly) mec- 
mu'asrnm 4. sayismda soyle nakl ediyordum: 

(Bu sefer, daha kiiciik bir cami'e gitdik. Bu cami'de cok iyi in- 
gilizce bilen ve Pencab Universitesinde profesorliik yapan bir alim 
va'z verecekdi. Kendisi va'z verirken onu dinleyenlere: (Bugiin 
aramizda uzak bir yerden, Hollandadan gelmis bir miisliman kar- 
desimiz var. Onun da iyi anlamasi icin urdu diline daha fazla ingi- 
lizce kelimeler kansdiracagim) dedi ve cok giizel bir va'z verdi. 
Ben dikkat ile dinledim. Va'z bitdikden sonra, cami'den aynlmak 
isterken, beni oraya getiren Allame Sahib, beni dikkat ile seyr 
eden miisliman kardeslerin, benim de bir seyler soylememi arzu 
etdiklerini, kendisinin benim soyleyeceklerimi Urdu diline terce- 
me edecegini bana bildirdi. Bunun uzerine ben de onlara sunlan 
soyledim: (Ben ta uzakdan, Hollanda ismli memleketden geliyo- 
rum. Orada bulundugum yerde cok az miisliman vardir. Bu adedi 
az olan muslimanlar size selamlanm bildirmege beni me'mur etdi- 
ler. Sizin istiklalinizi kazanmis olmamza ve boylece diinyada yeni 
bir miisliman devleti daha kurulmus bulunmasma cok seviniyo- 
rum. Yedi sene evvel kurulmus olan Pakistan, vaz'iyyetini tema- 
miyle saglamlasdirmaga muvaffak olmusdur. Baslangicda cekdigi- 
niz bircok miiskilatdan sonra, artik memleketiniz feraha kavus- 
musdur ve sur'at ile terakki etmekdedir. Pakistamn atisi, gelecegi 
cok parlakdir. Ben memleketime dondiigum zeman, vatandaslan- 
ma sizlerin ne kadar nazik, kibar, comerd ve misafirperver oldugu- 
nuzu uzun uzadiya anlatacagim. Bana karsi gosterdiginiz biiyiik 
muhabbeti hie bir zeman unutmiyacagim). Bu sozlerimi Allame 
Sahib, urdu diline terceme edince, cami'deki biitiin miislimanlarm 
yanima kosarak, ellerimi sikmaga ve beni tebrik etmege basladik- 
lanm biiyiik bir zevk ile gordiim. Kalblerinden gelen bu candan 
kardeslik tezahiirii, beni son derece mesrur etdi. Ben artik tema- 
miyle miisliman kardesler cami'asma girdigimi goriiyor ve kendi- 
mi cok bahtiyar his ediyordum.) 

Pakistanh miisliman kardesler, bana islamiyyetin yalniz naza- 
riyyelerden ibaret olmadigim gosterdiler ve isbat etdiler ki, isla- 
miyyet her seyden once ahlak giizelligidir ve bir insanin iyi bir 
miisliman olmasi icin, cok temiz ahlakh olmasi lazimdir. 

Simdi ikinci siiale, ya'ni (sizi islamiyyete en cok ne cekdi?) sii- 
alinize cevab vereyim: 

-189- 



Beni miishman olmaga sevk eden ve biitiin kalbimle islam di- 
nine bagliyan hususlar sunlardir: 

1) Tek Allahm varhgi. islamiyyet, bir tek biiyiik hahk tamr. Bu 
btiyiik yaratici ne dogmusdur, ne dogurur. Bir tek yaraticiya inan- 
mak kadar mantiki ve ma'kul ne vardir? En basft diisiinceli bir in- 
san bile, bunu dogru bulur ve buna iman eder. ismi Allah olan bu 
tek biiyiik yaratici, en btiyiik ilmin, en btiyiik hikmetin, en btiyiik 
kudretin ve en btiyiik gtizelligin sahibidir. Merhamet ve sefkati de 
sonsuzdur. 

2) Allahii teala ile kul arasmda kimsenin bulunmayisi. islamiy- 
yetde kul, rabbi ile karsi karsrya gelir ve dogrudan dogruya Ona 
ibadet eder. Allahti teala ile kul arasma, kimsenin girmesine lii- 
ztim yokdur. insanlar, gerek diinyada, gerek ahiretde yapilmasi 
gereken hususlan, Allahti tealamn kitabi olan Kur'an-i kerimden, 
hadis-i seriflerden ve islam alimlerinin kitablarmdan ogrenirler. 
Yapdiklan islerin hesabim yalmz Allahti tealaya verirler. Bir insa- 
ni ancak Allahii teala mtikafatlandirir veya cezalandinr. Allahii 
teala, hicbir kulunu, yapmadigi bir isden mes'til tutmaz ve hicbir 
kuluna yapamiyacagi bir isi emr etmez. 

3) Islamiyyetdeki biiyiik merhamet. Bunun en acik ifadesi, 
Kur'an-i kerimdeki (Zor ile miisliman yapmak yokdur) mealinde- 
ki ayetdir. Peygamberimiz Muhammed "aleyhisselam", bir miisli- 
manin ilm ogrenmek icin, icab ederse, en uzak yabanci memleket- 
lere gitmesini emr etmekdedir. Miislimanlara, miislimanhkdan ev- 
vel gelen hak dinlerin bozulmiyan kismlarma hurmet etmeleri de 
emr olunmakdadir. 

4) Hangi irkdan, hangi milletden ve renkden olursa olsun, bu- 
tiin mtislimanlarm kardes sayilmasi. Diinyada, yalmz miislimanhk 
bu buyiik gayeye vasil olmusdur. Hac zemamnda, diinyanm her ta- 
rafmdan gelen yiizbinlerce miislimamn aym ihram ortiistine sanla- 
rak secdeye kapanmasi, biitiin miislimanlarm kardes olduklanni 
bildiren mu'azzam bir ifadedir. 

5) Islamiyyetde maddiyyat ile ma'neviyyata aym kiymetin ve- 
rilmesi. Diger dinlerde, yalmz ruhdan, ma'neviyyatdan ve anlasil- 
maz ba'zi garib hustislardan bahs olunur. Halbuki, islam dininde 
hem beden, hem de ruh aym derecede dikkat nazarma almmis, in- 
sanlara yalmz ruh temizligi degil, beden temizligi icin de liiztimlu 
biittin hususlar emr olunmusdur. insamn ruhi inkisafi, bedeni ihti- 
yaci ile birlesdirilmis ve onun maddiyyatma hakim olarak, nasil 
yasamasi icab etdigi, gayet acik bir suretde beyan edilmisdir. 

-190- 



6) Islamm, alkolii ve uyusdurucu maddeleri ve domuz etini ha- 
ram etmesi [yasaklamasi]. Kana'atima gore beseriyyetin basina en 
btiytik felaketleri getiren, alkol ve uyusdurucu maddelerdir. Bun- 
lan men' etmesi, islamiyyetin ne kadar mu'azzam bir din oldugu- 
nu ve zemamndan ne kadar ilerde bulundugunu gostermege kafi- 
dir. 

14 
FAZLEDDIN AHMED OVERING 

(Hollanda) 

Sark medeniyyeti ile ilk munasebetimin ne zeman basladigmi, 
kat'i olarak ta'yin edemiyorum. Bu irtibat, evvela lisan sebebi ile 
meydana geldi. Cunki ben sarklilann dillerini ogrenmek istiyor- 
dum ve bundan tahminen 30 sene once ya'ni daha 12, 13 yaslann- 
da iken, Arabi ogrenmege basladim. Fekat bana yardim edecek 
kimse bulamadigimdan, bu is cok agir gidiyordu. Arabi ogrenirken 
Arablar ve islamiyyet hakkmda Avrupahlar tarafmdan yazilmis 
ba'zi kitablar almisdim. Bunlarm cogunda islamiyyet hakkmda 
tarn ve tarafsiz bilgi verildigini sanmiyorum. Buna ragmen Mu- 
hammed aleyhisselam hakkmda yazilan yazilar, bende Onun sah- 
siyyetine karsi biiyiik bir saygi dogmasma kafi gelmisdi. Fekat is- 
lamiyyet hakkmda ogrendigim bilgiler, yanhs ve noksandi. Bana 
rehberlik edecek kimse de yokdu. 

Nihayet elime T.G. Browne tarafmdan yazilan (History of Per- 
sian Literature in Modern Times = Iran yeni zeman edebiyyat ta- 
rihi) isminde mukemmel bir eser gecdi. Bu kitabda iki nefis si'r 
buldum. Bunlardan biri Hatif isfehanmin tercfi bendi, digeri Moh- 
tasim Kashanmin heftbendi idi. 

Hatifm si'rini okurken, ne biiyiik bir heyecan duydugumu size 
tasvir edemem. Bu si'r, kararsizhk ve lzdirab icinde Qirpman ve 
kendisine selamet yolunu gosterecek miirsid anyan bir ruhu ne gii- 
zel tasvir ediyordu! Bunu okurken bu biiyiik sa'irin sanki benden 
bahs etdigini, benim hakikati bulmak icin yapdigim miicadeleleri 
ifade etdigini samyordum. Si'rin her beytinde beyan edilen fikrleri 
tabi'i aynen kabul edemiyordum. Fekat asagidaki beyt temamiyle 
benim diisuncelerime cevab veriyordu: 

Yalniz bir O vardir ve Ondan baska kimse yokdur, 
Ondan baska ibadete iayik hie bir Hah yokdur. 

Ben, annemin arzusuna ve kendi merakima da uyarak, din ted- 
risati yapan bir yiiksek okula kayd olmusdum. Bu mekteb, din 
dersleri vermekle beraber, mute'assib degildi. Talebelerin fikrleri- 

-191- 



ni serbestce soylemelerine miisa'ade ediliyor ve onlarin fikrlerine 
karsi biiyiik bir ehemmiyyet veriliyordu. Verilen din dersleri, an- 
cak bir insanm bilmesi gereken ana bilgilerden ibaretdi. Biitiin 
bunlara ragmen, okulun son imtihamnda bana sorulan (Dinler 
hakkmdaki diisiinceniz nedir?) siialine karsi benim (islam dmine 
karsi biiyiik bir hurmet duyuyorum) diye cevab vermekligim, her 
halde mekteb miidirini hayrete dusiirmusdu. O tarfhlerde, ben is- 
lamiyyete karsi biiyiik bir sevgi duymakla beraber, imamm tarn te- 
sekkiil etmemisdi. Daha bir seye karar veremiyordum. O zemana 
kadar bana kilisenin telkm etdigi islam dusmanligmdan temamiy- 
le kurtulamamisdim. 

Bu sefer cok ciddi olarak ve Avrupah yazarlarm kitablarmm 
te'siri altmda kalmiyarak, sirf kendi mantik ve dusiincem ile, islam 
dinini incelemege basladim. O zeman, ne giizel hakikatlerle karsi- 
lasdim! Bircok insanlarm, cocukken kendilerine telkin edilen din- 
den uzaklasarak, miislimanhgi nicin kabul etdiklerini anlamaga 
basladim. Ciinki islamm birinci ma'nasi, insanm kendisi ve diinya- 
si, Allahii tealaya halis bir iman ve selamet icinde olmasi, ikinci 
ma'nasi ise, kendisini Allahma temamiyle teslim etmesi ve Onun 
emrlerine ita'at etmesi demekdi. Kur'an-i kerimde bu hususda ya- 
zili olan seyleri asagida nakl etmege cahsacagim. Esas Arabisinin o 
muhtesem ahenginden mahrum kalsa bile, gene bu sozler insam 
cok cezb etmekdedir. 

Fecr suresinin yirmiyedinci ayeti ve devammda mealen, (Ey 
huzur icinde olan ruh! Sen Ondan, O da senden razi olarak Alla- 
hina don! Benim [salih] kullarimin arasuia katd, benim Cennetime 
gir!) buyurulmusdur. 

iste yalniz su ifade bile, islam dininin, hiristiyanlik ve diger din- 
ler gibi birtakim hurafelere bagli olmayan tertemiz, duriist ve ha- 
kiki Allah dini oldugunu gostermege kafidir. 

Hiristiyanlann, insanlarm giinahkar olarak dogdugu ve yeni 
dogan bir cocugun bile kendisinden evvel gelenlerin giinahlarim 
tasidigi hakkmdaki akidesine karsi, Kur'an-i kerimde En'am sure- 
sinin yiizaltmisdordiincii ayetinde mealen, (Herkesin kazandigi 
kendisinedir, kimsc baskasimn yiikiinii [giinahim] tasimaz) buyu- 
rulmusdur. A'raf suresinin kirkikinci ayetinde ise mealen, (Biz in- 
sana ancak giicii yetdigi kadar yiikleriz) buyurulmusdur. insan 
bunlan okurken, bunlarm, Allah kelami oldugunu kalbinde duy- 
makda ve miislimanhga seve seve iman etmekdedir. iste ben boy- 
le yapdim ve Allahii tealamn en dogru dini olan islamiyyeti secdim 
ve seve seve miisliman oldum. 



192 



15 
Haci LORD EL-FARUK HEADLEY 

(Ingiliz) 

(Bir Lord olan Headley Asaletmeab unvanma sahibdir. Sir 
George Allanson, 1855 tarihinde dogmus olup, ingilterenin en es- 
ki bir ailesinden gelmisdir. ingilterede bircok miihim siyasi vazife- 
lerde bulunmus, aym zemanda muharrir olarak da sohret yapnus- 
dir. Cambridge Universitesinden me'zundur. 1877 senesinde lord 
payesini kazanmisdir. ingiliz ordusunda yarbay olarak vazffe yap- 
misdir. Asl meslegi miihendislik olmasina ragmen, kuvvetli bir ka- 
leme sahibdir. (Bir Avriipaliinii gozii acihp miisliman oluyor) ese- 
ri, ne§r etdigi kitablar arasinda en meshurudur. Lord Headley, 
1913 senesinde miisliman olmus, Hacca gitmis, Seyh Rahmetul- 
lah-i Faruk adim almisdir. 1928 senesinde Hindistam da ziyaret et- 
misdir.) 

Nicin miisliman oldum? Belki ba'zi dostlanm ve arkadaslanm, 
benim miisliman dostlanmm etkisi altinda kalarak, miisliman ol- 
dugumu zan ederler. Halbuki mes'ele hie de boyle degildir. Miisli- 
manligi kabiil etmekligim, uzun sender siiren tedkik ve tefekkiir 
neticesidir. Ben, islam dinini, ancak cok iyi inceledikden ve onun 
hakkinda tam bir kana'at sahibi oldukdan sonra, miislimanlarla te- 
mas etdim ve onlann da kendi dinleri hakkinda tipki benim gibi 
iman etdiklerini gorerek, iyi bir dine girdigimi anladim ve cok se- 
vindim. 

Kur'an-i kerim, bir insanin btitiin kalbi ile iman ederek, isla- 
miyyeti kabul etmesini emr eder ve istemiyerek zorla dine girme- 
gi red eder. Isa aleyhisselam da, kendi havarilerine, (Her hangi bir 
yere gitdiginiz zeman oradakiler sizi kabiil etmez ve dinlemezler- 
se, siz hemen oradan aynlm, onlan zorlamaym) demisdir. (St. 
Mark, 6-11) 

Ben hayatda bircok muteassib protestanlar gordiim ki, katolik 
talebe yurdlarma giderek, katolik talebeleri zorla protestan yap- 
maga cahsiyorlardi. Bu liizumsuz gayretler ve zorlamalar, bircok 
kavgalara, darginhklara, anlasmazhklara sebeb oluyor, insanlan 
birbirine diisman yapiyordu. Aym ma'nasiz isleri, hiristiyan mis- 
yonerler, miislimanlara karsi tatbik etdiler. Miislimanlan hiristi- 
yan yapmak icin, her seyi goze aldilar. Onlan diirlii diirlii vasita- 
larla aldatmaga cahsdilar. 

Para, is, mevki' va'd etdiler. Halbuki, bu zevalli gafiller bilmi- 

— 1 93 — Herkese Lazim Olan Iman: F-13 



yorlardi ki, Isa aleyhisselamm hakiki emrlerini en iyi tatbfk ve tas- 
dik eden din, islamiyyetdir. Hiristiyanlik o kadar bozulmusdur ki, 
Isa aleyhisselamm telkin etdigi hakiki nasraniyyet ortadan gayb 
olmus, onun telkin etdigi biitiin insani hususlar unutulmusdur. 
Bunlar, bugiin ancak islamiyyetde vardir. O halde, ben miisliman 
olmakla hakiki, temiz nasraniyyete de kavusdum. Ciinki Isa aley- 
hisselamm emr etdigi kardeslik, birbirine baghhk, merhamet, 
htisn-i zan, eli acikhk, bugiinkii hiristiyanlarda degil, ancak miisli- 
manlarda vardir. Size ufak bir misal vereyim: Hiristiyan Atnasyan 
(athnasian) firkasi, hiristiyanhgin esasinm iic tannya (teslise) inan- 
mak oldugunu ve her hangi bir kimse akhndan buna karsi ufacik 
bir siibhe bile gecirse, derhal mahv olacagim ve eger bir kimse 
diinya ve ahiretde selamete kavusmak isterse, muhakkak (Tann, 
Tanrimn oglu ve Ruh-ul-kuds) gibi iic ilaha inanmak mecburiyye- 
tinde bulundugunu tekrarlayip durmakdadir. 

Baska bir misal daha: Miisliman oldugum zeman, bana birisi 
bir mektub yazdi. Bu mektubda, (Siz, miisliman olmakla mahv ol- 
dunuz artik. Sizi kimse kurtaramaz. Ciinki, Allahin ilahligina 
inanmiyorsunuz) diyordu. Bu zevalh adam, benim artik Allahii 
tealaya inanmadigimi samyordu. Ciinki, onun kana'atine gore, 
Allahii tealamn ilah olabilmesi icin, muhakkak iiclii olmasi lazim 
idi. Halbuki bu ahmak bilmiyordu ki, Isa aleyhisselam da, temiz 
nasraniyyeti teblige basladigi zeman, Allahii tealamn bir oldugun- 
dan bahs etmis, hie bir zeman, Onun oglu oldugunu iddi'a etme- 
misdi. Islamiyyet, (Ancak bir tek Allah vardir) demekle saf nas- 
raniyyetin esas ka'idesini ortaya koymusdu. Bugiin, akh basinda 
olan bir insanm, bir tek Allahin varhgma inanmasi kadar mantiki 
bir sey yokdur. Ben, miisliman olmakla hakiki tek Allaha inam- 
yorum ve Isa aleyhisselamdan sonra, onun temiz dmine eklenen 
bircok yalanlan red ediyorum. Bu mektubu yazan ve onun gibi 
dustmen insanlara, ancak acimak lazimdir. Bugiin hiristiyanlar, 
gtinden giine dinlerini terk ederek ateist (dinsiz) olmakdadirlar. 
Zira bugiinkii hiristiyanlik, normal, kiiltiirlii bir insani artik tat- 
min edememekdedir. insanlar, korii koriine efsanelere inanma- 
makda, hiristiyanlik akidelerini siibhe ile karsilamakdadir. Buna 
karsihk, ben biitiin hayatim miiddetince, hakiki bir miislimanin, 
dininden siibhe etdigini duymadim. Zira islam dmi, insanlann bii- 
tiin ruhi ve bedeni ihtiyaclanm, en miikemmel ve mantiki tarzda 
tatmin etmekdedir. 

Suna eminim ki, binlerce hiristiyan erkek ve kadm, islam dini- 

-194- 



ni incelemis ve onu temamiyle benimsemisdir. Fekat, resmen mus- 
liman olunca, islerini, me'muriyyetlerini gayb edecekleri ve ah- 
bablari tarafmdan alaya alinacaklar korkusuyla bir diirlii musli- 
man olmaga cesaret edememekdedirler. Bizim mekteblerimizde, 
hala islamiyyet, Allahti tealaya inanmiyanlarm dim olarak ogretil- 
mekdedir. Ben biitiin arkadaslanmm, ahbablanmin beni (Ruhu 
mahv olmus bir insan) olarak la'net edeceklerini goze alarak miis- 
liman oldum ve yirmi senedir islamiyyete iki elle sanlmis bulun- 
makdayim. 

Muslimanhgi neden kabul etdigimi boylece kisaca anlatdikdan 
sonra, tekrar edeyim ki, ben musliman olmakla, aym zemanda, 
cok daha dogru ve temiz bir Isevi olmagi da basardim. Diger hiris- 
tiyanlara da bir misal olmak isterim. Musliman olmak, onlan hiris- 
tiyanliga diisman yapmaz, aksine onlara hakfki Iseviligin ne oldu- 
gunu ogretir ve onlan yiikseltir. 

16 
ABDULLAH ARCHIBALD HAMILTON 

(Ingiliz) 

(Sir Archibald Hamilton, ingilterenin taiiiiiiins bir diplomati 
olup, Birinci Cihan Harbinde deniz subayi olarak da vazifc yap- 
niistlir. Meshur bir aileden gelmekde olup, baronet (Baron adayi 
demekdir) iinvamm tasimakdadir. 1923 senesinde islam dfnini ka- 
bul etmekle scrcflcnniisdir). 

Biiluga vasil oldukdan beri, islam dininin sadeligi ve billur gibi 
berrakhgi, beni daima kendisine cezb etmisdi. Bir hiristiyan olarak 
dogdugum ve bir hiristiyan terbiyesi aldigim halde, batil akidelere 
bir diirlii inanmamis, daima hakki, hakikati ve mantigi, korii korii- 
ne inamslara tercih etmisdim. Ben, bir tek Allaha, huzur ve ihlas 
ile ibadet etmek istiyordum. Halbuki ne Roma kilisesi (katolik- 
lik), ne de ingiliz kilisesi (protestanlik), bunu bana saghyamiyor- 
du. iste bu sebeb ile beni tam tatmm eden miislimanhgi, vicdani- 
mm telkfnine uyarak kabul etdim ve ancak ondan sonra, kendimi 
Allahti tealamn hakiki kulu ve daha iyi bir insan olarak his etme- 
ge basladim. 

Ne yazik ki islamiyyet, bircok hiristiyanlar, cahiller tarafmdan, 
yanhs, uyusdurucu ve yalan, uydurma bir din olarak anlatilmisdir. 
Halbuki, Allahti teala indinde hak din islamiyyetdir. islamiyyet, 
kuvvetlinin za'iflerle, zenginlerin fakirlerle birlesmesini sagliyan 
miikemmel bir dindir. insanlar iktisadi bakimdan esas olarak iic si- 
nifa ayrihrlar. Bu simflardan birincisi, Allahti tealamn bircok 

-195- 



ni'metlerle zengin etdigi kimselerdir. ikinci simf, hayatim kazan- 
mak icin cahsmak zorunda olanlardir. Bir de iictincii simf vardir. 
Bu sinifda bulunanlar, kendi kusurlan olmadigi halde, kafi derece- 
de kazanamiyanlar, issiz kalanlar, is yapamaz hale gelenlerdir ki, 
fakirlik ve zaruret icindedir. iste islam, bu iic sinifm da birbiriyle 
kaynasmasmi saglar. Zengin olanin fakire yardim etmesini emr 
eder. Zilletin, lzdirabm ortadan kaldinlmasi sebeblerini ihsan 
eder. 

Islam dini aym zemanda insanlarm calisma kudretine, sahsi 
gayretine ve is gormek kabiliyyetlerine de ehemmiyyet verir. is- 
lam kanununa gore sahibsiz bir eraziyi fakir bir ciftci, belirli bir ze- 
man kendi gayreti ile islerse, erazi onun olur. islam dini, yikici de- 
gil, yapicidir. 

islam dini, kuman ve ona benziyen biitiin kotii, zararli oyunla- 
n men' eder. islam dini, insani serhos eden biitiin ickileri de men' 
eder. Hakikaten diinyada insanlarm basina gelen felaketlerin co- 
gunun sebebi, kumarla ickidir. 

Biz miislimanlar, herseyin kader elinde esir olduguna inanan 
kimseler degiliz. islamda bahs konusu olan (kader), hie bir sey 
yapmadan, agzmi havaya acarak her seyi Allahii tealadan bekle- 
mek demek degildir. Tam bunun aksine, Kur'an-i kerimde Allahii 
teala daima cahsmagi emr etmekdedir. insan biitiin gayreti ile ca- 
hsacak, biitiin zahiri sebeblere yapisacak, ancak ondan sonra Al- 
lahii tealaya tevekktil edecekdir. Cahsmadan once degil, cahsir- 
ken, basarabilmek, kazanmak icin, Rabbine yalvararak, Ondan 
yardim bekliyecekdir. islamm (Hayr ve Ser [iyilik ve fenahk] Al- 
lahii tealadan gelir) akidesi, herseyi Allahii teala yaratir demekdir. 
Islamiyyetde (Hie bir sey yapmadan bos durmak) diye bir sey yok- 
dur. Kader, olacak herseyi, Allahii tealamn ezelde bilmesi ve bil- 
diklerini, zemanlan gelince, yaratmasi demekdir. 

islamiyyet, insanlarm giinahkar oldugu, giinah ile dogdugu ve 
biitun hayati miiddetince keffaret vermege mecbur oldugunu, as- 
la kabiil etmez. islamiyyet, insanlarm, erkek ve kadm olarak, Al- 
lahii tealamn kullan oldugunu, kadin erkek arasinda zeka, akl, dii- 
siince ve ahlak bakimmdan muhim fark bulunmadigim beyan 
eder. Ancak, erkekler daha giiclii, kuvvetli yaratildiklan icin agir, 
yorucu isler ve nafaka temini bunlara verilmis, kadmlar, daha ra- 
hat, daha nes'eli birakilmak sureti ile mes'ud kilmmisdir. 

islamin biitiin miislimanlan birbiri ile nasil kardes yapdigi 
hakkinda fazla bir sey soylemek istemiyorum. Zira biitiin diinya 
miislimanlarm nasil birbirini sevdiklerini, birbirlerine mu'avenet, 

-196- 



yardim etdiklerini bilir. Miislimanhkda, zengin, fakir, soylu, koy- 
lil, me'mur, isci, tiiccar, herkes Allahii tealamn huzurunda birdir 
ve birbirinin kardesleridir. Ben, hangi musliman memleketine git- 
di isem, kendimi kendi evimde ve kardeslerimin yamnda his et- 
dim. 

Son olarak sunu soyliyecegim: islamiyyet, insanlan biitiin giin 
boyunca hem durust cahsmaga ve hem de Allahii tealaya karsi 
kulluk, ibadet vazffesini yapmaga da'vet eder. Bugiinkii hiristiyan- 
hk ise, insanlan yalmz Pazar giinti, giiya diia etmege, diger giinler- 
de ise, Allahii tealayi temamen unutarak, diinya islerine, giinahla- 
ra sevk eder. 

Iste, biitiin bunlar icin musliman oldum ve musliman oldugum 
icin iftihar ediyorum. 

17 
CELALEDDIN LAUDER BRUNTON 

(Ingiliz) 

(Meshur bir aileden gelen ve baronet iiiivaiiini tasiyan Sir 
Brunton, Oxford Universitesinden me'zun olup, nesriyyati ile §6h- 
ret yapmisdir.) 

Bana nicin miisliman oldugumu bildirmek firsatim verdiginiz 
ipin, size minnet borcluyum. Ben, hiristiyan bir anne ve babanm 
te'siri altmda biiyiidiim. Gene yasimda, ilahiyyat ile de mesgiil ol- 
dum. Misyonerlerle tamsdim ve onlarm yabanci memleketlerdeki 
fe'aliyyetleri ile yakmdan alakadar oldum. Kalbimden onlara yar- 
dim arzusu gelmisdi. Resmen bir vazife almadan, onlarla birlikde 
seyahate cikdim. Dogrusunu soylemek gerekirse, din dersleri aldi- 
gim halde, hiristiyanhgin (insanlarm giinahkar olarak diinyaya gel- 
digi ve diinyada muhakkak cile cekmesi icab etdigi) nazariyyesi, 
bana garib geliyordu. Bu nazariyyeye isyan ediyordum. Bu sebeb 
ile yavas yavas hiristiyanhkdan nefret etmege baslamisdim. Zira 
ben, kendisinde her seyi yaratabilmek kudreti bulunan Allahii te- 
alamn yalmz giinahkar mahluklar yaratmasim, Onun kudret ve 
merhametine yakisdiramiyor, bunun icin, Allahii tealayi boyle 
tavsif eden bir dinin hakiki olamiyacagim diisiiniiyordum. Acaba 
baska dinler bu hususda ne telkm ediyor diye, diger dinleri de ted- 
kik etmege karar verdim. Kalbimde, adil, merhametli, miisfik bir 
ilaha biiyiik bir ihtiyac duyuyor, boyle bir Allahi anyordum. Aca- 
ba, Isa aleyhisselamm getirdigi hakiki nasrani dini bu muydu? 
Yoksa Onun telkin etdigi temiz din, zemanla bozulmus muydu? 

-197- 



Bunlan diisiindiikce, kalbimdeki subheler cogahyor, o zeman, bu- 
giin mer'i olan Kitab-i mukaddesi tekrar elime aliyor, kansdirma- 
ga bashyor ve her def asinda icinde bircok eksikler ve anlasilmaz 
hususlar bulundugunu goriiyordum. Sonunda, bende su kana'at 
hasil oldu ki, bu kitab Isa aleyhisselamm yaydigi hakiki dinin kita- 
bi degildir. insanlar, incile bircok yanks ka'ideler koymuslar ve 
Allahii tealanin dogru kitabim bozmuslardir. 

Ben bu kana'ate vardikdan sonra, artik misyonerle beraber git- 
digimiz memleketlerde rastladigimiz insanlara, elimizdeki incili 
okuyacak yerde, baska telkinlerde bulunuyordum. Onlara Tann, 
Tanrmin oglu ve Ruh-ul-kuds gibi iiclii tanndan bahs etmek yeri- 
ne, insanlarda, beden oldilgii zeman olmez bir ruh bulundugun- 
dan, insanlan bir biiyiik halikm yaratdigindan, bu biiyiik halikm 
insanlan giinahlan sebebi ile hem bu diinyada hem de ahiretde ce- 
zalandiracagindan, ancak cok merhametli olan bu biiyiik halikm, 
eger insanlar yapdiklarma pisman olursa, onlarin giinahlanm afv 
edeceginden bahs ediyordum. 

Giin gecdikce, artik temamen tek Allaha inanmaga baslamis- 
dim. Hakikate tarn varmak icin, daha derinlere inmek istiyordum. 
Iste bu zeman, islam dinini tedkik etmege basladim. Bu din, beni 
o kadar cezb etdi ki, biitiin gtintimu ona vakf etdim. Bulundugum 
mahal, Hindistanda sehrlerden uzak, kimsenin ismini bile duyma- 
digi Ichra admda bir koydii. Bu koyde yasayanlar, pek fakir, pek 
sefil tabakadan insanlardi. Onlara, sirf Allahii tealanin rizasi icin 
tek ve merhametli bir halikm var oldugunu anlatmaga, diinyada 
ta'kib etmeleri gereken dogru yolu ogretmege cahsiyordum. Onla- 
rin birbiri ile kardes olduklanni, temizlige cok ehemmiyyet ver- 
mek lazim oldugunu da ogretmege ugrasiyordum. Ne garib ki, bii- 
tiin bu ogretmege cahsdigim hususlar, hiristiyanhkda degil, ancak 
mtislimanhkda vardi ve ben bir hiristiyan misyoner gibi degil, tam 
bir miisliman din adami gibi telkinlerde bulunuyordum. 

Bu issiz, tenha yerde ve bu cahil halk arasmda nasil ugrasdigi- 
mi, ne kadar fedakarhk yapdigimi, ne gibi miiskilat ile karsilasdi- 
gimi size uzun uzadiya ifade edecek degilim. Biitiin dtisiincem, bu 
zevalh insanlan ruhen ve bedenen temizlige kavusdurmak, onlara 
biiyiik bir hahkin varhgini ogretmekden ibaretdi. 

Yalmz kaldigim zeman, Muhammed aleyhisselamm hayatim 
inceliyordum. Onun hakiki hayati hakkinda ingilizce pek az kitab 
yazilmis ve Onu tenkid etmek, lekelemek ve bu biiyiik Peygam- 
beri yalancihkla itham etmek icin, hiristiyanlar tarafmdan ne ya- 
pilmak lazimsa yapilmisdi. Fekat, ben simdi bu diismanca yazih 

-198- 



kitablarm te'sfrleri altmda kalmadan, islamiyyeti tam bir insaf ile 
inceliyordum. Bu tedkfklerim siirdukce, islamiyyetin, tek Allahi 
ve hakfkati en dogru olarak ortaya cikaran hak din oldugunu ka- 
bul etmek lazim geldigini iyice anladim. 

Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" gibi bir biiyiik 
Peygamberin, insanliga yapdigi hizmetleri ogrendikce, Onun pey- 
gamberligini inkar etmenin imkam yokdu. O muhakkak Allahu 
tealanin Resulii idi. O ancak; Allahu tealanin lutfii ile, vahset ve 
cehalet icinde yasayan, bircok putlara tapan, hurafelere inanan, 
yan crplak bir halde, bircok kadmlarla hayvanca bir hayat siiren 
Arabian, kisa bir zeman icinde, Allahu tealaya iman eden, mede- 
ni, temiz, diirtist, kadina hak taniyan, iyi ve yumusak huylu insan- 
lar haline getirdi. Bir insan, Allahu tealanin lutfii, yardimi olma- 
dan boyle birseyi hie bir zeman basaramaz. icinde birkac yiiz kisi 
bulunan bu koyde, benim ne kadar zahmet cekerek ugrasdigimi ve 
hala bu zevalh insanlan dogru yola sokamadigimi diisiindukce, 
Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem"in eseri, goziimde 
gitdikce daha biiyiiyordu. Hayir, ancak Allahu tealanin Resulii 
boyle bir isi basarabilirdi. Onun Peygamberligine can ve goniilden 
inanmak lazimdi. 

Islam dminde bulunan, daha pek cok giizel hususlardan aynca 
bahs etmege liizum gormuyorum. Ctinki, Allahu tealayi ve Mu- 
hammed aleyhisselamm peygamberligini kabul etdikden sonra, 
artik bir insan musliman olmus demekdir. O giinlerde, miisliman 
bir Hindli beni ziyarete gelmisdi. Mian Amiruddm ismindeki bu 
kibar zat ile islam dini iizerinde uzun uzadiya mubaheseler yap- 
dik. Bu konusmalar bana son cesareti verdi ve musliman olmagi 
kabul etdim. 

Ben, miislimanhgin hakiki Allah dmi olduguna, sadeligine, afv 
ve sefkatine, samimiyyetine, miislimanlari birbirine kardes saydi- 
gma ve birgiin biitiin diinyayi birbirine baghyacagma inamyorum. 

Artik hayatimm sonuna vasil oldum. Bundan sonra, oliinceye 
kadar kendimi islamiyyete hizmet etmege adadim. 

18 
Prof. Baron HARUN MUSTAFA LEON 

(Ingiliz) 

(Prof. Baron Leon, ingilterenin taninmis nieshur bir ailesin- 

den olup, baron payesini haizdir. Felsefe doktoru ve baska ilnii 

iinvanlar sahibi olan Prof. Leon, 1882 senesinde miisliman olinus- 

dur. Kendisi Avrupada ve Amerikada bircok ilm cem'iyyetlerinin 

-199- 



a'zasi bulunmakdaydi. Bilhassa lisan ve edebiyyat sahasinda bii- 
yiik ihtisas sahibi olan Prof. Leon, (Isle) mecmu'asinda (Insaii lii- 
gat etimolojisi) isminde nesriyyati ile biitiin diinyamn dikkatini 
iizerine celb etmisdi. Amerikadaki Potomac Universitesi bu nes- 
riyyat iizerine kendisine (ilmler Masteri = Master of Sciences) iin- 
vaiiini verdi. Prof. Leon, aym zemanda bir geoloji miitehassisidir. 
Bircok tamnmis miiesseselerin da'vetlisi olarak, bu sahalarda da 
kiymetli konferanslar vermisdi. 1875 de kurulmus olan (Milletler 
Arasi Liigat, ilm ve Giizel San'atlar = Societe Internationale de 
Philologie, Science et Beaux-Arts) Cem'iyyetinin 11111111111 katibli- 
gine secildi. (The Philomeths) isminde mccimVa cikarmaga basla- 
di. Prof. Leona, Sultan ikinci Abdiilhamid, Iran Sahi ve Avustur- 
ya Imperatoru tarafindan bircok nisanlar verilmisdir.) 

Islam dininin en miikemmel esaslanndan biri, bu dinin miisli- 
manlardan hie bir zeman akhn ermedigi bir seyi taleb etmemesi- 
dir. islamiyyet temamen akla ve mantiga uygun olarak teblig edil- 
mis bir dindir. Diger dinler ise, insanlardan bir dlirlu anhyamadik- 
lan, akllanna sigmayan, inanamadiklan i'tikadlan zorla kabul et- 
melerini istemekdedir. Hiristiyanlikda bu hususda ancak kilisenin 
otoritesi, hakimiyyeti miiessir olmakdadir. Halbuki muslimanlara, 
her seyi akl ile arastirmasi ve ancak ondan sonra iman etmesi emr 
olunmakdadir. Muhammed aleyhisselam, soyle buyurmakdadir: 
( Allahii teala, akla ve mantiga muvafik olmayan hie bir sey yarat- 
mamisdir). Diger bir hadis-i serifde ise soyle buyurmakdadir: (Ben 
size kat'f olarak soyliiyorum ki, herhangi bir insan neniaz kilsa, 
oruc tutsa, zekat verse, hacca gitse de ve dinin fcabi biitiin hiisus- 
lari yapsa bile, ancak Allahii tealamn ona ihsan etdigi akl ve man- 
tigi kullanma derecesine gore miikafatlandirilir.) 

Isa aleyhisselamin nesr etdigi temiz dinde de, buna benzer 
ka'ideler vardi. Mesela, (Her seyi once tercibe et! Ancak iyi olam 
kabul et) gibi. Fekat zemanla bunlar unutuldu. Kur'an-i kerimde 
"Cum'a" suresinin besinci ayetinde mealen, (Kendileri Tevrati og- 
renmek ve inucibi ile amel etmege nie'miir olduklari halde, onun 
ile amel etmiyen kimselerin hali, sirtina kitab yiiklenmis merkebin 
hali gibidir) buyurulmakdadir. 

Ali "radiyallahii anh" soyle buyuruyor, (Dunya karanhkdir. 
Ilm nurdur! Fekat, dogru olmiyan bilgi ancak golgedir.) 

Muslimanlar, (islamiyyet, hakikatin ta kendisidir) diye iman 
etmekde, islamm nurunun ancak ilm ve mantik sayesinde parladi- 
gim, bu bilginin ancak hakikat ile meydana geldigini, bu hakikati 
ise, insanlann ancak Allahii tealamn vergisi olan akl-i selim ile 

-200- 



meydana cikardiklanm soylemekdedirler. 

Allahii tealamn insanlara biiyiik bir lutf olarak gonderdigi son 
peygamberi Muhammed aleyhisselam, vefatina kadar, onlara tuta- 
caklan dogru yolu gostermisdi. Son giinlerinde soyle bir hadise ce- 
reyan etdi: 

Muhammed aleyhisselam vefatindan birkac gun evvel, basim 
sevgili zevcesi Aisenin "radiyallahii teala anha" dizlerine dayamis, 
dalgin bir halde istirahat ediyordu. Medinede biitiin halk Resulul- 
lahm hastahgma iiziilmiis ve onun gun gecdikce kuvvetden diisdii- 
giinii goriince, biiyiik bir iimmidsizlige kapilmisdi. Erkekler, ka- 
dinlar, cocuklar, hiingiir hiingiir aghyorlardi. Aglayanlar arasmda 
beyaz sach, solgun benizli, yash muharibler de vardi. Peygamberi- 
miz Muhammed Mustafa el-emin "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem", onlarm kumandam, rehberi, lideri, dostu, cobani, sirdasi, fe- 
kat her seyden evvel, teblig etdigi islamiyyet sayesinde onlan ka- 
ranlikdan hakikat nuruna kavusduran biiyiik Peygamberi idi. isla- 
miyyet ile birlikde onlara huzur ve emniyyet getiren bu mubarek 
Peygamber "sallallahii teala aleyhi ve sellem" artik onlara veda' 
etmekde idi. "Peygamberimiz oliiyor" diye diisiindtikce kalbleri 
bir demir kiskacla sikihyor, gozlerinden yaslar dokiiliiyor, biiyiik 
bir iimmidsizlige kapihyorlardi. 

Nihayet her seyi goze alarak, bu iimmidsizlik icinde Onun hu- 
zuruna cikdilar. Gozlerinden yaslar akitarak: (Ya Resiilallah "sal- 
lallahii aleyhi ve sellem"! Sen cok hastasm. Olabilir ki, Allahii te- 
ala seni huzuruna cagiracakdir ve bizden aynlacaksm. O zeman, 
biz sensiz ne yapanz?) diye sordular. 

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, (Elinizde miiraceat 
ifin Kur'an-i kerini vardir) buyurdu. (Ya Resiilallah "sallallahii 
aleyhi ve sellem", Kur'an-i kerimin bircok islerde bize rehber ola- 
cagi muhakkakdir. Fekat eger aradigimizi orada bulamazsak ve 
sen de bizden aynlmis isen, kim bizim rehberimiz olacak?) dedi- 
ler. Bunun iizerine Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem" 
onlara, (Size soylediklerim gibi hareket ediniz!) buyurdu. (Ya Re- 
siilallah "sallallahii aleyhi ve sellem"! Sen bizden aynldikdan son- 
ra, busbiitun yeni ba'zi mes'eleler meydana cikar ve senin hadisle- 
rin icinde bunlar hakkinda bir sey bulamazsak ne yapanz?) diye 
sordular. 

Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem", mubarek basim 
yavas yavas yasdikdan kaldirdi ve onlara su sozleri soyledi: (Alla- 
hii teala, her kuluna sahsi bir rehber vermisdir. Bu rehber, akl-i 
selimi ve vicdanin bulundugu kalbidir. Eger bu rehberi iyi ve dog- 

-201- 



ru olarak kullamrsaniz, hie bir zeman dogru yoldan ayrilmazsiniz 
ve Allahii tealanm rahmetine kaviisiiisiinuz!). (istefti kalbek, Fe- 
inneha teskiinii bil-halal). iste, secmis olmakla iftihar etdigim, is- 
lam dini. Bu din, tam akl ve mantik iizerine kurulmus hakiki Al- 
lah dinidir. 

Malu miilke olma magrur, deme var mi ben gibi! 
bir muhalifyel eser, savurur harman gibi. 

19 
WILLIAM PICKHARD 

(ingihz) 

Bir hadis-i serifde, (Her cocuk miislimanliga uygun ve elveri§- 
li olarak do gar. Bunlari sonradan analari, babalari yehudi, hiristi- 
yan veya mecusi yapar) buyurulmakdadir. Ben de, o halde, miisli- 
man olarak dogmusdum. Ancak, bunun boyle oldugunu anlamak- 
hgim icin, aradan bircok seneler gecdi. Ben daha cocukken, gee- 
mis zemanla cok ilgilenirdim. Universiteyi bitirdikden sonra, mu- 
harrirlige basladim. O zemanlar tamnmis bir yazar degildim. Ne 
olacagim da belli degildi. Bana hiristiyan olarak, Allah ve Allaha 
ibadet etmek hakkmda ba'zi seyler ogretmislerdi. Ben, yalmz on- 
lann ogretdiklerine degil, tarihde okudugum, kibarhk ve cesaret 
niimunesi olan her sahsiyyete karsi, adeta ibadete benzer bir rabi- 
ta duyuyordum. Nihayet bana, o zemanlar ingilterenin bir miis- 
temlekesi olan Ugandada bir me'muriyyet verildi. Afrikaya gidin- 
ce, burada hayatm biisbiitun baska oldugunu gordiim. Buradaki 
insanlarm yasama tarzi, diinyada zuhur eden hadiselere karsi te- 
essiirleri, birbirlerine karsi olan mu'ameleleri, ingilterede diisiin- 
diigiime ve tahmin etdigime hie uymuyordu. Buradaki insanlar, 
cok ibtidai ve giic olan hayat tarzlanm ve karsilanna cikan diirlii 
diirlii miiskilati biiyiik bir tevekkiil ile karsihyorlar, en iimmidsiz 
zemanlarda bile, nes'elerini gayb etmiyorlar, kendileri ne kadar 
fakir olursa olsun, birbirlerine yardim etmekden cekinmiyorlardi. 
Onlar birbirlerine, bizim gibi insanlarm anhyamiyacagi bir sevgi 
ve sefkat ile baglanmislardi. Sark, esasen beni okulda cok ilgilen- 
dirmisdi. Cambridge'de (Bin bir Gece) masallanm zevkle oku- 
musdum. Simdi Afrikada hakiki sarkh yaninda, bu kitabi tekrar 
elime aldim. Ugandada gecirdigim bu giic ve zor hayat, beni sark- 
hlara yavas yavas yaklasdirdi. Simdi binbir gece masallanm okur- 
ken, onlan Ugandahlar ile mukayese ediyor ve adeta onlarla bir- 
likde yasiyordum. 

Ben artik buradaki hayata ahsmisken, Birinci Cihan Harbi 

-202- 



patlak verdi. Asker olmak icin alakah makama miiraca'at etdigim 
zeman, sihhatimin bozuklugundan dolayi beni askere almadilar. 
Sihhatim biraz dtizelince, tekrar basvurdum. Bu sefer beni kabul 
etdiler ve Fransaya, Alman cebhesine yolladilar. 1917 deki kor- 
kunc Somme muharebelerine katildim. Bu muharebelerde yara- 
landim ve Almanlara esir diisdiim. Almanlar beni Almanyaya go- 
ttiriip orada hastahaneye yatirdilar. Bu hastahanede cok korkunc 
seyler gordiim. insanlar bu harbler yiiziinden ne kadar perisan 
oluyorlardi. Hastahaneye bircok rus esfrleri getirmislerdi. Bunlar 
dizanteriden bitkin bir hale diismiislerdi. Almanyada yiyecek 
vaz'iyyeti cok kotii idi. Esfrlere, hastalara kafi yiyecek veremiyor- 
lardi. Ben achkdan kivramyordum. Sag kolumdaki ve sag baca- 
gimdaki yara bir diirlii iyilesmiyordu. Colak ve koturiim olmus- 
dum. Almanlara basvurarak, bu halimle artik hicbir zeman muha- 
rib olarak bir ise yaramiyacagimdan, isvicredeki esir miibadele 
komisyonu vasitasi ile beni memleketime gondermelerini rica et- 
dim. Almanlar muvafakat etdiler. Beni isvicreye yolladilar. isvic- 
rede beni tekrar hastahaneye yatirdilar. Kolum, bacagim ise yara- 
maz hale gelmisdi. Simdi ben ne olacakdim? Hayatimi nasil kaza- 
nacakdim? Bunlan diisundiikce, sonsuz bir iimmidsizlige kapih- 
yordum. iste, tarn bu ruh haleti icinde iken, akhma Ugandada sa- 
tin aldigim bir kitabda okudugum, Kur'an-i kerimden almmis 
ba'zi teselli edici ayetler geldi. O zeman ben bunlan biiyiik bir 
alaka ve cok muhabbet ile okumus, tekrar okumus ve hemen he- 
men ezberlemisdim. Bunlan kalbimden gecirmege ve her gun bir- 
cok def alar tekrar etmege basladim. O zeman, kalbime bir ferah- 
hk cokiiyor, iimmid kapilan acilmaga bashyordu. Hakikaten de 
oyle oldu. isvicreli doktorlar, beni bir kerre daha ameliyyat etdi- 
ler. Bacagim diizelmege basladi. Ben bunu Kur'an-i kerime borc- 
luydum. Yiiriimege baslar baslamaz, ilk isim hemen bir kitabevi- 
ne giderek, Savarynin bir Kur'an-i kerim tercemesini satm almak 
oldu. [Bu kitab, hala benim en kiymetli bir arkadasimdir.] Bu se- 
fer Kur'an-i kerim tercemesini basdan asagi okumaga basladim. 
Okudukca kalbim ferahhyor, ruhum yiikseliyor, sanki mu'azzam 
bir nur kitlesi derunuma niifuz ediyordu. Ayagim temamiyle dii- 
zelmisdi. Fekat sag kolum hareketsiz kalmisdi. Bunun iizerine 
Kur'an-i kerimin emr etdigi gibi, Allahii tealaya tevekkiil ederek, 
sol elimle yazmagi ogrendim. Bu tevekkiil sayesinde, bu is cok ko- 
lay oldu. Sol elimi kullanmagi ogrenince, ilk yapdigim is, sol elim- 
le Kur'an-i kerimin ayetlerini yazmaga baslamak oldu. Vaktiyle 
bir islam kitabim okurken, oradaki bir hikaye iizerimde biiyiik bir 
te'sir yapmisdi. Bu hikayede, bir mezarhkda, kabrlerin yamnda 

-203- 



kalmis bir gencin, etrafmdakilerin hie farkina varmadan ve nerede 
oldugunu da diisiinmeden Kur'an-i kerim okudugundan bahs olu- 
nuyordu. iste ben de, kendimi onun yerine koyuyor, kendimi Al- 
lahii tealanm lutfuna teslim ediyor ve Kur'an-i kerim okuyordum. 
Ya'ni artik ben miisliman olmusdum. 

1918 senesinde Londraya dondum. 1921 senesinde Londra 
Universitesinde Arabi dersleri almaga basladim. Birgiin bana Ara- 
bi ogretmenim Irakh Bay Belsah, Kur'an-i kerimden bahs etdi. 
(inamp inanmamakda serbestsiniz. Fekat onun cok enteresan ve 
tedkik etmege layik bir kitab oldugunu goreceksiniz) dedi. Ben 
ona, (Kur'an-i kerimi biliyorum, onu okudum ve hem de cok oku- 
dum ve ona inaniyorum) deyince, hayretler icinde kaldi. Birkac 
giln sonra beni Notting Hill Gatede bulunan Londra cami'ine go- 
tiirdii. Bir sene kadar oradaki ibadetlere istirak etdim. 1922 sene- 
sinde resmen miisliman oldum. 

Simdi 1950 senesindeyiz. Bugiine kadar islamiyyetin emr etdigi 
her hususa iki elle sanldim ve bundan biiyiik bir lezzet duydum. 
Allahti tealanm kudretinin, rahmetinin ve inayetinin hududu yok- 
dur. Hayat yolunda bizim tasryabilecegimiz ve oteki diinyaya da 
gotiirebilecegimiz biricik servet, Allahii tealaya hamd ve sena et- 
mek, [Ona minnet bildirmek] ve O yiice kudret sahibine sevgi ile 
baglanmak, Ona ibadet etmekdir. 

20 

Bayan MES'UDE STEINMANN 

(Ingiliz) 

Muslimanhk kadar kolayca anlasilabilen ve insana cesaret ve- 
ren baska bir din yokdur. Hayatda, insan ruhunu rahat ve huzura 
kavusduran, insana, halinden memnun olarak yasamagi ihsan eden 
ve onu oldiikden sonra ebedi se'adete ve selamete ulasdiran biri- 
cik din, islamiyyetdir. 

Insan, Allahii tealanm yaratdigi muhtelif mahluklardan biridir. 
Muhakkak, diger mahluklarla arasmda bir bag vardir. insan, Alla- 
hii tealanm yaratdigi en miikemmel bir mahlukdur. Ona boyle fa- 
zilet veren, onda bir run olmasidir. insamn ruhu, onu daima daha 
yiikseklere gotiirmege gayret eder. Ruhu temizliyen ve besliyen 
ise ancak dindir. 

Acaba insan ile onu yaratan biiyiik kudret sahibi arasmda ne 
gibi bir rabita vardir? Bunu siibhesiz din bildirmekdedir. Ben din 
hakkmda muhtelif alimlerin neler soylediklerini tedkik etdim. 
Asagida birkac misal veriyorum: 

-204- 



Carlyle'in (Kahramanlar ye Kahramanlara Tapinanlar) eserin- 
den: 

(Bir insanm dini, onun kalbinin iman etdigi bir husus, onun en 
bariz bir sifatidir. Din oyle bir seydir ki, insanm dogrudan dogru- 
ya kalbine gider. Onun diinyadaki fe'aliyyetlerini ayarlar. Ona va- 
zifelerini bildirir. Gidecegi yolu gosterir ve onun akibetini (sonu- 
nu) ta'yin eder). 

Chesterton'un, (Diisiiniilecek Olursa) kitabindan: 

(Din, bir insanm, kendinin veya baskalarmm varhginda neler 
bulundugu hakkmda elde etdigi en yiice gercegi ifade eder). 

Ambroce Bierce'nin ($eytanin Sdzliigii) eserinden: 

(Din, insanlara, bilmedikleri bircok seyleri ogreten, onlara 
hem korku, hem iimmid asilayan bir kaynakdir). 

Edmude Burke'un, (Fransa ihtilali) ismindeki kitabindan: 

(Biitiin hakiki dinlerin emr etdigi husus, Allahii tealamn emr- 
lerine ita'at, Onun dinine hurmet ve i'tibar ve boylece miimkin ol- 
dugu kadar Onun nzasma yaklasmakdir). 

Swedenborg'un (Hayat Doktrini) eserinden: 

(Din demek, iyilik yapmak demekdir. Dinin varhgi iyilikdir.) 

James Harrigton'un (Okyanus) kitabindan: 

(Ister ondan korksun, isterse ondan teselli bulsun, diinyada 
herkesin az veya cok, dinle irtibati vardir.) 

Diinyada herkes bircok def'alar bilmedigi, anhyamadigi, izah 
edemedigi hususlarla karsilasir. iste bunlan ona izah eden, ona 
tarn bir iman, i'timad bahs eden, ancak dindir. 

Ben nicin islam dininin diinyadaki dinlerin en mukemmeli ve 
hak din olduguna inamyorum? Bunu soyle izah edeyim: 

Her seyden once, islam dini yiice, bir tek Allahdan baska tan- 
n olmadigim, Onun dogmadigim ve dogurmadigim ve Ona ben- 
zer baska hie bir hahk bulunmadigim bildirir. Allahii tealamn 
varhgmi, birligini, azametini ancak Allahii tealaya yakisir bir aza- 
met ile bildiren baska hie bir din yokdur. Kur'an-i kerimde Hud 
suresinin dordiincii ayetinde mealen, ([Ey kullanm], doniisiiniiz 
ancak banadir. Allah her seye kadirdir) buyurmakda, isra suresi- 
nin elli besinci ayetinde mealen, (Allahii teala, goklerde ve yerde 
olan inahliikatin hallerini en iyi bilendir) buyurmakda ve Kuran-i 
kerimin diger biitiin stirelerinde daima Onun (tek hahk oldugun- 
dan), (daimi oldugundan), (sonsuz oldugundan), (her seyin Ona 
ma'lum oldugundan), (en dogru hiikmii veren hakim oldugun- 
dan), (en biiyiik yardimci oldugundan), (en merhametli bir hahk 

-205- 



oldugundan), (en biiyiik afv edici oldugundan) bahs edilmekde- 
dir. Bunlan okudukca, insamn Allahii tealaya nasil cekildigini, 
Onun karsisinda nasil eridigini ve Onun lutfiina nasil sigmdigim 
size ta'rif edemem. Kur'an-i kerimde, Allahii teala Hadid suresi- 
nin onyedinci ayetinde mealen, (Biliniz ki, Allahii teala yer yiizii- 
nii [kurakhkla] oldiirdiikden sonra [yagmurla] diriltir. [Olii kalb- 
leri de zikr ve tilavetle diriltir.] Akl eclersiniz diye bunlan acik de- 
liller ile size beyan etdik) buyurmusdur. Nas suresinde de, mealen, 
([Ey Muhammed "sallallahu aleyhi ve sellem"!] Soyle ki, ben in- 
sanlardan ve cinden, insamn gonliine vesvese veren seytamn ser- 
rinden, insanlara muhtac olduklan seyleri gonderen ve onlari kor- 
kulu seylerden koruyan ve ibadet olunmaga hakki olan malikime 
sigimrim) buyurmusdur. 

Bu yiice sozleri okuyunca, insan nasil olur da, bu biiyiik hahka 
inanmaz ve Ona sigmmaz? Biitiin bunlar, insamn hayatda kaldigi 
miiddetce, iizerinde onu koruyan cok merhametli bir hahkm bu- 
lundugunu his ederek, rahata kavusmasi ve dogru yolu tutmasi 
icin kafi gelmez mi? 

Islam, en dogru bir din oldugunu ve kendisinden evvel gelen 
dinlerin biitiin dogru kismlarim kendisinde topladigmi acikca bil- 
dirir. islamiyyetin en biiyiik kitabi olan Kur'an-i kerimde yazih 
biitiin hususlarm, sade, acik ve herkes tarafmdan anlasihr mantiki 
esaslar oldugunu soyler. Bunlar cok dogrudur. Hakikaten, eger 
Allahii teala ile kul arasinda ahenkli bir miinasebet te'sis etmek, 
cismani [bedenle ilgili] ve ruhani hususlan ahenkli tarzda birbiri 
ile birlesdirmek, diinyada ve ahiretde huzur icinde kalmak istiyor- 
sak, muhakkak islam dinini kabul etmemiz lazimdir. Ancak isla- 
miyyet sayesinde ruhen ve bedenen tekamiil ederiz. 

Hiristiyanhk ancak ruhiyyat, vicdan ile mesgul olur ve her bir 
hiristiyanm iizerine onun tasryamiyacagi kadar agir ma'nevi, vic- 
dani yiikler koyar. Hiristiyanhk, insam bir giinahkar olarak kabul 
eder ve ondan, onun anhyamiyacagi ve hie bir mantiga sigmiyan 
keffaretler ister. Halbuki islam dini, yalmz sevgi iizerine kurul- 
musdur. Hiristiyanhkda cok derin ilm adamlan, insanlarm degisik 
ruh haletlerini inceleyerek, onlarm iizerine yiiklenmis olan bu 
agir yiikler arasinda belki bir parcacik Allah sevgisi bulabilir. Fe- 
kat bunlar da, bugiinkii hiristiyanhkda bu sevgi parcacigimn bile 
bircok hurafeler altmda nasil biisbiitiin gayb oldugunu gorerek 
iiziiliirler. Coleridge bir kitabmda, (Hiristiyanhgi fazla seven bir 
kimsenin, yavas yavas hiristiyanhkdan uzaklasarak, kiliseyi daha 
fazla sevmesi ve sonunda kendini en fazla sevmesi bir hakikatdir) 

-206- 



demekdedir. Halbuki islamiyyet bize, Allahii tealayi saymamizi, 
sevmemizi, yalmz Onun emrlerine uymamizi, bir yandan da, ken- 
di aklimizi ve mantigimizi kullanmamizi emr etmekdedir. Hiristi- 
yanhkda bir mikdar hakikat kalmisdir. islamiyyetde ise, hersey 
hakikat iizerine kurulmusdur. Kur'an-i kerimde, Allahii teala, 
hangi irkdan, hangi renkden olursa olsun, biitiin kullarma Yunus 
suresi yiizsekizinci ayetinde mealen sunu beyan buyurmuslardir: 
(de ki, Ey insanlar! Rabbinizden size hakikat gelmisdir. Dogru yo- 
la giren ancak kendi kazanci kin girmis ve sapitan da kendi zara- 
rina olarak sapitmisdir. Ben sizin bekciniz degilim). Ben biitiin 
bunlan okudukdan ve Kur'an-i kerimin ma'nasim iyice kavradik- 
dan sonra, islamiyyetin her diirlii diisiincelerime en dogru cevabi 
verdigini gordiim, seve seve musliman oldum. islamiyyet bana ha- 
kiki yolu gosterdi ve cesaret verdi. Diinyada huzur ve rahata ka- 
vusmak ve ahiretde selamete erismek icin, musliman olmakdan 
baska bir tarik [yol] yokdur. 

21 
Bayan MAVIS B. JOLLY 

(Ingiliz) 

Ben Ingilterede hiristiyan olarak dogdum. Vaftiz edildim ve 
bugiin elimizde bulunan incilde yazih olanlan ogrenerek biiyii- 
diim. Cocukken kiliseye gitdigim zeman, muhtelif lsiklar, minber- 
de yanan mumlar, miizik, giinniik kokulan ve muhtesem elbiseler 
giymis rahibler, iizerimde btiyiik bir te'sir yapiyordu. Ma'nasim 
hie anhyamadigim dtialar okunurken, bunlarm ahengi beni iirper- 
tiyordu. Samrim ki, bu cocukluk zemammda, ben koyu bir hiristi- 
yandim. Fekat, zeman gecdikce ve benim tahsil derecem yiiksel- 
dikce, kafamda ba'zi sti'aller hasil olmaga basladi. O zemana ka- 
dar tam inandigim hiristiyanhk dininde, ba'zi noksanlar bulmaga 
basladim. Giin gecdikce icimdeki siibhelerin artdigim goriiyor- 
dum. Yavas yavas hiristiyanhkdan uzaklasmaga basladim. Artik, 
hie bir dine inanmiyordum. Kilisenin cocukken beni kendisine 
hayran eden o muhtesem manzarasi, bir hayal gibi gozumiin oniin- 
den ucup gitmisdi. Mektebden me'zun oldugumuz zeman, tam 
ma'nasi ile bir dinsiz (ateist) olmusdum. Fekat, bir miiddet sonra, 
farkma vardim ki, hie bir seye inanmamak, insanin ruhunda derin 
bir ye's, za'fiyyet, bosluk birakmakdadir. insanin muhakkak bir 
melce'e, bir dayanaga ihtiyaci vardir. Bunun icin baska dinleri ted- 
kik etmege basladim. 

Evvela budistligi ele aldim. Onlann (Sekiz Yol) adim verdikle- 

-207- 



ri esaslan iyice tedkik etdim. Bu (Sekiz Yol)da cok derin felsefe 
ve cok giizel nasihatler vardi. Ama, insana ne dogru bir yol goste- 
riyor, ne de dogru yolu secebilmek icin liizumlu bilgileri veriyor- 
du. 

Bu sefer Mecusfligi tedkike basladim. Ben uc tanndan kacar- 
ken, bu dinde de karsima bircok tann cikdigmi gordiim. Sonra bu 
din, o kadar inamlmaz efsaneler, hurafelerle doldurulmusdu ki, 
boyle bir dini kabul etmege imkan yokdu. 

Bundan sonra yehudiligi incelemege basladim. Yehudilik be- 
nim icin yeni bir din sayilmazdi. Ciinki, Kitab-i mukaddesin 
(Ahd-i Atik) denilen eski kismi temamen yehudilerin Tevratm- 
dan almmisdi. Fekat yehudilik de beni tatmin edemedi. Evet, ye- 
hudiler tek Allaha inamyorlardi ve ben bunu cok dogru buluyor- 
dum. Fekat ondan sonra her seyi inkar ediyorlar ve yehudi dini, 
bir rehber olacak yerde, dlirlli kansik ibadet seklleri ve merasim- 
lerle dolu bir hal ahyordu. 

Dostlanmdan biri bana ispiritizme ile mesgul olmami tavsiye 
etdi. (Ruhlarla konusmak, din yerine gecer!) diyordu. Bu beni hie 
tatmin etmedi. Ciinki, ispiritizmenin insamn kendi kendini hipno- 
tize etmesinden ibaret oldugunu, insan ruhunu hie bir zeman bes- 
leyemiyecegini pek cabuk anlamisdim. 

Ikinci Cihan Harbi sona ermisdi. Ben bir ofisde cahsmaga bas- 
ladim. Fekat, hala ruhum bir din anyordu. Birgiin gazetede bir 
i'lan gordiim. Isa aleyhisselamm uluhiyyeti hakkinda bir konfe- 
rans verilecegi ve bu konferansa her dinden adamlarm istirak ede- 
bilecegi yazihydi. Bu konferansi cok merak etdim. Ciinki, orada 
Isa aleyhisselamm Allahm oglu olup olmadigi miinakasa edilecek- 
di. Konferansa katildim ve orada bir miislimanla tamsdim. Bu 
miisliman, kendisine sordugum stiallere o kadar giizel, o kadar 
mantiki cevablar verdi ki, o zemana kadar, hie akhma gelmedigi 
halde, islamiyyet ile mesgul olmaga karar verdim. Miislimanlarm 
kudsi kitabi olan Kur'an-i kerimi okumaga basladim. Bu kitabda 
beyan edilen hukmlerin, 20. asrdaki bircok tamnmis devlet adam- 
larmm beyanlarmdan cok daha ytiksek oldugunu, biiyiik bir hay- 
ret ve takdir ile goriiyordum. Bu sozleri hie bir insan soyliyemez- 
di. Onun icin, vaktile bize ogretdikleri gibi (islam dini yalandir. 
Kur'an uydurma bir kitabdir) soziine artik inanmiyordum. 
Kur'an-i kerim uydurma bir kitab olamazdi. Bu kadar miikemmel 
sozleri, ancak insan iistii bir varhk soyliyebilirdi. 

Ben, hala tereddiid ediyordum. islamiyyeti kabul etmis ingiliz 

-208- 



kadmlan ile goriisdiim. Onlardan yardim istedim. Bana kitablar 
tavsiye etdiler. Bu kitablar arasinda Muhammed "sallallahu teala 
aleyhi ve sellem" ile Isa aleyhisselami mukayese eden (Moham- 
med and Christ) adh kitabla, islam dfnini izah eden (The Religion 
of Islam) adh eserler vardi. (Hiristiyanhgm Kaynaklan = The So- 
urces of Christianity) isminde diger bir kitabda ise, hiristiyanhkda 
bulunan bircok ibadetlerin ibtidai insanlann ibadet usullerinden 
almdigi ve hakikatde simdiki hiristiyanhgm bir (puta tapmak) dini 
oldugu cok acik bir tarzda anlatihyordu. 

Kur'an-i kerimi ilk okudugum zeman sikildigimi i'tiraf ede- 
rim. Ciinki, icinde pek cok tekrarlar vardi. Sunu bilmelidir ki, 
Kur'an-i kerim insana yavas yavas te'sir ve nufuz eden bir kitab- 
dir. Kur'an-i kerimi iyi anlamak ve ona baglanmak icin, onu bir- 
cok def alar okumak lazimdir. Ben de, okudukca bu mukaddes ki- 
taba baglandim. O kadar ki, her gece, onu okumadan uyuyamiyor- 
dum. Benim iizerimde en biiyiik te'sir yapan husus, Kur'an-i keri- 
min insanlara mtikemmel bir rehber olusuydu. Kur'an-i kerimde 
bir insanin anhyamiyacagi tek sey yokdu. Miislimanlar Peygam- 
berlerini kendileri gibi bir insan olarak kabul ediyorlardi. Miisli- 
manlarca, Peygamberlerin diger insanlardan farki, bunlann pok 
yiiksek akl ve ahlak sahibi, giinahsiz ve kusursuz olmalan idi. Yok- 
sa, onlann uluhiyyet ile bir rabitalan yokdu. islam dmi, Muham- 
med aleyhisselamdan sonra artik hicbir Peygamber gelmiyecegini 
bildiriyordu. Ben buna i'tiraz etdim. (Nicin baska bir Peygamber 
gelmiyecek?) diye sordum. O zeman, miisliman kadinlardan birisi 
bana bu hususu soyle izah etdi, (Muslimanlarm kudsi kitabi olan 
Kur'an-i kerim, bir insana lazim olan biitiin iyi ahlaki, dmi esasla- 
n, Allahii tealamn nzasma kavusduran yolu, diinyada ve ahiretde 
huzur ve selamete vasil olmak icin lazim olan hususlan insanlara 
ogretmekdedir. Artik insanlann baska bir rehbere, baska bir Pey- 
gambere ihtiyaclan kalmamisdir.) 

Bu sozlerin cok dogru oldugu sundan bellidir ki, aradan on 
dort asr gecdigi halde, Kur'an-i kerimin esaslan hie degismeden 
bugiinkii hayat tarzma ve bugiinkii ilm seviyesine temamen uy- 
makdadir. Fekat, ben hala tereddiid ediyordum. C un ki, aradan 14 
asr gecmisdi. Biz simdi 1954 senesinde bulunuyorduk. Acaba 571 
senesinde dogmus olan Muhammed aleyhisselamin bildirdigi isla- 
miyyetin icinde bugiinkii sartlara uymiyan tek bir nokta yok muy- 
du? Biiyiik bir titizlikle, islamiyyetde kusurlar aramaga basladim. 
Benim ruhum islamiyyete temamen inandigi, bu dinin hak din ol- 
dugu goziimiin oniinde canlandigi halde, onda hala kusur arayi- 

— 209 — Herkese Lazim Olan linan: F-14 



sim, muhakkak cocukken bize papazlar tarafmdan islamiyyetin 
cok kusurlu, adi, batil bir din oldugu hakkinda yapilan telkmler- 
den ileri geliyordu. 

Evvela poligami (Birkac kadinla evlenme) bahsini buldum. is- 
te miihim bir kusuru yakalamisdim. Nasil olur da, bir erkek dort 
kadm ile evlenebilirdi? Yukanda kendisinden bahs etdigim musli- 
man arkadasim, bunu kendisine sorunca, bana izah etdi ki, isla- 
miyyet ilk intisar etdigi zeman, Arabistanda her erkek istedigi ka- 
dar kadmla birlikde yasiyor ve onlara karsi hie bir mes'uliyeti bu- 
lunmuyordu. islam dini, kadimn ictima'i mevki'ini islah etmek 
icin, bir erkegin alabilecegi kadm mikdarim cok azaltmis ve ona 
bu kadmlara bakmagi, aralarmda adaleti temin etmegi, onlardan 
aynhrsa, kendilerine tazmfnat vermegi emr etmisdi. Sonra, kimse- 
siz kalan kadmlar, bu sayede bir aileye, o ailenin bir ferdi gibi ka- 
tilabiliyor, bir esir mu'amelesi gormiiyorlardi. Aynca, bir erkek 
icin dort kadm almak bir emr degildi. Sartlanm yerine getirebile- 
cekler icin bir izndi. Bu sartlan yapamiyacaklar icin, birden fazla 
evlenmek haramdi. Bunun icindir ki, bircok erkegin ancak bir zev- 
cesi vardi. Dorde kadar kadm almaga ancak mtisamaha ediliyor, 
ya'niizn veriliyordu. Halbuki, Amerikadaki Mormonlar, her erke- 
gi birkac kadm almak icin zorluyorlardi. Musliman arkadasim, 
(Acaba ingilterede ingiliz erkekleri tek kadinla mi yasar?) diye 
sordu. Yiizum kizararak i'tiraf etdim ki, bugiin garbh erkekler, ev- 
lenmeden evvel, hatta evlendikden sonra, bircok kadmlarla diisiip 
kalkmakdadirlar. Sonra, musliman arkadasimin soyledigi sozler, 
kocasim is kazalarmda, harbde gayb etmis ve kimsesiz kalmis ze- 
valh bir gene kadmm bir erkegin himayesine girme ihtiyacim ha- 
tirlatdi. Ikinci Cihan Harbi bitdigi zeman, ingiliz radyosunda (De- 
ar Sir) adh programda, bir zevalli ingiliz kadmm soyle feryad etdi- 
gi akhma geldi. Bu zevalli gene kadm soyle yalvanyordu: (Gene 
bir kadimm. Kocami harbde gayb etdim. Simdi kimsesiz kaldim. 
Korunmaga ihtiyacim var. iyi huylu bir adamin ikinci karisi olma- 
ga ve birinci kansim basimda tasimaga razryim. Yeter ki, bu yal- 
mzhkdan kurtulayim). 

Bu da gosteriyor ki, islamda teaddiid-i zevcat [poligami] bir ih- 
tiyaci karsilamak icindir. Bu bir emr degil, ancak bir izndir. Bu 
gun, esasen issizlikden, fakirlikden, cok yerde kalmamis gibidir. O 
halde, bunu islamm bir kusuru olarak kabul etmeme imkan kal- 
mamisdi. 

Hiristiyan olan, ya'ni islam dmine diisman olan ingiliz kizi di- 
yor ki: Sonra baska bir kusur daha buldugumu zan etdim. Miisli- 

-210- 



man kadina, (Giinde bes def a ibadet etmek, bugiinkii hayat tarzi- 
miza nasil uyar? Bu kadar ibadet, fazla gelmez mi?) diye sordum. 
O giiliimsiyerek, bana su sliali sordu, (Sizin piyano caldigmizi du- 
yuyorum. Musikiye merakh misimz?) (Hem de cok) diye cevab 
verdim. (Pek ala, her giin ekzersiz yapar misimz?) (Tabfi, isden 
eve gelir gelmez hergiin hie olmazsa iki saat piyano calanm) diye 
cevab verdim. Bunun iizerine, musliman kadm, (Besi bir arada, ni- 
hayet yanm saat veya 45 dakika siirecek olan bir ibadet, size nicin 
cok geliyor? Siz nasil piyano ekzersizlerini yapmazsamz, piyano 
calmak kudretiniz azahrsa, Allahii tealayi dusiinmek, Ona secde 
ederek lutflarma siikr etmek azaldikca, Ona giden yol uzaklasir. 
Halbuki, her giin yapilan ibadet, Allahii tealamn dogru yolunda 
adim adim ilerlemek demekdir) diye cevab verdi. Ne kadar hak- 
hydi! Her muslimanin, Allahii tealayi cok hatirlamasi, kalbine Al- 
lah sevgisini yerlesdirmesi lazimdir. Kalb, Beytullahdir. Bir eve sa- 
hibi sokulmazsa, eve de, sahibine de, diismanhk olur. Bes vakt ne- 
maz, insani bu felaketden kurtarmakdadir. Diinya islerine, diinya- 
nin gecici zevklerine dalarak, Allahi unutan insana, nemaz, Rab- 
bini hatirlatmakdadir. 

Artik muslimanhgi kabul etmeme bir mani' kalmamisdi. Ben 
islam dinini biitiin ruhum, biitiin ma'neviyyatim ile kabul etdim. 
Gordiigiiniiz gibi, onu oyle ilk bakisda ve hie diisiinmeksizin sec- 
memis, aksine, onu ancak iyice tedkikden, hatta icinde kusurlan 
arayip bunlarm cevabim buldukdan ve bu dinin her bakimdan tam 
ve mukemmel oldugunu anladikdan sonra musliman olmusdum. 
Simdi musliman olmakla iftihar ediyorum. 

22 
LADY ZEYNEB EVELYN COMBOLD 

(Ingiliz) 

Benim nicin musliman oldugum benden miitemadiyyen soru- 
lur. Ben meshur bir ailenin kiziyim ve zevcim de meshur ve mii- 
him bir kimsedir. Nicin musliman oldugumu siial edenlere, miisli- 
manhk nurunun ne zeman ruhuma dogdugunu kat'i olarak bilme- 
digimi soylerim. Bana, sanki her zeman mlislimanmisim gibi geli- 
yor. Bu da, hie acaib bir sey degildir. Zira mtislimanhk, tabfi ve 
hak bir dindir. Her cocuk, musliman olarak dogar. Kendi basma 
terk edilirse, mtislimanlikdan baska bir din secmez. Avrupah bir 
muharririn dedigi gibi, (Miislimanhk, akl-i selhn sahiblerinin dini- 
dir). 

Biitiin dinleri birbiri ile mukayese edecek olursamz, bunlarm 

-211- 



en miikemmeli, en tabfi, en mantiki olanmm, islamiyyet oldugunu 
derhal goriirsiiniiz. Miislimanlik sayesinde, diinyanm bircok miis- 
kil mes'eleleri kolayca hal olur ve insan sulh ve stikunete kavusur. 
Miislimanlik, insanlann giinahkar olarak dogdugunu ve diinyada 
keffaret vermeleri icab etdigini hie bir zeman kabul etmez. Miisli- 
manlar, bir olan Allahii tealaya inamrlar. Onlarm nazannda Musa, 
Isa ve Muhammed Mustafa "salevatullahi teala aleyhim ecma'in", 
bizim gibi insanlardir. Allahii teala, onlan, insanlara dogru yolu 
gostermek icin, Peygamber olarak secmisdir. Tevbe etmek, afv di- 
lemek, diia etmek icin, Allahii teala ile kul arasmda hie kimse yok- 
dur. Biz her zeman kendiligimizden Allahii tealaya yaklasabiliriz 
ve ancak kendi yapdigimiz islerden dolayi mes'uliiz. 

(Islam) kelimesi, hem Allahii tealaya teslim olmak, hem de 
Muhammed aleyhisselama iman etmek ma'nasma gelir. Miisli- 
man, bu diinyayi halk eden Allahii tealanm emrlerine uyan, biitiin 
varhklarla sulh ve selamet icinde yasayan kimse demekdir. isla- 
miyyet iki esas hakikat iizerine kurulmusdur: 

1) Allahii tealanm birligi ve Muhammed aleyhisselamm Onun 
gonderdigi son Peygamberi oldugu. 

2) insanlann biitiin hurafelerden, aslsiz dogmalardan, tema- 
men halas olmasi. islamiyyetin esas sartlanndan biri olan Haccm 
insanlar iizerindeki te'siri cok biiyiikdiir. Diinyanm dort kosesin- 
den gelen yiizbinlerce miislimamn, hie bir sinif, irk, memleket, 
renk ve riitbe farki olmadan, yalmz bir ihram ile ortiinerek, Alla- 
hii tealanm huzurunda birlikde secdeye kapanmasi kadar ulvi bir 
ibadet tarzi, hangi dinde vardir? Biiyiik Peygamberin "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem", islami nesr etdigi, islam diismanlan ile mii- 
cadele etdigi, kudretli bir azm ve sebat ile ugrasdigi bu mubarek 
yerlerde, birlikde ibadet eden miislimanlann birbirlerine daha faz- 
la baglanacaklan, birbirlerinin derdlerine care bulmaga cahsacak- 
lan, Allahii tealanm gosterdigi yolda el birligi ile yiiriimege bir 
kerre daha and edecekleri muhakkakdir. Hac, aym zemanda diin- 
yadaki biitiin miislimanlan birbiri ile tamsdirmaga, birbirlerinin 
derdlerini ogrenmege, birbirlerine kazandiklan tecribeleri ogret- 
mege yaramakdadir. Kendi memleketlerinde ibadet ederken yiiz- 
lerini cevirdikleri yerde, simdi biitiin miislimanlar ictima' etmekde, 
Allahii tealanm huzurunda tek bir kitle, tek bir vticud olarak ken- 
dilerini Ona teslim etmekdedirler. 

Hacci bir kerre gormek, miislimanhgm biiyiikliigiinii isbat et- 
mek icin kafidir. iste miislimanlik budur ve ben de bu biiyiik dine 
katilmis olmamn nes'e ve siiruru icindeyim. 

-212- 



23 
MUHAMMED JOHN WEBSTER 

(Ingiliz) 

Ben Londrada, tam bir protestan terbiyesi alarak yetisdim. 
1930 senesinde, daha gene bir talebe iken, her gene gibi ba'zi ha- 
diselerle karsilasryor, bunlan anlamaga cahsryordum. Bunlardan 
birisi, din ile dunya arasinda bir miinasebet aramak, ya'ni rahat ve 
huzur icinde yasamak icin, dinden nasil faidelenebilecegimi dii- 
siinmek oldu. O zeman, ilk def a olarak, farkma vardim ki, men- 
sub oldugum hiristiyan dmi, bu hususda cok za'ff ve cok aciz. Zira 
hiristiyanlik, diinyayi yalniz fenahklarla dolu bir iskence yeri, in- 
sanlan giinahkar dogan mahluklar olarak kabul ediyor. Onlara ha- 
yatda rahat bir yol gostermek soyle dursun, her yapdiklan isin gii- 
nah oldugunu, bu giinahdan kurtulmak icin, hie bir care bulunma- 
digim, insanlar icin ancak rahiblerin Allahii tealaya diia edebilece- 
gini soyliiyordu. Hiristiyanlik, insanlan temamen basi bos birak- 
mis ve yalniz pazar giinleri, insani hie bir suretde tatmm etmiyen 
bir (kilise havasi) icinde ibadete tesvik etmisdir. O senelerde, in- 
gilterede biiyiik bir ekonomik buhran ve fakirlik vardi. insanlar 
hayatlanndan ve hiikumetden hie memnun degildi. Hiristiyanlik, 
onlara bu lzdirab dolu giinlerde hie yardim etmiyor, insanlar on- 
dan bir tehammiil kudreti bulamiyorlardi. Bu keyfiyyet, benim 
tizerimde cok fena bir te'sir yapmisdi. Akhmdan cok, hislerime ka- 
pilarak, dinin ma'nasiz bir sey olduguna karar verdim. Hiristiyan- 
hgi red ederek, kendimi, bircok gencler gibi, dinsizlige ve komii- 
nizme verdim. 

Komiinistlik, uzakdan isitilince genclere bir haz veriyordu. 
Ciinki, ekonomik sikmtilar icinde bunalan ve yasama kudreti bu- 
lamayan gene nesl, servet ve riitbe farkini ortadan kaldirdigim id- 
di'a eden komiinizmi bir kurtanci olarak goriiyordu. Fekat, kisa 
bir zeman sonra, farkma vardim ki, komiinizmin iddi'alan, yalniz 
bir propagandadan ve bos lafdan ibaretdir. Onlarda da, hem riit- 
be, hem servet farki aynen vardi. Her sey, her memleketde aym 
idi. Bunun iizerine komunistlikden vaz gecerek, kendimi felsefeye 
verdim. Boylece kendimi, bir (panteist) olarak, (Vahdet-i viicud) 
i'tikadinda olarak, yetisdirmege basladim. 

Garb memleketlerinde, islamiyyet ile temas etmek cok miis- 
kildir. Ciinki, orada islamiyyete karsi, ta Hach seferlerinden kal- 
ma bir dusmanhk vardir. Avrupahlar hie tammadiklan islamiyye- 
ti, nefret ile red ederler. Cocuklarmi miisliman diismam olarak 
yetisdirirler. Miislimanhkdan bahs etmek cok ayip sayihr. Birisi 

-213- 



bu bahsi acdi mi, herkesin surati asilir ve herkes susar. Bu aralar- 
da, beni bir vazife ile Avustralyaya gondermislerdi. Bana verilen, 
(miislimanhkdan nefret) terbiyesine ragmen, birgiin, nasilsa me- 
rak ederek, bir Kur'an tercemesini elime aldim. Fekat, daha kita- 
bi terceme edenin onsoziinii okuyunca, kitabi hemen kapatdim. 
Ciinki, kitabi terceme eden, daha onsozde Kur'an-i kerim aleyhin- 
de o kadar agir laflar soyliiyor, Kur'an-i kerimi o kadar tahkir edi- 
yordu ki, boyle bir kitabi okumak ma'nasrz olurdu. Sonra diisiin- 
diim. Mademki, hiristiyanlar muslimanlardan nefret ediyorlardi. 
O halde, tercemeyi yapan hiristiyamn, bu te'sir altinda kalarak, 
bozuk bir terceme yapmasi, ba'zi yerleri yanlis anlamasi imkani 
vardi. Bir kerre meraklanmrsdim. Artik isi ciddiyyet ile ele aldim 
ve birkac hafta sonra, Avustralyamn garb tarafmda Perth sehrine 
gitdigim zeman, bu sehrin biiyiik kiitiibhanesine ugrayarak musli- 
manlar tarafmdan tefsir edilmis bir Kur'an-i kerim bulunup bulun- 
madigim arasdirdim. Bana boyle bir terceme bulup verdiler. Bunu 
acip, icindeki ilk sureyi, (Fatiha-i serife)yi okuyunca, ne kadar mii- 
tehassis oldugumu size anlatamam. Fatiha, (Alemlerin rabbine 
hamd) ile bashyordu. (Bize dogru yolu goster) diye yalvanyordu. 
Ne giizeldi! Fatiha-i serifi bircok def'alar okudum. Burada zikr 
edilen biiyiik hahk, (Rahman ve Rahim) ya'ni cok merhametli idi. 
Hiristiyanlarm dedigi gibi, insanlan giinahkar olarak yaratmamis- 
di. Kur'an-i kerimi okumaga basladim ve okudukca kendimden 
gecdim. Biitiin arzularimm, tesavvurlanmm aymm bu kudsi kitab- 
da buluyordum. Saatler gecmis ve ben nerede oldugumu, zemani, 
her seyi unutmusdum. Bana Kur'an-i kerimle beraber, Muham- 
med sallallahii teala aleyhi ve sellemin hayatma dair ba'zi kitablar 
da bulup getirmislerdi. Kendimden gecerek bunlan okuyordum. 
Nihayet kiitiibhane me'muru yamma gelerek, (Vakt geldi, artik 
kiitiibhaneyi kapatiyoruz) deyince kendime geldim. Kiitiibhane- 
den evime donerken, (iste simdi maksadima kavusdum. Ben artik 
miisliman oldum) diye tekrar edip duruyordum. Artik, Allahii te- 
alanin inayeti ile, hidayete kavusdum. 

Eve donerken sicak bir kahve icmek icin miinasib bir yer ara- 
dim. Caddeden asagi dogru inerken akhmda yalmz Kur'an-i ke- 
rim, muslimanhk ve Allahii teala vardi. Nereye gitdigimin farkin- 
da degildim. Birdenbire ayaklanm kendiliginden durdu. Basimi 
kaldirmca, kirmizi tugladan yapilmis bir binamn oniinde oldugu- 
mu gordiim. Bacaklanm kendiliginden beni buraya kadar getir- 
misdi. Binamn iizerindeki levhaya bakdim. Burasi Avustralyadaki 
bir cami' idi. 

-214- 



Kendi kendime, (Allahu teala sana dogru yolu ihsan etdi ve Sa- 
na ne yapman icab etdigini bildirdi. Sen miislimanhgi tanidm. Al- 
lahu teala seni cami'in kapisi oniine kadar getirdi. Hemen iceri gir 
ve bu dmi kabul et) dedim. iceri girdim ve miisliman oldum. 

O zemana kadar bir tek miisliman tammamisdim. Islamiyyeti 
kendi kendime buldum ve kabul etdim. Kimse bana bu hususda 
rehberlik etmedi. Benim rehberim yalmz akl-i selfmim oldu. 

24 
ABDULLAH BATTERSBY 

(Ingiliz) 

Bundan tahmmen 25 sene evvel, Burmada bulunurken, ferah- 
lanmak icin her giin nehrde bir Cinli kayigi ile dolasirdim. Benim 
kayigimm kiirekcisi Dogu Pakistanh Seyh Ali isminde bir musli- 
mandi. Muslimanhgm emr etdigi biitun dmi vecibeleri, biiyiik bir 
gayret ile yerine getirirdi. Onun, hie bir vaktini gecirmeden biiyiik 
bir dikkat ile ibadet etmesini hem takdir ile karsilar ve begenir, 
hem de muslimanligm ne oldugunu merak ederdim. Boyle basit 
bir insam, bu kadar biiyiik iman ve ita'at altmda tutabilen musli- 
manhgm hakikatini anlamaga karar verdim. Etrafimizda bulunan 
insanlarm cogu, Burma budistleri idi. Onlar da, dinlerine son de- 
recede baghydilar. Zan ediyorum ki, Burmamn biitiin insanlan 
diinyada en dindar kimselerdir. Fekat budistlerin ibadet tarzmda 
goze carpan bircok noksanlar vardi. Budistler, Pagoda adim alan 
ma'bedlerinde toplamyor ve asagidaki sozleri durmadan tekrarh- 
yorlardi: 

(Buda-karana-Gackami-Dama-karana-Gackami-sanga-kara- 
na-Gackami) 

Bunun ma'nasi, bana anlatdiklarma gore, (Buda, sen bize reh- 
ber ol! Sen bize kantin ol! Sen bizim ruhumuzu yiicelt) imis. Bu 
diia cok sade, fekat insam tatmin etmeyen, onun ruhuna hicbir 
te'sir yapmayan birkac sozden ibaret idi. Biiyiik bir hahkdan hie 
bahs olunmuyordu. 

Halbuki, benim miisliman kayikcimm ibadeti, ne kadar giizel- 
di! Ben, bu sefer kayikcim ile islamiyyet iizerinde konusmaga bas- 
ladim. Onunla beraber bulundugum saatlerde, kendisine musli- 
manhk hakkinda pek cok stialler sordum. Bu sade adam, bana 
miislimanhk hakkinda o kadar gtizel, o kadar mantiki cevablar 
verdi ki, islam dini hakkinda yazilmis kitablan okumaga basla- 
dim. Bu kitablan okuyunca, Muhammed sallallahii teala aleyhi ve 
sellemin Arabistanda, kisa zemanda neler yapmaga muvaffak ol- 

-215- 



dugunu, hayret ve takdfr ile ogrendim. Kendime miisliman arka- 
daslar buldum. Onlarla islam dini (izerinde mubahaseler, sohbet- 
ler yapmaga basladim. O sirada Birinci Cihan Harbi patlak ver- 
misdi. Bana derhal Arabistanda cebheye katilma emri verildi ve 
gitdim. Burada artik budistler yokdu. Etrafimi muslimanlar cevir- 
misdi. Arablar, ilk muslimanlardi. Allahii tealanm kitabi olan 
Kur'an-i kerfm, Arabi olarak nazil olmusdu. Arablarla olan tema- 
sim, islamiyyete olan merakimi daha ziyade artirdi. Harb bitince, 
Arabi ogrenmege basladim. Bir tarafdan da, islamiyyet hakkinda- 
ki eserleri okumaga devam ediyordum. islamiyyetde beni kendisi- 
ne cezb eden en biiyiik husus, miislimanlarm bir tek Allaha inams- 
lan oldu. Halbuki ben, hiristiyan olarak, tam tic dane tannya inan- 
mak zorundaydim. Bu, bana hie mantiki gelmiyordu. Bunu diisiin- 
diikce, yavas yavas islamiyyetin cok daha dogru bir din oldugunu 
anladim. Bir tek hahka inanan dinin hak din olabilecegini kabul 
etmege basladim. Nihayet 1932 ile 1942 arasmda, Filistinde, 10 se- 
ne vazife gordiikden sonra, miisliman olmaga karar verdim. 1942 
senesinde resmen miisliman oldum. O zemandan beri, herseyimle 
miislimamm. 

Arablarm (Mukaddes sehr) adim verdikleri Kudiisde, musli- 
manhgimi resmen i'lan etmisdim. O zeman, ingiliz ordusunda kur- 
may binbasi idim. Miisliman oldugumu i'lan edince, basima bir ta- 
kim na-hos isler geldi. Hiikumetim miisliman olmakhgimi hos gor- 
memisdi. Ordudan aynlmak zorunda kaldim. Bunun iizerine, ev- 
vela Misra, sonra Pakistana giderek miisliman kardeslerimle bir- 
likde yasamaga basladim. islamiyyet hakkmda yazilar yazdim. Bu- 
giin diinyada 500 milyondan fazla miisliman vardir ve bunlar bir- 
birinin kardesidir. Miisliman olmak demek, hakiki ma'bud olan 
Allahii tealaya iman etmek ve Ona baglanmak demekdir. Ona 
baglanmak icin de, Onun biiyiik Peygamberi Muhammed aleyhis- 
selamm bildirdigi seklde olmak lazimdir. Simdi, bana islamm nur- 
lu yolunu, halis ibadeti gosteren ve beni Allahima kavusduran o 
basit zan etdigim, miitevazi' kayikcmm hatirasim hurmet ile yad 
ediyorum. Hayatimda onun gibi, halis bir miisliman olmaga cahsi- 
yorum. Boyle yapdikca, insanm zararh seylerden kendini kurtardi- 
gim goriiyorum. 

Muslimanlar arasmda simdi ben de, Elhamdulillah, bir miisli- 
mamm. Her ibadet edisimde, belki de, Allahii tealanm rahmetine 
kavusmus olan, miirsidim, eski kayikcim Seyh Ali efendiye diia et- 
megi, onun miibarek ruhu icin fatiha okumagi da hie unutmuyo- 
rum. 



216- 



25 
HUSEYIN ROFE 

(Ingiliz) 

Bir insan, cocuklugunda kendisine telkin edilen bir dinden ay- 
nlip baska bir din sececek olursa, bunun ya hissi, ya felsefi veya ic- 
tima'i bir sebebi vardir. Benim icimdeki coskun arzu, yukandaki 
sebeblerden hie olmazsa ikisini karsilayacak bir dine iman etmek 
icin beni zorluyordu. Onun icin, tahsil devremi ikmal etdikden 
sonra, diinyada bulunan dinlerden hangisine iman etmek gerekdi- 
gini ta'ym etmek maksadiyle, bunlan birer birer tedkik etmege 
basladim. 

Annem ve babam koyu bir katolik ile bir yehudi idiler. Fekat 
her ikisi de katoliklik ve yehudilikden vazgecerek, protestan ol- 
muslar ve ingiliz kilisesine devam ediyorlardi. Ben mektebde 
iken, muntazaman ingiliz kilisesinin ayinlerine devam etmis, ra- 
hiblerin verdigi dersleri dinlemisdim. Fekat, onlarm bana ogret- 
mege ugrasdiklan hiristiyanhk akideleri icinde anlamadigim, bana 
ters gelen bircok hususlar vardi. Her seyden evvel, tic birlikden, 
ya'ni baba, ogul ve Ruhulkudsden ibaret bir tann manzumesi, ba- 
na o kadar mantiksiz geliyordu ki, buna inanmak mumkin degildi. 
Benligim bunu siddet ile red ediyordu. Sonra, Allaha kavusmak 
icin keffaret verilmesi icab etdigi hakkmdaki kilise akidesini de, 
temamen ma'nasiz buluyordum. Benim diisiindugum, biiyuk 
ma'bud, kullarmdan mecburi keffaret istemezdi. 

Bunun iizerine, yehudi dmini incelemege basladim. Yehudile- 
rin, Allahii tealanm birligini ve azametini cok daha mantiki bir 
tarzda kabul etdiklerini ve Ona serik kosmadiklanm gordum. 
Belki yehudi dini, bugiinkii hiristiyan dini kadar bozulmamisdi. 
Fekat, bu dinde de anlamadigim ve kabul edemedigim garib 
kismlar vardi. Yehudi dini o kadar merasim, diia, mecburi yapil- 
masi gereken ibadetler ile doluydu ki, eger dinine bagh bir yehu- 
di biitun bunlan yaparsa, dtinya islerine hie vakt ayiramiyacakdi. 
Bu merasimlerden cogunun, insanlar tarafmdan sonradan dine 
Have edilen, liizumsuz ve mantiksiz hususlar oldugunu anladim. 
Boylece yehudilik, ictima'i [sosyal] hayatdan temamen aynlarak, 
bir ekalliyyet, azmhk dini haline geliyordu. Diinyaya bir faide sag- 
hyamiyacagim anladigim yehudi dinini, bir tarafa birakarak, diger 
dinleri tedkik etmege basladim. Hem kiliseye, hem de havraya 
devam ediyordum. Fekat bu ziyaretlerim, sirf dinsiz kalmamak 
icindi. Yoksa, ben ne hiristiyan, ne de yehudi idim. ingiliz kilisesi 

-217- 



yanmda Roma kilisesini, ya'nf katolikligi de biraz tedkfk etdim. 
Gordiim ki, katoliklerin i'tikadlan, Ingiliz kilisesine bagli protes- 
tanlann i'tikadlarmdan daha fazla hurafelerle doludur. Hele, ka- 
toliklerin Papaya bagli olmalan ve onu gunahsiz kabul ederek ona 
adeta yan ilahlik vermeleri, onlardan daha fazla nefret etmeme se- 
beb oldu. 

Simdi yiizumii sarka cevirerek, sark dinlerini incelemege basla- 
dim. Mecusilerin dinini hie begenmedim. Ciinki bunlar, rahib sim- 
fma pek cok imtiyazlar veriyorlardi. Paryalara ise, adeta hayvan 
mu'amelesi yapiyorlardi. Fakire sefkat elini uzatmak akllanna gel- 
miyordu. Onlarm fikrince, bir insan fakfrse, bu onun kendi kaba- 
hatiydi. Eger, hie ses cikarmadan, sikayet etmeden cile doldurur- 
sa, belki rahiblerin diiasi sayesinde hali daha iyi olabilirdi. Bu fik- 
ri, rahibler ehalinin kendilerinden korkmasi ve onlara siki siki 
baglanmasi icin yayiyorlardi. Onun icin, mecusiligi nefret ile karsi- 
ladim. Hele mecusilerin, hayvanlara da tapmasi, nefretimi artdir- 
di. Boyle bir din, hak din olamazdi. 

Budistlige gelince, budistler felsefi diisiince ve inanclara bag- 
hydilar. Onlar bana, eger gayret edecek olursam, cok ugrasirsam, 
gereken fedakarhklan yaparsam, biiytik kudretlere varacagmu ve 
diinya ile adeta kimya tecribeleri yapar gibi, oynayabilecegimi 
soylediler. Fekat budistlikde, ben hicbir ahlak ka'idesi bulamadim. 
Burada da rahibler, diger insanlardan farkhydilar ve onlardan cok 
daha yiiksek bir mevki'de bulunuyorlardi. Bana, hakikaten insam 
hayretlere diisiiren bircok ma'rifetler ogretdiler. Fekat bunlarm 
din ve Allah ile hicbir ilgisi yokdu. 

Bu ma'rifetler, spor veya hokkabazhk yapar gibi vakt gecirme- 
ge, bunlan bilmiyenleri hayrete diisiirmege yanyordu. insanm ru- 
hunu temizlemekden ve onu Allahii tealamn nzasma, muhabbeti- 
ne yaklasdirmakdan cok uzakdi. Allahii teala ile ve Onun yaratdi- 
gi varhklarla hie bir ilgisi yokdu. Biricik faideleri, insam tarn disip- 
lin sahibi yapmasiydi. 

Buda, muhakkak ki cok okumus, zeki bir insandi. O, insanlar- 
dan her sey icin fedakarhk istiyordu. (Bir fenahga karsi koyma!), 
(Biitiin arzu ve ihtiraslan terk et!), (Yanm dtisiinme!) gibi emrler 
veriyordu. Isa aleyhisselam da, aym seyleri soylemiyor muydu? 
Fekat insanlar, bu gibi emrleri, ancak hiristiyanhgin basmda, daha 
isevilik tertemiz iken ta'kib etmisler, sonra birakmislardi. Budist- 
lerde de, aym hali gordtim. Eger insanlar, Isa aleyhisselam veya 
Buda kadar temiz olabilseler, belki onlarm gosterdigi yollardan 
giderek Allahii tealamn nzasma kavusabilirlerdi. Ama bugiin 

-218- 



diinyada bu kadar temiz ruhlu, yiiksek ahlakh, her fena seyden se- 
ve seve elini etegini cekebilen, fedakar kac kisi vardi? Demek olu- 
yor ki, Budanin koydugu ahlak esaslan, bugiiniin insamnm diisiin- 
celerine uymuyordu. 

Islam diinyasi icinde bulundugum halde, diger dinleri arasdi- 
nrken, islamiyyeti diisiinmeyisim ne garibdi! Miislimanlik bir diir- 
lii akhma gelmemisdi. Bunun sebebi ise asikardi: Miislimanlik 
hakkmda bize verilen ma'lumat, onun hakkinda Avrupada yazi- 
lan eserler, daima bu dmin cok yanhs, uydurma, ma'nasiz, uyusdu- 
rucu, sahte bir din oldugunu iddi'a ediyordu. Hele Rodwellin ter- 
ceme etdigi Kur'an-i kerim tercemelerini okuyunca, bende bu fikr 
hasil oldu. Rodwell, Kur'an-i kerimin bircok kismlanm anlasilmaz 
bir tarzda terceme ederek, bir biiyuk kismim da, bile bile tahrif 
ederek, onu biisbutun baska bir sekle cevirmisdi. Hakikati ancak 
Londrada (islam Cem'iyyeti) ile temas edince ve dogru bir 
Kur'an-i kerim tercemesi okuyunca anhyabildim. Burada, sunu 
teessiif ile soyliyeyim ki, miislimanlar bu giizel dinlerini dunyaya 
tamtmak icin pek az gayret sarf etmekdedirler. Eger hakiki isla- 
miyyeti, dikkatle ve bilerek butun dunyaya yaymak icin cahsirlar- 
sa, emmim ki, cok iyi neticeler alacaklardir. Yakm sarkda, ecnebi- 
lere karsi hala cekingenlik gosterilmekdedir. Onlarla temas ede- 
rek, onlan aydinlatmak yerine, onlardan kabil oldugu kadar uzak 
durmak tercih edilmekdedir. Bu cok hatah bir hareketdir. En bii- 
ytik misal, benim. Ciinki, bir diirlii islam dini ile ilgilenemiyor- 
dum. Bereket versin ki, bir giin cok muhterem ve kiilturlii bir 
miislimanla tamsdim. Benimle ahbab oldu. Beni dikkat ile dinle- 
di. Bana bir musliman tarafmdan ingilizceye cevrilmis bir 
Kur'an-i kerim tercemesi hediyye etdi. Sordugum biitiin siiallere 
cok giizel ve mantiki cevablar verdi. 1945 senesinde beni alip bir 
cami'e gotiirdii. Hayatimda ilk def a orada ibadet eden mtisliman- 
lan biiyiik bir dikkat ve hurmet ile seyretdim. Allahim, bu ne 
muhtesem ve ulvi bir manzara idi! Her irkdan, her milletden, her 
simfdan insanlar ibadet ediyorlardi. Fekat hepsi Allahii tealanm 
huzurunda hicbir fark gozetmeksizin yanyana gelmis, kendilerini 
temamen Allahii tealaya adamislardi. Zengin bir Tiirkiin yamnda 
cok fakir, adeta, bir dilenci kiyafetinde bir Hindli bulunuyordu. 
Onun yanmda da, bir tiiccar oldugunu zan etdigim bir Arab vardi. 
Onun yanmda da, bir zenci yer almisdi. Bunlann hepsi, biiyiik bir 
husii' ile ibadet ediyorlardi. Aralarmda hicbir fark yokdu. Onlar 
Tiirkliiklerini, Hindliliklerini, Arabliklanni, zenginliklerini, fakir- 
liklerini, mevki'lerini, rtitbelerini temamen unutmus, kendilerini 
Allahii tealaya tevcih etmislerdi. Kimse, kendisini kimseden iistiin 

-219- 



gormuyordu. Zengin fakiri kticiik gormiiyor, yiiksek riitbeliler de 
digerlerine tekebbiir etmiyordu. 

Ben, biitiin bunlan gordiikden sonra, aradigim hak dmin islam 
dini oldugunu anladim. Simdiye kadar diger biitiin dinleri incele- 
digim halde, hie birisi, benim iizerimde boyle te'sirli olmamisdi. 
Fekat, muslimanhgi boyle yakmdan goriince ve muslimanligm esa- 
sini ogrenince, bu hak dini tereddiidstiz kabul etdim. 

Simdi miisliman oldugum icin iftihar ediyorum. ingilterede 
iiniversitede (islam Kiiltiirii) derslerini ta'kib etdim ve gordiim ki, 
Kurun-u viista [Orta cagjda Avrupa miidhis bir karanhk icinde 
iken, ancak islam nuru, bu zulmeti aydmlatmaga muvaffak olmus- 
dur. Bircok biiyiik kesfler, miislimanlar tarafmdan yapilmis, bir- 
cok ilm ve fen ve tib bilgileri Avrupahlara, islam Dar-ul-fiinunla- 
rmda [Universitelerinde] ogretilmis, bircok cihangirler islam dini- 
ni kabul ederek biiyiik devletler kurmuslardir. Miislimanlar yal- 
mz biiyiik bir medeniyyet kurmakla kalmamis, hiristiyanlar tara- 
fmdan tahrib edilen eski medeniyyetleri de, yeniden meydana ci- 
karmislardir. Benim miisliman oldugumu ogrenen arkadaslanm, 
bana, (Sen simdi gerici oldun) dedikleri zeman, ben giilumsiye- 
rek, (Temamen aksine, Miislimanlik gericilik degil, ileri medeniy- 
yet demekdir) diyor ve onlara hakiki miislimanligi anlatryordum. 
Ne yazik ki, bugiin miislimanlar cok geri kalmisdir. Ciinki miisli- 
manlar, kendi dinlerinin ne kadar yiiksek bir din oldugunu gitdik- 
ce unutmakda ve onun emrlerini yerine getirmegi ihmal etmekde- 
dirler. Bunda kabahatin bir kismi da, hakiki din ve fen alimi, diin- 
yayi da iyi bilen miisliman din adamlarmm cok az mevcud olusu- 
dur. 

Islam memleketlerinde hala, biiyiik bir miisafirperverlik bulu- 
nur. Bir muslimamn evine gidince, o sizi tanisin veya tammasm, 
kapilarmi acar ve hemen imdadmiza kosar. Ciinki, islam dini, bas- 
kalanna yardim etmegi emr eder. Zenginin fakire yardim etmesi, 
servetinin bir kismim yoksullara vermesi, islam dininin bes biiyiik 
esasmdan biridir. Bu, baska hicbir dinde yokdur. Demek oluyor 
ki, islam dini bu asnn ictima'i [sosyal] hayatina en uygun olan din- 
dir. Onun icindir ki, islam memleketlerinde komiinizme yer yok- 
dur. Ciinki islam dini, bu mes'eleyi cok daha evvelden ve cok da- 
ha esash olarak hal etmisdir. 

Insana sadakat yarasir, gorse de ikrah, 
Yardimcisidir dogrulann hazret-i Allah. 



220- 



26 
H. F. FELLOW 

(Ingiliz) 

Ben hayatimm buyuk bir kismmi denizlerde geciren ve 1914 de 
Birinci Cihan Harbine ve 1939 da ikinci Cihan Harbine, ingiliz de- 
niz subayi olarak katilmis bir bahriyeliyim. 

Yirminci asnn en miikemmel alet ve makinalan bile, tabf atm 
korkunc kuvvetlerine karsi koyacak evsafda degildir. En basit bir 
misal vereyim. Sis ve firtinaya mukavemet icin elimizde hicbir im- 
kan yokdur. Bir harb zemanmda ise, bu tehlukelere daha bircok 
tehliikeler ilave olur. Bir bahriyelinin, daima dikkatli olmasi la- 
zimdir. Ingiliz Bahriyyesinde, Kralicenin Ta'limati ve Amirallik 
Dairesinin koydugu ta'limati ihtiva eden bir kitab mevcuddur. Bu 
kitabda, her deniz subayma diisen vazifeler, tehliike amnda yapi- 
lacak isler kayd edilmis oldugu gibi, vazifesini iyi yapanlara verile- 
cek miikafatlar, iyi hareket edenlere verilecek takdirnameler, pa- 
ra miikafatlan, ma'as ve iicretler, bir subayin ne zeman emekli ola- 
cagi yazilidir. Aym zemanda, kabahatli olanlara verilecek cezalar, 
emrlere karsi gelenlere yapilacak hareket tarzi v.s. de birer birer 
kayd edilmisdir. Eger bu kitaba dikkat ile riayet olunacak olursa, 
denizde hayat gayet rahat ve muntazam gecer, tehliike cok azahr 
ve deniz subaylan sakin ve bahtiyar yasarlar. 

Allahii teala, kusurumu ve giinahimi afv etsin! Aradaki biiyiik 
farki hie bir zeman unutmiyarak ve hurmetde kusur etmiyerek, 
ben Kur'an-i kerimi, iste bu kitaba benzetiyorum. Kur'an-i kerim- 
de, bu esaslan koyan Allahii tealadir. O, diinya iizerinde bulunan 
butiin erkek, kadm ve cocuklara nasil hareket etmeleri icab etdi- 
gini, tehliikenin nereden gelecegini ve ona karsi ne yapmak lazim 
oldugunu, iyi hareket edenlerin nasil mukafatlandinlacagmi ve 
fena hareket edenlerin nasil cezalandinlacagmi, son derecede 
acik ve giizel bir seklde ve herkesin anhyacagi bir tarzda ogret- 
mekdedir. Son 11 senedir, emekliye aynldikdan sonra, bagcemde 
cicek yetisdiriyorum. iste asl bu zeman, Allahii tealamn buyiiklii- 
gtinii, bir kerre daha yakmdan gordtim. Nebatlar ve cicekler, an- 
cak Allahii tealamn emri ile yetismekde ve biiyiimekdedir. Onun 
emri olmadan dikdiginiz hicbir sey yetismez. Ne kadar ugrasirsa- 
mz ugrasiniz, ne yaparsamz yapmiz, sizin ugrasmalarmiz, ancak 
Onun yardimi ile bir netice verir. Bu yardim yoksa, gayretlerimiz 
bosa gider. Nebatlann nesvii niimasi [ya'm yetismesi] icin lazim 
olan hava sartlarmi evvelden ta'yfn etmek kimsenin elinde degil- 

-221- 



dir. Allahii tealamn bir emri ile hava bozulur ve ekdiginiz hersey 
mahv olur. Insanlar hava sartlarim evvelden tahmfn edebilmek 
icin, bircok sey yapdilar. Bugiin giiya havamn nasil olacagi evvel- 
den haber veriliyor. Ben, buna ancak giiliiyorum. Zira, bu hava 
tahmfnlerinden ancak yiizde biri dogru cikmakdadir. Bu isde an- 
cak Allahii tealamn takdiri hasil olur. Allahii tealamn emrine uy- 
miyanlarm bagcelerinde giizel cicekler yetismiyor. Bu, Allahii te- 
alamn onlara verdigi cezadir. 

Ben, Kur'an-i kerimin Allah kelarm olduguna ve Allahii teala- 
mn bu mukaddes kitabi diinyaya yaymak icin, Muhammed sallal- 
lahii teala aleyhi ve sellemi secdigine, biitiin kalbimle iman ediyo- 
rum. Kur'an-i kerim, diinyadaki insan hayati ile tam bir tevafuk 
halindedir ve icinde hicbir miibalaga ve hurafe olmayan, temamen 
mantiki, akh basmda olanlarm, temamen sahih, dogru olduguna 
inanacagi ka'ideler vardir. Kur'an-i kerimde, ibadet korkuya de- 
gil, muhabbete ve hurmete baglanmisdir. 

Bir hiristiyan, hiristiyanhk muhiti ve te'siri altmda uzun sene- 
ler kahnca, dininden vazgecip miisliman olmak icin, evvela ikna' 
olunmak ister. Fekat ben, islamiyyeti tedkik etdikden sonra, bas- 
kasi tarafmdan ikna' edilmek ltizumunu his etmedim. Ciinki, ken- 
diligimden bu dmin hak bir din olduguna inanmisdim. Kimse beni 
miisliman yapmaga zorlamadi. Kimsenin te'siri altinda kalmadim. 
Miislimanhk, benim hiristiyanhkda cevabim bulamadigim bircok 
siibheleri hemen cevablandirmis, beni her hustisda tatmin etmisdi. 
Iste bunun icin, kendi kendime ve seve seve miisliman oldum. 

Ben, farkma vardim ki, Isa aleyhisselamin getirdigi temiz din 
ile Islamiyyet, ashnda birbirinin aymdir. Fekat temiz nasrani dini, 
bircok hurafelerle, puta tapanlardan almmis yanhs ayin ve i'tikad- 
larla kansarak, temamen bozulmus ve hiristiyanhk haline gelmis- 
dir. O kadar ki, Martin Luther bu hurafelerin cogunu temizliye- 
rek, dinde reform yapmak ve protestanhgi kurmak zorunda kal- 
mis, fekat, islah edeyim derken, biisbiitiin ifsad etmisdir. ingiliz 
kralicesi birinci Elizabeth, memleketini tehdid eden katolik ispan- 
yollar ile mticadele ederken, Osmanh Ttirkleri de Avrupada kato- 
liklerle cihad ediyordu. Bu iki devlet de, protestan ve miisliman 
olarak, puta tapan katoliklerle mticadele ediyorlardi. Yalmz Mar- 
tin Luther, farkina varmamisdi ki, Muhammed "sallallahii teala 
aleyhi ve sellem" kendisinden tam 900 sene evvel bozulmus hiris- 
tiyan dini ile diger biitiin dinleri temamiyle temizlemis, tasfiye et- 
misdi. 

Bugiin, hiristiyanhk putlar ve hurafelerle doludur. Hiristiyan- 

-222- 



lik, uzun zemanlar haksizhgm, zulmtin, vahsetin, adeta mubah go- 
riildiigii bir din olarak kahms ve bugiin bu korkunc hiiviyyetini te- 
mamen muhafaza etmekdedir. Ispanyada hiristiyanlann, Engizis- 
yon mahkemelerinde ne kadar haksiz kararlar verdiklerini, ne gi- 
bi vahsetler yapdiklanni hatirlamanrzi isterim. Onlarm bu vahse- 
tinden kacan yehudileri, ancak musliman Tiirkler kabul etdiler ve 
onlara insan mu'amelesi yapdilar. 

Isa aleyhisselam, iimmetinden, Allahii tealanin Tur-i Sinada 
[Sina tepesinde] Musa aleyhisselama teblig etdigi Evamir-i Asere- 
ye [On emre] ita'at etmegi istemisdi. Bu emrlerden birincisi sudur: 
(Ben senin Allahimm. Benden baska hie bir ilaha tapmayacaksm!) 
Halbuki hiristiyanlar, Allahii tealayi iice cikarmislar, ya'ni Allahii 
tealanin verdigi ilk emre muhalefet etmislerdir. Ben, musliman ol- 
madan evvel bile, tic tannya inanmadim. Allahii tealayi daima tek, 
merhametli, afv edici, hidayet yolunu gosterici, bir biiyiik varhk 
olarak kabtil ediyordum. iste beni muslimanhga gottiren en biiyiik 
sebeb, bu oldu. Ciinki miislimanlar, Allahii tealaya tam benim dii- 
sundiigiim gibi iman ediyorlardi. 

Hayatdaki yasama tarzimz temamen sizin elinizdedir. Eger siz, 
bir muhasebeci iseniz ve mal sahibinin kasasindan para asinrsa- 
niz, sizi yakalar ve habse sokarlar. Kaygan bir yoldan giderken 
dikkat etmezseniz, yuvarlamr ve bir tarafinizi kirarsmiz. Otomo- 
bilinizi cok siir'at ile sevk eder ve bu sebeb ile bir kaza yaparsa- 
mz, bundan yine siz mes'ul olursunuz. Biitiin bu kabahatleri, bas- 
kasmm iistiine yiiklemege kalkmak, biiyiik bir ahlaksizhkdir. in- 
sanlarm fena huylu olarak dogduklarma inanmiyorum. insanlar, 
muhakkak iyi huylu olarak dogmusdur. insanlann ba'zilarmm, fe- 
na ruhlu olarak diinyaya geldigini iddi'a edenler var ise de, bun- 
lara inanmiyorum. Bence, insam fena ruhlu yapan, once, anasi ba- 
basi, sonra muhiti [cevresi], zararh nesriyyat ve sonra fena arka- 
daslandir. Buna bir de zararh muallimleri eklemek gerekir. Co- 
cuklar, baba ve analarmm ve mektebdeki muallimlerinin ve ya- 
zarlarm hareket ve fikrlerine cok kiymet verirler ve onlara benze- 
mege cahsirlar. Ba'zan cocuklarm, bilinmeyen sebeblerden otiirii 
isyan etdikleri veya liizumsuz yere ortahga zarar verdigi goriiliir. 
O zeman, onlara nasihat vermek, onlan tathhkla, fekat ciddiyetle 
yola getirmek lazimdir. Fekat, biz cocuklanmiza fena ornek olur- 
sak, kendimiz fena hareketler yaparsak, onlan yapdiklan hareke- 
tin dogru olmadigi hususunda ikna edemeyiz. Biz her diirlii kaba- 
hati islersek, bunlarm kotii seyler oldugunu cocuklanmiza nasil 
anlatabiliriz? Demek oluyor ki, her seyden evvel cocuklanmiza 

-223- 



miikemmel bir niimune olmaliyiz. Icabinda onlan cezalandirabil- 
meliyiz. ingilizlerin sporcu oldugunu bilirsiniz. Spor bizde adeta 
kutsaldir. Spor yaparken, yanhs hareket eden, hele bile yapan, he- 
men cezalandinhr ve serefinden cok sey gayb eder. islam dini, in- 
sanlar icin tipki bizim spor ka'ideleri gibi cok gtizel ve mantiki ha- 
reket tarzi ve dogru yasama ka'ideleri koymusdur. iste ben de, is- 
lam dinini tedkik ederken, konulan bu ka'idelere hayran oldum. 
Bu mantik ve intizam da beni hak olan islam dinine kavusdurdu. 

On emrin ikincisi sudur: (Sen, tapmmak icin, hicbir put veya 
resm veya isaret yapmiyacaksin.) Halbuki, bugiin hiristiyan kilise- 
leri resmlerle, heykellerle doludur ve hiristiyanlar bunlarm oniin- 
de yerlere kadar egilirler! 

Ben, Isa aleyhisselamm mu'cizeleri, [hiristiyanlarm i'tikadm- 
ca] hac iizerinde oldiirulmesi, kabre konuldukdan sonra tekrar di- 
rilip goge cikmasi gibi mu'azzam hadiselerin, o zeman Filistinde 
bulunan yehudiler, Romahlar ve diger insanlar iizerinde cok az 
bir etki yapdigina ve oradaki hayat tarzim hie degisdirmedigine 
daima hayret etmisdim. Yehudiler Isa aleyhisselama cok kaydsiz 
kalmis ve hiristiyanhk ancak yiizyillar sonra yayilmaga baslamis- 
dir. Halbuki, Muhammed sallallahii teala aleyhi ve sellemin teb- 
lig ve nesr etdigi islam dini, cok kisa zemanda her tarafa yayilmis, 
oralardaki hayat tarzim hemen degisdirmis, yan vahsi insanlan 
kisa zemanda, medenilesdirmisdir. Zan ediyorum ki, bunun sebe- 
bi, fsevi dininin kisa zemanda bozularak, anlasilmasi giic, yan put- 
perest yeni bir hiristiyan dini halini almasi, islam dininin ise, her- 
kes tarafindan anlasilabilen mantiki bir din olmasidir. 1919 ile 
1923 arasmda, bana Ttirk sularmda vazife verildi. Muslimanlarla 
goriisdiim. Her giin minarelerden duydugum (Ancak bir Allahii 
teala vardir. Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" Onun 
resuludtir) sesi kulagima ne hos geliyordu! islamiyyet hakkinda 
okudugum ingilizce kitablardan cogu, islamiyyeti tahkir ediyor- 
du. Hele son iicyiiz sene icinde, aym zemanda halife olan Tiirk 
sultanlannm yapdiklan iddia edilen bircok fena hareketleri, hak- 
sizhklan, Tiirklerin yalancihgi, diizenbazhgi, rtisvete diiskiin ol- 
malari, azmhklara fena mu'amele etmeleri gibi iftiralar, hep onla- 
nn aldigi islam terbiyesine isnad ediyor, bir miislimamn hie bir ze- 
man bir hiristiyan gibi diiriist olmiyacagim ileri siiriiyordu. Acaba 
kabahat hakikaten islam dininde miydi? Ben buna inanmiyor- 
dum. Nihayet bu hususda bilgi edinmek icin, bir miisliman din 
adamina miirace'at etmege karar verdim. Bir tarafdan da islamiy- 
yet hakkinda miislimanlar tarafindan yazilmis eserleri aradim. in- 

-224- 



gilterede bulunan miisliman din adamlan, bana boyle eserler bu- 
lup yolladilar. Bu kitablan okudugum zeman, islamiyyetin ne ka- 
dar temiz oldugunu, Ortacagda nasil parladigmi, karanlik hiristi- 
yan alemini nasil aydinlatdigmi, fekat zemanla dine ri'ayetsizlik 
yiiziinden, islam aleminin nasil za'ifledigini, simdi onu yine eski ha- 
kiki haline getirmek icin ugrasildigmi ogrendim. Bugiinkii ilmi te- 
rakkiler hiristiyan dininde yer bulamaz. Halbuki, islamiyyet ile 
tam bir ittifak halindedir. Demek oluyor ki, islam aleminin gerile- 
mesinde kabahat, islam dininde degil, bu giizel dini layiki ile tat- 
bik edemeyen bugiinkii miislimanlardadir. Artik islam dininin me- 
ziyyeti hakkmda hicbir siibhem kalmamisdi. Seve seve, iman ede- 
rek miisliman oldum. 

Bugiin Avrupada ba'zi filozoflar, muharrirler, dinlerin liiziim- 
suz oldugunu ileri siirerler. Emin olunuz ki, boyle bir fikrin hasil 
olmasina sebeb, hiristiyan dininin akla uymaz ka'ideleri ve 20. asr- 
da kabul olunamiyacak hurafeleridir [ya'ni batil akideleridir]. Hal- 
buki islam dininde bunlarm hicbiri yokdur. 

Hiristiyanlar, islamiyyeti kabuliimlin sebebini bir diirlii anhya- 
mamakda ve miisliman olanlara (eksantrik = Kimseye uymiyan 
bir yol tutanlar) demekdedirler. Bu temamiyle yanlis bir diisiince- 
dir. 

En son olarak sunu soyliyecegim: Ben islamiyyeti hem teorik, 
hem pratik, anlasilmasi kolay ve mantiki ve her bakimdan mii- 
kemmel bir din oldugu ve insanlara iyi bir rehber oldugu icin sec- 
dim. Islam dini, insam Allahii tealamn nzasma, diinya ve ahiret 
se'adetine gotiiren en dogru yoldur ve kiyamete kadar boyle kala- 
cakdir. 

27 
J. W. LOVEGROVE 

(Ingiliz) 

Nicin miisliman oldugum hakkmda sordugunuz siiale asagida 
kisa bir cevab vermek istiyorum. Din ve iman hakkmda size uzun 
bir konferans verecek degilim. Din ve iman insanm ruhunda do- 
gan, her seyden temamen farkh bir meziyyetdir. Tipki colde kal- 
mis bir insanm susamasma benzer. insanlarm muhakkak istinad 
edecek, giivenecek, kendisine rehber olacak bir imana malik ol- 
masi lazimdir. Ben, once din tarihlerini tedkik etdim. insanlan di- 
ne da'vet eden zatlann hayatlanm ve onlarm ne ogretdiklerini 
dikkat ile okudum. Anladim ki, Peygamberlerin "aleyhimiisse- 
lam" baslangicda, ogretdigi esas ka'ideler zemanla bozulmus ve 

— 225 — Herkese Lazim Olan Iman: F-15 



biisbiitiin baska sekllere donmiisdtir. Bunlardan ancak pek az 
dogru kismi guniimtize kadar devam edebilmisdir. Bu biiytik, se- 
cilmis insanlann hayatlarma diirlii diirlii efsaneler karisdinlmis, 
yapdiklan isler bize busbiitiin baska ve esrarla dolu bir seklde in- 
tikal etmisdir. iste bunlann yaninda yalniz islam dini, intisar etdi- 
gi giinden bugiine kadar aym safhgi, ayni temizligi muhafaza et- 
mis, icine hie bir hurafe ve efsane katilmadan, giiniimiize kadar 
devam etmisdir. Kur'an-i kerim, Muhammed aleyhisselam zema- 
mnda ne ise, bugiin de odur. Bir kelimesi bile degismemisdir. Mu- 
hammed aleyhisselamin miibarek sozleri, kendi agzindan cikdigi 
seklde, hicbir tehavviile ugramadan giiniimiize vasil olmusdur. 

Allahii teala, liizum gordiikce, insanlara Peygamberler "aleyhi- 
mtissalevatii vetteslimat" gondermisdir. Bunlar birbirini temam- 
lar. Diger Peygamberlerin "aleyhimiissalevatti vetteslimat" ogret- 
digi hususlarm degisdirilmis ve baska sekllere sokulmus oldugu 
goz oniinde tutulursa, en temiz, en saf ve en dogru kalan islam di- 
nini kabul etmekden daha mantiki ne olabilir? Esasen, kendime 
sade, faideli ve icinde mantiga uymiyan hurafeler katilmamis bir 
hak din anyordum. islam dini, boyle bir ilahi dindir. islam dini, 
Allahii tealaya ve komsulanma ve sair insanlara karsi olan vazife- 
lerimi bir bir gostermekdedir. Biitiin dinlerden maksad bu oldugu 
halde, onlarda bu husus icin anlasilmaz felsefi akideler konulmus- 
dur. Halbuki, islam dminde bu hususda herkesin anhyabilecegi, 
sade, mantiki, inandmci, faideli ka'ideler vardir. Ben, diinyada ve 
ahiretde, huzur ve selamete kavusmak icin, neler yapmak icab et- 
digi hakkmdaki bilgileri, ancak islam dminde buldum. Onun icin 
mtisliman olmakla sereflendim. 

28 
DAVIS 

(Ingiliz) 

1931 senesinde dogdum ve 6 yasmda ilk mektebe gitmege bas- 
ladim. Yedi sene sonra, ilk mektebi temamhyarak, orta kisma de- 
vam etdim. Ailem beni katolik terbiyesi ile yetisdirdi. Sonradan, 
Anglikan kilisesine baglandim. En sonunda, Anglo-katolik ol- 
dum. Biitiin bu tehavviiller esnasmda, hep aym seyle karsilasiyor- 
dum. Hiristiyanhk, insanm normal giinliik hayatmdan temamen 
aynlmis, yalniz Pazar giinleri giyilen ve onun icin sandikda sakla- 
nan bir elbiseye benzemisdi. insanlar, hiristiyanhk dminde ara- 
diklarim bulamiyorlardi. Hiristiyan dini, insanlan kiliseye diirlii 
renkli lsiklar, resmler, giinniik kokulan, zevkli miizik ve Azizler 

-226- 



icin yapilan dtirlil parlak merasim ve diialarla baglamaga cahsiyor. 
Fekat, insanlan bir diirlii toplamaga muvaffak olamiyordu. Ciinki 
hiristiyan dim, yalniz efsanevi hususlarla mesgul oluyor, kilise di- 
smdaki olan bitenle hie alakasi olmuyordu. iste bunun icin, ben hi- 
ristiyanlikdan temamen nefret etdim ve yaldizh reklamlarla medh 
olunan komiinistlikle fasistligi tecribe etmege karar verdim. 

Komiinist olurken, komiinistlikde simf farki olmadigina inan- 
mis ve buna cok sevinmisdim. Fekat zeman gecdikce, komunistle- 
rin, smifsiz olmak soyle dursun, adeta bir esir hayati yasadiklanm, 
iclerindeki kiiciik bir ziimrenin digerleri iizerine zulm ve iskence 
yapdigmi, kimsenin birsey soylemege hakki olmadigim ve ufak ve 
hakh bir i'tirazda bulunsa, hemen cezalandinldigini ve bu cezalan- 
dirmanin oliime kadar gitdigini dehset ile gordiim. Komiinizmin 
hakiki yiizii hakkinda, bize Stalin en bariz bir misaldir. Bunun iize- 
rine komiinistligi birakarak, fasist olmaga karar verdim. 

Fasistlikde gordiigiim disiplin ve intizami, cok begendim. Fekat 
fasistler, ancak kendilerini begeniyorlar. Kendilerinin dismda olan 
biitiin insanlan, baska irklari hakfr goriiyorlardi. Burada da, zulm, 
lzdirab, haksizlik ve tahakkiim vardi. Birkac ay icinde, fasistlikden 
de, temamen nefret etdim. Ciinki, ingilterede Mosley, Almanyada 
Hitler, italyada Mussolini, tam bir teror, merhametsiz ve keyfi bir 
zulm niimunesi olmuslardi. Fekat buna ragmen, fasistlikden aynla- 
miyordum. Ciinki basvuracak baska bir yer kalmamisdi. 

Bu sirada, ruhi lzdirablar arasmda cirpmirken, bir kitab satici- 
sinda, (The islamic Review = islam Mecmu'asi) admda bir dergi 
gordiim. Bunu biraz kansdirdim. Bedeli 2 silin 6 pens olan (bu- 
giinkii para ile 15 lira) ve benim icin cok pahah sayilan bu mec- 
mii'ayi, nicin satin aldigimi hala anhyamryordum. Kendi kendime, 
(Beyhude para sarf etdim. Her halde bunun icindekiler de hiristi- 
yanlarm, komiinistlerin, fasistlerin soyledikleri ve iki para etmiyen 
laflara benzer) diye diisiiniiyordum. Fekat mecmu'ayi dikkat ile 
okumaga baslaymca, sasinp kaldim. Okudum, bir kerre, bir kerre 
daha okudum. O zeman islamiyyetin, hiristiyanligm ve sonu (izm) 
ile biten biitiin ideolojilerin en iyi taraflanni kendinde toplayan 
miikemmel bir din oldugunu gordiim ve anladim. Fakirligime rag- 
men, bu mecmu'aya abone oldum. Birkac ay sonra, miisliman ol- 
maga karar vermisdim. O gtinden beri, yeni dinime iki elle sanlmis 
bulunuyorm. 

Universiteye girer girmez, Arabi ogrenmege baslayacagimi 
iimmid ediyorum. Simdiki halde, Latince, Fransizca ve ispanyolca 
ogreniyor ve (islam Mecmu'asi)m okuyorum. 

-227- 



29 
T. H. Mc BARKLIE 

(irlandah) 

Ben, Irlandah olmama ve irlandahlarm cogunun katolik dmine 
bagh bulunmasina ragmen, protestan mezhebinde yetisdirildim. 
Fekat, daha cocuk yasinda iken, hiristiyanlik hakkmda bana ogre- 
tilen seyleri hie begenmiyor, bunlann dogrulugundan siibhe edi- 
yordum. Universiteye baslayrp, bircok yeni ilmler ogrenince, siib- 
hem artik kana'ate vardi. Hiristiyan dmi, artik bana hicbir sey ver- 
miyordu. Ondan temamen nefret etdim ve ona inanmiyordum. 
icimdeki, (beni hak yola kavusduracak bir rehberi aramak) arzu- 
su, o kadar siddetliydi ki, bir miiddet, dusiindugum tarzda bir i'ti- 
kad yolu kurmus ve bununla kendimi tatmin etmege cahsmisdim. 
Bu kansik ruh haleti oldukca uzun siirdii. Birgiin, elime (islam ve 
Medeniyyet) isminde bir kitab gecdi. Bunu okuyunca, biiyiik bir 
hayret ve sevinc ile gordiim ki, akhmdan gecen biitiin iimmidler, 
siialler ve bunlann cevablan, bu kitabda mevcud idi. Hiristiyan fir- 
kalannm zulm ve baskilarma karsi islam dininin huzur dolu, canh 
ka'ideleri, beseriyyete dogru yolu gostermisdi. islam memleketle- 
rindeki ilm ve medeniyyet kaynaklan, karanhk ve vahset icinde 
bulunan Avrupaya nur sacmisdi. Hiristiyanhkla kiyaslandigi ze- 
man, islam ne kadar mantiki, faideli bir din idi. 

islamiyyetde beni, ilk goriisde kendisine hemen baghyan hu- 
sus, hiristiyanhkda bulunan (insanlann giinahkar olarak dogdugu 
ve diinyada keffaret vermek mecburiyyeti bulundugu) akidesinin 
islam dininde red edilmesiydi. Sonralan, islamiyyetin insani, me- 
deni diger ahkamim ogrenerek, bu dinin biiyiiklugune hayran ol- 
dum. islamiyyetde zengin, fakir aynhgi yokdu. islamiyyetde her 
irkdan, her renkden, her dilden insanlar birbirinin kardesi sayih- 
yordu. islamiyyet, insanlann aralarmdaki servet, mevki', irk, 
memleket, renk farklanm bir hamlede yikiyordu. iste bunun icin 
miisliman oldum. 

30 
MAHMUD GUNNAR ERIKSON 

(Isvecli) 

Allahii tealaya hamd-ii sena ile soze bashyorum. Allahii teala- 
dan baska bir ma'bud bulunmadigina ve Muhammed aleyhissela- 
mm Onun kulu ve resulii olduguna sehadet ederim. 

Bundan bes sene evvel miislimanlarla goriisdiim. Dostlanm- 

-228- 



dan biri, birgiin, Kur'an-i kerimi merak etdigini ve onu okumaga 
basladigini soylemisdi. O zemana kadar, Kur'an-i kerim hakkmda 
hicbir sey bilmiyordum. Arkadasimin Kur'an-i kerim okumaga 
basladigini ogrenince, onun yanmda kiiciik diismemek icin ben de 
Kur'an-i kerimi tedkik etmege karar verdim ve isvecce bir 
Kur'an-i kerim tercemesini bulmak icin sehrimizin kutiibhanesine 
miirace'at etdim. Oradan, boyle bir terceme buldum ve okumaga 
basladim. Kiittibhaneden aldigim bir kitabi ancak onbes giin ya- 
mmda tutabiliyordum. Fekat, Kur'an-i kerim, benim uzerimde o 
kadar biiyiik bir te'sir yapdi ki, onbes giin kafi gelmedi. Kitabi ge- 
ri verdikden birkac giin sonra, tekrar kiitiibhaneye gidiyor ve onu 
tekrar alryordum. Boylece, her 15 giinde bir geri vererek ve birkac 
giin sonra tekrar alarak, bu Kur'an-i kerim tercemesini def alarca 
okudum. Kur'an-i kerimi okudukca, ona hayran oluyor ve miisli- 
manhgm hakiki din olduguna inanmaga bashyordum. 1950 senesi 
Kasim aymda, artik miisliman olmaga karar vermisdim. Fekat isla- 
miyyetin hakiki ma'nasina vakif olmak ve onun derinligine niifuz 
etmek icin biraz daha beklemek ve bu dini biraz daha tedkik et- 
mek istiyordum. Bunun icin, Stockholmda umumi kiitiibhaneye gi- 
derek, islam dini hakkinda yazilmis eserleri arasdirdim. Bu eserler 
arasmda, Muhammed Alinin Kur'an-i kerim tercemesini buldum. 
Muhammed Alinin, Kadiyani ve Ahmedi denilen bir sapik teskila- 
tin mensublarmdan oldugunu sonradan ogrendigim halde, bu kifa- 
yetsiz kimsenin yapmis oldugu tercemeden bile, cok faidelendim. 
Artik miisliman olmak icin hie bir siibhem kalmamisdi. Miisliman- 
larla goriismem iste o zeman basladi. 1952 senesinden i'tibaren on- 
larla birlikde ibadetlere istirak etdim. Biiyiik bir tali' eseri olarak, 
Stockholmda miislimanlar tarafmdan te'sis edilmis bir cem'iyyet 
buldum. Onlarla tamsdim. Onlardan da, bircok seyler ogrendim. 
1372 hicri senesinin Ramezan bayrammda ingiltereye gitdim ve 
bayramm birinci giinii (Woking) cami'inde resmen miisliman ol- 
dum. 

Miislimanhkda beni kendisine en cok cezb eden sey, musli- 
manhgm son derece mantiki bir din olmasidir. islamiyyetde, akl-i 
selimin kabul etmedigi hicbir sey yokdur. islamiyyet, Allahii te- 
alamn bir olduguna inanmagi emr eder. Allahii teala gaftir ve ra- 
him (afv edici ve cok merhametli)dir. insanlara rahat ve huzur 
icinde yasiyabilmeleri icin, her an sayisiz lutf ve ihsanlarda bulu- 
nur. 

Islam dininde en cok sevdigim seylerden biri de, islam dininin 

-229- 



yalmz Arablann dini olmayip, biitiin insanlarm dmi olmasidir. Al- 
lahii teala, bilttin alemlerin rabbidir. Halbuki yehudiler, kendi 
kudsi kitablarmda, hep (israflin Allahi)ndan bahs ederler. Ya'ni, 
Allahu tealayi sirf kendilerine tahsis ederler. 

Yine islam dminde sevdigim bir husus, bu dfnin simdiye kadar 
gelen biitiin Peygamberleri "aleyhimiissalevatii vetteslimat" kabul 
etmesi, hepsine hurmetkar olmasi ve baska dine inananlara biiyiik 
bir sefkat ile mu'amele etmesidir. Bir miisliman, temiz olan her 
yerde, tarlada, hatta bir kilisede bile nemaz kilabilir. Halbuki bir 
hiristiyan, bir cami'in yanma bile yaklasmaz. 

islamin en dogru ve en son din, Muhammed aleyhisselamin da 
en son Peygamber oldugunu, Kur'an-i kerim, ne gtizel ta'rif et- 
mekdedir: 

Ma'ide suresinin iiciincii ayetinde mealen, (Bugiin, dininizi ke- 
male erdirdim. Size olan ni'metlerimi temamladim ve sizin icin din 
olarak islami secdim) buyurulmusdur. 

Al-i imran suresi ondokuzuncu ayetinde mealen, (Ve, kat'i 
olarak biliniz ki, Allahu teala katinda din, islamiyyetdir) buyurul- 
musdur. 

31 
ABDULLAH UEMURA 

(Japon) 

Nicin miisliman oldum? Ciinki islam dmi, Allahu tealamn bir- 
ligini, oliimden sonra, ikinci bir hayat oldugunu, kiyamet giinii, in- 
sanlarm diinyada yapdiklan isler icin muhakeme edilecegini bil- 
dirmekdedir. Sevgiyi, dogrulugu, duriistliigii ve son derece temiz 
ahlakh olmagi emr etmekdedir. Biitiin bunlar, bir insamn hak yol- 
da rahat ve huztir icinde yasamasi icin en liizumlu olan hususlar- 
dir. Bunlar, hicbir dinde bu kadar acik ve veciz olarak bildirilme- 
misdir. islamda, sadakat [dogruluk] cok kiymetlidir. Allahii teala- 
ya ve kullara karsi dogruluk, islamiyyetin esasim teskil eder. Ben 
de, hakikati ararken, onu islam dminde buldum ve miisliman ol- 
dum. 

Biitiin dinleri tedkik etdim. Edindigim kana'ati asagida acikh- 
yorum: 

Bugiinkii hiristiyanhk, hicbir zeman, Isa aleyhisselamin telkin 
etdigi temiz din olamaz. Isa aleyhisselamin Allahu tealadan aldi- 
gi ve insanlara teblig etdigi emrler temamen degisdirilmisdir. Bu- 
giinkii Incillerde, onun sozleri diye baska seyler konulmusdur. 

-230- 



Zuhurundan bugune kadar, saf ve temiz kalan tek din, islam dini- 
dir. Kur'an-i kerfm, bir kelimesi bile degismeden, bugune kadar 
gelmisdir. 

Bugiinkii incillerde, Allahii tealanm emrleri degil, yalmz Isa 
aleyhisselamin zemanla degisdirilen sozleri ile, yapdigi isler yazih- 
dir. Halbuki, islam dminde Allahii tealanm emrleri ile Peygambe- 
rinin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" sozleri birbirinden aynl- 
misdir. Allahii tealanm emrleri Kur'an-i kerimde yazihdir. Haz- 
ret-i Peygamberin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" sozleri ise, 
(Hadis) ismi altmda aynca toplanmisdir. 

Miislimanlikda, Allahii teala dogrudan dogruya kullarma hitab 
eder. Hiristiyanhkda boyle birsey yokdur. 

Hiristiyanhkda, akl-i selim sahiblerinin kabul edemiyecegi en 
mtihim mes'ele, (tic Tanri) akidesidir. Hiristiyanlar, tek Allaha 
degil, ile Tannya inamrlar. Hie bir hiristiyan din adami, bugune 
kadar, bu hususu mantiki bir tarzda izah edememisdir. Etmesine 
de imkan yokdur. Zira, bu akide temamiyle temelsiz ve anormal- 
dir. Bu diinyayi ancak bir tek biiyiik yaratici yaratabilir. Uclii Tan- 
nya inanmak, puta tapmak demekdir. Akh basmda olan bir insan, 
ancak bir tek hahka [yaraticiya] inanir. 

Bundan ma'ada hiristiyanlar, insanlarm giinahkar olarak dog- 
dugunu, bu giinahlardan temizlenmek icin, keffaret vermek mec- 
buriyyetinde bulunduklanm, eger insanlar, hiristiyanlarm esas i'ti- 
kadlan olan iic tannya inanmiyacak olurlarsa, sonsuz bir oliime 
mahkum olarak, tekrar dirilmiyeceklerini telkin ederler. O halde, 
esasen giinahkar olarak dogan ve bir daha dirilmek imkamndan 
da mahrum bulunan insanlarm diinyada beyhude yere ibadet ede- 
cekleri yerde, hazir ellerine firsat gecmisken, zevk ve safa ile vakt 
gecirmeleri, birbirlerini aldatmalan, her diirlii fenahklan yapma- 
lan kadar tabi'i ne olabilir? Bunun icindir ki, bugiin hiristiyanlar, 
ahlak ve din ka'idelerine uymadan yasamakda ve biisbiitiin dinsiz- 
lige dogru gitmekdedirler. Bunlar, makina haline gelmislerdir ve 
ruhlan bombosdur. 

Simdi Japon dinlerine gelehrn: Japonyada esas olarak iki din 
vardir. Bunlardan biri olan Mahayana Budistligi, ibtidai budistlik 
ile saf budistligin birlesdirilmis seklidir. Biraz Brahmanizme ben- 
ziyor. Bunlarm i'tikadlan tedkik edilince, Budamn bir ateist [Al- 
lahsiz] oldugu goriiliir. Ctinki Buda, Allahii tealadan hie bahs et- 
memekde ve beden oldugu zeman, ruhun olmiyecegine de inan- 
mamakdadir. Brahmanlarm ruh hakkmdaki kana'atleri, bu kadar 
maddi degildir. Ama, oyle kansik ifade olunmakdadir ki, ne de- 

-231- 



mek istedikleri pek iyi anlasilamamakdadir. Esasen, Brahmanla- 
nn Brahma hakkmdaki kana'atleri, ya'm onun Allah mi, kul mu, 
yoksa Peygamber mi oldugu hakkmdaki diisiinceleri, acik ifade 
olunmamisdir. Brahmanlar, dinden ziyade, din felsefesi ile ugrasir- 
lar. Brahmayi daima gozlerinin online getirmek icin, ona benzet- 
dikleri veya ona yakisdirdiklan esyayi [mesela cicekleri] kudsi ka- 
bul eder ve bu yiizden Allahii tealaya tapacaklan yerde, Allahii te- 
alanin yaratdigi esya veya hayvanlara tapmaga baslarlar. 

Biitiin bu karmakansik akideler arasinda yalmz islam dini, Al- 
lahii tealayi en dogru olarak bize tamtmakdadir. (Allahii teala bir- 
dir. Azimdir. Biitiin alemlerin rabbidir. Ne dogmus, ne dogurmus- 
dur. Dtinyada ve Ahiretde ne varsa, hepsi Onun mahluklandir. 
Ondan baska kimseye tapilmaz. Ondan baska kimse, kullanna 
emr veremez.) Japonyada ikinci din Sinto dinidir. Bu din, budist- 
likden daha fenadir. Ciinki, ahlaki bir din degildir. Aynca, bircok 
tannlara inamrlar ve ibtidai kavmlerde oldugu gibi, bunlarm hep- 
sine ayn ayn taparlar. [Ya'ni putperestdirler] 

Size yukanda, dtinyada bulunan ba'zi dinler hakkinda gayet sa- 
mimi ve muhtasar ma'lumat verdim. Bunlan boylece gortip ogren- 
dikden sonra, acaba hanginiz islami bir tarafa birakarak, bunlar- 
dan birini secerdiniz. Buna imkan var midir? Siz de gortiyorsunuz 
ki, bircok karmakansik, insan aklmm asla kabul edemiyecegi aki- 
deler arasinda, islam dini, pinl piril parlamakdadir. Tam mantiki 
ve insani ka'ideleri ile, tek hak din oldugu ilk bakisda goriilmek- 
dedir. 

Iste ben de, rtihumun huztir ve selamete kavusmasi icin, goz 
yaslan ile hakikat yolunu ararken, en ma'kul ve mantiki din ola- 
rak mtislimanhgi buldum ve (iste aradigim din budur) diyerek, iki 
elle ona sanldim, seve seve musliman oldum. 

32 

MUHAMMED SULEYMAN TAKEUCHI 

(Japon) 

Allahii tealamn inayeti ile musliman oldum. 
Musliman olmaga asagidaki sebebler ile karar verdim: 

1) Islamiyyetde cok kuvvetli bir kardeslik riihu vardir. 

2) Islamiyyet, bir insamn hayatinda zuhtir edebilecek her 
nev'den mtiskilatm bir caresini bildirir. Din ile dtinyayi birbirin- 
den ayirmamisdir. islamiyyetde yalmz ma'nevi hususlar degil, bu- 
nun aksine, insanlan bir araya toplamak, hangi irk ve smifdan 

-232- 



olursa olsun, aym safda beraber ibadet etmek, fakfrlere mu'avenet 
etmek, birbirlerinin derdlerini ogrenip miistereken care bulmak 
gibi, bugunkii nizamlara temamen muvafik ictimai hususlar da 
mevcuddur. 

3) Islam dini, hem ruhu, hem de bedeni terbiye etmekdedir. 
Ya'm islamiyyet ruhani ve cismani hususlan kendisinde cem' et- 
misdir. 

islamiyyetdeki uhuvvet [kardeslik], ne irk, ne de sinif farki ta- 
mmaz. Butiin diinyadaki miislimanlar birbirlerinin kardesidir. 
Diinyada cok musliman vardir. islamiyyet, akl-i selim sahiblerinin 
dinidir. ister Hindli, ister Pakistanh, ister Arab, ister Afganh, is- 
ter Turk, ister Japon veya Cinli olsun, diinyada bulunan butiin 
miislimanlar birbirlerini kardes bilirler. Bu sebebden, islam dmi 
temamiyle beynel-milel bir dindir. Bugiin bozulmus, perisan hale 
gelmis insan cem'iyyetlerini dogru yola sokacak, onun kusurlan- 
m diizeltecek biricik vasita, islam dinidir. Allahii tealamn ihsan 
etdigi bir din oldugu icindir ki, hangi irkdan, hangi milletden olur- 
sa olsun, hepsinin uyacaklan mezhebler vardir. islam dini, mede- 
niyyet tarihinde cok miihim rol oynamis, yari barbar insanlan ki- 
sa bir zeman icinde, medeniyyete vasil etmisdir. islam dini, insan- 
lann sulh ve huzur icinde yasamalanm ister. Onlarm, se'adete, 
huzura kavusmalan icin, icab eden ahkami vaz' etmisdir. Bu hu- 
susda diger dinlerin, mesela hiristiyanhk veya budizmin emrleri 
temamen farkhdir. Bu iki din, insanlan bir araya getirmek soyle 
dursun, insanlann diinyadan elini etegini cekmesini ve birbirlerin- 
den uzaklasmalanm emr eder. Bircok Buda ma'bedleri, giic asila- 
bilen daglarm tepesinde kurulmusdur. Bunun sebebi, buralara 
miimkin oldugu kadar az insamn gelmesini temin etmekdir. Ja- 
ponlarm dini akideleri tedkik edilecek olursa, onlarm da birbirin- 
den miimkin oldugu kadar uzak yasamagi esas tutduklan gortiliir. 
Hiristiyanlara gelince, koyu hiristiyanlarm kiliseleri hep tenha 
yerlerde kurulmusdur. icleri miimkin oldugu kadar karanhk tu- 
tulmusdur. Ancak son zemanlarda, kiliseler sehrin icine girebil- 
misdir. Hiristiyanlar, insanlann giinahkar olarak dogdugunu, 
onun icin diinyada daima azab cekmeleri icab etdigini ileri siirer- 
ler. Goriiliiyor ki, biitiin bu dinlerde din ile insan hayati birbirin- 
den aynlmis, diinyadaki hayatm ancak cile cekmek oldugu telkin 
edilmisdir. 

Halbuki islam dini, insanlan Allahii tealamn sevgili kullan 
olarak kabul eder. Mescidler koylerin tam ortasma, insanlann 
arasma kurulmusdur. icerleri ferah ve aydmhkdir. insanlar bura- 

-233- 



ya seve seve ibadete gelirler. Bir araya gelir, cema'at ile ibadet 
ederler. ibadetden sonra, birbirlerine hayr diia ederler. Hatirlan- 
ni sorar, icab ederse, birbirlerine yardim ederler. islamiyyetde 
muhtac olanlara yardim etmek, hatta yardim edemiyenin, giiler 
yilz, tath dil ile bir mtislimam sevindirmesi cok sevab olur. 

Bir insanda hem ruh, hem beden vardir. Allahii teala, bize hem 
ruh, hem beden vermisdir. Biz hayatimiz miiddetince hem ruhu, 
hem de bedeni farkh terbiye etmege ve bunlan birbirinden ayir- 
mamaga mecburuz. iste islamiyyet, insamn yalmz ruhi ihtiyacim 
degil, aym zemanda bedenini de hesaba katmis, her ikisi icin de 
son derece mantiki ve ilahi ahkam koymusdur. 

Ben yeni bir muslimamm. Miislimanhgi iki sene evvel kabul et- 
dim. islamm, ruhi ve bedeni biitun ihtiyaclarimi birlikde karsiladi- 
gma eminim. Bugiin Japonya, teknolojide son derecede ilerlemis 
bir memleketdir. Butiin diinya ile basanh olarak yansmakdadir. 
Japon halki, bu mu'azzam fenni terakki ve maddi kazanc yiiziin- 
den temamen degismisdir. Japonyada tabfi kaynaklar yokdur. 
Biitiin ibtidai maddeler haricden gelir. Buna ragmen, diger mem- 
leketlerden daha miikemmel ve daha ucuz mal yapabiliyoruz. Bu 
da, devamh cahsmak ve aza kana'at etmek sayesinde oluyor. iste, 
mlitemadiyen, durmadan, gayret etmek, cahsmak ihtiyacmda olan 
Japonlarm, ruhiyyat ve ma'neviyyat ile mesgul olmaga vaktleri 
kalmamis, birer makina haline gelmislerdir. Japonlar, simdi kendi- 
lerini Avrupahlann maddi hayatina uydurmuslardir. Dinleri, 
imanlan kalmamis, ma'neviyyat ile alakayi kesmislerdir. Bugiinkii 
Japonlarm kannlan miikemmel suretde doymusdur. Ceplerinde 
cok para vardir. Amma, ruhlan gitdikce fakirlesmekde ve bos kal- 
makdadir. Ma'nevi fakirlik karsismda, maddi zenginligin ne kiy- 
meti olabilir. Viicudii giizel elbiselerle siislenmis, fekat ruhu bos 
kalmis olan insanlann diinyaya ne faidesi olabilir? 

Benim kana'atimce, simdi Japonyada islam propagandasi yap- 
manin tam zemamdir. Ciinki, maddi varhk bakimmdan kemale 
varmis olan Japonlar, ruhlarmdaki noksanhgi cok iyi his etmekde 
ve kendilerine bir rehber aramakdadir. Ruhlarmdaki bu iflasi, yal- 
mz ve yalmz islam dini telafi edebilir. Ciinki islamiyyet, onlara ay- 
m zemanda hayatda da rehberlik edecekdir. Ben suna eminim ki, 
eger Japonyada islam dininin tamnmasi icin ciddi ve muntazam bir 
teskilat kurulacak olur ve icab eden nesriyyat yapihrsa, iki iic nesl 
sonra, biitiin Japonlar musliman olacakdir. Boyle olunca, miisli- 
manhk, yalmz uzak sarki serefli bir mevki'a ulasdirmakla kalmiya- 
cak, biitiin beseriyyet bundan faidelenecekdir. 

-234- 



33 
ALI MUHAMMED MORI 

(Japon) 

Bundan tam 18 sene evvel, ya'ni 1929 senesinde ben Mancur- 
yada bulunuyordum. O zemanlar, Japonya sarkda cok kudretli bir 
devletdi. 

Mancuryada dolasirken Pieching civannda bir colde miisli- 
manlarla ahbab oldum. Bunlar gayet sade ve dindarane bir hayat 
siiriiyorlardi. Onlarm hayat tarzma, Allahii tealaya olan ita'atlan- 
na, birbirlerine karsi olan tath mu'amelelerine, yabancilara karsi 
gosterdikleri miisafirseverlige ve sadakatlarma hayran olmusdum. 
Mancuryaya girdikce, daha bircok miislimanlarla tamsmis, hepsin- 
de aym temiz ve giizel ahlaki gormiis, onlara karsi biiyiik bir mu- 
habbet beslemege baslamisdim. 

Bundan sonra, ancak 1946 senesinde tekrar Japonyaya done- 
bildim. Bu arada Japonya ikinci Diinya Savasma katilmis ve bu sa- 
vasdan maglub bir halde cikmisdi. O kudretli Japon imperatorlu- 
giinden artik hicbir sey kalmamisdi. O zemana kadar, Japonlarm 
cogunun can ve yiirekden bagh oldugu budizm, temamen bozul- 
mus, esasini gayb etmis, mantiki kismlan unutulmus, cem'iyyet 
iizerine artik fena bir te'sir yapmaga baslamisdi. 

Japonlarm bir kismi artik hiristiyanhgi kabul etmisdi. Evet, hi- 
ristiyanlik 90 seneden beri Japonyaya gelmis bulunuyordu. Fekat 
hiristiyan olan Japonlar pek azdi. Simdi bunlarm cogalmis oldugu- 
nu goriiyordum. Ciinki, Japonlar, Budamn artik kendilerine bir fa- 
idesi olmadigim, onlan maglub olmakdan ve felaketden kurtara- 
madigmi gormiisler, Budaya olan i'timad ve muhabbetlerini gayb 
etmislerdi. Simdi yeni bir din anyorlardi. Bilhassa gencler, hiristi- 
yanligin, gayb etdikleri imamn yerine gececegini sanmislar ve hi- 
ristiyan olmuslardi. Fekat kisa bir zeman sonra, onlan hiristiyanh- 
ga tesvik eden misyonerlerin Amerikan veya ingiliz kapitalistleri- 
nin birer aleti oldugunu ve onlan hiristiyan yaparak yalmz budist- 
likden degil, aym zemanda temiz ve diiriist Japonlukdan da uzak- 
lasdirdiklarmi gormiislerdi. Hiristiyan misyonerler, onlan hiristi- 
yan yaparken, durmadan Amerikan ve ingiliz mallarmm nefase- 
tinden bahs ediyor, onlarda Japon mallanna karsi bir nefret uyan- 
diriyor, memleketimize miitemadiyen yabanci mal gelmesine se- 
beb oluyorlardi. Ya'ni kapitalistler hiristiyanhk sayesinde, bizim 
sirtimizdan zengin oluyorlardi. 

Japonya, Rusya ile Amerika arasinda bulunan bir memleket- 

-235- 



dir. Bu iki biiyiik devletin her biri, Japonyayi kendi niifuzu altma 
almak ister. Onlarm bize yapdiklan telkinler, bizim ruhumuzun 
selameti icin degil, kendi menfe'atlarim te'min icindir. Halbuki Ja- 
ponlann, dogru duriist bir ruhi miirebbiye ihtiyaclan vardi. 

Benim kana'atimce, Japonlarm bu ihtiyacini tatmm edecek, 
onlarm ruhunu sukun ve selamete kavusduracak, onlara hayatda 
ta'kib edecekleri en dogru yolu gosterecek olan, ancak islam dini- 
dir. Ben her seyden once, islamiyyetdeki, miislimanlarm birbirle- 
rini kardes bilmeleri meziyyetine hayramm. islamiyyet, biitiin 
miislimanlarm, renk ve irk farki yapmadan, kardes oldugunu ka- 
bul eder ve Allahii teala, insanlarm sulh ve selamet icinde, birbiri- 
ne hicbir fenahk yapmadan kardes olarak yasamalanm emr eder. 
Bugiinkii diinyanm perisan haline bakinca, bundan daha miikem- 
mel, daha dogru bir emr diisunulebilir mi? Boyle bir emri veren 
biiyiik varhgm hakiki Allah oldugundan kim siibhe edebilir? 
Gecen sene, iic musliman Tokosimaya gelmislerdi. Bunlar Pakis- 
tanh idiler. Ben hemen kendilerini ziyaret etdim. Onlardan miisli- 
manhk hakkmda cok giizel, cok derin ma'lumat ogrendim. Ondan 
sonra, musliman Japonlarla sohbet etdim. Bunlardan Tokyoda bu- 
lunan Bay Molivala ile Bay Mita beni aydmlatdilar ve musliman 
olmami tavsiye etdiler. Ben de, muslimanhgi kabul etdim. 

Biitiin kalbimle temenni ediyorum ki, en mantiki, en temiz ve 
hak din olan muslimanhk, biitiin diinya iizerine yayilarak, insan- 
lan felaketden kurtarsm. Eger biitiin diinya musliman olursa, bu 
perisan diinya bir Cennet haline girecekdir. Allahii tealanm lutf 
ve azameti, insanlarm ruhunu tenvir edecek, onlari dogru yola 
sevk edecek ve insanlar nihayet selamete kavusacaklardir. insan- 
lar, ancak islamiyyet sayesinde, hem ruhi, hem maddi bahtiyarh- 
ga ve Allahii tealanm razi olacagi kullan olmak se'adetine erise- 
ceklerdir. 

34 
OMER MITA 

(Japon) 

(Omer Mita, ekonomi miitehassisi, ictima'i [sosyal] islerde ca- 
hsan, fekat bir miiddet budist rahibligi de yapmis ve va'zlar ver- 
mis, musliman oldukdan sonra, biitiin fe'aliyyetini islamiyyeti yay- 
mak icin nesriyyat yapmaga hasr etmis olan bir Japon flkr adami- 
dir.) 

Allahii tealaya hamd-ti sena olsun ki, iic seneden beri miisli- 
mamm. Mes'ud bir hayata nail oldum. Bana, hakiki ve diirtist bir 

-236- 



hayatin nasil oldugunu, Pakistanh musliman kardeslerim ogretdi. 
Bu Pakistanh kardeslerim, Japonyayi ziyarete geldikleri zeman, 
benimle tamsdilar. Bana miislimanligi anlatdilar ve beni miisliman 
yapdilar. Kendilerine minnet borcum cokdur. 

Japonyada ehalmin cogu budistdir. Fekat, hakikatde budistlik- 
le hie ilgileri kalmamrsdir. Artik budist ayinlerine katilmamakda- 
dirlar. Dim bilgilerin hemen hemen temamim unutmuslardir. Bu- 
nun sebebi, budistligin cok muglak, cok karmasik bir felsefe olma- 
si ve bu dmi secenlere diinyada hie bir faide vermemesidir. Hayat- 
da her giin miicadele etmek zorunda olan veya basma gelen muh- 
telif hadiselere nasil karsi koyacagmi, nasil hareket etmek icab et- 
digini bilmiyen vasat diisunceli bir insana, budizmin hie yardimi 
olmaz. Boyle bir insan, bu dmi anhyamaz ve bu dinden hie faide- 
lenemez. Halbuki islam dmi, boyle degildir. islamiyyet, herkesin 
anhyabilecegi, sade, insani ve ilahi bir dindir. Bu din, insan haya- 
tmm biitiin safhalarma niifuz eder ve miislimanlara her bir hadise 
karsismda, nasil hareket etmek lazim geldigini ogretir. islamiyyet- 
de esas, temizlikdir. islamiyyet, ruhu temiz olan insanlann en mii- 
kemmel rehberidir. islamiyyet, o kadar mantikidir ki, en cahil bir 
insan bile, onun ne dedigini anlar. islamiyyetde, diger dinlerde ol- 
dugu gibi, imtiyazh bir rahibler simfi ve rahib inhisan (monopolu) 
yokdur. 

Benim kana'atimce, Japonyada islamiyyetin yayilmasi cok ko- 
lay olacakdir. Belki baslangicda, ba'zi miiskilat meydana cikacak- 
drr. Fekat, bu mani'ler izale edilebilir ve Japonlar miisliman olma- 
ga baslarlar. Bu isi yapmak icin, her seyden once Japonlara hakiki 
miislimanligi tamtmak lazimdir. Japonlar, giin gecdikce maddilesi- 
yorlar. Fekat, bundan memnun degildirler ve ruhlarmdaki boslu- 
gu his etmekdedirler. Onlara islam dminin yalniz ruhani bilgiler 
verdigini degil, aym zemanda, insanlara diinyada yapacaklan bii- 
tiin isler, siirecekleri hayat icin de tarn ve miikemmel bir rehber ol- 
dugunu ogretmek icab eder. 

ikinci is olarak, Japonyaya bu nesriyyati yapabilecek kudret- 
de, pok bilgili hakiki miislimanlarm gelmesi lazimdir. Ne yazik ki, 
Japonyaya muhtelif miisliman memleketlerinden gelen talebeler, 
bu miihim vazifeyi yapabilecek kudretde degildir. Bunlarla temas 
etdigim zeman, onlarm kendi dinleri hakkinda bilgi sahibi olma- 
diklanm, hatta kendi dinlerine tabi' olmadiklanm, btiyiik bir tees- 
siir ile gordiim. Bunlar bize rehber olamazlar. Bunlar garb diinya- 
sma hayran olan, Avrupa terbiyesi almis, batihlann kolejlerinde, 
papaz mekteblerinde okumus kimselerdi. islamiyyet hakkinda 

-237- 



hicbir sey bilmiyorlardi. 

Islam dininin Japonyaya yayilmasi mes'elesini biitiin miisli- 
manlar ciddiyyet ile dusunmeli ve yukanda da soyledigim gibi, bi- 
zim memlekete hakiki alimler gondermelidirler. Bu gelen miisli- 
manlar, Japonlara yalmz lafla degil, kendi hal ve hareketleri ile de 
bir Islam niimunesi olmahdir. Biz Japonlar, sulha, hakikate, dog- 
ruluga, samimiyyete, fazilete miistakiz. Giin gecdikce, bu giizel 
hasletlerimizi gayb ediyoruz. iste, ancak islamiyyet, bizim imdadi- 
miza yetisebilir ve bizi harab olmakdan kurtarabilir. 

Miislimanlar biiyiik ve tek halik Allahii tealaya iman eder. Ja- 
ponlarm da boyle bir imana ihtiyaclan vardir. 

islamiyyet (sulh) demekdir. Japonlar kadar sulh istiyen bir bas- 
ka millet yokdur. Sulha ve huzura kavusmak icin kendisi (sulh) de- 
mek olan islamiyyeti kabul etmek icab eder. islamiyyet, insanlar 
ile sulh ve se'adet icinde beraber bulunmak ve Allahii tealanm 
emrlerine teslim olmak demekdir. Biitiin miislimanlar, birbirinin 
kardesleridir. insanhk, ancak islamiyyet sayesinde felaketlerden 
ve vahsetden kurtulacakdir. 

35 

Bayan FATMA KAZUE 

(Japon) 

ikinci Cihan Harbinden sonra, dinimize olan ragbetin gitdikce 
za'iflemekde oldugunu goriiyordum. Japonlar, yavas yavas Ame- 
rikahlarm hayat tarzma ahsiyorlardi. Bu hayat tarzi, insamn dinle 
alakasim azaltiyor, onu bir makina haline sokuyordu. Fekat, boy- 
le maddilesen insanlarda bir biiyiik nakisa vardir. Ben bu eksikli- 
gi his ediyordum. Ruhumda bir bosluk vardi. Bu hayat tarzmdan 
memnun degildim. Fekat, noksan olan neydi, bunu anlamaga im- 
kan bulamiyordum. 

Bir mtiddet kalmak icin, Tokyoya gelen bir miislimam ziyaret 
etdim. Onun din hakkindaki sozlerine ve ibadet tarzina son dere- 
cede hayran oldum. Ona bircok stialler sormaga basladim. Verdi- 
gi cevablar, hem beni memnun ediyor, hem de ruhumdaki boslu- 
gu dolduruyordu. O, bir tek hahk [yaratici] oldugunu, bu yaratici- 
nm, se'adet ve selamet ile yasamamrz icin neler yapmamiz lazim 
geldigini bize bildirdigini, kendisinin de, onun emrlerine uygun 
olarak yasadigmi anlatdi. Bu sozler, benim iizerimde o kadar de- 
rin bir te'sir yapdi ki, ben de onun dmini kabul etmek istedigimi 
bildirdim ve onun rehberligi ile mtisliman oldum. Miisliman ol- 

-238- 



dukdan sonra, yaratana bu kadar yakin olarak yasamamn ne bil- 
yiik bir se'adet oldugunu kalbimde his etmege basladim. Hayat 
tarzim degisdi ve huzura kavusdum. 

Miislimanhgm hak din oldugunu anlamak icin, birbirlerine se- 
lam verislerine dikkat etmek yeter. Biz birbirimize (Gun aydin) 
veya (geceler hayr olsun) der geceriz. Bu kuru, maddi sozlerin ye- 
rine, miislimanlar birbirlerine, (Esselamii aleykiim ve rahmetulla- 
hi ve berekatiihu) derler ki, bunun ma'nasi, (Huzur ve selamet, Al- 
lahii tealamn rahmeti ve bereketi sizin iizerinize olsun) demekdir. 
Bundan daha giizel bir soz, bir selam tarzi dusiinulebilir mi? Miis- 
liman arkadasim, bana miislimanlarin nelere iman etdigi, islamiy- 
yetin hangi esaslara dayandigi ve nasil ibadet edildigi hakkmda 
birpok kiymetli ma'lumat verdi. Bunlar cok sade, cok mantiki ve 
insani idi. Gordiim ve inandim ki, islamiyyet, temiz, sade, mantiki 
ve sulh icinde bir hayati miimkin kilan bir dindir. Gerek sahsi, ge- 
rek ictima'i hayatda, insanlann sulh ve siikuna kavusabilmeleri 
icin, bu dine tabi' olmalan lazimdir. Bunun icin, kendim sulh ve se- 
lamete kavusdukdan sonra, biitiin ailem ferdlerini, dostlarimi, ah- 
bablanmi miisliman olmaga kavusdurmak icin pahsiyorum. 

36 
THOMAS IRVING 

(Kanadab) 

Nicin miisliman oldugumu size bildirmek icin, miisliman olma- 
dan evvel ve miisliman oldukdan sonra, neler his etdigimi ve miis- 
limanhk ile nasil temas edip, bundan nasil feyz aldigimi anlatmam 
icab etmekdedir. Her seyden evvel, sunu bildireyim ki, binlerce 
Kanadah ve Amerikah, benim, miisliman olmadan evvel, diisiin- 
diigiim gibi diisiinmekde, ayni noksanhgi duymakda, kendilerine 
hakiki miislimanhgi ogretecek Ehl-i siinnet alimlerini beklemek- 
dedir. 

Ben cocuk iken, dinim olan hiristiyanhga iki elimle sanlmis- 
dim. Ciinki din, benim icin ruhi bir ihtiyacdi. Fekat biiyiidiikce, 
hiristiyanhkda bircok noksanhklar bulundugunu gormege basla- 
dim. Isa aleyhisselamm hayati ve Onun [hasa] Allahin oglu oldu- 
gu hakkmda verilen bilgiler, bana hurafe, hayali seyler gibi geli- 
yordu. Ciinki akhm kabul etmiyordu. Kendi kendime, (Eger hi- 
ristiyanhk, hak din ise, nicin diinyada hiristiyan olmayan bircok 
insan var? Nicin yehudilerle hiristiyanlarm esas din kitablan bir- 
birinin aym iken, diger hususlarda birbirlerinden aynlmislar? Hi- 
ristiyan olmiyanlar, baska hie bir kabahat islemedikleri halde, ni- 

-239- 



cin mahv ve perisan olacaklar? Bircok milletler, nicin hemen hiris- 
tiyan olmuyorlar?) gibi sualler soruyordum. 

Bu esnada Hindistanda vazife gormiis olan bir misyonere tesa- 
dtif etdim. O bana, (Miislimanlar cok inatcidir. Ne kadar ugras- 
sam, onlan asla hiristiyan yapamiyorum. Onlar hakiki dmin hiris- 
tiyanlik degil, mtislimanlik oldugunu ileri siiriiyor ve dinlerini de- 
gisdirmek icin yapdigim biitiin gayretlerim neticesiz kaliyor) diye 
dert yandi. Bu sozler, muslimanhk hakkinda duydugum ilk ta'rtf 
oldu. Icimde, hem miislimanhga karsi bir merak, hem de dinlerine 
bu kadar sadik olan miislimanlara karsi biiyiik bir takdir hissi 
uyandi. (Su muslimanhgi biraz yakmdan tedkik edeyim) dedim. 
Universitede (Sark Edebiyyati) derslerini ta'kibe basladim. Sark- 
hlarin, bizim inandigimrz (iic tanri) akidesini red ederek, akl-i se- 
Kme tarn muvafik olan (Tek Allah) akidesini kabul etdiklerini gor- 
diim. Isa aleyhisselam, kendi dinini nesr ederken muhakkak, bir 
tek Allahdan ve kendisinin yalniz Onun bir kulu ve Peygamberi 
oldugundan bahs etmisdi. Onun bahs etdigi Allah, muhakkak, 
merhametli bir Allah olmahydi. Halbuki, bu giizel ve dogru iman, 
birtakim ma'nasiz efsaneler, sonradan eklenen hurafeler, puta ta- 
panlarm hiristiyanliga sokdugu bid'atler arasmda gayb olup git- 
mis, merhametli ve miisfik tek Allah yerine, kendisine ancak ra- 
hibler vasitasi ile erisilebilinen, insanlan daha dogarken giinahkar 
halk eden bir uclti tanri zuhur etmisdi. O halde, saf ve temiz (tek 
Allah) akidesini insanlara tekrar telkin icin yeni bir dine, yeni bir 
Peygambere ltizum vardi. Avrupa, o siralarda yan barbar bir hal- 
deydi. Bir tarafdan vahsi kavmler memleketleri isti'la ediyor, bir 
tarafdan ufak bir zlimre, din perdesi altmda, her diirlii kotiiliigii, 
fenahgi yapiyordu. iste insanhk boyle feci' bir halde iken ve tema- 
miyle putperestlige ve dinsizlige donmiisken, Isa aleyhisselamdan 
[tarihcilere gore] alti asr sonra, sarkda Allahii tealamn son Pey- 
gamberi Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" zuhur 
ederek, insanlara hakiki Allahin hakiki dinini telkine basladi ki, 
bu dinin esasim, tek hahka iman etmek teskil ediyordu. 

Ben bunlan okuyup ogrenince, Muhammed sallallahii teala 
aleyhi ve sellemin, Allahii tealamn son ve hakiki Peygamberi ol- 
duguna inandim. Cunki: 

1) Yukanda da soyledigim gibi, insanlarm yeni bir Peygambe- 
re ihtiyaclan vardi. 

2) Benim, Allahii teala hakkmdaki biitiin dusiincelerim, bu bii- 
yiik Peygamberin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" nesr etdigi di- 
ne temamen uyuyordu. 

-240- 



3) Kur'an-i kerimin Allahii tealamn kelami oldugunu, onu 
okudugum zeman hemen his etmisdim. Kur'an-i kerimin bildir- 
dikleri ile Muhammed sallallahii teala aleyhi ve sellemin hadis-i 
serifleri [sozleri] beni her cihetden tatmfn ediyor, ruhumu huzura 
kavusduruyordu. tste, bunun icin miisliman oldum. 

Emin olunuz ki, yukanda da beyan etdigim gibi, binlerce Ame- 
rikah ve Kanadah, hiristiyanhkdaki noksanlan ve yanhshklari be- 
nim gibi his etmekdedir. Amma ne care ki, onlar benim gibi islam 
dinine tarn ntifuz etmek imkamm bulamamislardir ve bir rehbere 
muhtacdirlar. 

Islamiyyete boylece iman etdikden sonra, muslimanhk hakkin- 
da nesr edilmis olan kitablan tedkik etmege basladim. Bu husus- 
da, burada tavsiye edebilecegim birkac eserden bahs etmek iste- 
rim. Hindli bir hayr sahibi bana Q AJairazby H.W.Lovlegroveun 
(What is Islam = islam nedir) adh kitabim yolladi. Bu kitabi bil- 
hassa tavsiye ederim. icinde cok sade, cok pratik ve cok dogru bil- 
giler vardir. Bu kitab, islami en iyi ta'rif eden bir kitabdir. Bunun 
butiin diinyaya dagitilmasi, islamiyyetin intisan cihetinden cok fa- 
ideli olur. Bundan sonra, Maulvi Muhammed Alfnin ingilizce 
Kur'an-i kerim tercemesini okudum ve begendim. Bunlardan bas- 
ka, daha ba'zi kitablan da okudum ve islamiyyet hakkmda nesriy- 
yat yapan mecmu'alan da ihmal etmedim. Montrealda islamiyyet 
hakkinda nesr olunmus bircok Fransizca eserler buldum. Bunlarm 
bir kismi islamiyyetin lehinde, bir kismi ise aleyhinde yazilmisdi. 
Fekat aleyhde yazili eserlerde bile, islamin biiyiiklugu gizlenemi- 
yordu. Bunlar bile, bu dinin hak din oldugunu bana bir kerre da- 
ha isbat ediyordu. 

TENBIH: (Herkese Lazim Olan Iman) kitabim hazirlayan biz, 
Hakikat Kitabevi, islam dinini dogru olarak ogrenmek istiyen te- 
miz insanlara hizmet etmek icin, ingilizce, Fransizca, Almanca ve 
daha baska dillerde kitablar hazirladik. Bunlarm hepsi buyiik ve 
hakiki islam alimlerinin eserlerinden toplanan bilgilerden meyda- 
na gelmisdir. Bu kitablann ismleri, bazi kitablanmizm sonunda 
bildirilmisdir. Adresi, kitabimizm basinda yazili olan (Hakikat Ki- 
tabevi)nden, mektubla isteyenlere hemen gonderilmekdedir. Bu 
kitablan dikkat ile okuyan insafh her insamn islam dinine samimi 
olarak iman edecegine ve seve seve miisliman olacagina inamyo- 
ruz. Ciinki islam dini, akl-i selim sahiblerinin kabul edecegi akide- 
lerden ve ahkamdan ibaretdir. Akl-i sakim sahibleri, ruhlan hasta 
olanlar, nefslerine diiskiin olanlar, yalniz kendi cikarlanm diisii- 
nenler, islam dinini idrak ve takdir edemez. 

— 241 — Herkese Lazim Olan Iman: F-16 



37 
Prof. Dr. ABDULKERIM GERMANUS 

(Macar) 

(Prof. Dr. Germanus, Budapeste Universitesinde "§ark ilmle- 
ri" profesorii olup, biitiin diinyaca meshurdur. Kendisi Birinci ve 
Ikinci Cihan Harbleri esnasinda Hindistam gezmis ve bir miiddet 
Tagorenin idare etdigi (§anti Naketen) Universitesinde hocahk 
yapmisdir. Bundan sonra, Delhiye gelmis ve (Cami'a-i Milliyye)de 
miisliman olmusdur. Prof. Germanus bilhassa Tiirk lisani ve Turk 
edebiyyati iizerinde biiyiik bir niifiiz sahibi [otorite] kabul edil- 
mekdedir.) 

Daha yeni delikanh olmusdum. Yan cocuk sayilirdim. Yag- 
murlu birgiln, elime eski bir resmli dergi gecdi. Bunda uzak mem- 
leketlere aid resmler bulunuyordu. Sahifeleri kaydsizca cevirir- 
ken, birdenbire bir resme gozlerim takildi. Bu resmde birtakim 
tek katli kiiciik evler, bunlarm etrafmda, icinde giiller bulunan 
bagceler vardi. Evlerin damlan iizerinde bizim bilmedigimiz bi- 
cimde birtakim giizel elbiseler giymis insanlar oturuyor ve bir ya- 
rim aym ancak aydmlatdigi alaca karanhk sema altinda kendileri 
ile sohbet eden birisini dikkat ile dinliyorlardi. insanlar, elbiseler, 
evler, bagceler Avrupadakilerden temamen farkli idi. Resm altin- 
da bulunan ifadeden anlasildigma gore, bu resm, Arabistanda, 
kiiciik bir sehrde, bir meddahi dinleyen Arabian gosteriyordu. 
Ben, o zeman onalti yasindaydim. Macaristanda, koltuga kurul- 
mus bir iiniversite talebesi Macar olarak, bu resme bakdikca, ken- 
dimi sanki orada, o Arablarm yamnda, meddahin tath ve giir sa- 
dasim duyuyor, bundan zevk aliyordum. Bu resm, hayatima bir is- 
tikamet verdi. Hemen Tiirkce ogrenmege basladim. Ciinki artik 
sark ile alakam hasil olmusdu. Tiirkce ogrendikce, farkma vardim 
ki, Tiirk dilinde Tiirkce kelimeler azdir ve Tiirkcenin si'ri, Farisi, 
nesri ise, Arabi ile takviye edilmisdir. O halde sarki iyice anlamak 
icin, bu iki dili de ogrenmek icab ediyordu. ilk Universite ta'tilin- 
de Macaristana en yakin olan Bosnaya gitmege karar verdim. He- 
men yola cikdim. Bosnaya gelince, bir otele iner inmez (Buradaki 
miislimanlar nerede bulunur?) diye sordum. Bana bir yer ta'rif et- 
diler. Oraya gitdim. Tiirkceyi daha ancak yanm yamalak biliyor- 
dum. Acaba Tiirklerle anlasabilecek miydim? Miislimanlar, ken- 
di mahallelerinde, bir kahvede toplanmislar, keyf catiyorlardi. 
Bunlar salvarh, bellerinde kusak ve kusagm icinde parlak kmli han- 
cerler bulunan ciddi suretli, iri yan insanlardi. Baslanndaki sank- 

-242- 



lar ve genis salvarlan ile hancerleri, onlara biraz acaib bir goriiniis 
veriyordu. Ben, biraz mahcub, biraz korkak bir halde kahveden 
iceri girerek, bir koseye biizuldiim. Biraz sonra, onlarm kendi ara- 
lannda gizli gizli hafif sesle konusduklanm ve gozleri ile bana isa- 
ret etdiklerini gordiim. Muhakkak benden bahs ediyorlardi. Akh- 
ma, Macaristanda isitdigim ve miislimanlarm hiristiyanlan nasil 
oldurdiiklerini anlatan hikayeler geldi. (Simdi yerlerinden kalka- 
caklar, hancerlerini cekerek beni bogazlryacaklar) diye diisiinu- 
yor, buraya geldigime bin kerre pisman oluyordum. Nasil firar 
edecegim diye planlar yapiyor, fekat, korkudan yerimden kimilda- 
yamiyordum. Birkac dakika sonra, garson bana giizel kokulu bir 
fincan kahve getirdi. isaretle, bunun bana kendilerinden, o kadar 
korkdugum miislimanlardan ikram edildigini bildirdi. Korka kor- 
ka onlara bakdigim zeman, onlardan biri samimi ve tatli bir gii- 
lumseme ile bana bakarak selam verdi. Ben de korkudan titreyen 
dudaklanmla guliimsemege cahsarak selamina mukabele etdim. 
Benim diisman zan etdigim bu adamlar, yerlerinden kalkarak ya- 
mma geldiler. 

Kalbim hala siddet ile carpiyor, (simdi bana saldiracaklar) di- 
ye bekliyordum. Halbuki, hepsi dostca etrafima dizildiler. Tekrar 
selam verdiler. Biri sigara uzatdi. Sigarayi yakarken, kibritin ver- 
digi lsikda, uzakdan vahsi goriinen bu adamlarm yiizlerinde cok 
mubarek bir ifade oldugunu hayret ile gordiim. Korkum biraz za- 
il oldu. Pek noksan Turkcem ile onlarla konusmaga gayret etdim. 
Dana agzimdan ilk Tiirkce kelimeler cikarken, onlarm yiiz ifade- 
leri busbiitiin giizellesdi. Artik dost olmusduk. Hancerle saldira- 
cak zan etdigim kimseler, beni evlerine da'vet etdiler. Bircok ik- 
ramlarda bulundular. Bana sefkat ellerini uzatdilar. Onlar yalniz 
benim istirahatimi, iyiligimi istiyorlardi. iste miislimanlarla ilk 
muarefem [tamsmam], boyle oldu. Ondan sonra, bircok hadiseler 
birbirlerini ta'kib etdi. Her yeni hadise, gozumde baska bir perde- 
yi acdi. islam memleketlerini birer birer ziyaret etdim. Bir miid- 
det, Istanbul Universitesinde okudum. Anadolunun ve Suriyenin 
giizel yerlerini ziyaret etdim. Bu arada Ttirkceden baska, Arabf 
ve Farisi de ogrenmis oldugumdan, Budapeste Universitesi beni 
(Islam Eserlerini Arasdirma) Enstitiisiine profesor olarak ta'yin 
etdi. Universitede asrlardan beri toplanmis bircok eski eserleri 
buldum. Bunlan incelemege basladim. Pekcok giizel seyler og- 
rendim. Bu esnada, islam dim hakkmda da bilgiler topluyordum. 
Bunlan inceledikce, islamiyyet kalbime niifuz ediyor ve ben oku- 
dugum kitablann [bunlarm arasmda ozellikle Kur'an-i kerim ile 

-243- 



Hadis-i serif kitablarimn] te'sfri altmda kahyordum. Nihayet, tek- 
rar sarka giderek bu sefer islam dfnini cok yakmdan tedkik etme- 
ge karar verdim. Bu seferki seyahatim, beni Hindistana gotiirdii. 
Ruhum bosdu. Ruhum susamisdi. Delhiye geldigim gece, rii'yam- 
da Muhammed "aleyhissalatii vesselam" bana goriindii. Uzerinde 
sade, fekat cok kiymetli bir elbise vardi. Bu elbiselerden bana 
dogru, cok giizel bir koku geliyordu. Kibar, cok guzel, sevimli, 
parlak yiizii ve nur sacan tath gozleri karsismda, dilsiz kalmisdim. 
Bana cok tath, fekat emr edici bir sesle ve arabi olarak, (Neden 
iiziiliiyorsun? Oniindeki yolu artik biliyorsun. Dogru yolun han- 
gisi oldugunu sececek bir seviyeye vardm. Hie durma ve hemen o 
yola gir!) buyurdu. Biitiin viicudiim titriyordu. Kendisine arabi 
olarak, (Ya Resulallah "sallallahu aleyhi ve sellem"! Sen Allahm 
Peygamberisin! Ben artik buna inandim. Fekat acaba miisliman 
olursam huzura kavusacak miyim? Sen cok biiyiik bir varhksm! 
Sen, biitiin dusmanlarim yendin ve daima dogru yolu gosterdin! 
Fekat, ben zevalli, aciz bir kul, gosterecegin yolda bulunabilecek 
miyim?) dedim. Muhammed "sallallahu aleyhi ve sellem" ciddi 
ciddi bana bakdi ve yavas yavas Kur'an-i kerimden meal-i serifi, 
(Biz dunyayi size bir mesken, daglari da dayanak olarak yaratma- 
dik mi? Sizleri rift olarak dunyaya getirdik ve size dinlenmek icin, 
uyku ni'metini verdik) olan, Nebe' suresinin yedi, sekiz, dokuz ve 
onuncu ayetlerini okudu. Bunlan soylerken, agzmdan cikan keli- 
meler, giimiis cmgiraklarm sesi gibi, tath tath cmhyordu. Kan ter 
icinde kalmisdim. (Allahim, ben artik uyuyamiyorum, etrafimda 
bulunan ve kalm ortiiler icinde sakh duran muammalan [anlasil- 
maz seyleri] cozemiyorum. Ya Resulallah, ya Muhammed "aley- 
hissalatii vesselam"! Bana yardim et, beni aydmlat!) diye bagir- 
maga basladim. Bir yandan da, o biiyiik Peygambere "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem" eziyyet vermekden korkuyordum. Buga- 
zimdan anhyamadigim sadalar cikiyor, cirpimyordum. Nihayet, 
kendimi bir bosluga yuvarlamyormus gibi his etdim ve tere bat- 
mis bir halde uyandim. Kalbim siddet ile atiyor, kulaklanm cmh- 
yordu. 

Cum'a gtinii, Delhide Sah cihan cami'inde soyle bir hadise ol- 
du. San sach, donuk beyaz yiizlii yabanci bir gene, ba'zi yash miis- 
limanlarm arasmda cami'e giriyordu. Bu bendim. Uzerimde bir 
Ffindli elbisesi vardi. Yalmz, gogsiime bana istanbulda verilen bir 
altm madalyayi takmisdim. Cami'deki miislimanlar, bana hayret 
ile nazar ediyorlardi. Ben ve arkadaslarim minberin yakmma va- 

-244- 



sil olduk. Biraz sonra, ezan sesi duyulmaga basladi. Cami'in icin- 
de bulunan yaklasik 4000 kisinin, sanki bir ordu gibi siir'at ile bir 
hizaya geldigini gordiim. Nemaz baslamrsdi. Ben de onlarla bera- 
ber nemaza durdum. Bu benim icin unutulmaz bir an idi. Nemaz 
bitip hutbe de okundukdan sonra, Abdiilhay beni elimden tuta- 
rak minbere gotiirdu. Minbere giderken, yere bagdas kurmus 
olanlara carpmamak icin, son derece dikkat ediyordum. Nihayet 
minberin yakinma vasil oldum ve merdivenlerini cikmaga basla- 
dim. Daha ilk adimlanmi atdigim zeman, beyaz sanklar altinda 
bulunan bircok yiizlerin, tarla icindeki papatyalar gibi, bana cev- 
rildigini goriiyordum. Minber etrafinda toplanmis olan ulema ba- 
na tesvik edici nazarlarla bakiyorlardi. Onlann bu bakisi, lazim 
olan kuvveti bana veriyordu. Minbere cikdim. Etrafima bakdim. 
Oniimde mu'azzam bir insan denizi vardi. Herkes basmi kaldir- 
mis, dikkat ile beni dinliyordu. Agir agir ve arabi olarak soze bas- 
ladim. (Ey burada hazir bulunan cok muhterem insanlar! Ben bu- 
raya uzak bir memleketden, orada ogrenemiyecegim seyleri og- 
renmek icin geldim. Burada maksadima kavusdum ve ruhum hu- 
zur ile doldu.) Sonra, onlara, tarihde islamiyyetin aldigi mevki', 
Allahu tealanm, biiyiik Peygamberi Muhammed aleyhisselamm 
elinde muhtelif mu'cizeler yaratdigini, bugiin islam devletleri, es- 
ki kudretlerini gayb etmislerse, bunun sebebinin, muslimanlarm, 
dinlerine, icab eden ri'ayeti gostermemeleri oldugunu anlatdim. 
Ba'zi miislimanlann, cok kerre insamn kendi basina birsey yapa- 
miyacagim, bunun icin, cahsmaga liizum olmadigim, ciinki her se- 
yin Allahu tealadan geldigini, insamn bunu degisdiremiyecegini 
soylediklerini, halbuki, Kur'an-i kerimde, Allahu tealanm (insan- 
lar kendilerini diizeltmedikce, hicbir seyin duzelmiyecegini ve 
kendileri gayret etmezlerse, hicbir seyi basaramiyacaklanm), 
(Cahsanlara yardim edecegini) beyan buyurdugunu have etdim. 
Kur'an-i kerimde, insanlann daima cahsmasi, aciz kalmamasi 
hakkinda yazih olan ayet-i kerimeleri ele alarak, bunlan birer hi- 
rer izah etdim. Nihayet, muhtasar bir dua yaparak minberden in- 
dim. 

Minberi terk ederken, gok gurultusii gibi, bir 'ALLAHU EK- 
BER!"! sesi cami'i cinlatdi. Biiyiik bir heyecan icindeydim. Etra- 
fimi goremiyordum. Refikim Aslamn beni kolumdan tutarak 
siir'at ile cami'den cikardigmm farkma vardim. (Neden boyle ace- 
le ediyoruz?) diye sordum. (Arkana bak!) dedi. Basimi arkaya ce- 
virdim. Aman Allahim, butun cema'at arkamdan kosarak bana 
yetismege cahsiyordu. Yamma geldiler. Bir kismi boynuma sanla- 

-245- 



rak beni kucakhyor, bir kismi ise, elimi opmege cahsryordu. Bas- 
ka bir kismi, onlara diia etmemi taleb ediyordu. (Allahim, benim 
gibi cok aciz bir kulun, onlann goziinde all bir insan olarak gortin- 
mesine miisaade etme!) diye yalvanyordum. O kadar mahcub ol- 
musdum ki, kendimi bu temiz muslimanlarm malini calmis veya 
onlara hryanet etmis zan ediyordum. iste o giin anladim ki, halkm 
begendigi bir politikacimn eline mu'azzam bir kuvvet geciyor! 
Eger boyle bir politikaci, halkm ona verdigi kuvveti fena kullamr- 
sa, memleket harab olur. 

O giin, biitiin musliman kardeslerime, cok aciz bir kul oldugu- 
mu soyliyerek evime dondiim. Fekat onlann dostlugu, sevgisi, ba- 
na karsi gosterdikleri hiirmet, haftalarca devam etdi. Bana, o ka- 
dar buyiik bir sevgi gosterdiler ki, bunun te'siri, hayatimm sonuna 
kadar bana kafi gelecekdir. 

38 
IBRAHIM VOO 

(Malayah) 

Ben, miisliman olmadan evvel katolik bir hiristiyandim. Misyo- 
nerler beni katolik yapmisdi. Fekat, bu dine bir diirlu lsmamiyor- 
dum. Ciinki, rahibler, iic Allaha inanmakhgimi istiyorlar ve sonra 
Isa-i rabbaniyi ya'ni [Isa aleyhisselamm etinin ekmek ve kaninm 
serab oldugunu temsil eden ayini] ve kudsi ekmege tapmak mec- 
buriyyetini emr ediyorlardi. Papamn, giinahsiz oldugunu ve o ne 
derse yapmak icab etdigini ve buna benzer aklm kabiil etmedigi 
bircok seyleri ogretiyorlar, bilhassa hiristiyanlann islam dinine 
diisman olmalan lazimdir, diyorlardi. Bunlara inamlmazsa, insa- 
nin mahv ve perisan olacagim soyliiyorlardi. Rahiblerden, soyle- 
dikleri seylerin ne demek oldugunu soruyor, onlardan akhmm ka- 
bul edecegi bir izah bekliyordum. Fekat hie biri, bu hususda tafsi- 
lat veremiyor, (Bunlar kudsi sirlardir. Kimsenin akh ermez) de- 
mekle iktifa ediyorlardi. Bir insan akh ermedigi bir seyi nasil ka- 
biil ederdi? Ben yavas yavas bu isde bir sakathk oldugunu, hiristi- 
yanhgin dogru bir din olmadigmi diisiiniiyor ve ondan biisbutiin 
nefret ediyordum. Hele, rahiblere baska bir dinden, mesela islamiy- 
yetden bahs edilse, hemen ifrit kesiliyorlar, (Muhammed bir yalan- 
cidir. Islam uydurma bir dindir) diye bar-bar baginyorlardi. (Peki, 
bu din, nicin yalanci bir dindir?) diye sordugum zeman, buna da bir 
cevab veremiyorlar, kekeliyorlardi. Onlann bu hali, beni islam di- 
nini yakmdan tedkik etmege sevk etdi. Malayada bulunan musli- 
manlarla temas etdim. Onlardan dinleri hakkinda bilgi taleb eyle- 
dim. Bunlar rahiblere hie benzemiyordu. Bana islamiyyet hakkin- 

-246- 



da cok giizel ma'lumat verdiler. Sunu da sozlerime Have edeyim ki, 
baslangicda kendileri ile adamakilli mtinakasa etdim. Fekat onlar, 
benim biitiin suallerime o kadar inandinci cevablar verdiler, bun- 
lan o kadar metanet ve sabrla karsiladilar ki, yavas yavas gozii- 
miin oniinde bir perde acildigmi, icime biiylik bir huzur ve ferah- 
lik geldigini his ediyordum. Bircok hurafelerle dolu olan hiristi- 
yanhgin tam aksine, bu dinde hersey akla uygun, mantiki ve fikri 
idi. Miislimanlar tek bir hahka [yaraticiya] inamyorlardi. Bu bii- 
yiik yaratici, insanlann gtinahkar oldugunu soylemiyor, onlara 
ni'metini bol bol ihsan ediyordu. Verdigi emrler arasinda, benim 
anlamadigim tek sey yokdu. ibadetleri, sirf Allahii tealaya hamd 
etmek icindi. Onlar muhtelif resmlere, isaretlere tapmiyorlardi. 
Kudsi kitablan olan Kur'an-i kerimin her ayetinin lezzetini ru- 
humda duyuyordum. ibadet icin muhakkak bir ma'bede gitmek 
mecburiyyeti yokdu. insan, evinde yahud herhangi bir yerde iba- 
det edebilirdi. Biitiin bunlar, o kadar giizel, dogru ve insani seyler- 
di ki, ben artik, hakiki Allah dfninin, muslimanhk oldugunu kabul 
etdim ve seve seve musliman oldum. 

39 
ISMA'IL WIESLEW ZEJILERSKI 

(Polonyah) 

1900 senesinde Polonyada Krokov sehrinde dogdum. Ailem 
Polonyanm ismi tarihe gecen meshur bir ailesidir. Babam tam bir 
ateist [dinsiz] idi. Fekat, buna ragmen cocuklannin katolik terbi- 
yesi almasina izn vermisdi. Polonyada cok katolik vardi. Annem 
de koyu bir katolik oldugundan, bizim de katolik olarak yetisme- 
mizi istiyordu. Ben, dine karsi biiyiik bir saygi sahibi idim. Gerek 
ferdin, gerek cem'iyyetin hayatmda dmin en muhim bir rehber ol- 
duguna inamyordum. 

Bizim aile, sik sik yabancilarla gorusiirdii. Babam gencliginde, 
cok seyahatlar yapmis ve bircok ecnebi ahbablar te'min etmisdi. 
Bundan dolayi biz, diger irklara, medeniyyetlere, dinlere karsi bir 
saygi besliyorduk. Kimseyi kimseden ayirmaz, her millete, her lr- 
ka, kisaca her insana karsi hiirmet duyardik. Ben kendimi Polon- 
yah degil, diinya vatandasi sayardim. 

Ailemin diinya islerinde dtisuncesi, tam (orta yolu tutmak) 
fikrine dayamyordu. Babam, hicbir is gorme adeti olmiyan aris- 
tokrat [imtiyazh] bir simfdan gelmis olmasma ragmen, tenbelligi, 
issizligi hie sevmez, herkesin muhakkak bir isi olmasim tavsiye 
ederdi. Diktatorltigiin temamiyle aleyhinde idi. Fekat, diinyada 

-247- 



kurulmus olan nizarm ve intizami bozacak bir sosyal inkilabi [dev- 
rimi] da asla kabul etmiyordu. Eski zemamn getirdigi adetlere bii- 
ytik bir saygisi vardi. Bunlarm bozulmasim istemiyordu. Kisaca, 
babam kurun-u viistamn [Orta cagin] modernlesmis ve orta yol- 
dan yiiruyen bir sovalyesi idi. Babamm bana verdigi Mr terbiye, 
beni bir miidekkik [arasdirmaci] yapmis, sosyal mes'eleleri aras- 
dirmaga baslamisdim. Diinyada coziilmesi lazim bircok sosyal, si- 
yasi, ekonomik problemler vardi. Bunlan cozmek ve dogru yolu 
bulmak icin ne yapmak gerekiyordu? Goriiyordum ki, insanlar bu 
islerde birbirinden cok uzak iki cebheye aynlmisdi. Bir tarafda ka- 
pitalizm, diger tarafda komiinizm. Bir tarafda baski ve teror, diger 
tarafda temamen basibosluk. Halbuki, insanlarm rahat ve huzur 
icinde yasamasi icin, bu iki cebhenin bir anlasmaya varmasi ve or- 
ta bir yol bulmasi icab ediyordu. Benim kanaatime gore insan 
cem'iyyeti, hiir, fekat disiplinli, bugtinkii hayat sartlarma uygun, 
fekat eski adetlere de saygili bir esasa dayanmak zorunda idi. 
(Tam orta yolda yiirumek) prensiplerine uygun olarak yetisdiri- 
len, benim gibi bir insanm boyle dusiinmesi gayet tabi'i idi. Bize 
(ilerlemis muhafazakarlar = Progressive Traditionalist) adini koy- 
muslardi. 

Onalti yasma basdigim zeman, (Acaba katolik dini, bu esasi 
kuramaz mi?) diye diisimmege basladim. Bunun icin, katolik dini- 
ni daha yakmdan inceledim. O zeman, kilisede bana telkin edilen 
akidelerin ba'zismm, bir dtirlu akhma yatmadigim gordiim. Bunla- 
nn en basinda tic tann mes'elesi geliyordu. Sonra isa-i rabbani [Isa 
aleyhisselamm etinin ekmege, kanmm seraba donmesi] inanci, Al- 
lahii tealaya diia ederken, muhakkak araya bir papaz koymak 
mecburiyyeti ve bizim gibi bir insan olan Papamn, gunahsrz oldu- 
gu iddi'asi, ya'ni ona bir nev' tannlik verilmesi, birtakim isaret, 
resm ve heykellere, ibtidai insanlar gibi tapilmasi, birtakim garib 
hareketler yapilmasi, beni yavas yavas hiristiyanlikdan nefret duy- 
maga sevk etdi. Bu dinin insanhgi felaketlerden halas etmesi soy- 
le dursun, esasi ciiriik ve hicbir kiymeti olmiyan batil bir inanis ol- 
dugunu diisiinmege basladim. Artik dine karsi temamen kayidsiz 
kaldim. 

Ikinci Cihan Harbinden sonra, icimde tekrar bir dine inanma 
ihtiyaci duydum. Farkma vardim ki, insanhk hicbir zeman dinsiz 
kalamaz. insanlarm ruhu dine muhtacdir. Din, en biiyiik rehber, 
en derin teselli menba'idir. Dinsiz insan mahv olmaga mahkum- 
dur. Insanlara en biiyiik fenalik, dinsizlikden gelmekdedir. Tam 
ve miikemmel bir cem'iyyet hayati yasayabilmek icin, insanlarm 

-248- 



birbirine baglanmasi, dogru yolda yiiriimesi, ancak din sayesinde 
miimkindir. Sunun da farkina vardim ki, bugiinkii mtitekamil bir 
insan, bugtintin hayat sartlarma, ilmin bugtin erisdigi dereceye uy- 
miyan, yalmz birtakim garib fikrlerden ibaret olan ve akl-i selfme 
uygun gelmiyen bir dini de kabtil edemez. Hiristiyanhk dini boyle 
idi. Acaba diger dinler nasildir diye merak ederek, diinyada bulu- 
nan biitiin dinleri tedkik etmege karar verdim. Amerikah Quaker- 
lerin dinini, Unitarianlan, hatta Behaileri bile tedkik etdim. Fekat 
bunlann hicbiri, beni temamiyle tatmm etmedi. 

Nihayet islamiyyeti kesf etdim. Elime Esperanto lisanmda ya- 
zilmis (Islamo Esperantiste Regardata) isminde bir kitab gecdi. 
Bu kitabi, miisliman bir ingiliz olan, isma'il Colin Evans nesr et- 
misdi. Iste bu kitab, beni 1949 senesinde, muslimanliga gotiiren 
rehber oldu. Onu okudum. Kahirede (Dar-ut-teblig-ul-islam) tes- 
kilatma miiraceat etdim ve onlardan muslimanlik hakkmda ma'lu- 
mat istedim. Oradan bana gonderilen, gene Esperanto dilinde ya- 
zilmis (Islamo Chies Religio) isminde bir kitab, benim mianirm te- 
mamladi ve miisliman oldum. 

Muslimanlik, cocuklukdan beri tasidigim diisiince, arzu ve te- 
mennilerime tarn cevab vermekdedir. islamiyyetde hem hiirriy- 
yet, hem de disiplin vardir. islamiyyet, Allahii tealaya karsi olan 
vazifelerimizi sayarken, diinyada da rahat ve huzur icinde yasa- 
mak icin lazim olan seyleri bildirir. islamiyyet, biitiin insanlar icin, 
hatta her canh icin, haklar tamr. ictima'i mes'elelerde, islamiyyet 
en miihim problemleri en dogru tarzda cozmiisdiir. Ben bir sosyo- 
log olarak, islamiyyetdeki (zekat) ve (Hac) vazifelerinin buyiiklii- 
giine ve miikemmelligine hayran kaldim. Kendisine, diinya malm- 
dan fazla pay verilmis kimsenin, mahmn belli bir kismim fakirlere 
dagitmasi [zekat] ve zengin, fakir, biiyiik rtitbeli, kiiciik riitbeli, 
yash, gene, tiiccar, esnaf, asker, biitiin miislimanlarm bir araya ge- 
lerek yanyana Allahii tealaya ibadet etmeleri ve birbirini tanima- 
lan [cema'at ile nemaz ve hac], bugiin sosyal ilmlerin erismek is- 
tedigi ve bir diirlii vasil olamadiklan yiiksek gayelere, islam dini- 
nin cokdan vardigmi gostermekdedir. islam dini bu sayede, kapi- 
talizm ile komiinizm arasmda en miikemmel vasat yolu gostermis, 
biitiin insanlarm arzuladigi hususlan te'min etmisdir. islamiyyet, 
hangi irk, hangi milliyyet, hangi sosyal derece, hangi renkden ve 
dilden olursa olsun, diinyadaki biitiin insanlan bir araya getirebi- 
len, onlara aym haklan veren, servet farkim, ictima'i [sosyal] yar- 
dimi ayarlayan, aym zemanda onlara Allah korkusunu da asilaya- 
rak, maddive ma'nevi disiplini saghyan mu'azzam bir dindir. Isla- 

-249- 



miyyetde tenkid edilen poligami [ya'ni teaddiid-i zevcat, birkac 
kadmla evlenmek] bile, insanlarm biyolojik ihtiyacma gore bildi- 
rilmis bir keyfiyyet olup, hie bir zeman tek kadmla yasamayan ka- 
toliklerin, iki yiizlii monogamisinden [tek kadinla evlenmek] daha 
diiriist bir hiikmdiir. 

Son soz olarak, Allahu tealaya, bana dogru yolu gosterdigi ve 
beni kendi rizasma kavusduran hak yola kavusdurdugu icin 
hamd-ii sena ederim. 

40 
MU'MIN ABDURRAZZAK SELLIAH 

(Sri-Lankah = Seylanh) 

Bir zemanlar, islamm en biiyiik diismamydim. Ciinki, biitiin ai- 
le efradim, biitiin tamdiklarim bana islamm sacma sapan, uydur- 
ma ve insam dogru Cehenneme gotiirecek bir din oldugunu soylii- 
yor ve benim miislimanlarla konusmami men' ediyorlardi. Ben de 
miislimanlan gordiikce hemen kaciyor, arkalarmdan onlara la'net 
ediyordum. O zemanlar, ru'yamda, birgiin bu dim yakmdan tedkik 
ederek ona hayran kalacagimi ve miislimanligi kabtil edecegimi 
gorseydim, muhakkak hayra yormazdim. 

Nicin miisliman oldum? Buna verecegim cevab cok kisadir. is- 
lamda beni kendisine ceken en biiyiik meziyyet, bu dinin cok sa- 
de, tertemiz, gayet mantiki, herkes tarafmdan kolayhkla anlasila- 
bilen, bunun yanmda, icinde cok derin nasihatlar ve hikmetler bu- 
lunan bir din olmasidir. islam dinini daha tedkik etmege baslar 
baslamaz, benim iizerimde biiyiik bir te'sir yapdi ve onu hemen 
kabul edecegimi anladim. 

Ben hiristiyan terbiyesi gordiim. Elime verilen incilden daha 
krymetli bir din kitabi bulunmadigini zannediyordum. Fekat 
Kur'an-i kerimi okumaga baslaymca, bu kitabin elimdeki incilden 
kat kat iistiin oldugunu, bana incilin ogretmedigi bircok giizel sey- 
leri ogretdigini hayret ile gordiim. Hiristiyan dininde, akl-i selimin 
kabul edemiyecegi bircok efsane, garib i'tikadlar vardi. Kur'an-i 
kerim, biitiin bunlari red ediyor, insanlara onlarm anhyacagi ve 
her bakimdan dogru bulacagi esaslan ogretiyordu. Yavas yavas 
incil goziimden diismege basladi. Artik, iki elimle Kur'an-i kerime 
sanlmisdim. Onda okudugum her seyi anhyor, begeniyor, hayran 
oluyordum. Demek oluyor ki, hak din, islam dfni idi. Bunu idrak 
edince, islamiyyeti kabtile karar verdim ve iman ederek huzur ve 
sevgi dinine kavusdum. 

-250- 



islamiyyetde en cok begendigim ve beni kendisine kuvvet ile 
cezb eden husus, muslimanlarm birbirini kardes kabul etmesidir. 
Renk, irk, meslek, milliyyet, memleket farki olmadan, diinyada 
biitiin muslimanlar, birbirlerini kardes bilirler, severler, birbirleri- 
ne iyilik etmegi, yardim etmegi mukaddes vazife kabul ederler. in- 
cilin (Komsunu kendin gibi seveceksin) ka'idesi, ancak miisliman- 
larda vardir. Diger dinlerin hicbirinde yokdur. islamiyyetdeki kar- 
deslik, yalniz lafda kalan bir baglilik degildir. Diinyadaki biitiin 
muslimanlar, her zeman, her yerde, birbirini tanisin, tammasm, 
daima el ele verirler, birbirlerine yardima kosarlar. 

islamiyyetde takdir etdigim ikinci bir husus da, bu dinde hicbir 
hurafenin, anlasilmaz bir hususun bulunmayisidir. Miislimanhk 
ahkami, mantiki, pratik, akli ve moderndir. islam dini, tek bir ha- 
lik [yaratici] tanir. Ruh-ul-kuds kelimesi Kur'an-i kerimde vardir. 
Fekat bu, Allahii tealamn kudsiyyeti veya Cebrail ismindeki me- 
lek ma'nasina gelir. Ayn bir ilah degildir. islamin ahkami, ya'ni 
emr ve yasaklan, son derece sade, mantiki ve her bakimdan, en 
modern yasama tarzma uygundur. Biitiin diinyamn kabul edebile- 
cegi tek hak din, islam dinidir. 

TENBIH: Ruh-ul-kuds kelimesi, Kur'an-i kerimde birkac su- 
rede vardir. Bulunduklan yere gore, cesidli ma'nalara geldigi, tef- 
sir kitablarmda yazihdir. Kisaca, Cebrail ismindeki melek, Allahii 
tealamn hayat verici, koruyucu sifatlan, Isa aleyhisselamm riihu, 
incil kitabi ma'nalarma gelmekdedir. Kelimenin ma'nasi, temiz 
ruh demekdir. 

41 
FARUK B. KARAI 

(Zengibarh) 

Miislimanhgi, biiyiik Peygamber Muhammed aleyhisselama 
hayran oldugum icin kabul etdim. Zengibarda bircok miisliman 
ahbabim vardi. Miislimanhk hakkmda cok giizel seyler anlatiyor- 
lardi. Bana verdikleri miislimanhga aid kitablan aile fertlerimden 
gizli olarak okuyordum. Nihayet, 1940 senesinde, ne olursa olsun, 
miisliman olmaga karar verdim. Ailemin israrlarina ve o zemana 
kadar menstib bulundugum Parsi dminin rahiblerinin tazyiklerine 
ragmen, miisliman oldum. Bu sebebden basima neler geldigini, ne 
gibi zorluklarla karsilasdigimi uzun uzadiya anlatmiyacagim. Ai- 
lem beni, imandan mahrum etmek icin akla sigmaz vasitalara bas- 
vurdu. Bana cok eziyyet etdiler. Fekat, bir kerre hidayete erisdik- 
den sonra, her cins tehdide mukavemet ederek, hak dinime kuv- 

-251- 



vet ile sanldim. Simdi tek Allahi ve Onun son Peygamberi Mu- 
hammed aleyhisselami, cammdan cok seviyorum. 

Ailemin bana cikardigi her diirlii miiskillere, Cebel-i tank ka- 
yalan gibi karsi koydum. Bu zorluklarla ugrasirken (Ben Allahii 
tealanm emr etdigi yoldayim. Allahii teala her seyin dogrusunu bi- 
lir ve beni korur) i'tikadim bana kuvvet ve cesaret veriyordu. 

Guyratide Kur'an-i kerimi okuyup tedkik etmek firsati bul- 
dum. Kur'an-i kerimi okudukca, ona temamen baglandim. Diinya- 
da baska hicbir dfnin insanlara dogru yolu gosteremiyecegine bii- 
ttin kalbimle inandim. Kur'an-i kerim, insanlara sadelik icinde ya- 
samagi, kardesligi, esitligi ve insanhgi ogreten, diinyada ve ahiret- 
de rahat ve huzur icinde bir hayat bahs eden mukaddes bir kitab- 
dir. Insanlar icin en biiyiik rehber olan, Allahii tealanm bu kitabi- 
nin getirdigi islam dmi, diinyamn sonuna kadar devamh kalacak- 
dir. 

42 

KAPTAN KUSTO 

(Fransiz) 

[Fransada muslimanhk, her san'atda, her cihetde sohret kazan- 
mis kimseler arasinda hizla intisar ediyor. Hiristiyanhgi birakarak 
Islam dmini tercih edenlerin adedi yiizbine ulasdi. Katolikligin 
Fransada en yiiksek makami olan "Paris Arsovekligi" bu rakami 
tasdik eyledi. 

Islam dinini tercih edenlerin sadece issizler, memurlar degil, 
her cihetde sohret kazanmis kimseler olmasi, nazar-i dikkati celb 
etmekdedir. 

Miislimanhgi tercih edenlerin arasinda denizalti arastirmalan 
ile biitiin diinyamn yakmdan tamdigi Kaptan Kusto yer ahyor. 

Fransada diinyaca meshur kimselerin miislimanhgi kabul et- 
melerinin te'sirleri devam ederken, diinyamn en meshur denizalti 
kasiflerinden Kaptan Kusto, islam dinini tercih etmekle hayatimn 
en dogru karanm verdigini soyledi. 

Televizyonda yaymlanan (Yasayan Deniz) programi ile okya- 
nuslarm sirlanm bir bir gozler oniine getiren Kaptan Kusto, islam 
dinini tercih etmesine asl sebeb olan vak'amn, Atlas Okyanusu ile 
Akdeniz sulannin birbirine karismadigmi tesbit etdikden sonra, 
bunun 1400 sene once diinyaya indirilen Kur'an-i kerimde beyan 
buyuruldugunu gormesi oldugunu bildirdi.] 

Kaptan Kusto, islam dinini tercih etmesine sebeb olan hadise- 

-252- 



yi soyle anlatdi: 

(1962 senesinde Alman ilm adamlan, Aden korfezi ile Kizilde- 
nizin birlesdigi Mendeb bogazmda, Kizildenizin suyu ile Hind Ok- 
yanusunun suyunun birbirine karismadigim bildirmislerdi. Biz de, 
Atlas Okyanusu ile Akdenizin sulannin birbirine kansrp, kansma- 
digini tedkik etmege basladik. Evvela, Akdenizin kendine has si- 
cakligi, tuzlulugu ve kesafeti ile ihtiva etdigi canlilan tesbit etdik. 
Aym tedkikati Atlas Okyanusunda tekrarladik. iki su kiitlesi bin- 
lerce seneden beri Cebelitank bogazmda birlesiyordu. Bu vaz'iy- 
yetde, iki su kiitlesinin kansmasi ile tuzluluk, kesafet gibi unsurla- 
nn birbirlerine miisavi, hie olmazsa yakm olmasi icab ediyordu. 
Halbuki, her iki denizin en yakin kismlarmda bile deniz suyu ken- 
di hassasim koruyordu. Ya'ni, iki denizin birlesme noktasmda bir 
su perdesi iki deniz suyunun birbirine kansmasma mani' oluyordu. 
Bu hali anlatdigim Profesor Maurice Bucaille, bunda sasilacak bir 
sey olmadigini, islamin kudsi kitabi Kur'an-i kerimin bunu acik bir 
seklde yazdigini soyledi. Hakikaten bu hal Kur'an-i kerimde dos- 
dogru aciklamyordu. Bunu ogrenince Kur'an-i kerimin (Allahii te- 
alanin kelami) olduguna inandim. Hak din olan islamiyyeti sec- 
dim. Islam dini, manevi giicii ile bana gayb etdigim oglumun acisi- 
na dayanma sabnm verdi.) 

ilfihi ncdir bu ask, yakdi cismii canimi? 
bundaki zevk baskadir, duyulur izhar olmaz. 
Ne tarafa giderhn, bnukip sultanuni, 
seni sevdi bu goniil, disc ele yar olmaz! 

Herkese nasib olmaz, huzurundaki anlar, 
ebedi hatiradir, bu bulunmaz zemanlar. 
Kadrinizi biz gibi, bir nebze anlayanlar, 
derler ki, bu devrde, sen gibi serdar olmaz. 

Feth etdiniz kaibimi, gizii bir miftah ile, 
bundan soma, nefsimin isyanlari naGle! 
Her biilbul asik olur, boyle vefab giile, 
kim demis zemherirde, ihk bir behar olmaz. 

Her soziinuz kalbime ab-i liny fit katresi, 
senden baska ruhumun yok kurtulus caresi. 
Ey! Cihanm su anda, bir teki, bir danesi! 
biz giinahkarlar kin, bundan biiyiik kar olmaz! 



253 



-7- 

MUSLiMANLIGI KABUL EDENLERIN 
BEYANLARINDAN ALINAN NETICE 

Kendi dinlerini degisdirerek islamiyyeti kabul eden, muhtelif 
irk, memleket ve meslekden insanlann islamiyyeti nicin kabul et- 
diklerine dair, cok yerleri birbirinin aym olan acik ve samimi be- 
yanlanndan, dinimizin diger dinlerden olan farki ve iistunlugii 
kendi agrzlanndan soylece meydana cikmakdadir: 

- Islam dini, tek halik [yaratici], tek ma'bud tanir. Bu tek 
ma'budun ismi, Allahii tealadir. insanlann akl-i selimi, onlara tek 
Allah oldugunu telkin eder. Diger dinlerde bulunan birden fazla 
ma'bud mefhumunu [kavrammi] aklli bir insan kabul edemez. 

- islam dini, insanlara yalmz ruhi bilgiler vermekle kalmaz, ay- 
ni zemanda onlara dlinyada ne yapmalan gerekdigini bildirir ve 
onlara rehber olur. 

- Hiristiyanlar, insanlann giinahkar olarak dogdugunu, diinya- 
da ancak keffaret vermek ve azab cekmek icin bulundugunu iddi'a 
ederken, islam dini, insanlann ma'sum [giinahsiz] dogdugunu, her 
cocugun, Allahii tealanm sevgili kulu oldugunu, akil, balig olan in- 
sanlann kendi yapdigi isden mes'ul bulundugunu, dogru yolda kal- 
diklan miiddetce, ahiret ni'metlerinden de bol bol faidelenebile- 
ceklerini soyler. 

- islamiyyet, ibadet, diia ve tevbe etmek icin, kul ile Allahii te- 
alanm arasma kimseyi sokmaz. Bunlan yapmak icin papaza ihtiyac 
yokdur. 

- islamiyyet hangi irk, renk, dil ve memleketden olursa olsun, 
biitiin miislimanlarm birbirinin kardesi oldugunu bildirir. islam di- 
ninde, Allahii tealanm huzurunda herkes birbirine mtisavidir. Ne- 
maz kilarken, en biiyiik riitbeli bir miisliman ile en kiiciik riitbeli, 
en zengin ile en fakir, bir beyaz ile bir zenci miisliman yanyana du- 
rur ve Allahii tealaya birlikde secde ederler. 

- islamiyyetde, Peygamberler "aleyhimusselam", bizim gibi bir 
insandir. insanlann, her bakimdan en iistuniidiirler. Vazifeleri, Al- 
lahii tealanm emrlerini bize bildirmekdir. Giizel ahlak ve seciyye- 

-254- 



leri sebebi ile, Allahii teala onlan secmis, kendilerine bu vazifeyi 
vermisdir. Simdiye kadar gelmis biitiin Peygamberleri "aleyhi- 
mussalevatii vetteslimat" islam dmi kabul eder ve onlara hurmet 
eder. 

- Islam dmi, cok mantikibir dindir. Kur'an-i kerimde anlasilmi- 
yan ve hayat sartlarma ve fen bilgilerine uymiyan bir tek hiikm 
yokdur. Verdigi emrler gayet faidelidir. islam dininde hurafeler 
yokdur. Putlara, resmlere, heykellere tapmak gibi, ancak ibtidai 
kavmlerin ve puta tapanlarm kabul etdigi ve hala hiristiyan dinin- 
de bulunan akl almaz hususlar, islam dininde bulunmaz. 

- Hiristiyanlik, insani sadece Allahii tealadan korkutur. isla- 
miyyet ise, insana Allahii tealayi sevdirir. Mtisliman, Allahii teala- 
nm kendisini sevmiyeceginden korkar. 

- Miisliman olmak icin kimse kimseyi zorlamaz. Kur'an-i ke- 
rimde Bekara suresinin ikiyiizellialtinci ayetinde mealen, (Zorla 
dine sokmak yokdur) emri vardir. Halbuki hiristiyan misyonerler, 
insanlan zorla veya menfe'at va'd ederek hiristiyan yapmaga ugra- 
sirlar. 

- islamiyyetde ibadetler, yalniz Allahii tealaya siikr etmek, 
Onun sevgisini kazanmak icin yapihr. ibadet saatleri muayyen ol- 
dugundan, bunlar insanlan intizama, senede bir ay tutulan oruc 
ise, iradesini kuvvetlendirmege ve nefsine hakim olmaga ahsdinr. 

- islamiyyet, temizlige cok ehemmiyyet veren bir dindir. ibade- 
te baslamadan evvel, viiciid temizligini emr eden yegane din, isla- 
miyyetdir. Diger dinlerde boyle birsey yokdur. islamiyyetde, iba- 
detler kisa oldugu icin, bunlar gunliik hayat iizerinde aksi bir te'sir 
yapmaz. 

- Hiristiyan rahiblerin va'zlarmda soyledikleri, fekat kendileri- 
nin ve diger hiristiyanlarm hicbir zeman yapmadigi hilm, yardim ve 
merhamet gibi iyi huylar, yalniz miislimanlarda vardir. 

- islamiyyet, iktisadi bakimdan kapitalist ve komiinist diisiince- 
leri red eder. Fakiri korumus, zengini de zem etmemisdir. Zengin- 
lerin, fakirlere zekat ve sadaka vermesini emr etmisdir. Aynca 
diinyadaki cesidli millet ve irklara mensub miislimanlan bir araya 
getirerek [Hac gibi], diinyada en miikemmel ictima'i [sosyal] niza- 
mi ta'yin etmisdir. 

- islamiyyet, alkollii ickileri, kuman ve uyusturucu maddeleri 
haram etmisdir. Diinyadaki en biiyiik fenahklar, bu iic beladan ha- 
sil olmakdadir. 

-255- 



- insanlarm oldukden sonra ne olacaklanm, ahiret hayatim, 
hallerini hicbir hiristiyan din adami izah edemiyor. Bunu, en giizel 
ve en mufassal seklde izah eden din, islamiyyetdir. 

- islamiyyet, fakirlere, kimsesizlere, musafirlere ve hangi din- 
den olursa olsun, yabancilara yardim etmegi emr eden tek dindir. 

- islamiyyet, kimseden, anhyamadigi seyleri kabul etmesini is- 
temez. Diger dinlerde oldugu gibi (sir) kabul edilen akideleri yok- 
dur. 

- islamiyyetde, herhangi bir isde evvela Kur'an-i kerime miira- 
ce'at etmek, orada bulamadigi hususlan Resulullahm "aleyhisse- 
lam" siinnetinde aramak, orada da bulunmadigi hususlar icin, akl-i 
selime gore ehl olanlann ictihad etmesi [o isin hiikmunu beyan et- 
mesi] esasdir. 

- islamiyyet, en yeni bir dindir. Kur'an-i kerim, ilk giiniinden 
bugiine kadar hie bozulmadan, bir kelimesi bile degismeden gel- 
misdir. icinde, her ihtiyaci karsilayacak ahkam [hiikmler] vardir. 
Bu, o kadar acikdir ki, artik baska bir din gelmiyecegi, insanlarm 
dini ihtiyaclannin temamiyle te'min edilmis bulundugu, islam dmi- 
nin hakiki Allah dini oldugu kendiliginden meydana cikar. 

- islamiyyetde, her yerde ibadet etmege musa'ade edilmisdir. 
ibadet icin muhakkak cami'e gitmek mecburiyyeti yokdur. Bir 
musliman, bir baska dinin ma'bedine tecavuz etmez ve mecbur 
olunca bir kilisede de nemaz kilabilir. 

- islamiyyet, kadmlara cok kiymet vermis, onlara en buyuk 
haklan tammisdir. islam dininde birkac kadmla evlenmek gibi bir 
emr yokdur. islam dini, bu hususda belirli bir adedi gecmemek ve 
ba'zi haklara riayet etmek sartiyla izn vermisdir. islam dini zuhur 
etdigi zeman, Arablar istedikleri kadar kadinla, onlara hicbir hak 
tammaksizm birlikde yasarlardi. islamiyyet, kadmlan bu feci va- 
ziyyetden kurtarmis, onlarin haklanm korumusdur. Muhammed 
aleyhisselam, (Cennet analann ayagi altindadir) buyurarak, kadm- 
lara mumtaz [seckin] bir mevki' vermisdir. Hicbir dinde bu imtiyaz 
yokdur. 

- islamiyyet, insanlan, cahsmaga, faideli seyleri ogrenmege, 
once kendi akh ve gayreti ile is gormege basladikdan sonra, Alla- 
hu tealadan yardim istemege da'vet eder. (Bir saat tefekkur etmek 
ve faideli is gormek, bir sene [nafile] ibadete miisavidir) diyen bas- 
ka hicbir din yokdur. 

- islamiyyet, run ve beden temizligidir. Bu ikisini miisavi tutar. 

-256- 



islamiyyetde, yalmz sevgi, giiler yiiz, tath soz, dtirtistliik ve iyilik 
etmek vardir. 

- islamiyyet Allahii tealayi (Rabbiil'aleinin) ya'ni biitiin alem- 
lerin Allahi oldugunu beyan etmisdir. Baska dinlerde oldugu gibi, 
yalmz o dine mensub olanlann Allahi olarak diisuniilmez. 

- Teselli anyan bir zevalli, bunu ancak Kur'an-i kerimde bulur. 
Kur'an-i kerimde, muhtaclan teselli eden, onlan ferahlatan, ne 
yapmalan lazim oldugunu ogreten bircok guzel nasihatler vardir. 

HULASA 

Hicbir cebr altmda kalmadan, sirf kendi dtisiinceleri ve dinleri 
birbiri ile karsilasdirmalan neticesinde, islam dinini seve seve ka- 
bul eden, muhtelif millet ve memleketlerden ve meslek ve tabaka- 
dan insanlarm, islam dini hakkmda soyledikleri bu giizel, acik, 
candan sozlerini okuyunca, insan musliman olduguna ne kadar 
siikr ediyor ve dini ile ne kadar iftihar ediyor! insanlar, alisdiklan 
ve gayet tabi'i bulduklan bircok seylerin baskalan tarafmdan bii- 
yiik takdirle karsilanmasma hayret eder. Tek Allaha inanmak, 
kardeslik, giiler yiizliiliik, diirtistluk, merhamet, miisafirseverlik, 
baskalarma yardimci olmak, vatanmm yiikselmesi icin her careye 
basvurmak, dini, imam, namusu korumak icin camm feda etmek 
gibi iyi huylar sebebi ile, islamiyyet, propaganda yapilmadan ve 
hiristiyan misyonerlerin bagh oldugu zengin teskilatm yapdigi gi- 
bi, avuc dolusu para sarf edilmeden, diger dinlere tercih edilmek- 
dedir. 

islamiyyetde fena diisiinceler, zararh hareketler yokdur. isla- 
miyyeti, sahsi menfe'atlerine, politikalarma, kotii ideolojilerine 
alet etmek isteyen miinafiklar ve bid'at ehli olanlar vardir. (Ehl-i 
siinnet) ya'ni dogru imanh firkadan olan hakikibir musliman, bun- 
lann aleti olamaz. Bunlarm aldatmasi sebebi ile, dogru imanini 
bozmaz. Musliman, hangi dinden olursa olsun, hie kimsenin hakki- 
na tecaviiz etmez. Peygamberimizin "aleyhisselam" haber verdigi, 
yetmisiki bozuk firkadan birinde bulunan kimse, sapikdir. Bu kita- 
bimizm birinci kismmda uzun uzadiya izah etdigimiz gibi, Ehl-i 
siinnet i'tikadinda olan hakiki musliman, bes vakt nemaz kilan, 
tertemiz bir kimsedir. islamiyyet, bir din kardesine, saka olsa bile, 
silah tutmagi haram etmisdir. 

Allahii tealamn her ni'metine malik olan, iyi iklim, bol su, zen- 
gin ma'den kaynaklanyla diinyada esi bulunmayan vatammiz Tiir- 
kiye, Ehl-i siinnet i'tikadinda olan hakiki miislimanlara muhtac- 

— 257 — Herkese Lazim Olan Iman: F-17 



dir. Ancak bu hakiki muslimanlar, el ele vererek, birbirlerini saya- 
rak, severek, koruyarak, miisliman ismini tasiyan bid'at ehlinin ve 
islam dtismanlannm sacma ve sapik nesriyyatim red ederek, dur- 
madan cahsarak, yirminci asnn fen ve teknolojisine ulasarak ve 
hatta onu da gecerek, bu kudsi vatam layik oldugu dereceye eris- 
direbilirler. Allahii tealayi, Ehl-i siinnet alimlerinin bildirdikleri 
gibi tammayan, halale, harama ehemmiyyet vermeyip, kendisine 
asilanmis yabanci fikrlere aldanarak, din kardeslerine diisman 
olan bid'at sahiblerinden bu memlekete hayr gelmez. Bunlarm 
ruhlari hastadir. Bir makine, bir hayvan gibi, kimin eline gecerler- 
se, onun istedigini yaparlar. Memlekete en biiyiik fenahgi yapan 
bunlardir. Allahii teala, bizi bu gibi zararh bid'at sahiblerinin ser- 
rinden muhafaza buyursun! Islamiyyeti tercih eden fen ve siyaset 
adamlan, (Insamn ruhu bos kalirsa, onda faide yokdur. Bu boslu- 
gu ise, ancak hakiki bir din doldurur) demekdedirler. Ruhu miisli- 
manhkla temizlenmis olan ve haramlardan sakinan bir kimse, hie 
bir kotii propagandamn esiri olmaz ve Ehl-i siinnet alimlerin ki- 
tablarmda yazih olan dogru yolda yiiriiyerek, miisliman kardesle- 
ri ile el ele verip, dinine ve memleketine hizmet eder. Boylece, 
hem bu diinyada, hem de ahiretde Allahii tealamn lutf ve inayeti- 
ne kavusur. 

Eskiden tek tarafli diisiinen islam diismanlari, daima islam di- 
nini kotiilemege cahsirlar, bu hak dinin esaslanm degisdirmege 
kalkarlar, kisaca, bircok haksizhklar yaparlardi. Boyle kitablarm 
cogu, hiristiyanlar ve miisliman ismini tasiyan bid'at firkalan tara- 
fmdan nesr edilmisdir. Avrupada, islam dinini tedkik etmeden, 
muslimanlari, dinsiz, seytana tapan, her fenahga miisa'ade eden, 
zalim, yalanci, kadinlan adi bir mal sayan insanlar olarak tamtan, 
bozuk kitablar vardir. Sarkda da, boyle sapik kitablar nesr olun- 
musdur. Bugiin, insanlar, birbirlerini daha iyi anladikca ve birbir- 
lerinin kitablarmi okudukca, dogru kitablar yayilarak, eski nefret 
hissi, takdire donmekdedir. Vaktiyle, hiristiyanlan, miislimanlarla 
ve bid'at firkalarmdaki sapik muslimanlari, Ehl-i siinnet i'tikadin- 
daki hakiki miislimanlarla savasa tesvik eden boliicii, yikici diisiin- 
celer azalmrsdir. 

Simdi, hiristiyanlar dinlerindeki noksanlan anlamakda, bunlan 
tashihe cahsmakdadirlar. Bu kitabi hazirlarken, bize Hindistandan 
bir mektub geldi. Bu mektubla beraber, oradaki hiristiyan misyo- 
nerlerin dagitdigi, bir (Aciklama) da gonderilmisdi. Bunda soyle 
deniliyordu: (Allah hepimizi yaratdigi icin, biz hepimiz Allahm og- 
lu veya kiziyiz. Sen de, Allahin bir oglu veya kizism. incilde oku- 
dugun, Allahin oglu ifadesi, Allahin kulu demekdir. Ya'ni, Isa 

-258- 



aleyhisselam, Allahm ogludur demek, Allahii teala Onu, sen ve 
ben gibi yaratmisdir demekdir. Yoksa, Allahla baska bir yakinhgi 
yokdur. Ruh-ul-kudse gelince, bunun ma'nasi, Isa aleyhisselama 
verilen biiyiik ma'nevi kudret demekdir. Bunu ayn bir ilah diye 
kabul etmek hatadir. incilde (Uc Tann = Teslis) diye birsey yok- 
dur. Allah birdir. tic ma'buda inanmak yanhsdir. insanlarm gii- 
nahkar olarak dogduklan hakkmda size simdiye kadar ogretilen 
hususlar da yanhsdir. Herkes Allahii tealaya karsi sirf kendi yap- 
diklarmdan mes'uldiir.) 

Goruliiyor ki, hiristiyan papazlar bile, teslisin ne kadar ma'na- 
siz birsey oldugunu anlamislar ve onu tashihe kalkmislardir. Bu da 
gosteriyor ki, btitun insanlar (Tek ma'buda) iman etmek etrafinda 
toplanmakdadirlar. Bu doniis, islam dmine daha cok yaklasmak 
demekdir. Ummid ederiz ki, bir gun gelecek, islam dini butiin diin- 
yayi kaphyacakdir. Yoksa, insanlar temamiyle dinsizlesecek, bu da 
beseriyyetin felaketi olacakdir. 

Kitabimizm bu kismim Kur'an-i kerimde (Nasr) suresinin me- 
al-i alisini tekrarhyarak bitiriyoruz: (Allahii tealamn yardimi ve za- 
fer giinii gelip, insanlarm, Allahii tealamn dinine akin akin girdik- 
lerini goriince, Rabbini tesbih et! Ondan afv dile! Ciinki O, tevbe- 
leri daima kabul eder). 



ISTIGFAR DUASI 



Istigfar etmek, (Estagiirullah min kiilli ma kerihallah) veya ki- 
saca (Estagfirullah) demekdir. Bunun ma'nasi, (Ya Rabbi! Begen- 
medigin seylerden birini yapdim ise, beni afv et! Yapmadiklanmi 
yapmakdan da beni koru!) demekdir. istigfar diiasi, (Estagfirulla- 
hel'azim, ellezi la ilahe ilia huv el hayyel kayyiime ve etubii 
ileyh)dir. 

Muhammed Ma'sum hazretlerinin 2.ci cildi, 80. ci mektubunda- 
ki hadfs-i serifde buyuruldu ki, (istigfar diiasina devam edeni, Al- 
lahii teala derdlerden kurtarir ve ummadigi yerden rizklandirir). 

Bu fakir, farz nemazlardan sonra, tic kerre bu diiayi okuyorum. 

Bu diiayi okudukdan sonra, yalmz (Estagfnullah) okuyarak 
yetmise temamhyorum. istigfar etmek, oliimden baska, her derd- 
den kurtarir. Eceli gelenin de, agnsiz, sikintisiz olmesine yardim 
eder. 



259- 



-8- 

HILYE-i SE'ADET 

Eshabma nasihatdan soma, 
Fahr-i alem dedi, benden sonra, 

Hilye-i pakimi, gorse biri, 
olur o, yiiziimii gormiis gibi. 

Gbrdiikde, hubbu hasil oka, 
ya'ni, hiisniime asik olsa. 

Beni gormegi etse arzu, 
kalbi, sevgimle olsa dolu. 

Cehennem olur, ona haram, 
Rabbim, Cenneti eder ikram. 

Dahi, hasretmez ciplak, am Hak, 
olur guframna, Hakkm miilhak. 

Dc nildi ki, hilye-i Resuli, 
sever ek yazsa, birinin eli, 

Eder Hak, onu korkudan emin, 
beta He dolsa, ruy-i zemin. 

Hastahk gbrmez, diinyada teni, 
agri cekmez hie, biitiin bedeni. 

Giinah etmis ise de, bu adam, 
Cehennem cismine, olur haram. 

Ahiretde azabdan kurtulur, 
diinyada her isi, kolay olur. 

Hasreyler, am hem, Rabb-i celle, 
diinyada, Resulii gorenlerle. 

Hilye-i Nebiyi, giic iken beyan, 
baslanz, ona oldukca imkan. 

Sigmarak Ziilcelale, 
vast ederiz acizane. 

-260- 



Ittifak etdi, bu sbzde iimem, 
kirnuzi beyazdi, Fahr-i idem. 

Miibarek yiizii, halis ak idi, 
GUI gibi, kirmizimtirak idi. 

Inci gibi, yiiziindeki teri, 
pek hos eylerdi, giizei cevheri. 

Terleyince, O menba'i siirur, 
dalgalamrdi sanki, bahr-i nur. 

Gdrtintirdti gozii, daim siirmeli, 
kaibleri cekerdi, giizei gozleri. 

Aki, beyaz idi gayetie, 
medh eyiedi Rabbi, ayetle. 

Siyahi amn, degiidi ufak, 
bir idi ona, yakuila uzak. 

Geni$, giizei ve iatifdi gozii, 
nur sacardi hep, miibarek yiizii. 

Kuvve-i basira-i Mustafavi, 
gece giindiiz gibi, oiurdu kavi. 

Bakmak arzu etseydi, bir yere, 
cism-ipaki de donerdi bile. 

Busu tabV ederdi cesedi, 
bunu terk etmemisdi ebedi. 

Hem, cism idi, Resul-i ekrem, 
yarasir, ruh-i miicessem desem. 

Giizei, hem sevimii idi Resui, 
Hakka cok, sevgili idi Resui. 

Malikle Ebu Hale, soyledi, 
hi hi I gibi, acik kash idi. 

Iki kasi arasi, her zeman 
giimiis gibi gorunurdu, ay an. 

Miibarek yiizii, az yurarlakdi, 
derisi, berrak, hem de parlakdi. 

Siyah kaslari mihrabi, anm, 
kiblesi idi, biitiin cihanm. 

-261- 



Ortasi yiiksekce gdriiniirdii, 
yandan bakmca, miibarek burnu. 

Cok giizel idi, cekme ve la tit', 
edemez goren, Onu tarn ta'rif. 

Seyrek idi, dislerinin arasi, 
pariardi, sanki inci sirasi. 

On disieri, etdikce zuhur, 
her tarafi, kapiardi bir nur. 

Giilse idi, iki cihanm serveri, 
canh cansiz, herseyin Peygamberi. 

Gdriiniirdii, on disieri, pek a fit', 
dolu daneleri gibi, cok latif. 

Ibni Abbas der, Habib-i Hilda, 
giilmege, eyler idi istihya. 

Hem hayasmdan O, dinin senedi, 
kahkaha etmedi derler, ebedi. 

Nazik, mahcub idi, Resut-i cenab, 
daim eyler idi, bakmaga hicab. 

Yiizii benzerdi, yurarlak ay a, 
zati aynaydi, yiice Mevlaya. 

Nurlu idi hep, o vech-i hasen, 
bakdmazdi, tenevviirunden. 

G on utter aldi, o giizel Nebi, 
asiki oldu yiizbin Sahabi. 

Bir kerrecik gor enter, rii'yada, 
dediler, boyle zevkyok, diinyada. 

Hem giizel yanaklan, bileler, 
fazla etli degildi, diyeler. 

Amn etmisdi, cenab-i Hahk, 
sever ek, yiizii n ak, alum, acik. 

Boynunun nuru, ederdi her an, 
saclari arasmda, leme'an. 

-262- 



Mubarek sakalindan, iyi bit, 
agarmisdi ancak, on yedi kil. 

Ne kivircikdir, ne de ii/un. 
her uzvu gibi idi, mevzun. 

Gerden-i pak-i Resiil-i afak, 
gayet ak idi ve gayet berrak. 

Eshab icinden, cok ehl-i edeb, 
karm, gogsiyle, birdi, dedi hep. 

Acilsaydi, mubarek stnesi, 
feyz sacardi, Him hazinesi. 

Aska oiunca, mahall-i tesrif, 
baska oiurmu, o sadr-i serif? 

Mubarek sinesi, genis idi, 
iim-i lediin, Ona minis idi. 

Ak ve berrakdi, o sadr-i kebir, 
samrdi gbrenler, bedr-i miinir. 

Ates-i ask-i zat-i ezeli, 
odiara yakmisdi, O giizeh. 

Biiir elbet bunu, pir-ii civan, 
yassi kiirekliydi, Fahr-i cihan. 

Sirti ortasi hem, etli idi, 
kerem sahibi, devietiiidi. 

Giimiis teninde, letafet vardi, 
irice miihr-i niibiivvet vardi. 

Sirtmda idi, miihr-i niibiivvet, 
sag tarafma yakmdi, elbet. 

Bildirdi bize, edenler ta'rif, 
Bir biiyiik ben idi, miihr-i $erif. 

Rengi, sariya yakm, karaydi. 
giivercin yumurtasi kadardi. 

Etrahm cevirmis, sanki hatiar, 
birbirine bitisik, kdcagizlar. 

-263- 



Anlatanlar, O alinesebi, 
dedi, iri kemikliydi Nebi. 

Her kemik iri, merdane idi, 
sureti, sireti sahaneydi. 

Miibarek a'zasmm her biri, 
uygun yaratilmisdi hem, kavi. 

Cok hos idi, her uzvu anm, 
ayetleri gibi, Kur'anm. 

EHeri ayasi, O sultamn, 
ayaklari alti, dahi finin. 

Genis ve pak idi, nazik mergub, 
taze gulgibi, iatif ve innhbub. 

Cok mevzun idi, der ehl-i nazar, 
o kerametli, miibarek eiier. 

Selam verseydi, birine eger, 
tebessum ederdi hep, Peygamber. 

Bir iki gun, gecseydi aradan, 
hatta uzasaydi da, bir aydan. 

Belli olurdu, hos kokusundan, 
o kimse, adamlar arasmdan. 

Billur gibiydi, ten-i bimuyu, 
nice medh edeyim, olpehluyu. 

Dostu seyr etmek icin, O serif, 
goz olmusdu, biitiin cism-i latif. 

Kemal iizereydi, nazik teni, 
Hallak gostermisdi. hikmetini. 

Yokdu, gogsiinde, karnmda asla, 
hicbir kd, sanki giimiis levha. 

Gogsii ortasmdan asagi yalmz, 
bir sira kd, dizilmisdi, hilafsiz. 

Bu siy ah hat, miibarek bedeninde, 
hosdu, hale gibi, ay cevresinde. 

-264- 



Biitiin omriinde kalmisth, keza, 
genclikde gibi, miibarek a'za. 

ileriedikce, sinn-i Nebevt, 
tazeienirdi hep, gonca gibi. 

Hem dahi, kainatm Suitam, 
zan eyleme ki, oia pek yagii. 

Ne za% ne de pek etli idi, 
mu'tedil, hem pek kuvvetli idi. 

Lahmi, sahmi, dediier ehi-i derun, 
birbirinden, ne ziyadeydi, ne dun. 

Etmis, ol beden seraym iistad, 
adi-ti dad He, esasm biinyad. 

I'tidal iizere idi, pak teni, 

nura gark olmusdu, biitiin bedeni. 

Orta boyiu idi, o Sidre mekan, 
ortahk, Onun He buidu nizam. 

Seyreden, mu'cize-i kametini, 
dedi hep, medhedip hazretini. 

Gormedik boyle, giilyiizlii giizel, 
boyu, hem huyu, hem yiizii giizel 

Orta boylu iken, Nebi, 
uzun kimseyle yiiriiseydi. 

Ne kadar, uzun olsa idi, o er, 

yine yiiksek gdriiniirdii, Peygamber. 

uzun boyiu oiandan o cevher, 
yiiksek idi, el ayasi kadar. 

Bir yoi gitseydi, izzetie, 
hizh yiiriir idi, gayetle. 

Deriz, vasf-i seritinde yine, 
yiiriirken, egHirdi oniine. 

Ya'ni, biryokusdan iner gibi, 
daim oniine, az egHirdi. 

-265- 



$anh, sereOi idi, o Celil, 
Ittihar eylerdi, ruh-i Haiti. 

Bir zati ki, murad ede Huda, 
her a'zasi, olur elbet a'la. 

Yolda giderken, eger bir kimse, 
ansizui, Resuiuiiahi gorse, 

Korku duserdi, kalbine anin, 
yiiksekUginden, Resulullahm. 

Hem de biri, Nebiile, miidam, 
sohbet ederek, soylese kelam. 

Sozlerindeki lezzet He, ol, 
kul olurdu, kabul etse Resul. 

Etmisdi Onu, Hallak-i ezel, 
hiisn-i ahlakla, bimisl-u bedel. 

Ya Resulallah! giiciim yok medhine, 
yaratildik hep, senin hurmetine. 

Hasih, ey $ah-i iklim-i vefa, 
sana camm da feda, hersey fedal 



Seytan ve diisman serrinden ve kotii nazardan korunmak icin: 
E'uzu Besmele ve Kul e'uzii surelerini okuyup, sonra (E'uzii bi- 
kelimatillahittammati inin serri kiilli seytanm ve hammatin ve inin 
serri kiilli aynin lamme) okumali ve (Bismillahillezi la-yedurru 
ma'asmihi §ey'iin liPaitli vela fissema ve hiivessemi'uraliin) oku- 
mali ve yetmis kerre (Estagf iriillah min kiilli ma kerihallahiirazim 
ellezi la ilahe ilia hiivel-hayyel kayyum ve etubii ileyh) okumali ve 
hepsini okurken, ma'nalanm diisilnmelidir. [E'uzii: sigimnm, ham- 
me: hasere, ayn: goz, lamme: zararh, hemezat: saldirmaklar, estag- 
firullah: beni afv et ya Rabbi demekdir] ve (Allahiimme inni e'uzii 
bike min hemezatisseyatfn) okumali, sonra (Allahiimme inni e'uzii 
bike min azabil-kabri ve min azabinnar ve min fitnetil mahya vel- 
memati ve min fitnetil Mesihiddeccal) okumahdir. 



266 



-III- 

KUR'AN-I KERlM VE BUGUNKU 
TEVRAT VE INClLLER 

MUKADDEME 

Bugiin diinyada bulunan iic biiyiik dinin, ya'm miislimanhk ve 
yehudilik ve hiristiyanligm mensublan elinde, kendileri tarafindan 
(Allah kelami) kabul edilen, birer kitab vardir. Yehudiligin [Muse- 
viligin] kitabi (Tevrat)dir. Hiristiyanligm [Iseviligin] kudsi kitabi 
(Bible = Kitab-i mukaddes)dir. Bu kitab, (Ahd-i Atik) ya'm Tev- 
rat ve (Ahd-i Cedid) ya'm inciller ve bunlara miilhak risaleler ol- 
mak iizere iki kismdan miitesekkildir. Miislimanlarm mukaddes 
kitabi ise (Kur'an-i kerim)dir. 

Hiristiyanlarm tanrilasdirdiklan Isa aleyhisselami, biz musli- 
manlar Peygamber olarak taninz. Peygamber oldugu icin, Allahii 
tealanm Ona bir kitab vermesi tabi'idir. Bunun icindir ki, Isa aley- 
hisselamin kitabi olan hakiki incil hie siibhesiz (Allah kelami)dir. 
Ama bugiin, bu hakiki incil mevcud degildir. Bugiin hiristiyanlarm 
elinde bulunan incillerde, eski hakiki incilden kalmis pek az parca 
vardir. Hakiki incil, ibrani dilinde idi. Bu hakiki incil, kisa zeman- 
da, yehudilerin diismanhklari sebebi ile gayb oldu. Hurafeler bulu- 
nan muhtelif inciller ortaya cikdi. Bu kitablar sonradan Yunanca- 
ya ve Latinceye yanhs, hatah olarak terceme edilmis, zemanla bir 
cok parcalar have edilmis, miitemadiyen degisdirilmis, boylece 
pekcok inciller yazilmisdir. Bunlann cogu cesidli ruhban meclisle- 
rinde red edilmis ve nihayet bugiinkii dort incil kalmisdir. 

Bunun isbati, ilerdeki sahifelerde goriilecekdir. Fekat hala de- 
gisdirmeler, tashihler, aciklamalar devam etmekdedir. Buna mu- 
kabil Kur'an-i kerim, Peygamberimize "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" vahy olundugu giinden bugiine kadar, bir harfi bile degisme- 
den aynen kalmisdir. 

Buraya kadar soylediklerimiz, yalmz miislimanlarin i'tikadi 
degildir. Bil'aks garb ilm adamlan, teologlar [din adamlan], bu- 

-267- 



gunku Tevrat ve incilleri yeniden tedkik etmege koyulmuslar, on- 
larm (Allah kelami) olmadigim isbat etmislerdir. Unutmiyalim ki, 
yirmibirinci asra girdik. Dunyada ilmin ve fennin son derecede in- 
kisaf etdigi ve en cahil milletlerin bile, iiniversiteler kurdugu bir 
devrde, insanlann herhangi bir i'tikadi (babamdan boyle duy- 
dum), (sebebini bilmiyorum ama, hocam boyle soyledi) diye gozii 
kapali kabul etmesine imkan yokdur. Bugiinkii genclik, her seyin 
esasim, sebebini arasdirmakda, akhnin kabul etmedigi bir seyi 
derhal red etmekdedir. Turkiyede, her sene birmilyondan ziyade 
gene iiniversite duhul [giris] imtihanlanna istirak ediyor. Yeni 
ilmlerle yetismis olan bu genclerin, din hususunda da soylenilen, 
ogretilen seyleri akl ve mantik siizgecinden gecirecegine de siibhe 
yokdur. iste, bu sebebden, bugun batih din adamlan da, ellerin- 
deki Tevrat ve incillerin kusurlarim ortaya koymakdadirlar. Biz 
de, onlarm nesriyyatlanndan faidelenerek, bugunku Tevrat ve in- 
ciller ile Kur'an-i kerim arasmdaki buyuk farki musliman kardes- 
lerimize bir kerre daha bildirmek istedik. Bu kismi hazirlarken, 
Amerikah dini eserler muellifi Houserden de faidelendik. Bun- 
dan baska, Anselmo Turmeda, meshur ispanyol papazi idi. 823 
[m. 1420] senesinde islam dmini kabul etdi. Abdullah-i Tercuman 
ismini alan bu alimin incilde buldugu hatalan bildiren (Tuhfet-iil- 
erib) kitabmi ve Pakistanh S.Merran Muhyiddin sahib ikbalin 
(Pearls of Bible = incilden inciler) ismindeki eserini ve 1309 [m. 
1891] da vefat etmis olan, muderrisin-i kiramdan ve meclis-i me- 
arif a'zasindan Harputlu ishak Efendinin (Diya-iil-kulub) ismin- 
deki, 1295 [m. 1878] de nesr edilmis olan turkce eserinde Tevrat 
ve Inciller uzerinde yapdigi izahlan tedkik etdik. Bu kitab, 1407 
[m. 1987] senesinde, istanbulda Hakikat Kitabevi tarafmdan (Ce- 
vab Veremedi) ismi altmda, latin harfleri ile basdinlmisdir. Yine 
hace Ishak efendinin, istanbulda Suleymaniyye umumi kutubha- 
nesi, Dugumlu baba kismmda 204 numarada kaydh olan 1278 [m. 
1861] tab'h turkce (Sems-ul-liakika) kitabi da, 290 sahife olup, 
Kur'an-i kerimin Allah kelami oldugunu ve hiristiyanlarm incil 
dedikleri kitablarmin sonradan yazilmis bir tarih kitabi oldugunu, 
kuvvetli vesikalarla isbat etmekdedir. Bunlardan baska, Bosnah 
haci Abdullah bin Destan Mustafa efendinin 1 ' 1 yazdigi turkce 
(Izah-ul-meram) kitabi, 1288 [m. 1871] de, istanbulda, Edirneka- 
pi haricinde Mustafa pasa tekkesi seyhi Yahya efendinin mat- 
ba'asinda basilmis olup, Suleymaniyye kutubhanesi, Nafiz pasa 
kismmda, 771 rakami ile kaydhdir. Hiristiyan dminin temamen 



[1] Abdullah bin Destan, 1303 [m. 1885] de vefat etdi. 

-268- 



batil, bozuk oldugunu muhtelif deliller ile isbat etmekdedir. Hiris- 
tiyanhga en biiyiik darbeyi vuran ve ash, esasi olmadigmi ortaya 
koyan, Hindli Rahmetullah efendinin (izhar-iil-hak) kitabindan 
da istifade etdik. 

Farisi (Makamat-i ahyar) kitabimn iicyiizdoksanmci sahifesin- 
de diyor ki, (Protestan papazi Fander, hiristiyanlar arasmda cok 
meshur idi. Protestan misyoner teskilati, secdikleri papazlar ile 
Fanderi Hindistana gonderdi. Hiristiyanhgi yaymak icin calisacak- 
lardi. 1270 [m. 1854] senesinin Rebf ul-ahir aymda ve Recebin on- 
birinci gunti, bu misyoner hey'eti, alimler ve secilmis zatlar arasm- 
da, Delhinin biiyiik islam alimi Rahmetullah efendi ile miinazara, 
ilmi miicadele yapdilar. Uzun miinakasalar neticesinde, Fander ve 
yardimcilan cevab veremez hale geldiler. Dort sene sonra, ingiliz 
htikumeti Hindistani isgal edince [ve miislimanlara ve bilhassa sul- 
tana ve din adamlarma korkunc iskenceler yapmca] Rahmetullah 
efendi, Mekke-i mtikerremeye hicret eyledi. 1295 [m. 1878] sene- 
sinde, bu misyoner hey'eti istanbula gelerek, hiristiyanhk propa- 
gandasma basladi. Sadr-i a'zam Hayreddin pasa, Rahmetullah 
efendiyi istanbula da'vet etdi. Misyonerler, karsilarmda Rahme- 
tullah efendiyi goriince cok korkdular. Siiallere cevab veremiye- 
rek, firar etmekden baska care bulamadilar. Pasa, bu biiyiik islam 
alimine cok ihsanda bulundu. Hiristiyanlan nasil red ve perisan et- 
digini yazmasim rica etdi. Bu da, Recebin onaltinci giiniinden Zil- 
hicce sonuna kadar, arabi (Izhar-ul-hak) kitabim yazdi ve Mekke- 
ye gitdi. Hayreddin pasa, bunu turkceye terceme etdirip, ikisini de 
basdirdi. Avrupa dillerine de, terceme ve tab' ve her memlekete 
nesr edildi. ingiliz gazeteleri, (Eger bu kitab yayihrsa, hiristiyanhk 
cok zarar gorecekdir) seklinde nesriyyat yapdilar. Biitiin miisli- 
manlann halifesi olan sultan ikinci Abdulhamid han "rahmetulla- 
hi aleyh" 1 ' 1 , 1304 Ramezan aymda tekrar da'vet edip, seraymda cok 
hurmet ve ikram yapdi. Rahmetullah efendi 1308 [m. 1890] Rame- 
zan aymda Mekke-i miikerremede vefat etdi. 

Biitiin bu eserlerden baska Kur'an-i kerim hakkmda, bundan 
100 sene evvel yazilmis ba'zi garbhlarm eserlerini de tedkik etdik. 
O zeman su kanaate vardik ki, bu iki mukaddes kitab temamen ta- 
rafsiz olarak tedkik edilecek olursa, hangisinin (Allah kelami) ol- 
dugu [en inadci bir insamn bile], hangi dinden olursa olsun asikar 
olarak kabtil etmege mecbur olacagi bir tarzda meydana cikmak- 
dadir. 



[1] Abdulhamid han, 1336 [m. 1918] de vefat etdi. 

-269- 



Bu boliimii iki kism olarak tertib etdik. Birinci kismda, yukanda 
ifade etdigimiz gibi Kur'an-i kerim ve simdi elde bulunan Tevrat ve 
Inciller ve Kur'an-i kerim iizerindeki ilmi tedkikleri bildirdik. 

Ikinci kismda, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamm 
mu'cizeleri, faziletleri ve giizel ahlaki yazihdir. Bunlarm hepsini, 
Osmanli devletinde yetismis islam alimlerinin meshurlarmdan Ni- 
sanci zade Muhammed efendinin "rahime-hullahii teala" (Mir'at-i 
Kainat) ismindeki tiirkce tarih kitabmdan intihab etdik. Kendisi 
1031 [m. 1622] de vefat' etmisdir. Kitabi, 1269 [m. 1853] de istan- 
bulda basilmisdir. 

Sevgili okuyuculanmizm, kitabimizin bu kismim da biiyiik ala- 
ka ile okuyacaklanm ve verilen ma'lumatdan faideleneceklerini 
iimmid ederiz. Allahii teala hepimize hidayet versin. Ciimlemizi 
dogru yolda bulundursun. Amin! 

Kis giinleri gidip, behar gelince, 
acihr gafletden, gozii daglarm. 
Donamr, stislenir, gonca giillerle, 
gecmez biilbuUere, nazi daglarm. 

Gece giindiiz, tesbihledir i$leri, 
Allah, Allah soyler, daim kuslan. 
Goklere uzanmis, sanki buskin, 
diia kiblesine, yiizii daglarm. 

Kudretden, hepslne, hulle bicilir, 
Hak rahmetl, ustlerme sacihr. 
Diirlii diirlii, cicekleri iicilir, 
Cennet-i a'ladir, yazi daglarm. 

Bakip doyulmaz, yesil alanlara, 
hidayetler olur, Hakdan anlara. 
Esen yell, safa verir canlara, 
mlskti anber kokar, tozu daglarm. 

Blryanda, zanbaklar, blryanda lale, 
irmaklari benzer, ab-i ziilale. 
(Sebbeha) ma' nasi, gellyor dlle, 
siikiir Hakka, daim sozii daglarm. 



270- 



-1- 

BUGUNKU TEVRAT VE INCILLER 

Bugiin diinyada, Allahii tealanm varligma inanan tic biiyiik 
din vardir: Yehudilik, Hiristiyanlik ve islamiyyet. Diinyada tah- 
minen 900 milyon hiristiyan, 600 milyon miisliman ve 15 milyon 
yehudi bulundugu, 1979 senesi milletlerarasi istatistiklerinde ya- 
zilidir. Geriye kalan insanlar [2 milyardan fazla] ya Allah mefhu- 
mu bilmeyen Buda, Hindu, Brahman ve benzeri dinlere mensub 
bulunmakda veya putlara, atese, gtinese tapmakda, yahud hie bir 
dini kabul etmemekdedir. Son giinlerde, Amerikan nesriyyatm- 
da, mtislimanlarm 600 milyon degil, 900 milyon oldugu bildiril- 
mekdedir. Nihayet Romada bulunan CESI [Centro Editoriale 
Studi Islamici = islam Teharriyyati ve Nesriyyati Merkezi]nin 
1980 yihndaki nesriyyatma gore, diinyada: Asyada 592,3 milyon, 
Afrikada 245,5 milyon, Avrupada 21 milyon, Amerika ve Kana- 
dada 6 milyon, Avustralyada 0,5 milyon olmak iizere 865,3 milyon 
miisliman bulunmakdadir. (The Muslim Educational Trust) islam 
merkezinin 1984 senesindeki ingilizce nesr etdigi (islam) kitabm- 
da, diinyadaki miislimanlann mikdarmm bir milyarelliyedimilyon 
oldugu bildirilmekde, kirkalti islam devletinde ve diger diinya 
devletlerindeki miislimanlann mikdarlan verilmekdedir. Bu mik- 
darm her sene artmakda oldugunu istatistikler gostermekdedir. 
Niifusunun % 50'sinden fazlasi miisliman olan devletlerin sayisi 
ise 57 yi bulmakdadir. 21. asra girdigimiz bugiinlerde, insanlarm 
icinde hala puta tapanlarm bulunmasi, acmacak bir haldir. Bunun 
yamnda, Allahii tealanm varligma iman eden tie biiyiik dine men- 
sub olanlarm bir kismi da, inanclanm temamen gayb etmisdir. 
Ciinki, onlarm ellerinden tutan hakiki miirsid kalmamisdir. ilm 
ve fen ogrenerek yetisen gencleri, din ve fen bilgilerinden mah- 
rum, cahil din adamlan vasitasi ile din sevgisine kavusdurmak im- 
kani yokdur. Onlan se'adete kavusdurabilmek icin, zemammrzm 
fen bilgilerinde miitehassis, acik fikrli, dinini iyi bilen rehberlere 
ihtiyac vardir. Biz, bu kismda, temamile bi-taraf olarak hakiki Al- 
lah dinini arayip bulmak ve diinyada bulunan iki biiyiik kitabm, 
ya'ni bugtinkii Tevrat ve inciller ile Kur'an-i kerimden hangisinin 
hakiki Allah kitabi oldugunu, ilmi iisullerle tedkik ve tesbit etmek 
ve bu hususda tereddiide diisen kimselere dogru yolu gostermek 
istiyoruz. 

-271- 



Okuyuculanmiz suna emin olsunlar ki, bu tedkikler yapihrken, 
temamen bi-taraf olarak hareket edilmisdir. Tedkik etdigimiz iki 
biiyiik din kitabi, Kitab-i mukaddes, ya'ni Tevrat ve bugiinkii in- 
ciller ile Kur'an-i kerimdir. (Ahd-i Atik) ismi altinda, Kitab-i mu- 
kaddese Have edilmis olan, Tevrat da incfl ile birlikde tedkik edil- 
misdir. Ya'ni tedkik icin ele aldigimiz kitab, bugiin Hiristiyan ale- 
minde (Kitab-i mukaddes = Evangelium) ismi altinda, hakiki inci- 
lin yerine konmus olan kitablardir. 

Kitab-i mukaddes tek kitab degildir. icinde evvela, (Ahd-i 
Atik = Eski Ahd) kismi vardir. (Ahd-i Cedid = Yeni Ahd) deni- 
len ikinci kismi ise, Matta, Markos, Luka ve Yuhannamn yazdigi 
Incil kitablanm ve Lukamn Resullerin isleri kitabi ve havariler ile, 
Pavlosun, Ya'kubun, Petrusun, Yuhannamn yazdiklan mektubla- 
n ile Wohy kitabim ihtiva etmekdedir. (Ahd-i Atik) ile kismdan 
miitesekkildir. Birinci kism, Musa aleyhisselama indirilen (Tev- 
rat) zan edilen bes kitab olup, Tekvin, Cikis, Levililer, Sayilar ve 
Tesniyedir. ikinci kism, (Neviim) ya'ni Peygamberlerdir. Bu kism 
da, ilk peygamberler ve son peygamberler olmak uzere ikiye ayn- 
lir. Bunlar Yesu', Hakimler, Samuel, Melikler, isaya, Yeremya, 
Hezekiel, Hosea, Yoel, Amos, Obadya, Yuniis, Mika, Nahum, 
Habakkuk, Tsefanya, Haggay, Zekeriyya ve Malakidir. Uciincii 
kism (Ketuvim), ya'ni kitablar, yazilardir. Bunlar, Daviid aleyhis- 
selam tarafindan yazildigi zannedilen Mezmurlar ile, Siileymamn 
meselleri, Nesideler nesidesi, Vaiz, Rut, Ester, Eyub, Yeremyamn 
mersiyeleri, Daniel, Ezra, Nehemya ve Tarihler gibi kitablardir. 

Biitiin bu kitablarda mevcud olan hususlan kim bildiriyor? 
Miiteassib yehudiler ve hiristiyanlar ki, aym kitablara inandiklan 
halde, aralannda pek cok ihtilaflar vardir. Bunlar, bu kitablarda 
mevcud olan sozlerin Allah kelami oldugunu iddi'a etmekdedirler. 
Halbuki, iyice tedkik edilirse, bu kitablarda mevcud olan sozlerin 
uc menba'dan geldigini kabul etmek icab eder. 

1) Bunlarm bir kismi Allah kelami olabilir. Ciinki, burada biz- 
zat Allahu teala insanlara hitab etmekdedir. Mesela: 

(Onlar icin kardesleri arasmdan senin gibi bir Peygamber cika- 
racagim ve kelamimi onun agzma koyacagim ve ona emr edecegim 
her seyi onlara soyliyecek). [Tesniye, 18:18] 

(Ben Rabbim! Benden baska halaskar, kurtanci yokdur). 
[Es'iya [isaya]: 43:11] 

(Ey diinyamn nehayetleri, hepiniz bana tevecciih edin, yonelin 
de kurtulun! Ciinki, Allah benim. Benden baskasi yokdur). 
[Es'iya: 45:22] 

-272- 



Bu ciimlelerin Bern Israile gonderilen Peygamberlerin kitabla- 
nndan alindigmi zan ediyoruz. Zira, dikkat ediniz, Allahii teala bu 
sozlerle, BIR oldugunu (Ogul ve Ruh-iil-kuds gibi ilahlarm olma- 
digmi), Peygamberleri kendisinin gonderdigini ve kendisinden 
baska HICBIR ILAH BULUNMADIGINI beyan etmekdedir. 

Simdi Kitab-i mukaddesin ikinci menba'mi izah edelim: 

2) Bu ikinci kismda yazili olan sozler Peygamberler tarafindan 
soylenilmis olabilir. Mesela: 

(Saat dokuza dogru Isa, feryad ederek (Eli, Eli, Lama, Sabak- 
tani). Ya'ni Allahim, Allahim, beni nicin terk etdin? diye yiiksek 
sesle bagirdi.) [Matta, 27:46] 

(Isa ona cevab verdi: Dinle ey israil! Allahimiz Rab, bir tek 
olan Rab'dir.) [Markos 12:29] [Dikkat edin, yine Oguldan ve Ru- 
hiilkudsden bahs edilmiyor.] 

(Isa ona dedi: Nicin bana kerim, iyi diyorsun? Allahdan gayn 
kerfm, iyi yokdur). [Markos 10:18] 

Isa aleyhisselam tarafindan soylendigi rivayet edilen bu sozler, 
Peygamber kelami olabilir. O halde Kitab-i mukaddesde Allahii 
tealanm kelami ile Peygamberlerin "aleyhimussalevatii vettesli- 
mat" kelamlan birbirine kansmis bulunmakdadir. Halbuki miisli- 
manlar Allahii tealanm kelami ile Peygamberin kelamlanm birbi- 
rinden ayirmislar ve Peygamberin "aleyhimussalevatii vettesli- 
mat" kelamlanm (Hadfs-i $erif) ismi altmda ayri kitablarda topla- 
mislardir. 

Simdi Kitab-i mukaddesin iiciincu kismmdaki sozlere gelelim: 

3) Buradaki sozlerin bir kismi Isa aleyhisselamm havarileri ta- 
rafindan, Isa aleyhisselam hakkinda kayd edilmis vak'alardan, bir 
kismi ba'zi kimselerin sozlerinden, bir kismi ba'zi tarihcilerin riva- 
yetlerinden, bir kismi ise, kimin tarafindan ve nicin soylendigi 
malum olmiyan rivayetlerden ibaretdir. Bir misal verelim: 

(Uzakda yaprakh bir incir agaci gordii. Belki onda birsey bulu- 
rum diye onun yanma geldi. Yanma varmca, iizerinde yapraklar- 
dan baska birsey bulamadi. Ciinki incir mevsimi degildi). [Markos 
11:13] 

Burada bir kimse, diger bir kimseden bahs ediyor. Anlatamn 
kim oldugu belli degildir. Ancak, incir agacmm yanma giden zatm 
Isa aleyhisselam oldugu beyan edilmekdedir. Bu satirlan yazan 
Markos ise, Isa aleyhisselami hie gormemisdir. Buradaki diger bir 
husus da, bu ayetin devami olan 14 iincil ayetde, Isa aleyhissela- 

— 273 — Herkese Lazim Olan linan: F-18 



mm, incir agacina bir daha hie meyve vermemesi icin, beddiia et- 
mesidir. Boyle bir sey asla dusuniilemez. Zira, mevsimsiz incir ver- 
mek, agacm elinde degildir. Bir Peygamberin, Allahii tealanm ya- 
ratdigi aciz bir agaca, mevsimsiz meyve vermedigi icin beddiia et- 
mesi, akla, ilme, fenne ve dinlere ziddir. 

Bugun elde bulunan Kitab-i mukaddesin biiyiik bir kismmda, 
kim tarafindan soylenildigi bilinmeyen, fekat muhakkak insan so- 
zii oldugu hemen anlasilan sozler cokdur. Bunlan Allah kelami 
olarak kabul etmenin imkam yokdur. 

Simdi liitfen elimizi kalbimizin iizerine koyarak iyice bir tefek- 
kiir edelim: icinde bir kism Allah kelami, bir kism Peygamber so- 
zii, fekat biiyiik bir kismi insanlarm muhtelif rivayetleri bulunan 
bir kitab (Allah Kelami) olarak kabul edilebilir mi? Hele (insan 
sozii) olan kismlarmda diirlii diirlii yanhshklar bulunmasi, aym hu- 
susu anlatanlarm birbirinden cok farkli ifadeleri, verilen rakamla- 
nn birbirini tutmayisi -ki bunlardan asagida bahs olunacak, yanlis- 
lar gosterilecekdir- bugiinkii Tevrat ve incillerin temamile bir in- 
san eseri oldugunu acikca isbat etmekdedir. 

Muslimanlann kitabi olan Kur'an-i kerimde, Nisa suresinin 
seksen ikinci ayet-i kerimesinde mealen, (Onlar, hala Kur'an-i ke- 
■ ■iii in Allah kelami oldugunu ve ma'nasim tliisiinmiyecekler mi? 
[Kur'an-i kerim Allah kelamidir.] Eger boyle olmasaydi, icinde 
muhakkak ihtilaflar bulunurdu) buyurulmusdur. Bu ne kadar dog- 
ru bir sozdiir! Kitab-i mukaddesde bulunan aynhklar, onun bir in- 
san eseri oldugunu gostermekdedir. Asagida aynca anlatacagimiz 
gibi, Tevrat ve inciller bircok def alar dini hey'etler, sinod [syno- 
de = meclis-i ruhani]ler tarafindan tedkik edilmis, tashih edilmis, 
degisdirilmis, islah edilmis, kisaca seklden sekle girmisdir. Allahii 
tealanm kelami tashih edilebilir mi? Kur'an-i kerim, vahy oldugu 
giinden bugiine kadar, bir tek harfi dahi degismemisdir. Kur'an-i 
kerim bahsinde goreceginiz gibi, bu hususun te'mini icin her diir- 
lii careye basvurulmusdur. Kur'an-i kerimin bugiine kadar degis- 
meden geldigini en miite'assib hiristiyan din adamlan bile, hased- 
lerinden catlayarak, i'tiraf etmekdedirler. Allah kelami boyle 
olur! Hie degismez. Bugiinkii incillerin Allahii tealanm kelami mi, 
yoksa insan eseri mi oldugu hakkmda sozii, hiristiyan din ve fen 
adamlanna birakahm: 

Moody Incil Enstitusiinden Dr. Graham SCROGGIE, (incil 
Allah kelami midir?) adh kitabmm 17. sahifesinde diyor ki: 

(Evet, Kitab-i mukaddes insan eseridir. Ba'zi kimseler, neden 
oldugunu anlamadigim sebeblerden otiirii, bunu inkar etmekde- 

-274- 



dirler. Kitab-i mukaddes, insanlarm dimaginda tesekkiil etmis, in- 
sanlar tarafmdan, insan dili ve insan eli ile yazilmis ve temamen in- 
san karakteri tasryan bir eserdir.) 

Kenneth Cragg, hiristiyan din adami olmasma ragmen, soyle 
demekdedir: 

(Kitab-i mukaddesin Ahd-i Cedid kismi, Allah sozii degildir. 
Burada dogrudan dogruya insanlarm anlatdiklan hikayeler ve her 
hangi bir isin nasil yapildigim goren insanlarm gorgii sahidligi var- 
dir. Sirf insan sozii olan bu kismlar, kilise tarafmdan insanlara Al- 
lahii tealamn kelami gibi nakl edilmekdedir.) 

Teolog Prof. Geyser: (Kitab-i mukaddes Allah kelami degildir. 
Fekat, buna ragmen kutsal bir kitabdir) demekdedir. 

Incilde yazili hususlara, bilhassa Allah, ogul ve ruhulkuds gibi 
iiclii tanriya inanmayan papalar bile zuhur etmisdir. Bunlardan bi- 
ri olan Papa HONORIUS, iiclii tannyi kat'iyyetle red etdigi icin, 
oliimunden 48 sene sonra istanbulda toplanan ruhban meclisi tara- 
fmdan, m. 680 senesinde resmen la'netlenmisdir. 

Isa aleyhisselamm havarilerinden biri olan ve Pavlos ile birlik- 
de hiristiyan dinini nesr etmek icin seyahatlar yapmis bulunan Bar- 
nabasin yazdigi incil ise, birdenbire yok edilmis ve bu incilde yazi- 
li olan, (Isa aleyhisselam, benden sonra bir Peygamber daha gele- 
cek, onun ismi Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" ola- 
cak ve size bircok seyler ogretecekdir dedi), hakikati, miite'assib 
hiristiyanlar tarafmdan gizlenmisdir. [Bu hususda daha genis bilgi- 
yi, bu kitabm (Miislimanlik ve Hiristiyanlik) kisminda bulabilirsi- 
niz.] 

Demek oluyor ki, bugiinkii Kitab-i mukaddes hakkmda, biitiin 
garbh ilm adamlan ile birlikde verecegimiz karar sudur: Kitab-i 
mukaddes Allah kelami degildir. Allah kelami olan hakiki Tevrat 
ve Incil, bugiinkii sekli ile temamen baska bir kitab haline doniis- 
miisdiir. Bugiinkii incilde Allah kelami olmasi diisiinulebilen soz- 
ler yanmda, baska kimseler tarafmdan Have edilen bircok sozler, 
tahmmler, rivayetler ve hikayeler vardir. Hele iiclii tanndan bahs 
eden kismlar, imamn esasi olan (Allah birdir) akidesine ve insan- 
larm akl-i selimlerine hie uymayan iddi'alardir. 

Tevrat ve incil yunancaya ve latinceye terceme edilirken, o ze- 
mana kadar yiizlerce tannsi olan putperest Romahlar ve Yunanli- 
lar, tek tannyi cok az gorerek, onu cogaltmak istemislerdir. Ba'zi 
alimlere gore, hakiki incildeki tek Allah i'tikadinin yunanca terce- 
mede iice cikanlmasma Yunanhlarin Eflatun felsefesine bagh ol- 

-275- 



malan sebeb olmusdur. Eflatun felsefesi, her seyi iice boler. Mese- 
la edeb tic his kuvvetine dayanir: Ahlak, akl ve tabfat. Tabf at da, 
nebat, hayvan ve insan olarak iice aynhr. Eflatun, esasda diinyayi 
yaratan kudretin tek oldugunu diisiinmekle beraber, onun iki yar- 
dimcisi daha olabilecegini ileri siirmiisdiir. Bu da, (teslis = Uclii 
tann) fikrinin dogmasma sebeb olmusdur. Bu nazariyyeyi kabul 
eden bircok tarihci vardir. Halbuki, bugiinkii Tevrat ve incillerde 
bile, bircok yerlerinde, asagida goreceginiz gibi, (Allah benim! Al- 
lah tekdir. Benden baska Allah yokdur) sozleri bulunmakdadir. 
Bugiinkii Kitab-i mukaddesler bile, zorla icine sokusdurulan iic 
tann akidesini, i'tikadim red etmekdedir. Bu iic tann fikrinin ter- 
ceme hatasi oldugu da iddi'a edilmekdedir. Bilhassa son giinlerde, 
iiclii tannya artik hie bir kimsenin inanmadigini goren hiristiyan 
kilisesi, (baba) ve (ogul) kelimelerinin biisbiitiin baska ma'nalara 
geldigini one siirmekde ve Tek Allah inanci iizerinde durmakda- 
dir. Asagida bu terceme mes'elesini tekrar ele alacagiz. 

Bugiinkii Tevrat ve incillerin, Allah kelami olmadigi anlasildi- 
gi ve bircok hiristiyanlar da bunu bildirdikleri halde, hala ba'zi mii- 
te'assib hiristiyanlar, (incilin her sozii Allah kelamidir) diye iddi'a 
etmekdedirler. Bu gibi miite'assiblar icin ancak su sozleri soyleye- 
biliriz: Bekara suresinin, onsekizinci ayet-i kerimesinde mealen, 
(Onlar [hakki dinlemekden ve kabulden] sagirdirlar, [imam ve 
hakki soylemiyen] dilsizdirler, [dogru, hak yolu gormiyen] korcliir- 
ler. Bu hallerinden riicu' edip, dogru yola donmezler) buyurulmus- 
dur. Matta incilinin oniiciincii babimn, oniiciincii ayetinde, (Gor- 
diikleri halde gormezler, isitdikleri halde isitmezler ve anlamazlar) 
demekdedir. 

Simdi Incili tekrar tedkik edelim: 

Her seyden evvel, biitiin hiristiyanlarm elinde bulunan incille- 
rin tek bir incil olmadigim soyleyelim. Bir katolik ile incil hakkm- 
da konusmak isterseniz, size (Hangi incil?) diye sorar. Ctinki, ka- 
toliklerin, protestanlarm ve ortodokslarm muhtelif incilleri var- 
dir. Siz (Nasil oluyor da, Allah kelami olan incilin bircok cinsleri 
var?) diye sorarsamz, onlar biraz tereddiid etdikden sonra, (Efen- 
dim, esasda incil birdir. Fekat tefsirlerinde farklar olabilir) diye 
soru ile alakasi olmiyan garib bir cevab verirler. Eger tarihi tedkik 
edersek gortiriiz ki, ilk Romen Katolik incili, Jeromeun latin inci- 
li, Vulgatamn tercemesi ile 990 [m. 1582] senesinde Reimsde mey- 
dana cikmis, 1609 senesinde Douayde tekrar basihmsdir. Bugiin 
de ingilizce olarak RCV (Roman Catholic Version = Romen Ka- 
tolik ifadesi) ismi altmda mevcuddur. Fekat bugiin ingilizlerin 

-276- 



elinde bulunan incil, bu eski incilin cok degismis bir seklidir. Cun- 
ki 1600 senesinden bugiine kadar incil bircok tebeddullerden gee- 
mis, icindeki ba'zi kismlar (apocrypha), ya'ni (dogrulugundan sub- 
helenilen kismlar) olarak cikanlmis, ba'zi kismlan, mesela Judit, 
Tobias, Baruh, Ester v.s. btisbutiln kaldinlmisdir. Nihayet AV 
(Authorised Version = Resmen kabul edilmis ifade) ismi ile (son 
ve dogru incil) olarak nesr olunmusdur. Fekat bircok ilm adamla- 
n, hatta meshur basvekil Churchill bile, (Bu incilin ifadesi son de- 
recede bozukdur) dedikleri icin, bir miiddet, 1611 senesinden ka- 
lan ve KJV (Krai James ifadesi) ismi altmda meshur olan eski in- 
cile doniilmusdur. Nihayet 1952 senesinde incil yeniden diizeltil- 
mis ve RSV (diizeltilmis ve gozden gecirilmis ifade) isminde yeni 
bir incil hazirlanmis, fekat bu da kafi derecede diizeltilmemis ka- 
bul edildiginden, bundan kisa bir zeman sonra 1391 [m. 1971]de 
(Cifte tashihli incil) ortaya konulmusdur. 

Katoliklerin incili de pek cok tahrifata [degisikliklere] ugra- 
misdir. Soyle ki, ibraniceden yunancaya ve ondan da latinceye 
cevrilen incil, 325 senesinde Btiytik Konstantinin emri ile topla- 
nan iznik meclisi, 364 senesinde Ludicia meclisi, 381 de istanbul 
meclisi, 397 senesinde Kartaca ruhban meclisi, 431 de Efesus 
[Efes] meclisi, 451 de Kadikoy meclisi ve daha bircok meclisler ta- 
rafmdan tedkik edilip, her def'asinda yeniden tertib edilmis, her 
def'asmda ba'zi kismlar tebdil edilmis, Ahd-i Atikde bulunan 
ba'zi kitablar cikanlmis, ba'zi meclislerde red edilen ba'zi kitablar 
ise kabul edilmisdir. Fekat 930 [m. 1524] senesinde Protestanhk 
meydana cikmca, bu kitablar tekrar incelenmis, yine degisiklikler 
yapilmisdir. 

Biitiin bu miiddet zarfmda, pek cok hiristiyan din adami, yapi- 
lan terceme ve degisikliklere i'tiraz etmis, kitab-i mukaddesin ba'zi 
kismlanmn Have edildigini ileri siirmiislerdir. 

Yukanda da bahs etdigimiz gibi, incilin en eski sekli olan, ib- 
ranice niishasmdan yanhs terceme edildigini iddi'a edenler cok 
hakhdirlar. Zira ibranicede (Baba) kelimesi, yalniz bir cocugun 
kendi babasi degil, aym zemanda (Hiirmete layik biiyiik bir sah- 
siyyet) ma'nasma da gelmekdedir. Bunun icindir ki, Kur'an-i ke- 
rimde, Ibrahim aleyhisselamm amcasi olan Azere (Azer denilen 
babasi) denilmekdedir. Ciinki, asl babasi olan Taruh olmiisdii. 
Amcasi Azerin yamnda yetismis ve o zemanki adete uyarak, ona 
baba demisdi. Tiirkistanda, hiirmet edilen, merhamet edilen kim- 
selere de (baba) denildigini, (Resehat) kitabmdaki konusmalar 
gostermekdedir. Biz tiirkcede de, (Ne baba adam!) diye bir kim- 

-277- 



seye duydugumuz hayranhgi ifade ederiz. 

(Ogul) kelimesi de ibranicede cok kerreler, bir sahsm riitbece 
veya yasca kendisinden daha kuciik olan, fekat kendisine son de- 
rece bir sevgi ile bagh bulundugu bir sahsi tasvir etmek icin kulla- 
mlmakdadir. Matta incilinin besinci babi, dokuzuncu ayetinde, 
(Ne mutlu sulh edicilere! Zira onlara Allahm OGLU denecekdir) 
denilmekdedir. Goruliiyor ki, burada (Ogul) kelimesi, (Allahm 
sevgili kulu) ma'nasma kullamlmakdadir. O halde, hakiki incilde 
(Baba), miibarek bir mevcud ve (ogul) da sevgili bir kul olarak be- 
yan olunmusdur. Ya'ni maksad, iic tann degildir. (Baba) ve (Ogul) 
kelimelerinin kullamldigi yerlerden cikan ma'na, her seyin hakimi 
ve maliki Allahii tealanin, Isa aleyhisselam gibi sevgili bir kulunu 
insanlara peygamber olarak gonderdigidir. Akllan ancak bu giin- 
lerde baslarma gelen hiristiyanlarm biiyiik kismi, (Hepimiz Alla- 
hm kulu, cocuguyuz. Allah hepimizin rabbi, babasidir. Incillerdeki 
(Baba) ve (Ogul) kelimelerini boyle anlamak lazimdir) demekde- 
dirler. 

Ibranice olan en eski incil niishalarmdan bircok kelimelerin de 
yanhs terceme edildigi, asagidaki misallerden anlasilmakdadir. 

Soyle ki: 

1) Ahd-i atikin ilk kitabi Tekvinin ibranice ashnda Cenab-i 
Hakdan (ALLAH) ya'ni bir (L) harfi eksik olarak (ALAH) diye 
bahs olunmakdadir. Halbuki ikide birde tashih edilen, degisdirilen 
Incilde, bu kelime cikanlmisdir. Ya'ni hiristiyanlar Miislimanlarm 
Allahma yakm olmakdan korkmuslardir. 

2) Ahd-i atikin ibranice ashnda (bakire = kiz) kelimesi yokdur. 
Isa aleyhisselamin dogumu hakkmda eski ibranice niishalarmm, 
isaya kitabi, 7. ci babi 14. cii ayetinde, (Rab, size bir alamet vere- 
cek, iste kiz gebe kalacak ve bir oglu olacak ve onun adini imma- 
nuel koyacak) demekdedir. Burada ibranice (Kiz) ma'nasma (AL- 
MAH) kelimesi kullamlmisdir. Halbuki, ibranice (Bakire) BET- 
HULAH kelimesi ile ifade edilir. Bakire kiz kelimesi hiristiyanla- 
rm daha isine geldiginden (Kiz) yerine (Bakire kiz) kelimesi kulla- 
mlmis ve hiristiyanhk alemine (Kudsi Bakire) ma'nasi asilanmis- 
dir. 

3) Koyu miite'assib ingiliz papazlan, daha ileriye giderek, Yu- 
hanna incilinin 3. cii babmm 16. ci ayetindeki, (Zira Allah diinya- 
yi o kadar sevdi ki, biricik oglunu [ya'ni cok sevdigi kimseyi] ver- 
di [ya'ni oraya gonderdi], ta ki ona iman eden her adam helak ol- 
masm, ancak ebedi [sonsuz] hayati olsun) ciimlesini, (Zira, Allah 
diinyayi o kadar sevdi ki, (Kendisinin dogurmus oldugu) biricik 

-278- 



oglunu verdi, ta ki ona iman eden herkes helak olmasm, ancak 
ebedi hayati olsun) sekline sokmak bedbahthgmda bulunmuslar- 
dir. Burada, ingilizce (begotten) kelimesini kullanmislardir ki, bu 
kelime dogrudan dogruya (dogurmus) ma'nasina gelir. Halbuki, 
bugiinkii Kitab-i mukaddesin bircok yerlerinde Allahti tealanm 
BIR oldugu, Isa aleyhisselamm ise, (Peygamber) olarak gonderil- 
digi yazilidir. Bunlarm bir kismmi asagida zikr ediyoruz: 

(Dinle ey israil! Allahimiz Rab bir olan Rabdir) [Markos, 
12:29] 

(Allah birdir. Ondan gayn yokdur.) [Markos, 12:32] 

Tesniyenin 4. cii babimn 39. cu ayetinde, (Ve bugiin bil ve yii- 
regine koy ki, yukanda goklerde ve asagida yerde RAB O AL- 
LAH'dir, baskasi yokdur) demekdedir. 

Tesniyenin 6. ci babmm 4. cii ve 5. ci ayetlerinde ise, (RAB, 
BIR OLAN RABDIR ve ALLAH'in olan RABBI butiin kalbin- 
le ve biitiin canmla ve biitiin kuvvetinle seveceksin) demekdedir. 

Yine Tesniyenin 32. ci babimn 39. cu ayetinde de, (Simdi goriin 
ki, BEN, BEN Oyum ve nezdimde [baska] ilah yokdur) demekde- 
dir. 

isayamn 40. ci babimn 25 ve 26. ci ayetlerinde, (Beni kime ben- 
zeteceksiniz ki, BEN Ona miisavi olayim? Kuddus [olan Allah] di- 
yor. Gozlerinizi yukan kaldirm ve goriin, bunlan [gokleri] kim ya- 
ratdi) demekdedir. 

Yine isayamn 43. cii babimn 10. cu ve devammdaki ayetlerin- 
de, (RAB diyor: Siz sahidlerim ve secdigim kulumsunuz, ta ki, bi- 
lip bana inanasimz ve benim O oldugumu anhyasimz. BENDEN 

Once (allah) olmadi ve benden sonra olmiya- 

CAK. Ben, ben Rabbim ve Benden baska kurtanci yokdur. RAB 
diyor ve BEN ALLAHIM) demekdedir. 

Yine isayamn 44. cii babimn 6. ci ayetinde, (Rab diyor, ilk be- 
nim ve son benim ve benden baska ALLAH yokdur) demekdedir. 

Yine isayamn 45. ci babimn 5. ci ayetinde, (RAB benim ve bas- 
kasi yokdur. BENDEN BASKA ALLAH YOKDUR) demekde- 
dir. 

Yine isayamn 45. ci babmm 18. ci ayetinde, (Ciinki gokleri ya- 
ratan RAB, diinyaya sekl veren ve onu yaratan, onu pekisdiren ve 
onu bosuna yaratmayan, iizerinde oturulsun diye ona sekl veren 
ALLAH soyle diyor: RAB benim ve baskasi yokdur) demekde- 
dir. 

-279- 



Aym babm 21 ve 22. ci ayetlerinde ise, (Ben RAB degil mi- 
yim? Ve benden baska ALLAH yokdur. Benden baska hak AL- 
LAH ve kurtanci yokdur. Ey yeryiiziinde olanlar, hepiniz bana 
doniiniiz de kurtulun. Ciinki ALLAH benim ve baskasi yokdur) 
demekdedir. 

Yine isayamn 46. ci babimn 9. cu ayetinde ise, (ALLAH be- 
nim, baskasi yokdur. Ben ALLAH'im ve benim gibisi yokdur) de- 
mekdedir. 

Isa aleyhisselamin peygamber olduguna dair incillei den beyan- 
lar: 

Matta incilinin 21. ci babimn 10. cu ve 11. ci ayetlerinde, (Isa 
Yerusalime [Kudiise] vardigi zeman biitiin sehir, bu kimdir? diye- 
rek sarsildi. Ve kalabahklar, Galilenin Nasira sehrinden ISA PEY- 
GAMBER budur dediler) demekdedir. 

Yuhanna incilinin 5. ci babimn 30. cu ayetinde, (Isa dedi ki, ben 
kendiligimden bir sey yapamam, isitdigime [ya'ni bana verilen 
vahye] gore hiikm ederim. Kendi irademi [bir seyi yapdirmak ar- 
zusu] degil, ancak beni gonderenin [ya'ni Allahm] iradesini ara- 
nm) demekdedir. 

Matta incilinin 13. cil babimn 57. ci ayetinde Isa aleyhisselam 
onlara, (Bir Peygamber, kendi vatamndan ve evinden gayri yerler- 
de de i'tibarsiz degildir dedi) demekdedir. 

Yuhanna incilinin 8. ci babimn 26. ci ayetinde, (Beni irsal eden 
[gonderen] Allahdir. Ben diinyaya ancak Ondan isitdiklerimi soy- 
lerim) demekdedir. 

Yuhanna incilinin 14. cil babimn 24. cu ayetinde, (isitdiginiz 
sozler benim degil, ancak beni gonderen babamndir [ya'ni biiyiik 
bir varlik olan Allahmdir]) demekdedir. 

Yuhanna incilinin 17. ci babimn 3. cii ayetinde, (Ey Baba, ebe- 
di hayat [Cennet hayati, hakiki bir ALLAH olan] Seni ve gonder- 
digin Isa Mesihi bilmekdir) demekdedir. 

Yuhanna incilinin 14. cii babimn 28. ci ayetinde Isa aleyhissela- 
min, (Baba benden biiyukdiir) dedigi yazilidir. 

Resullerin islerinin 2. ci babimn 22. ci ayetinde, (Ey israil erle- 
ri, bu sozleri dinleyin: Nasirah Isayi ve onun tarafindan tasdik edil- 
mis olan adami, siz kendiniz de bilirsiniz) demekdedir. 

3. cii babimn 26. ci ayetinde ise, (Allah her birinizi kotiilukle- 
rinden dondiirmekle miibarek kilsin diye, kulunu kiyam etdirip, 
once size gonderdi) demekdedir. 

-280- 



4. cii babmm 30. cu ayetinde de, (Mukaddes kulun Isamn ismi 
ile alametler ve harikalar olsun diye..) demekdedir. Bu ayetlerde, 
Isa aleyhisselamm peygamberligi ve Allahii tealamn vahy etmesi 
ile konusmus oldugu, acikca bildirilmekdedir. 

Biitiin bu ciimleler bugiin hiristiyanlann elinde bulunan Kitab-i 
mukaddesden almrmsdir. Ya'ni ne kadar degisdirilirse degisdirilsin, 
hala bugiinkii Tevrat ve incillerde muhakkak hakiM incilden kal- 
ma dogru sozler bulunmakdadir. 

Allahii tealamn, Isa aleyhisselami Allahin oglu olarak goster- 
mek isteyenlere, hatta bu maksad ile Tevrat ve incildeki ciimlele- 
ri degisdirmek kiistahligmda bulunanlara karsi ne kadar gazaba 
geldigi, Kur'an-i kerimde Meryem suresinin 88-93. cii ayetlerinde 
mealen soyle beyan buyurulmusdur: 

([Yehudiler ve Hiristiyanlar], Rahman cocuk edindi dediler. 
[Ey Resuliim sen onlara de ki,] ortaya biiyiik bir yalan atdiniz. is- 
nad etdikleri o sozden, nerede ise, gokler paralanacak, yer yanla- 
cak, daglar dagdacakdi. Halbuki Rahmamn cocuk edinmesi, Onun 
azametine layik degildir. Qiinki goklerde ve yerlerde hicbir kimse 
yokdur ki, Rahmana kul olarak gelici olmasin.) Kur'an-i kerimin 
Ihlas suresinin uciincii ayetinde Allahii teala mealen buyuruyor: 
(Allah dogmami§ ve dogurmamisdir.) Nisa suresinin yiizyetmisbi- 
rinci ayetinde mealen, (Ey ehl-i kitab [Yehudiler ve Hiristiyanlar]! 
Dfninizde taskinlik etmeyin. Allahii teala hakkinda dogruyu soyle- 
yin [Ona iftira ederek Isa "aleyhisselam" Allahin ogludur deme- 
yin], Meryem oglu Isa, Allahii tealamn resuliidiir. Ol emri ile yara- 
tilnus luahlukutlur. Onu Meryeme ilka etdi. [Ey hiristiyanlar] Al- 
lahii tealaya ve resuliine iniaii edin, ilah iicdiir ve Allahii teala 
iiciinciisiidiir demeyin. Bundan sakinmamz sizin icin hayrhdir. Al- 
lah ancak bir TEK ma'buddur. Qocugu olmakdan miinezzehdir) 
buyurulmusdur. 

Allahii teala Kur'an-i kerimde, incili degisdirenlere karsi, Be- 
kara suresinin onuncu ayetinde mealen soyle hitab etmekdedir: 
(Kalblerinde [sek ve nifak] hastahgi vardir. Allahii teala hastahk- 
larim artdirmisdir. Yalancihklarindan dolayi elem verici azaba ug- 
nyacaklardir). 

Bekara suresi 79. cu ayetinde mealen, (Vay, [tahrif olunmus] 
kitabi kendi elleri ile yazip da, onu birkac kiirusa satmak icin, Al- 
lah tarafindandir diyenlere! Vay, ellerinin yazdiklarma! Vay ka- 
zandiklarina!) buyurularak, onlann elim bir azaba ugrayacagim 
haber vermisdir. 



281 



-2- 

KiTAB-I MUKADDESDEKI (Tevrat ve Incfflerdeki) 
HATALARDAN BA'ZILARI 

Tevratda ve incilde degisdirilmis yerleri bildiren kitablardan en 
meshuru (izharu tebdilil-yehud vennasara fittevrati vel-incil ve be- 
yanii-tenakudi ma-bi eydihim)dir. Bu kitabi 456 h.de vefat eden 
All bin Ahmed Emevi yazmisdir. 

Bugiin, hakikaten, (Kitab-i mukaddes)i mutemadiyen degisdi- 
rerek yeni Inciller nesr etmek, bu kitablan satmak, cok biiyiik bir 
kazanc kaynagidir. Cunki, ister inansin, ister inanmasm, her Avru- 
palinin evinde bir Kitab-i mukaddes [Tevrat ve incil] vardir. Hele 
Avrupah koyliilerin cogu, Kitab-i mukaddesden baska bir kitab 
bilmez, bundan baska hicbir kitab okumazlar. Avrupahlarm kiiltiir 
seviyesi, cogumuzun zan etdigi kadar yiiksek degildir. Koylerde 
oturanlar okuma yazma bilirler ise de, diinyadan haberleri yokdur. 
Ancak, Kitab-i mukaddes okurlar. Onun icin, her yeni (gozden ge- 
cirilmis ve diizeltilmis) Kitab-i mukaddes, milyonlarca niisha basil- 
makda ve bu Kitab-i mukaddesi basanlara her sene milyonlar ka- 
zandirmakdadir. O halde, Kitab-i mukaddesi ikide birde degisdire- 
rek yeniden basmakdan daha karh bir is yokdur. 

Garbh mecmu'alar, ikide birde (Kitab-i mukaddesde hata var) 
diye yazmakdan geri kalmazlar. iclerinde, meshur ilm adamlarmm 
veya teologlarm ibret ile okunacak ciddi makaleleri de bulunur. 
Asagida bunlardan birini goreceksiniz: 

Simdi siz de, Allahii tealamn kelami nasil yanhs terceme edi- 
lir? Allahii tealamn kelami nasil insanlar tarafmdan tashih edilir? 
Allahii tealamn kitabi nasil tedkika tabi' tutulur? Boyle miitema- 
diyen degisdirilen, duzeltilen bir kitab miimkin degil (Allahii te- 
alamn kelami olamaz) diyeceksiniz. Hele 1971 senesinde ikinci 
def'a degisdirilen ingiliz incilinin mukaddemesinde bulunan su 
kelimeleri okursamz, biisbiitiin hayret edeceksiniz. En son tashihi 
yapan dim hey'et, onsozde sunlan soyliiyor: ( Krai James tara- 
fmdan hazirlatilan Kitab-i mukaddesin ifadesi hakikaten son de- 
rece mukemmeldir. ingiliz nesriyatinm en yiiksek bir eseri olarak 
kabul edilebilir. Fekat, ne yazik ki, bu kitabda gayet agir hatalar 
vardir ve bu hatalar, o kadar cok ve o kadar ciddidir ki, bunlarm 

-282- 



muhakkak diizeltilmesi lazimdir.) 

Diisiinun bir kerre, bir dim hey'et toplamyor ve Ingilterede 1020 
[m. 1611] senesinden 1391 [m. 1971] senesine kadar (Allah kelami) 
diye inamlan kitabda bircok CIDDI hatalar buluyor ve bunlann 
muhakkak tashihi lazimdir diye karar veriyor! Artik bu kitabm (Al- 
lah Kitabi) olduguna kim inamr? Asagida size hos bir hikaye nakl 
edecegiz. Bu hikayeyi anlatan, hiristiyan din ve fen adamlan ile, hi- 
ristiyanhk akideleri ve kitab-i mukaddes iizerinde miinazaralar ya- 
pan ve bunlann tahrif edilmis oldugunu isbat eden Giiney Afrikali 
Ahmed Didatdir. [Hiristiyanhk ve tahrif edilmis Inciller iizerinde 
cahsmalar yapan bu zat, Ehl-i siinnet alimlerinin buyukliigiinu anh- 
yamamis bir mezhebsizdir.] Ahmed Didat diyor ki: 

(Amerikada nesr olunan AWAKE (Uyan!) mecmu'asimn 8 
Eyliil 1957 tarihli niishasmda soyle bir makale cikdi: (Megerse Ki- 
tab-i mukaddesde temam 50.000 hata varmis! Gepenlerde bir gene 
hiristiyan, KJV (Krai James Beyam) olan Kitab-i mukaddesden 
bir dane satm almisdi. Tabfi incili (Kitab-i mukaddesi) Allah ke- 
lami olarak kabul etdiginden, icinde hicbir hata bulunmadigim zan 
ediyordu. Fekat eline gecen bir Look mecmu'asinda (incil Hak- 
kmda Hakikatler) ismindeki bir makalede, 1133 [m. 1720] tarihin- 
de kurulan bir dim meclisin Krai James tarafmdan hazirlatilan Ki- 
tab-i mukaddesde 20.000 hata bulundugunu meydana cikardigim 
okuyunca sasinp kaldi. Cok uziildii. Bu mes'eleyi ruhani arkadas- 
lanyla goriisdiigii zeman, onlar kendisine, (Bugiinkii Kitab-i mu- 
kaddesde, 20.000 degil, 50.000 hata vardir) demezler mi? Gene 
adam kendinden gecdi. Simdi bize soruyor: Allah askma soyleyin 
bana, bizim Allah kelami zan etdigimiz Tevrat ve incil, boyle hata- 
larla dolu bir eser midir? 

Ben bu mecmu'ayi dikkat ile okumus ve saklamisdim. Bundan 
bes alti ay evvel, birgiin evimde otururken, kapim calmdi. Kapiyi 
acdigim zeman, karsimda kibar tavrh, giiler ytizlu, tath dilli bir 
gene adam gordiim. Beni hiirmet ile selamladikdan sonra, hiiviy- 
yetini uzatdi. Hiiviyyetinde (Yehova Sahidi) diye yazih idi. Bu 
ism, bir kism misyonerlere verilen bir lakab idi. Bu gene misyo- 
ner, bana cok tath bir sesle, (Biz her seyden once, hak yolundan 
cikmis, sizin gibi tahsilli insanlan hak din olan hiristiyanhga cagir- 
mak icin cahsiyoruz. Size Allah kelami olan Tevrat ve incilden 
ba'zi guzel bahsleri ihtiva eden kitablar getirdim. Size bunlan 
takdim edeyim. Bunlan okuyunuz, dusiinuniiz ve karanmzi veri- 
niz) dedi. Kendisini iceri da'vet etdim. Kahve ikram etdim. (Heri- 
fi galiba yan yanya kandirdim) diye dusundiigiinu tahmin ediyor- 

-283- 



dum. Kahveleri icdikden sonra, ona (Aziz dostum, siz Tevrat ve 
incili Allah kelami olarak kabul ediyorsunuz degil mi?) diye sor- 
dum. (Muhakkak) diye cevab verdi. (O halde, Tevrat ve incilde 
hie bir hata yokdur degil mi?) dedim. (Olamaz) dedi. O zeman 
kendisine Awake mecmu'asim gosterdim ve (Bu mecmu'a, hiris- 
tiyan memleketi olan Amerikada cikmis bir eserdir. Bu mecmu'a, 
Incilde temam 50.000 hata oldugunu yaziyor. Eger bu mec- 
mu'adaki makaleyi yazan bir musliman olsaydi, ona inamp inan- 
mamakda serbest olurdunuz. Sizin dininizde olan kimselerin ci- 
kardigi mecmu'amn sozlerini kabul etmeniz gerekmez mi? Siz bu 
iddi'aya karsi ne dersiniz?) dedim. Adamcagrz birdenbire hayrete 
daldi. (Su mecmu'ayi verin de bir okuyayim) dedi. Okudu, tekrar 
tekrar okudu. Yiiziiniin nasil tegayyiir etdigini, ne kadar mahcub 
oldugunu goruyor ve icimden kis kis giiluyordum. Nihayet bana 
verilecek bir cevab buldu: (Bakmiz, dedi, bu mecmu'a 1957 sene- 
sinde basilmisdir. Biz simdi 1980 senesindeyiz. Aradan temam 23 
sene gecmisdir. Herhalde bu arada hatalan bulunmus ve tashih 
edilmisdir.) Ben biiyiik bir ciddiyyet ile (Peki ama acaba bu 50.000 
hatadan kac bini diizeltildi? Diizeltilen hatalar hangileridir? Nasil 
duzeltilmisdir? Bunlar hakkmda bana ma'lumat verebilir misi- 
niz?) diye sordum. Basim one egdi ve (Ma'atteessiif bunu yapa- 
mam) dedi. Ben have etdim: (Aziz misafirim! icinde 50.000 hata 
bulunan, ikide birde degisdirilen veya diizeltilen bir kitabin Alla- 
hii tealamn kitabi olduguna nasil inamrim? Bizim Allahii tealamn 
kitabi olarak inandigimiz Kur'an-i kerimin bir harfi bile bugiine 
kadar degismemisdir. icinde tek hata yokdur. Siz beni hidayete 
erisdirmek istiyorsunuz ama, rehberiniz olan incil ve Tevrat hata- 
h, secdiginiz yol subhelidir. Bunu bana nasil izah edersiniz?). Ze- 
valh perisan olmus, hayretde kalmisdi. (Bana miisaade ediniz de, 
biiyiik papazlar ile goruseyim. Birkac giin icinde size ugrar ve sor- 
duklanmza cevab veririm) dedi ve acele ile yammdan firar etdi. 
Gidis o gidis. Aylardan beri kendisini bekliyorum. Ne gelen var, 
ne giden!) 

Simdi Tevrat ve incilde tesadiif edilen bircok hatalar, birbirin- 
den farkli ifadeler ve aym husus hakkmda verilen birbirlerine mu- 
gayir beyanlar hakkmda biraz daha izahat verelim. 

Evvela sunu soyliyeyim ki, Tevrat ve incflin hatah kismlanm 
arayan ve bulan, en cok kilise mensublandir. icine diisdiikleri te- 
zadlardan kurtulmak icin care aramakdadirlar. Londrada (ingiliz- 
ceye terceme edilmis modern incil) ismindeki eseri 1970 senesinde 
nesr eden Philips, Matta incili hakkmda soyle diyor: 

-284- 



(Mattaya aid oldugu kabul edilen incflin, hakikatde onun tara- 
fmdan yazilmadigmi ileri siirenler vardir. Bugun bircok kilise men- 
sublan, bu incilin sirlarla ortiilu bir sahis tarafmdan yazildigini ile- 
ri siirmekdedirler. Bu esrarengiz kisi, Mattanm incilini eline almis, 
onu istedigi gibi degisdirmis, icine baska bircok sozleri de Have et- 
misdir. Uslubu acik ve akicidir. Halbuki hakiki Matta incilinin iis- 
ltibu daha agir, fekat sozleri daha muhakemelidir. Matta, gorduk- 
lerini, duyduklarmi zihninde bir muhakemeden gecirdikden ve 
duydugu sozlerin Allah kelami olduguna temamen inandikdan 
sonra, bunlan kaleme aliyordu. Halbuki, simdi Matta incili olarak 
elimizde bulunan metin, dikkat ile yazilmamisdir.) 

Allahu tealamn kelami miitemadiyen degisemiyecegine gore, 
yalmz yukandaki sozler, bugiinkii Matta incilinin insan eli ile ya- 
zildigini isbata kafidir. Matta incili ortadan gayb olmus, onun yeri- 
ne meshur olmiyan bir kisi yeni bir incil yazmisdir. Bu kisinin kim 
oldugunu kimse bilmemekdedir. 

Bugiinkii Kitab-i mukaddesin (yeni and) kisminda bulunan dort 
incil, bilindigi gibi, Mattadan baska, Yuhanna, Luka ve Markos ta- 
rafmdan yazilmislardir. Bunlardan yalmz Yuhanna [ki Isa aleyhisse- 
lamin teyzesinin oglu idi] Isa aleyhisselami gormiis, fekat, incilini 
Onun semaya kaldinlmasmdan sonra Samosda yazmisdir. Luka ile 
Markos ise, Isa aleyhisselami hie gormemislerdir. Bunlardan Mar- 
kos, Petrusun terclimam idi. Yalmz Matta incili degil, Yuhanna in- 
cili de baskasi tarafmdan yazilmis ve degisdirilmisdir. Bunlarm isba- 
ti 271. ci sahifeden i'tibaren bildirilmisdir. Kisaca bu dort incil hak- 
kmda birbirlerinden farkh bircok rivayetler vardir. Biitiin diinyamn 
birlesdigi bir husus vardir. O da, bu dort incil (asagida goreceginiz 
gibi), aym hadiseleri baska anlatan ve insan eliyle yazilmis hikaye- 
lerden ibaretdir. Allahu tealamn kelami degildirler. Bugiinkii Ki- 
tab-i mukaddesin ya'ni Tevrat ve incillerin icindeki ba'zi hatalan 
anlatmadan evvel, Tevrat ve incillerin baska bir hususiyyetinden de 
bahs etmek istiyoruz. Hiristiyanlarla miinazara eden ve onlan ce- 
vabdan aciz birakan Ahmed Didat su hikayeyi anlatiyor: 

(Birgiin, hiristiyan komsulanma rica etdim. (Ben simdi kitab-i 
mukaddes ile mesgul oluyorum. Size ondan bir parca okumak isti- 
yorum) dedim. Benim Kitab-i mukaddes ile alakadar olduguma 
pek memnun kaldilar. (Galiba hidayete kavusuyor) diye sevindi- 
ler. Sur'at ile etrafimda toplandilar. Ellerine birer Kitab-i mukad- 
des verdim ve (isaya) kitabmm 37. ci babim acmalanm rica etdim. 
(Simdi ben size kendi elimdeki Kitab-i mukaddesden bu bahsi 
okuyacagim. Liitfen beni ta'kib edin ve dogru okuyup okumadigi- 

-285- 



ma dikkat edin) dedim. Hepsi beni dikkat ile dinlemege ve okudu- 
gum parcayi ellerindeki Kitab-i mukaddesden ta'kib etmege basla- 
dilar. Okudugum parca soyle idi: 

(Vaki' oldu ki, Krai Hizkiya bunu isitince, esvabini yirtdi ve cul 
sanmp Rabbin evine girdi. 

Ve Krai, evi iizerinde olan Elyakimi ve Katib Sebnayi ve kahin- 
lerin ihtiyarlarim cula sanlmis olarak, Amatsun oglu Peygamber 
Isayaya gonderdi. 

Ve ona dediler: Hizkiya soyle diyor: Bugiin sikinti, tekdir ve 
riisvahk [asagihk] giiniidur. Cunki cocuklar dogum vaktine geldi, 
fekat doguracak kudret yok.) Bir muddet daha okudum. 

Ben devam ederken onlara, (Nasil, harfi harfine dogru okuyor 
muyum?) diye soruyordum. Onlar da (tarn tamina, harfi harfine 
dogru okuyorsun) diye tasdik ediyorlardi. Birdenbire kendilerine: 
(Simdi size bir sey soyliyecegim: Sizin elinizde dinlediginiz kism 
Ahd-i atikin [Tevratm] isaya kitabinin 37. ci babidir. Benim oku- 
dugum parca ise yine Ahd-i atikin ikinci Melikler [Krallar] 19. cu 
babidir. Ya'ni, iki kitabm bu iki bahsi harfi harfine birbirinin ay- 
nidir. Demek ki, bunlardan biri temamen digerinden sirkat edil- 
mis, calmmisdir. Ama hangisi, hangisinden asirmrs, bunu ben bil- 
miyorum. Bu hususda karar vermek size aiddir. Fekat, sizin kutsal 
zan etdiginiz bu kitablar birbirinden sirkat edilmisdir. tste isbati!) 
dedim. Bir kryametdir kopdu. (Boyle sey miimkin degildir!) fer- 
yadlan yiikseldi. Hemen elimdeki Kitab-i mukaddesi aldilar. Dik- 
kat ile tedkik etdiler. Okudugum bahsin hakikaten ikinci Melik- 
lerin 19. cu babmin, ellerinde bulunan isayanin 37. ci babmin har- 
fi harfine aym oldugunu goriince, agizlan acik kaldi. Onlara, (Ba- 
na danlmaym ama, bir Allah kitabmda boyle yazi asirma [intihal] 
keyfiyeti olur mu? Ben nasil olur da, boyle kitablara inamrim?) 
dedim. Hepsinin basi one diismusdli. ister istemez bana hak veri- 
yorlardi.) 

Simdi asagida, Tevrat ve incillerde anlasilmiyan birkac parca 
gosterelim: Matta incilinin 9. cu babinm 9. cu ayetinde, (Isa, ora- 
dan gecerken giimriik mahallinde oturan ve Matta denilen bir 
adam goriip ona, ardimca gel dedi. O da kalkip ardmca gitdi) de- 
mekdedir. 

Simdi iyice dikkat ediniz, bu ciimleleri yazan Mattamn kendi- 
si ise, nicin kendisi oldugunu soylemeyip, bir baska Matta gibi 
soylemisdir. Eger bu incili yazan Mattamn kendisi olsaydi, (Ben 
giimriik mahallinde otururken Isa oradan geciyordu. Beni gordii, 

-286- 



ardimca gel dedi. Ben de Onun ardmca gitdim) diye yazmasi 
icab ederdi. Bu da gosteriyor ki Matta incilini yazan Matta de- 
gildir. 

Luka incilinin 1. ci babi basinda, (Ey faziletli Teofilos, kelamin 
vekilleri, hizmetcileri olup, gozleri ile gormiis olanlann bize nakl 
etdiklerine gore, aramizda vaki' olan seylerin hikayesini tertib ve 
tahrfr etmege bircok kimseler girisdiginde, ben de ta basmdan be- 
ri [olanlan] hepsini dikkatle arasdirrp, tahkik ederek, oldugu gibi, 
sirasi ile sana yazmagi uygun gordum) demekdedir. 

Bu ibareden anlasihyor ki: 

Luka, kendi zemanmda daha bircok kimseler incil yazdiklan 
bir sirada bu incili yazmisdir. 

Luka havarilerin kendi elleri ile yazdiklan hicbir incil bulun- 
madigina isaret etmekdedir. Zira (kelamin vekilleri ve gozleri ile 
gormiis olanlann bize nakl etdiklerine gore) ciimlesi ile incil ya- 
zanlan gozleri ile gorenlerden ya'ni havarilerden tefrik etmis, ayir- 
mrsdir. 

Kendisi icin havarilerden birinin sakirdi, talebesiyim demez. 
Ciinki, o asrda havarilerden birine isnad edilen pekcok te'lifler, 
yazilar, risaleler bulundugundan oyle bir senedin, ya'ni havari- 
lerden birinin talebesi oldugunu bildirmesinin, kendi kitabi icin 
baskalarmm i'timadina sebeb teskil edecegini, iimmid etmemis- 
dir. Belki, her hususu kendisi tahkik ederek, esasmdan ogrendi- 
gini bildirerek, daha kuvvetli bir delfl olarak gostermek istemis- 
dir. 

Yuhanna incilinin 19. cu babmm 35. ayetinde, (Goren sehadet 
etdi ve onun sehadeti dogrudur ve iman edesiniz diye kendisi dog- 
ruyu soyledigini bilir) demekdedir. Sayet bu ibareyi Yuhanna yaz- 
mis olsa idi, hadiseyi (goren sehadet etdi ve onun sehadeti dogru- 
dur) diye yazmazdi. 

Neticede, Matta, Luka ve Yuhannamn kendilerinden degil, is- 
mi bilinmiyen, kim oldugu belli olmiyan bir kimseden bahs etdik- 
lerini gortirsuniiz. Bu kimdir? Peygamber mi? Kelamin hizmetci- 
leri kimdir? Yerinden kalkip Isa aleyhisselami ta'kib eden kim- 
dir? Sehadet eden kimdir? Bu kadar esrar dolu ve anlasilmaz bir 
din kitabi olur mu? Kim kime ve nicin sehadet ediyor, o da belli 
degil! 

Simdi Kitab-i mukaddesdeki muhtelif bahsler arasindaki ihti- 
laflardan, farklardan bahs edelim: 

ikinci Samuelin 24. cii babmm 13. cii ayetinde, (Gad, Daviida 

-287- 



geldi ve Ona dedi, Sana memleketinde yedi kitlik senesi mi gelsin? 
Yoksa diismanlarm seni kovalarken onlann oniinde ilc ay mi ka- 
carsm) demekdedir. 

Simdi aym mes'eleden bahs eden Birinci Tarihlerin 21. ci babi- 
nin 11. ve 12. ci ayetlerinde ise, (Boylece Gad, Daviida gelip, Ona 
dedi, RAB soyle diyor: Bunlardan istedigini sec. TJc sene kitlik, ya- 
hud diismanlanmn kilici sana eriserek seni sikisdiranlarm oniinde 
iic ay bitip tiikenmek, yahud da ilc gun Rabbin kilici ve Rabbin 
melegi, israilin biitiin simrlannda insanlan helak edecek veba has- 
tahgi) demekdedir. 

Allah kelami denilen bir kitabm, bu iki bahsinde aym mes'ele 
arasmdaki biiyiik farki goriiyorsunuz. Hangisine inanalim? Allahii 
teala iki diirlii beyanda bulunur mu? 

Bugiinkii Kitab-i mukaddesin muhtelif kitablan arasmdaki 
farklar o kadar cokdur ki, bunlarm hepsini yazmaga kalksak, 
mu'azzam bir kitab olur. Biz burada okuyuculara umumi bir fikr 
vermek icin, birkacmdan daha bahs edecegiz: 

Ikinci Tarihlerin 36. ci babinin 5. ci ayetinde, (Yehoyakim me- 
lik oldugu zeman 25 yasinda idi ve Yerusalimde [Kudiisde] on bir 
sene meliklik etdi) demekdedir. 

Ikinci meliklerin [krallarm] 24. cii babinin 8. ci ayetinde, (Ye- 
hoyakim melik oldugu zeman onsekiz yasinda idi) demekdedir. 

Arada tam 7 sene yas farki var! Anlasilan bu kudsi kitabi ya- 
zanlar, adi gecen iki kisinin, aym sahis olup olmadiklarma dikkat 
etmemislerdir. 

Baska bir misal: 

Ikinci Samuelin 10. cu babinin 18. ci ayetinde, (Suriyeliler, isra- 
illilerin oniinden kacdilar. Daviid Suriyelilerden cenkcileri ile [be- 
raber] 700 araba ve 40.000 ath telef etdi ve ordu kumandam Soba- 
ki vurdu ve o arada oldii) demekdedir. 

Simdi aym muharebe manzarasi, Birinci Tarihlerin 19. cu babi- 
nin 18. ci ayetinde, (Ve Suriyeliler, israilin oniinden kacdilar. Da- 
viid Suriyelilerden cenkcileri ile [beraber] 7000 [yedibin] arabayi 
perisan etdi ve 40.000 yaya asker oldiirdii. Ordunun kumandam 
Sobaki da telef etdi.) 

Simdi aradaki farklara dikkat ediniz: Birinci kitaba gore 700 
harb arabasi, ikinciye gore tam on misli 7000 harb arabasi, birinci 
kitaba gore 40.000 siivari olduriilmiis, ikinci kitaba gore bunlar sii- 
vari degil, piyade askeri imis! 

Kitab-i mukaddesin icindeki kitablar boyle birbirinden farkh 

-288- 



ma'lumat verirse, bunlarm Allahii tealamn kelami olduguna kim 
inanir? Hasa, Allahii teala, piyade ile siivartyi birbirinden ayira- 
maz mi? 700 ile 7000 arasmdaki 10 misli fark oldugunu bilemez 
mi? Boyle birbirini nakz eden beyanlarda bulunmak ve sonra bun- 
Ian Allahii tealamn kelami kabul etmek, Allahii tealaya yapilan en 
biiyiik iftira, en biiyiik kiistahhkdir. 

Birkac misal daha verelim: 

Burada bahs konusu, Siileyman aleyhisselamm serayinda yap- 
dirdigi biiyiik kurban kesme yeri, ya'ni (kurban havuzu)dur. 

Birinci Meliklerin 7. ci babi 26. ci ayetinde, (Kahnhgi bir kans 
idi. Ve onun kenan bir kase kenan gibi, zanbak cicegi gibi islen- 
misdi. 2000 bat su ahrdi) demekdedir. (1 bat = 37 litre) 

Simdi aym kitabm ikinci Tarihlerin 4. cii babi 5. ci ayetinde, 
(Siileymamn yapdigi mezbahm kahnhgi bir avuc idi ve kenan bir 
kase kenan gibi zanbak cicegi gibi islenmisdi. ici 3000 bat su ahr- 
di) demekdedir. 

Goriiyorsunuz, yine arada temam 1000 bat, ya'ni 37000 litre su 
farki var! Anlasihyor ki, bu cins kitablan yazanlar, birbirlerinin 
farkmda olmadan, akllanna geleni kayd etmisler, tekrar tedkik 
zahmetinden de kacmislar ve ortaya boyle birbirini nakz eden fik- 
ralar cikmis ve bunlara, utanmadan (Allah Kelami) demislerdir. 

Bir misal daha verelim: 

Ikinci Tarihlerin 9. cu babimn 25. ci ayetinde, (Siileymamn at- 
lan ve cenk arabalan icin 4000 ahm vardi ve 12.000 athsi vardi. 
Onlan, araba sehrlerine ve melikin yanma, Yerusalime [Kudiise] 
koydu.) 

Aym hikayeyi Birinci meliklerin 4. cii babmm 26. ci ayetinden 
okuyahm. 

(Ve Siileymamn cenk arabalan icin 40.000 ahm vardi.) 

Goriiyorsunuz, burada ahir mikdari tarn 10 misli artmakdadir! 

Belki denilebilir ki, (En cok rakkam farklan var, acaba rak- 
kam farki, o kadar miihim midir?) Buna meshur Alberts Schwe- 
izer'in beyani ile cevab verelim. Schweizer diyor ki: (En biiyiik 
mu'cizeler bile, iki kerre ikinin dort etdigini veya bir dairenin 
cemberinde acilar bulundugunu isbat edemez. Yine en mu'az- 
zam mu'cizeler, ne kadar cok olursa olsun, her hangi bir hiristi- 
yamn batil i'tikadi icinde bulunan bir eksigi, bir yanhshgi diizel- 
temez). 

Son olarak, birbirinden farkh birkac metin zikr edelim: 

— 289 — Herkese Lazim Olan Iniiin: F-19 



Matta incilinin 27. ci babinin 44. cil ayetinde, Isa "aleyhisse- 
lam" ile birlikde asilan iki hirsizm, ona karsi yehudiler gibi kotii 
sozler soyledikleri yazilidir. 

Luka incilinin 23. cii babinin 39. cu ayeti ve devaminda, hirsiz- 
lardan birinin Isa aleyhisselama kotii soz soyledigi ve bunu isiten 
ikinci hirsizin onu azarladigi ve (Sen ayni hiikm altinda oldugun 
halde Allahdan korkmuyormusun) dedigi ve Isa aleyhisselamm 
ikinciye, (Bugiin sen benimle beraber Cennetde olacaksm) dedigi 
yazilidir. 

Bu iki ibare arasindaki farkhlik meydandadir. 

Yine Markosa gore, Isa aleyhisselam hacdan indirildikden son- 
ra, oliiler arasmda kaldigi sirada, havarileri ile goriismiis ve hemen, 
o gun semaya kaldinlmisdir. Luka incilinde de boyle yazilidir. Hal- 
buki yine Lukamn yazmis oldugu (Resullerin isleri) kitabmin bi- 
rinci babinin 3. cii ayetine gore, hazret-i Isa, oliiler arasmda 40 gun 
kaldikdan sonra semaya kaldinlmisdir. 

Bu misaller boyle devam etmekdedir. Yukanda da soyledigi- 
miz gibi, hepsini kayd etmek icin, bu kitabin hacmi kafi gelmez. 
Onsozde, kendisini tamtdigimrz, Miisliman olan eski bir rahib Tur- 
meda, ya'ni Abdiillah-i Terciiman, incillerin herbirinin kendi ayet- 
leri arasindaki tenakuzlarma birkac misal veriyor: 

Matta incilinin 3. cii babmm 4. cii ayetinde, (Yahyamn ta'ami 
[yiyecegi] cekirgeler ve yaban bah idi) demekdedir. 

11. ci babinin 18. ci ayetinde ise, (Yahya ne yir, ne icerdi) de- 
mekdedir. 

Eski rahib, bir noktaya daha isaret ediyor: 

Matta incilinin 27. ci babi 50., 51., 52. ve 53. cii ayetlerinde, 
(Isa, ruhunu teslim etdi. iste o zeman ma'bedin perdesi yukandan 
asagi kadar [yirtildi], iki parca oldu. Yer sarsilip kayalar yanldi. 
Kabrler acilip uykuda olan nice mukaddeslerin cesedleri kryam 
etdiler. Onlar kabrlerinden cikip Isamn kiyammdan sonra mukad- 
des sehre girdiler ve bircok kimselere goriindiiler) demekdedir. 
Miisliman olmus olan bu rahib Anselmo Turmeda diyor ki, (Oku- 
dugunuz bu facia tasviri, temamen eski bir kitabdan almmisdir. 
Bu tasvir, Titus Kudiisii zabt ve tahrib etdigi zeman, bir yehudi ta- 
rihcisi tarafindan kaleme almmisdir. Bu ibareleri simdi Mattada 
gormekdeyiz. Bunun ma'nasi, her hangi bir kimse, bu sozleri Mat- 
ta inciline sonradan eklemisdir). Bu da, yukanda (Matta incili, 
hakiki Mattamn yazdigi incil degildir) soztiniin dogru oldugunu 
bir kerre daha isbat etmekde ve bu ilaveleri yapan Matta incilini 

-290- 



yazan esrarengiz kimseyi hatirlatmakdadir. 

Bir tarihi hatadan daha bahs edelim: 

Tekvmin 16. ci babimn 15. ci ayetinde, (Ve ibrahimin "aleyhis- 
selam" cariyesi Hacerden bir oglu oldu. Ibrahim bunun adini is- 
ma'il koydu) demekdedir. Yine Tekvinin 22. ci babinm 2. ci ayetin- 
de ise, (Allah ibrahime dedi, simdi oglunu, sevdigin biricik oglunu, 
Ishaki al ve Moriya diyarma git!) denilmekdedir. Ya'ni, Ibrahim 
aleyhisselamm aynca bir de Ismail aleyhisselam isminde oglu oldu- 
gu unutulmusdur. 

Okuyuculan da rahatsiz etmege bashyan bu hatalan bir tarafa 
terk edip, biraz da, bugiinkii hiristiyan ve yehudilerin inandiklan 
(Kitab-i mukaddes)i ya'ni Tevrat ve incilleri teskil eden kitablarm 
nereden geldiklerini arasdirahm: 

(Kitab-i mukaddes)in ilk kitablan, Tekvin, Huruc, Levililer, 
Sayilar ve Tesniyedir. Bu bes kitaba (Tevrat) demekdedirler. Mu- 
sa aleyhisselama indirilen Tevratm bu kitablardan meydana geldi- 
gini zan etmekdedirler. 

Isaya icin neler soylenildigini yukanda zikr etdik. Rivayete go- 
re baska biri tarafmdan yazilmisdrr. 

Hakimler kitabimn isma'il tarafmdan yazildigi diisuniilebilir. 

Rut (Ra'ut): Yazan belli degil 

Birinci Samuel: Yazan belli degil. 

Ikinci Samuel: Yazan belli degil. 

Birinci Melikler: Yazan belli degil. 

Ikinci Melikler: Yazan belli degil. 

Birinci Tarihler: Galiba Isa aleyhisselamdan 350 sene evvel ya- 
samis olan ibrani haham ve din adami AZRA tarafmdan yazilmis. 

Ikinci Tarihler: Bunun da, Azra tarafmdan yazildigi diisiinule- 
bilir. Azra, Uzeyr demek oldugu (Miincid)de yazihdir. Fekat, bu 
kitablan yazan kimse Uzeyr aleyhisselam degildir. Azra ismindeki 
bir yehudidir. 

Azra: Azramn bizzat yazdigi kitab. 

Ester: Yazan belli degil. 

Eyyub: Yazan belli degil. 

Mezamir: Zeburun sureleri demekdir. Daviid aleyhisselama 
aid olan sureler olduklan beyan edilmekde ise de, icinde Beni Ko- 
rah, Asaf, Ezrahi, Heman ve Siileyman aleyhisselamm mezmurla- 
n da vardir. 

Yuniis: Kimin tarafmdan yazildigi bilinmiyor. 

-291- 



Habakuk: Kim oldugu, nerede bulundugu, seceresi, ne is yapdi- 
gi kimse tarafmdan bilinmeyen bir sahsiyetin yazdigi kitab. 

Iste size Kitab-i mukaddesin (Ahd-i Atik = Eski Ahd) kitabla- 
nnm mahiyyetleri hakkinda kisa bir ma'lumat. 

(Ahd-i Cedid = Yeni Ahd) kismma gelince, bunun hakkinda ve 
bunu yazanlar ve icindeki farkhliklardan yukanda ma'lumat verdi- 
gimiz icin bunlan tekrara liizum gormedik. 

Kitab-i mukaddesin icinde, daha bircok ma'nasrz sozler vardir: 
Mesela, Allahii tealamn tufana nedamet edisi, Ya'kub aleyhisse- 
lamm rii'yasmda Allahla giires tutarak onu yenmesi, Lut aleyhis- 
selamm kizlan ile zina etmesi gibi. Bunlarm ne kadar habis seyler 
oldugu hiristiyanlar tarafmdan da kabul edildigi icin, bu bahsleri 
yavas yavas Kitab-i mukaddesden cikarmaga baslamislardir. 

Simdi. bugiinkii Kitab-i mukaddesin ifade sekli ve insanlara ne- 
ler telkine cahsdigini tctlkfk edelim: 

Tekvinden bir bend aliyoruz. Bu kitab, ilk insanlardan, ilk Pey- 
gamberlerden, Adem, Nuh, Ibrahim "aleyhimussalevatu vettesli- 
mat" gibi biiyiik nebilerden bahs eder. Aym zemanda ibrani aile- 
lerinin nasil kuruldugunu anlatir. Yehudilerin ceddi olan Yehuda- 
dan (Juda) bahs eden 38. ci babm basmda, (Yehuda kardeslerinin 
yamna indi ve Abdullah bir adamm yanma indi. Orada Kenanh bir 
adamm kizini gordii. Adamm adi Su' idi. Kizi ahp yanma girdi. Kiz 
hamile kahp bir oglu oldu) demekdedir. 

Simdi lutfen elinizi kalbinizin iizerine koyarak su siiallere ce- 
vab veriniz: Bir din kitabi ne ogretir? Bir din kitabi, insanlara yap- 
malan gereken hususlarla, yapmamalan gereken hususlan ogretir. 
Onlara, diinya ve ahiret hakkinda fikr verir. Onlan, fena hareket- 
leri icin azarlar ve iyi hareketlerini medh eder. Allahii tealaya kar- 
si ne gibi vazifeleri oldugunu, birbirlerine karsi nasil muamele et- 
mek icab etdigini anlatir. Diinyada sulh ve selamet icinde yasamak 
icin neler yapmak lazim oldugunu bildirir. Kisaca, bir din kitabi, 
bir AHLAK KiTABI'dir. 

Yukanda okudugunuz parpa ve devaminda bu faziletlerden 
hangisi var? Acik sacik bir fuhs hikayesidir. Bu parca, bugiin diin- 
yamn her yerinde Pornografi [miistehcen] nesriyyat simfma girer 
ve yaymlanmasi yasaklamr. Hiristiyanlarm ve yehudilerin mu- 
kaddes dedikleri kitabda buna benzer daha bircok gayr-i ahlaki 
bahsler vardir. Yine (Ahd-i atik)in Tekvin kitabi 19. cu babinm 
otuzuncu ve sonraki ayetlerinde Lut aleyhisselamm iki oz kizmin, 

-292- 



Lut aleyhisselama icki icirerek serhos etdikden sonra kendisi ile 
cinsi miinasebetde bulunarak ogullan oldugu yazihdir. Davud 
aleyhisselamm, kumandanlarmdan Uriamn zevcesi Batsebayi yi- 
kanirken ciplak olarak seyredince dayanamiyarak onunla sehva- 
ni iliskiler kurdugu ve kocasindan ayirmak icin zevalliyi bir sava- 
sin en tehliikeli yerine, geri donmemek iizere gonderdigi Ahd-i 
atikin ikinci Samuel kismmm 11. ci babmda yazihdir. Bugiin bir- 
cok Avrupa miizelerinde, Daviid aleyhisselamm Batsebayi ciplak 
olarak seyretmesini veya Uriayi oliime gondermesini tasvfr eden 
resmler bulunmakdadir. Avrupa dillerinde (Uria Mektubu) ta'bi- 
ri, (I'dam htikmii veya cok kotii haber) ma'nasma gelmekde ve 
Avrupalilar bunu ve benzeri hikayeleri mukaddes dedikleri ki- 
tablarmdan almakdadirlar. Bu hikayeleri okuyanlar ne ogreni- 
yor? Kardesinin zevcesi ile zina etmege zorlanan erkekler, gelini- 
ni hamile birakan kayinbabalar, kizi ile zina eden babalar, emrin- 
de cahsanlarm zevcesini igfal eden ve onlan oliime yollayan 
adamlar. 

insamn akh zail olacak. Ba'zi hiristiyanlar bile bu cirkin hika- 
yelere inanmiyor ve red ediyorlar. (Plain Truth) mecmu'asmm 
1977 senesinde cikan bir niishasmda soyle yazihdir: (Cocuklara 
Kitab-i mukaddesi okuturken cok dikkat ediniz! Ciinki Kitab-i 
mukaddesin icinde, gayr-i ahlaki fuhs hikayeleri mevcuddur. 
Bunlan okuyan cocuklarda, aile ferdleri arasindaki munasebetler 
hakkinda, cok hatah fikrler hasil olabilir. Bilhassa, Ahd-i atik kis- 
minda bulunan bu fuhs miinasebetleri, Kitab-i mukaddesden ci- 
kanlmah ve ancak ondan sonra cocuklara bu temizlenmis Kitab-i 
mukaddes verilmelidir). Mecmu'a Mve ediyor: (Kitab-i mukad- 
des, muhakkak bir tedkikden gecmelidir. Ciinki bu hali ile ahlak 
telkin etmek soyle dursun, gencleri ahlaksizhga tesvik etmekde- 
dir.) 

Meshur edebiyyatci Bernhard Shaw, daha ileri giderek, (Dun- 
yada en tehliikeli kitab Tevrat ve incildir. Onu saglam bir kilit al- 
tma koymah ve bir daha meydana cikmamasim temin etmelidir) 
demekdedir. 

Dr. Stroggie, Kitab-i mukaddes hakkinda yazdigi kitabda, Dr. 
Parkere atfen soyle demekdedir: (insan Kitab-i mukaddesi oku- 
dugu zeman, birbirini tutmaz bahsler icinde gayb olup gidiyor. Ki- 
tab-i mukaddesin icinde fazla mikdarda muhtelif acaib ismler var- 
dir. Hele Tekvm kismmda, yalmz secereler dikkate almmis. Kim 
kimden dogdu, nasil dogdu? Hep bunlardan bahs ediliyor. Bun- 
lardan bana ne? Bunlann ibadet ve Allahii tealayi sevmek ile ne 

-293- 



alakasi var? Nasil iyi bir insan olunabilir? Kryamet giinii nedir? 
Kime ve nasil hesab verecegiz? Salih bir insan olmak icin neler 
yapmak lazimdir? Bunlardan pek az bahs olunuyor. Ekseriya, 
muhtelif efsaneler var. Daha giindiiz anlatilmadan, geceye gecili- 
yor.) 

Prof. F. C. Burkitt (Canon of the New Testament = Yeni Ah- 
din resmen kabul edilen kismi) ismindeki eserinde soyle diyor: (Isa 
aleyhisselamm dort Incilde dort ayn tasviri vardir. Bunlar birbirin- 
den farkhdir. Bunlari yazanlar bu dort kitabi bir araya getirmek is- 
tememisdir. Onun icin yekdigerinden farkli ma'lumat vermekde, 
bunlar arasmda hicbir rabita bulunmamakda, yazilardan biri nok- 
san kalmis bir hikayeye, digeri ise meshur bir eserden almmis bir 
parcaya benzemekdedir.) 

(Encyclopedia of Religion and Ethics = Din ve Ahlak Ansiklo- 
pedisi)nin ikinci cildinin 582. sahifesinde: (Isa aleyhisselam, hie ya- 
zili bir eser birakmadigi gibi, sakirdlerinden hie birisine herhangi 
bir sey yazmasi icin de emr vermemisdir) diye yazilidir. Ya'ni bu 
biiyiik ansiklopedi, dort incilin hicbir dini kiymeti olmayip, baska- 
lari tarafmdan yazilan birbirinden farkh hikayelerden ibaret oldu- 
gunu tasdik etmekdedir. 

Avrupah ilm adamlan, tarihciler, hatta hiristiyan din adamla- 
n, bugiin elde mevcud Tevrat ve incillerin bozuk olduklarmi i'lan 
ederken, ma'nevi kuvvetleri inkar eden, maddedeki terakkinin 
serhosu olup, ruh bilgilerinden haberleri olmiyan din diismanlan 
da, Tevrat ve incillerdeki bozuk yerleri ileri siirerek, dinlere sal- 
dinyorlar. Bu meyanda mu'cizeleri inkar etmelerini hakh goster- 
mege kalkisiyorlar. Halbuki hiristiyan ve miisliman, kisacasi din- 
dar olmanm birinci sarti, mu'cizelere inanmakdir. Aklm anhya- 
madigi din, iman bilgilerini akl ile isbat etmege kalkisan, bunlari 
inkar etmege siiriiklenir. insan bilmedigi, anlamadigi seye diis- 
man olur. Mu'cizeleri inkar etmek felaketine ducar olan zevalh- 
lardan biri, tanmmis Amerikah dini eserler yazan Ernest O. Ha- 
userdir. 1979 senesinde nesr edilen yazismda dindarlara hiicum 
etmekde cok ileri giderek, mu'cizeleri te'vile cahsmakdadir. 
Gencleri igfal edebilmek icin birkac ateistin [miinkirin] yazilarim 
da kendine sahid gostermekdedir. Bu makaleyi birlikde okuya- 
hm: (Matta incilinde soyle yazilidir: (... Ve Isa halka cayir iizerine 
oturmalanm emr etdi ve kendilerine bes somun ekmek ile iki ba- 
hgi aldi ve siikran diiasi etdi ve ekmekleri kirip sakirdlere verdi. 
Sakirdler de halka verdiler. Hepsi yiyip doydular ve parcalardan 
artam oniki kiife dolusu olarak kaldirdilar. Yiyenler, kadmlar ve 

-294- 



cocuklardan baska, bes bin erkek kadar idiler) [Matta bab 14, ayet 
19 ve devami.] 

iste Matta, bugiin Isa aleyhisselamm en cok miinakasa edilen 
bir mu'cizesinden boylece bahs etmekdedir. 

Mu'cize, bir peygamber tarafindan, kuvvet ve kudretini izhar 
icin,tabfat kanunlanna muhalif olarak yapilan harik-iil'ade bir 
isdir. Fekat, bugiin en yeni ilm ve fen bilgilerini ogrenen ve boy- 
le bir muhit icinde yetisen bir hiristiyanin bu mu'cizelere iman 
etmesini nasil teklif edebiliriz? Fekat, bunlan incillerden ihrac 
etmege imkan yokdur. O halde, bunlan daha iyi tedkike mecbu- 
ruz. Biz cocukken, Isa "aleyhisselam"in, bircok mu'cizelerini 
dinleye dinleye biiyiiduk. Bunlann arasinda, Kana sehrindeki 
diigiinde suyu serabe cevirmesi, Galile denizindeki korkunc fir- 
tmayi dindirmesi, korlerin gozlerini acmasi, havarilerin kayigma 
kadar denizde ytirumesi, olmiis olan Lazan diriltmesi, hepimizin 
hafizasina naks edilmisdir. Esasen incilin biiyiik bir kismi bu 
mu'cizelerle doludur. Dort incilin de, en giizel yerlerini bu 
mu'cizeler teskil eder. Isa "aleyhisselam", yehudilerin yanma 
geldigi zeman, Peygamber oldugunu isbat etmek icin, onlara 
mu'cize gostermek zorunda idi. Ctinki yehudiler, ona (Sen Pey- 
gamber oldugunu soyliiyorsun. Sana iman etmemiz icin, bize 
mu'cize gostereceksin!) diye inad etmislerdi. Hatta, cok kerreler 
siibheye diisen kendi havarilerine bile ba'zan mu'cizeler goster- 
mege mecbur olmusdu. Mesela, denizde kayik icinde giderler- 
ken cikan korkunc firtinada, havariler Isa aleyhisselami (Kurtar 
ya Rab, helak oluyoruz) diyerek uyandirmislardi. O esnada Isa 
aleyhisselamm bir isareti iizerine firtina durdu. Bu hareket hava- 
rilerin tizerinde son derecede biiyiik bir te'sir yapmis, Isa aleyhis- 
selamm ayaklanna kapanarak afv dilemisler, Ona inandiklanm 
te'yid etmislerdi. Sonra, bu hikayeyi baska yehudilere anlatdik- 
lan zeman, onlar da hayran kalmislar ve nasrani olmuslardi. 
[Matta bab 8] 

Yuhanna incilinin 10. cu babi 37. ci ayeti ve devammda Isa 
aleyhisselamm soyle dedigi yazihdir: (Eger, Babamm islerini yap- 
miyorsam bana iman etmeyin. Fekat yapdigim halde siz bana 
iman etmezseniz bile, islere iman edin ki, Babamn bende ve be- 
nim Babada oldugumu bilip anhyasimz!) iste bu mu'cizeler, o ka- 
dar biiyiik bir te'sir yapiyordu ki, meshur yehudi din adami Nico- 
demus, Isa aleyhisselama hie inanmazken, onu bir gece ziyaret et- 
digi zeman gosterdigi mu'cizelerin biiyiik cazibesine kapilmis ve 
Ona (Artik inamyorum ki, sen Allah tarafindan gonderilmissin. 

-295- 



Ciinki, Allahm yardimi olmadan bu mu'cizeleri yapamazsm) de- 
misdi. Biz biliyoruz ki, isa aleyhisselam, bu mu'cizeleri yapmak- 
dan hie hoslanmryor, hatta adeta haya ediyordu. Elinin dokunma- 
siyle iyi etdigi ciizzamhya, (Seni iyi etdigimi sakm kimseye soyle- 
me) demisdi. Mu'cizeleri yaparken, ufak bir hareket veya birkac 
sozle iktifa ediyordu. incile gore, olmiis cocugunu diriltdigi kadi- 
na, (Yoluna devam et, cocugun yasiyor) demis, iyi etdigi hastala- 
ra yalniz (Yatakdan kalk ve yilrii) demisdi. Esasen mu'cizeler, 
ufak bir el hareketi, bir dokunma ile temamlamyordu. Bu mu'ei- 
zelere ekseriya Isa aleyhisselamin merhamet ve sefkati sebeb olu- 
yordu. Bir giin, yol kenarmda iki a'maya rastlamisdi. Kendisinden 
yardim istediler. Isa "aleyhisselam" onlara acidi ve ellerini gozle- 
rine siiriince, yeniden goz nuruna kavusdular. Lukanm anlatdigi 
mu'eizeye gelince, bu da Isa aleyhisselamin ne kadar merhametli 
oldugunu gostermekdedir. Isa aleyhisselam, bir zevalh kadina tek 
oglunun cenaze merasiminde rastlamis. Kadina cok acidigmdan 
cocugunu diriltmisdir. Bugiin bu mu'cizeleri inkar eden pek cok 
hiristiyan vardir. Bir fen adami, Isa aleyhisselama iman etse bile, 
onun boyle mu'cizeler yapamiyacagim ileri siirmekdedir. Daha 
1162 [m. 1748] de meshur tarihei iskocyah David Hume, soyle ya- 
ziyordu: (Mu'cize demek, tabi'at kanunlarmm ihlali demekdir. 
Tabi'at kanunlan kat'i ve sabit esaslar iizerine kurulmusdur. Bun- 
lan tebdil etmege imkan yokdur. Onun icin, mu'cizelere inaml- 
maz.) 

Fekat, en muhim olam bugiiniin din adamlarmdan Rudolf But- 
manmn sozleridir: Bu teolog: (Evinde elektrik bulunan, radyo ve 
televizyon kullanan bir adamm artik incillerde yazih olan hayal 
mahsulii mu'cizelere inanmasi imkam yokdur) demekdedir. 

Bu mu'cizelerin esasma varmak ve onlan mantiki bir tarzda 
izah edebilmek icin, bircok tecribeler yapilmisdir: Mesela, iki ba- 
hkla 5000 den fazla insamn doyurulmasi, hakikatde, busbiitiin 
baska bir tarzda cereyan etmisdir. Isa aleyhisselam, diger nasrani- 
lerle beraber gezmege cikmis, yemek zemam gelince, herkes bir- 
likde getirdigi yemegi ortaya koymus, Isa aleyhisselam da, birlik- 
de getirdigi iki bahkla bes somun ekmegi bunlara have etmis ve 
hepsi birlikde yemek yimislerdir. Isa aleyhisselamin deniz iizerin- 
de yiiriiyerek havarilerin gemisine gitmesi ise, temamen bir optik 
hatadir. Sisli havalarda, deniz kenarmda yiiriiyen insanlann, sanki 
denizde yiiriiyormus gibi goriindiiklerini hepimiz biliriz. Firtina- 
nm kesilmesine gelince, Isa aleyhisselamin isaret etdigi zemanda, 
firtma esasen kesilmege baslamisdi. isaret etmese de kesilecekdi 

-296- 



diye diisunulebilir. Esasen biltiin bu mu'cizeler, bunlan gorenler 
tarafmdan nakl edilmekdedir. Boyle bir hadiseyi goren bir kimse, 
kendi hislerine maglub olarak, o hadiseyi kuciiltebilir veya muba- 
laga edebilir, yahud tarn hakikate uygun olmayarak, kendi gordii- 
gii gibi degil, zan etdigi gibi anlatabilir. Fekat, sunu da unutmaya- 
lim ki, bugiin bu mu'cizeler etrafinda yapilan miinakasalar, artik 
gayb olmus gibidir ve artik Incfllerdeki mu'cizelere inananlar he- 
men hemen kalmamisdir. Bir tamnmis baspiskopos gecenlerde: 
(Bir insan, bu mu'cizelere inanmasa da, hakiki bir hiristiyan olabi- 
lir. Ciinki, hiristiyanhgm esasi, Allaha inanmak ve insanlara aci- 
makdir) diyordu. Demek oluyor ki, biz Incili okurken, ister onun 
bir masal kitabi oldugunu ve onda anlatilan mu'cizelerin ancak ha- 
yal aleminde meydana geldigini kabul edelim veya etmiyelim, bu- 
nun dindarhkla alakasi yokdur. 

Surasi sayan-i dikkatdir ki, Isa aleyhisselamm mu'cizeleri, onu, 
bir tarafdan diinyaya tamtirken, bir tarafdan da, bir cok kimsenin 
dtismanligma sebeb oldu. Yehudi din adamlan, Isa aleyhisselamm 
Beytanyada hasta adami iyilesdirdigini, Lazari diriltdigini haber 
alinca, (Bu adam bu mu'cizelerle biitiin insanlan kendisine cezb 
ediyor. Artik kendisini Allah yerine koymaga basladi. Bunun ser- 
rinden kendimizi muhafaza etmek icin Onu oldiirtmeliyiz) diye 
karar verdiler ve Onu Romahlara sikayet etdiler. Isa aleyhisselam, 
bu siralarda son mu'cizesini yapiyor ve kendisini yakalamak icin 
gelen askerlerin icinde bulunan ve Petrus tarafmdan kulagi kesilen 
baskahinin hizmetcisinin, kulagim tekrar yerine koyuyor ve boyle- 
ce biitiin diinyaya, (insanlarm diismanlarina bile merhamet etmesi 
lazim oldugunu) gosteriyordu. 

[Bir yehudi din adami olan, H. Hirsch Graetzin (History of the 
Jews) kitabindaki beyanma gore, yehudiler, kendi cema'atlerinin, 
Tevratin emrlerine tam ittiba' edebilmelerini te'min icin, (Yetmis- 
ler Meclisi)ni kurdular. Bu meclisin reisine (Bas kahin) dediler. 
Yehudi genclerine, mekteblerde dinlerini ogreten, Tevrati acikla- 
yan yehudi din adamlarma (Yazicilar) denilir. Bunlann, Tevrata 
yapdiklan aciklamalarm, ilavelerin bir kismi, sonradan yazilan 
Tevratlara kansdinlmisdir. incillerde gecen yazicilar, iste bunlar- 
dir. Bunlann bir diger vazifesi de, yehudilerin Tevrata ittiba' etme- 
lerini saglamakdir.] 

Isa aleyhisselamm mu'cizeleri, bundan sonra bitdi. Romahlar 
Onu yakalayip, Hirodesin oniine gotiirdiikleri zeman, Hirodes 
Ondan mu'cizeler gostermesini isteyince, Isa aleyhisselam cevab 
vermiyerek susdu ve oniine bakdi. Ciinki, artik vazifesi bitmis, Al- 

-297- 



lahti tealanm kendisine verdigi vazife sona ermisdi. Baskasma her 
ne'v yardimi yapan bu Peygamber, kendisine yardim edemezdi. 
Ciinki O, insanlan kurtarmak icin gonderilmisdi. Kendisini kurtar- 
mak icin degil! Allahii tealanm Onun bu hareketinden ne kadar 
hosnud oldugu, Onu semaya kaldirmasiyle sabitdir. 

(Mu'cizelere inamyor musunuz?) siiali her zeman tekrar edil- 
misdi. Evet bugiinkii neslin mu'cizelere iman etmesi muskildir. Fe- 
kat unutmiyahm ki, iman tam mantik ile ifade edilemez. Iman ask- 
dir ve mantik ile basi hos degildir. insanlara bir parca da ma'nevi 
hak birakilmahdir. Biz cocukken masallan ne kadar lezzet ile din- 
lerdik ve buyiidiikce masallardaki konusan hayvanlarm, perilerin, 
sihrbazlarm, ciicelerin hakikat olmadigim ogrenince, ne kadar 
uziilmusduk! Mu'cizeler iizerinde cok durmiyahm. En mantiki dii- 
siinen bir insamn bile, hiristiyanhgm mu'cize kanatlan iizerinde 
diinyaya indigini, masal da olsa, diisiinmekden zevk alacagim sam- 
nm.) Hauserin yazisi burada temam oldu. 

Bu makale bizi dusundiirmekdedir. Zira zemanla Kitab-i mu- 
kaddes icindeki kusur ve hatalan bulan hiristiyanlar, artik Kitab-i 
mukaddesin hicbir soziine inanmamakda, mu'cizelerini bile inkar 
etmekdedir. Hiristiyan oldugu halde, okuduklan Tevrat ve incille- 
rin Allah kelami olamiyacagmi anhyan ingiliz filozofu David Hu- 
me ve Rudolf Butmann ismindeki papaz, hiristiyanhga ve ellerin- 
deki Tevrat ve incillere karsi hakh olarak duyduklan nefretlerini 
beyan etmislerdir. Bu arada, ilm ve edeb esaslarma tecaviiz ede- 
rek, hakiki Allah kelami olan Kur'an-i kerimde bildirilmis mu'ci- 
zeler iizerinde de, hayali fikrler beyan etmekden cekinmemisler- 
dir. Bu, insafsizca ve ilmi bir esasa istinad olunmryan, fekat ilm na- 
mma yazilmis satirlan okuyan gencler, bunlarm yazarlan gibi, yan- 
hs bir fikre suriikleneceklerdir. Temiz genpleri, bu tehlukeden ko- 
rumak, insanlara hizmet etmegi mukaddes vazife bilen, vicdan sa- 
hibleri ipin birinci vazife olmakdadir. Biz de, bu niyyet ile ve iyilik, 
ihsan etmegi emr eden Allahii tealanm rrzasma kavusmak icin, is- 
lam alimlerinin btiyuklerinden Ahmed Kastalaninin "rahmetullahi 
teala aleyh" 1 ' 1 (Mevahib-i lediinniyye) kitabmdan, asagidaki bilgiyi 
nakl ediyoruz: 

Peygamberlerin "aleyhimussalevatu vetteslimat" Allahii teala 
tarafindan gonderilmis olduklanm, hakikati soylediklerini goste- 
ren harikul'ade seye (Mu'cize) denir. Peygamberin, Mu'cize gos- 
terirken, (inanmiyorsaniz, siz de yapiniz! Fekat, yapamazsimz) 



[1] Kastalam, 923 [m. 1517] de Misrda vefat etdi. 

-298- 



demesi lazimdir. Mu'cize, adete, fen kanunlarma muhalif olan bir 
seydir. Bunun icin, fen adamlan mu'cize yapamaz. Boyle hari- 
kul'ade bir sey gosteren kimse, bunu onceden soylemez ve siz ya- 
pamazsiniz demezse, bunun Peygamber olmayip, Veil oldugu an- 
lasihr ve yapilan seye (Keramet) denir. Baskalarmm yapdigi boyle 
seylere (Sihr) ya'nibuyii denir. Biiyiiculerin yapdiklan seyler, Pey- 
gamberlerden "aleyhimiissalevatu vetteslimat" ve Evliyadan "ra- 
hime-humullahu teala" da hasil olabilir. Fir'avnm sihrbazlan, ip- 
likleri yilan sekline sokunca, Musa aleyhisselamm asasimn, daha 
biiyiik bir yilan olup, onlan yutmasi boyledir. Sihrlerinin bozuldu- 
gunu ve kendilerinin yapamiyacagi mu'cizeyi goriince hepsi, Musa 
aleyhisselamm Peygamber olduguna iman etdiler. Fir'avnm oliim- 
le tehdidi ve zulmleri karsisinda, imanlarmdan donmediler. Pey- 
gamberlerin "aleyhimiissalevatii vetteslimat" mu'cizelerini ve Ev- 
liyamn "rahime-hiimullahu teala" kerametlerini hep Allahii teala 
yaratmakdadir. Fen kanunlarma, tabi'at hadiselerine uyan isleri, 
belli sebeblerin te'sirleri ile yaratdigi halde, mu'cizeleri boyle se- 
bebler olmadan yaratmakdadir. (Mu'cize)ye (Burhan) ve (Ayet) 
de denir. Sihr, cismlerin fizik ozelliklerini, sekllerini degisdirir. 
Maddenin yapisim degisdirmez. Mu'cize ve keramet, ikisini de de- 
gisdirebilir. 

Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselamm gelece- 
gi ve ba'zi sifatlan ve Arab yanmadasinda zuhur edecegi ve gelme 
zemam yaklasinca, goriilecek harikul'ade seyler Tevratda ve incil- 
de bildirilmisdi. Bunlarm haber verilmesi, Musa ve Isa "aleyhimes- 
selam" icin mu'cize oldugu gibi, Muhammed "aleyhisselam" ipin 
de biiyiik mu'cizedir. Allahii teala, her Peygambere, o zemanda 
meshur olup, kiymet verilen seylere benzer mu'cizeler ihsan etmis- 
dir. Muhammed aleyhisselama ise her Peygambere vermis oldugu 
mu'cizelerin benzerlerini verdigi gibi, baska mu'cizeler de ihsan 
eylemisdir. Hayatda iken gosterdigi mu'cizelerin iicbinden ziyade 
oldugu, tiirkce (Mirat-i kainat) kitabinda yazihdir. Bunlardan sek- 
senalti adedi kitabimizm (Muhammed aleyhisselamm mu'cizeleri) 
kismmda bildirilmisdir. 

Ehl-i siinnet olmiyan miislimanlardan bir kismi ve fen adami 
olarak tanman ba'zi din cahilleri, mu'cizelerin bir kismma veya 
hepsine iman etmiyorlar. Bunlar, fen bilgilerimize uygun degildir, 
diyorlar. Bunlardan kafir olanlara, islamiyyeti tamtmak, once 
bunlan imana kavusdurmak lazimdir. Imam olanlar ise, mu'cize- 
lere iman eder. Ciinki, kiyamet zemam, yerlerin, goklerin, canh- 
larm, cansizlarm degiseceklerini, yapilarmm bozulacaklanm 

-299- 



Kur'an-i kerim haber veriyor. Fen bilgilerinin dismda kalan bu te- 
beddiillere inanan kimsenin, mu'cizelere de inanmasi lazimdir. 
Biz, (Peygamberler "aleyhimussalevatii vetteslimat" mu'cize ya- 
par. Veliler "rahime-humullahii teala" de, keramet yapar) demi- 
yoruz. Boyle deseydik, inanmiyanlara soz hakki tammrdi. Fekat 
biz, Allahii teala, (Peygamberlerinde "aleyhimussalevatii vettesli- 
mat" mu'cizeler, Velilerinde "rahime-hiimullahii teala" de kera- 
metler yaratir) diyoruz. Yeni fen ilmlerini tahsil etmis, biyolojik 
ve astronomik hadiselere vakrf olan akh basmda, insafh bir kim- 
se, zerreden Arsa ve atomdan giinese kadar, canli cansiz her var- 
ligin hesabh yaratihms olduklanni ve hep birbirlerine merbut 
[bagh], tek bir makinamn parcalan gibi cahsdiklarim hemen an- 
lar. Goren, bilen, sonsuz bir kuvvet sahibinin bunlan, diledigi gi- 
bi yaratdigina, hepsini idare etdigine hemen fman eder. Bu 
mu'azzam hahkin [yaraticmm] mu'cizeler, kerametler halk etme- 
sini de tabi'i olarak karsilar. Fen adami olarak deriz ki, mu'cize- 
ler hakdir ve ancak Allahii teala tarafmdan yaratihr ve Peygam- 
berlerine "aleyhimiissalevatii vetteslimat" yapdinhr. Peygamber- 
ler "aleyhimiissalevatii vetteslimat" kendi baslarma Allahii teala- 
nin miisa'adesi olmadan mu'cize yapamazlar. Isa aleyhisselamm 
hastalan iyi etmesi, oliiyii diriltmesi mu'cizeleri, Allahii tealanm 
yaratdigi mu'cizelerdir. Boyle oldugu Kur'an-i kerimde beyan bu- 
yurulmusdur. Fekat bugiin ellerindeki incillerin dogrulugu hak- 
kmda tam bir hezimete tutulmus olan hiristiyanlar, bu kitablan- 
nm bildirdikleri hicbir seye inanmamakda ve dinsiz olmakdadir- 
lar. 

Zevalh hiristiyanlar, bugiinkii Kitab-i mukaddeslere nasil inan- 
sinlar. Sizin de simdiye kadar acikca gordiigiiniiz gibi: 

1) Kitab-i mukaddesde Allah kelami olarak kabul edilecek cok 
az parca vardir. 

2) Kitab-i mukaddesdeki ba'zi sozlerin Allah kelami degil, Pey- 
gamber sozii oldugu, onlarm ismi ile zikr edilmekdedir. 

3) Kitab-i mukaddese kimin tarafmdan soylendigi ma'lum ol- 
mayan bircok sozler ilave edilmisdir. 

4) Havarilerin hikayelerine bircok masallar, efsaneler kansdi- 
nldigi bizzat hiristiyan din adamlan tarafmdan i'tiraf edilmekde- 
dir. 

5) Havarilerin Isa aleyhisselam hakkmdaki haberleri birbirin- 
den farkhdir. 

6) Icinde hakiki incilden beyanlar bulunan (Barnabas incili) 

-300- 



gibi ba'zi Inciller hiristiyanlar tarafindan imha edilmisdir. 

7) Kitab-i mukaddes bugiine kadar pek cok def alar dim hey'et- 
ler tarafindan tedkik ve tebdil edilmisdir. Bu tedkikler hala devam 
etmekdedir. Bir rivayete gore, bugiin elde birbirinden farkli re- 
main 4000 Kitab-i mukaddes vardir. Her tedkik hey'eti, bir evvel- 
ki Kitab-i mukaddesin icinde cok agir hatalar bulundugunu iddi'a 
etmekdedir. 

8) Imperatorler, krallar Kitab-i mukaddesde ta'dilat yapilmasi 
icin emrler vermisler ve bu emrleri yerine getirilmisdir. 

9) Kitab-i mukaddesin ifadesi bir Allah kelami ifadesi olmak- 
dan cok uzakdir. Hele Eski Ahd'in ba'zi parcalan, yukanda niimu- 
nesini gordiigiinuz gibi, cocuklarm yamnda okunamiyacak kadar 
miistehcendir. 

10) Kitab-i mukaddesin icinde 50.000 hata bulundugunu, Avru- 
pah hiristiyan mecmu'alan yazmakdadir. Bu hatalarm en miihim- 
mi olan ilc tanri mefhumunu diizeltmek icin, bugiin hiristiyanlar 
hummah bir gayret sarf etmekdedir. 

11) Kitab-i mukaddesin bir Allah kelami degil, (insan eseri) ol- 
dugu hiristiyan din adamlan tarafindan da kabul edilmisdir. 

Sevgili okuyuculanmiz! Yukandan beri, bugiinkii Kitab-i mu- 
kaddesi bizimle beraber tedkik etdiniz. Kabul edeceginiz gibi, bu 
incelemede hicbir taraf tutmadik. islam alimlerinin degil, ancak 
HIRiSTIYAN DIN ADAMLARININ miitala'alanni zikr etdik. 
Bunlar, eldeki Kitab-i mukaddeslerin iclerindeki farkh ifadeleri 
zeman zeman ihrac etdiler. Herkes bugiin satilan Kitab-i mukad- 
deslerden bir aded ahp bunlan tedkik ve murakabe edebilir. Bil- 
dirdigimiz kismlann Kitab-i mukaddesdeki hangi kitabm hangi ba- 
bmm hangi ayeti oldugunu yazdik ve bunlann dogrulugunu uzun 
uzadiya tedkik etdik. 

Boyle bir kitab ile, vahy edildigi giinden bugiine kadar, bir har- 
fi dahi degismemis olan azametli, fesahat ve belagath ve muciz 
olan Kur'an-i kerim nasil mukayese edilebilir? Hepimiz, herhalde 
su kana'ate vardik: 

Allah kelami asla tebdil edilmez. Noksan, \ anhs, hatah kisinla- 
n bulunan, ikide birde insanlar tarafindan degisdirilen ve insan eli 
ile yazildigi papazlar tarafindan da i'tiraf edilen bir kitab " Allalnn 
kelami" OLMAZ. 

Allahii tealamn kitabinda bulunmasi icab eden nasihat, irsad, 
iyiyi kotuyii tefrik, diinyayi ve ahireti ta'rif, teselli gibi hususlarm 
acaba hangisi, bugiinkii Kitab-i mukaddeslerde mevcuddur? 

-301- 



Plain Truth mecmu'asimn 1395 [m. 1975] senesi Temmuz niis- 
hasmda soyle denilmekdedir: (i'tiraf edelim ki, hiristiyan olma- 
yan okumus kimselere, onlann fikrine niifuz edebilecek kudretde 
bir kitab gosteremiyoruz. Onlar bize birbirinden farkli incilleri 
gostererek: Goruyorsunuz ya, siz daha kendi aramzda bile ittifak 
edememissiniz. Bizi ne ile irsad etmek istiyorsunuz? demekdedir- 
ler.) 

Yukanda zikr etdigimiz Ahmed Didat soyle anlatryor: 

(1939 senesinde Adams Missionda bir rahib mektebi civannda 
bulunan bir miiessesede vazifeli idim. 20 yasmdaydim. Rahib 
mektebinde okuyanlar, ikide bir cahsdigim yere gelirler,bana ve 
miisliman arkadaslanma islam dini, Muhammed aleyhisselam ve 
Kur'an-i kerim hakkmdaki kin ve nefretlerini en kaba kelimeler- 
le izhar ve bizimle istihza ederlerdi. Onlann i'tikadma gore, miis- 
limanlar diinyamn en adi mahluklandir ve islam dini batil bir din- 
dir. Cok hassas bir insan oldugumdan, onlann bu hiicumlanna cok 
iiziiluyor, geceleri uyku uyuyamiyordum. Kendilerine cevab vere- 
miyordum. Zira, hiristiyanhk soyle dursun, kendi dinim hakkmda 
bile esash bir ma'lumata sahib degildim. Bunun iizerine, her sey- 
den evvel Kitab-i mukaddesi ve Kur'an-i kerimi esash suretde ted- 
kike, hiristiyanhk ve miislimanhk hakkmdaki ma'lumatimi artdir- 
maga, bu hususda yazilmis kitablan okumaga karar verdim. Kirk 
senedir bunlarla ugrasiyorum. Bu hususda en biiyiik yardimcim, 
Hindli Rahmetullah Efendinin "rahime-hullahii teala" istanbulda 
yazdigi arabca (izhar-iil-Hak) kitabi oldu. [Bu meshur kitab, 1280 
[m. 1864] de Misrda basilmis, bircok dillere, bunlann arasmda 
tiirkceye de terceme edilmisdir. Rahmetullah Efendi, 1306 [m. 
1889] da, 75 yasmda, Mekke-i miikerremede vefat etdi.] Nihayet 
bir miiddet sonra hakikat, goziimiin oniinde giines gibi parladi. 
Artik herseyi, teferru'ati ile biliyor ve anhyordum. Bundan sonra, 
bana gelen papaz namzedleri benden icab eden cevablan aldilar 
ve agizlan acik kalarak ve onlerine bakarak geldikleri yere gitdi- 
ler. Ben onlara cevab verirken, onlar gibi kaba kelimeler kullan- 
miyor, bil'aks Allahii tealamn emr etdigi gibi, tath dille konusu- 
yordum. Kitab-i mukaddesi o kadar i'tina ile tedkik etmis ve ku- 
surlanm o kadar titizlikle meydana cikarmisdim ki, bana verecek 
cevab bulamryorlar, hele Kitab-i mukaddesi onlardan daha iyi bil- 
meme hayretde kahyorlardi. Artik bana biiyiik hiirmet gosteri- 
yorlardi. 

O sirada elime, Protestan misyoner papazlanndan Geo G. Har- 
ris ismindeki misyonerin hazirladigi bir kitab gecdi. Bu kitab, 

-302- 



(Miislimanlar Nasil Hiristiyan Yapilir?) ismini tasryordu. Kitabda 
papaz sunlan tavsiye ediyordu: (Miishmanlan hiristiyan yapmak 
cok miiskildir. Ciinki miislimanlar, an'anelerine baghdir ve cok 
inadcidirlar. Bunlan hiristiyan yapmak icin asagidaki iic vasitaya 
miirace'at lazim gelir. 

1) Miislimanlara, bugiinkii Kitab-i mukaddesin ya'ni Tevrat ve 
Incilin hakiki Tevrat ve incil olmadigi, hakiki incilin tagyir edildi- 
gi, tahrif edildigi ogretilmekdedir. Onlara hemen sunlan sorunuz: 

a) Elinizde, hakiki Tevrat ve incilden bir niisha var midir? Var- 
sa bize gosterin! 

b) Bugiinkii Tevrat ve incil ile hakiki oldugunu soylediginiz in- 
cil arasinda, ne gibi farklar vardir? Bu farklar neresinde ve ne ka- 
dardir? 

c) Bahs etdiginiz bu farklar, kasden mi yapilmisdir, yoksa ifade 
farklan midir? 

d) Size, bir Kitab-i mukaddes gosteriyorum. Burada bana tag- 
yir edilen mahalleri gosterin. 

e) Size, surada gosterdigim yer, acaba eskiden nasil okunurdu? 

2) Kitab-i mukaddesde tahrif edildigini soylediginiz kismlar, ki- 
min tarafmdan ve ne vakt yapilmisdir? 

3) Miislimanlar, elimizde bulunan Kitab-i mukaddesin, ya ha- 
kiki Tevrat ve incillerin birer uydurma benzeri, yahud insanlar ta- 
rafmdan yazilan baska bir kitab olduguna inanmakdadirlar. Miis- 
limanlara gore, bugiin elimizde bulunan Kitab-i mukaddesin Isa 
aleyhisselamin getirdigi incil ve de Tevrat ile hicbir alakasi yok- 
dur. Fekat, kendilerine yukandaki siialler sorulunca, sasirip kala- 
caklardir. Zira, miislimanlarm cogu cahildir. Kitab-i mukaddesin 
hakiki olmadigi hakkmdaki fikrleri, yalmz kulak dolgunlugundan 
ibaretdir. Onlar, (Ahd-i atik = Eski Ahd), ya'ni, Tevrat ve (Ahd-i 
cedid = Yeni Ahd) ya'ni, Inciller hakkmda bilgi sahibi olmak soy- 
le dursun, kendi dinlerini bile liizumu kadar bilmezler. Kendileri- 
ne sorulacak birkac ciddi siial karsismda sasirip kalacak, ne cevab 
vereceklerini bilemiyeceklerdir. O zeman onlara, (Size bu husiis- 
larda ba'zi ma'lumat verelim) diyerek, Kitab-i mukaddesden he- 
men anlayabilecekleri giizel parcalardan birkacini yavas sesle, gii- 
ler yiizle, tath dille okuyunuz. Onlara, anlayabilecekleri acik bir 
ifade ile yazilmis ve hiristiyanhgm faziletini bildiren risale ve ki- 
tablardan birkac tanesini veriniz. Onlan hiristiyan olmak icin 
kat'iyyen zorlamaymiz. Daima diisiinmek ve ondan sonra karar 
vermek zemam birakimz. Emin olunuz ki, eger bu tarzda hareket 

-303- 



ederseniz onlan hiristiyan yapmaga muvaffak olursunuz. Hie ol- 
mazsa, kalblerine bir siibhe salarsimz). 

(Oyle zan ediyorum ki, bugiin benim Hiristiyanlik ve bugiinkii 
Inciller hakkmda ingilizce olarak nesr etdigim kitablan okuyan 
miishmanlar, papaz Geo G.Harrisin yukanda yazili siiallerine ko- 
layca cevab verebilecekdir. Ben, tam yirmi sene ugrasarak bugiin- 
kii Tevrat ve incillerdeki bircok hatalan buldum ve onlarm Allah 
kitabi olmadigini isbat etdim. Yalniz ben degil, bizzat hiristiyan ilm 
ve din adamlan da, aym kanaatdeler. Ancak, onlarm yazdigi eser- 
leri ve makaleleri okumak icin ecnebi lisam bilmek ve bu eserleri 
bulmak lazimdir. Miislimanlarm cogu yabanci dil bilmez ve pahah 
kitab almak icin paralan yokdur. Bunun icin, bu noksanlan te- 
mamlamak maksadiyla bu kitabciklanmi miislimanlarm kullandigi 
lisanlarla yazarak, diinyaya nesr ediyor, ba'zilanm parasiz hediyye 
ediyorum) demekdedir. 

Bir misyoner soyle demekdedir: 

(Miislimanlan hiristiyan yapmak, gerek katolikler, gerek pro- 
testanlar tarafmdan cok makbul sayilan birisdir. Cunki, miisliman- 
lan hiristiyan yapmak, cok miiskildir. Zira miislimanlar, herseyden 
ewel an'anelerine son derecede sadikdir. Ancak asagida yazili 
olan hususlar iyi netice vermekdedir: 

1 - Miislimanlar umiimiyyet He fakir kimselerdir. Fakir bir 
miislimana bolpara, hediyye ve esya vererek veya ona bir hiristi- 
yan yanmda is imkani saghyarak, kendisini hiristiyanhga tesvik et- 
melidir. 

2 - Miislimanlarm cogu, din ve fen bilgilerinde cahildir. Ne 
Kitab-i mukaddes, ne de Kur'an-i kerim hakkmda ma 'lumatlari 
yokdur. tbadet etmek icin kendilerine gbsterilen bir tarzi, sart- 
larmi anlamadan ve hakiki ibadetin ne oldugunu bilmeden, ga- 
fil olarak tatbik ederler. Qogu arabi bilmedigi ve islam ilmlerin- 
den haberdar olmadigi icin, Kur'an-i kerimin miinderecatmdan 
ve islam alimlerinin kitablarmdaki ince bilgilerden temamen ha- 
bersizdir. Ezberledikleri ba 'zi ayetlerin tefsirini bilmeden, okur- 
lar. Hele Kitab-i mukaddesi hie bilmezler. Onlara hocahk eden 
miisliman din adamlarmm cogu da, islam alimi degildir. Miisli- 
manlara, yalniz ibadetin nasil yapilacagmi gbsterirler. Onlarm 
ruhuna hitab edemezler. Boyle yetisen miislimanlar, din hak- 
kmda derin bilgi sahibi olmadan, dinin esaslarmi bilmeden, gbs- 
terilen tarzda ibadet ederler. Miislimanhga muhabbetleri, miis- 
limanhgm esaslarmi bildiklerinden degil, ana ve babalarmdan 
gbrdiikleri ve hocalanndan bgrendikleri seylere olan kuvvetli 

-304- 



imanlanndan ileri gelir. 

3 - Miislimanlarm cogu, kendi dillerinden baska lisan bilmez- 
ler. Hiristiyanhgm lehinde veya aleyhinde yazilmis kitablan 
okumak soyle dursun, diinyada boyle kitablann mevcud oldu- 
gundan bile haberleri yokdur. Onlara kendi dillerinde yazilmis 
ve hiristiyanhgi bol bolmedh eden kitablar verin, okusunlar. Bu 
kitablan verirken, bunlann icinde yazih olan seylerin onlann an- 
hyabilecekleh kadar basit ve acik ifadeli olmasma son derecede 
dikkat edin. Icinde agir ciimleler, biiyiik fikrler bulunan kitab- 
lardan hicbir {aide hasil olmaz. Bunlan anlamazlar ve okurken 
sikildiklan icin, bir tarafa atarlar. Sade soz, sade ciimle, sikma- 
yacak ifade esasdir. Karsimzdaki insanlann cok cahil oldugunu 
ve kafalannm ancak basit ifadeleri anhyabileceklerini unutma- 
ym. 

4 - Onlara daima sunu anlatm: (Mademki hiristiyanlar ve miis- 
limanlar Allahii tealaya iman ediyorlar, o halde rableri birdir. Fe- 
kat, Allahii teala, hiristiyanhgi hakiki din olarak kabul eder. Bu- 
nun isbati meydandadir. Bakiniz bir kere, goriiyorsunuz ki, diln- 
yada en zengin, en medeni, en bahtiyar insanlar hiristiyanlardir. 
Ciinki Allahii teala, onlan yanhs yolda olan miislimanlara tercih 
etmisdir. islam memleketleri fakr ve zaruret icinde iken, hiristiyan 
memleketlerinden yardim dilenirken, Urn ve fende cok geri kal- 
misken, hiristiyan memleketleri medeniyyetin en yiiksek merte- 
besine vasil olmus, hergiin daha da ilerlemekdedirler. Bircok miis- 
liman, hiristiyan memleketlerinde is bulmak icin, oralara gitmek- 
dedir. Sanayi'de, ilmde, fende, ticaretde, kisaca her seyde hiristi- 
yanlar miislimanlardan iistiindiir. Bunu kendi gozlerinizle gorii- 
yorsunuz. Demek ki Allahii teala, islam dinini dogru bir din kabul 
etmiyor. Onun batil bir din oldugunu size, bu hakikat He goster- 
mek istiyor. Allahii teala, hakiki din olan hiristiyanhkdan aynlan- 
lari cezalandirmak icin, onlan daima sefil, hakir, perisan bir halde 
birakacak ve miislimanlarm hicbir zeman iki yakasi biraraya gel- 
miyecekdir.) 

Iste misyonerler, bu yalan ciimleler ile, miislimanlan aldatma- 
ga, hiristiyan yapmaga ugrasmakdadirlar. Ellerinde bol para oldu- 
gundan, bu paralan biiyiik mikdarda, bu maksad icin kullanmak- 
da, miiesseseler, hastahaneler, ashaneler, mektebler, idman salon- 
lan, eglence yerleri, kumarhaneler, funs evleri kurarak miisliman- 
lan igfal etmege, ahlaklanm bozmaga cahsmakdadirlar. 

Zemammizda, (Yehova sahiclleri) denilen hiristiyan misyo- 
nerler, yukanda yazih tath, oksayici dillerle musliman yavrularim 

— 305 — Herkese Lazira Olan Iman: F-20 



aldatmaga, hiristiyan yapmaga cahsryorlar. Telefon rehberlerin- 
den aldiklan adreslere, brosiirler, kitab ve risaleler gonderiyor- 
lar. Sik, siislii giyinmis giizel kizlar, kapi kapi dolasarak evlere bu 
kitab ve risalelerden birakiyorlar. Halbuki, 1296 [m. 1879] da 
Beyrutda acilmis olan (Matba'at-iil-katolikiyye) matba'asi, cesid- 
li dillerde, inciller basdirdigi gibi, 1908 de basmaga basladigi ve 
zemanla miiteaddid baskilarmi yapdigi (El-iniincid) ismindeki 
araM liigat kitabmda (Yehve [Yehova] sahidleri denilen bid'at 
firkasim, Ch. Taze Russell, 1872 senesinde Birlesik Amerikada 
meydana cikarmisdir. Mukaddes kitabdan kendine gore yanlis 
ma'nalar cikarmis, 1334 [m. 1916] de olmiisdur. Yehve, Allah 
subhanehii ve teala icin Tevratda yazih olan bir ismdir) denil- 
mekdedir. Bunlann da bozuk olduklan ve (Yehova) sozunun 
yanhs oldugu, bu hiristiyan kitabmdan anlasilmakdadir. Cok stikr 
ki, muslimanlar, bu yaldizh, hileli yalanlara aldanmiyor. Hiristi- 
yanhga karsi olan nefretlerinin, i'timadsizhklarmm artmasma se- 
beb oluyor. Allahii tealaya hamd-ii sena olsun ki, muslimanlar 
onlann zan etdikleri gibi cahil insanlar degildir. Evet, bundan 
kirk-elli sene evvel bir avrupa lisani bilen, bir yiiksek okulu bitir- 
mis olan miislimanlarm mikdan cok degildi. Fekat buna karsihk, 
her memleketde, her sehrde, hatta her koyde, siibyan mekteble- 
ri, medreseler vardi. Bu medreselerde din bilgileri ile beraber, ze- 
manlarmm fen, matematik ve astronomi bilgileri de okutulurdu. 
O zemanlardan kalma kitablar ve medreselerin programlan bu 
aciklamamizm vesikalandir. Cami'leri, mektebleri ve zekat, mi- 
ras taksimi gibi ibadetleri ve ahsveris, sirketlerin ve vakflarm he- 
sablanm yapabilmek icin kuvvetli riyaziye [matematik] bilmek 
lazimdir. Analar babalar cocuklanni daha kiiciik yaslarda bu 
medreselere gondermek icin, birbirleri ile miisabaka [yans] eder- 
lerdi. Cocugunu medreseye verirken, tantanah, sa'sa'ah merasim- 
ler yapihr, ziyafetler verilirdi. Cocugun yaldizh, sirmah elbiseleri- 
nin ve siislii cantalarmm ve bindirildigi arabalarm zinetleri ve ya- 
pilan mevlid cem'iyyetlerinde ilme, bunlan ogrenmege verilen 
kiymetin ve ehemmiyetin hatiralan, cocuga omrii boyunca bir se- 
ref ve iftihar vesilesi olurdu. Medreseleri iyi derece ile bitirenle- 
rin askerlikden muaf tutulmasi ve yiiksek vazifelere ta'yin edil- 
meleri, gencleri tahsile tesvik ediyordu. Koylerde yasiyan coban- 
lann bile, din ve ahlak bilgileri sasilacak kadar cokdu. Bu mes'ud 
hal, mason olan ve islamiyyeti bozmak icin ingilizlerle isbirligi ya- 
pan Resid pasamn, hariciye naziri iken, hazirladigi (Tanzfmat) 
kanununun kabul edildigi 1255 [m. 1839] senesine kadar devam 

-306- 



etdi. Bugiin de, muslimanlarin elinde islam dininin esaslarmi izah 
eden bircok eserler vardir. Bizim icin ne biiyiik bir se'adetdir ki, 
bunlardan bir kismim hazirlamak serefine kavusduk. (Cevab Ve- 
remedi) kitabmuz ile bu, (Herkese Lazim Olan linan) kitabi cok 
sade dille yazilrms, batililann kendi kitablan hakkmda soyledikle- 
ri (tatli dilli olmak) ta'rifine uygun hazirlanmaga cahsilmisdir. Ki- 
tablanmizin hepsi, sarkin ve garbin en biiyiik alimlerinin, hiristi- 
yanlik ve Islamiyyet hakkmdaki dusunce ve hiikmlerini ihtiva 
eden eserlerdir. Bunlarm bir kismim Avrupa lisanlanna terceme 
ederek nesr etdik. Bu kitablann gerek yurdumuzda ve gerek bii- 
ttin diinyada yapdiklan te'siri gorerek iftihar etmekdeyiz. Diinya- 
nm her tarafindan aldigimiz takdir ve tesekkiir mektublan, bun- 
lari hazirlamak icin cekdigimiz mesakkati bize unutdurmakdadir. 
Aldigimiz sayisrz mektublarm cogunda bize (Hakiki miislimanhgi 
bu kitablanmzdan ogrendim) denilmekdedir ki, biz bundan daha 
biiyiik bir mukafat diistinemiyoruz. Bu kitablan okuyan her miis- 
liman, dinler hakkmda kendisine bilgi soran herkese icab eden ce- 
vabi kolayca verebilir ve karsismdakini bu hususdaki bilgisine 
hayran birakir. 

Hakiki miislimanhgi ogrendikden sonra, Onun cazibesine ka- 
pilmryacak kimse yokdur. Bu kitabimizm (Miislimanhk ve Hiristi- 
yanhk) kismim incelerseniz, bircok hiristiyan ilm adamlarmm, 
mtihim mevki'lerde bulunan hiristiyanlann seve seve ve hie bir 
te'sir altmda kalmadan, dinlerini degisdirerek, miisliman oldukla- 
rmi goreceksiniz. Kitablanmizi okumus olan bir miisliman, misyo- 
nerlerin yukandaki yalan propagandalarma ancak giiler. Ciinki, 
hiristiyanhgm refah, servet, bereket, se'adet getirdigi hakkmda 
soyledikleri sozler, hicbir zeman dogru degildir. Hiristiyanhgm bir 
memleketin gelismesine, ilerlemesine, zengin olmasma hizmet et- 
digi soyle dursun, temamen aksine olarak, biitiin bunlara mani' ol- 
dugu, hiristiyanhgm avrupa devletlerine hakim oldugu Kurun-i 
viista [Orta cag]da goriilmiisdiir. Miite'assib hiristiyanlar, terakki- 
ye mani' olmuslar, ilm ve fennin buldugu herseyi giinah saymislar, 
insanlarm diinyaya ancak cile cekmek icin geldigini ileri siirerek, 
eski Yunan ve Roma fen adamlarmm eserlerini ortadan kaldir- 
mislar, eski medeniyyet eserlerini yakip yikmislar, diinyayi karan- 
hga sokmuslar, harabeye cevirmislerdir. Ancak, islamiyyetin zu- 
hurundan ve diinyaya intisarmdan sonra, eski medeniyyet eserle- 
ri tekrar meydana cikanlmis, eski fen bilgileri, miislimanlar tara- 
findan elde edilen yeni buluslarla zenginlesdirilerek, okutulmaga 
baslanmis, islam iiniversiteleri kurulmus, sanayi', ticaret gelismis, 

-307- 



insanlar sulh ve refaha kavusmusdur. Ilm, fen ve tib yalniz musli- 
manlarda oldugundan, Papa ikinci Silvester, Endiiliis islam Uni- 
versitesinde okumus, ispanya krallarmdan Sancho, hastahgim te- 
davi etdirmek icin, islam hekimlerine miirace'at etmisdir. Avrupa- 
da yeni bir devr olan (Ronesans)m miiessisleri, miislimanlardir. 
Bugiin insafh biitiin Avrupah ilim adamlan, bunu kabtil etmekde- 
dir. 

Hiristiyanligm beseriyyete ne getirdigi hakkmda en giizel ifade- 
yi meshur Alman filozofu Nietsche soylemisdir: 

(Hiristiyanligm, diinyayi cirkin ve fena gormek arzu ve hiikmii, 
diinyayi hakikaten cirkin ve fena yapmisdir). 

Misyonerlerin ileri siirdiikleri ikinci hususa, ya'ni bugiin hiris- 
tiyanlarm refah icinde olmasma karsi, miisliman memleketlerinde 
bulunan halkm fakir ve perisan olmasina gelince, dogru olan bu 
keyfiyyetin din ile hicbir alakasi yokdur. Akh basmda olan herkes, 
eger bugiin miislimanlar fakr ve zaruret icinde iseler, bunda kaba- 
hatin kendi biiyiik dinleri islamiyyetde degil, bu dmin esaslanm 
bilmiyen veya bildigi halde tatbik etmeyen kimselerde oldugunu 
goriir. Hiristiyanlann fen sahasmda ilerlemesinde ise, nasil bir ki- 
tab oldugunu yukanda gordugumiiz Kitab-i mukaddesin, Tevrat 
ve incilin degil, iman etmedikleri halde, Kur'an-i kerimin goster- 
digi se'adet yoluna sanldiklan, boylece kendi caliskanliklanmn, 
gayretlerinin, dogruluklarmin ve sebatlanmn sebeb oldugunu der- 
hal fark eder. Bizim dinimizde, calismak, diiriist ve sebat sahibi ol- 
mak, herseyi ogrenmek tekrar tekrar emr olundugu halde, bunu 
yapmayanlar siibhesiz ki, Allahii tealamn gadabina ugrayacaklar- 
dir. Yoksa, mlislimanlarm geri kalmalarmm sebebi, hiristiyan ol- 
madiklanndan degil, tam tersine, hakiki miisliman olmadiklan 
icindir. 

Bakimz, Japonlar hiristiyan olmadiklan halde, Kur'an-i keri- 
min emr etdigi gayret, cahsma azmi ve diiriistluk neticesi olarak 
optikde Almanlan, otomobil sanayi'inde Amerikahlan gecdiler. 
1985 senesinde, Japonyada besbucuk milyon otomobil yapildi ve 
biitiin diinya buna hayret etdi. Japon halki, maddi refah icindedir. 
Elektronik sanayi'inde de, diinyayi gecmisdir. Hepimizin evinde 
bir Japon hesab makinesi vardir. Yalanci misyonerler acaba buna 
ne buyururlar? Diinyayi kaplayan Japon bisikletlerinin, Japon 
mikroskoplanmn, Japon daktilo makinelerinin ve bilgisayarlan- 
nm, Japon teleskoplannin, Japon fotograf makinelerinin hiristi- 
yanhkla bir alakasi var mi? 

Bu mes'eleyi ilerde tekrar ele alacagiz ve bugiin bir hakfki 

-308- 



muslimamn yapmasi gereken hususlan bir kerre daha inceliyece- 
giz. 

Kiymetli okuyuculanmiz! Bugiinkii Kitab-i mukaddesi gordii- 
ntiz. Biz, bu kitabi sizin gozleriniz oniinde kisaca tedkik etdik. Ta- 
rafsiz oldugumuza herhalde siz de inandimz. Simdi sira, bizim dini- 
mizin mukaddes kitabi olan Kur'an-i kerime geldi. Onu da tema- 
men tarafsiz olarak birlikde inceliyecegiz. Bu tedkikimiz bitdikden 
sonra, hakiki Allah kelammm hangi kitab oldugunu siz de biitiin 
acikhgi ile bir kerre daha gormus olacaksmrz. 

Hakkui yuzdort kitabi ki, nebiler iizre inmisdir, 
kiitiibdur onlann dordii, siihut yiizii, kelamullah. 

Zeburu verdi Daviida, dahi Tevrati Musaya, 
ve hem hicili Isaya, getirmis Cebrail vallah. 

HabibuIIaha Kur'am getirdi, hacet oldukca, 
yirmi tie yil it main eyleyip kesildi vahyuiiah. 

Dahi hem nebiler hakkmda biidim ismetii Gtnet, 
nezafet hem emanet, sidkla tebligu hiikmiiiah. 

Gadrie, zenbii humk ve kizbii ketmii hiyanetden, 
miinezzehdir, miiberradir cemi'i Enbiyaullah. 

Nebiler ismini bilmek, didiler ba'zilari vacib, 
yirmi sekizin bildirdi, Kur'anda bize Allah. 

Cemi'i Enbiyamn evrelidir hazret-i Adem, 
kiinnitkin efdalii ahir, Muhammeddir resulullah. 

Ikisinin arasmda, katt cok Enbiya gelmi$, 
hesabm kimseler bilmez, bilir am hemen Allah. 

Resullerin dinleri mevtle batil olmaz kat'a, 
ve efdaldir meleklerin hepsinden, Enbiyaullah. 

Bizim Peygamberin ahkam-i ser% dyle bakidir, 
ki, ehl-i mahseri, bu ser' ile fasledecek Allah. 

Ne ki kilmis Habibullah, bize teblig-i ahkami, 
kabtil etdim am, amentii billah ve hiikmiiiah. 



309 



-3- 
KUR'AN-I KERIM 

Isa aleyhisselamdan sonra, bir son Peygamber "aleyhissalatii 
vesselam" gelecegi incilde yazilidir. Yuhanna incilinin 14. cil babi- 
nm 16. ci ayetinde Isa aleyhisselam; 

(Allah size, sizinle beraber kalacak bir teselli edici gondere- 
cekdir) demekdedir. 26. ci ayetinde ise, (Bu hakiki tesellici size 
herseyi ogretecek ve size benim ogretdiklerimi de hatirlatacakdir) 
demekdedir. 16. ci babin 13. cii ayetinde ise, (O, size her hakikate 
yol gosterecekdir. Zira O, size kendiliginden birsey soylemiyecek, 
fekat Allahm soylediklerini size bildirecekdir) demekdedir. [Hi- 
ristiyanlar (Tesellici) kelimesini (Ruh) diye tercemede israr eder- 
ler.] 

Bundan baska, Kitab-i mukaddesin Eski Ahd (Tevrat) kismm- 
da Arab irkindan bir Peygamber gelecegi yazilidir. Tesniyenin 18. 
ci babimn 15. inci ayetinde, Musa aleyhisselamm israillilere, (Rab 
sizin icin aramzdan, kardeslerinizden benim gibi bir Peygamber 
"aleyhissalatii vesselam" cikaracakdir) dedigi yazilidir. Burada 
bahs konusu olan israillilerin kardesleri, ismaililer ya'ni arablar- 
dir. Iste Incilde ve Tevratda yazih olan ve Arab irkindan gelecegi 
miijdelenen bu son Peygamber, Muhammed "sallallahu aleyhi ve 
sellem"dir. Getirdigi din, (islam) dinidir. Bu dine iman edenlere 
(Miisliman) ismi verilir. Miislimanlarm kudsi kitabi, (Kur'an-i ke- 
rim)dir. Kur'an-i kerim, Allahii teala tarafindan Peygamberimiz 
Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme, arabi olarak vahy olun- 
musdur. Aradan 1400 sene gecmis olmasma ragmen, tek kelime- 
si, hatta tek harfi degismemisdir. Hangi dinden olursa olsun, her- 
kes onu okudugu zeman azamet ve hasmetine hayran kahr. Hat- 
ta, arabi bilmeyenler bile, onun baska dillerdeki tercemesini 
okurken, bu muazzam ifadenin kudretini i'tiraf etmege mecbur 
olurlar. 

tic mukaddes kitab hakkmda Nisancizade Muhammed Efendi- 
nin' 11 (Mir'at-i kainat) kitabmda su bilgiler vardir: 

Musa aleyhisselam, Medyen sehrinde Suayb aleyhisselama on 
sene hizmet etdikden sonra, anasim ve kardesini ziyaret icin Misra 



[1] Nisancizade, 1031 [m. 1622] de Edirnede vefat etdi. 

-310- 



giderken Tur dagmda kendisine Peygamber oldugu bildirildi. Mis- 
ra gitdi. Fir'avm ve kavmini dine da'vet etdi. Doniisde yine Tura 
ugrayip Allahii teala ile konusdu. Kendisine (Evamir-i a$ere) ya'ni 
on emr ve kirk cild Tevrat nazil oldu. Her cildde bin sure, her sure- 
de bin ayet vardi. Bir cild, bir senede okunurdu. Musa, Harun, Yu- 
sa' ve Uzeyr ve Isadan "aleyhimiisselam" baska kimse Tevrati ez- 
berlememisdir. Musa aleyhisselamdan sonra, Tevrat niishalan ya- 
zildi. Musa "aleyhisselam", Allahii tealamn emri ile, altin ve gii- 
miisden bir sandik yapip, kendine nazil olan Tevrati icine koydu. 
Kudiise yakm bir yerde yuzyirmi yasmda vefat etdi. 668 [m. 1269] 
senesinde Misr sultam Beybers kabri iizerine tiirbe yapdirdi. Musa 
aleyhisselamdan sonra Yusa' "aleyhisselam", Amalikadan Kudiisii 
aldi. Cok zeman sonra israil ogullarmm dinleri ve ahlaklan bozul- 
du. Buhtunnasar Babilden gelip, Kudiisii aldi. Siileyman aleyhisse- 
lamin yapmis oldugu Mescid-i aksayi yikdi. Tevratlan yakdi. iki- 
yiizbin kisi oldiirdii. Yetmisbin din adamim esir aldi. Babile gotiir- 
dii. Behmen padisah olunca esirleri serbest birakdi. Uzeyr aleyhis- 
selam Tevrati okudu. isitenler yazdilar. Uzeyr aleyhisselamdan 
sonra yine bozuldular. Bin Peygamberi sehid etdiler. iskender ge- 
linceye kadar, Iramn emrinde yasadilar. iskenderden sonra, Yu- 
nanhlarm ta'ym etdigi yehudi vahlerle idare edildiler. 

Incile gelince, bu da ilk seklinde oldugu gibi saklanmadi. Hele 
incili ezberden bilen tek kisi yokdu. Havarilerin bile incili ezber- 
den bildigine dair tek bir kayd yokdur. incil hakkinda, kitabimizm 
birinci kismi basmda genis bilgi verilmisdir. Halbuki Kur'an-i ke- 
rim, yirmiiic senede, parca parca nazil oldukca, Onu mli'minler 
hemen ezberliyorlardi. Ancak (Yemame) 1 ' 1 muharebesinde, 
Kur'an-i kerimin hepsini ezberlemis 70 hafiz sehid olunca, 
(Kur'an-i kerimi ezberden bilenler azahyor) diye, telas eden 
Omer "radiyallahii anh", o zemanki halife Ebubekre "radiyallahii 
teala anh" basvurarak, Kur'an-i kerimin toplamp yazilmasim tav- 
siye ve rica etdi. Bunun iizerine, hazret-i Ebubekr, Muhammed 
aleyhisselamin katibi olan Zeyd bin Sabite "radiyallahii teala 
anh" Kur'an-i kerim surelerinin ayn ayn kagidlara yazilmasim 
emr etdi. Kur'an-i kerim Kureys lehcesi dahil, yedi lehce iizerine 
vahy edilmisdi. Hatta ba'zen herhangi bir Kur'an-i kerim kelime- 
sini iyi telaffuz edemeyenlere, aym ma'nada baska bir kelime kul- 
lanmasina da miisa'ade olunuyordu. Mesela, Abdullah ibni 
Mes'ud "radiyallahii teala anh" (Taamiil-esim) kelimesini miite- 



[1] Yemame cengi, hicretin onbirinci senesinde Miiseylemetiilkezzaba 
karsi yapildi. 

-311- 



madiyen (Tammulyetim) diye okuyan bir koyliiye, (Sen bu keli- 
meyi telaffuz edemiyorsan, bunun yerine aym ma'nada olan (Ta- 
amiilfacir) kelimesini kullan!) demisdi. Fekat Kur'an-i kerimin 
boyle muhtelif lehcelerle okunmasi, aym ma'nada da olsa, baska 
kelimeler kullamlmasi, miislimanlar arasmda miinakasalara, hangi 
lehcenin daha iyi oldugu hakkmda miinakasaya (ihtilafa) sebeb ol- 
du. Bunun ilzerine, o zemanki halife Osman "radiyallahii teala 
anh", yine Zeyd bin Sabit "radiyallahii teala anh" reisligi altmda 
bir hey'et topliyarak, Kur'an-i kerimin yalmz Kureys lehcesi iizeri- 
ne yeniden yazilmasmi ve tertib edilmesini emr etdi. Sureler, hep 
Kureys lehcesi ile yazilmis sahifelerden secildi. Bu Mishafdan, ye- 
di aded yazilarak vilayetlere gonderildi. Bu suretle, Resulullahm 
"sallallahti aleyhi ve sellem" vefat edecegi sene, Cebrail aleyhisse- 
lam ile iki def a okumus olduklan Kur'an-i kerim yazildi. Buna uy- 
miyan ntishalan imha edildi. Bugiin biitiin islam memleketlerinde 
mevcud olan Kur'an-i kerimlerin tertibi ve sekli (Mishaf-i Osma- 
ni)ye tam uygundur. O zemandan beri bir tek harfi degismemis- 
dir.) 

(Riyad-un-nasihin) ismindeki farisi kitabda diyor ki, (Osman 
"radiyallahii teala anh" halife iken, Eshab-i kirami "radiyallahii te- 
ala anhiim ecma'm" topladi. Resulullahm "sallallahii teala aleyhi 
ve sellem" vefat etdigi sene okudugu Kur'an-i kerim bu olduguna 
ittifak ile karar verdiler. Yedi lugatden birini tercih etmek, iimme- 
te vacib degildi, caizdi). 

Islam dininin menba'lan dortdiir. Kur'an-i kerim, hadis-i se- 
rif, icma-i ummet ve kiyas-i Fukaha. icma', sozbirligi demekdir. 
Eshab-i kiramin "radiyallahii teala anhiim ecma'in" sozbirligi ile 
dort mezheb imamlannm sozbirligi, miislimanlar icin seneddir, 
vesikadir. Ciinki, Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", (Urn- 
nietini, hata, dalalet iizerinde birlesmez) buyurmusdur. icma' ile 
anlasilan bilgilerin dogru olacaklanm, bu hadis-i serif de haber 
vermekdedir. Bunun icin, Eshab-i kiramin "radiyallahii teala 
anhiim ecma'in" icma' etdigi bu Mishaf sahihdir. Bundan baska- 
sim okumak haramdir. Zaten, bugiin Kureys lehcesinden baska 
lehcelerle yazilmis Kur'an-i kerim mevcud degildir. Yedi lehce- 
nin hepsi zemanla tegayyiir etmis, unutulmus, gayb olmuslardir. 
Bugiin miista'mel muhtelif arabi lugatlar ile Kur'an-i kerimi an- 
layabilmek icin, tefsir kitablanni okuyarak, Kureys lehcesini, ke- 
limelerin o zemanki kullanildiklan ma'nalan ogrenmek lazim- 
dir. 

Kur'an-i kerim hakkinda garbh meshur alimler, edibler, hay- 
ranhklarim daima izhar etmislerdir. Meshur ediblerden biri olan 

-312- 



Alman sairi Goethe' 11 , Kur'an-i kerimin, tam dogru olmiyan al- 
manca bir tercemesini okudukdan sonra, (icindeki tekrarlardan si- 
kinti duydum. Fekat ifadenin azameti, hasmeti karsisinda hayran 
kaldim) demekden kendini men' edememisdir. 

Bir ingiliz rahibi olan Beoworth-Smith, (Muhammed ve Mu- 
hammede bagh olanlar) "sallallahii teala aleyhi ve sellem" ismli 
eserinde, (Kur'an, iislub temizligi, ilm, felsefe ve hakikat mu'cize- 
sidir) diye yazmakdadir. 

Kur'an-i kerimi ingilizceye terceme eden Arberry ise, (Ne ze- 
man ezan dinlesem, o bana cok te'sir eder. Akan nagmelerin altm- 
da, sanki davula vuruluyormus gibi bir ses duyanm. Bu vurus, san- 
ki kalbimin vurusu gibidir) demekdedir. 

Marmaduke Pisthali ise, Kur'an-i kerim icin, (En taklid olun- 
maz bir ahenk, en saglam bir ifade! insanlan aglamaga veya son- 
suz muhabbet ve aska sevk eden bir kudret!) ifadesini kullanmis- 
dir. Bunlarm yanmda bircok garbli filozof, ilm ve siyaset adamlan, 
Kur'an-i kerimden, biiyiik bir hurmet, biiyiik bir takdir, biiyiik bir 
hayranhkla bahs etmekdedirler. Fekat bunlar, Kur'an-i kerimi, Al- 
lah kitabi olarak degil, Muhammed aleyhisselamm yazdigi biiyiik 
ve krymetli bir eser olarak kabul etmekdedirler. Eger boyle olma- 
saydi, biitiin bu hayranlarm miisliman olmalan icab ederdi. 

Bakimz, Lamartin' 21 bile: 

(Muhammed, bir yalanci Peygamber degildir. Ciinki O, kendi- 
sinin Allah tarafindan yeni bir dini yaymak icin secildigine inam- 
yordu) demekdedir. Bu da, sunu gosterir: Garbli ilm adamlan, 
Muhammed aleyhisselamm yalanci olmadigim, fekat Onun kendi 
karihasmdan [zekasmdan] gelen Kur'an-i kerimi Allahii tealamn 
vahyi zan etdigini ileri siiriiyorlar. Onlara gore Muhammed "aley- 
hisselam", yalan soylemiyordu. Hakikaten kendisini Peygamber 
zan ediyor ve agzmdan cikan sozlerin, Ona Allahii teala tarafindan 
gonderildigine inamyordu. 

Kur'an-i kerim misli olmiyan biiyiik bir mu'cizedir. Asagida 
beyan edecegimiz gibi, icinde en derin ilmi ve fenni bilgiler, biitiin 
diinyada bugtine kadar yapilmis medeni kanunlara niimune teskil 
edecek ilmi ve hukuki esaslar, eski tarihe aid bircok bilinmeyen 
ma'lumat, insanlara verilebilecek en biiyiik ahlak esaslan, nasi- 
hatler, diinya ve ahiret hakkmda en mantiki izahat esaslan ve 
bunlara benzer, o zemana kadar hicbir kimsenin bilmedigi, bile- 



[1] Goethe 1248 [m. 1832] de oldti. 

[2] Fransiz sairi Lamartin, 1286 [m. 1869] da oldti. 

-313- 



medigi, tasavvur bile edemedigi hususlar vardir. Bunlar kimsenin 
soyliyemeyecegi yiiksek bir ifade ile beyan edilmisdir. 

Muhammed "aleyhisselam" iimmi idi. Ya'ni kimseden bir sey 
okumamis, ogrenmemis, hie bir sey yazmamisdi. Bu husus 
Kur'an-i kerimde, Ankebut suresinin kirksekizinci ayetinde me- 
alen, ([Ey Muhammed "aleyhisselam"! Bu Kur'an-i kerim sana 
indirilmeden once] Sen bir kitabdan okumus ve elinle onu yaz- 
mis degildin. Eger oyle olsaydi miisrikler [Kur'an-i kerfmi, bas- 
kasmdan ogrenmis veya onceki semavi kitablardan almis] derler- 
di. [Yehudiler de, Onun vasfi Tevratda iimmi olarak bildirilmis- 
dir, bu ise iimmi degil diye siibheye diiserlerdi]) buyurulmusdur. 
Muhammed aleyhisselam 40 yasmda iken, ibadet igin cekildigi 
Hira dagmdaki magarada, kendisine Cebrail aleyhisselam tara- 
fmdan ilk vahy getirildigi zeman, korkudan saskina donmiis, ne 
yapacagim sasirmis, kosa kosa evine giderek zevcesi olan Hadice 
radryallahu anhadan kendisini yataga yatirmasim, iistiinii sikica 
ortmesini rica etmis, uzun muddet kendisine gelememisdi. Ken- 
disinde biiyuk bir ruhaniyyet, bir iistiinliik oldugunu kabul eden, 
insanlar icin yeni bir din kitabi hazirlamak isteyen bir zat, boyle 
mi olur? Her seyden evvel, boyle bir mu'azzam eseri yazabilecek 
kudretde bilgi ogrenmesi, pek cok seyler okumasi, bircok tedkik- 
ler yapmasi icab etmez mi? Halbuki Muhammed aleyhisselam 
cocuk iken, iki kerre tiiccarlarla Sam tarafma gotiiriilmiis, bu se- 
ferlerinde, yalniz ticaret esyasmm muhafazasi ve emniyyeti vazi- 
fesini yapmis, ticaret kervanlan idare etmis, bunlan yalniz SON 
DERECE YUKSEK OLAN DURUSTLLJGU ve inamlmaz de- 
recede yiiksek olan hafizasi ile yapmisdi. Kendisine, hatirma bile 
gelmiyen, hie beklemedigi boyle bir vahy gelmesi, onu sevindir- 
memis, bil'aks korkutmusdu. Ancak vahyler tekrarlandikca, Al- 
lahii tealamn kendisine hakikaten gayet miihim ve agir bir vazf- 
fe verdigini anlamis ve Allahii tealamn emrlerine btitiin mevcu- 
diyyeti ile ita'at ederek, Onun bildirdigi (Tek Allah) esasi tizeri- 
ne kurulmus olan (islam dini)ni nesre baslamisdi. Muhammed 
aleyhisselamm islam dinini nesr etmesi, Ona hicbir diinyevi men- 
fe'at temin etmemis, bil'aks hemen hemen, biitiin Mekkeliler 
kendisine diisman kesilmisdi. (Hicbir Peygamber, benim cekdi- 
gim eziyyeti cekmedi, benim kadar iizulmedi) buyurmusdur. Bu 
hadis-i serif, kitablarda yazihdir. Bu da gosteriyor ki, Muham- 
med aleyhisselam yeni bir din nesr etmesinde hicbir menfe'ati 
veya arzusu bulunmuyordu. Esasen, yukanda da zikr etdigimiz 
gibi, kendisinin yetismesi ve muhiti boyle mu'azzam bir is icin ka- 
fi degildi. 

-314- 



O halde, Muhammed aleyhisselamm Kur'an-i kerfmi kendi ba- 
sina tertib etdigini kabul etmege imkan yokdur. Acaba Kur'an-i 
kerfm, ancak Allahii teala tarafmdan vahy edilen mu'azzam bir 
eser midir? Bir de bunu tedkik edelim: 

Bir yeni peygamber zuhur edince, onun etrafinda toplanan 
halk, ondan mu'cizeler bekler. Gerek Musa "aleyhisselam", gerek 
Isa "aleyhisselam" peygamberliklerini isbat etmek icin mu'cizeler 
gostermek zorunda kaldilar. Hakikatde bu mu'cizeler, ancak Alla- 
hii tealamn emr ve miisa'adesi ve yaratmasi ile meydana geldi. Fe- 
kat, bunlan tarfhciler, (Musamn ve Isamn "aleyhimesselam" 
mu'cizesi) diye kayd etdiler. Halbuki, bizim gibi insan olan Pey- 
gamberler "aleyhimiissalevatii vetteslimat", kendiliklerinden 
mu'cize yapamazlar. Mu'cize, ancak Allahii teala tarafmdan yara- 
tihr. Peygamberler ancak, Allahii tealamn yaratdigi mu'cizeleri in- 
sanlara gosterirler. 

Allahii teala, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme en bii- 
yiik mu'cize olarak (Kur'an-i kerfmi) vahy etmisdir. Kur'an-i ke- 
rim, mu'cize oldugu muhakkak olan en biiyiik kitabdir. Halbuki 
Arablar, Muhammed aleyhisselamdan, semadan bir kitab indiril- 
mesini veya bir dagi altuna cevirmesini istiyorlardi. Kur'an-i ke- 
rim, bu hususu ne giizel beyan buyurmakdadir. Ankebut suresinin 
elli ve ellibirinci ayetlerinde mealen, (Miisrikler, ne olur rabbin- 
den [Muhammed aleyhisselamm nubiivvetine delalet eden Isa 
aleyhisselamm sofrasi, Musa aleyhisselamm asasi gibi] mu'cizeler 
indii ilinis olsaydi dediler. [Ey habibim] Sen onlara de ki, mu'cize- 
ler Allahii tealamn kudreti ve iradesi ile olur. [Ne zeman ve nasil 
isterse oyle yaratir. Bunlan yapmak benim elimde degildir.] Dog- 
rusu ben ancak Onun azabim size teblfg edici, haber vericiyim. 
Kur'an gibi bir kitabi sana indirmis olmamiz, onlara [mu'cize ola- 
rak] yetmez mi? Bunda, inanan kavm icin, rahmet ve nasihat var- 
dir) buyurulmusdur. O halde, Muhammed aleyhisselamm en bii- 
yiik mu'cizesi, Kur'an-i kerimdir. (Bu Allah kitabi degildir, onu 
Muhammed yazmisdir) diyebileceklere karsi da, Allahii teala, yu- 
kanda meal-i serifini bildirdigimiz, Ankebut suresinin kirkseki- 
zinci ayetinde cevab vermisdir. Boyle siibhelere mahal birakma- 
misdir. Allahii teala, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin 
boyle bir kitabi yazacak bir kudretde olmadigim ve Kur'an-i keri- 
min kendisi tarafmdan vahy edildigini teyid etmekdedir. Esasen 
Muhammed aleyhisselami Peygamber olarak secerken, Onun bil- 
hassa timmi, ya'ni okuma yazma ogrenmemis olmasim bildirmis 
ve bu sebebden Kur'an-i kerimin ancak Allahii teala tarafmdan 
vahy edilebileceginin anlasilmasim istemisdir. Bu ayet-i kerime- 

-315- 



nin tefsirinde bu hususda genis ma'lumat vardir. Muhammed 
aleyhisselamin Peygamber oldugunu gosteren en biiyiik vasfi, 
FEVKAL'ADE DURUSTLUGU, SADAKATI, CESARETI, 
SABR VE DiRAYETiDIR. Yalmz yiiksek ilmi degil. Allahii te- 
ala, Nisa suresinin 82. ci ayetinde mealen, (Kur'an-i kerimin 
ma'nasini (liisiinmivorlar mi? Eger Allahdan baskasindan gelmis 
olsaydi, icinde pek cok ihtilaf bulunurdu) buyurulmusdur ki, bu 
ne kadar dogrudur. Allah kelarm olmadigmi ogrendigimiz bugtin- 
kii (Kitab-i mukaddes)de, Tevrat ve incilde pek cok ihtilaflar var- 
dir. Bu da, bunlann insan eliyle yazilmis olduklarmi isbat etmek- 
dedir. 

Simdi biiyiik bir sabr ile ve temamen bi-taraf olarak, Kur'an-i 
kerimin hakikaten biiyiik bir mu'cize olup olmadigini tedkik ede- 
lim. Bir kitabm mu'cize olmasi icin, onun cok belagatli bir lisanla 
yazilmis olmasi, kimsenin o zemana kadar bilmedigi, duymadigi 
hakikatleri, hikmetleri ortaya koymasi ve eserin hicbir kimsenin 
yapamiyacagi bir tarzda tertib edilmis bulunmasi lazimdir. 

Kur'an-i kerimin lisammn belagati hakkmda cok misal verdik. 
Bu husus, esasen biitiin diinya tarafmdan kabul edilmisdir. 
Kur'an-i kerimin belagatini inkar eden tek insan yokdur. 

Kur'an-i kerfmde, o zemana kadar hie bilinmiyen husiislar zikr 
edilmis midir? Bunu tedkik edelim: 

Bugiin dlinyamrzm nasil meydana geldigi hakkmda biiyiik an- 
siklopedilerde ve fen adamlarmm kitablannda su ma'lumat var- 
dir: 

(Milyarlarca sene evvel, biitiin kainat [Evren] bir tek parcadan 
ibaret idi. Bu tek parcamn ortasmda birdenbire biiyiik bir infilak 
oldu ve bu tek parca bircok parcalara aynldi. Parcalarm her biri 
baska bir cihete dogru gidiyordu. Nihayet, bu parcalarm ba'zilan 
birbirleriyle birleserek muhtelif seyyareler [gezegenler] ve ayn 
ayn galeksiler [saman yollan], giinesler ve peykler [aylar] meyda- 
na getirdiler. Artik Fezada [uzayda] bu ilk patlamaya karsi bir 
mukavemet kalmadigmdan, bu seyyareler ve uydular ve bunlann 
icinde bulunduklan galeksiler fezada kendi mahreklerinde [yo- 
riingelerinde] devr etmege [donmege] ve yiizmege devam etdiler. 
Diinya, icinde giinesin de bulundugu bir galeksidir. Kainatda sayi- 
lamiyacak kadar cok galeksiler vardir. Kainat, gitdikce genisliyen 
bir manzume [sistem]dir. Galeksiler yavas yavas diinyadan uzak- 
lasmakdadir. Ciinki, Kainat, genislemekdedir. Bir kerre, siir'atle- 
ri ziyanm siir'atine vanrsa, artik oteki galeksileri gormemize im- 
kan kalmiyacakdir. Simdiden, daha kuvvetli teleskoplar yapmaga 

-316- 



mecburuz. Zira, bir miiddet sonra, onlan goremiyecegimizden 
korkmakdayiz.) diyorlar. 

Kendileri ile goriisdiigumuz fen adamlanna, (Bu neticeye ne 
zeman vasil oldunuz?) dedigimiz zeman, (Soyle boyle 50-60 sene- 
den beri, biitiin diinya fen adamlan bu kana'atlarda birlesmisdir) 
demekdedirler. 50-60 sene, diinya hayatinda cok kisa bir fasiladir. 

Simdi hemen bu hususda Kur'an-i kerimde Allahii tealamn ne 
buyurdugunu tedkik edelim: 

Enbiya suresi, 30. cu ayetinde mealen, (inkar edenler, gokler 
ve Erd kiiresi birbirlerine yapisik ikcn onlan ayirdigunizi bilmez- 
ler mi?) buyurulmusdur. Yasin suresinin otuzyedi ve otuzsekizinci 
ayetlerinde mealen, (inkar edenlere bir delil de, gecedir. Biz, on- 
dan giindiizii aymriz, siyirmz da karanhkda kaliverirler. G lines de, 
kendi mahrekinde [yoriingesinde] yiiriir) buyurulmusdur. Demek 
oluyor ki, Allahii teala, fen adamlanmn ancak 50-60 sene evvel 
meydana cikarabildikleri diinyamn yaratihsim bundan tarn 1400 
sene evvel insanlara bildirmisdir. Simdi yine fen adamlanna done- 
lim. 

Biyologlar: (Bugiin hayatm nasil meydana geldigini soyle acik- 
liyoruz: Diinyamn ilk havasmda amonyak, oksijen ve karbonik 
asit vardi. Yildinmlann te'sirleri ile bunlardan amino-asitler mey- 
dana geldi. Milyarlarca sene evvel, ilk def'a su icinde protoplazma 
husule geldi. Bunlardan ilk amibler meydana cikdi. Hayat suda 
basladi. Sudan karaya cikan canhlar, havadan amino-asitleri ala- 
rak proteinli biinyeler meydana getirdiler. Goriildiigii gibi, biitiin 
canhlar sudan gelmekdedir ve ilk canhlar suda tesekkiil etmisdir) 
diyorlar. 

Kur'an-i kerimde de, ilk canhmn denizlerde yaratildigi 1400 se- 
ne evvel bildirilmekdedir. 

Enbiya suresi, 30. cu ayetinde mealen, (inkar edenler, biitiin 
canhlari sudan yaratdigimizi bilmezler mi?) ve Furkan suresi, 54. 
cii ayetinde mealen, (insam sudan yaratarak erkek ve kadin akra- 
balar yapan Allahdir) ve Yasin suresi, 36. ci ayetinde de mealen, 
(Yerin yetisdirdiklerinden ve kendilerinden ve BiLMEDiKLERi 
BiRCOK SEYLERDEN cift cift yaratan Allahii teala her diirlii 
ayb ve noksandan miinezzehdir) buyurulmusdur. Burada, nebata- 
ti ve hayvanati tedkik edenlere ve bunlarm yamnda (Bilmedikleri 
seyler) buyurarak, insanlarm ancak zemanla ve yavas yavas bula- 
bildikleri, atom enerjisi gibi, yeni kaynaklan inceliyen ilm adamla- 
nna imalar, isaretler vardir. Nitekim, Rum suresinin 22. ci ayetin- 
de mealen, (Gokleri ve yerleri yaratmasi, renklerinizin ve lisanla- 

-317- 



rinizin ayn olmasi, Onun varhginin ayetlerinden [isaretlerin- 
den]dir. Dogrusu burada alimler [anlayis sahibleri] icin ibret var- 

dir) buyurulmusdur. Demek oluyor ki, (lisan ve renk farklannda) 
heniiz bizim bugiin daha bilemedigimiz ba'zi incelikler vardir. 
Bunlar zemanla meydana cikacakdir. 

Simdi, dtinyamn sonu hakkmdaki ma'lumatimizi tedkik ede- 
lim. Fen adamlan, (Dtinyamn muhakkak sonu gelecekdir. Nite- 
kim, kainatda ba'zan bir seyyare parcalanip ortadan gayb olmak- 
dadir. Bizim tedkiklerimize gore,dtinyamrz, onceden kat'i olarak 
hesab edemedigimiz bir zeman sonra, muvazenesini gayb ederek 
param parca olacakdir) demekdedirler. Halbuki bunu Kur'an-i 
kerim bize 1400 sene evvel bildirmisdir. Zilzal suresinin 1. ci ve 
2. ci ayetlerinde mealen, (Arz [yer yiizii] dehsetle sarsildigi ve 
icinde olanlan [hazine ve oliileri] disari cikardigi zeman) buyuru- 
luyor. Mii'min suresi, 13. cii ayet-i kerimesinde mealen, (Size, 
[varhgina ve birligine delalet eden] ayetlerini, mu'cizelerini gos- 
teren, size GOKDEN RIZK INDIREN Odur. Bu ayetlerden, 
isaretlerden Allaha inananlardan baskasi ibret almaz) buyurul- 
musdur. 

Buradaki (gokden nzk indiren) ta'biri, cok kerreler Musa 
aleyhisselam ve kavmi, colde yolunu gayb etdigi zeman, gokden 
inen (Kudret helvasi) denilen ve bugiin de susuz yerlerde peyda 
olan Manna adli sekerli maddeyi isaret olabilir denilmisdir. Hal- 
buki bu tefsir yanhsdir. Tefsir kitablarmda, ayet-i kerimedeki (Si- 
ze gokden nzk indiren) mealindeki kism, (Size gokden nzkmizm 
sebebi yagmur ve gayrilerini [kar, rutubet] indiren Allahii teala- 
dir) seklinde tefsir buyurulmusdur. Ciinki Allahii teala, bizim nz- 
kimizi hakikaten semadan indirmekdedir. Bunu biraz izah ede- 
lim. Bugiin, en biiyiik fen adamlan, diinyada albtiminlerin, prote- 
inlerin nasil meydana geldigini soyle izah etmekdedir: (Yagmurlu 
gtinlerde yildinm ve simseklerin te'sirleri ile havadaki oksijen ve 
azot birleserek renksiz azot monoksit gazim meydana getirmek- 
de, bu gaz tekrar oksijenle birleserek, turuncu renkli azot diok- 
sid, diger tarafdan yine yildinm ve simseklerin te'siri ile havada- 
ki rutubet ve azotdan, amonyak meydana gelmekdedir. Azot di- 
oksid ise, rutubetin te'siriyle nitrik aside dontismekde, bu sefer 
nitrik asit ile amonyak, yine havada bulunan karbonik asitle bir- 
leserek amonyum nitrat ve amonyum karbonat hasil olmakda, 
meydana gelen bu tuzlar, yagmurla yer yiiziine inmekdedir. Yer 
yiiziinde bu tuzlar toprakda bulunan kalsiyum tuzlari ile birleserek 
kalsiyum nitrati meydana getirmekde, bu tuz da nebatat [bitkiler] 
tarafmdan mass edilerek [emilerek] onlarm yetismesine sebeb ol- 

-318- 



makdadir. Bu nebatati yiyen insanlarda ve hayvanlarda, o mad- 
deler muhtelif proteinlere, [ki bunlarm arasmda albiiminler de 
vardir] tehavviil etmekde ve bu hayvanlarm etlerini, siitlerini, yu- 
murtalanni yiyen insanlan beslemekdedir. O halde, insanlarm 
nzki, Kur'an-i kerimde bildirilmis oldugu gibi, semadan gelmek- 
dedir.) 

Yukandaki ma'lumati, (Kur'an-i kerimde bildirilen seyler, fen 
bilgilerine uymuyor) diyenlere cevab olarak yaziyoruz. islam alim- 
leri "rahime-hiimullahii teala", tefsir ilminin miitehassislan, ayet-i 
kerimeleri, zemanlarmdaki fen bilgilerine gore tefsir etmislerdir. 
Biz burada, Kur'an-i kerimin her asrdaki fen bilgilerine uygun ol- 
dugu gibi, en yeni kesflere de muvafik oldugunu gostermek istiyo- 
ruz. Her ayet-i kerimenin bircok, hatta sonsuz ma'nasi vardir. Cun- 
ki, Allahii tealamn biitiin sifatlan gibi, kelam sifati da sonsuzdur. 
Bu ma'nalarm hepsini, ancak Kur'an-i kerimin sahibi, ya'ni Allahii 
teala bilir. Bunlarm cogunu Peygamberine "sallallahu teala aleyhi 
ve sellem" bildirmisdir. Bu mubarek Peygamberi de "sallallahu te- 
ala aleyhi ve sellem", miinasib gordiiklerini Eshabma "radiyallahii 
teala annum ecma'm" haber vermisdir. Yukanda verdigimiz 
ma'lumat, o ma'nalar deryasmdan birkac damla olabilir kana'atin- 
deyiz. 

Simdi biz, biitiin bu fen adamlarma, (Acaba bu hakikatlan bun- 
dan tarn 1400 sene evvel, okuma yazma ogrenmemis olan bir zat 
dtisiinebilir miydi?) diye soracak olsak, onlar: (Boyle sey olur mu? 
Bugiin, bu hakikatlara varmak icin, insanlar sayisiz kitablar oku- 
muslar, sayisiz tecribeler yapmislar ve ancak asrlardan sonra, bu 
hakikatlara varmislardir. Bu tecribeleri yapabilmek icin, uzun se- 
nder okumak, mu'azzam laboratuvarlar kurmak, bircok hassas 
aletleri hazirlamak ve kullanmak icab eder) diyeceklerdir. 

O halde, okuma yazma ogrenmemis olan ve temamen cahil bir 
muhitde yetisen bir zatm, boyle mu'azzam ilmi hakikatleri kendi- 
liginden bulup ortaya koymasi diisunulebilir mi? Elbetteki diisu- 
niilemez. O halde, Kur'an-i kerimin Muhammed "sallallahu aleyhi 
ve sellem" tarafmdan yazildigi iddi'asim kabul etmege imkan yok- 
dur. Bugiin, bircok gayretlerden sonra, elde edilen hakikatlan bi- 
ze 1400 sene evvel bildiren bir kitab, ancak ALLAHU TEALA- 
NIN KITABI olabilir. Boyle mu'azzam bir kudret, insanlarda ola- 
maz. Ancak ALLAHU TEALA'da vardir. Yukandaki hususlan 
dikkat ile okuyan herkes, buna inanacakdir. Buna inanmamak te- 
assub, inadcihk ve cahillik olur. Muhammed "aleyhisselam" 
Kur'an-i kerim surelerini nesr ederken, ancak Allahii tealamn 
kendisine vahy etdigi sozleri nakl ediyor, bunlan O da, diger in- 

-319- 



sanlarla birlikde ogreniyordu. 

Simdi, Kur'an-i kerimin hakikaten en biiyiik bir mu'cize oldu- 
gunu gosteren ikinci bir hususa, onun tertib tarzma temas edece- 
giz: 

Bugiinkii, en yiiksek medeniyyet asrmda insanlarm kullandik- 
lan bilgisayarlarla Kur'an-i kerim incelendigi zeman, akl almaz de- 
recede mu'azzam bir matematik esas iizerine kuruldugu anlasilir. 
Netice, insanm aklini durduracak kadar muhimdir. Bu netice an- 
cak Allahii tealamn mu'cizesidir. 

Bu yapilan tecribenin esasina varmadan evvel, biraz da, 
Kur'an-i kerimin nasil vahy edildigini ve Allahii tealamn vahy es- 
nasmda Peygamberine "sallallahu teala aleyhi ve sellem" neler 
buyurdugunu tedkik edelim. Ciinki bunun Kur'an-i kerimin ter- 
tib sekli ile irtibati vardir. Kur'an-i kerim bugiinkii tertib iizerine 
vahy edilmemisdir. ilk vahy edilen sure, (ALAK) suresidir. Re- 
sulullaha "sallallahu teala aleyhi ve sellem" ilk olarak Alak sure- 
sinin ilk 5 ayeti vahy edildi. Bunlarm meal-i serifleri, (Ey Mu- 
hammed, herseyi yaratan Rabbin Allahin ismi ile oku! O insani 
pihtilasims kandan [alakdan] yaratdi. Oku, Allah biiyiik kerem 
sahibidir. O, kalemle ogretir, insanlara bilmediklerini ogretir) 
dir. 

Kendisine bu ilk vahy geldigi zeman, Resulullahm "sallallahu 
teala aleyhi ve sellem" ne kadar korkdugunu, nasil telas etdigini 
yukanda zikr etmisdik. O, kendisine Allahii tealamn, yeni bir din 
teblig etmek gibi, mu'azzam ve giic bir vazife verecegini hicbir 
zeman diisiinmemisdi. Kendisinin, hiristiyanlarm cok kerreler 
iddi'a etdigi gibi, kendiliginden meydana cikmadigi ve kendisine 
Allahii teala tarafindan biiyiik bir vazife verilecegini ve ne sakil 
yiiklere tehammul edecegini bilmedigi, Miizemmil suresinin 1-5. 
ayetlerinde mealen, (Ey ortiiye biiriinen Muhammed! Gecenin 
yansinda, istersen biraz sonra, istersen biraz once bir miiddet 
kin kalk ve tertfl ile, agir agir Kur'an oku! Dogrusu biz sana TA- 
SIMASI GUC BIR VAZIFE verecegiz) seklinde bildirilmekde- 
dir. 

Bu vazifenin ne kadar miiskil oldugu sundan ma'lumdur ki, 
Muhammed "sallallahu aleyhi ve sellem" islamiyyeti nesre basla- 
ymca, kendisine pek cok diismanlar zuhur etdi. Biitun gayretine 
ragmen, islamiyyetin altinci senesinde, Omerin "radiyallahii anh" 
iman etdigi gun, mu'minlerin mikdan [(Medaric) ve (Zerkanf)de] 
45 erkek ve 11 'i kadin olmak iizere ancak 56 kisiye varmisdi. Fe- 
kat Peygamber "sallallahu aleyhi ve sellem", cok diirust, cok te- 

-320- 



miz, cok mukemmel bir insan oldugundan ve kendisine Allahii te- 
ala tarafmdan verilen vazifenin biiyiiklugunii bildiginden hie yil- 
mamis, biitiin tehlukelere, zahmetlere tehammiil ederek, bu kudsi 
vazifeyi muvaffakiyyet ile lfa etmisdir. 

Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" hakkmda, biitiin diin- 
yanin ancak hurmet duydugunu ve miiteassib birkac papazdan 
baska hie kimsenin aleyhinde hicbir soz soylemedigini bir kerre 
daha tekrar edelim. Asagida Almanyada Stuttgart sehrinde 1305 
[m. 1888] senesinde, nesr edilmis olan (Kiirschner) ansiklopedisi- 
nin Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem" ve islam dini hakkm- 
daki yazisim beraber okuyahm. Bu yaziyi bir ansiklopediden alma- 
miz, bu gibi kitablarm miimkin oldugu kadar hakikati yazmak 
mecburiyyetinde olmalan sebebi iledir. Bizi burada asl alakadar 
eden kism, Peygamberimizin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" 
ahlaki ve meziyyetleri hakkmda kullamlan sozlerdir. Daha bundan 
yiiz sene evvel, islam dini hakkmda hiristiyan ilm adamlarmm ne- 
ler dtisiindtigunu de bildirdigi icin, bu parcayi temamen terceme 
ederek sizlere sunuyoruz: 

(Muhammed "aleyhisselam"m kiinyesi, Ebiilkasim bin Abdiil- 
lahdir. islam dininin miiessisidir. 20 Nisan 571 de Mekkede dog- 
musdur. Kiiciik yasmdan beri ticaret ile mesgul olmus, cok seya- 
hatlar (!) yapmis, halk ile temas etmis, herseyi ogrenmege heves- 
lenmisdir. Daha gene yasmda, zengin bir tiiccardan dul kalmis 
olan ve islerini ta'kib icin kendisini yanma almis bulunan, Hadice 
ile evlenmisdir. 610 senesinde, kendisinin Peygamber olduguna ve 
Allah tarafmdan kendisine vahy geldigine inanmis ve TEK AL- 
LAH MEFHUMUNU, bircok putlara tapan Arablara teblig icin, 
biiyiik bir gayret ile fealiyyete gecmisdir. Muhammed "aleyhisse- 
lam", Allahii teala tarafmdan bu vazifenin kendisine verildigine 
biitiin kalbi ile inamyordu. Mekke halkimn biiyiik kismi kendisi- 
nin aleyhinde oldugu, fikrlerini siddet ile red etdigi, hatta kendisi- 
ni oldtirmek istedikleri halde, miicadelesini, fealiyyetini durdur- 
madi. Nihayet, kendisine karsi cikanlarm fazla tazyiki iizerine, 622 
senesinde Mekkeden aynlarak Yesrib [Medine] sehrine gitdi. 
Miislimanlar bu harekete (Hicret) adim verirler ve takvimlerini bu 
tarihe gore baslatirlar. Muhammed "aleyhisselam", Medinede bir- 
cok tarafdar buldu. Bir putperestlik dini olan eski Arab dinini te- 
mamen islah, onlara Allahm bir oldugunu isbat etmek istiyordu. 
Muhammed aleyhisselamm bildirdigine gore, hak din olan ibra- 
him aleyhisselamm dininde bildirdigi esaslar ile, Musa ve Isanm 
"aleyhimesselam" bildirdikleri dinlerin esaslan birdi. Fekat sonra- 
dan bu dinlerin icerisine bozuk i'tikadlar, inamslar kansdinlarak 

— 321 — Herkese Lazim Olan linan: F-21 



tahrif edilmis, yehudflik ve hiristiyanlik seklini almisdi. Muham- 
med "aleyhisselam", biitun bu dinlerin birbirinin temadisi, devami 
oldugunu ve en temizlenmis seklinin ise, ancak islamiyyet oldugu- 
nu herkese anlatiyordu. 

(Islam) demek, (kendini temamen teslim etmek) demekdir. 
Islam dininin kitabi, Kur'an-i kerimdir. Diger dinlerin kitablarm- 
da yalniz ma'nevi hususlardan bahs olunurken, Kur'an-i kerimde 
aym zemanda, ictima'i, iktisadi ve hukuki hiikmler de mevcud- 
dur. insanlara diinyada neler yapmalan lazim geldigi hakkinda, 
hatta medeni kanun seklinde olan hiikmler cokdur. Aym zeman- 
da, nasil ibadet edilecegi, nasil oruc tutulacagi, viicudiin nasil yi- 
kanacagi hakkinda emrler bulundugu gibi, diger insanlara ve bas- 
ka dinden olanlara karsi nasil hiisn-i mu'amele edilecegi hakkin- 
da da ma'lumat vardir. Kur'an-i kerim, miisliman olmiyan zalim 
hiikiimetlere karsi miicadeleyi emr eder. Biitiin esasi tek Allaha 
ibadet etmekdir. Dim resmleri, heykelleri men' eder. Serabi ve 
domuz etini yasaklar. Musa ve Isayi da "aleyhimesselam", Pey- 
gamber olarak kabul eder. Fekat, bunlarm derecelerinin son 
Peygamber olan Muhammed aleyhisselamdan daha asagi oldu- 
gunu bildirmisdir. [Bu, hakikaten boyledir. Ciinki, Musa ve Isa- 
ya "aleyhimesselam" nazil olan Tevrat ve incilde Muhammed 
aleyhisselamm vasflan, iistiinlukleri yazihdir. Bunlan bilen, Mu- 
sa ve Isa "aleyhimesselam", Onun iimmetinden olmak icin cok 
yalvardilar, diia etdiler. Isa aleyhisselamm bu diiasi da kabul 
olundu. Allahii teala Onu diri olarak goge yiikseltdi. Kiyamete 
yakin tekrar yer yiizune inecek, Muhammed aleyhisselamm dmi- 
ne uyacak ve onu yayacakdir.] islam dinini kabul edenler ve 
Onun emrlerine uygun olarak yasayanlarm ahiretde, icinde diin- 
ya zevkleri, nehrler, meyveler, ipekli sedirler bulunan Cennete 
gideceklerini ve orada kendilerine gene ve giizel huriler verilece- 
gini miijdeler. 

Muhammed "aleyhisselam", gayet giizel huylu, giiler yiizlii, ki- 
bar tavrh ve cok diiriist bir zat idi. Daima hiddet ve siddetden kac- 
mis, hicbir zeman zulm yapmamisdir. Miislimanlann daima iyi 
huylu, giiler yiizlii olmasim istemis, Cennete iyi huy ve sabr ile gi- 
dilecegini bildirmisdir. Dogru sozliiliigii, merhameti, fakirlere yar- 
dimi, miisafirperverligi, sefkati, daima miislimanhgin esas temel- 
leri oldugunu beyan buyurmusdu. Daima kanaat ile yasamis, deb- 
debe ve sa'sa'a [gosteris]dan ictinab etmisdir. Miislimanlar arasm- 
da hicbir simf farki tammamis, en fakir bir miislimamn bile hatiri- 
m saymrsdir. Biiyiik bir zaruret olmayinca, zora basvurmamis, bii- 
tiin mes'eleleri tathhk ile, anlasma ile, nasihat ve izah ile hal etme- 

-322- 



ge ugrasmis ve cok kerreler bunda muvaffak olmusdur. [Biitiin 
omrii boyunca, hie kimseyi incitmemis, kimseyi kirmamisdir. Ken- 
disi icin kimseye kizmamisdir. Kendisinden bir sey istenip de, yok 
dedigi, hie isitilmedi. Var ise verir, yok ise siikut ederdi. O, Allahii 
tealanm sevgilisi idi. Gecmis ve gelecek biitiin insanlarm seyyidi, 
Efendisi idi.] 630 tarihinde tekrar Mekkeye donerek, bu sehri ko- 
layca feth etmis ve cok kisa zeman icinde, yan vahsi Arabian, diin- 
yamn en medeni insanlan haline getirmisdir. 

Islam dini, her birinin hakkini tammak sarti ile, bir erkegin dor- 
de kadar kadmla evlenmesine izn vermekdedir. Muhammed "aley- 
hisselam", 8 Haziran 632 tarihinde vefat etmisdir.) Kiirschner an- 
siklopedisinden terceme burada temam oldu. 

Ansiklopedinin bu yazisim okudugumuz zeman, su kana'ate 
vanyoruz: Bunu hazirhyan tarihei, islam dininin Allahii tealanm 
dini olduguna tarn inanmasa bile, bu dinin miikemmel bir din ol- 
dugunu ve tek Allaha inanmagi emr etdigini, vahsi Arabian mede- 
ni yapdigim kabul etmekde, hele Peygamberimizden, pek biiyiik 
bir medh ve sena ile bahs etmekdedir. iste, ne miikemmel bir in- 
san oldugunu biitiin diinyamn tasdik etdigi Muhammed aleyhisse- 
lama, son derece duriistliigii ve sadakati sebebi ile, en biiyiik dtis- 
manlan, azgm kafirler dahi (Muhammed-iil-emin = Kendine giive- 
nilir Muhammed) derlerdi. Bu kudsi vazifeyi, her diirlii miiskilata 
ragmen, devam etdirdi. Bir mtiddet sonra Cebrail "aleyhisselam" 
Ona Alak siiresinin 14 ayetini daha getirdi. Muhammed "sallalla- 
hii aleyhi ve sellem", Mekkelilere, onlarm zulmlerine ragmen, 
kendisine vahy olunan Kur'an-i kerim surelerini okuyor, onlan 
hak dine da'vet ediyordu. Mekkeliler, ona gtiluyor, alay ediyorlar- 
di. Nemaz kildigi ve goriinmeyen bir ilaha ibadet etdigi icin, (Sen 
delirmissin!) diyorlardi. O zeman, Allahii teala, Kalem suresinin 1- 
4. cii ayetlerini vahy etdi. Bu ayetlerde mealen, (Nun, Kalem ve 
onunla yazilanlara yeinin olsun ki, Ey Muhammed, Sen deli degil- 
sin. Dogrusu sana devamh ecr [sevab] vardir. Siibhesiz Sen biiyiik 
bir ahlaka sahibsin) buyuruldu. 

Kur'an-i kerimin Allah kelami olmadigini ve Muhammed aley- 
hisselam tarafmdan hazirlandigim iddi'a edenleri red eden ayet-i 
kerimeler nazil oldu. 

isra suresinin 88. ayetinde mealen, (De ki, insanlar ve cinler 
birbirlerine yardimci olarak, [belagat, giizel nazm ve kamil ma'na- 
da] bu Kur'anm bir benzerini ortaya koymak icin biraraya gelse- 
ler, yemin olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar) buyurul- 
du. 

-323- 



Necm suresinin 3 ve 4. cii ayetlerinde mealen, (Muhammed 
"aleyhisselam", kendi arzusu ile konusmaz. [Ciinki O, tevhidi i'lan 
ve sirki yok etmek ve dini yaymak ile emr olunmusdur.] Onun [din 
islerinde] konusmasi ancak vahydir) buyurulmusdur. 

Kehf suresinin 110. cu ayetinde mealen, (Onlara de ki, ben de 
ancak sizin gibi bir insanim. Ama, bana Rabbimin tek bir ilah ol- 
dugu vahy olunmusdur. [Zatmda benzeri, sifatlannda seriki, orta- 
gi yokdur.] Rabbine kavusmak istiyen bir kimse, amel-i salih, fa- 
ideli is islesin ve Rabbine ibadet etmekde hie serik [ortak] kosma- 
sin) buyurmusdur. 

Ve nihayet, hala Kur'an-i kerimin Allahii tealanm kelami oldu- 
gundan siibhesi olanlar icin, Miiddessir suresi nazil oldu. 

Bu surenin 1-10. ayetlerinde mealen, (Ey ortiiye biiriinen Mu- 
hammed! Kalk da [kafirleri Allahii tealanm azabi ile] korkut! Rab- 
bini tekbfr et, ta'zfin et! Giydiklerini temiz tut! Harain edecegim 
seylerden sakin! Yapdigin iyiligi cok gorerek basa kakma! Rabbin 
icin sabr et! Sura ufuriildugu zeman, kafirlere cok sikintih bir giin- 
diir. Onlara kolayhk yokdur...) buyurulmusdur. 

24. cii ayetden bashyarak mealen, (Kur'an icin, bu sihrdir, bu 
ancak bir insan sozudiir dedi. iste bunu soyliyeni, siddetli bir ates 
icine, Cehenneme atacagim. Siddetli atesin ne oldugunu sen ne bi- 
lirsin? O [icine girenleri] ne cikartir, ne de azabdan vaz gecer. in- 
samn derisini karartir, yakar. Orada 19 [azab yapan melek] vardir. 
Atesde olanlara azab yapmak icin, meleklerden baskasim me'mur 
etmedik. Ehl-i kitab [yehudi ve hiristiyanlar bu sayiyi, kendi ki- 
tablarmda bildirilene uygun gorerek Muhammed aleyhisselamm 
niibiivvetine ve] Kur'ana inanirlar. Mii'minlerin de imam artar. 
Ehl-i kitab ve mii'minler, [bu adedde] siibhe etmesinler. Kalbleri 
hasta olanlar ve kaflrler ise, Allah bunu [19 adedini] bildirmekle 
ne yapmak ister derler. Bunun gibi, Allah diledigini [kotiileri] 
dogru yoldan sapdmr ve diledigini [iyileri] de, dogru yola kavus- 
durur. Rabbimin [Cehennem ehlini azablandirmak icin yaratdigi] 
meleklerin adedini, ancak kendisi bilir [Bu ondokuz melek, diger 
meleklerin reisleridir.]) buyuruldu. 

Kur'an-i kerimin hakikaten Allahii tealanm kelami oldugun- 
dan siibhe edenlere bir cevab olan bu suredeki 19 sayisi, Tevratda 
da bildirilmisdi. 

Islam dininde birseyin kudsiyyet kazanmasi icin, islamin (Edil- 
le-i ser'iyye) denilen dort temel kaynagmdan birisi ile bildirilmis 
olmasi lazimdir. 19 ve 786 rakamlarmm kudsi olduklan hie bildiril- 
medi. O halde, bu rakamlar kudsi degildir. Ondokuzuncu asnn 

-324- 



sonlarmda kurulan ve az zemanda diinyaya yayilan (Behai) dmin- 
de, ondokuz sayisi kudsflesdirilmisdir. Oruclan ondokuz gundlir. 
Her behainin ondokuz giinde bir ondokuz behaiyi evine da'vet et- 
mesi sartdir. Dinlerini idare eden meclisde 19 tiye vardir. Nerdey- 
se, fmamn sartim 6 yerine 19 yapacaklar. Kendilerine musliman di- 
yorlar. Allah ve Kur'an ismlerini soyliiyorlar ise de, miislimanhkla 
hicbir iliskileri yokdur. Sinsi bir islam diismamdirlar. 

1298 [m. 1880] senesinde, Ingilizler tarafmdan, Hindistanda ku- 
rulmus olan, (Kadiyani) ve (Ahmedi) ismlerindeki dfnin mensub- 
lan da, kendilerinin musliman olduklanm soyliiyorlar. Halbuki 
bunlar, bu dfnin kurucusu olan Ahmed Kadiyaniye' 1 ' Peygamber- 
dir diyorlar. Hatta onu Peygamberimizden iistiin tutuyorlar. Isa 
aleyhisselami cok kiiciiltiiyorlar. Biitiin islam alimleri birleserek, 
Kadiyanilerin musliman olmadiklarma karar verdiler. Bu karari 
kitablanna yazarak biitiin diinyaya duyurdular. Abdiisselam is- 
minde Pakistanh bir kadiyani, 1979 Nobel Fizik miikafatim aldi. 
Ba'zi kimseler, miislimanlarm basansi diye buna sevindiler. Hal- 
buki, bu basan, Komiinist Ruslarm miikafat almasi, aya gitmege 
cahsmasi gibidir. Bu kafirler, Kur'an-i kerimin emr etdigi gibi ca- 
hsdiklan icin, Allahii teala, kendilerini, diinyada, maksadlarma ka- 
vusduruyor. Evet, boylelerinin basanlan, insanhk icin sevindirici 
ise de, miislimanlar icin utandincidir. Miislimanlarm da, bu kafir- 
ler gibi, Kur'an-i kerime uyarak cahsmalari, insanhk icin faideli 
seyler bulmalan, imanda, ahlakda oldugu gibi, fende de, diinyaya 
giizel ornek olmalan lazimdir. Ancak bunu yapmca sevinmek ve 
oviinmek hakkimiz olacakdir. 

Kur'an-i kerimin bir iiciincii mu'cizesi daha vardir. Simdi Onu 
da tedkik edelim: 

islamiyyetden evvel Arabistan bir col ve orada oturan insan- 
lar da yan vahsi bedevilerdi. Putperest idiler. Bircok putlara ta- 
parlardi. ibtidai bir hayat siirerlerdi. Kiz cocuklanni diri diri 
gommek gibi korkunc adetleri vardi. Bu yanmada, bir yol uzerin- 
de olmadigi icin, ne biiyiik iskenderler, ne Persler, ne Romahlar, 
Arablarla hie ugrasmamis, bircok kavmlerle savasdiklan halde, 
Arablarm yamndan gecmemislerdi. Bu sebebden, Iranhlarm, 
Romahlarm ahlaksizhklan, zulmleri, hiylekarhklan Arablara bu- 
lasmadi. Merd olarak kaldilar. iste boyle aciz, zevalh, fekat saf ve 
temiz olan bir kavm, onlara miirsidlik, rehberlik eden Muham- 
med aleyhisselamin getirdigi Kur'an-i kerim sayesinde birdenbire 



[1] Ahmed Kadiyani, 1326 [m. 1908] da oldii. 

-325- 



degismis, tarn bir medeniyyete kavusmus, harik-ul'ade [olagantis- 
tii] bir gayret ile 30 sene icinde, sarkda Tiirkistan ve Hindistan, 
garbda Ispanya olmak iizere akla hayret veren cok kudretli bir is- 
lam devleti meydana getirmisdir. Ilmde, fende ve medeniyyetde 
son derece ilerlemisler, o zemana kadar bilinmiyen bircok seyler 
kesf etmislerdir. ilm, fen, tib ve edebiyyatda en yiiksek mertebe- 
ye varmislardir. Yukanda da zikr etdigimiz gibi, ilmde o kadar ile- 
ri gitmislerdi ki, Papalar bile Endlilus Universitelerinde okuyor, 
dunyanm her tarafmdan kosup gelenler, bu iiniversitelerde fen ve 
tib tahsil ediyorlardi. O zemamn Avrupasindan bahs eden John 
W. Drapper gibi tarafsiz bir tarihci, (Avrupanin ma'nevi inkisafi) 
ismindeki eserinde soyle demekdedir: (O zemanki Avrupahlar, 
temamen barbardi. Hiristiyanhk onlan barbarhkdan kurtarama- 
misdi. Hiristiyan dminin basaramadigim, islam dini basardi. is- 
panyaya gelen Arablar, evvela onlara yikanmasmi ogretdiler. 
Sonra, onlann iizerindeki parca parca olmus, bitlenmis hayvan 
postlanm cikararak, temiz, giizel elbiseler giydirdiler. Evler, ko- 
naklar, seraylar yapdilar. Onlan okutdular. Universiteler kurdu- 
lar. Hiristiyan tarihciler, islama karsi olan kinlerinden otiirii, bu 
hakikati gizlemege cahsmakda, Avrupanin medeniyyetde musli- 
manlara ne kadar borclu oldugunu bir diirlii i'tiraf edememekde- 
dirler.) 

Thomas Carlyle, yukanda yazih olan hakikatleri aynen kabul 
etdikden sonra, (Arablara bir kahraman Peygamber, onlann cok 
iyi anladiklan bir kitab ile reislik etdi. O zeman islam dini bir kivil- 
cim gibi parladi. Hindistandan Granadaya kadar, biiyiik bir diinya 
parcasim atesledi. Karanhk diinyayi nur icinde birakdi) demekde- 
dir. 

Lamartine, Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem" icin, (Fi- 
lozof, hatib, Peygamber, kumandan, insan diisuncelerini sihrleyen, 
yeni hiikmler koyan, mu'azzam bir islam devleti kuran zat. iste 
Muhammed "aleyhisselam" budur. insanlarm buyukliigiinii olc- 
mek icin kullamlan biitiin mikyaslarla [olciilerle] olciilsiin. Acaba 
Ondan daha biiyiik bir insan var midir? Olamaz!) demekden ken- 
dini alamamisdir. 

Gibbon, (Roma imperatorlugunun Cokmesi ve Yikilmasi) adh 
eserinde, islam dini ve Kur'an-i kerim hakkmda sunlan soyliiyor: 
(Kur'an-i kerim, Allahii tealamn birligini isbat eden en biiyiik 
eserdir.) 

Amerikan astronomi miitehassisi Michael H. Hart, Adem aley- 
hisselamdan bugiine kadar gelen biitiin biiyiik insanlan birer birer 

-326- 



tedkik ederek, bunlann icinden yalmz 100 danesini ayirmakda, bu 
100 kisi arasmda en biiyiigti olarak, Muhammed aleyhisselami gos- 
termekdedir. (Onun kudreti, kendisine Allahii teala tarafmdan 
vahy edildigine inandigi, mu'azzam eser Kur'an-i kerimden gel- 
mekdedir) demisdir. 

Amerika Chicago Universitesi profesorlerinden meshur ruhiy- 
yat miitehassisi yehudi Jales Massermann, 1974 senesinin 15 Tem- 
muzunda nesr edilen (Time) mecmu'asimn hususi niishasmda 
(Biiyiik liderler nerede?) bashgi altinda, tanhde simdiye kadar ge- 
lip gecmis olan rehberleri tedkik etmekde, bunlann hayatlanni 
tahlil etmekde ve (Bunlann en biiyugii Muhammed aleyhisselam- 
dir) demekde ve su neticeye varmakdadir: (Muhammed aleyhis- 
selamdan sonra, Musa aleyhisselam gelir. Isa "aleyhisselam" ve 
Buda lider olmaya layik kimseler degildi). Halbuki kendisi, yehu- 
di oldugu icin, Musa aleyhisselami Muhammed aleyhisselama ter- 
cih etmesi beklenirdi. O, bunu yapmamis, hakikatden aynlmamis- 
dir. 

Amerikada (En Biiyiik insan) yansmasmda, en cok rey alan yi- 
ne Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem" olmusdur. 

30 sene icinde bir vahsi kavmi, hem de kiiciik bir insan toplulu- 
gunu, diinyamn en mu'azzam, en medeni, en yiiksek ahlakh, en 
yiiksek seciyeli, en kahraman, en bilgili bir millet haline getirmek, 
her hangi bir insamn, bir liderin, bir kumandamn yapacagi is degil- 
dir. Bu, ancak Allahii tealamn tahakkuk etdirdigi bir mu'cizedir ve 
bunu Arablara yapdirmak icin, onlara Muhammed "sallallahii 
aleyhi ve sellem" vasitasi ile Kur'an-i kerimi gondermisdir. Ancak 
Kur'an-i kerime ve boylece Allahii tealamn emrlerine tabi' olarak 
bu akl almaz, mu'azzam is zuhur etmisdir. 

Biitiin bu zikr etdigimiz hususlar, beyan etdigimiz hakikatler, 
tertibindeki ilahi nizam, Kur'an-i kerimin diinyamn en biiyiik 
mu'cizesi oldugunu size gostermiyor mu? iste diinyayi kisa zeman- 
da medeniyyete kavusdurmasi da, Kur'an-i kerimin iiciincii mu'ci- 
zesidir.' 11 

1312 [m. 1894] senesinde istanbulda vefat etmis olan biiyiik ta- 
rihci Ahmed Cevdet Pasa "rahime-hullahii teala", (Kisas-i Enbi- 
ya) kitabmda diyor ki, (Isa "aleyhisselam" goke cikanldikdan 
kirk sene sonra Romahlar Kudiise hiicum etdiler. Yehudilerin ki- 



[1] Islam dini hakkinda Avrupah ve Amerikah ansiklopedilerden yapi- 
lan tercemelerde ve aciklamalarda kimyager Dr. Nuri Refet Korur 
begin kiymetli yardimi olmusdur. 

-327- 



mini oldurdiiler, kimini esir aldilar. Kudiisii yagma etdiler. Yakip 
yikdilar. Tevratlan ve baska kitablarm hepsini yakdilar. Beyt-iil- 
mukaddesi, ya'ni Mescid-i aksayi yerle bir etdiler. Kudiis sehri 
col haline geldi. Yehudfler bundan sonra bir daha toplanamadi. 
Bir hiikumet kuramadilar. Dagildiklan yerlerde hor ve hakir ya- 
sadilar. Isa aleyhisselamm, otuz yasmda Peygamber oldugu bildi- 
rildi. Kendisine oniki kisi inandi. Bunlara (Havariyyun) denir. 
Otuziic yasinda diri olarak goke kaldinlmca, Havariler dagihp, 
bu yeni dini yaymaga calisdilar. Sonra, incil diye cesidli kitablar 
yazildi. Bunlar Isa aleyhisselami anlatan tarih kitablan idi. Asl 
Incil ele gecmemisdir. Her yer kiifr ve sirk icinde idi. Isa aleyhis- 
selamm dini iicyiiz sene gizli tutuldu. Ona inandigi ogrenilen 
kimselere iskence ediliyordu. Roma imperatorii Kostantin iicyii- 
zon senesinde, bu dine izn verdi. Kendi de hiristiyan oldu. Istan- 
bul sehrini yapdi. Romadan istanbula tasindi. Fekat bu dinin 
esaslan bozulmus, unutulmus oldugundan, papazlarm elinde 
oyuncak oldu. Miladm iicyiizdoksanbes [395] inci senesinde, Ro- 
ma devleti ikiye aynldi. Romadaki papaya tabi' olanlara (Kato- 
lik), Istanbuldaki patrike tabi' olanlara (Ortodoks) denildi. Kili- 
selere resmler, heykeller kondu. Baska milletler de kiifr ve sirk 
icinde idi. Romahlar, biitiin Avrupayi, Misn, Suriyeyi, Iraki aldi- 
lar. Fen ve san'atda ileri iseler de, ahlaklan bozukdu. Keyfe, can 
yakmaga dalmislardi. Aldiklan memleketlere fena ahlaklanm 
yerlesdirdiler. Bereket versin ki, Arabistan yanm adasma saldir- 
madilar. 

Arablar cahil kalmisdi. Kimi hiristiyan, kimi yehudi, ekserisi de 
putperest olmus, bir kismi da, Ibrahim ve isma'il Peygamberlerden 
"aleyhimessalevatii vetteslimat" kalma adetlere bagh idi. Mekke 
sakinlerinin cogu, miisrik olarak putlara tapiyorlardi. Ka'benin ici- 
ne put [heykel], doldurulmusdu. Biitiin diinya da, zulmet ve dala- 
let icinde idi. Arablar fende geri iseler de, edebiyyata cok ehem- 
miyyet veriyorlardi. iclerinde, kuvvetli hatibler ve sairleri vardi. 
Si'r soylemekle iftihar ederlerdi. Arab lisammn kemale gelmesi, 
Allah tarafmdan bir kitab indirilecegine bir isaret idi.) Cevdet Pa- 
samn sozii burada temam oldu. 

Bu kadar acik delillerle Kur'an-i kerimin hakikaten Allahii te- 
alanm kitabi oldugunu isbat etdikden sonra, hala Ona inanmiyan 
kalmissa, Allahii tealamn onlan ahiretde en biiyiik azaba mah- 
kum etmesine [carpmasma] sasmamak icab eder. (Kur'an-i kerim- 
de cok zalimane hiikmler vardir) diyen hiristiyanlara, (Hayir, 
Kur'an-i kerimin bircok yerinde, Allahii tealamn cok merhametli, 
cok afv edici oldugu zikr edilmisdir. Giinah isliyen bir kimse, gii- 

-328- 



nahlarma nedamet ederse, Allahii teala onu afv edecekdir. Fekat, 
bu kadar acik delillere ragmen, hala Kur'an-i kerfme iman etmi- 
yenlerin ahiretde ebedi azab gormeleri, hie zalimane olmaz) deme- 
liyiz! 

Hakiki musliman olmak demek, yalniz adete tabi' olarak iba- 
det etmek degil, islamin emr etdigi giizel ahlaki edinerek, insan- 
lik vazifelerini yaparak, ruhen de tertemiz olmak demekdir. iba- 
det eden, fekat hileyi zeka eseri sayan, insanlan aldatan, hatta 
ba'zen muzir propagandalara aldanarak insan oldiiren, ortahgi 
yakip yikan, yalan soyliyen bir kimse, musliman oldugunu soyle- 
se de, hakikf musliman degildir. Allahii teala, Kur'an-i kerimde 
(Furkan) suresinde, bir muslimamn nasil olmasi icab etdigini be- 
yan buyurmusdur. Bunu tefsir etmek icin, Ehl-i siinnet alimleri 
"rahime hiimullahii teala" ziyadesi ile kitab yazmislardir. Fekat 
biz, kendimizi hala fena huylardan kurtaramiyor, Kur'an-i kerim- 
de bildirildigi gibi cahsmiyor, Allahii tealamn emrlerini yapmi- 
yor, soziine sadik olamiyor, sokaklanmizi pislik icinde bir hara- 
beye ceviriyor, ruhen ve bedenen temizlenemiyoruz. Halbuki, 
elimizde bize biitun bu giizel seyleri emr eden, ne yapmamiz la- 
zim geldigini acik acik bildiren, Allahii tealamn kelami (Kur'an-i 
kerim) ve Peygamberimizin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" 
emrleri ve Ehl-i siinnet alimlerinin "rahime hiimullahii teala" ki- 
tablan vardir. 

Allahii teala, Feth suresinin 28. ci ayetinde mealen soyle buyur- 
makdadir: 

(Allahii teala, Peygamberini, hidayet ve hak din, islamiyyet ile 
gonderdi. islam dfnini, diger dinler iizerine iistiin kddi. [Muham- 
med aleyhisselamm hak] Peygamber olduguna sahitl olarak Allah 
yeter.) 

Saf suresinin 9. cu ayetinde mealen, (Miisrikler istemese de, is- 
lam rlfnini diger biitun dinlerden iistiin kilmak icin resulii Muliain- 
med aleyhisselami, [sebeb-i hidayet olan] Kur'an ve islam dini ile 
birlikde gonderen Allahii tealadir) buyurulmusdur. 

Ve Allahii teala va'd ediyor: 

(ALLAHU TEALA SUKR EDENLERiN MUKAFATINI 
VERECEKDiR.) 

Burada siikr etmek demek, Kur'an-i kenmin istedigi gibi, tam 
musliman olmak demekdir. Allahii tealamn verdigi ni'metleri, 
Onun emrine uygun olarak kullanmak demekdir. Bugiin diinyada 
bir milyardan ziyade musliman oldugu 271. ci sahifede bildirilmisdi. 
Ya'ni, diinyada her 4 kisiden biri miislimandir. Eger bu miisliman- 

-329- 



lar, Allahii tealamn emr etdigi gibi, ruhen ve bedenen tertemiz in- 
sanlar olur, birbirlerine kardesce baglamr, cahsir, her sahada iler- 
lemege baslarsa, Allahii teala da, onlara miikafatim verecek, o ze- 
man muslimanlar, tipki kurun-u viistada oldugu gibi, medeniyyetin 
en oniine gececeklerdir. Allahii teala, bize bunu va'd ediyor. Alla- 
hii teala, hicbir zeman va'dinden donmez. 

Askm aldi benden beni, 
seviyorum Rabbim seni! 
Sarin sevgin, pek tathymis 
Seviyorum Rabbim seni! 

Ne varhga sevinirim, 
ne yokluga yerinirim, 
askm He zevklenirim, 
seviyorum Rabbim seni! 

Emretdin ibadetleri, 
medhetdin iyi halleri, 
verdin sonsuz ni'metieri, 
seviyorum Rabbim seni! 

Ne nankor nefsim var aceb, 
zevk kin, bana kiyar hep, 
ben hakiki zevki buldum, 
seviyorum Rabbim seni! 

Ibadeti gtizel yapmak, 
diinya kin de cahsmak, 
gece gundiiz isini, ciinki, 
seviyorum Rabbim seni! 

Sevmek lalhi olmaz Hiimi, 
Rabbin, cahsimz dedi. 
Halinden de anlasilsm: 
seviyorum Rabbim seni! 

Islam dusmanlari nice, 
catiyor dine sinsice, 
durursan, dogru mu olur, 
seviyorum Rabbim seni! 

Asik tenbel oturur mu? 
ma'suka toz kondurur mu? 
dtismam susdur da soyle: 
seviyorum Rabbim seni! 

-330- 



-4- 

MUHAMMED ALEYHISSELAMIN 
MU'CIZELERI 

Asagidaki yazilar, (Mir'at-i Kainat) kitabmdan almmisdir. Bu 
kitabda, mu'cizelerin cogunun kaynaklan da bildirilmis ise de, biz 
bu kaynaklan yazmadik. Mu'cizelerin cogunu da kisaltarak yaz- 
dik. 

Muhammed aleyhisselamin hak Peygamber oldugunu bildiren 
sahidler pek cokdur. Allahii teala, (Sen olmasaydin, hicbir $eyi ya- 
ratmazdim) buyurdu. Biitiin varliklar, Allahii tealanm varhgmi, 
birligini gosterdikleri gibi, Muhammed aleyhisselamin hak Pey- 
gamber oldugunu ve ustiinlugiinii de gostermekdedirler. Ummeti- 
nin Evliyasinda hasil olan kerametler, hep Onun mu'cizeleridir. 
Ciinki, kerametler, Ona tabi' olanlarda, Onun izinde gidenlerde 
hasil olmakdadir. Hatta, biitiin Peygamberler "aleyhimiissalevatii 
vetteslimat", Onun iimmetinden olmak istedikleri icin, daha dog- 
rusu, hepsi Onun nurundan yaratildiklan icin, Onlarm mu'cizeleri 
de Muhammed aleyhisselamin mu'cizelerinden sayihr. Bu sozii- 
miizii imam-i Busayrinin 1 ' 1 (Kaside-i Biirde)si cok giizel dile getir- 
mekdedir. 

Muhammed aleyhisselamin mu'cizeleri, zeman bakimmdan iice 
ayrilmisdir: 

Birincisi, miibarek ruhu yaratildigmdan baslayarak, Peygam- 
berliginin bildirildigi (bi'set) zemanma kadar olanlardir. 

Ikincisi, bi'setden vefatma kadar olan zeman icindekilerdir. 

Uciinciisii, vefatindan kiyamete kadar olmus ve olacak seyler- 
dir. 

Bunlardan birincilere, (irhas) ya'ni, baslangiclar denir. Her bi- 
ri de aynca gorerek veya gormeyip akl ile anlasilan mu'cizeler ol- 
mak iizere ikiye aynhrlar. Biitiin bu mu'cizeler o kadar cokdur ki, 
saymak miimkin olmamisdir. ikinci kismdaki mu'cizelerin tic bin 
kadar oldugu bildirilmisdir. Bunlardan meshur olan seksenalti 
adedini asagida bildirecegiz. 



[1] Muhammed Busayri, 695 [m. 1295] de Misrda vefat etdi. 

-331- 



1 — Muhammed aleyhisselamm mu'cizelerinin en biiyiigii 
Kur'an-i kerimdir. Bugiine kadar gelen biitiin sairler, edebiyyat- 
cilar, Kur'an-i kerfmin nazmmda ve ma'nasinda aciz ve hayran 
kahmslardir. Bir ayetin benzerini soyliyememislerdir. Fcazi ve 
belagati insan soziine benzemiyor. Ya'ni, bir kelimesi cikanlsa ve- 
ya bir kelime eklense, lafzmdaki ve ma'nasmdaki giizellik bozulu- 
yor. Bir kelimesinin yerine koymak icin, baska kelime arayanlar 
bulamamislardir. Nazmi arab sairlerinin si'rlerine benzemiyor. 
Gecmisde olmus ve gelecekde olacak nice gizli seyleri haber ver- 
mekdedir. isitenler ve okuyanlar, tadma doyamiyorlar. Yorulsa- 
lar da, usanmiyorlar. Okumasi veya dinlemesi, sikmtilan giderdi- 
gi sayisiz tecribelerle anlasilmisdir. isitenlerden kalblerine denser 
ve korku cokenler, bu sebebden olenler bile goriilmiisdur. Nice 
azili islam diismanlan, Kur'an-i kerimi dinlemekle, kalbleri yu- 
musamis, imana gelmislerdir. islam diismanlarmdan ve muattala, 
melahide ve karamita denilen miisliman ismini tasiyan zmdiklar- 
dan Kur'an-i kerimi degisdirmege, bozmaga ve benzerini soyle- 
mege cahsanlar olmus ise de hicbiri, arzularma kavusamamisdir. 
Tevrat ve incil ise, insanlar tarafmdan her zeman degisdirilmis ve 
yine degisdirilmekdedir. Biitiin ilmler ve tecribe ile bulunamiya- 
cak giizel seyler ve iyi ahlak ve insanlara ustiinliik sagliyan meziy- 
yetler ve diinya ve ahiret se'adetine kavusduracak iyilikler ve var- 
liklarm baslangici ve sonu hakkmda bilgiler ve insanlara faideli ve 
zararh olan seylerin hepsi Kur'an-i kerimde acikca veya kapali 
olarak bildirilmisdir. Kapali olanlarim, erbabi anlayabilmekdedir. 
Semavi kitablann hepsinde, Tevratda, Zeburda ve incilde bulu- 
nan ilmlerin ve esrarm hepsi Kur'an-i kerimde bildirilmisdir. 
Kur'an-i kerimde mevcud ilmlerin hepsini ancak Allahii teala bi- 
lir. Cogunu sevgili Peygamberine "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" bildirmisdir. All ve Hiiseyn "radiyallahii teala anhiima" bu 
ilmlerden cogunu bildiklerini haber vermislerdir. Kur'an-i kerimi 
okumak cok biiyiik bir ni'metdir. Allahii teala, bu ni'meti Habibi- 
nin iimmetine ihsan etmisdir. Melekler bu ni'metden mahrum- 
durlar. Bunun icin, Kur'an-i kerim okunan yere toplamp dinler- 
ler. Biitiin tefsirler, Kur'an-i kerimdeki ilmlerden cok azini bildir- 
mekdedirler. Kiyamet giinii, Muhammed aleyhisselam minbere 
cikip Kur'an-i kerim okuyunca, dinleyenler biitiin ilmlerini anla- 
yacaklardir. 

2 — Muhammed aleyhisselamm meshur mu'cizelerinin en bii- 
yiiklerinden birisi de, ayi ikiye ayirmasidir. Bu mu'cize, baska hic- 
bir Peygambere nasib olmamisdir. Muhammed aleyhisselam elli- 

-332- 



iki yasmda iken, Mekkede Kureys kafirlerinin ele-baslan yanina 
gelip, (peygamber isen ayi ikiye ayir) dediler. Muhammed aleyhis- 
selam, herkesin ve hele tamdiklarimn, akrabasmm iman etmeleri- 
ni cok istiyordu. Ellerini kaldirip diia etdi. Allahii teala, kabul 
edip, ayi ikiye boldu. Yansi bir dagm, diger yansi baska dagm iize- 
rinde gorundii. Kafirler, Muhammed bize sihr yapdi dediler. Iman 
etmediler. Si'r: 



Kopek, ay a bakinca havlar, 
Aym blind:! ne kusuru var, 
Kbpekler, her zentan havlar. 



Beyt: 



Agiz tadinin kacmasi, hastahgi bildirir. 
En lezzetli $erbetler hastaya aci gelir. 

3 — Muhammed aleyhisselam, ba'zi gazalarmda, susuz kalindi- 
gi zeman, miibarek elini bir kabdaki suya sokmus, parmaklan ara- 
smdan su akarak, suyun bulundugu kap devamh tasmisdir. Ba'zan 
seksen, ba'zan ucyiiz, ba'zan binbesyiiz, Tebiik Gazasinda ise, yet- 
mis bin kimsenin hepsi ve hayvanlan, bu sudan icmisler ve kullan- 
mislardir. Miibarek elini sudan cikarmca akmasi durmusdur. 

4 — Birgiin amcasi Abbasm evine gidip, onu ve evladim yanina 
oturtup, iizerlerini ihrami ile orterek, (Ya Rabbi! Bu benim amcam 
ve babamin kardesidir. Bunlar da benim ehl-i beytimdir. Su ortiim- 
le onlari ortdiigiim gibi, Sen de Cehennem atesinden kendilerini 
ort, koru!) buyurdu. Duvarlardan lie kerre amin sesi isitildi. 

5 — Birgiin, kendisinden mu'eize isteyenlere karsi, uzakdaki 
bir agaci cagirdi. Agac, koklerini siiriiyerek gelip selam verip, (E§- 
hedii en lailahe illallah ve cshedii enne Muhammeden abdiihu ve 
resuluh) dedi. Sonra, gidip yerine dikildi. 

6 — Hayber gazasinda, online zehrlenmis koyun kebabi koy- 
duklannda, (Ya Resulallah! Beni yime, ben zehrliyim) sesi isitildi. 

7 — Birgiin, elinde put bulunan kimseye, (Put bana soylerse, 
iman eder niisin?) dedi. Adam, ben buna elli senedir ibadet ediyo- 
rum. Bana hicbir sey soylemedi. Sana nasil soyler? dedi. Muham- 
med aleyhisselam, (Ey put ben kimiiu?) deyince, (Sen Allahm 
Peygamberisin) sesi isitildi. Putun sahibi, hemen imana geldi. 

8 — Medinede, mescid-i nebevide dikili bir hurma kutiigii var- 
di. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" hutbe okurken, bu di- 
rege dayamrdi. Buna Hannane denirdi. Minber yapihnca, Hanna- 

-333- 



nenin yamna gitmedi. Ondan aglama seslerini, biitiin cema'at isit- 
diler. Minberden inip, Hannaneye sanldi. Sesi kesildi. (Eger sanl- 
masaydim, benim ayrihgimdan kiyamete kadar aglardi) buyurdu. 

Boyle mu'cizeler cok goriilmiis ve haber verilmisdir. 

9 — Eline aldigi cakil taslarimn ve tutdugu yemek parcalarmm 
an sesi gibi, Allahii tealayi tesbih etdikleri cok gorulmusdiir. 

10 — Bir kafir gelip, Senin Peygamber oldugunu ben nerden bi- 
leyim? dedi. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", (Su hurma 
agacindaki salkimi cagirsam, o da gelse fin an eder niisin?) buyur- 
du. Kafir, evet iman ederim dedi. Resulullah hurma salkimim ca- 
girdi, sicrayarak geldi. Resulullah, (Yerine git!) buyurdu. Agacda- 
ki yerine cikip asildi. Bunu goren kafir iman etdi. 

11 — Mekkede birkac kurt bir siiriiden koyun kapip goturdii- 
ler. Coban hiicum edip, kurtardigmda, kurtlarm birisi, Allahii te- 
alamn gonderdigi nzkimizi elimizden ahrken, Allahii tealadan 
korkmadm mi? dedi. Coban, (Cok sasirdim, kurt konusur mu?) 
deyince, kurt, (Bundan daha sasilacak seyi haber vereyim mi? Me- 
dinede Allahii tealamn Peygamberi olan Muhammed "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem" mu'cizeler gosteriyor) dedi. Coban gelip 
bunu Resulullaha "sallallahii aleyhi ve sellem" anlatdi ve miisli- 
man oldu. 

12 — Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" bir cayir- 
da giderken, tic kerre, ya Resulallah sesini isitdi. O tarafa bakip, 
bagh bir geyik gordii. Yamnda bir adam uyuyordu. Geyige ne iste- 
digini sordu. O da, (Bu avci beni avladi. Karsiki tepede iki yavrum 
var. Beni sahver! Gidip, onlan emzirip geleyim) dedi. Resul aley- 
hisselam, (Soziinii tutar niisin, gelir misin?) dedi. (Allahii teala icin 
soz veriyorum, gelmezsem Allahii tealamn azabi benim iizerime 
olsun) dedi. Resulullah, geyigi birakdi. Biraz sonra geldi. Resulul- 
lah onu bagladi. Adam uyamp, (Ya Resulallah, bir emrin mi var) 
dedi. (Bu geyigi azad et!) buyurdu. Adam geyigin ipini coziip bi- 
rakdi. Geyik sevincinden iki ayagim yere vurup, (Eshedu en laila- 
he illallah ve enneke Resulullah) dedi ve gitdi. 

13 — Birgiin, bir koyliiyu imana da'vet etdi. Mtisliman bir 
komsumun vefat etmis kizmi diriltirsen, iman ederim dedi. Meza- 
rma gitdiler. ismini soyleyerek kizi cagirdi. Kabr icinden ses isitil- 
di ve disari cikdi. (Diinyaya gelmek ister misin?) buyurdu. (Ya 
Resulallah! Diinyaya gelmek istemem. Burada babamm evinde- 

-334- 



kinden daha rahatim. Miislimanm ahireti, dunyasmdan daha iyi) 
dedi. Koylii bunu gorunce, hemen imana geldi. 

14 — Cabir bin Abdullah "radiyallahti teala anh" bir koyun pi- 
sirdi. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" Eshabi ile yidiler. 
(Kemiklerini kirmayiniz!) buyurdu. Kemikleri toplayip, miibarek 
ellerini iistiine koyup diia etdi. Allahii teala koyunu diriltdi. 

15 — Resulullaha, buyiidiigii halde hie konusmayan bir cocuk 
getirdiler. (Ben kimim?) diye sordu. Sen Resulullahsm diye cevab 
verdi. Oltinceye kadar konusdu. 

16 — Bir kimse, yilan yumurtasma basarak iki gozii gormez ol- 
du. Resulullaha "sallallahii aleyhi ve sellem" getirdiler. Miibarek 
tiikrugiinden gozlerine siirmekle gormege basladi. Hatta seksen 
yasmda oldugu halde, igneye iplik gecirirdi. 

17 — Muhammed bin Hatib diyor ki, kiiciik idim. Ustiime kay- 
nar su dokiildii. Viicudum yandi. Babam Resulullaha "sallallahii 
teala aleyhi ve sellem" gotiirdu. Miibarek elleri ile, tiiktirtigunu ya- 
nan yerlere siirdii ve diia buyurdu. Hemen yamklar iyi oldu. 

18 — Bir kadm, bir kel oglunu getirdi. Resulullah, miibarek el- 
leri ile basim sivadi. Sifa buldu. Saclan uzamaga basladi. 

19 — Tirmiizi ve Nesamin (Siinen) kitablannda diyor ki, iki 
gozii a'ma bir kimse gelip, ya Resulallah "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem"! Allahii tealaya diia et, gozlerim acilsm dedi. (Kusursuz 
bir abdest al! Sonra Ya Rabbi! Sana yalvanyorum. Sevgili Pey- 
gamberin Muhanuned aleyhisselami araya koyarak, senden istiyo- 
rum. Ey cok sevdigim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! 
Seni vesfle ederek, Rabbime yalvanyorum. Senin hatmn icin ka- 
bul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yiice Peygamberi bana se- 
faatci eyle! Onun hurmetine diiami kabul et!) diiasim okumasim 
soyledi. Adam, abdest ahp diia etdi. Hemen gozleri acildi. Bu dii- 
ayi miislimanlar, her zeman okumuslar ve maksadlarma kavus- 
muslardir. 

20 — Ebu Talib ile bir colde gidiyordu. Ebu Talib, cok susadi- 
gim soyledi. Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem", hayvan- 
dan yere inip, (Susadin mi?) buyurdu ve miibarek ayaklannm 6k- 
cesini yere vurdu. Su fiskirdi. (Amcam, bu Sudan ic!) buyurdu. 

21 — Hudeybiye gazasinda suyu az kuyunun yamna kondular. 
Asker susuzlukdan sikayet etdiler. Bir kova su istedi, icinden ab- 

-335- 



dest alip ve tiikiiriip, bunu kuyuya dokdiirdii. Bir ok alip, kuyuya 
atdi. Kuyunun agzina kadar su ile doldugunu gordiiler. 

22 — Bir gazada, asker susuzlukdan sikayet etdi. Resul aleyhis- 
selam, iki askeri su aramaga gonderdi. iki kirba dolusu su ile deve 
iistiinde bir kadim gordiiler, getirdiler. Resul aleyhisselam, kadin- 
dan bir mikdar su istedi. Bir kap icine dokdiirdii. Biitiin asker ge- 
lip, sira ile kaplanni, tulumlarmi doldurdular. Kadma bir mikdar 
hurma verip su tulumlarmi da doldurdular. (Senin suyundan ek- 
siltmedik. Bize suyu Allahii teala verdi) buyurdu. 

23 — Medinede, minberde hutbe okurken, bir kimse, ya Resu- 
lallah "sallallahii teala aleyhi ve sellem"! Susuzlukdan cocuklan- 
miz, hayvanlanmiz, tarlalanmiz helak oluyor. imdadimiza yetis 
dedi. Ellerini kaldinp, dua eyledi. Gokde hie bulut yokken, muba- 
rek ellerini yiiziine siirmeden, bulutlar toplandi. Hemen yagmur 
basladi. Birkac giin devam etdi. Yine minberde okurken, o kimse, 
ya Resulallah! Yagmurdan helak olacagiz deyince, Resul aleyhis- 
selam, tebessum etdi ve (Ya Rabbi! Rahmetini baska kullarina da 
ihsan eyle!) buyurdu. Bulutlar acihp, giines goriindii. 

24 — Cabir bin Abdullah "radiyallahii teala anh" diyor ki, cok 
borcum vardi. Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sellem" ha- 
ber verdim. Bagceme gelip, hurma yigmimn etrafmda iic kerre do- 
lasdi. (Alacakhlarim cagir, gelsinler!) buyurdu. Her birine haklari 
verildi. Yigindan birsey eksilmedi. 

25 — Bir kadin, hediyye olarak bal gonderdi. Bah kabul edip, 
bos kabi geri gonderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadin 
gelerek, ya Resulallah "sallallahii teala aleyhi ve sellem"! Hediy- 
yemi nicin kabul etmediniz? Acaba giinahim nedir? dedi. (Senin 
hediyyeni kabul etdik. Gordiigiin bal, Allahii tealamn hediyyene 
verdigi bereketdir) dedi. Kadin cocuklan ile aylarca yidiler. Hie 
eksilmedi. Birgiin yamlarak bah baska bir kaba koydular. Oradan 
yiyerek bitirdiler. Bunu, Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" haber verdiler. (Gonderdigim kabda kalsaydi, diinya durduk- 
ca yirlerdi, hie eksilmezdi) buyurdu. 

26 — Ebu Hiireyre diyor ki, Resulullaha birkac hurma getir- 
dim. Bunlara bereket verilmesi icin dua etmesini soyledim. Bere- 
ketli olmalan icin diia buyurdu ve, (Bunlari al, kabina koy. Ondan 
almak istedigin zeinan elinle icinden al, bosaltip da, yerden alma!) 

buyurdu. Hurmalarm bulundugu cantami gece giindiiz yammdan 
ayirmayip, Osman "radiyallahii anh" zemanma kadar hep yidim. 

-336- 



Yammdakilere de yidirdim ve avuc dolulan sadaka verdim. Os- 
man "radiyallahu anh"m sehid oldugu giin cantam zayi' oldu. 

27 — Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", Siileyman "aley- 
hisselam" gibi biitiin hayvanlarm dilinden anlardi. Gelerek sahi- 
binden veya baskalarmdan sikayet eden hayvanlar cok goriildii. 
Resulullah bunu Eshab-i kirama haber verirdi. Huneyn gazasinda, 
binmis oldugu (DTJLDUL) ismindeki ak katira (Yere cok) dedi. 
Diildiil, hemen coktince, yerden bir avuc kum alip, kafirlerin iize- 
rine sacdi. 

28 — Resulullahm "sallallahii teala aleyhi ve sellem" gaybdan 
haber verdigi cok goriildii. Bu mu'cizesi iic kismdir: 

Birinci kismi, kendi zemanmdan evvel olan ve kendisine soru- 
lan seylerdir ki, bunlara verdigi cevablar, cok kafirlerin, kati kalb- 
li diismanlannm imana gelmelerine sebeb olmusdur. 

Ikinci kismi, kendi zemamnda olmus ve olacak seyleri haber 
vermesidir. 

Uciincii kismi, kendisinden sonra kiyamete kadar diinyada ve 
ahiretde olacak seyleri bildirmesidir. Burada ikinci ve iiciincii 
kismlardan birkaci asagida bildirilecekdir. 

[islama da'vetin baslangicinda, miisriklerin eziyyetlerinden, si- 
kmtilarmdan dolayi, Eshab-i kiramm bir kismi Habesistana hicret 
etmislerdi. Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem" Mekke-i mii- 
kerremede kalan Eshab-i kiramla beraber, iic sene her diirlii go- 
rtisme, ahs-veris yapma, miislimanlardan baska bir kimse ile ko- 
nusmama gibi, biitiin ictimai muamelelerden men' olundular. Ku- 
reys miisrikleri, bu karar ve ittifaklanm bildiren bir ahdname ya- 
zarak, Ka'be-i muazzamaya asmislardi. Her seye kadir olan Alla- 
hii teala (Arza) denilen bir cesid kurdu [agac kurdu] o vesikaya 
musallat etdi. Yazih bulunan (Bismikellahiimme = Allahti teala- 
nm ismi ile) ibaresinden baska, ne yazih ise, hepsini o kurtcuk yi- 
di, bitirdi. Allahii teala bu hali Cibril-i emin vasitasi ile Peygambe- 
rimize "sallallahii aleyhi ve sellem" bildirdi. Peygamberimiz de 
"sallallahii aleyhi ve sellem" bu hali amcasi Ebu Talibe anlatdi. 
Ertesi giin, Ebu Talib miisriklerin ileri gelenlerine gelerek, Mu- 
hammedin Rabbi ona soyle haber vermis. Eger soyledigi dogru 
ise, bu hali kaldinp, eskiden oldugu gibi dolasmalanna, baskalan 
ile goriismelerine manf olmayimz. Eger soyledigi dogru degilse, 
ben de Onu artik himaye etmiyecegim, dedi. Kureysin ileri gelen- 

— 337 — Herkese Lazim Olan linan: F-22 



leri, bu teklifi kabul etdiler. Herkes toplanarak Ka'beye geldiler. 
Ahdnameyi Ka'beden indirerek acdilar ve Resulullahin "sallalla- 
hti aleyhi ve sellem" buyurdugu gibi, (Bismikellahiimme) ibaresin- 
den baska, biitiin yazilann yinilmis oldugunu gordiiler.] 

Acem padisahi Hiisrevden Medmeye elciler geldi. Bir giin, 
bunlan caginp, (Bu gece, Kisranm kendi oglu oldiirdii) buyurdu. 
Bir miiddet sonra, oglunun babasim oldurdiigii haberi geldi. [Iran 
sahlarma Kisra denir.] 

29 — Birgiin, zevcesi Hafsaya "radiyallahii anha", (Ebu Bekr 
ile baban, iimmetimin idaresini ellerine alacaklardir) buyurdu. Bu 
sozle Ebu Bekrin ve Hafsanm babasi olan Omerin "radiyallahii 
anhiim" halife olacaklanm miijdeledi. 

30 — Ebu Hiireyreyi "radiyallahii teala anh" Medinede, zekat 
olarak gelmis olan hurmalarm muhafazasma me'mur etmisdi. Bir 
kimseyi hurma calarken yakaladi. Seni Resulullaha gotiirecegim 
dedi. Hirsrz, fakirim, colugum cocugum cokdur diyerek yalvannca, 
birakdi, Ertesi giin, Resulullah Ebu Hiireyreyi caginp, (Diin gece 
birakdigin adam ne yapmisdi?) dedi. Ebu Hiireyre anlatinca, (Se- 
ni aldatmis. Yine gelecekdir) buyurdu. Ertesi gece yine geldi ve ya- 
kalandi. Tekrar yalvanp, Allah askma birak dedi ve kurtuldu. 
Uciincii gece, tekrar gelip yakalamnca, yalvarmalan faide verme- 
di. Beni birakirsan, birkac sey ogretirim, sana cok faidesi olur, de- 
di. Ebu Hiireyre kabul etdi. Gece yatarken, (Ayetel kiirsi)yi okur- 
san Allahii teala seni korur, yanma seytan yaklasmaz dedi ve gitdi. 
Ertesi giin, Resulullah, Ebu Hiireyreye tekrar sorup cevab ahnca, 
(Simdi dogru soylemi§. Halbuki kendisi cok yalancidir. lie gecedir 
kiminle konu$dugunu biliyor musun?) dedi. Hayir bilmiyorum de- 
yince, (O kimse seytan idi) buyurdu. 

31 — Rum Imperatorunun ordulan ile harb icin (Mute) deni- 
len yere asker gonderdikde, sahabeden tic emirin arka arkaya se- 
hid olduklarmi, kendisi, Medinede minber iizerinde iken, Allahii 
tealamn gostermesi ile gorerek yamndakilere haber verdi. 

32 — Mu'az bin Cebeli "radiyallahii teala anh" vali olarak Ye- 
mene gonderirken, Medinenin disma kadar ugurlayip ona cok na- 
sihatlar verdi. (Seninle kiyamete kadar artik bulusamayiz) dedi. 
Mu'az Yemende iken Resulullah "sallallahu aleyhi ve sellem" Me- 
dinede vefat etdi. 

33 — Vefat ederken, kizi Fatimaya, (Akrabam arasinda bana 

-338- 



evvela kavusan sen olacaksin) dedi. Alti ay sonra Fatima "radryal- 
lahii anha" vefat etdi. Akrabasmdan ondan evvel kimse vefat et- 
medi. 

34 — Kays bin Semmasa "radiyallahii anh", (Giizel olarak ya- 
sarsin ve sehid olarak oliirsiin) buyurdu. Ebu Bekr "radiyallahii te- 
ala anh" halife iken Yemamede Mtiseylemet-iil-Kezzab ile yapilan 
muharebede sehid oldu. 

Omer-ul-Farukun ve Osmamn ve Alinin "radiyallahii teala an- 
hiim ecma'in" sehid olacaklarmi dahi haber verdi. 

35 — Acem padisahi Kisranm ve Rum padisahi Kayserin mem- 
leketlerinin miislimanlann eline gececegini ve hazinelerinin Allah 
yolunda dagitilacagmi miijdeledi. 

36 — Ummetinden cok kimsenin denizden gazaya gidecekleri- 
ni ve sahabeden olan Ummii Hiramm "radiyallahii teala anha" o 
gazada bulunacagini haber verdi. Osman "radiyallahii teala anh" 
halife iken miislimanlar, gemiler ile Kibris adasina gidip harb etdi- 
ler. Bu hamm da beraber idi. Orada sehid oldu. 

37 — Resul aleyhisselam birgtin yiiksek bir yerde oturuyordu. 
Yanmdakilere donerek, (Benim gordiigiimii siz de goriiyor iiiusu- 
nuz? Yemiii ederim ki, evlerinizin arasinda, sokaklarda meydana 
gelecek fitneleri goriiyorum) buyurdu. Osmamn "radiyallahii anh" 
sehid edildigi giinlerde ve sonra Yezid zemanmda, Medinede bii- 
yiik fitneler meydana geldi. Sokaklarda cok kimselerin kam dokiil- 
dii. 

38 — Birgiin kendi zevcelerinden birinin halifeye karsi isyan 
edecegini haber verdi. Aise "radiyallahii teala anha" bu soze gii- 
liince, (Ya Hiimeyra! Bu soziiinii unutma! Bu kadin sen olmaya- 
sin) buyurdu. Sonra, Aliye "radiyallahii anh" dontip, (Bunun isi se- 
nin eline diiserse, kendisine yumusak davran!) dedi. Otuz sene 
sonra, Aise "radiyallahii anha", Ali "radiyallahii anh" ile harb et- 
di ve ona esir diisdii. All "radiyallahii anh", Onu ikram ve ihtiram 
ile Basradan Medineye gonderdi. 

39 — Mu'aviyeye "radiyallahii anh" [1] , (Birgiin iimmetimin 
iizerine hakim olursan iyilik yapanlara miikafat et! Kotiiliik eden- 
leri de afv eyle!) buyurdu. Mu'aviye "radiyallahii anh", Osman ve 
All "radiyallahii annum" zemanlarmda Samda yirmi sene valilik, 



[1] Mu'aviye, 60 [m. 680] de Samda vefat etdi. 

-339- 



sonra yirmi sene de halifelik yapdi. 

40 — Birgiin, (Mu'aviye hie inagliih olmaz) buyurdu. All "radi- 
yallahii teala anh", Siffin muharebesinde, bu hadisi isitince, eger 
onceden isitseydim, Mu'aviye ile "radiyallahii teala anh" harb et- 
mezdim, dedi. 

41 — Ammar bin Yasere "radiyallahii teala anh", (Seni bagi, 
asi olan kimseler oldiirecekdir) buyurdu. All "radiyallahii anh" ile 
birlikde, Mu'aviyeye "radiyallahii anh" karsi harb ederken sehid 
oldu. 

42 — Kizi Fatimanm oglu Hasen "radiyallahii teala anhiima" 
icin, (Bu oglum cok hayrkdir. Allahii teala, miislimanlardan iki bii- 
yiik ordunun sulh etmesine bunu sebeb yapacakdir) buyurdu. Bii- 
yiik bir ordu ile Mu'aviyeye "radiyallahii anh" karsi harb edecegi 
zeman, fitneyi onlemek, muslimanlann kaninin dokiilmemesi icin 
hakki olan halifeligi Mu'aviyeye "radiyallahii anh" teslim etdi. 

43 — Abdullah bin Ziibeyr "radiyallahii teala anhiima", Resu- 
lullahm "sallallahii teala aleyhi ve sellem" hacamat edilirken cikan 
kanini icdi. Bunu goriince, (insanlardan scnin basina neler gelecek 
biliyor musun? Senden de insanlara cok sey gelecek. Cehennem 
ate^i seni yakmaz) buyurdu. Abdullah bin Ziibeyr Mekkede hali- 
feligini i'lan edince, Abdiilmelik bin Mervan, Samdan, Haccaci bii- 
yiik bir ordu ile Mekkeye gonderdi. Abdiillahi yakalayip oldiirdii- 
ler. 

44 — Abdullah ibni Abbasm annesine "radiyallahii teala an- 
num ecma'in" bakip, (Senin bir oglun olacak. Dogdugu zeman 
bana getir!) dedi. Cocugu getirdiklerinde, kulagma ezan ve ika- 
met okuyup, mubarek tiikiiriigiinden agzma siirdii. ismini Ab- 
dullah koyup annesinin kucagina verdi. (Haliielcrin babasim al, 
gotiir!) dedi. Abbas "radiyallahii anh", bunu isitip, gelip sorun- 
ca, (Evet, boyle soyledim. Bu cocuk halffelerin babasidir. Onlar 
arasinda seffah, mehdi ve Isa aleyhisselamla nemaz kdan bir 
kimse bulunacakdir) dedi. Abbasiyye devletinin basina cok hali- 
feler geldi. Bunlarm hepsi, Abdiillah bin Abbasin soyundan ol- 
du. 

45 — Birgiin, (Ummetim arasinda, rafizi denilen cok kimseler 
meydana gelecekdir. Bunlar, islam dfninden ayrilacaklardir) bu- 
yurdu. 

46 — Eshabmdan cok kimseye hayr diialar etmis, hepsi kabul 

-340- 



olunarak faidelerini gormiislerdir. 

All "radiyallahii teala anh" diyor ki, Resulullah "sallallahii te- 
ala aleyhi ve sellem" beni Yemene kadi [Hakim] olarak gonder- 
mek istedi. Ya Resulallah "sallallahii teala aleyhi ve sellem"! 
Ben kadilik yapmasim bilmiyorum dedim. Miibarek elini gogsii- 
me koyup, (Ya Rabbi! Bunun kalbine dogru §eyleri bildir. Hep 
dogru soylemek nasib eyle!) buyurdu. Bundan sonra bana gelen 
sikayetcilerden dogru olam hemen anlar, hak tizere hiikm eder- 
dim. 

47 — Resulullahin Cennete gideceklerini miijdeledigi on 
kimseye (Asere-i niiibes§ere) denir. Bunlardan Sa'd bin ebi Vak- 
kasa "radiyallahii anh" Uhud gazasinda, (Ya Rabbi! Bunun ok- 
larini hedeflerine ulasdir ve dualanni kabul eyle!) dedi. Bundan 
sonra Sa'dm her diiasi kabul oldu ve her atdigi ok diismana isa- 
bet etdi. 

48 — Amcasimn oglu Abdtillah bin Abbasm "radiyallahii te- 
ala anhtima" alnma miibarek ellerini koyup, (Ya Rabbi! Bunu 
dinde derin alim yap, hikmet sahibi eyle! Kur'an-i kerimin bilgi- 
lerini kendisine ihsan eyle!) buyurdu. Bundan sonra, biitiin ilm- 
lerde ve bilhassa tefsir, hadis ve fikh bilgilerinde zemaninm bir 
danesi oldu. Sahabe ve tabi'in herseyi bundan ogrenirlerdi. (Ter- 
ctiman-til-Kur'an), (Bahr-iil-ilm) ve (Reis-iil-Mtifessirin) ismle- 
riyle meshur oldu. islam memleketleri bunun talebeleri ile dol- 
du. 

49 — Hizmetcilerinden Enes bin Malike "radiyallahii teala 
anh", (Ya Rabbi! Bunun malini ve cocuklarini cok eyle. Omriinii 
uzun eyle, Giinahlarim afv eyle!) diiasim yapdi. Zeman gepdikce, 
mallan, miilkleri cogaldi. Agaclan, baglan her sene meyve verdi. 
Yiizden ziyade cocugu oldu. Yiizon sene yasadi. Omriiniin sonun- 
da, ya Rabbi! Habibinin benim icin yapdigi diialardan ticiinii kabul 
etdin, ihsan etdin! Dordunciisti olan gunahlarm afv edilmesi acaba 
nasil olacak deyince, (Dordiinciisunii de kabul etdim. Hatinni hos 
tut!) sesini isitdi. 

50 — Malik bin Rebi'aya "radiyallahii teala anh" (Evladin be- 
reketli olsun!) diyerek diia buyurdu. Seksen oglu oldu. 

51 — Nabiga ismindeki meshur sair si'rlerinden birkacim oku- 
yunca, arablar arasinda meshur olan (Allahii teala dislerini dok- 
mesiii) diiasim soyledi. Nabiga yiiz yasina gelmisdi. Disleri ak ve 

-341- 



berrak, inci gibi dizilmis dururdu. 

52 — Urve bin Cu'd "radiyallahii teala anh" icin, (Ya Rabbi! 
Bunun ticaretine bereket ver!) buyurdu. Urve diyor ki, bundan 
sonra yapdigim ticaretlerin hepsi karli oldu. Hie zarar etmedim. 

53 — Kendi kizi Fatima "radiyallahii teala anha", birgiin yam- 
na geldi. Aclikdan benzi sararmisdi. Elini onun gogsiine koyup, 
(Ey aclari doyuran Rabbim! Muhammedin kizi Fatunayi ac birak- 
ma!) buyurdu. Fatimanm hemen yiizii kanlandi, canlandi. Oliince- 
ye kadar hie aclik duymadi. 

54 — Asere-i mubessereden Abdurrahman bin Avfa bereket 
ile diia etdi. Mali o kadar cogaldi ki, dillerde destan oldu. 

55 — (Her Peygamberin diiasi kabul olur. Her Peygamber, iim- 
meti icin diinyada diia etdi. Ben ise, kiyamet giinii iimmetime se- 
fa'at izni verilmesi icin diia ediyorum. Insaallah cliiain kabul ola- 
cak. Miisrik olmayanlarin hepsine sefa'at edecegim) buyurdu. 

56 — Mekkede ba'zi koylere gidip iman etmeleri icin cok ug- 
rasdi. Kabul etmediler. Yusiif Peygamber "aleyhissalatii vesse- 
lam" zemamnda Misrda goriilen kithk gibi sikinti cekmeleri ipin 
diia etdi. O sene oralarda oyle kithk oldu ki, les yidiler. 

57 — Amcasi Ebu Lehebin oglu Uteybe, Resulullahm "aleyhis- 
salatii vesselam" damadi oldugu halde, Resulullaha iman etmedi 
ve O serveri "sallallahii aleyhi ve sellem" cok iizdii. Mubarek kizi 
Ummii Giilsiim hatunu bosadi. Cirkin seyler soyledi. Buna cok 
iiziilup, (Ya Rabbi! Buna kopeklerinden birini musallat eyle!) bu- 
yurdu. Uteybe, Sama ticaret icin giderken bir gece arkadaslarmm 
arasmda yatiyordu. Bir arslan gelip arkadaslanm koklayip birakdi. 
Sira Uteybeye gelince, kapdi parcaladi. 

58 — Bir kimse, sol eliyle yemek yiyordu. (Sag el ile yi!) buyur- 
du. Sag kolum hareket etmiyor diyerek yalan soyledi. (Sag elin ar- 
tik hareket etmesin!) buyurdu. Oliinceye kadar sag elini agzma go- 
tiiremez oldu. 

59 — Acem padisahi Hiisrev Pervize iman etmesi icin mektub 
gonderdi. Aleak Hiisrev, mektubu parcaladi ve getiren elciyi sehid 
eyledi. Resul aleyhisselam bunu isitince, cok iiziildii ve (Ya Rabbi! 
Benim mektubumu parcaladigi gibi, onun miilkiinii parcala!) bu- 
yurdu. Resulullah hayatda iken Husrevi oglu Sireveyh hancerle 
parcaladi. Omer "radiyallahii teala anh" halife iken, acem memle- 

-342- 



ketinin temamim miislimanlar feth edip, Hiisrevin nesli de, mtilkii 
de kalmadi. 

60 — Resul aleyhisselam, carsida emr-i ma'ruf ve nehy-i miin- 
ker ederken, nasihat verirken, Mervanm babasi olan Hakem bin 
As ismindeki aleak, Resulullahin "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" arkasmdan gelerek, gozlerini acip kapar ve yiiziinii burusdu- 
rur, boylece alay ederdi. Resul aleyhisselam, arkaya doniip, onun 
bu cirkin halini goriince, (Kendini gosterdigin seklde kal!) buy Ur- 
du. Oliinceye kadar, yiizii gozii oynak kaldi. 

61 — Allahu teala, Habibini belalardan korurdu. Ebu Cehl, 
Resulullahin "sallallahii aleyhi ve sellem" en biiyiik diismam idi. 
Biiyiik bir tasi miibarek basma vurmak icin kaldirdikda, Resulul- 
lahin iki omuzunda birer yilan gorerek tas elinden diisdii ve kacdi. 

62 — Ka'be-i muazzama yanmda nemaz kilarken, yine aleak 
Ebu Cehl, tam zemamdir diyerek, bicakla iizerine yiiriimek ister- 
ken, hemen geri doniip kacdi. Arkadaslan, nicin korkdun dedikle- 
rinde, Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sellem" ile aramizda 
ates dolu bir hendek gordiim. Bircok kimse beni bekliyorlardi. Bir 
adim atsaydim, yakalayip atese atacaklardi. Bunu miislimanlar isi- 
tip, Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sellem" sorduklarmda, 
(Allahu tealamn melekleri, onu yakalayip par^alayacaklardi) bu- 
yurdu. 

63 — Hicretin iiciincii senesinde, Resul aleyhisselam (Katfan) 
gazvesinde, bir agac dibinde yalniz yatarken, Da'sur isminde bir 
pehlivan kafir, elinde kilmcla gelip, seni benden kim kurtanr dedi. 
Resulullah, (Allah kurtanr) dedikde, Cebrail ismindeki melek, in- 
san seklinde goriiniip, kafirin gogsiine vurdu. Yikihp kilmc elinden 
diisdii. Resul aleyhisselam, kilmci eline ahp, (Seni benden kim kur- 
tanr?) dedi. Beni kurtaracak, senden daha hayrh kimse yokdur di- 
ye yalvardi. Afv buyurup, serbest birakdi. Imana gelip, cok kimse- 
lerin de imana gelmesine sebeb oldu. 

64 — Hicretin dordiincii senesinde, (Bern Nadfr)de, Resulul- 
lah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" yehudilerin kale divarlan 
altmda Eshabi ile konusurken, bir yehudi biiyiik bir degirmen ta- 
sini yukandan atmak istedi. Tasa elini uzatmca, iki eli colak ol- 
du. 

65 — Hicretin dokuzuncu senesinde uzaklardan akin akin ge- 
lip iman ediyorlardi. Amir ile Erbed isminde iki kafir, gelenler 

-343- 



arasma katilip, Amir Resulullaha "sallallahti teala aleyhi ve sel- 
lem" fmana geldiklerini soylerken, Erbed arkaya gecip kilincim ki- 
nmdan cikarmak istedi. Eli tutmaz oldu. Amir, karsidan, ne duru- 
yorsun diye isaret edince, Resul aleyhisselam, (Allahii teala, ikini- 
zin zararindan beni korudu) buyurdu. Oradan ayrildiklarmda, 
Amir Erbede, nicin soztinde durmadm dedi. O da, ne yapayim ki, 
kac kerre kilmci cekmek istedim. Hep seni ikimizin arasmda gor- 
dum, dedi. Birkac giin sonra hava acikken ansizm bulutlar kapla- 
di. Erbede yildinm diiserek devesi ile birlikde oldii. 

66 — Resul aleyhisselam, birgiln abdest alip, mestlerinden bi- 
rini giyip, ikincisine elini uzatirken, bir kus geldi. Bu mesti kapip 
havada silkdi. icinden bir yilan diisdii. Sonra kus mesti yere birak- 
di. Bugiinden sonra, ayakkabi giyerken, once silkelemek siinnet 
oldu. 

67 — Resul aleyhisselam gazalarda ve collerde, kendini muha- 
faza icin Eshabmdan bekciler ayirmisdi. Maide suresindeki, (Allah 
seni insanlarin zararindan korur) mealindeki 67. ci ayet-i kerime 
gelince, bundan vazgecdi. Diismanlar arasmda yalmz dolasir, yal- 
mz yatar, hie korkmazdi. 

68 — Enes bin Malikde "radryallahu teala anh", Resulullahm 
"sallallahti teala aleyhi ve sellem" bir mendili vardi. Bununla mii- 
barek ytiztinii silmisdi. Enes, bununla yiizunii siler, kirlendigi ze- 
man, atese birakirdi. Kirler yamp, mendil yanmaz, tertemiz olur- 
du. 

69 — Bir kuyunun suyunu kova icinden icip kalamni kuyuya 
dokdtiler. Kuyudan her zeman misk kokusu cikardi. 

70 — Utbe bin Firkadin "radiyallahii anh" bedeninde kurdesen 
[Urtiker] denilen hastahk cikdi. Resul aleyhisselam, onu soyup ve 
kendi mtibarek ellerine tiikuriip, elleriyle govdesini sivadi. Hasta 
sifa buldu. Bedeni, misk gibi kokardi. Bu hal uzun zeman devam 
etdi. 

71 — Selman-i Farisi "radiyallahii teala anh", hak din aramak 
icin, Irandan cikrp cesidli memleketleri dolasmaga basladi. Beni 
Kelb kabilesinden bir kervan ile Arabistana gelirken Vadi'-ul ku- 
ra denilen mevkide hainlik edip bir yehudiye kole diye satdilar. Bu 
da, akrabasi, Medineli bir yehudiye kole olarak satdi. Hicretde 
Resulullahm "sallallahii teala aleyhi ve sellem" Medineye tesrifle- 
rini isitince, cok sevindi. Ciinki, kendisi nasrani alimi idi. En son 

-344- 



rehberi biiyiik bir alimin tavsiyesi ile, ahir zeman Peygamberinin 
Arabistanda zuhur edecegini isitmis ve kendisine, o alim, Resulul- 
lahm "sallallahii aleyhi ve sellem" vasflarini ogretmis, Onun he- 
diyye kabul edip, sadaka kabul etmedigini, iki omuzu arasmda 
miihr-ii niibiivvet oldugunu ve pek cok mu'cizeleri oldugunu Sel- 
mana "radiyallahii anh" bildirmisdi. Selman-i Farisi, Resulullaha 
sadakadir diyerek hurma getirdi. Resulullah onlardan hip yimedi. 
Hediyyedir diye bir tabakda yirmibes kadar hurma getirdi. Resu- 
lullah ondan yidi. Biitiin Eshab-i kiram da yidiler. Yinilen hurma 
cekirdekleri bin kadardi. Resulullahin bu mu'cizesini de gordii. Er- 
tesi giin bir cenaze defninde miihr-ii niibiivveti gormek arzu etdi. 
Resulullah, bunu anlayip mubarek gomlegini siyirarak miihr-i nii- 
biivveti gosterdi. Selman "radiyallahii anh" hemen imana geldi. 
Birkac sene sonra 300 hurma agaci ile binaltiyiiz dirhem altin ode- 
mek sarti ile azad edilmesine soz kesildi. Resulullah "sallallahii te- 
ala aleyhi ve sellem" bunu isitdi. Mubarek elleri ile ikiyiizdoksan- 
dokuz hurma agaci dikdi. Agaclar o sene meyve vermege basladi. 
Birini Omer "radiyallahii teala anh" dikmisdi. Bu agac meyve ver- 
medi. Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem", bunu cikanp 
mubarek elleri ile tekrar dikdi. Bu da hemen meyve verdi. Bir ga- 
zada, ganimet ahnan, yumurta kadar altim Selmana "radiyallahii 
teala anh" verdiler. Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sellem" 
gelip, bu gayet azdir. Binaltiyiiz gram cekmez dedi. Miibarek elle- 
rine ahp tekrar Selmana verdi. Bunu sahibine gotiir dedi. Yansi ile 
efendisine olan borcunu odedi. Yansi da, Selmana kaldi "radiyal- 
lahii anh". 

72 — Resul aleyhisselam, nemaz kilarken seytan gelip nemazi- 
m bozmak istedikde, mubarek elleri ile yakaladi. Bir daha gelip 
nemazi bozdurmryacagma dair ondan soz ahp serbest birakdi. 

73 — Medmedeki miinafiklann reisi olan Abdullah bin Ubey 
bin Selul, olecegine yakm Resulullahi cagirdi. Arkamzdaki gom- 
legi bana kefen yapmiz diye yalvardi. Her istenileni vermek ade- 
ti oldugu icin, gomlegini ihsan eyledi. Cenaze nemazini dahi kil- 
di. Medinede bulunan bin miinafik, Resulullahin "sallallahii te- 
ala aleyhi ve sellem" bu ihsanma hayran kahp, hepsi imana gel- 
diler. 

74 — Kureys kafirlerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Ha- 
ris bin Kays, Esved bin Yagus ve Esved bin Muttalib, Resulullaha 
"sallallahii teala aleyhi ve sellem" cefa ve eziyyet etmekde baska- 
lanndan asm gidiyorlardi. Cebrail aleyhisselam gelip, (Seninle 

-345- 



alay edenlere cezalarmi veririz...) mealindeki Hicr suresinin 95. ci 
ayetini getirip, Velidin ayagma, ikincisinin okcesine, iiciinciisunun 
burnuna, dordiinciisunun basma, besincisinin gozlerine isaret etdi. 
Velidin ayagma bir ok batdi. Cok kibrli oldugundan, egilerek oku 
cikarrp atmak, kendine agir geldi. Demiri topuk damarma batip, 
siyatik hastahgma yakalandi. As'in okcesine diken batdi. Tulum 
gibi sisdi. Harisin burnundan devamh kan geldi. Esved bir agac al- 
tmda nes'eli otururken, kafasmi agaca vurup, diger Esved de, ama 
olup, hepsi helak oldular. 

75 — Devs kabflesinin refsi Tufeyl, hicretden once, Mekkede 
imana gelmisdi. Kavmini imana da'vet icin Resulullahdan "sallal- 
lahii teala aleyhi ve sellem" bir alamet istedi. (Ya Rabbi! Buna 
bir ayet ihsan eyle) buyurdu. Tufeyl, kabilesine gidince, iki kasi 
arasmda bir nur parladi. Tufeyl, ya Rabbi! Bu alameti yiizumden 
giderip baska yerime koy. Bunu yuziimde gorenlerden ba'zisi, 
kendi dinlerinden cikdigim icin cezalandinldigimi zannederler 
dedi. Diiasi kabul olup, nur yiiziinden gitdi. Elindeki kamcinin 
ucunda kandil gibi parladi. Kabilesindekiler zemanla imana gel- 
diler. 

76 — Medinede Bern Neccar kabilesinden hiisn-ii cemal sahibi 
bir kadm vardi. Bir cinni buna asik olup, daima gelirdi. Resul aley- 
hisselam Medineye geldikden sonra, birgiin bu cinni, kadinin evi- 
nin oniindeki divarda otururken, kadin onu tanidi. Nicin bana gel- 
mez oldun dedi. Cin, Allahii tealamn Peygamberi "sallallahii teala 
aleyhi ve sellem" zinayi ve biitiin haramlan yasak etdi, dedi. 

77 — (Bi'ri Ma'une) denilen muharebede kafirler verdikleri so- 
zii bozarak yetmis Sahabeden bir, ikisi haric hepsini sehid etdiler. 
Bunlar arasmda Ebu Bekrin "radiyallahii anh" kolesi iken azad et- 
digi ve ilk iman edenlerden Amir bin Fiiheyreyi "radiyallahii teala 
anh" siingiilediklerinde, kafirlerin gozii oniinde, melekler onu go- 
ke kaldirdilar. Bunu Resulullaha "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" haber verdiklerinde, (Onu Cennet melekleri defn etdiler ve 
ruhu Cennete cikanldi) buyurdu. 

78 — Sahabeden Hubeyb bin Adiyi "radiyallahii anh", kafirler 
yakalayip Mekkeye gotlirduler. i'dam etdiler. Kafirler gorsiin de 
sevinsinler diyerek sehbadan indirmediler. Kirk gun sehbada kal- 
di. Bedeni ciiriiyiip, kokmadi. Hep taze kan akdi. Resulullah, bu- 
nu haber alarak, onun cesedini getirmek iizere, Ziibeyr bin Av- 
vam ve Mikdad bin Esvedi "radiyallahii anhiima" gonderip gece 

-346- 



agacdan aldilar. Medmeye getirirken, arkalarmdan yetmis atli ye- 
tisdiler. Bu iki miisliman, kendilerini korumak icin Hubeybi yere 
birakdilar. Yer yanlip Hubeyb gayb oldu. Kafirler bu hali gortip, 
dondiiler, gitdiler. 

79 — Sa'd bin Muaz "radiyallahii teala anh", Uhud gazasinda 
yaralandi. Bir zeman sonra vefat etdi. Nemazmda yetmisbin mele- 
gin bulundugunu Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" ha- 
ber verdi. Kabri kazihrken, her tarafa misk kokusu yayildi. 

80 — Hicretin yedinci senesinde Resulullah "sallallahii teala 
aleyhi ve sellem", Habes padisahi Necasiye ve Rum imperatorii 
Herakliyusa ve Acem padisahi Husreve ve Bizansm Misrdaki vali- 
si Mukavkase ve Samdaki valisi Harise ve Umman Sultam Sema- 
meye mektublar gondererek, hepsini imana da'vet etdi. Mektubla- 
n gotiiren elciler, gitdikleri yerin dillerini bilmiyorlardi. Ertesi sa- 
bah, o dilleri soylemege basladilar. 

81 — Sahabenin biiyiiklerinden Zeyd bin Harise "radiyallahii 
teala anh" uzak bir yere gidiyordu. Kira ile tutdugu katircisi, ten- 
ha bir yerde bunu oldiirmek istedi. izn isteyip iki rek'at nemaz kil- 
di. Sonra iic kerre (Ya Erhamerrahimin) dedi. Her birini soylerken 
(onu oldurme) sesi geldi. Disanda adam var sanarak, katirci disan 
cikip iceri girdi. Ucunciisiinde, elinde kilmc bulunan bir siivari ice- 
ri girip katirciyi oldiirdii. Sonra Zeyde donerek, sen Ya Erhamer- 
rahimin diiasina baslarken, ben yedinci gokde idim. ikincisini soy- 
lerken birinci goke yetisdim. Uciinciisunde yamniza geldim, dedi. 
Bunun, melek oldugunu anladi. 

82 — Resulullahin "sallallahii teala aleyhi ve sellem" zevcele- 
rinden Ummu Selemenin "radiyallahii teala anha" azad etdigi Se- 
fine ismindeki sahabi, Resulullahin hizmetinden hie ayrilmazdi. 
Rumlara karsi yapilan gazada askerden aynlip kafirlere esir diis- 
dti. Kacip gelirken karsisma korkunc bir arslan cikdi. Ben Resulul- 
lahin hizmetcisiyim deyip basindan gecenleri arslana anlatdi. Ars- 
lan, buna yuziinii goziinii siiriip, yamnda yiirudii. Diismandan bir 
zarar gelmesin diye yamndan aynlmadi. islam askeri goriiliince, 
doniip gitdi. 

83 — Cehcah-i Gaffari isminde birisi halite Osmana "radiyalla- 
hii teala anh" isyan etdi. Resulullahin "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem" her zeman elinde tasidigi asayi dizi ile kirdi. Bir sene son- 
ra, dizinde Sir pence [Anthrax] hastahgi hasil olarak oliimune se- 
beb oldu. 

-347- 



84 — Mu'aviye "radiyallahii teala anh" Samdan hacca gelip, 
Resulullahm "sallallahu teala aleyhi ve sellem" Medinedeki min- 
ber-i senfini bereketlenmek icin Sama gotiirmek istedi. Minberi 
yerinden oynatdiklannda, giines tutuldu. Her taraf karanp, yildiz- 
lar goriindii. Bu arzusundan vaz gecdi. 

85 — Uhud gazasmda Ebu Katadenin "radiyallahii teala anh" 
bir gozii cikip yanagi iizerine diisdii. Resulullaha "sallallahu teala 
aleyhi ve sellem" getirdiler. Miibarek eli ile goziinii yerine koyup, 
(Ya Rabbi! Goziinii giizel eyle!) dedi. Bu gozii, digerinden giizel 
oldu. Ondan daha kuvvetli goriirdii. Ebu Katadenin torunlarmdan 
biri halife Omer bin Abdiilazizin yanma gelmisdi. Sen kimsin? de- 
di. Bir beyt okuyarak, Resulullahm miibarek eli ile goziinii yerine 
koymus oldugu zatm torunu oldugunu bildirdi. Halife bu beytleri 
isitince, kendisine ziyade ikramda ve ihsanda bulundu. 

86 — Iyas bin Seleme diyor ki, Hayber gazasmda, Resulullah 
beni gonderip Aliyi istedi "radiyallahii anhiima". Alinin gozleri ag- 
nyordu. Elinden tutup, giicliikle getirdim. Miibarek parmaklanna 
tiikiiriip, Alinin gozlerine siirdii. Sancagi eline verip, Hayber kapi- 
sinda dogiismege gonderdi. Cok zemandir acilamiyan kapiyi All 
"radiyallahii anh" yerinden sokerek, Eshab-i kiram kal'aya girdi- 
ler. 

Molla Abdurrahman Caminin "rahime-hullahii teala" (Seva- 
hid-un-niibuvve) kitabinda ve Yusiif-i Nebhaninin (Huccetullahi 
alel-alemfn) kitabinda, Resulullahm "sallallahu teala aleyhi ve sel- 
lem" daha nice mu'cizeleri yazihdir. (Sevahid-un-niibiivve), farisi- 
dir. [(Hakikat Kitabevi) tarafmdan farisisi ve tiirkce tercemesi 
1415 [m. 1995] de basdmlmisdir.] 

Can biilbiilii, bir giilii, durmadan eyler arzu, 
hie sun in a ki agyarla gavgayi eyler arzu. 

Durmayip etrahnda, doner bir pergel gibi, 
ansizin can atmaga tenhayi eyler arzu. 

Anladim oi giizel giii, gayra sirrut acmamis, 
gonca gibi, biilbiilii, daima eyler arzu. 

Yabancidan gizlemis, o dilber yanagmi, 
yok yere onlar kuru, sevdayi eyler arzu. 

Zati! Rah-i vusletde, yiiriiyor Mecnun gibi, 
eritip kendisini, Leylayi eyler arzu. 

-348- 



-5- 

MUHAMMED ALEYHISSELAMIN 
FAZILETLERI 

Muhammed aleyhisselamm faziletlerini bildiren yuzlerce kitab 
vardir. Fazilet, ustiinliik demekdir. 

Ustiinluklerinden seksenalti adedi asagida bildirilmisdir: 

1 — Mahluklar icinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamm 
ruhu yaratilmisdir. 

2 — Allahu teala, Onun ismini Arsa, Cennetlere ve yedi kat 
goklere yazmisdir. 

3 — Hindistanda yetisen bir giiliin yapraklannda, (La ilahe il- 
lallali Muhammediin resulullah) yazihdir. 

4 — Basra sehrine yakm bir nehrde tutulan bahgm sag tarafin- 
da Allah, sol tarafmda Muhammed "sallallahii teala aleyhi ve sel- 
lem" yazih gorulmiisdiir. Bunlara benzeyen vak'alar cokdur. 1975 
de Londrada basilmis olan (A History of Fishes) kitabmm, ikiyti- 
ziincu sahifesinde, kuyrugunda Kur'an-i kerim harfleri ile (Sanul- 
lah) yazih baligin resmi mevcuddur. Verilen bilgide, kuyrugun di- 
ger tarafmda (La ilahe illallah) yazih oldugu bildiriliyordu. Bunun 
misalleri pek pokdur. 

5 — Muhammed aleyhisselamm ismini soylemekden baska va- 
zifesi olmiyan melekler vardir. 

6 — Meleklerin Adem aleyhisselama karsi secde etmeleri emr 
olunmasi, almnda Muhammed aleyhisselamm nuru buhmdugu icin 
idi. 

7 — Adem aleyhisselam zemamnda nemaz icin okunan ezanda, 
Muhammed aleyhisselamm ismi de soylenirdi. 

8 — Allahu teala butiin Peygamberlere emr etdi ki, Muham- 
med aleyhisselam sizin zemammzda Peygamber olursa, ona iman 
etmelerini ummetlerinize de emr ediniz! 

9 — Tevratda, incilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselam 
ve dort halifesi ve eshabi ve iimmetinden ba'zilan, giizel sifatlarla 
bildirilmis ve medh olunmuslardir. Allahu teala, kendinin Mah- 

-349- 



mud isminden Muhammed kelimesini cikararak Habibine ism 
koymusdur. Allahil teala, kendi ismlerinden Rauf ve Rahim ismle- 
rini Habibine de vermisdir. 

10 — Diinyaya geldigi zeman, melekler tarafmdan siinnet edil- 
misdir. 

11 — Diinyaya gelecegi zeman, cok biiyiik alametler goriilmiis- 
diir. Tarfh ve mevlid kitablarmda yazihdir. 

12 — Diinyaya gelince, seytanlar goke cikamaz, meleklerden 
haber alamaz oldular. 

13 — Diinyaya geldigi zeman, yeryiiziindeki biittin putlar, tapi- 
mlan heykeller yiiziistii devrildiler. 

14 — Besigini melekler sallardi. 

15 — Besikde iken gokdeki ay ile konusurdu. Miibarek parma- 
gi ile isaret etdigi tarafa meyl ederdi. 

16 — Besikde iken konusmaga basladi. 

17 — Cocuk iken, aciklarda gezerken, basi hizasmda bir bulut 
da birlikde hareket ederek golge yapardi. Bu Ml, Peygamberligi 
baslayincaya kadar devam etdi. 

18 — tic yasmda iken ve kirk yasmda Peygamberligi bildirildi- 
gi vakt ve elliiki yasmda mi'raca gotiiriiliirken, melekler gogsiinii 
yardi. Cennetden getirdikleri legen icinde Cennet suyu ile kalbini 
yikadilar. 

19 — Her Peygamberin sag eli iistiinde niibiivvet miihrti vardi. 
Muhammed aleyhisselamm ise, sol kiirekdeki deri iizerinde, kalbi 
hizasmda idi. Cebrail aleyhisselam kalbini yikayip, gogsiinii kapa- 
digi zeman, Cennetden getirdigi miihr ile sirtim miihrlemisdi. 

20 — Oniinden gordiigii gibi, arkasmdan da gortirdii. 

21 — Aydmhkda gordiigii gibi, karanhkda da goriirdii. 

22 — Sevr [okiiz] burcunun yamnda bulunan (Siireyya) denilen 
yildiz kiimesindeki yedi yildizi gozleriyle goriip sayisim bildirmis- 
di. Bu yildiz kiimesine Pervin ve Ulker de denilmekdedir. 

23 — Tiikrugii aci sulan tath yapdi. Hastalara sifa verdi. Bebek- 
lere siit gibi gida oldu. 

24 — Gozleri uyurken, miibarek kalbi uyamk olurdu. Biittin 
Peygamberler de "aleyhimiissalevatu vetteslimat" boyle idi. 

-350- 



25 — Omriinde hie esnemedi. Biitiin Peygamberler de "aleyhi- 
miissalevatii vetteslimat" boyle idi. 

26 — Teri giil gibi giizel kokardi. Bir fakir kimse, kizini evlen- 
dirirken, kendisinden yardim istemisdi. O anda verecek seyi yok- 
du. Kuciik bir siseye terinden koydurup verdi. O kiz, yiiziine, basi- 
na siiriince, evi misk gibi kokardi. Evi (giizel kokulu ev) adi ile 
meshur oldu. 

27 — Orta boylu oldugu haide, uzun kimselerin yamnda iken, 
onlardan ytiksek goruniirdii. 

28 — Giines ve ay rsigmda yiiriiyiince, golgesi yere diismezdi. 

29 — Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve baska bocek- 
ler konmazdi. 

30 — Camasirlarmi ne kadar cok giyse, hie kirlenmezdi. 

31 — Her yuriidugii zeman, arkasindan melekler gelirdi. Bu- 
nun icin, Eshabim "radiyallahii teala anhiim ecma'in" oniinden yii- 
riitiir, arkami meleklere birakm derdi. 

32 — Tas ustiine basmca, tasda ayaginin izi kahrdi. Kum iistun- 
de giderken hip iz birakmazdi. Acikda abdest bozdugu zeman, yer 
yanhp bevl ve benzerleri toprak icinde kahrdi. Oradan etrafa gii- 
zel kokular yayihrdi. Btitiin Peygamberler de boyle idi. 

33 — Hacamat kanmdan icenler oldu. Bunu isitince, (Cehen- 
nem atesi onu yakmaz) buyurdu. 

34 — Biiyiik bir mu'eizesi de, mi'raca gotiiriilmesidir. Burak 
denilen Cermet hayvam ile Mekkeden Kuduse goturiildii. Oradan 
goklere ve Arsa goturiildii. Kendisine acaib seyler gosterildi. Alla- 
hii tealayi bas gozii ile bilinmeyen bir seklde gordii. [Fekat bu gor- 
mesi, madde aleminin disinda ya'ni ahiret aleminde oldu.] Bir an- 
da tekrar evine getirildi. Mi'rac mu'eizesi, baska hicbir Peygambe- 
re verilmedi. 

35 — Ona omrlerinde bir kerre salat ve selam okumalan iim- 
metine farz oldu. Allahii teala ve melekler de, Ona salat ve selam 
etmekdedir. 

36 — Insanlar ve melekler icinde, en cok ilm Ona verildi. Urn- 
mi oldugu halde, ya'ni kimseden birsey ogrenmemis iken, Allahii 
teala Ona herseyi bildirmisdir. Adem aleyhisselama herseyin ismi 
bildirildigi gibi, Ona da herseyin ismi ve ilmi bildirilmisdir. 

37 — Ummetinin ismleri ve aralarmda olacak seylerin hepsi 

-351- 



kendisine bildirildi. 

38 — Akh, biitiin insanlarm akhndan daha cokdur. 

39 — Insanlarda bulunabilecek biitiin iyi huylarm hepsi Ona ih- 
san olundu. Biiyiik sair Omer bin Farida, (Resulullahi nicin medh 
etmedin) dediklerinde, Onu medh etmege giiciim yetmiyecegini 
anladim. Onu medh edecek kelime bulamadim demisdir. 

40 — Kelime-i sehadetde, ezanda, ikametde, nemazdaki teseh- 
hiidde, bircok diialarda, ba'zi ibadetlerde ve hutbelerde, nasihat 
yapmakda, sikmtih zemanlarda, kabrde, mahserde, Cennetde ve 
her mahlukun lisamnda Allahii teala, Onun ismini kendi isminin 
yamna koymusdur. 

41 — Ustiinluklerinin en iistiinii, Habibullah olmasidir. Allahii 
teala, Onu kendisine sevgili, dost yapmrsdir. Onu herkesden, her 
melekden daha cok sevmisdir. Allahii teala, hadis-i kudside, (ib- 
rahuni Halfl yapdim ise, seni kendime Habfb yapdim) buyurmus- 
dur. 

42 — (Sana, razi oluncaya kadar, [yeter deyinceye kadar] her 
diledigini verecegim) mealindeki Duha suresinin 5. ci ayet-i keri- 
mesi, Allahii tealamn, Peygamberine "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem" biitiin ilmleri, biitiin iistiinliikleri, ahkam-i islamiyyeyi, 
diismanlanna karsi yardim ve galebe ve iimmetine fethler, zaferler 
ve kiyametde her diirlii sefa'at ve tecelliler ihsan edecegini va'd et- 
mekdedir. Bu ayet-i kerime nazil oldugu [geldigi] zeman, Cebrail 
aleyhisselama bakarak, (Ummetimden birinin Cehennemde kal- 
masina razi olinani) buyurdu. 

43 — Gece, uyamk iken, uykuda iken, yalmz iken, coklukda 
iken, yolculukda iken, evde iken, harbde iken, giilerken, aglarken, 
miibarek kalbi hep Allahii teala ile idi. Ba'zi zemanlarda ise, yal- 
mz Allahii teala ile idi. Diinyadaki vazifelerini yapabilmek ve mii- 
barek kalbini beseriyyet alemine dondiirmek icin, zevcesi Aisenin 
"radryallahu anha" yamna gelip, (Ey Aise! Biraz benimle konus 
[da kendime geleyim]) buyurur, ondan sonra Eshabma nasihat ve 
irsad etmege giderdi. Sabah nemazimn siinnetini evinde kihp, Ai- 
se "radiyallahii anha" ile bir mikdar konusdukdan sonra Eshabina 
farzi kildirmak icin mescide giderdi. Bu hal hasais-i peygamberidir. 
Aise "radiyallahii anha" ile konusmadan disan ciksa idi, ilahi te- 
cellilerden ve nurlardan dolayi, yiiziine kimse bakamazdi. 

44 — Allahii teala, Kur'an-i kerimde, her Peygamberi "aleyhi- 
miissalevatii vetteslimat" ismi ile bildirmisdir. Muhammed aley- 

-352- 



hisselami ise, (ey Resuliim, ey Peygamberim) diyerek Onu yiicel- 
ten vasflan ile bildirmisdir. 

45 — Gayet acik, kolay anlasihr olarak konusurdu. Arabi lisa- 
ninin her lehcesi ile konusurdu. Cesidli yerlerden gelip soranlara 
onlarm liigati ile cevab verirdi. isitenler hayran olurlardi. (Allahii 
teala, beni cok giizel yetisdirdi) buyurdu. 

46 — Az kelime ile cok sey anlatirdi. Yiiz binden ziyade hadis-i 
serffi, Onun (Cevami-ul-kelim) oldugunu gostermekdedir. Ba'zi 
alimler dediler ki, Muhammed aleyhisselam, islam dminin dort te- 
melini, dort hadis-i serifle bildirmisdir. Bunlar: 

(Ameller niyyetlere gore degerlendirilir) ve, 

(Halal meydandadir, haram meydandadir) ve, 

(Da'vacimn sahid gostermesi ve da'valinin yeinin etmesi lazim- 
dir) ve, 

(Bir kimse, kendine istedigini, din karclesi icin de istemedikce, 
imam kamil olmaz). 

Bu dort hadis-i serifden birincisi, ibadet bilgilerinin, ikincisi, 
muamelat bilgilerinin, iicuncusii, husumat, ya'ni adalet islerinin ve 
siyaset bilgilerinin, dordiincusii de, adab ve ahlak bilgilerinin te- 
melidir. 

47 — Muhammed aleyhisselam ma'sum idi. Bilerek ve bilmiye- 
rek biiyiik ve kiiciik, kirk yasmdan evvel ve sonra, hicbir giinah is- 
lememisdir. Cirkin hicbir hareketi goriilmemisdir. 

48 — Milslimanlarm nemazda otururken, (Esselamii aleyke ey- 
yiihennebiyyii ve rahmetullahi) okuyarak, Muhammed aleyhisse- 
lama selam vermeleri emr olundu. Nemazda, baska bir Peygambe- 
re ve meleklere karsi soylemek caiz olmadi. 

49 — Riitbeyi, saltanati istememis, Peygamberligi, fakirligi di- 
lemisdir. Bir sabah, Cebrail aleyhisselam ile konusurken bu gece 
evimizde yiyecek bir lokmamrz yokdu buyurdu. O anda, israffl 
aleyhisselam gelip, (Allahii teala soyledigini isitdi ve beni gonder- 
di. Istersen her elini siirdiigun tas altun olsun, giimus olsun, ziim- 
riit olsun. istersen melik olarak peygamberlik yap) dedi. Resulul- 
lah iic kerre (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi. 

50 — Baska Peygamberler "aleyhimussalevatii vetteslfmat" 
belli bir zemanda, belli bir memleketde Peygamberlik yapdi. Mu- 
hammed aleyhisselam ise, yer yiiziindeki biittin insanlara ve cinne 

— 353 — Herkese Lazim Olan linan: F-23 



kryamete kadar Peygamber olarak gonderilmisdir. Meleklerin de, 
hayvanlarm da, nebatlarm da, cansizlarm da, kisaca biitiin mahluk- 
lann Peygamberi oldugunu bildiren alimler de vardir. 

51 — Biitiin varliklara rahmeti, faidesi yayilmisdir. Mii'minlere 
faidesi meydandadir. Baska Peygamberlerin "aleyhimiissalevatii 
vetteslimat" zemamndaki kafirlere, diinyada azablar yapilir, yok 
edilirlerdi. Ona iman etmiyenlere diinyada azab yapilmadi. Bir- 
giin, Cebrail aleyhisselama, (Allahii teala benim alemlere rahmet 
oldugumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasfb oldu mu?) 
buyurdu. Cebrail de, (Allahin biiyiikliigii, dehseti karsisinda, sonu- 
mun nasd olacagmdan hep korku icindeydim. Emm oldugumu bil- 
diren ayetleri [Tekvir suresindeki 20 ve 21. ayetleri] getirince, bu 
medh ile miiclhis korkudan kurtuldum, em in oldum. Bundan bii- 
yiik rahmet olur mu?) dedi. 

52 — Allahii teala, Muhammed aleyhisselamin razi olmasim is- 
temisdir. [42. ci faziletde bildirdigimiz gibi, Allahii teala O razi 
oluncaya kadar istedigini verecekdir. Bu husus, Duha suresinde 
bildirilmisdir.] 

53 — Baska Peygamberler, kafirlerin iftiralarma kendileri ce- 
vab vermisdir. Muhammed aleyhisselama yapilan iftiralara ise, Al- 
lahii teala cevab vererek, Onun miidafe'asim yapmisdir. 

54 — Muhammed aleyhisselamin iimmetinin sayisi, baska Pey- 
gamberlerin "aleyhimiissalevatii vetteslimat" iimmetlerinin sayila- 
n toplammdan daha cokdur. Onlardan daha iistiin ve daha serefli- 
dirler. Cennete gireceklerin iicde ikisinin bu iimmetden olacagi, 
hadis-i seriflerde bildirilmisdir. 

55 — (Mevahib-i lediinniyye)de diyor ki, (Ummetimin dalalet 
iizerinde birlesineinelerini Rabbimden diledim. Kabul eyledi) ha- 

disi meshurdur. Baska bir hadis-i serifde, (Allahii teala sizi iic §ey- 
den korumusdur. Bunlardan biri, dalalet iizerinde birlesmekden 
korumusdur. ikincisi, sari [bulasici] hastahkdan olen, sehitl sevabi- 
na kavusur. Uciinciisii, iki salih miisliman, bir miisliman icin, hayr- 
hdir [iyi biliriz] diyerek sahid olursa, o miisliman Cennete gider) 
buyurdu. Bir hadis-i serifde, (Eshabmun ihtilafi, sizin icin rahmet- 
dir) ve (Ummetimin ihtilafi, [amelde mezheblere ayrilmasi], rah- 
metdir) buyurdu. Onun iimmeti hakki, dogruyu bulmak icin cah- 
sirlarken, ihtilafa diiserler. Bu calrsmalan ise, rahmete sebeb olur. 
Bu hadis-i serifi iki kimse inkar etmisdir: Biri macin, ikincisi miil- 
hiddir. Macin, dini diinya kazancma alet eden hilecidir. Miilhid de, 

-354- 



ayet-i kenmelere dunya cikarlanna gore ma'na vererek kafir olan 
sapikdir. Yahya bin Sa'id diyor ki, islam alimleri kolaylasdmcidir- 
lar. Bir ise, birisi halal demis, baskasi haram demisdir. Salih insan- 
lar icin halal dediklerine, fesad zemamnda haram demislerdir. 

Yukandaki hadis-i serifler gosteriyor ki, (icina-i iimmet) ya'ni, 
muctehid denilen alimlerin sozbirligi, (Edille-i $er'iyye)dendir. 
Ya'ni, din bilgilerinin dort kaynagmdan birisidir ve dort mezheb 
hakdir. Mezhebler, miislimanlar icin Allahii tealanm rahmetidir- 
ler. 

56 — Resulullaha verilecek sevablar, diger Peygamberlere ve- 
rilecek sevablardan kat kat ziyadedir. Makbul bir ibadet ve hayrh 
bir is isleyene verilen sevab kadar bunun hocasma da verilecekdir. 
Hocasmm hocasma dort misli, onun hocasma sekiz misli, onun da 
hocasma onalti misli olmak iizere, Resulullaha kadar her hocaya 
talebesinin iki misli sevab verilecekdir. Mesela, yirminci hocasma 
besyiiz yirmidort bin ikiyiizseksensekiz sevab verilecekdir. Mu- 
hammed aleyhisselama, Ummetinin herbir isinden sevab verile- 
cekdir. Muhammed aleyhisselama herbir isinden verilecek olan se- 
vablann sayisi, bu hesaba gore diisunulurse, hepsinin mikdanm 
Allahii tealadan baska kimse bilmez. Selef-i salihinin, sonra gelen- 
lerden daha efdal, daha iistiin olduklan bildirildi. Sevab sayisi ba- 
kimmdan bu iistiinliik meydandadir. 

57 — Kendisini, ismi ile cagirmak, yamnda yiiksek sesle konus- 
mak, uzakdan kendisine seslenmek, yolda online gecmek haram 
edilmisdir. Baska Peygamberlerin "aleyhimussalevatii vettesh- 
mat" ummetleri, kendilerini ismleri ile caginrlardi. 

58 — Israfil aleyhisselam da Muhammed aleyhisselama cok 
kerre gelmisdir. Baska Peygamberlere "aleyhimussalevatii vettes- 
limat" yalmz Cebrail aleyhisselam gelmisdir. 

59 — Cebrail aleyhisselami melek seklinde iki kerre gormiis- 
diir. Baska hicbir Peygambere "aleyhimussalevatii vetteslimat" 
melek seklinde gorimmemisdir. 

60 — Kendisine Cebrail aleyhisselam yirmidort bin kerre gel- 
misdir. Baska Peygamberlerden "aleyhimussalevatii vetteslimat" 
en cok olarak Musa aleyhisselama, dortyiiz kerre gelmisdir. 

61 — Allahii tealaya Muhammed aleyhisselam ile, yemin ver- 
mek caiz olup, baska Peygamberlerle ve meleklerle caiz degildir. 

62 — Muhammed aleyhisselamdan sonra, miibarek zevcelerini 

-355- 



"radiyallahii teala anhilnne" baskalarmm nikahla almalan haram 
edilmis, bu bakimdan mii'minlerin anneleri olduklan bildirilmis- 
dir. 

Baska Peygamberlerin "aleyhimiissalevatii vetteshmat" zevce- 
leri kendilerine ya zararh olmus, veya faidesiz olmuslardir. Mu- 
hammed aleyhisselamin miibarek zevceleri "radiyallahii teala an- 
hiinne" ise, diinya ve ahiret islerinde, kendisine yardimci olmuslar, 
fakfrlige sabr etmisler, siikr etmisler ve islamiyyeti yaymakda cok 
hizmet etmislerdir. 

63 — Resulullahm miibarek kizlan ve zevceleri "radiyallahii te- 
ala anhiinne", diinya kadinlarmm en iistiinleridir. Eshabmm hepsi 
de, Peygamberlerden baska, biitiin insanlarm en iistiinleridir. 
Sehrleri olan Mekke-i miikerreme ve sonra Medme-i miinevvere, 
yer yiiziiniin en kiymetli yerleridir. Mescid-i serifinde kilman bir 
rek'at nemaza, bin rek'at sevabi yazihr. Baska ibadetler icin de 
boyledir. Kabri ile minberi arasi, Cennet bagcesidir. (Oldiikden 
sonra beni ziyaret eden, diri iken etmis gibidir. Haremeynden bi- 
rinde olen bir inii'iniii. kiyamet giinii einin olarak diriltilir) buyur- 
du. Mekke ve Medine sehrlerine (Haremeyn) denir. 

64 — Neseb ve sebeb bakimmdan, ya'ni kan ve nikah bakimm- 
dan olan akrabahgm kiyametde faidesi yokdur. Resulullahm "sal- 
lallahii teala aleyhi ve sellem" akrabasi bundan miistesnadir. 

65 — Herkesin soyu oglundan devam eder. Muhammed aley- 
hisselamin soyu ise, Kizi Fatimadandir. Bu husus, hadis-i serif ile 
de bildirilmisdir. 

66 — Onun miibarek ismini tasiyan hakiki mii'minler Cehenne- 
me girmeyecekdir. 

67 — Onun her sozii, her isi dogrudur. Her ictihadi, Allahii te- 
ala tarafmdan dogrulanmisdir. 

68 — Onu sevmek herkese farzdir. (Allahii tealayi seven, beni 
sever) buyurdu. Onu sevmenin alameti, dinine, yoluna, siinnetine 
ve ahlakma uymakdir. Kur'an-i kerimde mealen, (Bana uyarsaniz, 
Allahii teala sizi sever) demesi emr olundu. 

69 — Onun ehl-i beytini "radiyallahii teala annum ecma'in" 
sevmek vacibdir. (Ehl-i beytime diismanhk eden miinafikdir) bu- 

yurmusdur. Ehl-i beyt, zekat almasi haram olan akrabasidir. Bun- 
lar, zevceleri ve dedesi Hasimin soyundan olan mii'minlerdir ki, 
Alinin, Ukaylin, Ca'fer Tayyann ve Abbasm soyundan olanlardir. 

-356- 



70 — Eshabimn hepsini "radiyallahii teala anhiim ecma'in" 
sevmek vacibdir. (Benden sonra, eshabuna cliisinanlik etmeyiniz! 
Onlari sevmek, beni sevmekdir. Onlara diisman olmak, bana diis- 
man olmakdir. Onlari inciten, beni incitmis olur. Beni inciten de, 
Allahii tealayi incitir. Allahii teala, kendisini incitene azab eder) 
buyurdu. 

71 — Allahii teala, Muhammed aleyhisselama, gokde iki ve 
yerde iki yardimci yaratmisdir. Bunlar Cebrail, Mikail ve Ebu 
Bekr ve Omerdir "radiyallahii teala anhiim ecma'in". 

72 — Her insamn cinden bir arkadasi vardir. Bu seytan kafirdir. 
Vesvese vererek, imamm almaga, giinah yapdirmaga cahsir. Resul 
aleyhisselam, arkadasi olan cinniyi imana getirmisdir. 

73 — Erkek, kadm, biiyiik yasda vefat eden herkese kabrinde 
Muhammed aleyhisselam sorulacakdir. Rabbin kimdir denildigi 
gibi, Peygamberin kimdir denilecekdir. 

74 — Muhammed aleyhisselamin hadis-i seriflerini okumak 
ibadetdir. Okuyana sevab verilir. Hadis-i serif okumak icin, abdest 
almak, temiz elbise giymek, giizel koku siiriinmek, hadis-i serif ki- 
tabmi yiiksek bir yere koymak, okuyanm disandan gelenler icin 
ayaga kalkmamasi ve dinliyenlerin birbirleriyle konusmamalan 
miistehabdir. Hadis-i senfleri devamh okuyanlarm yiizleri nurlu, 
parlak ve giizel olur. Kur'an-i kenm okurken de, bu edebleri go- 
zetmek lazimdir. 

75 — Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem" vefat ede- 
cegi zeman, Cebrail aleyhisselam gelip, Allahii tealadan selam ge- 
tirdi ve hatinni sordugunu soyledi. Vefat edecegini bildirdi. Kendi- 
si ve ummeti icin cok miijdeler verdi. 

76 — Miibarek ruhunu almak icin, Azrail aleyhisselam, insan 
seklinde geldi. iceri girmek icin izn istedi. 

77 — Kabrinin icindeki toprak, her yerden ve Ka'beden [ve 
Cennetlerden] daha efdaldir. 

78 — Kabrinde, bilmedigimiz bir hayat ile diridir. Kabrinde 
Kur'an-i kerim okur, nemaz kilar. Biitiin Peygamberler de "aley- 
himiissalevatii vetteshmat" boyledir. 

79 — Diinyamn her yerinde Resulullaha "sallallahii aleyhi ve 
sellem" salevat okuyan miislimanlan isiten melekler, kabrine gelip 
haber verirler. Kabrini hergiin binlerce melek ziyaret eder. 

-357- 



80 — Ummetinin amelleri ve ibadetleri her sabah ve aksam 
kendisine gosterilir. Bunlan yapanlan da goriir. Giinah isliyenlerin 
afv olmasi icin dua eder. 

81 — Kabrini ziyaret etmek, kadmlara da mustehabdir. Baska 
kabrleri ise, yalmz tenha zemanlarda ziyaret etmeleri caizdir. 

82 — Diri iken oldugu gibi, vefatmdan sonra da, diinyanin her 
yerinde, her zeman Ona tevessiil edenlerin, ya'm Onun hatin ve 
hurmeti icin istiyenlerin diiasmi Allahii teala kabul eder. Bir koy- 
lii, tiirbesi yanma gelip, (Ya Rabbi! Kole azad etmegi emr etdin. 
Bu senin Peygamberindir. Ben de, kolelerinden biriyim. Peygam- 
berinin hatin icin, Beni Cehennem atesinden azad et!) dedi. (Ey 
kulum! Nicin yalmz kendinin azad olmasmi istedin? Biitiin kullan- 
mm azad olmalanm nicin istemedin? Haydi git! Seni Cehennem- 
den azad etdim) sesi isitildi. 

Evliyanm meshurlarmdan Hatim-i Esam 1 ' 1 , Resulullahm tiirbe- 
sinin yanmda durup, (Ya Rabbi! Peygamberinin kabrini ziyaret et- 
dim. Beni, eli bos olarak cevirme!) dedi. (Ey kulum! Habibimin 
kabrini ziyaret etmeni kabul etdim. Seni ve seninle beraber ziyaret 
edenleri magfiret etdim) sesi isitildi. 

imam-i Ahmed Kastalani "rahmetullahi aleyh" diyor ki, birkac 
sene hastahk cekdim. Doktorlar caresini bulamadi. Mekkede bir 
gece Resulullaha cok yalvardim. O gece rii'yada bir kimse gordiim. 
Elindeki kagidda, (Burada Ahmed Kastalaninin hastahgi icin, Re- 
sulullahm izni ile ilaci yazilmisdir) okudum. Uyandigimda hastah- 
gim kalmamisdi. 

Kastalani yine diyor ki, bir kizcagiz sar'a hastahgina yakalan- 
misdi. Iyi olmasi icin Resulullaha cok yalvardim. Rii'yamda bir 
kimse, kizcagizi hasta yapan cinniyi bana getirdi. Bunu sana Resu- 
lullah gonderdi dedi. Cinniye danldim, bagirdim. Kizcagizi incit- 
miyecegi icin bana yemm verdi, uyandim. Kizcagizm sar'a hastah- 
gmdan kurtuldugunu haber aldim. 

83 — Kabrden ilk once Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve 
sellem" kalkacakdir. Uzerinde Cennet elbisesi bulunacakdir. Bu- 
rak uzerinde mahser [toplanti] yerine gidecekdir. Elinde (liva-iil- 
hamd) denilen bayrak olacakdir. Peygamberler ve biitiin insanlar 
bu bayragm altmda duracakdir. Hepsi, bin sene beklemekden, cok 
sikilacaklardir. Once Adem, sonra Nuh, sonra Ibrahim ve Musa 



[1] Hatim-i Esam Belhi, 237 [m. 852] de vefat etdi. 

-358- 



ve Isa peygamberlere "aleyhimiissalevatii vetteslimat" gidip, hesa- 
ba baslanmasi icin sefa'at etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, hi- 
rer ozr bildirerek, Allahii tealadan utandiklanm, korkduklanm 
soyliyecekler, sefa'at edemiyeceklerdir. Sonra, Resulullaha gelip 
yalvaracaklardir. Secde edip, dua edecek ve sefa'ati kabul olacak- 
dir. Once, Onun ummetinin hesabi goriilecek, once siratdan gece- 
cekler ve Cennete gireceklerdir. Her gitdigi yeri nurlandiracaklar- 
dir. Fatima "radryallahu anha" siratdan gecerken (Herkes gozleri- 
ni kapasm! Muhammed aleyhisselamin kizi geliyor) denecekdir. 

84 — Bes yerde sefa'at edecekdir. 

Birincisi (Makam-i Mahmud) denilen sefa'ati ile, butiin insan- 
lan mahserde beklemek azabmdan kurtaracakdir. 

Ikincisi, sefa'ati ile, cok kimseyi hesabsiz Cennete sokacakdir. 

Uciincusii, giinahi cok olan mii'minleri Cehennemden cikara- 
cakdir. 

Dordunciisii, sevabi ve giinahi miisavi olup, (A'raf) denilen 
yerde bekliyenlerin Cennete gitmelerine sefa'at edecekdir. 

Besincisi, Cennetde olanlarm derecelerinin yiikselmesine se- 
fa'at edecekdir. Sefa'at ile hesabdan kurtardigi yetmis bin kimse- 
nin her birinin sefa'atleri ile de, yetmiser bin kisi hesabsiz Cenne- 
te gireceklerdir. 

85 — Hadis-i kudside, (Sen olmasaydin, hicbir^eyi yaratmaz- 

dim) buyuruldu. 

86 — Resulullahm "sallallahu teala aleyhi ve sellem" Cennetde 
bulundugu makamm ismi (Vesfle)dir. Burasi Cennetin en yiiksek 
derecesidir. Cennetde bulunan herkese birer dah yetisecek olan 
(Sidret-iil-miinteha) agacimn kokii oradadir. Cennetdekilere her 
ni'met, bu dallardan gelecekdir. 

Zahida! A( goziin, sahraya bak da, ibret all 
$u direksiz kubbe-i semaya bak da, ibret all 
Gbrmek istersen, Cenab-i kibriyamn kudretin, 
her sabah, seher vakti, diinyaya bak da ibret all 

Padisah olsan da, derier "er kisi niyyetine", 
Var, musallada yatan mevtaya bak da, ibret all 
Bir kefendir akibet, sermaye-i beg ve fakir, 
varhga magrur olan, mecnun degil de, ya nedir? 



359- 



-6- 

RESULULLAHIN "sallallahu aleyhi ve sellem" 
GUZEL AHLAK VE ADETLERI 

Resulullahm "sallallahu teala aleyhi ve sellem" ahlakmdan ve 
adetlerinden elli adedi asagida bildirilmisdir: 

1 — Resulullahm "sallallahu teala aleyhi ve sellem" ilmi, irfani, 
fehmi, yakini, akli, zekasi, comertligi, tevazu'u, hilmi, sefkati, sab- 
n, gayreti, hamiyyeti, sadakati, emaneti, seca'ati, heybeti, yigitligi, 
belagati, fesahati, fetaneti, melaheti [giizelligi], vera'i, iffeti, kere- 
mi, insafi, hayasi, zuhdii, takvasi biitiin Peygamberlerden daha 
cokdu. Dostundan ve diismamndan gordiigii zararlan, eziyyetleri 
afv ederdi. Hicbirine karsihk vermezdi. Uhud gazasmda kafirler 
miibarek yanagim kanatip, dislerini kirdiklan zeman, bunu yapan- 
lar icin, (Ya Rabbi! Bunlari afv et! Cahilliklerine bagisla) diye diia 
buyurmusdu. 

2 — Sefkati cokdu. Hayvanlara su verir. Su kabim eliyle tuta- 
rak doymalanm beklerdi. Bindigi atm yuziinii ve goziinii silerdi. 

3 — Her cagirana, lebbeyk (efendim) diyerek cevab verirdi. 
Kimsenin yaninda, ayaklarim uzatmazdi. Diz cokiip otururdu. 
Hayvan iizerinde giderken, bir yaya goriince, arkasma bindirirdi. 

4 — Kendisini kimseden ustiin tutmazdi. Bir yolculukda, bir 
koyun kebabi yapilacagi zeman, biri ben keserim dedi. Bir baska- 
si, ben derisini yiizerim dedi. Digeri, ben pisiririm dedi. Resulullah 
da, ben odun toplarim deyince, Ya Resulallah "sallallahu teala 
aleyhi ve sellem"! Sen istirahat buyur! Biz toplanz dediler. (Evet! 
Sizin herseyi yapacaginizi biliyorum. Fekat, is gorenlerden ayrila- 
rak oturmak istemem. Allahii teala, arkadaslarindan aynhp otura- 
ni sevmez) buyurdu. Kalkip odun toplamaya gitdi. 

5 — Eshabmin "radiyallahii teala annum ecma'in" oturduklan 
yere gelince, bas tarafa gecmezdi. Gordiigii bos bir yere otururdu. 
Elinde bastonu olarak, birgiin sokaga cikdikda, gorenler ayaga 
kalkdilar. (Baskalarimn birbirlerine saygi durusu yapdiklari gibi, 
benim icin ayaga kalkmayiniz! Ben de, sizin gibi bir insanim. Her- 
kes gibi yirim. Yorulunca, otururum) buyurdu. 

6 — Cok zeman diz cokerek otururdu. Dizlerini dikip, etrafina 

-360- 



kollarmi sararak oturdugu da gorulmiisdiir. Yemekde, giymekde 
ve herseyde hizmetcilerini kendinden ayirmazdi. Onlarm islerine 
yardim ederdi. Kimseyi dovdiigu, sovdiigii hie goriilmedi. Her ze- 
man hizmetinde bulunan Enes bin Malik diyor ki, Resulullaha on 
sene hizmet etdim. Onun bana yapdigi hizmet, benim Ona yapdi- 
gimdan cok idi. Bana incindigini, sert soyledigini hie gormedim. 

7 — Sokiiklerini, yirtiklanm kendi de yamar, koyunlanm ken- 
di de sagar, hayvanlarma kendi de yem verirdi. Carsidan satin al- 
digim eve kendisi goturiirdii. Yolculukda hayvanlarma yem verir, 
ba'zan timar da ederdi. Bunlan ba'zan yalmz yapar, ba'zan da hiz- 
metcilerine yardim ederdi. 

8 — Ba'zi kimselerin hizmetcileri gelip kendisini cagirdiklarm- 
da, Medinenin adetine uyarak, onlarla elele verip yiiriirdii. 

9 — Hastalan ziyaret eder, cenazelerde bulunurdu. Goniil al- 
mak icin, kafirlerin ve miinafiklarm hastalanni da ziyaret ederdi. 

10 — Sabah nemazlanm kildirdikdan sonra, cema'ate karsi 
oturup, (Hasta olan karclesimiz var mi? Ziyaretine gidelim!) bu- 
yururdu. Hasta yoksa, (Cenazesi olan var mi? Yardima gidelim!) 
derdi. Cenaze olursa, yikanmasinda, kefenlenmesinde yardim 
eder, nemazim kildinr, kabrine kadar giderdi. Cenaze yoksa, 
(Rii'ya goren varsa anlatsin! Dinleyelim, tabir edelim!) buyurur- 
du. 

11 — Eshabmdan birini iic giin gormese, onu sorardi. Yolculu- 
ga gitmis ise, hayr diia eder, sehrde ise, ziyaretine giderdi. 

12 — Yolda karsilasdigi mtislimana once kendi selam verirdi. 

13 — Deveye, ata, katira ve esege biner, ba'zan baskasim da ar- 
kasina oturturdu. 

14 — Misafirlerine, Eshabina hizmet eder, (Bir kavmin efendi- 
si, en iistiinii, onlara hizmet edendir) buyururdu. 

15 — Kahkaha ile giildugii hie goriilmedi. Sessizce tebessiim 
ederdi. Ba'zan giilerken miibarek on disleri goriiniirdii. 

16 — Hep diisiinceli, uziintulii goriiniir, az soylerdi. Konusma- 
ga tebessiim ederek baslardi. 

17 — Luzumsuz ve faidesiz birsey soylemezdi. Lazim olunca, 
kisa, faideli ve ma'nasi acik olarak soylerdi. iyi anlasilmasi ipin 
ba'zan iic kerre tekrar ederdi. 

18 — Yabanci ile ve tamdiklarla ve cocuklarla ve ihtiyar kadin- 

-361- 



larla ve mahrem kadinlariyle latife, saka yapardi. Fekat bunlar, Al- 
lahii tealayi bir an unutmasma sebeb olmazdi. 

19 — Heybetinden kimse yiiziine bakamazdi. Birisi gelip mii- 
barek yiiziine bakmca, titredi. (Sikilma! Ben inelik degilim, zalini 
degilim. Km minis et yiyen bir kadincagizin ogluyum) buyurdu. 
Adamm korkusu gidip, derdini soylemeye basladi. 

20 — Bekcileri, kapicilan yokdu. Herkes kolayca yanma gelip, 
derdini anlatirdi. 

21 — Hayasi cokdu. Konusdugu kimsenin yiiziine bakmaga 
utamrdi. 

22 — Kimsenin aybini yiiziine vurmazdi. Kimseden sikayet et- 
mez, arkasmdan soylemezdi. Bir kimsenin soziinii veya isini be- 
genmedigi zeman, (Ba'zi kimseler, acaba neden soyle yapiyorlar?) 

derdi. 

23 — Allahii tealanm sevgilisi, resulii ve makbulii iken, (Alla- 
hii tealayi en iyi taniyamniz ve Ondan en cok korkamniz benim) 
buyururdu. (Benim gordiigumu gorseydiniz, az giiler, cok aglardi- 
niz) der, havada bulut goriince, (Ya Rabbi! Bu bulutla bize azab 
gonderme!) derdi. Riizgar esince, (Ya Rabbi! Bize hayrh riizgar 
gonder) diye diia ederdi. Gok giirleyince, (Ya Rabbi! Bizi gada- 
binla oldiirme, azabmla helak etme ve bundan once bize afi yet ih- 
san eyle!) derdi. Nemaza dururken, aghyan kimsenin icini cekdigi 
gibi, gogsiinden ses isitilirdi. Kur'an-i kerim okurken de, boyle 
olurdu. 

24 — Kalbinin kuvveti, seca'ati sasilacak kadar cokdu. Huneyn 
gazasinda, miislimanlar, ganimet toplamak icin dagilip, iic dort 
kimse ile kalmisdi. Kafirler hep birden, hemen hiicum etdiler. Re- 
sulullah onlara karsi durup kacirdi. Birkac def'a oldu. Asia gerile- 
medi. 

25 — (Mevahib-i lediinniyye)de, iiciincii maksadm ikinci fash 
sonunda diyor ki: Abdullah ibni Omer, Fahr-i kainatdan daha kuv- 
vetli bir pehlivan gormedim dedi. ibni ishak diyor ki, Mekkede 
Riigane isminde meshur bir pehlivan vardi. Resulullah ile sehr ha- 
ricinde, karsilasdi. (Ya Riigane! nicin liiiisliinan olmuyorsun?) bu- 
yurdu. Peygamber olduguna bir sahidin var mi dedi. (Seninle gii- 
res edelim. Sirtin yere gelirse, iinan eder misin?) buyurdu. Evet 
iman ederim dedi. Daha, baslangicda, Riiganenin sirti yere gelin- 
ce, saskma dondii. Bir yanhshk oldu. Tekrar edelim dedi. Boylece, 
iic kerre, sirt iistii yikildi. (Sevahid-iin-niibiivve)nin iiciincii ciiz'ii 

-362- 



basinda diyor ki, (Iman etmege niyyetim yok idi. Sirtimin yere ge- 
lecegi hatirimdan bile gecmemisdi. Simdi, kuvvetinin benden daha 
cok olduguna sasdim ve cok begendim diyerek, siiriisiiniin yansim 
Resulullaha hediyye edip, aynldi. Resulullah, siirii ile Mekkeye 
dogru giderken, Rugane kosarak geldi ve: 

— Ya Muhammed! Mekkeliler, bu silruyil nerden buldun? der- 
lerse, ne cevab verirsin dedi. 

— Rugane hediyye etdi derim buyurdu. 

— Ne icin hediyye etdi derlerse, 

— Onunla giires etdik. Sirtim yere getirdim. Kuvvetimi begen- 
di de verdi derim. 

— Aman oyle soyleme! Samm serefim yok olur. Sozlerim ho- 
suna gitdi de verdi desen iyi olur. 

— Hie yalan soylememek icin Rabbime soz verdim buyurdu. 

— Oyle ise, siiriiyii geri ahrim dedi. 

— Alirsan al! Rabbimin nzasi icin, bin siirii feda olsun buyur- 
du. Rugane Resulullahin bu imanina, dogruluguna asik olup he- 
men (Kelime-i sehadet) soyleyerek miisliman oldu.) Ebiil-Esvedil- 
Ciimehi isminde bir pehlivan daha vardi. Sign derisi iistiinde ayak- 
da durup, on kuvvetli kimse, deriyi etrafmdan ceker, deri parcala- 
nir, yerinden hareket etdiremezlerdi. Bu da, beni yenersen imana 
gelirim dedi. Giiresince, sirti yere geldi. Fekat iman etmedi. 

26 — Cok comert idi. Yiizlerle deve ve koyunlar bagislar, ken- 
disine birsey birakmazdi. Nice kati kalbli kafirler, bu ihsanlanm 
gorerek imana gelmislerdir. 

27 — Kendisinden birsey istendikde yok dedigi hie isitilmedi. 
Var ise verir, yok ise siikut ederdi. 

28 — Allahii teala, (iste vereyim) buyurmusken, diinya serve- 
tini istemedi. Elenmis bugday unu ekmegini hie yimedi. Hep 
elenmemis arpa unu ekmegini yirdi. Doyuncaya kadar yidigi go- 
rtilmedi. Ekmegi katiksiz olarak veya hurma ile, sirke ile, meyva 
ile, corba ile veya zeytin yagma batinp yirdi. Tavuk, tavsan, de- 
ve, ceylan, bahk ve pastirma etleri ve peynir de yirdi. Etin kol ta- 
rafmi severdi. Elleri ile tutup lsirarak yirdi. [Bicakla kesip yimek 
de caizdir.] Ekseriya siit veya hurma yirdi. Evde iki iic ay yemek 
pismeyip, ekmek yapilmayip, yalniz hurma yedigi aylar da ol- 
musdur. iki iic giin birsey yimedigi de olurdu. Vefat etdigi ze- 
man, bir demir zirh ceketi, otuz kilo arpa icin, bir yehudide rehin 

-363- 



birakilmis bulundu. 

29 — Bir yemegi begenmedigi isitilmedi. Begendigini yir, be- 
genmedigini yimez ve birsey soylemezdi. 

30 — Giinde bir kerre yirdi. Ba'zan sabah, ba'zan aksam yirdi. 
Eve gelince (yiyecek var mi?) der, yok denirse, oruc tutardi. 

Yemegi sofra bezi, tepsi, masa gibi birsey iistiinde yimeyip, ye- 
re kor, diz coker, bir seye dayanmadan yirdi. Yemege besmele 
okuyarak baslardi. Sag eli ile yirdi. 

31 — Dokuz zevcesine ve birkac hizmetcisine ba'zan bir sene- 
lik arpa ve hurma ayirir, bundan fakirlere de sadaka verirdi. 

32 — Yemekler arasinda koyun etini, et suyunu, kabagi, tathla- 
n, bah, hurmayi, siitii, kaymagi, karpuzu, kavunu, uziimu, hiyan ve 
serin suyu severdi. 

33 — Suyu yavas yavas, besmele ile bashyarak tic yudumda 
icer, sonunda (Elhamdiilillah) der ve diia ederdi. 

34 — Diger Peygamberler gibi, zekat mall ve sadaka almazdi. 
Hediyyeyi kabul ederdi. Ekseriya karsihgim ziyadesi ile verirdi. 

35 — Giymesi caiz olanlardan her buldugunu giyerdi. Kalm ku- 
masdan ihram seklinde dikilmemis seylerle ortiiniir, pestemal san- 
nir, gomlek ve ciibbe de giyerdi. Bunlar pamukdan, yiinden veya 
kildan dokunmusdu. Ekseriya beyaz, ba'zan yesil giyerdi. Dikilmis 
elbise giydigi de olurdu. Cum'a ve bayramlarda ve yabanci elciler 
geldikde ve cenk zemanlannda kiymetli gomlekler, ciibbeler giyer- 
di. Elbiselerinin renkleri ekseriya beyaz olurdu. Yesil, kirmizi ve 
siyah oldugu da olurdu. Kollanm bileklerine kadar, miibarek 
ayaklanm baldinn yansma kadar orterdi. 

imam-i Tirmiizinin "rahime-hullahii teala" (Semail-i §erife) ki- 
tabmda diyor ki, (Resulullah, Kamis, ya'ni gomlek giymegi sever- 
di. Gomleginin kollan, bileklerine kadar uzundu. Gomleginin kol- 
lannda ve yakasinda diigme yokdu. Ayakkabisi deriden olup, bir 
tasmasi ve iki kibah vardi. Kibal, bir ucu tasmaya, diger ucu, on uca 
dikilmis kayisdir. iki parmak arasmdan gecmekdedir. Elbise ve 
ayakkabi giymekde adete uyulur. Adetden aynlmak, sohrete se- 
beb olur. Sohretden kacinmak lazimdir. Mekkeye girdigi zemanda, 
miibarek basmda siyah sank sanli idi). 

36 — Ekseriya beyaz, ba'zan siyah tiilbenti basma sank olarak 
sanp, ucunu bir kans kadar iki omuzu arasma sarkitirdi. Sangi 
cok biiyiik ve pek kiiciik olmayip, iicbucuk metre kadar uzundu. 

-364- 



Sangini takkesiz sarar, ba'zan sanksiz fitilli takke giyerdi. 

37 — Arabistandaki adete uyarak saclanni kulaklannin yan- 
sma kadar uzatir, fazlasmi kesdirirdi. Saclarma yag surerdi. Yol- 
culukda dahi sise ile yag gotiirurdii. Yag siirdiigu zeman, basina 
once tulbent kor, bashgmi tiilbentin tistiine giyerdi. Boylece, yag 
siirdiigu disardan belli olmazdi. Ba'zan saclanni uzatip, iki on ya- 
nma uzatirdi. Mekkeyi feth etdigi giin, boyle uzanrms iki saci var- 
di. 

38 — Ellerine, basina, yiiziine misk veya baska kokular surer, 
ud agaci, kafuri ile buhurlamrdi. 

39 — Yatagi, ici hurma iplikleri ile dolu, dabaglanmis deriden 
idi. Ici yiinle dolmus bir yatak getirdiklerinde, kabul etmedi ve (Ya 
Aise! Allaha yemin ederim ki, eger istesem, Allahii teala her yer- 
de altin ve giimiis yiginlarmi yanimda bulundurur) dedi. Ba'zan 
hasir, tahta, dosek, yiinden dokunmus kece veya kuru toprak iize- 
rinde de yatardi. 

[Ibni Abidin "rahime-hullahti teala", orucu anlatmaga bas- 
larken diyor ki, (Resulullahin ve Ondan sonra dort halifesinin 
devam iizere yapdiklan seylere (Siinnet) denir. (Siinnet-i hii- 
da)yi terk etmek mekruhdur. (Siinnet-i zaide)yi terk mekruh de- 
gildir). 

Abdiilgani Nablusi "rahime-hullahii teala", (Hadika) kitabin- 
da diyor ki, (Resulullah "sallallahii teala aleyhi ve sellem", ken- 
disinin ibadet olarak yapdigi seyleri terk edeni inkar etmedi ise, 
ya'ni danlmadi ise, bu ibadetlere (Siinnet-i hiida) denir. Bunlan 
devamh yapdi ise, (Siinnet-i miiekkede) denir. Resulullahin adet 
olarak yapdigi seylere (Siinnet-i zaide) veya (Miistehab) denir. 
Iyi islere sagdan baslamak, sag el ile yapmak, bina yapmakda, yi- 
mekde, icmekde, oturmakda, kalkmakda, [yatmakda], elbisede, 
aletlerde yapdigi ve kullandigi seyler boyledir. Bunlan yapma- 
mak ve un elegi, kasik gibi (adetde bid'at) olan seyleri, ya'ni son- 
radan ortaya cikan adetleri yapmak dalalet olmaz. Giinah ol- 
maz.) Bundan anlasihyor ki, masada yimek, catal, kasik kullan- 
mak, karyolada yatmak ve konferanslarda, mekteblerde ahlak ve 
fen derslerinde, radyo, televizyon ve teyp kullanmak ve her cesid 
nakl vasitalanna binmek, gozliik, hesab makinasi gibi fen vasita- 
lanndan istifade etmek caizdir. Ciinki bunlar, adetde bid'atdirler. 
Sonradan meydana cikan seylere (Bid'at) denir. Adetde olan 
bid'atleri, yenilikleri haram islemekde kullanmak haram olur. 

-365- 



Nemazda, ezanda ve cami'deki va'z ve hutbede radyo, hoparlor, 
teyp kullanmak hususunda (Se'adet-i Ebediyye) ve (islam Ahla- 

ki) kitablarmda genis bilgi vardir. Ibadetde bid'at yapmak, ufak 
degisiklik yapmak, cok btiyiik giinah olur. Cihad yapmak, hiiku- 
metin, ordunun, diismanlarla harb etmesi ibadetdir. Fekat, harb- 
de her diirlii fen vasitasim kullanmak bid'at olmaz. Aksine, cok 
sevab olur. Ciinki, harbde her cesid fen vasitalarim kullanmak 
emr olundu. Ibadetlerde, emr olunan seyleri yapmaga yardimci 
olan yenilikleri yapmak lazimdir. Yasak edilmis seyleri yapmaga 
yardimci olan yenilikleri, degisiklikleri yapmak bid'at olur. Me- 
sela, ezan okumak icin minareye cikmak lazimdir. Ciinki, yiik- 
sekde okumak emr olundu. Fekat, ezam hoparlor ile okumak 
bid'atdir. Ciinki, alet ile okumak emr olunmadi. insamn okuma- 
si emr olundu. Nemaz vaktlerini bildirmek ve baska ibadetleri 
yapmak icin, can calmak, boru otdiirmek gibi, miizik aletleri kul- 
lamlmasi da Resiilullah "sallallahii aleyhi ve sellem" tarafindan 
yasaklandi.] 

40 — Resulullah "sallallahii aleyhi ve sellem", sakahni bir tu- 
tamdan fazla uzatmazdi. Fazlasim makasla kisaltirdi. [Bir tutam 
sakal uzatmak siinnetdir. Sakal birakmasi adet olan yerde buluna- 
nm birakmasi vacib olur. Bir tutamdan fazlasim kesmek de siinnet- 
dir. Bir tutamdan kisa yapmak bid'atdir. Boyle kisa sakah bir tu- 
tam uzatmak vacibdir. Sakah kazimak mekruhdur. Ozrle kazimak 
caiz olur.] 

41 — Her gece miibarek gozlerine iic kerre siirme cekerdi. 

42 — Evinde ayna, tarak, siirme kabi, misvak, makas, igne, ip- 
lik eksik olmazdi. Yolculukda bunlan beraber gotiirtirdii. 

43 — Her isinde sagdan baslamayi, sag eliyle yapmayi severdi. 
Yalmz, sol eliyle taharetlenirdi. 

44 — Miimkin oldugu kadar, her isini tek sayida yapardi. 

45 — Yatsidan sonra, gece yansma kadar uyuyup, sonra sabah 
nemazina kadar ibadet yapardi. Sag yamna yatar, sag elini yanagi 
altma kor, ba'zi sureler okuyup uyurdu. 

46 — Tefe'iil ederdi. Ya'ni, ilk gordugii, birden bire gordiigii 
seyleri hayra yorardi. Hicbir seyi ugursuz saymazdi. 

47 — Uziintiilii zemanlannda sakahni tutar, diisiiniirdu. 

48 — Uziildiigii zeman, hemen nemaza baslardi. Nemazm lez- 
zeti, safasi ile gammi giderdi. 

-366- 



49 — Giybet edenin, ya'nf baskasim cekisdirenin sozunii asla 
dinlemezdi. 

50 — Yurtirken, yan tarafa ve arkasma bakmak icab etse, bu- 
tiin bedeni ile doniip bakardi. Yalniz basim cevirerek bakmazdi. 

TENBIH: islam alimleri "rahime-hiimullahil teala", Peygam- 
ber efendimizin "sallallahii aleyhi ve sellem" yapdigi yukanda bil- 
dirilmis olan seyleri vice ayirmislardir. Birincisi, mtislimanlann da 
yapmasi lazim olan seylerdir. Bunlara (Siinnet) denir. ikincisi, 
Peygamberimize "sallallahii teala aleyhi ve sellem" mahsus olan 
seylerdir. Bunlan baskalarmm yapmasi caiz degildir. Bunlara (Ha- 
sais) denir. Uciincusii, adete bagh seylerdir. Bunlan her mtislima- 
nm bulundugu yerin adetine uyarak yapmasi lazimdir. Adete uy- 
mayarak yapihrsa fitne uyamr. Fitneyi uyandirmak haram olur. 

Hie usandirma Hi, ii usandirmaz seni, 
hiieii is yapma hem, kes dolandirmaz seni! 
din diisnianmdan bir su, icme kandirmaz seni, 
korkma katirden ates oisa yandirmaz seni! 

Musteklm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir, 
yiiz karasi ademe, su-i fehminden gelir, 
seref-ii san mekana, hep mekininden gelir, 
istikamet insana, elbet dininden gelir. 

Miisteklni ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Hersey gecer alemde, bir halde yokdur siikun! 
bil ki degmez teessiil etmege dunyay-i dun! 
istikamet zarardan, seni hep eyler masun, 
Hak eder sadiklarm, hasmim elbet zebun. 

Miisteklm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Birini tezlil kin, zulmle etme istigal, 
arkadas kazanmaga, olur mani' su-i hal, 
yiiz suyu dokme sakm, hem de etme kil-ii kal, 
miisteklm ol, hep cahs, verir elbet Ziilcelal. 
Miisteklm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Ister ise hifz eder, hep Allahii lem yezel, 
lrzma mu'minlerin, diisman verse de halel, 
ta ezelden soylenir, halk dilinde bu mesel: 
celb eder miikafati, insana elbet amel, 

Miisteklm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

-367- 



At riyayi, tezyin et, ihlasla ePalini, 
bos bugazlik eyleme, tikr et once kalini! 
ne diirlii saklayayim, desen de ahvalini, 
Hak teala a'lemdir bilir biitiin halini. 

Miistekim ol, hazret-i Allah utandirmaz sen// 

Magrur olmaz mal He, miilk He, ehl-i hired, 
insanin isi doner, herseye vardir bir had, 
dltim vakti gelince, kimseden gelmez meded, 
nefsine uyma sakm, hak olur bir gun cesed. 

Miistektm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Sonsuz ciham diisiin, zilh abad eyleme, 
(EHL-i SUNNET KirABI) oku inad eyleme, 
firsat eldeyken uyan, bmrii berbad eyleme, 
yakmaga suriikliyen, fi'li mu'tfid eyleme! 

Miistektm ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Haline seytan giiler, goriince bu gatleti, 
kendine gel azizim, giildiirme ol sirreti, 
hain olma, cihana ver keremle sohreti, 
herseyin iistiindedir, hiisn-ii hulkun rifati. 

Miistekim ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 

Rizk kin ketil olan, Hahk teala, sana, 
bus egmek baskasma, yakismaz hasa sana! 
izdirablara sebeb, meyl-i masiva sana, 
bir nasihat eyledi, akil-ii dana sana: 

Miistekim ol, hazret-i Allah utandirmaz seni! 



Allahii tealamn ni'metlerini, yaratdiklanni diisiin, 
biiyiikliigiinii anlarsin! 

Kendisini, nasil oldugunu diisiinme, 
anhyamaz, sapitirsm! 



368 



— IV — 

ISLAM DM VE DIGER DINLER 

MUKADDEME 

Bu kism, kitabimizm diger kismlan gibi, islam dminden bahs 
edecek, size tarihin eski sahifelerini hatirlatacak, biitiin dinlerin 
esaslan hakkinda size kiymetli ma'lumat verecekdir. Bu kismi da, 
diger kismlar gibi, fiitursuz, nes'e ile okuyacagmizi iimmid etmek- 
deyiz. Her zeman tekrar etdigimiz gibi, 21. asra girdigimiz bu gun- 
lerde, insanlann zemam az, derdleri cok, kafalan muhtelif diisiin- 
celer ile doludur. Bugiinkii insanlar, aym zemanda bircok yeni ilm- 
ler ogrenmisdir. Her okudugu kitabi bunlarla mukayese etmekde- 
dir. Onun icin, onlara bugiiniin sartlarma uygun, vesikah ve ilmi, 
fenni ve mantiki fikrler vermege mecburuz. Her sene, bir kismini 
Have ederek, bugiinkii hale gelen kitabimizi, yazmak ve nesr et- 
mek imkam verdigi ipin, Allahii tealaya ne kadar siikr etsek azdir. 
Allahii tealamn ni'metleri sonsuzdur. 

Kitabimizm okundugunu ve okuyanlarm istifade etdiklerini, ge- 
len mektublardan anhyor ve Rabbimize hamd ediyoruz. Okuyanla- 
rm diialan ve tesekkiirleri bizim en biiyiik kazancimizdir. Bu mek- 
tublar ve takdirler bizi daha fazla cahsmaga tesvik etmekdedir. 

Ne acidir ki, son zemanlarda, islam alimlerinin kitablarim oku- 
yup anhyabilen ve anladiklanm herkesin anliyabilecegi gibi yazan- 
lar azalmisdir. Hele din bilgilerinin miitehassislan hemen hemen 
kalmamisdir. islam dini, diinyamn en miitekamil [en iistiin], en 
mantiki ve en son dini oldugundan, tek dogru din olup, biitiin din- 
leri nesh edip, hiikmlerini yiiriirliikden kaldirdigmdan, onun hak- 
kinda bir kitab yazabilmek icin, yazamn yiiksek tahsilli, ya'ni ilm 
sahibi olmasi, arabi, farisi ve bir ecnebi lisam bilmesi, en yeni tabi'i 
ve fenni bilgiler yamnda, islam ilmleri ile de, miicehhez olmasi la- 
zimdir. Yazilanmizin hicbiri bizden, bizim kafamizdan cikmis degil- 
dir. Hepsi, Ehl-i siinnet alimlerinin kitablarmdan almmisdir. Yazdi- 
gimiz kitablan biiyiik bir dikkat ile, din biiyiiklerinin ve fen miite- 

- 369 - Herkese Lazim Olan Imaii: F-24 



hassislarmm eserlerinden almakdayiz. Hicbir zeman, te'assub sahi- 
bi olmadik. Elimize gecen biitiin mektublan dikkat ile incelemek- 
de ve bunlara ilm ve mantik yoluyla cevab vermekdeyiz. Kitabimi- 
zin ba'zi kismlan Fransizca, Almanca ve ingilizceye terceme edile- 
rek, biitiin dtinyaya yayihmsdir. Diger islam Cem'iyyetlerinde de, 
kitablanmizm haber ahndigmi, eserlerimizin begenildigini, oralar- 
da basilan kitablarda ismlerinin yazildigim gormekdeyiz. Bunlarla 
ogiinmiyoruz. Ciinki, yapdigimiz is, islam alimlerinin, diinyamn her 
tarafmda nesr etdikleri kiymetli eserleri okumak, incelemek, sirala- 
mak, karsilasdirmak, ogrendiklerimizi akl ve mantik siizgecinden 
gecirerek herkes tarafmdan rahatca okunur ve anlasihr bir seklde 
nesr etmekden ibaretdir. Nesr etdigimiz eserlerde, kendiligimizden 
Have etdigimiz hicbir sey yokdur. Biiyiik bir zahmet ve mesakkat ile 
topladigimiz biitiin bu bilgileri, okuyucumuzun oniine seriyor ve 
ona bunlari kolayca okumak ve ogrenmek firsatim veriyoruz. Bun- 
lardan bir netice cikarmak, okuyucuya aiddir. Bizim vazifemiz, ona 
bu malzemeyi hazirlamakdan ibaretdir. Bunu da seve seve ve kar- 
sihginda hicbir diinya menfe'ati beklemeden yapiyoruz. Miikafati 
Allahii tealadan bekliyoruz. Kitabimizm bu kismim okuyanlar, is- 
lam dininin, Allahii tealayi tamtan, Ona yaklasdiran tek yol oldu- 
gunu, insanlarm dinsiz yasayamiyacaklanm ve dmin insanlarm ah- 
lakim diizeltecegini ve hicbir zeman diinya cikarlan ve politika 
oyunlan icin kullamlamiyacagim, sahsi menfe'atler, adi maksadlar 
icin bir alet olamiyacagim, diinya ve ahiret se'adetlerine kavusmak 
icin, mutlaka Ona uymak lazim oldugunu ogreneceklerdir. 

Islam dini, en dogru, en mantiki hak din olmasina ragmen, 
Onun daha fazla intisar etmesi icin, simdi pek az gayret sarf edil- 
mekdedir. Hiristiyanlarm, hiristiyanhgi nesr icin kurduklan teski- 
latlar gayet cok olup, pek biiyiikdiirler. Bu kitabda eserlerinden fa- 
idelendigimiz ve ilerde kendisinden aynca bahs edecegimiz kiy- 
metli din alimi, Harputlu ishak efendinin "rahime-hullahii teala" 
1294 [m. 1877] senesinde yaymlanan (Diya-iil-Kulub) ismli eserin- 
de bu hususda su bilgi vardir: 

(1219 [m. 1804] senesinde kurulan ingiliz (Bible House = incil 
Evi) ismindeki protestan cem'iyyeti, incili 204 lisana terceme et- 
dirmisdir. 1872 senesine kadar, bu cem'iyyet tarafmdan basilan ki- 
tablarm adedi, hemen hemen 70 milyona varmrsdir. O zeman zar- 
fmda, bu cem'iyyetin hiristiyanhgi nesr etmek icin sarf etdigi para, 
205.313 ingiliz altim idi ki, bugiinkii para ile [bir ingiliz altim 
220.000 Turk lirasi kiymetinde iken] 45 milyar lirayi tutmakdadir.) 

-370- 



Bu cem'iyyet, bugtin dahi, fe'aliyyetde olup, diinyamn bircok yer- 
lerinde revirler, hastahaneler, konferans salonlan, kiitiibhaneler, 
mektebler, hatta sinema salonlan gibi eglence yerleri, spor te'sisle- 
ri kurmakda, buralara devam edenleri hiristiyanliga tesvik icin fev- 
kal'ade gayret sarf etmekdedir. Katolikler de, aym siiretde cahs- 
makdadir. Bunlar, aym zemanda, fakir memleketlerdeki genclere 
is bulmakda, ehaliye yiyecek, ilac yardimi yapmakda ve boylece 
onlan hiristiyanliga tesvik etmekdedir. 

Bugiin, ba'zi miisliman memleketlerinde, mesela Pakistanda, 
Giiney Afrikada, Sii'udi Arabistanda ba'zi ufak cem'iyyetler ol- 
dugu gibi, Avrupa memleketlerinde ve Amerikada da, kiiciik is- 
lam merkezleri vardir. Bunlar, islami nesriyyat yapmakdadir. Fe- 
kat cesidli firkalarca desteklenen bu merkezlerin nesriyyati, bir- 
birlerini kotiilemekde, dmimizin emr etdigi islam vahdetini boz- 
makda, boluciiliik yapmakdadirlar. Hakikat Kitabevimizin kudre- 
ti, ancak bir mikdar gencin okuyabilmesine kifayet etmekdedir. 
Bircok imkansizliklara ragmen, biitiin diinyada bizim miitevadi' 
[aleak goniillii] nesriyyatimiz okunmakda, bu sayede firka-i naciy- 
yedeki, [dogru yolda olan Ehl-i siinnet mezhebindeki] musliman- 
lann adedi her sene artmakdadir. Bundan yiiz sene ewel miisli- 
manlar hiristiyanlann ancak iicde biri kadarken, bugiin bu mikdar 
hemen hemen yiizde elliye varmisdir. Ciinki miislimanlar, akide- 
lerine sadik kalmakda ve evladlarmi miisliman olarak yetisdir- 
mekdedirler. Hiristiyan aleminde ise, gender, hiristiyanhgin, yeni 
fen bilgilerine ve modern fen buluslarma muhalif oldugunu gore- 
rek, dinlerine i'timadlan kalmamakda ve dinsiz olmakdadirlar. 
Aynca, komiinist devletler, dini biisbutiin kaldirmakda, yasak et- 
mekdedir. Bunlarm ba'zilarmda, mesela asm komiinist olan Ar- 
navutlukda (Dinsizlik Miizesi) kurularak, biitiin dinlerle alay edil- 
mekdedir. 1 ' 1 Yukanda, bildirdigimiz pek biiyiik hiristiyan dini tes- 
kilatlarm mevcud oldugu ingilterede de, hicbir dine inanmiyanla- 
nn, ateistlerin, niifusun yiizde otuzunu buldugunu, ingiliz nesriy- 
yati haber vermekdedir. 

O halde, bir tarafda biitiin gayretlere ragmen hiristiyanhk 
za'iflerken, bizim yaymlanmiz, nicin fazla takdir buluyor? Bunun 
sebebi asikardir. islam dmi en medeni, en mantiki ve en dogru 
dindir. insafli [tarafsiz] ve kiilturlii her insan, miislimanhgi acik 
tarzda bildiren kitablanmizi okuyunca, bu dinin en son hak din 
oldugunu, biitiin modern bilgi ve anlayislara uydugunu, icinde 



[1] Bugiin bu komiinist idare yikilmisdir. 

-371- 



hicbir hurafe bulunmadigim, (Teslis = Uc tanri) inanci gibi akl ve 
mantigm kabul edemiyecegi bir akideye degil, bir tek Allaha inan- 
digim gorerek, Ona iman etmekdedir. Ciinki, dikkat ile tedkik 
edilecek olursa, simdiye kadar dtinyaya gelmis olan (Tek Allaha 
iman) esasma bagh dinlerin, birbirinin devami oldugu ve biri bo- 
zulunca, Allahii tealanm, onu diizeltmek icin, yeni bir Peygamber 
"aleyhisselam" gonderdigi, bu dinlerin sonuncusunun ise, en ilmi 
ve en miikemmel bir din olan, islam dini oldugu goruliir. Bu ara- 
da, kendisinden yukanda bahs etdigimiz ve ilerde de bircok ker- 
reler ismi gececek olan, Harputlu Ishak efendinin islamiyyet ile 
hiristiyanhgi mukayese etmesi de, bu iki dmin iman esaslarimn, 
aslmda birbirlerinin aym olup, hiristiyanligm sonradan yehudiler 
ve papazlar tarafmdan tahrif edildigini, degisdirildigini goster- 
mekdedir. 

tlzerinde durulmasi icab eden miihim bir mevzu' da, hiristiyan- 
lik ile islamiyyetdeki ahlak esaslarmm mukayesesidir. Bu kismi ve 
(Cevab Veremedi) kitabimizm sekizinci kismim tedkik edecek 
olursaniz, bu iki dinin aym seyleri nasil aym tarzda ele aldiklanm, 
insanlara aym emrleri verdiklerini goreceksiniz. Bugiin bir hiristi- 
yan, iic tanri yerine, tek Allaha ve son peygamber olan Muham- 
med aleyhisselama inamrsa, miisliman olur. Bugiin, akh basinda 
olan hiristiyanlar da, iiclii tanri i'tikadim [inancim] red etmekde, 
bunu te'vil icin, muhtelif tefsirler ortaya koymakda ve tek Allaha 
inanmakdadir. Bu hakikati goren bircok hiristiyan, seve seve miis- 
liman olmuslardir. Kitabimrzin (Ni^in Miisliman Oldular?) kis- 
mmda bunlardan bahs edilmekdedir. Din, ruhun gidasidir. Dinsiz 
bir insan, kafasiz bir govdeye benzer. Bir viicudiin nasil nefes al- 
mak, yimek ve icmek ihtiyaci varsa, ruh da tarn bir asalete erismek, 
tertemiz olmak, huzura kavusmak icin, dine muhtacdir. Dinsiz bir 
insan bir makineden, bir hayvandan farksizdir. Din, insana Allahi- 
m tamtan, onu fenahk yapmakdan koruyan, onun yolunu acan, di- 
magim ferahlatan, derdli zemanlarda onu teselli eden ve ona mad- 
dive ma'nevikudret veren, cem'iyyet icinde ona hurmet, seref, i'ti- 
bar ve muhabbet kazandiran ve ahiretde de ebedi, sonsuz Cehen- 
nem atesinden koruyan en biiytik amildir. 

Kitabimizm bu kismim, okuyup bitirdiginiz zeman, siz de, bii- 
tiin semavi, ilahi dinlerin birbirinin devami oldugunu, ancak muh- 
telif zemanlarda, Allahii teala tarafmdan, yenilenerek, tek Allaha 
iman eden hakiki dinlerin, esasda tek bir din, tek bir iman oldugu- 
nu, ancak insanlar tarafmdan degisdirildikce, Allahii tealanm em- 

-372- 



ri ve Onun gonderdigi Peygamberleri "aleyhimiisselam" sayesinde 
diizeltildigini ve en son dinin, Muhammed aleyhisselamm getirdigi 
(islam dini) oldugunu goreceksiniz. 

Islamiyyetin en biiyiik diismam ingilizlerdir. Ciinki, ingiliz dev- 
letinin esas siyaseti, diinyadaki, bilhassa Afrika ve Hindistandaki 
tabfi servetleri somiirmek, oralardaki insanlan, hayvan gibi calis- 
dinp, biitiin kazanclan ingiltereye nakl etmekdir. Adaleti, sevis- 
megi ve yardimlasmagi emr eden islam dinine kavusanlar, ingiliz- 
lerin zulmlerine, yalanlarma mani' olmakdadir. Buna karsilik, in- 
giliz hiikumeti, (Miistemlekeler nezareti) kurarak, akla, hayale 
gelmiyen hain planlarla, askeri ve siyasi kuvvetleri ve yalan ve ifti- 
ralan ile islamiyyete saldirmakdadir. Bu nezaretin idare etdigi, ka- 
dm ve erkek binlerce casusdan biri olan, Hempherin 1125 [m. 
1713] senesinde bashyan calismalanna aid i'tiraflan, insanlik icin 
yiizkarasi olan bu planlarm bir kismim aciklamakdadir. Bu i'tiraf- 
lar, Hakikat Kitabevi tarafmdan, 1991 de, arabi, ingilizce, rusca ve 
tiirkce nesr edilmisdir. 

Cok iniihiin ilave: Peygamberler vasitasi ile, Allah tarafindan 
bildirilmis olan yasamak yoluna (Din) denir. insanlarm yapdigi ya- 
samak yoluna (Kanun) denir. Din, anadan, babadan ve kitabdan 
ogrenilir. Dinsiz insan olamaz. Her insan, dfninin emrlerine uygun 
olarak yasar. Dinine uyamn, diinyada rahat yasayacagina ve ahi- 
retde Cennete giderek, sonsuz se'adete kavusacagma, baska dinde 
olanlarm, diinyada sikmti cekeceklerine ve ahiretde Cehennem 
atesinde sonsuz yasayacaklarma inamr. Herkes, dinini ovmekde- 
dir. Propagandalarla, reklamlarla herkesi kendi dinine cagirmak- 
da, boylece kendi dininin dogru olduguna inanmakda ve herkesi 
inandirmakdadir. insanm diinya ve ahiret se'adeti, dinine bagh ol- 
dugu icin, insan, anasmdan, babasmdan ogrendigi dinine bagh kal- 
mamah ve propagandalara ve reklamlara aldanmamah, mevcud 
dinlerin hepsini incelemeli, dogru oldugunu anladigi dine sarilma- 
hdir. 

Hakikat Kitabevinin cikardigi kitablar, biitiln dinleri tarafsiz 
olarak bildiriyor. Uzun senelerin tedkiki neticesinde, biitiin dinle- 
ri okuyucularma haber veriyor. Kitabevimiz, din ile alakasi olmi- 
yan, birkac kiilturlii gence, Hakikat Kitabevinin kitablanm incele- 
melerini vazife olarak verdik. Bunun icin kendilerine iicret de ver- 
dik. Bir sene sonra verdikleri raporda, (islam dininin hie degisdi- 
rilmemis hak din oldugunu, biitiin insanlara se'adet yolunu gos- 
terdigini, inamlacak dinin yalniz islamiyyet oldugunu anladik. 

-373- 



Tahsilli, aklh her gencin, Hakikat Kitabevi kitablanm muhakkak 
okuyarak, mevcud dinleri iyice ogrenmesi, akh ile, ilmi ile, vicdam 
ile karar vererek, hey'etimizin secdigi islam dmine sanlrp, se'adete 
kavusmasi, yalan ve hileli yazilar ile okuyuculan aldatanlarm tu- 
zaklarma diiserek, diinyada ve ahiretde felaketlere, sonsuz azabla- 
ra dusmekden kurtulmasi lazim oldugunu) bildirmislerdir. Biz de, 
biitun diinyaya islam dinini secmelerini ve islamiyyete tabi' olarak, 
se'adete kavusmalanm tavsiye ediyoruz. 

Oliim vardir, gafil olma, sakm meyl etme diinyaya! 
Kapihna mal-ii emlake, sakm aldanma diinyaya. 
Calis emr-i ilahiyi yetdikfe icraya! 
Gelenler hep sefer eyler, muhakkak dar-i ukbaya! 
Yiiziin don, iltica eyle, Cenab-i Zat-i Mevlaya! 

Bu diinya bir kopriidiir, her gelen bir bir gecer durmaz! 
Hani aba-ii ecdadin, ne oldu, kimseler sormaz. 
Hani annen, baban nerde, bu diinya kimseye kalmaz. 
Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-i ukbaya. 
Yiiziin don, iltica eyle, Cenab-i Zat-i Mevlaya! 

Ecel bir gelir, ondan aceb kurtulan var mi? 
Hie olmem diyenler olmiis, bakm hie kurtulan var mi? 
Hani sahlar ve sultanlar, bakm hie nisan var mi? 
Gelenler hep sefer eyler muhakkak dar-i ukbaya, 
Yiiziin don, iltica eyle, Cenab-i Zat-i Mevlaya. 



TEVHID DUASI 



Ya Allah, ya Allah. La ilahe illallah Muhammediin 
Resiilullah. Ya Rahman, ya Rahfin, ya afiivvii ya Kerfm, 
fa'fii anni verhamni ya erhamerrahimin! Teveffeni miis- 
limen ve elhikni bissalihin. Allahiimmagfirli ve li-abai 
ve iiiiunehati ve li aba-i ve iimmehat-i zevceti ve h-ecda- 
di ve ceddati ve li-ebnai ve benati ve li-ihveti ve ehavati 
ve li-a'mami ve ammati ve li-ahvali ve halatf ve li-iistazi 
Abdiilhakim-i Arvasi ve lil mu'minine vel mu'minat 
yevme yekumiilhisab. "Rahinetullahi teala aleyhim ec- 
ma'in." 



374- 



-1- 

iSLAMiYYET 
BIR (VAHSET) DIM DEGILDIR 

Viyanaya bakan Kahlenberg tepesine, ya'ni 1095 [m. 1683] Vi- 
yana kusatmasmda Osmanh ordusunun karargahimn bulundugu 
mahalle cikarsamz, orada bir abide [anit] goriirsiiniiz. Burada (Al- 
lah bizi vebadan ve Ttirk serrinden korusun) ibaresi vardir ve bu 
ibarenin altinda bulunan tasbasmasi bir resmde de, Tiirklerin hi- 
ristiyan kadm ve cocuklan bogazladiklanm telkin eden uydurma 
bir resm vardir. O tarihde Tiirkler, hiristiyanlarca, diinyanin en 
vahsi, en zalim, en gaddar milleti olarak tamtiliyordu. Bunun da 
islamiyyetden geldigini zan ediyorlardi. Eger Tiirkler hiristiyan 
olsalardi, (vahsi) ve (gaddar) olmiyacaklardi, diyorlardi. islam di- 
ninin bir vahset dim oldugunu ileri siirenler, o zemamn hakimleri, 
zalimleri, diktatorleri olan hiristiyan din adamlan idi. Okullarda 
verilen din derslerinde bu husus daima one suriiliiyor, gene hiris- 
tiyan cocuklan, islam dinini bir vahset dini olarak tamyorlardi. Bu 
korkunc iddi'a ve iftira, asrlarca devam ederek, giiniimiize kadar 
gelmisdir. Harputlu ishak efendi "rahime-hullahii teala" kitabm- 
da, bir papazin, 1860 senesinde islamiyyetin aleyhine nesr etdigi 
bir risalesinde sunlan yazdigim nakl etmekdedir: 

(Isa "aleyhisselam ", kendi dinini daima sevgi He, giizellikle, 
insanlara merhamet ve onlann derdlerine care bulmakla teblig 
etmisdir. Onun icindir ki, daha nasraniyyet dini baslar baslamaz, 
birkac sene icinde 500 kisi hiristiyan olmusdur. Halbuki, bir vah- 
set dini olan miislimanlik, insanlara zorla, dliim korkusu He kabul 
etdiriliyordu. Muhammed "aleyhisselam" miislimanhgi zorla, 
korkutarak, tehdid ederek, ancak cenk He, cihadile yaymaga ca- 
hsdi. Bu sebeb He, Peygamber oldugunu iddi'a etdigi giiniin iize- 
rinden 13 sene gecdigi halde, sadece teblig etmek sureti He, miis- 
limanhgi kabul edenlerin adedi ancak 180 kisi kadardi. Bu da, ha- 
kiki ve insani bir din olan hiristiyanhkla, vahset dini olan miisli- 
manhgm arasmdaki farki gostermege kafidir. Hiristiyanhk, in- 
sanlann kalbine giren, merhamet ve sefkat telkin eden, hicbir 
cebr ve zor kullanmayan miikemmel ve insani bir dindir. Hiristi- 
yanhgm tek ve hakiki bir din oldugu sundan anlasihr ki, hiristi- 

-375- 



yanhk zuhur edince, ondan evvelki tek Allah dini olan musevili- 
gin hiikmii ortadan kalkmisdir. Allahii teala, yeni bir Peygamber 
gonderince, ondan evvelki dinlerin hiikmiiniin ortadan kalkmasi 
icab eder. Yehudiler, nasraniyyeti kabul etmedikleri icin iizerleri- 
ne diirlii diirlii belalar gelmis, hakir ve zelil olmuslardir. Ciinki, 
yeni Peygamber gondermek, ondan evvelki dinlerin bozulduguna 
alametdir. Halbuki, Muhammed "aleyhisselam " geldikden sonra 
hiristiyanhk ortadan kalkmamis, yehudilere oldugu gibi hiristi- 
yanlann iizerlerine cesidli belalar gelmemis, aksine daha fazla ya- 
yilmisdir. Miislimanlann biitiin ugrasmalarma, milletleri kihncdan 
gecirmelerine, kiliseleri yakip yikmalanna (mesela, halite Omer 
zemamnda 4000 kilise yikilmisdir) ragmen, hiristiyanlar gun gec- 
dikce artmakda, re 1 aha [zenginlige] kavusmakda, buna karsihk 
miisliminlar perisan olmakda, fakirlesmekde ve diinyi iizerinde 
hicbir kiymet ve ehemmiyyetleri kalmamakdadir.) dedi. 

Papazin bu iftiralarma hoca ishak efendi "rahmetullahi aleyh" 
asagidaki cevabi vermisdir: 

Her seyden once, papazin verdigi bilgi ve rakamlar hakikate 
uymamakdadir. Ciinki, islam dininin mukaddes kitabi (Kur'an-i 
kerim)de, (Dinde zorlama yokdur) emri bulunmakdadir. Hazret-i 
Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem", din-i islami teblig eder- 
ken, hicbir cebr ve tehdid kullanmadigi halde, kendiliginden ve 
seve seve muslimanhgi kabul edenler kisa zemanda artmisdir. Hi- 
ristiyan tarihcilerinden, Kur'an-i kerim mutercimi papaz SA- 
LE'nin beyanlan bu soziimiizii isbat etmekdedir. [George Sale 
1149 [m. 1736] da oldii. ingiliz papazidir. 1734 de Kur'an-i kerimi 
ingilizceye terceme etdi. Eserinin onsoziinde islamiyyet hakkmda 
uzun ma'lumat verdi.] 1266 [m. 1850] senesinde basilan bu 
(Kur'an tercemesi)nde diyor ki: (Medinede daha hicretden evvel, 
icinde miisliman bulunmayan bir tek ev kalmamisdi.) Demek olu- 
yor ki, o zemana kadar hie kilmc yiizii gormeyen sehrlerdeki in- 
sanlar sirf islamiyyetin buyukliigii, dogrulugu, Kur'an-i kerimin 
belagati sayesinde, bu dini severek kabul etmislerdir. Muslimanh- 
gm pek siir'at ile intisar etdigini asagidaki hakiki rakamlar isbat 
etmekdedir. Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem" vefat etdigi 
zeman, miislimanlann adedi 124.000'i bulmusdu. Resulullahm 
"sallallahii teala aleyhi ve sellem" vefatmdan dort sene sonra, 
Omer "radiyallahii anh" 40.000 kisilik bir miisliman ordusu gon- 
dererek, bununla Irani, Suriyeyi, Konyaya kadar Anadoluyu ve 
Misn feth etdi. Omer "radiyallahii teala anh", hicbir zeman, gad- 

-376- 



darhk gostermedi. Zalim diktatorlerden aldigi memleketlerdeki 
hiristiyanlara, atese tapanlara, hie zulm yapmadi. Bu adaletini bii- 
tiin cihan, dost ve diisman, kabul etmekdedir. Bu memleketlerde 
yasayan halkm cogu, islam dinindeki adaleti, guzel ahlaki gorerek 
ve anliyarak, seve seve musliman oldular. Eski batil dinleri, ya'ni 
hiristiyanlik, yehudilik ve mecusilik iizerinde kalanlar pek azdi. 
Boylece 10 sene gibi, pek az bir zeman zarfmda, islam memleket- 
lerinde yasiyan miislimanlarm sayisinm 30 milyona ulasdigmi, ta- 
rihciler soz birligi ile bildirmekdedir. Omer "radiyallahii anh", 
4000 kiliseyi yakip yikmak soyle dursun, Kudiise girdigi zeman, 
kendisine hangi kiliseyi cami' yapmak istedigi sorulunca, bu tekli- 
fi siddet ile red etmis, ilk nemazim kilise dismda kilmisdir. 

Isa aleyhisselamm goge kaldirilmasindan 300 sene sonra, birin- 
ci Kostantin hiristiyanligi kabul etdi. Onun yardimi ve zorlamasi 
ile, hiristiyanlann niifusu ancak 6 milyona ulasabildi. Kostantin 
hiristiyanligi kabul etmiyen yehudilerin kulaklarim kesdirdi ve 
taslatdirdi. 

Hiristiyanlik zuhur edince, yehudiligin ortadan kalkdigi, iizer- 
lerine cesidli belalar geldigi iddi'asma gelince, bu papazin tarihi iyi 
tedkik etmedigi, bilmedigi anlasilmakdadir. Zira, yehudilik, hiris- 
tiyanlik zuhur etmeden cok zeman evvel bozulmus, Kudus sehri 
Asuri hiikumdan Buhtunnasar [m.o. 604-561] tarafmdan, sonrala- 
n da, Romahlar tarafmdan yakihp yikilmisdi. Bundan sonra, ye- 
hudiler darmadagm olmuslar, bir daha kendilerine gelememisler- 
di. Biitiin bunlar, iseviligin zuhurundan evvel meydana geldigin- 
den, hiristiyanlik ile hicbir ilgisi yokdur. Bugiin, 21. ci asra girer- 
ken, karsimizda bir yehudi devleti goriiyoruz. Demek ki, hiristi- 
yanhga ragmen yehudilik, meydandadir. Esasen bugiinkii israil 
devleti kurulmadan evvel de, Avrupada biitiin servet kaynaklan- 
nm, bankalarm, basinm, biiyiik sanayi'in basmda yehudiler bulu- 
nuyor, yehudi avukatlan biitiin diinyada biiyiik ragbet gortiyorlar- 
di. Yehudilerin arasmdan Lord Disraeli gibi ingiltere imperator- 
liigiinun en zengini ve milletvekili olan insanlar zuhur etdi. Yine 
yehudilerden Rotelid, diinyamn en zengin insamdir. Bugiin dahi, 
Avrupa ve Amerikada borsalar ve pekcok sirketler hep yehudile- 
rin ellerindedir. Demek oluyor ki, papazin, hiristiyanlik zuhur 
eder etmez yehudiligin ortadan kalkdigi ve yehudilerin iizerlerine 
cesidli belalar geldigi iddi'asi, temamen yanhsdir. Ancak, kendi 
dimagmda meydana gelen bir hayalden ibaretdir. 

Hiristiyan din adamlan, hiristiyan dininin sirf sevgi, sefkat, 

-377- 



merhamet, birbirine yardim esaslan uzerine kuruldugunu i'lan et- 
mekdedirler. Biz komsumuz olan hiristiyan papaza, Kitab-i mu- 
kaddesin Ahd-i atik kismmin, Tesniye kitabi 20. babmm 10-18. ci 
ayetlerinde ve Kitab-i mukaddesin 1303 [m. 1886] senesinde is- 
tanbulda yapilan tiirkce baskisinm 169. cu sahifesinde yazili olan 
bir parcayi gosterdik. Bu parcada aynen soyle denilmekdedir: 

(Bir sehre karsi cenk etmek icin, ona yaklasdigm zeman, ora- 
nm halkim sulha cagiracaksm. Eger, onlar bunu kabul eder ve ka- 
pilarim sana acarlarsa, bu sehrin icindeki biitiin insanlar artik se- 
nin hizmetcin olacaklar ve oliinceye kadar sana kulluk edecekler- 
dir. Eger sulhu kabul etmeyip, seninle cenk ederlerse, sehri muha- 
sara edeceksin ve senin Allahin olan RAB, bu sehri senin eline 
verdigi zeman, sehrde bulunan her erkegi kihncdan gecireceksin. 
Kadinlan, cocuklan, hayvanlan ve sehr icinde bulunan her seyi 
[mallan ve benzerlerini] kendin icin yagma edeceksin. [Ya'ni on- 
lara el koyacaksin.] Boylece, Allahin olan Rab'm sana verdigi 
dusmanlannm mallarim yiyeceksin. Yalniz bu sehrde degil, sen- 
den cok uzakda bulunan diger biitiin sehrlerde de boyle yapacak- 
sm. Allahin olan Rab'in sana miras olarak vermekde oldugu bu 
kavmlerin sehrlerinde nefes alan hicbir kimseyi sag birakmiyacak- 
sin. Hittileri ve Amorileri, Ken'anileri ve Perizzileri ve Hivileri ve 
Yebusileri, Allahin olan Rab'in sana emr etdigi gibi, teiiiaiiien 
yok edeceksin. Ta ki, kendi ilahlanna yapdiklan biitiin rezil hare- 
ketlerine gore ibadet yapmagi size ogretmesinler. Yoksa, Allahin 
olan Rab'a karsi isyan etmis, sue islemis sayihrsm.) 

Hiristiyan komsumuza, (Sizin mukaddes kitabimzda zevalh in- 
sanlara karsi cok gaddarca mu'amele emr olunmakdadir. Sizin 
mukaddes kitabimzda bulunan bu emrin, miitemadiyen tekrarla- 
digimz, hiristiyanhk sefkati ve merhameti ile, hie bir miinasebeti 
yokdur. Nerede sizin merhametiniz, acimamz? Kitab-i mukaddes- 
deki bu parca mudhis bir vahset ve zulm emridir. Demek sizin di- 
niniz size vahseti emr ediyor. Bizim kudsi kitabimiz Kur'an-i ke- 
rimde ise, diismana boyle mu'amele edilecegi hakkinda tek bir ke- 
lime yokdur. Aksine, Kur'an-i kerim, daima sefkatden, merha- 
metden, afv etmekden bahs ediyor. Zulm yapmagi haram ediyor. 
O halde, nasil oluyor da, hiristiyan din adamlan, islam dininin 
vahseti emr etdigini, hiristiyanhk dininin ise sefkat dmi oldugunu 
soylemege cesaret ediyorlar? iste, elimizde sizin kudsi kitabimz 
Kitab-i mukaddesden bir parca! Demek oluyor ki, sizin iddi'am- 
zm aksine olarak, Kitab-i mukaddes vahseti, barbarhgi, gaddarh- 

-378- 



gi emr ediyor. Buna ne dersiniz?) dedik. 

Evvela bu parcadan haberi olmadigini soyleyen ve kendisine 
yukanda bildirilen tiirkce incil getirilerek 169. cu sahifesi gosteri- 
len hiristiyan papaz, (Efendim, bu parcamn Isa "aleyhisselam" ile 
hicbir miinasebeti yokdur. Bu parca, Musaya "aleyhisselam" aid 
olan Tevratdan almmis bir parcadir. Bahs edilen sey, Allahii te- 
alamn Musevflere Misrhlardan intikam almak icin verdigi emrdir. 
Misrhlar, o zeman hak dmini tammamislar, Musa aleyhisselami 
oldiirmege kalkmislardi. Bunun iizerine, Allahii teala, onlardan 
intikam almak icin yehudilere, ismi yazih kafir milletleri yok et- 
mek emrini vermisdi. iste Kitab-i mukaddese Mve edilen bu par- 
camn ma'nasi budur. Bunun, hiristiyanhk dmi ile hicbir alakasi 
yokdur) diye cevab verdi. Bunun iizerine, ona dedik ki: (Her df- 
nin bir mukaddes kitabi vardir. O dine inananlar, ona aid mukad- 
des kitabm basindan sonuna kadar her parcasma iman etmeye 
mecburdur. Parcalarm nereden geldigi, nasil tertiblendigi mev- 
zu'u bahs olamaz. Zira mukaddes kitaba, Allah kitabi olarak ve 
icindeki yazilara da, Allahm emri olarak iman edilir. Hiristiyanla- 
nn mukaddes kitabi (Kitab-i mukaddes), ya'ni Tevrat ve incildir. 
Onun icin, siz Kitab-i mukaddesde yazih biitiin yazilan Allahm 
emri olarak tammak mecburiyyetindesiniz. Yok, burasi eskiydi, 
yok burasi yehudilere aiddir, yok burasi Isayi degil, Musayi ilgi- 
lendirir diye mukaddes kitabmizi parcalara bolemezsiniz. Bir kis- 
mma iman edip, bir kismma inanmamazhk edemezsiniz. Temami- 
na iman etmek mecburiyyetindesiniz. Eger incilin (Tesniye) kis- 
mmda bulunan bu parcamn, hiristiyanhkla hicbir miinasebeti yok- 
sa, sizin dmi meclisleriniz, bu parcayi Kitab-i mukaddesden cikar- 
maga, yahud bunun bir hurafe olup, sonradan incile eklendigini 
biitiin diinyaya bildirmege mecbiir idi. Boyle bir sey yapilmadigi- 
na gore, bu parcaya da, Allahm emri olarak inaniyorsunuz de- 
mekdir. O halde, hiristiyan dininin cok gaddar, vahsibir din oldu- 
gunu, kimseye merhamet etmeden, biitiin insanlan yok etmek is- 
tedigini kabul etmek mecburiyyetindeyiz.) 

Hiristiyan papazi hayretde kalmisdi. Kendisi, Kitab-i mukad- 
desi hie bir zeman tam okumamis, hele eski ahd kismim gozden 
bile gecirmemis oldugu icin, bu parcayi ancak bizim gostermemiz 
iizerine okumus, hayretden agzi acik kalmisdi. Nihayet bize, (Siz 
yalmz beni degil, biitiin hiristiyanhk alemini mahcub etdiniz. Ben 
bir din adami degilim ve i'tiraf edeyim ki, pek dindar da sayil- 
mam. Fekat, Kitab-i mukaddesde yalmz sefkat, merhamet ve afv 

-379- 



etmek hususlan bulundugunu zan ediyordum. Bu miidhis vahset 
parcasi, bana bir felaket te'siri yapdi. Ayni zemanda, papaz oldu- 
gum icin de, cok mahcub oldum. Memleketime doniince, bu isi il- 
mi cok olan din adamlarma nakl edecegim. Miimkinse Kitab-i 
mukaddesin bu kismini, mukaddes kitabdan cikartmak icin ala- 
kali makamlara miirace'at edecegim. Bu kism, muhakkak bir hu- 
rafedir. Ciinki, boyle korkunc bir emri Allah vermez. Her halde, 
bu kism bir yehudi uydurmasi olacak) dedi. Kendisini teselli et- 
dik. Ona ingilizce nesr etdigimiz (islamiyyet ve Hiristiyanhk) ki- 
tabmdan verdik. Dedik ki, (Bu kitabi okursaniz, kitab-i mukad- 
desde daha pek cok hatalar bulundugunu gorursiiniiz. Hatta, bir 
rivayete gore, bu yanhslar 20.000'i bulmakdadir!). incil ile 
Kur'an-i kerim mukayesesi, bundan onceki (Kur'an-i kerim ve 
Bugiinkii Tevrat ve incfller) kismmda bulunmakdadir. Liitfen 
oraya miirace'at ediniz! 

Hiristiyanlann, Allahii teala tarafmdan gonderildigine inan- 
diklan, (Kitab-i mukaddes) de, zulmii, vahseti emr eden pek cok 
yerler vardir. Miislimanlara vahsi, islam dinine vahset dini diyen, 
sozde ma'sum ve musfik(!) hiristiyanlara bir ibret olmasi bakimm- 
dan hiristiyanhgm mukaddes kitablarmdaki zulm ve iskenceler- 
den ba'zilanm kisaca zikredelim. 

Tevratm Huruc [Cikis] kitabimn 23. babimn 23. cii ayetinde, 
(Benim melegim senin oniinde gidecek ve seni Amorilerin, Hitti- 

lerin ve Perizzilerin ve Kenanhlarm arasma gotiirecek ve 

ben onlan helak edecegim). 24. cii ayetinde, (Onlarm temamini 
yok edip, dikili taslanni temamen parcalayacaksin) demekdedir. 

Adedler [Sayilar] kitabimn 31. ci babimn basmda, (Rab Musa- 
ya, Midyanilerden israilogullarmm intikamim al) demekdedir. 7. 
ci ayetinde ve devammda ise, (Midyanilere karsi cenk etdiler ve 
her erkegi oldiirdiiler, kadmlanm ve cocuklarmi esir aldilar. Bii- 
tiin hayvanlanm ve biitiin siiriilerini ve biitiin mallanm gasb etdi- 
ler, yagmaladilar. Oturduklan biitiin sehrleri ve biitiin obalanm 
atesle yakdilar) demekdedir. 

Bu ayetlerin devaminda, Musa aleyhisselamin, kadmlan sag 
birakdigi icin subaylanna kizdigi ve biitiin kadinlann ve erkek co- 
cuklarmm oldiiriilmesini emr etdigi yazihdir. Aynca oldiiriilmi- 
yen kiz cocuklannin sayisimn 32.000 oldugu bildirilmekdedir ki, 
[Ayet 35] katledilenlerin sayismi siz diisiiniin! 

Tesniyenin 7. babimn basinda, (Allahin Rab, miilk olarak al- 
mak icin gitmekde oldugun diyara seni gotiirecegi ve senin oniin- 

-380- 



den cok milletleri, Hittileri ve Girgasileri ve Amonleri ve Kenan- 
lilan ve Perizzileri ve Hivileri ve Yebusileri, senden daha kuvvet- 
li ve daha buyuk yedi milleti kovacagi ve Allahm Rab onlan senin 
oniinde ele verecegi ve sen onlan vuracagin zeman, onlan tema- 
men yok edeceksin, onlarla sulh etmiyeceksin ve onlara acimiya- 
caksm) demekdedir. 

Hurucun [Cikis] 32. babimn 27. ci ayetinde, (Musa onlara de- 
di, Israilin Allahi Rab soyle diyor: Herkes kilicim beline kusansm 
ve ordugahda kapidan kapiya dolassm ve herkes kendi kardesini 
ve herkes kendi arkadasim ve herkes kendi komsusunu oldiirsiin) 
demekdedir. 

Birinci Samuelin 27. ci babimn 8. ci ayeti ve devammda, Daviid 
aleyhisselamin askerleri ile Gesurilere, Gizrilere ve Amalikilere 
hucum etdigi, erkek kadm kimseyi sag birakmadigi yazihdir. 

Ikinci Samuelin 8. ci babmda Daviid aleyhisselamin Suriyeli- 
lerden 22.000 kisiyi, daha sonra 18.000 kisiyi oldurdiigii yazihdir. 
10. cu babimn sonunda ise 700 araba cengci ile 40.000 athyi oldur- 
diigii yazihdir. 12. ci babimn sonunda, Daviid aleyhisselamin tes- 
lim aldigi sehrdeki esirleri hizarlarla, demir tirmiklarla ve baltalar- 
la katl etdigi ve tugla finmnda cahsdirdigi yazihdir. 

Ahd-i atikde Yusa aleyhisselamin, Musa aleyhisselamdan son- 
ra milyonlarca insam katl etdirdigi yazihdir. 

Matta Incilinin 10. cu babimn 34. cii ayetinde Isa aleyhissela- 
min, (Yeryiiziine selamet getirmege geldim zannetmeyin. Ben se- 
lamet degil, fekat kilmc getirmege geldim) dedigi yazihdir. 

Luka incilinin 12. ci babimn 51. ayetinde, Isa aleyhisselamin, 
(Diinyaya selamet getirmege mi geldim zan ediyorsunuz? Size de- 
rim ki, HAYIR. Fekat dogrusu aynhk getirmege geldim) dedigi 
yazihdir. 

Yine Luka incilinin 22. babimn 36. ci ayetinde, Isa aleyhisse- 
lamin havarilerine, (Simdi kesesi olan onu alsin ve torbasi olan da 
alsin ve olmiyan esvabim satsin ve kihc satm alsm) dedigi yazih- 
dir. 

(Kitab-i mukaddes)i okuyan insafh bir kimse, onun vahset ve 
zulm sahneleri ile dolu oldugunu ve biitiin bunlarm, Peygamber- 
lere, Allahii tealamn sevgili kullarma atf edildigini goriir. 

Hiristiyanlar, Allah kelami olduguna inandiklan bu kitabm, 
emrlerine tabi' olarak, gerek birbirlerine, gerekse musliman ve 

-381- 



yehudilere cok zulmler ve tarihe kanla yazilan katliamlar yapmis- 
lardir. Papaz Alex Kcithin ingilizce olarak te'lif etdigi ve papaz 
Merikin farisiye terceme etdigi (Ke§f-iil asar ve S kisas-i enbiya-i 
beni Israil) ismi ile basilan kitabm 27. ci sahifesinde, (Biiyiik Kos- 
tantin, kendi zemamnda memleketinde bulunan biitiin yehudile- 
rin kulaklannm kesilmesini emr etmis ve cesidli yerlere siirgiin 
ederek memleketinden atmisdir) demekdedir. Papazlann yazdigi 
(Siyer-iil-mutekaddimih) kitabmda, (Miladm 372 senesinde, Ro- 
ma imperatoru Gratienus, kumandanlan ile mesveret etdikden 
sonra, memleketinde bulunan biitiin yehudilerin hiristiyan olma- 
sim, hiristiyanhgi kabul etmiyenlerin ise, oldlirulmesini emr etdi) 
demekdedir. 

1265 [m. 1849] senesinde Beyrutda basilan ve papazlann yaz- 
digi bir kitabda, papayi kabul etmedigi icin 230.000 protestam ka- 
tolikler katl etmislerdir diye yazilidir. Katolik papazlarmdan Tho- 
masm ingilizceden Urducaya terceme etdigi (Mir'at-iis-sidk) ismi 
ile 1267 [m. 1851] de basilan kitabm 41-42. ci sahifelerinde, protes- 
tanlarm 645 manastir, 90 mekteb, 2376 kilise ve 110 hastahaneyi 
katoliklerden alarak, yok behasma satdiklan yazilidir. Kralice Eli- 
zabetin emri ile, katolik rahiblerinden ve din adamlarmdan cogu 
gemilerle gottiriiliip, denize atilmisdir. Bu zulm ve faci'alann taf- 
silatmi anlatan ciltlerle kitab yazilmisdir. Miislimanlara (Vahsi) 
diyen hiristiyanlarm vahsi olduklanm, papazlann yazdigi bu ki- 
tablar isbat etmekdedir. 

Hiristiyan din adamlan, islam dininin vahset dmi oldugunu is- 
bat etmek icin, Kur'an-i kerimde tek bir kelime bile bulamazlar. 
Fekat, yukanda incilin eski ahd kisminda bulunan bu bahs, hiris- 
tiyan dininin tarn bir vahset dini oldugunu gostermiyor mu? Ken- 
di kudsi kitablarmda, boyle vahset emri bulunan hiristiyan din 
adamlan, acaba ne yiizle islam dininden (vahset dmi) diye bahs 
ediyorlar? Evvela, kendi kudsi kitablanm tedkik etsinler, sonra 
tarihlere miirace'at ederek, (Hiristiyanhk) namma yapilan vahset- 
leri okusunlar da, bir parcacik utansmlar. 

Ma'sum, medeni ve musfik denilen hiristiyanlar, Isa aleyhisse- 
lamm kudsi topraklanm ve Kudiisu, vahsi dedikleri miislimanlar- 
dan kurtarmak icin (Ehl-i salib [Hach] Seferleri) tertib etdiler. 
Halbuki, o zemanki hiristiyanlar, yan vahsi bir halde yasarken, 
miislimanlar medeniyyetde son derece terakki etmisler, ilm, fen, 
san'at, ziraat ve tibda ilerleyerek diinyaya rehber olmuslardi. On- 
larm bu yiiksek medeniyyeti, zengin olmalarma sebeb olmus, 

-382- 



miislimanlar biiytik bir refaha kavusmuslardi. Bu ytiksek refah 
derecesi, yan ac, yan ciplak olan hiristiyan milletlerinin goziinii 
kamasdinyor, miislimanlara hased ediyorlardi. Akllan, fikrleri, 
bu zengin miisliman memleketlerini yagma etmekdi. iste, bunun 
icin, bir vesile bulundu. Muslimanlarm elinde bulunan, Isa aley- 
hisselamm mukadddes topraklanm, onlarm elinden almak lazim 
idi. 

Pierre L'Ermite isminde, paraya ve kana susamis sadist bir pa- 
paz, ru'yasmda Isa aleyhisselamm ona goriindiigunii, (beni miis- 
limanlann elinden kurtar) diye feryad etdigini soyleyerek, her ta- 
rafda Kudiisii kurtarma isine katilacak insanlar aradi. Bunlan 
tahrik ve tesvik etdi. Capulcular tarn firsati bulmuslardi. Gide- 
cekleri yerde, ellerine pek cok mallar, kiymetli esyalar gececegi- 
ni diisiinerek, deli papaz Pierre L'Ermite'in acdigi Birinci Hack 
Seferine katildilar. Bu capulculann komutanlan deli papaz L'Er- 
mit ile sovalye yoksul Gautier idi. Onceleri, yalniz capulculardan 
ibaret olan hachlar, daha memleketlerinden ayrilmadan evvel, 
yagmaya basladilar. Almanyada ba'zi sehrleri soydular. istanbu- 
la girince, oldukca zengin olan bu Bizans sehrini, hiristiyan sahib- 
lerinin feryadlanna kulak asmadan yagmaladilar. Basibos bir hal- 
de saga sola saldiran ve Kudiise varmadan, Selcuk Tiirkleri tara- 
findan yok edilen hachlarm arkasmdan yeni hachlar zuhur etdi. 
Artik bir seref mes'elesi haline gelmis olan hach seferleri, bircok 
biiytik krallarm da istiraki ile, btiyiik bir ordu haline geldi. Bir ri- 
vayete gore bir milyon, [fekat hie olmazsa, 600.000] kisilik bir or- 
du sarka hiicuma hazirlandi. Hach seferleri 489 [m. 1096]dan 669 
[m. 1270] senesine kadar 174 sene, 8 dalga halinde devam etdi. 
Sonra Tiirklere karsi da, hach seferleri teskil edildi. Nigboluda, 
Varnada Osmanh Tiirkleri hach ordulan ile cihad etdiler ve on- 
lan perisan etdiler. Ba'zi miiteassib [fanatik] hiristiyanlar, 1330 
[m. 1912/13] Balkan harbini bile, bu seferlerin arasma sokmakda, 
tiirklere karsi yapdiklan bu harbi, Hach seferi olarak kabtil et- 
mekdedirler. 

Hach seferlerine Alman imperatorii Friedrich Barbarossa, II. 
Friedrich, III. Konrad, VII. Heinrich, ingiliz Krah Asian Ytirekli 
Richard (Couer de Lion), Fransiz Krallanndan Philip Auguste, 
Saint Louis, Macaristan Krah II. Andreas ve daha bircok kral ve 
prensler istirak etdi. Yolda, her vahseti yaparak ve yukanda bahs 
etdigimiz gibi, kendi dindaslan olan Bizanshlann bassehri istan- 
bulu bile yakip, yikarak ve yagma ederek Kudiise vardilar. Asagi- 

-383- 



daki yazilan Hack Seferleri hakkmda 5 cildlik bir eser yazmis olan 
hiristiyan Michaudnun kitabmdan aliyoruz: 

(492 [m. 1099] senesinde, haclilar Kudiise girmege muvaffak 
oldular. Sehre girince, miisliman ve yehudi 70.000 kisiyi bogazla- 
dilar. Cami'lere sigman miisliman kadmlan ve cocuklan, hie aci- 
madan oldiirdiiler. Sokaklardan sel gibi kan akdi. Sokaklan dol- 
duran oliiler yiiziinden yollar tikandi. Haclilar, o kadar vahsiles- 
mislerdi ki, daha Almanyada Ren nehri kiyilannda iken, orada 
rastladiklan 10 bin yehudiyi bogazlamislardi.) Viyanada miisli- 
man Tiirkler, bir tek kadim veya cocugu bogazlamamisdir. Tepe- 
ye asilan resm, tarn bir hayal mahsuliidiir. Fekat, bir hiristiyan ta- 
riheisi tarafmdan nakl edilen Kudiisdeki bu Ehl-i salib vahseti, ne 
yazik ki, tam bir hakfkatdir. 

Ahmed Cevdet pasa "rahime-hullahii teala", (Kisas-i Enbiya) 
kitabmda diyor ki: 

(Hack ordusu 492 [m. 1099] de Kudiise girdi. Sehrdeki halkm 
hepsini, kihncdan gecirdi. Mescid-i aksaya sigmmis olan, yetmis- 
binden ziyade miislimam oldiirdii. Bunlarm icinde, imamlar, alim- 
ler, zahidler, eli silah tutmaz ihtiyarlar cokdu. Hiristiyan barbarla- 
n, (Sahratullah) denilen meshur kiymetli tas yamndaki hazmede 
bulunan sayisiz altin ve giimiis kandilleri ve beha bicilmez tarihi 
esyayi yagma etdiler. Suriyenin bircok sehri haclilann eline gecdi 
ve bir (Kudiis kralhgi) tesekkiil etdi. Bu kralhk ile miislimanlar 
arasinda uzun sender, yiizlerce muharebeler oldu. Nihayet, Sul- 
tan Selahuddin-i Eyyubi "rahime-hullahii teala"' 11 cesidli savaslar- 
dan sonra, 583 [m. 1186] senesinde, Hattin zaferi ile Receb aymm 
yirminci Cum'a giinii Kudiise girdi. Bir sene icinde, bircok sehrle- 
ri hachlardan temizledi. Yiizbinlerce miislimam esaretden kurtar- 
di. Kudiis patriki ve piskoposlar, papazlar, matem elbisesi giyerek, 
Avrupayi dolasdilar. intikam almak icin, propaganda yapdilar. 
Papa maglubiyyet haberini isitince, kederinden oldu. Biittin Avru- 
pada, yeniden hach ordusu kuruldu. Alman imperatorii Fredrik, 
Fransa krah Filip, ingiltere krah Risard, gogiislerine haclar taki- 
narak, birer biiyiik ordu ile geldiler. Kudiisti alamadilar. Misr sul- 
tam Melik Esref "rahime-hullahii teala" 690 [m. 1290] senesinde, 
haclilann merkezi olan Akkayi ve diger sehrleri alarak, hach se- 
ferleri nihayet buldu.) 



[1] Selahuddin Eyyubi, 589 [m. 1193] de vefat etdi. 

-384- 



1099 dan 1187 ye kadar 88 sene hiristiyanlarm elinde kalan Ku- 
dus, bu tarihde Selahuddm-i Eyyubi tarafmdan kurtanldi. Kendi- 
sine karsi cikan Asian Yiirekli Risardi esir aldi. Fekat ona karsi 
son derecede nezaket ve sefkat ile davrandi. Ona bir esir degil, bir 
kral mu'amelesi yapdi. Iste size, (vahsi muslimanhk) ile (miisfik 
hiristiyanlik) arasmdaki farki gosteren en biiyiik misal! 

Ba'zi kiliselerin miislimanlar tarafmdan cami'e cevrildigi dog- 
rudur. Fekat, bunlardan hie biri yikilmamis, aksine ta'mir edilmis- 
dir. Fatih Sultan Muhammed han "rahime-hullahii teala", Istan- 
bulu zabt etdigi zeman, Ayasofya kilisesini cami'e cevirdi. Bu, ya- 
pilan sulh sartlarmdan biri idi. Bu, yalmz dim bir olay degil, aym 
zemanda Tiirklerin en biiyiik zaferinin bir hatirasi idi. Peygambe- 
rimiz "sallallahii teala aleyhi ve sellem", Istanbulun feth edilece- 
gini evvelden haber vermis ve bu sehri zabt eden kumandan ve as- 
kerleri icin, (Ne nuitlii onlara) buyurmusdu. istanbulu feth ederek 
tarihde yeni bir cag acan Fatih sultan Muhammed han, bunu bii- 
tiin diinyaya i'lan icin hiristiyan sembolii olan Ayasofyayi, cami' 
haline, ya'ni Miisliman sembolii sekline koymak zorunda idi. Fa- 
tih sultan Muhammed han, Ayasofyayi asla tahrib etmedi. Aksi- 
ne, ta'mir etdi. Kur'an-i kerimde kiliselerin yikilmasi hakkinda bir 
emr yokdur. ilerde goreceginiz gibi, miisliman hiikumetler, daima 
kiliseleri ve sair ibadet yerlerini tecaviizden korumuslardir. 

Simdi size, kendilerini miisfik, ma'sum ve merhametli sayan 
hiristiyanlarm bir cami'i kiliseye cevirme isinden bahs edecegiz. 
Asagidaki yazi, 1312 [m. 1894] senesinde, Almanyada Wiirzburg 
sehrinde nesr edilmis olan ve Prens Salvator, Prof. Graus, teolog 
Kirchberger, baron von Bibra, Bayan Threlfall tarafmdan hazirla- 
nan (Spaneien = ispanya) ismindeki eserden ahnmisdir: 

(Ispanyada en miihim sehrlerden biri, Cordoba (Arabca ismi: 
Kurtuba)dir. Bu sehr, Arab Endiiliis devletinin merkezi idi. Miis- 
limanlar, Tank bin Ziyad "rahime-hullahii teala" kumandasmda, 
95 [m. 711] de ispanyaya gecince, bu sehri kendilerine bassehr 
yapmislardi. Arablar bu sehre medeniyyet getirdiler. Yan vahsi 
olan bu sehri, tarn bir medeni sehre cevirdiler. Bir biiyiik seray 
[El-kasr], hastahaneler, medreseler yapdilar. Bunlarm yamnda, 
bir de biiyiik Cami'a [Universite] kurdular. Avrupada ilk kurulan 
iiniversite, budur. O zemana kadar Avrupahlar ilmde, fende, tib- 
da, ziraatde ve medeniyyetde cok geri kalmislardi. Miislimanlar, 
onlara ilm, fen, medeniyyet getirdiler. Onlara hocahk etdiler. 

— 385 — Herkese Lazim Olan Iman: F-25 



Endiiliis islam devletini kuran birinci Abdurrahman bin Mu- 
aviye bin Hisam bin Abdilmelik "rahime-hiimullahii teala", Kur- 
tubada cok biiyiik bir cami' yapdirmak istedi. Bu cami'in Bagdad- 
da bulunan cami'lerden daha biiyiik, daha giizel ve ihtisamh olma- 
sim istiyordu. Kurtubada bu ise en uygun arsayi secdi. Arsa bir hi- 
ristiyana aid idi. Bu adam, arsasi icin cok para istedi. Cok adil bir 
hukiimdar olan birinci Abdurrahman, isterse, zorla bu araziyi ala- 
bilirken, kat'iyyen boyle bir yola basvurmadi. Aksine, hiristiyan 
sahibine istedigi parayi odedi. Hiristiyanlar, bu para ile kendileri- 
ne tic kiiciik kilise yapdilar. Cami'in yapilmasma 169 [m. 785] se- 
nesinde baslandi. Abdurrahman, giinde birkac saat bina insaatm- 
da, bir amele gibi cahsiyordu. insaat malzemesi, dogunun bircok 
yerlerinden getirtildi. Tahta kismlar icin Liibnamn en miikemmel 
agaclan, mermer kismlar icin, dogunun bircok yerlerinden renkli 
mermerler, Irakdan ve Suriyeden kiymetli taslar, inci, ziimriid, fil- 
disi, bu araziye yigildi. Her sey cok giizel ve cok boldu. Cami', ih- 
tisamh bir bina halinde yavas yavas yiikselmege basladi. Birinci 
Abdiirrahmamn omrii, cami'in bitdigini gormege yetmedi. 172 [m. 
788] senesinde vefat etdi. Ondan sonra hiiktimdar olan oglu Hi- 
sam ve torunu birinci Hakem "rahime-hiimallahu teala", cami'in 
temamlanmasma gayret etdiler. Cami', 10 senede temamlandi. 
Fekat, bundan sonra, her sene bir parca ilave edilerek, en son sek- 
lini, 380 [m. 990] senesinde, ya'ni ancak 205 sene sonra aldi. ikin- 
ci Hakem 366 [m. 976] da cami'e altmdan bir minber yapdirdi. is- 
te, boylelikle bu cami' pek mu'azzam, pek hasmetli ve son derece- 
de giizel bir eser olarak ortaya cikdi. Cami', 120x135 metre 
eb'admda ve miistatil [dikdortgen] seklinde idi. iki (kolu) biraz 
ileriye dogru uzamyor. Bu kollarm uzunlugu 135 metreyi buluyor- 
du. Bu uzanan iki kolun binamn esas govdesinden cikan kismlan 
arasinda bir acik avlu meydana gelmisdi. Cami'in icinde, her biri 
10 metre yiiksekliginde 1419 siitun bulunuyordu. Bu siitunlar diin- 
yamn en miikemmel mermerlerinden yapilmisdi. Siitunlarm tepe- 
lerindeki kemerler, birkac renkli mermerden parca parca olarak 
meydana getirilmisdi. Cami'e girince, insamn gozii bu siitun orma- 
mnda gayb oluyordu. 

Mermer siitun bashklanna bakanlar, bu giizellik karsismda 
hayran kahyordu. Cami'e giren herkes, adeta biiyiileniyordu. Bu 
kadar giizellik, o zemana kadar dtinyamn hicbir yerinde goriilme- 
misdi. 

Cami'in, 20 kapisi vardi. Kapilarm oniinde, ozel portakal bag- 

-386- 



celeri kurulmus, her taraf yesillige biirunmusdii. Cami'in etrafm- 
da, diger bagceler, havuzlar, fiskiyeler, cesmeler vardi. Miisliman- 
larm abdest alabilmesi icin bircok sadirvanlar yapilmisdi. Cami'in 
zemini, en kiymetli mermer ve siislii tahtalar ile islenmisdi. Tava- 
nin yapilmasi icin kullanilan kiymetli Liibnan tahtalan, ayri bir 
giizellik, ayri bir heybet veriyordu. Divar ve tavanlarda oymalar, 
islemeler ve cok giizel yazilar vardi. Insan, cami'e girip bir goz at- 
sa, sanki bu muhtesem siitun ormam bitmiyecek gibi goriiniiyor- 
du. Geceleyin, binlerce giimiis kandillerden fiskiran renkli lsiklar, 
cami'i aydmlatiyordu. 

1041 [m. 1632] senesinde Misrda vefat eden meshur tarihci Ah- 
med El-Makkari, (Nehy-ut-tib min-gasni Endiiliis-ir-ratib) kita- 
bmda, bu cami'den bahs ederken, onu aydmlatan lamba ve kan- 
dillerin 7425 adet oldugunu, bunlann senenin normal giinlerinde 
yarismm geceleyin yakildigim, Ramezan ve bayramlarda, diger 
miibarek gecelerde ise, hepsinin yandigim, lamba ve kandillerin 
yanmasi icin, senede 24000 okka zeytinyagi sarf edildigini, aynca 
cami'e giizel koku vermek icin, her sene 120 okka amber ve 6d 
agaci yakildigim yazmakdadir. 

Minarelerin tepesinde nar seklinde bashklar bulunuyordu. Bu 
bashklar, miicevherler, inciler, zumriidlerle siislenmis, tas aralan 
altm parcalan ile ortiilmusdii. Liibnanda hiristiyan papazlarm 
yazdigi (Miincid) liigat kitabmda, Kurtuba cami'inden iki nefis 
manzara resmi vardir. 

Hiristiyanlar, 897 [m. 1492] de Endiiliis Devletini mahv edip 
Kurtubaya girince, ilk is olarak, bu cami'e saldirdilar. Bu cok gii- 
zel, hasmetli binaya atlanyla girdiler. Cami'e sigmmis olan miisli- 
manlan, merhametsizce bogazladilar. O kadar ki, cami'in kapila- 
rmdan kan akmaya basladi. Ondan sonra, altin minberi parcahya- 
rak aralarmda taksim etdiler. Fildisinden yapilmis rahleleri pay- 
lasdilar. Minberde saklanan ve Osman radiyallahii anhm yazdigi 
Kur'an-i kerimin bir esi olan inci ve ziimriidle islenmis nefis Mis- 
haf-i serifi ayaklannin altma alarak cignediler. Boylece, minber 
ve Kur'an-i kenm, bu iki essiz nefis eser, temamen yok edildi. 
Vahsi Ispanyollar, biitiin miisliman ve yehudileri kihc tehdidi ile 
zorla hiristiyan yapdilar. Ellerinden kacabilen yehudiler, Osman- 
h devletine iltica etdiler. Bugiin, Tiirkiyede bulunan yehudiler, 
bunlann torunlandir. Halbuki, miislimanlar, ilk defa bu memle- 
ketleri zapt etdikleri zeman, orada yasayan hiristiyan ve yehudi- 
lere hie dokunmamis, onlarm kendi dinlerine gore ibadet etmele- 

-387- 



rine kat'iyyen mani' olmamrslardi. 

Hiristiyan ispanyollar, goriilmemis bir vahset ile miisliman ve 
yehudileri yok etdikden sonra, bu saheser cami'i yikmaga basladi- 
lar. Once minarelerdeki altin ve ziimriidle islenmis nar seklindeki 
bashklan indirerek yagma etdiler. Bunlarm yerine adi tasdan ya- 
pilmis, gtiya melek seklinde cirkin bashklar koydular. Tavandaki 
o hasmetli, giizel tahta stisleri sokdiiler. Yerdeki giizel mermerle- 
ri kinp parcaladilar. Yerlerine adi taslar dizdiler. Divarlardaki bii- 
tiin giizel siislemeleri yerle bir etdiler. Stitunlan yikmaga cahsdi- 
lar. Fekat, ancak bir kismini devirebildiler. Geri kalan siitunlan 
adi kirecle badana etdiler. Yikilan siitunlar, yiizlerce idi ve cami'in 
icinde biiyiik bir mermer yigini halinde serilmis, kalmisdi. 20 ka- 
pidan cogu taslarla oriilerek kapatildi. Nihayet, en son bir vahset 
eseri olarak, 929 [m. 1523] senesinde cami'in icine bir kilise yap- 
maga karar verdiler. Bunun icin, o zeman ispanya ve Almanya 
Imperatorii olan 5. ci Karlosdan [ya'ni Almanya imperatoru be- 
sinci Charles Quint'den (906-966 [m. 1500-1558])] izn istediler. 
Charles Quint, bu teklifi evvela red etdi. Fekat, miiteassib kardi- 
naller onu miitemadiyen sikisdinyor, din ugruna bu isin muhak- 
kak yapilmasi icab etdigini savunuyorlardi. Bunlarm basinda cok 
biiyiik niifuzu olan kardinal Alonso Maurique bulunuyordu. Bu 
kardinal, aym zemanda papayi da bu is icin kandirmisdi. Papamn 
da cami'in kiliseye cevrilmesini arzu etdigini goren Charles Quint, 
bu ise muvafakat etmek zorunda kalmisdi. Kilise yapmak icin, bir- 
cok siitunlar daha yikildi ve cami'de kalan siitun sayisi 812 ye ka- 
dar diisdii. Ya'ni, en azdan 600 kiymetli mermer siitun yikildi. Ya- 
pilan kilise, cami'in ortasmda hac seklinde 52x12 metre eb'admda 
cirkin bir bina olarak kendini gosterdi. Charles Quint, bizzat Kur- 
tubaya gelerek bu kiliseyi gordii. Cok iiziildti, (Yapdigimz vahse- 
ti goriince, size bunun icin izn verdigime cok pisman oldum. Diin- 
yada bir benzeri bulunmayan, bu giizel eseri boylece tahrib edece- 
ginizi bilseydim, size miisa'ade etmez ve hepinizi cezalandinrdim. 
Yapdigimz bu cirkin kilise, esi her yerde bulunan adi bir binadan 
ibaretdir. Halbuki, bu hasmetli cami'in bir nazirini yapmak imka- 
m yokdur) dedi. Bugiin bu hasmetli binayi ziyaret edenler, harab 
olmasma ragmen, islam mi'marisinin bu biiyiik eserinin giizelligi, 
biiyukliigii karsisinda hayran kalmakda, ortada bir ctice gibi gorii- 
nen kilisenin haline acimakda ve boyle bir hasmetli eserin bu ha- 
le gelmesine miiteessir olmakdadirlar.) Spaneienden terceme te- 
mam oldu. 

-388- 



Yukanda okudugunuz yazi, hiristiyanlardan kurulmus ve iclerin- 
de din adami papazlann da bulundugu bir hey'et tarafindan yazil- 
misdir. Sirf hakikatdir. iste goriiniiz: Kim zorla din degisdirtmis, 
kim ibadet yerlerini yakip yagmalamis, kim zulm yapmis, siz de og- 
reniniz. Kurtubadaki cami'in ismi bugiin (La Mezquita Kilisesi)dir. 
Bu kelime "Mescid" isminden gelmekdedir. Ya'ni, hala bu bina 
mescid ismini tasimakda, onu ziyaret edenler, bir kilise degil, islam 
medeniyyetinin bir biiyiik ve hasmetli eseri olarak gormekdedir. 

Abdiirresid Ibrahim efendi 1 ' 1 1328 [m. 1910] da Istanbulda ba- 
silan tiirkce (Alem-i islam) kitabmm ikinci cildinde, (ingilizlerin 
islam diismanhgi) yazismin bir yerinde diyor ki: (Hilafet-i islamiy- 
yenin biran evvel kaldinlmasi, ingilizlerin birinci dusunceleridir. 
Kirim muharebelerine sebeb olmalan ve burada tiirklere yardim 
etmeleri hilafeti mahv etmek icin bir hile idi. Paris muahedesi, bu 
hileyi ortaya koymakdadir. [1923 de yapilan Lozan sulhunde yap- 
diklan tekliflerinde de, bu diismanliklanm acikca bildirmislerdir.] 
Her zeman tiirklerin basma gelen felaketler, hangi perde ile ortii- 
liirse ortiilsiin, hep ingilizlerden gelmisdir. ingiliz siyasetinin te- 
meli, islamiyyeti yok etmekdir. Bu siyasetin sebebi, islamiyyetden 
korkmalandir. Miislimanlan aldatmak icin, satilmis vicdanlan 
kullanmakdadirlar. Bunlan islam alimi, kahraman olarak tamtir- 
lar. Soziimuziin hulasasi, islamiyyetin en biiyiik diismani ingiliz- 
lerdir.) Amerikah hukuk ve siyaset adamlarmdan Bryan William 
Jennings, kitablan, konferanslan ve 1891 ile 1895 arasmda ABD 
kongresi Temsilciler meclisinde a'zahk yapmasi ile meshurdur. 
1913-1915 arasmda ABD hariciye vekili idi. 1925 de oldu. (Hindis- 
tancla Ingiliz hakimiyyeti) kitabmda, ingilizlerin islam diismanhgi- 
m, vahsetlerini ve zulmlerini uzun yazmakdadir. 

Hiristiyanlarm miislimanlara yapdiklan zulmlerin, iskencele- 
rin en vahsisi, en canavarcasi, ingilizler tarafindan Hindistanda 
yapdmisdir. Hindistandaki islam alimlerinin biiyiiklerinden, alla- 
me Fadl-i Hak Hayr-abadi (Es-sevret-iil-Hindiyye), ya'ni (Hin- 
distan ihtilali) kitabmm ve Mevlana gulam Mihr Alinin buna yap- 
digi (El-yevakit-iil-mihriyye) hasiyesinin 1384 [m. 1964] Hind 
baskismda diyorlar ki: ingilizler, ilk olarak, 1008 [m. 1600] sene- 
sinde, Hindistanda Kalkiite sehrinde, ticarethaneler acmak icin 
Ekber sahdan izn aldilar. Sah-i Alem zemamnda Kalkiitede era- 
zi satm aldilar. Bunlan muhafaza icin asker getirdiler. 1126 [m. 



[1] Abdiirresid efendi, 1944 de Japonyada vefat etdi. 

-389- 



1714] da sultan Ferruh Sir sahi tedavi etdikleri icin, biitiin Hindis- 
tanda, bu hak kendilerine verildi. Sah-i Alem-i sani zemamnda 
Delhiye girerek, idareye hakim oldular. Zulme basladilar. Hindis- 
tandaki vehhabiler, 1274 [m. 1858] de, siinni, hanefi ve soff olan 
sultan ikinci Behadir saha, bid'at ehli, hatta kafir dediler. Bunla- 
nn ve hindu kafirlerinin ve hain vezir Ahsenullah hanin yardimi 
ile, Ingiliz askeri Delhi sehrine girdi. Evleri, diikkanlan basip, 
mallari, paralan yagma etdiler. Kadinlan, cocuklan dahi kihncdan 
gecirdiler. Icecek su bile bulunmaz oldu. 

[TENBIH: Adem aleyhisselamdan bugiine kadar, her zeman, 
her yerde kotii insanlar iyilere saldirmislardir. Allahii teala her se- 
yi sebebler ile yaratmakdadir. Kotiilerin cezasim da, kotii insanlar 
vasitasi ile vermekdedir. iskence edenlere diinyada da cezalarmi 
vermekdedir. Kotiilerin yam sira, iyiler de azab gormekdedir. 
Bunlarm ve harbde olenlerin ve kazada olenlerin hepsi sehiddir. 
Diinyada azab ceken iyi, sucsuz miislimanlara ahiretde bol nf met- 
ier verilecekdir. Ahiretde ni'mete kavusmak icin, iman sahibi ol- 
mak lazim oldugu din kitablannda yazihdir. Bu kitablar diinyamn 
her yerinde cok vardir. Bu kitablan okuyup da inanmiyana kafir 
denir. islamiyyeti isitmiyen kafir olmaz. isitince (La ilahe illallah 
Muhammediin Resulullah) diyen ve buna inanan miisliman olur. 
Bunun ma'nasi, (Herseyi yaratan bir Allah vardir ve Muhammed 
aleyhisselam Onun Resuludiir)dtir. Miisliman olan, Onun son Pey- 
gamberine tabi' olur. Bircok yerde, kafirler, zalimler, sucsuz miis- 
limanlan, kadinlan, cocuklan oldiirmuslerdir. Oldiiriilen miisli- 
manlar, sehid olur. Oldiiriiliirken yapilan iskencelerin acisim duy- 
maz. Oliirken, kabrde verilecek olan Cennet ni'metlerini gorerek 
cok sevinir. Sehidler oliirken hip aci duymaz. Sevinir ve cok 
nes'elenir. Cennet ni'metlerine kavusur. Hadis-i serifde, (Miisli- 
manlarin kabri Cennet bagcelerindendir.) buyuruldu.] 

Hiimayun sahin tiirbesine sigmmis olan cok yash sahi, coluk 
cocuklan ile, elleri bagh olarak, kal'a tarafma gotiirdiiler. Patrik 
Hudson, yolda sahm iic oglunu soydurup, don ve gomlekle bira- 
kip, gogiislerine kursun sikarak sehid etdi. Kanlarmdan icdi. Ce- 
sedlerini kal'a kapisma asdirdi. Birgiin sonra, baslanm ingiliz ku- 
mandani Hanri Bernarda gotiirdti. Sonra, baslan suda kaynatip, 
Saha ve zevcesine corba olarak gotiirdti. C°k ac olduklarmdan, 
hemen agizlarma koydular. Fekat cigneyemediler, yutamadilar. 
Ne eti oldugunu bilmedikleri halde, cikanp topraga birakdilar. 
Hain papaz Hudson, nicin yimediniz? cok giizel corbadir. Ogulla- 

-390- 



rmizm etinden yapdirdim dedi. Sonra sultam, zevcesini ve diger 
yakinlanni Rangon sehrine nefy ve habs etdiler. Sultan 1279 da 
zindanda vefat etdi. Delhide iicbin miislimam kursunhyarak, yir- 
miyedi bin kisiyi de keserek sehid etdiler. Ancak, gece kacanlar 
kurtulabildi. Hiristiyanlar, diger sehrlerde ve koylerde de sayisiz 
miislimanlari oldiirdiiler. Tarihi san'at eserlerini yakdilar. Esi bu- 
lunmiyan, kiymet bicilemiyen zinet esyalarim gemilere doldurup 
Londraya gotiirdiiler. Allame Fadl-i Hak 1278 [m. 1861] de Anda- 
man adasmda, zindanda sehid edildi. 

28.12.1994 tarihli Tiirkiye gazetesi takviminde diyor ki, Hindis- 
tan ingiliz miistemlekesi iken, Armitsar sehrinde, bisikletle dola- 
san bir ingiliz kizi ile alay etdikleri icin, orada bulunan musliman- 
lardan yetmis kisi kursuna dizilerek olduriiliiyor. Valiye bunun se- 
bebi soruldukda, (Bir ingiliz kizi, onlarm tannlarmdan daha aziz- 
dir) demisdir. 31.12.1994 tarihli Tiirkiye gazetesindeki bir resmde, 
sokakda kanlar icinde yatan bir bosnak kizi ile yaninda bir sirb as- 
kerinin kahkaha ile guldiigii goriilmekdedir. Resmin altmda, (Sa- 
raybosnada, kasim 1994 de, yedi yasmdaki Nermin, hiristiyan ca- 
navarlan tarafmdan boyle katl edildi) yazihdir. 

1400 [m. 1979] senesinde ruslar Efganistam isgal ederek, islam 
san'at eserlerini tahrib ve miislimanlari sehid etmege baslayinca, 
evvela biiyiik alim, veli Ibrahim miiceddidiyi, yiizyirmibir talebesi 
ve zevce ve kizlan ile, kursunlayip sehid etdiler. Bu vahsetin, al- 
eak hucumun sebebi de ingilizler oldu. Ciinki, 1945 senesinde, rus 
ordulanm maglub ederek, Moskovaya girmek iizere olan, Alman 
devlet reisi Hitler, radyoda, ingiliz ve Amerikahlara haykirarak, 
(Maglubiyyeti kabul ediyorum. Size teslim olacagim. Bana miisa- 
ade ve firsat veriniz. Rusya ile harbe devam edeyim. Rus ordusu- 
nu perisan edeyim. Komiinist felaketini diinyadan kaldirayim) de- 
di. Ingiliz basvekili Corcil, bu teklifi red etdi. Amerikahlar ve in- 
gilizler Ruslara yardima devam ederek, ruslar gelmeden Berline 
girmediler. Ruslarm diinyaya bela olmasim sagladilar. 

Hiristiyanlarm yapdiklan muhtelif zulmleri saymak ve uzun 
uzadiya anlatmak istemiyoruz. Tarih, basdan basa bu zulmlerle 
doludur. Din namina yapilan Engizisyon (inquisition) zulmleri, 
Sen Bartelmi (Saint Barthelemy) Faci'asi ve buna benzer tophi 
katller, hiristiyanlarm, mezhebleri farkh hiristiyanlara ve diger 
dinlere karsi gosterdikleri akl ermez vahsetleri birer birer teshir 
etmekdedir. Miisliman hiikiimdarlar, miisliman kumandanlar, 
miisliman devlet adamlan arasmda hicbiri, hicbir zeman hiristi- 

-391- 



yanlarm yapdiklan gibi, zulmler yapmamis, bunlan (din namma 
yapiyoruz) demek kiistahhgmda bulunmamis, miisliman alemini 
hiristiyanlara karsi tesvik etmemisdir. islamiyyetde hicbir mahlu- 
ka zulm yapmak caiz degildir. Biitiin miisliman din adamlan, zul- 
me mani' olmusdur. iste, size kiiciik bir misal: 

(Fezleke-i tarih-i Osmani) sekizinci baskismda ve mekteb-i 
sultani miidiri Abdurrahman Seref begin "rahime-hullahu teala" 
(Tarih-i devlet-i Osmaniyye)sinin 1325 [m. 1907] deki iicuncii bas- 
kismda diyor ki, (Dar-tis-se'ade agasi iken emekli olan Sunblil aga 
Misra giderken, gemisi Rodos aciklarmda, Malta korsanlan tara- 
fmdan basilip, aga sehid edildi. Venedik gemileri Moraya asker ci- 
kanp cocuk ve kadm demeden, binlerce miislimam oldiirdii. On- 
sekizinci padisah sultan Ibrahim, cok merhametli idi. Hiristiyanla- 
nn bu katli'amim isitince pek uziildii. 1056 [m. 1646] senesinde 
bunlara karsihk olarak, Osmanh idaresinde miiste'min [miisafir] 
olarak bulunan hiristiyanlara kisas yapilmasim [oldiiriilmelerini] 
emr ve ferman eyledi. O zemanda Seyh-ul-islam olan Ebiis-Sa'id 
efendi "rahime-hullahu teala", yanma Bostanci basiyi alarak padi- 
sahm huzuruna cikdi. Boyle bir karann ve haksiz yere insan oldiir- 
menin islam dinine aykin oldugunu bildirdi. Sultan Ibrahim "rahi- 
me-hullahii teala", biitiin Osmanh sultanlan gibi, islam dinine ve 
Allahii tealamn kitabina cok bagh oldugu icin, bu nasihati kabul 
ederek, karanndan vazgecdi). 

Semsiiddin Sami beg' 11 , (Kamus-iil a'lam)da diyor ki, (Sultan 
ibrahfmin kaddi ve kameti mevzun, yiizii, gozleri giizel idi. iyi ah- 
laki ve comerdligi ile meshur idi.) iste islam dini budur. Miisliman 
din adamlan, hiristiyanlan oliimden kurtanrken, hiristiyan papa- 
lar, patrikler, papazlar, diinyayi muslimanlan oldiirmege da'vet 
ediyorlardi. Bir de, kiistahca karsimiza cikarak, islam dininin vah- 
set dini oldugunu iddi'aya kalkisiyorlar! Isa aleyhisselam, (sag ya- 
nagimza tokat atan kimseye sol yanagimzi da cevirin) buyurdu de- 
mekdedirler. 

[Ingilizlerle yehudiler, yalanlarla, iftiralarla ve para, mevki' 
va'd ederek, miisliman evladlanm aldatip, Osmanh islam devleti- 
ni yikdilar. Gencler arasma dinsizlik modasim yaydilar. Kadinla- 
rm, kizlarm acik gezmelerine, fuhsa, ickiye, ahlaksizliga, dinsizli- 
ge, ilericilik dediler. islam alimlerini, islam bilgilerini yok etdiler. 
ingiliz casuslan, masonlar din adami sekline girerek, islamm gii- 



[1] Semsuddin Sami, 1322 [m. 1904] de Istanbulda vefat etdi. 

-392- 



zel ahlakim, ibadetleri bozdular. islamiyyet gitdi. Yalniz adi kal- 
di. Ittihadcilar zemamnda, kanun yapanlar, begler, pasalar da, is- 
lam diismam oldu. islami yikici kanunlar cikardilar. Dine, fmana 
baghhk, sue oldu. Bir cok muslimam asdilar, kesdiler, Dmin emr- 
lerini yaymaga, haramlardan sakmmaga boliiculuk denildi. Emr-i 
ma'ruf yapanlara, ya'ni islamiyyeti dogru olarak soyleyenlere, ya- 
zanlara rejim diismam denildi. Elhamdiilillah! Hiristiyanlarin, bu 
hiicumlari simdi kalmadi. Aziz yurdumuzda, islam giinesi yeniden 
parhyor. Dtismanlarm yalanlan, hiyanetleri meydana cikdi. Haki- 
ki din bilgileri serbestce yazihyor. Simdi her miislimanm bu hiir- 
riyyete siikr etmesi, ecdadimizm, ugrunda canlarmi feda etdikle- 
ri, mukaddes dmimizi, dogru olarak ogrenmege calismasi lazim- 
dir. Evladlanmiza, dmimizi ogretmezsek, islamiyyete uymaga 
alisdirmazsak, pusuda bekliyen diismanlar ve bunlara satilmis 
olan ahmaklar, tekrar hiicum ederek, yavrulanmizi aldatacaklar- 
dir. Biitun Avrupa, Amerika milletleri, oldiikden sonra, tekrar di- 
rilmege, Cennetin, Cehennemin var olduguna inamyor. Kiliseleri, 
havralan, her hafta dolup tasiyor. Mekteblerinde, din dersleri, 
mecburi okutuluyor. Avrupahlara, Amerikahlara, akilh, ilerici, 
medem diyerek, yalan, icki, kumar, fuhus ve zina yapmakda, on- 
lan taklid etmekle ogiinen kimse, onlar gibi inanmaymca yalanci 
olmuyor mu? Biz miislimanlar, hiristiyanlara cahil, ahmak ve ge- 
rici diyoruz. Ciinki onlar, Isa aleyhisselamda ve annesinde uluhiy- 
yet sifati bulunduguna da inanip, onu put yapmrslar. Ona tapmi- 
yor. Miisrik oluyorlar. Diinya islerinde, Muhammed aleyhissela- 
min dinine uygun olarak cahsanlan, Allahii tealamn ni'metlerine 
kavusarak, rahat ve huzur icinde yasiyorlar ise de, bu yiice Pey- 
gambere ve islamiyyete inanmadiklan icin, Cehennemde sonsuz 
yanacaklardir.] 

Simdi size hakiki bir miislimanm nasil hareket etmesi icab et- 
digini gostermek icin, Peygamberimizin "sallallahii aleyhi ve sel- 
lem" bir mektubunu aynen asagida nakl ediyoruz: 

Peygamber efendimizin "sallallahii aleyhi ve sellem" biitiin 
miislimanlara hitaben yazdirdigi mektub soyledir: [Ash Feridun 
begin (Mecmu'a-i Miinseat-iis-selatin) kitabi, birinci cild otuzun- 
cu sahifesindedir.] 

(Bu yazi, Abdullah oglu Muhammedin "sallallahii teala aley- 
hi ve sellem" biitiin hiristiyanlara verdigi sozii belirtmek icin ya- 
zilmisdir. Soyle ki, Allahii teala, kendisini rahmet ile mujdelemis, 
insanlar iizerindeki emaneti muhafaza edici kilmisdir. iste bu 

-393- 



Muhammed "sallallahu teala aleyhi ve sellem", bu yaziyi, miisli- 
man olmayan biitiin kimselere verdigi ahdi tevsik icin kaleme al- 
dirdi. 

Her kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister 
baskasi olsun Allahii tealaya karsi isyan ve dm-i islam ile istihza 
etmis sayilir ve Allahii tealamn la'netine layik olur. Eger hiristi- 
yan bir rahib [papaz] veya bir seyyah [turist] bir dagda, bir dere- 
de veya colliik bir yerde veya bir yesillikde veya aleak yerlerde 
veya kum icinde ibadet icin perhiz yapiyorsa, kendim, dostlanm, 
arkadaslanm ve biitun milletimle beraber onlardan her diirlii tek- 
lifleri kaldirdim. Onlar benim himayem [korumam] altindadir. 
Ben onlan, baska hiristiyanlarla yapdigimiz ahdler mucibince, 
odemeye borclu olduklan biitiin vergilerden afv etdim. Harac 
vermesinler veya kalbleri razi oldugu kadar versinler. Onlara 
cebr etmeyin, zor kullanmayin. Onlann dini reislerini makamla- 
rmdan indirmeyin. Onlan ibadet etdikleri yerden cikartmaym. 
Bunlardan seyahat edenlere mani' olmaym. Bunlarm manastirla- 
nnin, kiliselerinin hie bir tarafini yikmayin. Bunlarm kiliselerin- 
den mal almrp miisliman mescidleri icin kullamlmasm. Her kim 
buna ri'ayet etmezse, Allahii tealamn ve Resuliiniin kelamim 
dinlememis ve giinaha girmis olur. Ticaret yapmayan ve ancak 
ibadet ile mesgul olan kimselerden, hernerede olurlarsa olsunlar, 
(cizye) ve (garamet) gibi vergileri almaym. Denizde ve karada, 
sarkda ve garbda, onlann borclanni ben oderim. Onlar benim hi- 
mayem altindadir. Ben onlara (eman) verdim. Daglarda yasayip 
ibadet ile mesgul olanlarm ekinlerinden harac [vergi] almaym. 
Ekinlerinden Beyt-ul-mal [Devlet hazinesi] icin hisse cikartma- 
ym. Ciinki, bunlarm zira'ati, sirf nafakalarmi temfn etmek icin ya- 
pilmakda olup, kar icin degildir. Cihad icin adam lazim olursa, 
onlara bas vurmaym. Cizye [varhk vergisi] almak gerekirse, ne 
kadar zengin olurlarsa olsunlar, ne kadar mallan ve mulkleri bu- 
lunursa bulunsun, yilda oniki dirhemden daha fazla vergi alma- 
ym. Onlara zahmet, mesakkat teklif olunmaz. Kendileriyle bir 
muzakere yapmak icab ederse, ancak merhamet, iyilik ve sefkat 
ile hareket edilecekdir. Onlan, daima merhamet ve sefkat kanad- 
lan altmda himaye ediniz! Nerede olursa olsun, bir miisliman er- 
kekle evli olan hiristiyan kadmlara, fena mu'amele etmeyin. On- 
lann kendi kiliselerine gidip, kendi dinlerine gore ibadet etmele- 
rine mani' olmaym. Her kim ki, Allahii tealamn bu emrine ita'at 
etmez ve bunun ziddma hareket ederse, Allahii tealamn ve Pey- 
gamberinin "aleyhissalatii vesselam" emrlerine isyan etmis sayi- 

-394- 



lacakdir. Bunlara kilise ta'mirlerinde yardimci olunacakdir. Bu 
ahdname [sozlesme] kryamet guniine kadar devam edecek, diinya 
sonuna kadar degismeden kalacak ve hie bir kimse bunun aksine 
bir hareketde bulunamayacakdir.) 

Bu ahdname Hicretin onuncu senesi, Muharrem ayimn uciin- 
cii giinii, Medme-i miinevverede Mescid-i se'adetde All bin Ebi 
Talibe "radiyallahii teala anh" yazdinlmisdir. Altmdaki imzalar: 

Muhammed bin Abdullah Resulullah "sallallahii teala aleyhi 
ve sellem". 

Ebu Bekr bin Ebi-Kuhafe, Omer bin Hattab, Osman bin Af- 
fan, All bin EM Talib, Abdullah bin Mes'ud, Fadl bin Abbas, 
Ziibeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydiillah, Sa'd bin Mu'az, Sa'd 
bin Ubade, Sabit bin Kays, Zeyd bin Sabit, Haris bin Sabit, Ab- 
dullah bin Omer, Ammar bin Yasir "radiyallahii teala annum ec- 
ma'm". 

Gortiyorsunuz ki, sevgili Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve 
sellem" baska dinden olan kimselere son derecede merhamet ve 
sefkat ile mu'amele edilmesini emr etmekdedir. 

Simdi bir de 4000 kilise yikdigi iddi'a olunan Omer radiyalla- 
hii anhm halifeligi zemamnda ilya ehalisine verdigi (Einan)in ter- 
cemesini okuyahm. Hiristiyanlar ilyas aleyhisselama ilya derler. 
Kudiis sehrine de ilya diyorlar. 

(isbu mektub, muslimanlarm Emiri Omer-iil-Farukun "radi- 
yallahii teala anh" ilya ehalisine verdigi eman mektubudur ki, on- 
larm varhklan, hayatlan, kiliseleri, cocuklan, hastalan, saglam 
olanlan ile diger biitiin milletler icin yazilmisdir. Soyle ki: 

Muslimanlar onlarm kiliselerine zorla girmeyecek, kiliseleri 
yakip yikmayacak, kiliselerin her hangi bir yerini tahrib etmeye- 
cek, mallarmdan bir habbe (danecik) bile almayacak, dinlerini ve 
ibadet tarzlanm degisdirmeleri ve islam dinine girmeleri icin ken- 
dilerine karsi hicbir zor kullamlmayacak. Hicbir miislimandan en 
ufak bir zarar bile gormeyecekler. Eger kendiliklerinden memle- 
ketden cikip gitmek isterlerse, varacaklan yere kadar canlan, 
mallan ve lrzlan uzerine, eman verilecekdir. Eger burada kalmak 
isterlerse, temamen te'minat altmda olacaklar. Yalniz ilya ehali- 
si kadar cizye [gelir vergisi] vereceklerdir. Eger ilya halkmdan 
ba'zilan rum halki ile birlikde, aile ve mallan ile beraber gikip 
gitmek isterlerse ve kiliselerini ve ibadet yerlerini bosaltirlarsa, 

-395- 



varacaklan yere kadar canlan, kiliseleri, yol masraflari ve mallan 
tizerine eman verilecekdir. Yerli olmayanlar, ister burada otur- 
sunlar, isterlerse gitsinler, ekin bicme zemanma kadar, onlardan 
hie bir vergi almmayacakdir. 

Allahti azfmussanm ve Resulullah sallallahii teala aleyhi ve 
sellemin emrleri ve biitun islam halifelerinin ve umum miisliman- 
larm verdigi sozler, isbu mektubda yazili oldugu gibidir.) 

imza: 

Omer-iil-Faruk 
Sahidler: 

Halid bin Velid 

Amr ibnil'as 

Abdurrahman bin Avf 

Muaviye bin EM Sufyan. 

Omer "radryallahu anh", Kudiise tesrif etdi. Hiristiyanlar ciz- 
ye vermegi kabul ederek, Kudiisiin anahtarlanm Omer radiyalla- 
hii anha teslim etdiler. Boylece kendi devletleri olan Bizansm agir 
vergi ve iskencelerinden, eziyyet ve cefalanndan ve zulmlerinden 
kurtuldular. Cok kisa bir zemanda, diisman zan etdikleri miisli- 
manlardaki, adalet ve merhameti acikca gordiiler. islamiyyetin, 
iyilik ve merhameti emr eden, insanlan diinya ve ahiret se'adeti- 
ne kavusduran bir din oldugunu anladilar. En kiiciik bir zorlama 
ve korkutma olmadan boliik boliik, mahalle mahalle islamiyyeti 
kabul etdiler. 

Yukandaki iki vesikayi tedkik ederseniz, yine goreceksiniz ki, 
hakiki miislimanlar, hakiki din rehberleri, diger biitiin dinlere kar- 
si biiyiik bir miisameha gostermisler, degil hiristiyan ve yehudile- 
ri zorla musliman yapmak ve onlarm ibadethanelerini tahrib et- 
mek, aksine, onlara yardim, hatta kiliselerini ta'mir etmislerdir. 
Miislimanlar arasmdan hiristiyanlara fena mu'amele edenler cik- 
mamis midir? Belki cikmisdir. Fekat bunlar, hem mikdarca cok 
az, hem de dinimizin emrlerini bilmiyen cahiller idi. Bunlar, nefs- 
lerine uyarak hareket etmisler ve cezalan bizzat miislimanlar ta- 
rafmdan verilmisdir. Akh basmda olup, islamiyyetin emrlerini iyi 
bilen hicbir musliman, onlara tabi' olmamisdir. Yalmz ismleri 
musliman olan bu kimseler, yalmz hiristiyanlara degil, mtisliman- 
lara da zulm etmislerdir. Bunlann hareketlerinin miislimanhk ile 

-396- 



hicbir alakasi [ilgisi] yokdur. Allahii teala, Kur'an-i kerimde Nisa 
suresi 168. ci ayetinde mealen, (Allahi inkar edenleri ve zalimleri 
hie bir zeinan afv etmem) buyurmusdur. 

Kur'an-i kerimin tefsirleri tedkik edilirse, gortilur ki, Allahii 
teala, insanlara daima merhamet ve sefkat ve afv ile mu'amele et- 
megi, kendilerine fenalik yapanlan afv etmegi, daima giiler yiizlii 
ve tatli sozlii olmagi, sabrli hareket etmegi, islerinde daima dost- 
lukla anlasmayi emr etmekdedir. Peygamberimizin "sallallahii 
aleyhi ve sellem" daima sulhu tavsiye etdigini, kendisine karsi ci- 
kanlara bile sefkat elini uzatdigmi, biitiin diinya tarihleri yazmak- 
dadir. 

Hiristiyan din adamlannm, biitiin bu hakikatlere gozlerini yu- 
marak, islam dmini bir vahset dini olarak gostermesi ve gene hiris- 
tiyanlan boyle terbiye etmesi yiiziinden, ilk def a olarak, miisli- 
man memleketlerine gelen zevalli hiristiyanlarm evvela ne kadar 
korkduklanm, sonra hakikati ogrenip, ne kadar hayret etdikleri- 
ni, size birkac misal ile gostermek istiyoruz. Asagidaki yazilan, bu 
hususda yazilmis hiristiyanlarm kitablarmdan ahyoruz. istanbulda 
yasamis Bayan Georgina Max Miillerin 1315 [m. 1897] de nesr 
edilmis olan (Letters from Constantinople = istanbuldan Mektub- 
lar) eserinde soyle yazihdir: 

(Mektebde okurken, bize miislimanlarm vahsi, hele Tiirklerin 
biisbiitiin gaddar oldugu ogretilmisdi. Onun icin, Hariciye Ba- 
kanhgmda memur olan oglumun istanbula ta'yin edildigi haberi- 
ni almca, ne kadar korkdugumu, ne kadar uziildiigiimti ta'rif ede- 
mem. Halbuki, hayatimm en giizel giinleri istanbulda gecdi. Og- 
lum istanbula gidince, zevcim Prof. Miillerle birlikde, onu ziyare- 
te karar verdik. Zevcim bilhassa tarihi hadiseler tizerinde tedkik- 
ler [etiid] yapan ve diinyaca meshur bir kimse idi. O, benim ka- 
dar Tiirklerden korkmuyordu ve bu tarihi yerlerde ba'zi arasdir- 
malar yapmak istiyordu. Ben, endise ile seyahate hazirlamyor- 
dum. Acaba bu vahsi miislimanlar(!), bize nasil mu'amele ede- 
ceklerdi? Nihayet, istanbula geldik. istanbulun latif manzarasi, 
iizerimizde cok hos bir te'sir yapdi. Fekat, asl bizi sasirtan, kendi- 
leri ile temas etdigimiz miislimanlar oldu. Bunlar son derece na- 
zik, son derece kibar, son derece medeni insanlardi. istanbulun 
kalabahk sokaklanndan gecerken, yahud bir cami'i ziyaret eder- 
ken veyahud tenha yerlerde terk edilmis, Bizans eserlerini gezer- 
ken, her hangi bir korku veya tehliike diisiincesi akhmizdan gec- 
medi. Biitiin tesadiif etdiklerimiz, bize son derecede dost davran- 

-397- 



dilar. Daima stihulet gosterdiler. Baska bir dinden olmamiz, onla- 
nn iizerinde hie bir zeman, fena bir te'sfr yapmadi. Onlar, diger 
dinlere de kendi dinleri kadar hurmet ediyorlardi. Bunlan gor- 
diikce, bize yanlis bilgi ve terbiye verenlere ne kadar kiziyordum. 
Bize ogretildiginin tam aksine, onlar Isa aleyhisselamdan nefret 
etmiyorlar, aksine Ona da, Peygamber olarak inanryorlardi. Bizim 
ayinlerimize mtidahale etmiyor, ibadetlerimizle alay etmiyorlardi. 
Bize, bir insan olarak hurmet ediyorlar, bizim, miislimanlan sey- 
tana uymus Allahsizlar olarak gormemize mukabil, onlar dinimi- 
ze karsi, en ufak bir fena kelime bile kullanmiyorlardi. 

Bize ogretilen (Miislimanhk ile medeniyyet cem' olamaz) lafi, 
kiiciik bir hakikat cekirdeginin cok sisirilmesi yiiziinden meydana 
gelmis olacak. Bu hakikat cekirdegi, mtislimanlann kendi adet ve 
orflerine cok sadik olmalan ve onun icin garbhlarm medeniyyet 
zan etdikleri ba'zi kotii adetleri, kendi islam orf ve adetlerine uy- 
madigi icin, kabul etmemeleridir. Halbuki dikkat ile miilahaza 
edilecek, dtisuniilecek olursa, bunlar ehemmiyyetsiz seylerdir ve 
hakiki medeniyyet ile hicbir alakalan yokdur. 

Tiirkler, adetlerine ve muslimanhgm giizel ahlakina son dere- 
cede sadikdir. Giinliik hayatlanm tanzim ederlerken, daima bun- 
lara ri'ayet ederler. Tiirkler, bence en iyi muslimanlardir. Iranda, 
Arabistanda tamdigim muslimanlarla kiyas etdigim zeman, Tiirk- 
lerin cok daha hakiki miisliman olduklarim gordiim. Tiirklerin 
nasil kalbden gelen bir samimiyyet ile miislimanhk vazifelerini ifa 
etdiklerini gormek, insana biiyuk bir zevk veriyor ve insam onla- 
ra daha cok yaklasdinyor. Onlara karsi muhabbet ve hurmet ha- 
sil oluyor. Sokaklarda, bagcelerde, carsilarda, diikkanlarda hal- 
kin, asker, hammal, hatta dilenci olsun, nasil diz cokiip secdeye 
kapandigim veya ellerini ileri uzatarak diia etdigini gorebilirsiniz. 
Fekat, biitiin bunlar gosteris icin yapilmaz. Imam halis olan miis- 
liman, kisa siiren ibadet vazifesini temamladikdan sonra, tekrar 
isinin basina doner. Miisliman, Kur'an-i kerimde yazih olan ahlak 
esaslarma tam baghdir. Fekat, sunu unutmiyahm ki, giizel ahlak 
esaslan oniicbucuk asrdan beri hie bozulmadan devam etmisdir. 
Bugiin bir Avrupa bassehrinde bunlarm cogu bilinmemekdedir. 
Iste bugiin, miislimanlan medeniyyet diismani olarak gosteren 
husus, Avrupahlann Muhammed aleyhisselamm koymus oldugu 
giizel ahlak esaslarmi bilmemesinden ileri gelmekdedir. Halbuki, 
bu biiyiik Peygamberin "sallallahu teala aleyhi ve sellem", (Ben 
bir insandan baska bir sey degilim. Size Allahin bir emrini bildir- 

-398- 



digim zcinan, onu hem en kabul edin. Fekat, diinya isleri hakkin- 
da kendiligimden bir sey soylersem, bu Allahin emri degildir. Bu- 
nu ben insan olarak soylerim) dedigini isitmemise benziyorlar. 
Fen bilgileri, Muhammed aleyhisselamm zemamndan bu zemana 
kadar cok degismisdir. O zeman yapilanlann, sonradan hasil olan 
sartlara gore degisdirilmesini, islam dini emr etmekdedir. Eger 
bunlar, bu guniin icablarina gore yapilacak olursa, islam dihine hie 
bir halel gelmeyecek, aksine, onun medeni bir din oldugu meyda- 
na cikacakdir. 

Tiirkler, diger din mensublanna karsi gosterdikleri nezaketi o 
kadar ileri gotiirmiislerdir ki, bugiin devletin bircok fen ve tekni- 
ge aid is yerlerinde hiristiyanlar bulunmakdadir. O halde, nicin 
din bilgileri ile fen bilgilerini birbirinden ayirmiyoruz? Ma'mafih, 
unutmiyalim ki, garbda din ve fen isleri sonradan birbirinden ay- 
nlmis, hiristiyan papazlarim, dini siyasete alet etmekden giicliikle 
uzaklasdirabilmislerdir. Hiristiyanlarda, dini diinya menfe'atleri- 
ne alet etmenin zararlanm anlamak kolay olmamisdir. Evet, Al- 
lahii tealamn emrlerinde tahrifat yapilamaz. ibadetler, adalet ve 
ahlak uzerinde Peygamberlerin bildirdikleri esaslarm devam et- 
mesi lazimdir. Mesela, iskocya kilisesi, kilisede org calmmasmm 
giinah oldugunu bildirmis ve (kilisesine orgu kabul edenlerin Ce- 
henneme gidecegini) i'lan etmisdir. Kilisenin bu hareketi, diinya 
islerinde kullamlan fen veya zevk aletlerinin, din islerine kansdi- 
rilmasmm, dogru olmadigmi gostermekdedir. Osmanh devletinde 
de, tipki Avrupada oldugu gibi, ba'zi cahiller, fende ve adetde 
olan yeniliklere karsi cikmislar, fen iizerindeki her yeniligi, (Sey- 
tan isi) diye red ederek, islam dinine iftira etmislerdir. Zemanla 
miislimanlar, kendilerini muhakkak bu cahil yobazlardan kurta- 
racaklardir diyen bayan Georgina yazisma soyle devam etmekde- 
dir: 

Avrupahlar, Tiirkleri zalim ve gaddar olarak kabul eder. Fe- 
kat, onlarm gaddarhgi hakkmda zikr edilen hikayelerin menba'i, 
hep Orta caga aiddir. Elimizi kalbimiz iizerine koyarak insaf ile 
sunu i'tiraf edelim: Acaba Avrupahlar, Orta cagda gaddarhk yap- 
mamislar midir? Bana kahrsa, biz Avrupahlar o zemanlar, cok za- 
limdik. Bizim tarihimiz zulm ve iskencelerle doludur. Halbuki, 
Kur'an-i kerimde harblerde dahi, esirlere merhamet edilmesi, din 
adami, ihtiyar, kadin ve cocuklara hie dokunulmamasi emr olun- 
makdadir. Kur'an-i kerimin bu emrlerine uymiyan miisliman ku- 
mandanlan cikmissa, bunlar, Kur'an-i kerim okuyamamis ve din 

-399- 



bilgilerini, cahil din adamlanndan ogrenmis olan kimselerdir. 
Kur'an-i kerimin her lisana terceme ve tefsir edilmesi cok yerin- 
de olacakdir. Fekat zan ediyorum ki, bunun icin daha zeman la- 
zimdir. Ciinki, butiin musliman memleketlerinde, Arabiden bas- 
ka bir dili din islerinde kullanmak, giinah sayilmakdadir. Bundan 
birkac sene evvel Hindistanda Madrasda bir musliman, cami'de 
Kur'an-i kerimden birkac ayeti arabca yerine hindce okudugu 
icin la'net edilmisdi. [Ciinki bu, Kur'an-i kerimin ma'nasim bil- 
dirmek icin degil, Kur'an olarak okunmusdu.] Kur'an-i kerim cok 
medeni ve mantiki bir din kitabidir. Ba'zi miislimanlar, Kur'an-i 
kerimi bilmemekde, yobazlarm elinde oyuncak olmakda, onlann 
sacma akidelerini, fikrlerini, inanclarmi kabul etmege mecbur 
kalmakdadirlar. Halbuki, Kur'an-i kerimi tedkik eden islam alim- 
leri, dinlerinin ne kadar faideli bir din oldugunu, ba'zi yerlerde 
telkin edilen bozuk fikrlerin, Kur'an-i kerime hie uymadigim gor- 
mekdedir. Ben size acikca soyliyorum ki, MUSLIMANLIK ve 
HIRISTIYANLIK gibi, biitiin ana hatlan birbirinin aym olan iki 
din daha yokdur. Bu iki din, birbirinin kardesidir, aym babamn 
iki evladi gibidir. Aym ruhdan mlilhemdir) demekdedir. [Bu 
mektubu yazan madam, cocuk iken isitdigi iftiralarm te'siri altm- 
da kalarak boyle soylemekde ve zan etmekdedir. isin ash ise, bu- 
nun temamen aksidir. Kur'an-i kerim, bircok lisana terceme edil- 
mis ve tefsirleri yapilmisdir. Ancak bu tefsirleri ve tercemeleri 
(Kur'an-i kerim) zan etmek ve ibadetde, nemazda okumak yan- 
hsdir.] 

Yukandaki mektub, bircok hakikatleri meydana koymakda- 
dir. Islamiyyet, Kur'an-i kerimin baska dillere tefsirini, aciklan- 
masim asla men' etmemisdir. islamiyyet, Kur'an-i kerimin, gerek 
gizli maksadlarla, hain emellerle, gerekse bilmiyerek, degil baska 
dillere, arabiye bile yanhs ve bozuk olarak terceme edilmesini ya- 
sak etmisdir. Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem", 
(Kur'an-i kerimi kendi anlayisina gore terceme eden kailr olur) 
buyurdu. Herkes, kendine gore ma'na verirse, Kur'an-i kerimin 
ma'nalan hatah olur. Her kafadan farkh sesler cikar. islam dini 
de, hiristiyanhk gibi anlasilmaz, bozuk bir hal ahr. Peygamberi- 
miz "sallallahii aleyhi ve sellem", Kur'an-i kerimin, basmdan so- 
nuna kadar ma'nasim Eshabma bildirdi. Murad-i ilahinin ne ol- 
dugunu anlatdi. Eshab-i kiram da, bunlan Tabi'ine bildirdiler. 
Bunlar da kitablara yazdilar. Boylece tefsir kitabi meydana geldi. 
Bircok farisi ve tiirkce tefsir kitabi ve binlerce din kitabi basilmis- 
dir. Farisi tefsirlerden birisi, meshur (Mevahib-i aliyye) tefsiridir. 

-400- 



Bu tefsfri, Hiiseyn Va'iz kasifi "rahime-hullahii teala" 1 ' 1 , Hirat seh- 
rinde, bu hiristiyan madam diinyaya gelmeden iicbucuk asr evvel 
yazmisdir. Osmanh sultanlan ve alimleri, bu tefsfrin cok kiymetli 
oldugunu bildirmisler, ttirkceye terceme ederek, (Mevakib) tefsi- 
ri ismini vermislerdir. Madrasda cami'de la'net olunan kimse, is- 
lam dinini bozmak isteyen bir zindik, bir islam dusmam idi. 
Kur'an-i kerime yanhs, bozuk ma'na verdigi icin la'net olunmus- 
dur. Ona la'net edenler, farisi ve hind dilinde kitablar yazmis olan 
biiyiik islam alimleri idi. 

Simdi diger bir yabanci kadimn bu hususda neler dusiindugii- 
nii inceliyelim. Asagidaki satirlar, 1881 ile 1907 [1325] seneleri 
arasinda istanbulda yasamis olan ingiliz bayan Dorina L. Ne- 
ave'in (Twenty six years on the Bosphorus = Bogazicinde 26 yil) 
ismindeki eserinden almmisdir. 

Bayan Neave de, muslimanlarin kibarhgmdan, diger din men- 
sublanna karsi gosterdikleri nezaketden bahs etdikden sonra, 
kendisine gore, islam dininde gordiigii ba'zi noktalara temas edi- 
yor ve bunlardan sikayet ediyor. Simdi onun yazdiklarim okuyu- 
nuz: 

(Burada Muharrem aymi diye bir musliman merasimi var. Bu 
kadar sene istanbulda kalmama ragmen, ben bu merasimi gorme- 
ge gitmedim. Ciinki gidenlerin anlatdiklarma gore, bu musliman 
merasimi cok feci', cok vahsi imis. insanlar yan beline kadar cip- 
lak olarak oraya geliyor, (Ya Hasen, Ya Hiiseyn) diye bagirarak 
ellerinde bulunan zincirleri viicudlarma siddet ile vurmakda ve 
kan re van icinde kalmakda imisler). 

Bayan Neave dostlarmm istirak etdigi bir Rifa'i aymi hakkm- 
da da sunlan yaziyor: (Dostlarimm anlatdigma gore, feryad eden 
dervisler [ya'ni Rifa'iler] bele kadar crplak bir halde, siraya gir- 
misler. Yiiksek sada ile sehadet getiriyor, aym zemanda yavas ya- 
vas one arkaya dogru sallamyorlarmis. Ondan sonra hareketleri- 
ni gitdikce hizlandirarak, bir yandan da korkunc cighklar ve na- 
ralar atarak, adeta bir nev' vecde gelerek veya sar'a nobetine ka- 
pilarak, kendilerini gayb edinciye kadar havalarda sicrayrp duru- 
yorlarmis. Ellerindeki bicaklan viicudlarma saphyorlarmis. Ara- 
lannda, kan icinde kalrp, yere yuvarlananlar da varmis. Bu halde 
iken, onlann tam mubarek ve kudsi bir hale geldigini kabul eden 



[1] Hiiseyn Va'iz 910 [m. 1505] de Hiratda vefat etdi. 

- 401 - Herkese Lazim Olan Iman: F-26 



Turk kadinlan, evlerinden getirdikleri hasta cocuklanm iyilessin 
diye, onlann ayaklan altma koyuyormus. Ciinki, eger bu Rifa'iler 
bu halde iken cocuklan cignerlerse, onlann biitiin hastahklardan 
kurtulacaklarma inanryorlarmis. Zan ediyorum ki, bu cildirtms 
adamlann kiiciik cocuklann viicudlarma basarak yapdiklan teda- 
vi, muhakkak onlan oldiirmekde ve boylece, biitiin hastahklardan 
kurtarmakdadir. Nasil oluyor da, boyle seylere inamyorlar? Bu 
Rifa'ilerin, tekkelerinde bagirmalan, tekkenin icini kaphyan fena 
sarmisak ve nefes kokusu, buraya girenlerin mi'delerini bulandin- 
yormus. Bana bunlan anlatan dostlanm, (Bu hareketler bize Ku- 
run-i viista vahsetlerini hatirlatdi. Bu kadar ibtidai adetleri, hicbir 
yerde gormedik. Bu mahuf, dehsetli manzara karsrsinda, hasta ol- 
duk) dediler.) 

Simdi bu iki yaziyi biraz daha tedkik edelim. Bayan Miiller 
yazdiklannda hakhdir. islam dfnini oldukca iyi tedkik etmisdir. 
Bayan Neave ise, temamen hata etmekdedir. islam dmi ile hicbir 
alakasi olmiyan cahillerin ortaya cikardiklan, Muharrem aymi ile, 
yine islam dmi ile hicbir alakasi bulunmiyan Rifa'i aymini, islam 
dininin esaslarmdan zan etmis, bu dinin vahsi ve ibtidai oldugu ka- 
rarma varmisdir. Bu ayinleri seyyid Ahmed Rifa'i hazretlerin- 
den [1] sonra, din cahilleri uydurmuslardir. Bir islam memleketinde 
senelerce oturdugu halde, yiizlerce medresede, okutulan fen ve 
din derslerini ve cami'lerde yiizbinlerce miislimamn abdest alarak 
tarn bir beden ve kalb temizligi ile, biiyiik bir husu' ve nizam icin- 
de kildiklan nemazlan gormiyerek, kulakdan duydugu bir seyin 
ashm dahi tahkik etmeden, islam dinini tahkir etmek, bircok Av- 
rupahlarm yapdigi hatah isdir. Bunun da sebebi, koyu bir hiristi- 
yanhk teassubu ve islam diismanhgidir. 

Bayan Georgina Miillerin teklif etdigi Kur'an tercemesi ve di- 
nin diinya cikarlarma alet edilmemesi, hakiki din alimlerinde ve 
bunlara tabi' olan hiikumetlerde her zeman tehakkuk etmisdir. 
Peygamberimizin "sallallahii aleyhi ve sellem" haber vermis ol- 
dugu, yetmisiki cesid bozuk firkadaki kimselerin ve islam dinini 
icerden yikan boliicii tarikatcilann uydurma ayinleri de, Ehl-i 
stinnet alimlerinin "rahime-hiimullahu teala" kitablan sayesinde 
islam dininden uzaklasdirihmsdir. Bu biiyiik alimler, Muharrem 
merasiminin ve Rifa'i denilen tarikatcilann, uydurma ayinlerinin 
islam dini ile hicbir alakasi olmadigmi, biitiin diinyaya bildirmis- 



[1] Seyyid Ahmed Rifai, 578 [m. 1183] de Misrda vefat etdi. 

-402- 



lerdir. Boyle ayinler, islam devletlerince men', yasak edilmisdir. 
Bunlar, (Fetava-i hadisiyye) de ve (Mektubat)'in 266. ci mektubu 
sonunda ve (Hadika) ve (Berika)da bildirilmis, haram olduklan- 
na fetva verilmisdir. 

Miislimanlik, oyun, miizik, sihrbazlik, hokkabazlik yapmak de- 
gildir. Osmanh devletinin Seyh-iil-islamlarmdan biiyiik alim Ah- 
med ibni Kemal efendi "rahime-hullahii teala" 1 ' 1 (El-miinire) kita- 
bmda diyor ki, "Seyhe ve mtiride ilk lazim olan sey, islamiyyete 
uymakdir. islamiyyet, Allahii tealamn emr ve yasak etdigi seyler 
demekdir. Peygamberimiz "sallallahii aleyhi ve sellem" buyurdu 
ki, (Bir kimsenin havada ucdugunu ve deniz iizerinde yiirudugunii 
yahud agzina ates koyup yutdugunu gorseniz, fekat sozleri ve i$le- 
ri islamiyyete uygun olmazsa, onun biiyiicii, yalanci, sapik ve in- 
sanlari dogru yoldan sapdirici oldugunu biliniz!)'. Ehl-i stinnet 
alimlerinin "rahime hiimullahu teala" bildirdigi hakiki islam dmi, 
biitiin hurafelerden uzak, akl-i selime muvafik bir dindir. islamiy- 
yetde ilahi kitab, Kur'an-i kerimdir. Kur'an-i kerimde, yalmz Al- 
lahii tealaya ibadet vardir ve bu ibadet seklleri de, Onun tarafm- 
dan bildirilmis olup, en kibar, en vakarh, en sihhi ve ubudiyyete, 
kulluga en miinasib sekllerdir. Kur'an-i kerimde bildirildigine go- 
re, biitiin miislimanlar Allahii tealamn indinde musavidir, esitdir. 
Miislimamn miisliman iizerine ustiinliigii ancak ilm ve takva ile- 
dir. Takva, Allahii tealadan korkmak demekdir. Kur'an-i kerim- 
de, Hucurat suresi 13. ayetinde mealen, (Allahii tealamn indinde 
en kiymetli, en ustuniiniiz Ondan en cok korkammzdir) buyurul- 
musdur. Kur'an-i kerimde, insanlan miisliman yapmak icin, hicbir 
siddete, hicbir zorlamaga yer verilmemis, bil'aks yasak edilmisdir. 
Cihad, imam, islami teblig etmek, bildirmek icin yapihr. Iman et- 
dirmek icin yapilmaz. Kur'an-i kerimde insanlara daima merha- 
met ve sefkat emr olunmakdadir. Bu emrlere kiymet vermiyenle- 
rin miislimanhkla irtibati kalmamisdir. 

Bugiinku Kitab-i mukaddesde hala Allahii tealamn emrlerin- 
den kalmis parcalar vardir. Bu kismlar, Kur'an-i kerim gibi, in- 
sanlara, sefkati, merhameti emr etmekdedir. islam alimleri, Tev- 
rat ve incilde bulunan ve islam dinine uygun olan kismlarm Alla- 
hii tealamn kelami oldugunu kabul etmekdedirler. Nasraniyyet, 
esasmda (Bir Allah)a imam emreden bir din idi. Teslis denilen 
(iic Tann) fikri, yehudilerin nasraniyyeti yikma fe'aliyyetlerinden 



[1] Ahmed ibni Kemal, 940 [m. 1534] de vefat etdi. 

-403- 



ve yanhs tefsfrden ileri gelmisdir. Isa aleyhisselam, (sag yanagim- 
za tokat atan kimseye sol yanaginizi da cevirin) demekde, kendi- 
sine zulm ve eziyyet yapanlar icin (Allahim! Onlarm giinahlanm 
afv et! Ciinki onlar, ne yapdiklanni bilmiyorlar) diye yalvarmak- 
dadir. Peki, her iki din de sefkatden ve merhametden bahs eder- 
ken, her iki din de sabr, hiisn-i zan esasi iizerine kurulmusken, ni- 
cin asrlarca, birbirine karsi bu kadar nefret ve gaddarlik hasil ol- 
mus? Bu gaddarhklan ve zulmleri, yalniz hiristiyanlar yapmislar- 
dir. Bunu kendileri de i'tiraf etmekdedirler. 

Yukanda bildirilen korkunc hadiseler, hiristiyan papazlann 
ve hiristiyan tarihcilerin eserlerinden ahnmisdir. Eger bu bilgileri 
islam alimlerinin eserlerinden almis olsaydik, belki siibheye se- 
beb olabilirdi. Miislimanlara karsi yapilan bu vahset, bu zulm ne 
kadar devam etdi? Bunu, Engizisyon mahkemelerinin ne kadar 
devam etdigini ecnebi menba'lardan meydana cikarahm. Avrupa 
menba'larma gore, Engizisyon mahkemeleri, 578 [m. 1183] den 
1222 [m. 1807] senesine kadar tam alti asr devam etmis, italya, is- 
panya ve Fransada kurulan bu korkunc mahkemelerde, sayisiz 
insanlar, ya din ugruna, ya da papazlann maddi menfe'atleri ug- 
runa veya yeni fikrler ortaya koydugu icin, haksiz yere oldiirul- 
mus, yahud diri diri yakilmis veya muhtelif iskencelerle telef edil- 
misdir. 

Ispanyadaki yehudilerle miislimanlar temamen imha edilince- 
ye kadar, bu mahkemelerde suriinmusler, oglunu bile bu mahke- 
melerde i'dama mahkum etdiren ispanya krah besinci Ferdi- 
nand 1 ' 1 , (ispanyada artik ne miisliman, ne de dinsiz kaldi) diye if- 
tihar etmisdir. Engizisyon mahkemeleri, yalniz diger dinlerden 
olanlan degil, biitiin miinevverleri yok ediyor, fennin ve ilmin or- 
taya koydugu yenilikleri giinah sayiyordu. 

Diinyamn kiire seklinde [yuvarlak] oldugunu ve dondiigtinii 
miislimanlardan ogrenerek, Avrupahlara nakl eden Galile bile, 
bu beyanatindan dolayi, engizisyon mahkemesine sevk edilmis, 
ancak soziinii resmen geri alarak halas olabilmis, kurtulabilmisdi. 
Bu engizisyon mahkemelerini papazlar idare ediyor, biitiin 
mu'amelat gizli yapihyor, ictima'lan, muhakeme hey'eti toplanti- 
lan kapah cereyan ediyordu. Engizisyon mahkemeleri insanhk 
tarihinin lekesi, hiristiyanhgm yiiz karasidir. ispanyada engizisyo- 
nu Napoleon Bonaparte 1222 [m. 1807] senesinde bircok mtiski- 



[1] Ferdinand 922 [m. 1516] de oldii. 

-404 



lat ile kaldirmis, onun dtismesinden sonra, tekrar canlanan bu 
vahset ancak 1250 [m. 1834] de tarihe kansmisdir. Adedi pek faz- 
la olan engizisyon mahkemelerinin kac kisiyi oliime mahkum et- 
digi kat'i olarak malum degil ise de, milyonlan asdigi muhakkak- 
dir. Ciinki, yalmz ispanyada kiiciik bir engizisyon mahkemesinin 
28.000 kisiyi oliime mahkum etdigini soylersek, adedi pek fazla 
olan bu mahkemelerin kac kisiyi i'dam etdigi dusuniilebilir. Har- 
putlu Ishak efendi "rahime-hullahu teala", (Diya-iil-Kulub) kita- 
bmda hiristiyanlann miisliman ve yehudilere, katoliklerin de pro- 
testanlara ve protestanlarm katoliklere (din icin) yapdiklan teca- 
viizlerin, zulmlerin ve katliamlarm bir hesabim cikartmisdir. Buna 
gore, hack seferlerinde, imperator Theophil ve esi Theodora ze- 
manlarmda yapilan, (hiristiyan olmiyanlan [imha] oldiirme) sava- 
smda, Papa yedinci Gregorius tarafindan verilen emr iizerine, ya- 
pilan toplu i'damlarda, Ondordiincii asrda insanlan zorla hiristi- 
yan yapmak icin girisilen toplu oldiirmelerde, Endliliis devletinde 
bulunan miisliman ve yehudilerin imha edilmesinde, katoliklerin 
Sen Bartelmi gecesinde ve ondan sonra irlandada yapdiklan pro- 
testanlan yok etmek cinayetlerinde, ingiliz kralicesi Elizabethin 
katolikleri katletdirmesinde ve buna benzer vahsetlerde, asgari 25 
milyon insamn hayatim gayb etdigini hiristiyan tarihciler yazmak- 
dadir. 

Bunlara Ruslarm 1321 [m. 1903] senesinde orta Asyada ve 
1917 de Bolsevik [komiinist] ihtilalinde ve ondan sonra ve ikinci 
Cihan harbinden sonra biitiin diinyada ve bilhassa 1406 [m. 1986] 
senesinde Efganistanda yapdiklan toplu katliamlar da ilave edilir- 
se, rakam cok daha biiyiiyecekdir. 

Yukanda yazih ve cogu hiristiyan kitablarmdan ahnan vesika- 
lardan su hakikat meydana cikmakdadir: 

1 — Islam dini, hicbir zeman, vahset dmi olmamis, miisliman- 
lar, hicbir zeman hiristiyanlan imha icin tecaviiz etmemis, aksine 
icabinda onlan himaye etmisdir. 

2 — Buna mukabil hiristiyanlar, birbirlerini miisliman ve yehu- 
dilere ve farkh mezhebe mensub dindaslanna karsi tahrik etmis, 
onlan muhtelif mezalime tabi' tutmus, her vahseti yapmis, Isa 
aleyhisselamin dinini bir vahset dmine cevirmislerdir. 

Bu gibi vahsetleri idare edenler, kendi sahsi menfe'atleri [ci- 
karlan] icin veya memleketlerine iyilik yapdiklarmi zan ederek, 
yahud yagma yapmak icin veya kin ve intikam hissi ile, kisaca din 

-405- 



ile hicbir alakasi olmiyan sebeblerden veya sirf din icin ma'sum in- 
sanlarm canina krymislardir. 

Din, tertemiz ahlak sahibi olmagi emr eden, sirf merhamet, 
muhabbet ve biiyiiklere ita'at, kticiiklere sefkat emr eden, insan- 
lari dogru yola gotiiren, sahsi menfe'atler icin kullamlmasi en bii- 
yiik giinah olan (ALLAHU TEALANIN RAZI OLDUGU 
YOL)dur. Dim siyasete [politikaya] alet etmek, yahud baska za- 
rarli maksadlar ve menfe'atler icin kullanmak, birtakim cahilleri, 
din ismi altinda, tahrik etmek cok biiyiik bir gtinahdir. Gafur ve 
rahim olan Allahii teala, en cok bu ma'siyyeti zem etmekde, kotii- 
lemekdedir. Miislimanlan oldiirtmek icin, kendi mukaddes kitabi- 
mn emrine karsi cikip, insan toplayan bir papa, bir kardinal, din 
adami sayihr mi? (Din elden gidiyor) diye miislimanlan kendi pa- 
disahlan veya devlet adamlan aleyhine kiskirtan yobazlarm isla- 
miyyet ile ne alakasi vardir? Elhamdiilillah ki, bugiin artik din ve 
fen yobazlanmn arkasmdan kosacak cahiller, ahmaklar pek kal- 
mamisdir. Bugiin hiristiyan gencleri ile miisliman gencleri, birbir- 
lerinin dilini ogrenmekde, siir'atli nakl vasitalan [araclan] saye- 
sinde, kolayca birbirlerinin memleketlerine giderek, birbirleri ile 
tamsmakda ve anlasmakdadir. Simdi, hiristiyanlar da mtislimanli- 
gm vahsi bir din olmadigmi gormekde, aslmda iki dinin de aym 
esaslan emr etdigini anlamakdadirlar. 

Bugiin, bircok hiristiyanlar, tarihde okuduklan hiristiyan 
zulmlerinden dolayi cok muteessir olduklarmi, artik kendilerinin 
boyle diisiinmediklerini, aksine islam dinini en medeni din ve ha- 
kiki miislimanlan da kamil, medeni, giizel ahlakh, sevimli insan 
olarak tanidiklanm bildirmekdedirler. Hatta, bunun aksini iddi'a 
edenlere gereken cevabi kendileri vermekdedirler. Dtia edelim 
ki, artik bundan sonra, insanlar, (DIN) olarak islam dinini tam- 
smlar ve onu sahsi ve adi maksadlar icin kullananlarla ve onu 6g- 
renmege mani' olanlarla miicadele ederek, onlarm pencelerine 
diismiis olan esir milletleri, iskenceleri altinda inleyen zevalh in- 
sanlan hiirriyyete, insan haklanna kavusdurmak icin cahssmlar! 
Allahii teala, biitiin insanlara, kendi indinde yegane hak din olan 
islamiyyet ile sereflenmegi ve Ona tarn tabi' olmagi nasib eylesin. 
Amin. 

Huda Rabbim, Nebim hakka Muhammeddir Resulullah. 
Hem islam dinidir, dinini; kitabmidir kelamullah. 
Akaidde, Ehl-i siinnet oldu mezhebim hamdolsun. 
Amelde, Ebu Hanife mezhebi, mezhebim vaiiah. 



406 



-2- 

MUSLIMANLAR CAHIL DEGILDIR 

Miislimanhk ve muslimanlar hakkmda yazili garbhlarm kitab- 
lannda veya nesr etdikleri seyahatnamelerde, miislimanlann cok 
cahil oldugu, Asya ve Afrikada kendileriyle temas etdikleri miisli- 
man halkm cogunun okuma yazma bile bilmedikleri, 18. asr ile 19. 
asr arasmda medem ve fen sahasmda ism yapmis olan fen adamla- 
n arasmda bir tek miisliman isminin bulunmadigi yazilidir. Hatta, 
islam dininin terakkiye mani' oldugunu iddi'a edenler bile cikmis- 
dir. Ba'zilan da, musimanlarm cahillik yiiziinden, hiristiyanlik di- 
ninin biiyukliigunii kavrayamadiklan ve bu sebebden dolayi, mis- 
yonerlerin biitiin gayretine ragmen, onlarm hiristiyanhgi kabul et- 
mediklerini ileri siirmekdedirler. 

Tarihi tedkik edecek olursak, mes'elenin aslmm hiristiyanlarm 
iddi'alanmn temamen aksi oldugunu goriiriiz. Ciinki, islamiyyet, 
ilmi daima medh, miislimanlan daima ilme tesvik etmisdir. Ziimer 
suresi, dokuzuncu ayet-i kerimesinde mealen, (Bilenlerle bilme- 
yenler bir olur mu? Bilen elbette kiymetlidir) buyurulmusdur. 
Peygamberimiz ise "sallallahii aleyhi ve sellem", (ibn Cinde bile 
olsa, gidin ogrenin) ve (Nerede ilm varsa, orada miislimanlik var- 
dir) ve (Biitiin miisliman erkeklerine ve biitiin miisliman kadinla- 
nna, ilmi aramak, ogrenmek farzdir!) emrini vermekdedir. isla- 
miyyetde ilm, ibadet ile ve alimin miirekkebi, sehidlerin kam ile 
miisavi tutulmakdadir. Miislimanlann hiristiyanhgi kabul etmeme- 
leri, islam dininin hiristiyanhkdan cok daha mantiki, cok daha dog- 
ru olmasindan ileri gelmekdedir. islamiyyetde ilmin ve fennin ne 
kadar miihim oldugunu (Miislimanhk ve Hiristiyanlik) fashnda 
tafsilath olarak bildirdik. islam dini, gerici bir din degil, aksine, bii- 
tiin yeniliklerin devamh ta'kib edilmesini ve hergiin yeni seyler 
kesfetmegi, ilerlemegi emr eden bir dindir. Bundan dolayi, isla- 
miyyetin baslangicmdan itibaren, ilm adamlarma cok ehemmiyyet 
verilmis, ilmi, fenni ve teknik tecribeler yapilmis, miisliman Arab- 
lar, tibda, kimyada, astronomide, cografyada, tarihde, edebiyyat- 
da, matematikde, miihendislikde, mi'marhkda ve bunlarm hepsi- 
nin temeli olan, giizel ahlak ve ictima'i [sosyal] bilgilerde, en mii- 
kemmel dereceye vasil olmuslar, bugiin dahi ta'zim ile yad edilen 
krymetli alimler, hakimler, miitehassislar, iistadlar yetisdirmisler, 

-407- 



diinyamn hocasi, medeniyyetin rehberleri olmuslardir. O zeman, 
yan vahsi olan Avrupalilar, fenni bilgilerini islam iiniversitelerin- 
de ogrenmisler, hatta Papa Sylvester gibi, mristiyan din adamlan 
bile Endiiliis Universitelerinde okumuslardir. Bugiin, hala Avrupa 
dillerinde kimyaya, (Chemie) ve cebire [Arabi El-cebir kelimesin- 
den] (Al-gebra) ismi verilmekdedir. Ciinki bu ilmler, evvela mus- 
liman Arablar tarafindan diinyaya ogretilmisdir. 

Avrupalilar, diinyayi tepsi gibi diiz ve etrafi duvarlarla cevrili 
zan ederken, miislimanlar, ilk olarak, diinyamn kiirevi [yuvarlak] 
oldugunu ve dondiigiinii buldular. Musul civarmda, Sincar sahra- 
sinda, Tul daireleri [meridyenin] uzunlugunu olcdiiler ve bugunkii 
rakamlan elde etdiler. Bundan baska, miisliman Arablar, son de- 
recede cahil ve milteassib olan, Kurun-u viista [Orta cag] papazla- 
nnm men' etdigi, eski Yunan ve Roma felsefe kitablanmn terce- 
mesi isini ele almis ve bunlarm ortadan kalkmasma, yok olup git- 
mesine mani' olmuslardir. Bugiin, insafli hiristiyanlarm kabul etdi- 
gi gibi, hakiki Ronesans, ya'ni (Eski krymetli ilmlerin avdet etme- 
si) Italyada degil, Abbasiler zemanmda, Arabistanda baslamisdir 
ki, Avrupadaki ronesansdan cok cok oncedir. Ne yazik ki, bu bii- 
yiik terakki 17. asrda birdenbire hizim gayb etmisdir. Bu felakete, 
(Hiristiyanlarm yapdigi her sey miislimanlara haramdir. Bunlan 
kabul eden veya onlar gibi yapan miislimanlar, kafir olur) diyerek, 
muslimanlarm, yeni kesfleri ta'kib etmesine mani' olan mason ve 
yehudi siyaseti ve bunlara aldanan din cahili yobazlar sebeb oldu. 
Muslimanlarm son zemanlarda, ilm sahasmda en biiyiik rehberi, 
Osmanhlar idi. Biitiin hiristiyan alemi bu islam devletinin, diinya- 
daki terakkilere ve kesflere kaydsiz kalmasi icin siyasi ve askeri 
hticumlara gecdiler. Bir tarafdan, hack saldinlan, bir tarafdan da, 
bunlarm ihdas etdikleri, bid'at sahibi miislimanlarm yikici ve bolii- 
cii cabalan, Osmanlilann fen ve teknikde rehberlik yapmalanna 
mani' oldular. Tiirkler, disardan ve icerden yapilan saldinlardan 
dolayi, cok zarara ugradilar. Te'sirleri fazla olan yeni silahlar yapa- 
madilar. Memleketlerinin biiyiik kaynaklanndan layiki ile faidele- 
nemediler. Kendi vatanlannda sanayi'i ve ticareti yabancilara kap- 
dirdilar. Fakir diisdiiler. 

Diinyada, her giin, her sahada bircok yenilikler yapilmakdadir. 
Bunlan biz, devamh ta'kib etmege, ogrenmege ve ogretmege mec- 
buruz. Yalmz sanayi' ve teknik sahasmda degil, din ve ahlak iize- 
rinde de ecdadimrz gibi olmamiz, genclerimizi imanh, giizel ahlak- 
h yetisdirmemiz lazimdir. Size kiiciik bir misal verelim: 

Tiirkler giiresde biitiin diinyada (yenilmez) sayihyordu. Haki- 

-408- 



katen milletler arasi giires miisabakalarmda daima birinci geliyor- 
lardi. Halbuki, son senelerde, giiresde hicbir varlik gosteremedik. 
Neden biliyor musunuz? Ciinki Avrupahlar, evvelce giiresi bilmi- 
yorlardi. Bunu bizden ogrendiler. Fekat, giiresi son derecede islah 
ederek, ona yeni ve hizh hareketler, yeni oyunlar, yeni teknikler Ha- 
ve etdiler. Biz, hala eski tarzda israr ediyoruz ve onu da bilmiyoruz. 
Hala giiresdeki yenilikleri iyice incelemedik. Hala yabanci giiresci- 
lerden ders almak istemiyoruz. Onlar da, ortaya koyduklan yeni 
oyunlar sayesinde, bizim giirescileri tutduklan gibi, yerden yere vu- 
ruyorlar. Iste diinya islerinde bizden daha iyisini bilen ve yapandan, 
muhakkak faidelenmemiz lazimdir. Her seyi daha iyi bildigini zan 
eden kimse, ya aklsiz bir budala veya bir ruh hastasidir. 

Dinimiz, din bilgileri ile fen bilgilerini birbirinden ayirmisdir. 
Din bilgilerinde, islam ahlakmda ve ibadetlerde en ufak bir degi- 
siklik yapmagi siddet ile men' etmisdir. Diinya islerinde, fen bilgi- 
lerinde ise, her degisikligi yapmagi, biitiin yeni kesfleri ogrenme- 
mizi ve yapmamizi emr etmisdir. Son senelerde Osmanh devletini 
ele geciren sozde aydinlar, dmimizin bu emrinin tarn tersini yap- 
dilar. Masonlara aldanarak, din bilgilerini degisdirmege, dmin 
esaslanm yikmaga cahsdilar. Avrupamn fende ilerlemesine, yeni 
kesflere gozlerini kapadilar. Hatta fen bilgilerine, modern teknige 
uymak istiyen ilerici tiirk sultanlarmi sehid etdiler. Masonlarm 
elinde masa olarak, ilerlemegi, teknikde degil de, dinde reform 
yapmakda, boliiciiliikde aradilar. Cok sasihr ki, din bilgilerinin ne- 
zahetine dokunmak, son senelere kadar, siyasi partiler arasmda 
da devam etdi. Kendi partilerini desteklemedikleri icin, siyasete 
kansmiyan halis miislimanlara kafir diyecek kadar gafil politika- 
cilar tiiredi. Allahii tealaya siikrler olsun ki, bu temiz, asil milleti 
felakete siiriikliyenlere (Dur) diyen kurtancilar yaratdi. Yoksa, 
miibarek dinimizden ve giizel vatammizdan mahrum olacak, ko- 
miinistlerin pencelerine diisecekdik. Elhamdiilillah ala hazih-in- 
ni'meh! 

Tiirkiyede bugiin [m. 2000de vakf iiniversiteleri ile birlikde] 57 
iiniversite vardir. Miisliman tiirk gencleri modern diinyevi ilmleri 
ve fenleri ogrenmege ve diger miisliman memleketlere rehber ol- 
maga cahsmakdadir. 1981-82 yilmda Tiirk tiniversitelerine gelen 
miisliman memleketlerin talebeleri birkac bini bulmusdur. Simdi, 
size insafli bir Avrupahmn miisliman memleketlerindeki fenni ca- 
hsmalar hakkinda nesr etdigi bir makaleyi takdim edecegiz. Bu ma- 
kaleyi yazan Jean Ferrera isminde bir Fransiz olup, makale (Scien- 
ce et Vie) dergisinin 724 sayih niishasmda Ocak 1978 yilmda nesr 

-409- 



edilmisdir. Makalenin bashgi: (Les Universites du Petrole = Petrol 
liniversiteleri)dir. Ferrera makalesinin bir boliimiinde soyle diyor: 

(Muhammed "sallallahii aleyhi ve sellem", 632 senesinde Me- 
dmede sevgili zevcesi Aisenin kollan arasmda vefat etdi. Onu 
ta'kib eden senelerde, bugiin Sii'udi Arabistan denilen yerden ha- 
reket eden miislimanlar, Atlantik okyanusundan Amur nehrine 
kadar genisleyen cok biiyiik bir islam imperatorliigii kurdular. 
Miislimanlar son derecede kuvvetli, sabrli, cesur olmakla beraber, 
harbleri kazamnca, biiyiik merhamet gosteriyorlardi. Gecdikleri 
her yerde, bircogumuzun hala bilmedigi biiyiikliikde, bir mede- 
niyyet kurdular. Bagdaddan Kurtubaya kadar, genis bir sahada 
kurulmus olan islam iiniversiteleri, o zeman cok bilgisiz olan Av- 
rupalilarm tammadiklan ve hatta ortadan kaldirmaga cahsdiklan 
eski medeniyyetleri yeniden canlandirdi. Ptoleme [Batlem- 
yus]nun, Euclidein (Oyklid), Archimedin eserlerini Arabiye ter- 
ceme eden miislimanlar, bunlarla birlikde Hind fen adamlarmm 
da eserlerini kendi dillerine nakl ederek, onlan da tedkik etdiler 
ve bunlari biitiin diinyaya nesr etdiler. Sekizinci asrda ilk def a 
olarak (Aix-la-Chapellede Charlemagne) serayim, Halife Haru- 
niirresid namma ziyarete gelmis olan miislimanlar, seraydaki in- 
sanlarm bilgisizligine ve cogunun okuma yazma bilmedigine hay- 
retde kalmislardi. Miislimanlar, dokuzuncu asrda Avrupahlara ilk 
olarak rakamlan ve sifin ogretdiler. Vakia, (sifir) ilk olarak Hind- 
liler tarafmdan bulunmusdu. Fekat, onu Avrupahlara miisliman- 
lar nakl eyledi. Bunun gibi, miisellesat ilmini [trigonometriyi] de 
Avrupahlara ogreten yine miislimanlar oldu. Once, sinus [Ceyb] 
ve cosiniis [Teceyyiib]ii, sonralan ise, biitiin musellesati [trigono- 
metriyi] Avrupahlar, miisliman iiniversitelerinde ogrendiler. Do- 
kuzuncu asrdan onikinci asra kadar, diinyada ne kadar ilmi veya 
teknik bir inkisaf varsa, ancak miisliman iiniversitelerinde ogreni- 
liyordu. 

[Osmanh devletinde sayisiz ilm ve fen adamlan yetisdi. Bunla- 
nn bugiinkii medeniyyete yapmis olduklan biiyiik hizmetler, bi- 
rakdiklan kiymetli kitablarmdan anlasilmakdadir. Bunlardan biri, 
Istanbulda Yavuz Sultan Selim "rahime-hullahii teala 1 ' 1 Cami'inin 
Muvakkiti ve reis-iil-miineccimin olan Mustafa bin Ali efendidir 
"rahime-hullahii teala". 979 [m. 1571] de vefat etmisdir. (i'lam-iil- 
ibad) ismindeki cografya ve (Teshfl-iil-mikat fi-ilm-il-evkat), (Tey- 
sir-il-kevakib), (Kifayet-iil-vakt fi-rub'-i daire) astronomi kitabla- 



[1] Sultan Selim, 926 [m. 1520] de vefat etdi. 

-410- 



nnda sasilacak bilgiler vardir. 874 [m. 1469] da vefat etmis olan 
Abdul'aziz Vefainin "rahime-hullahii teala" (Kifayet-iil-vakt li- 
ma'rifet-i dair) kitabi da, bugiinkti astronomiyi anlatmakdadir.] 

Tib hakkmda eski Yunanhlar tarafmdan yazilan eserler, Ku- 
run-u vtistada [Orta cagda] cahil hiristiyanlar tarafmdan yakilmis 
oldugundan, bunlarm asllan bugtin elimizde bulunmuyor. Bunlar- 
dan surada burada kalarak, bu barbarca imhadan kurtulmus olan 
parcaciklar, Bagdadh Hiiseyn ibni Johag tarafmdan arabiye terce- 
me edilmisdir. Bu meshur hakim, Eflatun ve Aristonun eserlerini 
de arabiye terceme etmisdir. 

Memun halife zemamnda Bagdadda yetisen, hesab, hendese ve 
ilm-i heyet alimi iic kardesden Muhammed bin Musa Harezmi, gii- 
nesin irtifa'mi ve Erdin Ekvatorii uzunlugunu olcmiis ve nemaz 
vaktlerini ta'ym eden Usturlab [Rub'i daire] aletlerini yapmisdir. 
Cebr ilmindeki kitabi ingilizceye ve Usturlab kitabi latinceye ter- 
ceme edilmisdir. 233 [m. 847] de vefat etmisdir. 

Miisliman astronomlar diinyamn kiire seklinde oldugunu isbat 
ederek, Avrupalilann, (Diinya tepsi gibidir, denizlerde cok gidilir- 
se asagi diisiiliir) inancim yikdilar. Dogru bir seklde arzm cevresi- 
ni olcmeyi basardilar. Avrupahlara bircok sey ogreten ve Rone- 
sansi hazirlayan Abbasi imperatorlugu, ne yazik ki, yavas yavas 
parcalanmaya basladi ve 656 [m. 1258] de Mogollar Bagdadi zapt 
etdiler. Yakip yikdilar ve boylece miislimanlarm kurduklan biiyiik 
medeniyyet ortadan kalkdi. Acaba simdi vaz'iyyet nasildir? islam 
medeniyyetinde yeni bir ronesans [yeniden canlanma] beklenebi- 
lir mi? 

Kurun-u viistada [Orta cagda] miislimanlar, altin, kiymetli ba- 
harat ve kokulu agaclar [6d agaci, giinniik ve benzerleri] ararlar, 
bunlarm bir kismim Avrupahlara ihrac ederlerdi. [Siileyman 
"aleyhisselam" zemamnda oldugu gibi.] Bugiin siyah altm, ya'ni 
petrol, bunlarm yerini tutmusdur. Acaba miislimanlar, vaktile bii- 
yiik iskenderin 1 ' 1 veya Napolyonun te'sis etdikleri imperatorluklar 
kadar biiyiik olan devletlerini yeniden kurmagi basarabilecekler 
mi? Arablar bugiin petrol sayesinde zengindir. Ellerindeki bu 
zengin hazineden faidelenerek kuvvetlenmege cahsiyorlar. Bunun 
icin ne yapmak lazim geldigini bize Kuveyt tedkik [Arasdirma] 
Merkezi mudiri Prof. Muhammed el Samah soyle anlatdi: (Her 
seyden evvel, ilm, fen alamnda ilerlememiz lazimdir. Bunun icin, 



[1] Iskender, miladdan 323 sene evvel oldii. 

-411- 



ilmi, fenni tedkikatimizi siklasdirmamiz, bir yandan da, ilm adami 
yetisdirmemiz icab etmekdedir.)) 

Fransiz muharriri Ferreranm makalesinden alman kism burada 
bitmekdedir. 

Islam alimleri diyor ki, (islam ilmleri) iki kismdir: Birincisi 
(Din bilgileri), ikincisi (Fen bilgileri)dir. islam alimi olmak icin, 
her ikisini de ogrenmek lazimdir. Din bilgilerini ogrenmek ve yap- 
mak, her muslimana lazimdir. Ya'ni (Farz-i ayn)dir. Fen bilgilerin- 
den lazim olanlan yalmz bu isle mesgul olanlarm ogrenmeleri ve 
yapmalan lazimdir. Ya'ni (Farz-i kifaye)dirler. Bu iki farzi yerine 
getiren millet, muhakkak ilerler. Medeni olur. Kur'an-i kerimde, 
Sura suresinin yirminci ayetinde, Allahii teala mealen, (Bir kimse, 
diinya ni'metlerine kavusmak isterse, ona istedigini veririm. Ahi- 
ret ni'metlerini istiyene de, istedigini veririm) buyurmusdur. iste- 
mek, laf ile olmaz. Sebebe yapismak, ya'ni cahsmak lazimdir. Al- 
lahii teala, diinya ni'metlerine ve ahiret ni'metlerine kavusmak 
icin, cahsanlara, dilediklerini verecegini va'd ediyor. Miisliman ol- 
sun, olmasin, diinya ni'metlerini begendigim gibi cahsan herkese, 
veririm buyuruyor. Avrupahlar, Amerikahlar, komiinistler, boyle 
cahsdiklan icin, diinya ni'metlerine kavusuyorlar. Kurun-i viista- 
daki miislimanlar, boyle cahsdiklan icin, medeniyyet rehberi ol- 
muslardi. Abbasilerin ve Osmanhlann son zemanlarmda, ic ve dis 
diismanlann, ya'ni din dusmani olan masonlarm te'sirleri ile, fen 
bilgilerini ogrenmekden ve ogretmekden, fen ve san'at iizerinde 
cahsmakdan mahriim edildiler. Hiikumet idaresini ele geciren ca- 
hil ittihatcilarm bu gerilemege te'siri cok oldu. Bu sebeb ile mu'az- 
zam devletleri pokdii. Din bilgisi, iman, ibadet ve ahlakdan ibaret- 
dir. Bu uciinden biri noksan olursa, din bilgisi, temam olmaz. Nok- 
san olan seyin faidesi olmaz. Eski Romahlarda, Yunanhlarda ve 
Avrupadaki, Asyadaki devletlerde, fen bilgisi vardi. Fekat din bil- 
gisi noksan idi. Bunun icin, fen ve teknikde nail olduklan ni'met- 
leri kotii yerlerde kullandilar. Bir kism san'at eserlerini zevklerde, 
fuhslarda kullandilar. Bir kismi da, teknik vasitalanm, insanlara 
zulm, iskence yapmakda kullandi. Medeni olmalan soyle dursun, 
parcalandilar, yikildilar, yok oldular. 

Simdi de miisliman olmiyan sosyalist memleketlerde, fen bil- 
gileri ileri ve teknik basanlan, agir sanayi'leri goz kamasdiracak 
derecede ise de, din bilgilerinin iic kismindan da mahrumdurlar. 
Medenilerin degil, vahsilerin bile yapamiyacaklan kotiiliikleri 
yapiyorlar. islam ilmlerine sahib olmiyan boyle devletler, yok ol- 

-412- 



maga mahkumdurlar. Tarih tekerriirden ibaretdir. Sti'udi Arabis- 
tamn ve benzerlerinin, tarihden ibret alarak, yalniz diinya ni'met- 
lerine kavusmak icin cahsmakla kalmayip, imanlarini ve ahlaklan- 
ni dilzeltmeleri lazimdir. Yalniz fende ilerlemeleri, onlan mede- 
niyyete kavusduramryacak, felaket ve izmihlalden, mahv olmak- 
dan kurtaramiyacakdir. 

Tilrkiye, bugiin ecdadi gibi cahsmakda, diger miisliman millet- 
lerin fen bakimindan rehberi vaziyyetindedir. Fekat ba'zi gencler, 
fen, i'mar ve tababet iizerinde cahsmak, biitiin yeni kesfleri incele- 
mek yerine, politika oyunlanna alet olur, gruplara ayrilir, sapik ku- 
ruluslara katilir, birbirini bugazlamaga kalkarsa, yazik onlar icin 
verilen emeklere ve yazik onlar icin tasidigimiz ummidlere! Yazik 
zevalli vatammiza! Genclerimizi boyle zararh diisiincelerden, sa- 
pik fikrlerden, yanlis yollardan koruyan birinci kudret, kalbin te- 
miz ve ahlakm giizel olmasidir. Bu iki faziletin menba'i da dindir. 
Ciinki islamiyyet, daima tekrarladigimiz gibi, insanin fena is yap- 
masim, yanlis yollara sapmasmi onler. Onu, memleketine, memle- 
ket biiyiiklerine baglar. Ona, en dogru yolu gosterir. Burada mak- 
sadimiz, hakiki islam bilgilerini ogrenmekdir. Yoksa din ismi altin- 
da gencleri yanlis yola siiriikleyen zmdiklann, miinafiklann ileri 
siirdiigu yanlis, sapik fikr ve inanclar degil! islam dini, Ehl-i siinnet 
alimlerinin bildirdikleri gibi yapicidir. Hicbir zeman yikici ve bolii- 
cii olmamisdir. Ey sevgili gencler! Sizden, ittihatcilann ortaya ci- 
kardiklan yikicilik, boliiculiik istiyenlerden kacimz! Ciinkii bunlar, 
Islamiyyetin ve memleketimizin diismanidirlar. 

Beterdir g unbegun halim, begayet, ya Resulallah! 
Duzelsin arhk ePalun, inayet ya Resulallah! 

Azitdi bu deninefsun, beniseytana uydurdu. 
Ne munikin bunca isyanla, dehalet ya Resulallah! 

Aceb kabil mi kurtulmak, hevay-i nefs-ii scvtfmdun ? 
Erismezse, eger senden, hidayet ya Resulallah! 

Gelince feyz-ii ihsanin, gunahkar kimseye bir an, 
Onun rahi, du-alemde, selamet ya Resulallah! 

Emri, nehyi ta'zim etdim, harama demedim halal. 
Her gunahin sonu oldu, nedamet ya Resulallah! 

Ey ins-ii cinnin Resulii, insanlarm en ustunii, 
ihlasima bagisla kil, sefa'at ya Resulallah! 



413 



-3- 

DINLER, AKIDELER ve DIN ILE 
FELSEFENIN FARKI 

Allahii teala birdir. Ona giden yol da birdir. Din, Allahu teala- 
yi tamtan yol olduguna gore, diinyada tek bir din olmasi gerekir. 
Halbuki, bugiin dunya ytiziinde birbirinden farkli dinler ve muh- 
telif akideler vardir. Fekat dikkat edilecek olursa, tek Allahin gon- 
derdigi, museviligin ve lseviligin ve miishmanhgin ayni iman esas- 
lan iizerine kuruldugu meydana cikar. Bu iic din birbirine bagh 
zincir halkalan gibidir. Allahu teala, asrlar gecdikce, bozulan, de- 
gisdirilen museviligi ve fseviligi diizelterek ve temizliyerek en son 
ve hakiki sekli olan (islam) dinini gondermisdir. Esasen, bu kita- 
bin bircok yerlerinde tekrarladigimiz gibi, (islamiyyet) kelimesi- 
nin iki ma'nasi vardir. Allahu tealaya teslim olmak ma'nasma gel- 
digi gibi, Muhammed aleyhisselamm bildirdigi son dine de denir. 
(Ehl-i kitab) ise, diger iki dine mensub olan kimselere verilen ism- 
dir. Bunlar simdi, bozuk olan Tevrat ve incile Allah kelami diyor- 
lar. Isa ve Musa aleyhimesselama Allahin peygamberi demekle 
beraber, resmlerine, heykellerine secde ederek, kendilerine se- 
fa'at etmeleri icin yalvanyorlar. Onlarda (Uluhiyyet sifati) bulun- 
duguna inanan (Miisrik) olur. Allahu tealamn (Sifat-i zatiyye) ve 
(Sifat-i siibutiyye)sine (Uluhiyyet sifatlan) denir. 

Bu iic biiyiik dinin Allahu teala tarafindan nasil gonderildigini 
asagida anlatmaga cahsacagiz. Bunlarm esaslarmi acikhyacagiz. Bu 
iic biiyiik dinin yaninda, bir de Allah mefhumu kalmamis ve yalniz 
ahlak kaidelerine bagh olan dinler de vardir. Bunlar, ittihatcilann or- 
taya cikardiklan yol olup, bizim mevzu'umuzun dismda kalmakla 
beraber, diinyada biiyiik bir insan kiitlesinin inandigi din olarak 
mevciiddur. Onun icin, asl mevzu'a girmeden evvel, bunlar hakkin- 
da da, ma'lumat vermegi liizumlu bulduk. Once bunlan ele alacagiz. 

Bunlarm arasinda Miisriklik, Brahmanhk, Mecusilik ve Budist- 
lik basda gelmekdedir. Bu dort din, bundan kisa bir zeman evvel, 
birbucuk milyar insanm i'tikadim [inanisim] teskil ediyordu. Ciinki, 
Hindliler, Burmahlar, Lagoslular, Japonlar, Cinliler, Malayahlar, 
Koreliler ve bunlara komsu olan bircok memleketler, bu fikrlere 
bagh idiler. Osmanhlar, Avrupahlar ve Amerikahlar arasinda da, 
adedleri az olmakla beraber, bunlara rastlamak kabildi. Fekat bu- 
giin, komiinizm propagandasi yiiziinden ve gene Cinlilerin kendile- 
rini hicbir dine bagh saymamalarmdan otiirii, bu dine bagh olan in- 

-414- 



sanlarm adedi, en son milletler arasi istatistiklere gore, 400 milyona 
diismiisdiir. Simdi bu dinleri yakindan inceliyelim ve ansiklopediler- 
den faidelenerek, bunlarda insana nasil bir yer verildigini gorelim. 

BRAHMA DIM 

Brahma, mukaddes kelam demekdir. Hindistandaki islam 
alimlerinden Mazher-i Can-i Canan 111 ondordiincii mektubunda 
buyuruyor ki, (Bu din, Isa aleyhisselamin miladindan asrlarca ev- 
vel Hindistanda zuhur etmis hakiki, ilahi bir din idi. Sonralan bo- 
zularak, kafir oldular). Bu dinin basmda olanlar, Brahman ismini 
aldilar. Bunlardan birini, ma'bud sekline sokdular. Bunun dort 
oglu oldugu soylenmekde, giiya dort oglundan biri, bunun agzin- 
dan, diger iiciinun de, elinden ve ayagindan meydana geldigi saml- 
makdadir. Bu dort oglundan dolayi, brahmanlar insanlan dort si- 
mfa ayirmakdadir: 

1) Brahmanlar: Bunlar brahma inamsinin kudsi rahibleri ve 
alimleridir. Mukaddes (Veda) kitabim okumak, aciklamak ve di- 
ger brahma mensublarma yol gostermek vazifeleridir. Son derece- 
de niifuz sahibidirler. Emrlerine kimse karsi gelemez. Herkes on- 
lardan cekinir. 2) Muharibler: Bu simfa hiikiimdarlar, racalar ve 
biiyiik devlet adamlan ve askerler girer. Bunlara (Krisna) ismi ve- 
rilir. 3) Tiiccarlar ve ciftciler: [Bunlara (Vayansa) ismi verilir.] 4) 
Koyliiler, i§ciler, amele ve benzerleri. 

Bu dort smifdan cikanlanlara ise (parya) ismi verilir ki, bu ze- 
vallilarm, insan gibi yasamak hakki yokdur. Hayvan mu'amelesi 
goriirler. Dort simfa giren insanlarm haklarma malik degildirler. 
Brahma inamsmda, putlar vardir. Bu putlarm cinsi, ma'nasi, yine- 
cek ve yinmeyecek seyler, suclar ve bunlara verilecek cezalar, 
(Manava Dharina Sastra) ismindeki mukaddes kitablarmda yazili- 
dir. [Ma'nasi: Manunun din kitabi.] Brahmanlar, bircok tannya 
inamrlar. En biiyiik tannlan fenahklan yok etmek icin insan sekli- 
ne girmis olan (Krisna) ile, ikinci biiyiik tann (Visnu)dur. Uciincii 
tannlan ise (Siva)dir. Visnu, cok muhimdir. Bu kelimenin ma'na- 
si, (insamn icine isleyen) demekdir. Visnu, koyu mavi renkli viicud 
ve dort elli olarak gosterilir. Ya, (Garuta) admdaki kartalma bin- 
mis, yahud bir Lotos cicegi veya bir yilan iizerine oturmusdur. 
Brahma inamsma gore, Visnu simdiye kadar diinyaya 9 def'a muh- 
telif seklde [insan, hayvan veya gicek olarak] gelmisdir. Simdi 
onun onuncu gelisi beklenmekdedir. 



[1] Can-i Canan, 1195 [m. 1781] de Delhide sehid edildi. 

-415- 



Brahma dininde oldiirmek ancak harbde caizdir. Diger zeman- 
larda hicbir canh mahluk, insan veya hayvan, oldiirtilmez. insan, 
mukaddes bir mahluk sayihr. (Tenasuh)a inamrlar. Ya'm insan 61- 
diikden sonra, ruhunun tekrar baska bir insan seklinde diinyaya ge- 
lecegine inamrlar. Visnunun da diinyaya bir hayvan seklinde gelebi- 
lecegi hesaba katildigindan, hayvan oldiirmek, kat'i olarak men' 
edilmisdir. Onun icin, miiteassib brahmanlar, kat'iyyen et yimezler. 

Manu kitabina gore, insamn hayati dorde aynhr: 

1) Tenbellik, 2) Evlilik, 3) Miinzevilik (yalniz basma yasamak), 
4) Sevab kazanmak icin dilencilik. 

Hindistandaki islam alimlerinin buyiiklerinden ve tesavvuf miite- 
hassislanndan Mazher-i Can-i Canan "rahmetullahi aleyh" 14. cii 
mektubunda, (Hind kafirlerinin ayinleri)ni farisi yazmakdadir. Bura- 
da buyuruyor ki, (Allahii teala, biitiin insanlara se'adet yolunu gos- 
terdigi gibi, Hindistana da, Birmiha ismindeki melek ile (Veda) ve 
(Bid) ismleri ile yad edilen bir kitab gonderdi. Bu kitab dort kism idi. 
Bu dinin miictehidleri bunlardan alti mezheb cikardi. Akaid kismma 
(Dahren Sayster) dediler. insanlan dort simfa ayirdilar. ibadet kis- 
mina (Kerm Sayster) dediler. insamn omriinu dorde ayirdilar. Her- 
birine (Cuk) dediler. Hepsi, Allahii tealamn bir olduguna, alemin fa- 
ni olduguna, kryamet giiniine, hesaba ve azaba inamrlar, riyazet ve 
miicahede yaparak, kesf ve istidrac sahibi olurlar. Sonra gelenlerin, 
bu dinde yapdiklan yenilikler, dinsizlige sebeb olmusdur. Islamiyyet 
gelince, dinleri mensuh olmusdur. Miisliman olmayanlanna kafir de- 
nir. Daha evvel olanlan hakkmda birsey diyemeyiz.) 

Brahmanlarm bir su'besi olan (Mecusi)lere gelince, bunlar ate- 
se, inege, timsaha taparlar. Bunlar Kisra denilen acem sahlanndan 
Kiistuseb zemanmda Zerdiist denilen, yasayip yasamadigi tam bi- 
linmiyen bir kimsenin kurdugu batil bir dine baghdirlar. Bunlar 
mevtalanm gommezler. Bir nev' kulelerde saklarlar ve akbabalara 
yidirirler. Baska bir kism olan (Sih)lerde sakal mubarekdir. Sakal- 
lanni kat'iyyen kesdirmezler. Bir de (Hinduist)ler vardir. Bunlar, 
asagi tabaka halkm biitiin hurafelerine inamrlar. Bu inamsm artik 
hicbir kiymeti kalmamis, temamen cigrmdan cikmisdir. 

Brahmanlar, insanlara, (Brahman rahiblerinin emrlerini dinle- 
mek ve onlara her zeman ita'at etmek, Manu kitabina gore hare- 
ket etmek, paryalarla hie temas etmemek, hicbir canh varhgi 61- 
diirmemek) gibi hususlan telkm ederler. Ruh ve beden hakkinda 
hicbir bilgi vermezler. Yalniz insam, kudsi bir varhk olarak kabul 
ederler. Brahmanlar, Hindistanda Ganj nehrini mukaddes sayar- 
lar. Bu nehrde yikanmagi, bu nehrin suyunu icmegi, hatta oliileri- 

-416- 



ni bu nehre atmagi kudsi bir vazife telakki ederler. 

Puta tapmaga pek yakin olan, hatta ba'zi putlara da tapan 
Brahma dminin muhakkak rslaha ihtiyaci vardir. Ne yazik ki, 100 
sene sonra, ya'ni Isa aleyhisselamin miladindan 600 sene evvel, 
diinyaya gelen BUD A, bu dini temamen bozdu. Budayi, katolik 
dminin bircok hurafelerini ortadan kaldiran protestan denilen kiifr 
firkalan kuran Luthere benzetmek kabildir. 

BUDISTLIK 

Buda, miladdan tahminen 622 sene evvel, Hindistanda Benares 
sehrinin 160 kilometre kuzeyinde (Kapilavastu) (diger ismi, Lum- 
bini) koyiinde dogmusdur. Asl adi, (Guatama) veya (Sidarte)dir. 
29 yasinda bir ormanda inzivaya cekilerek siddetli bir riyazet [ac- 
lik] cekmisdir. Riyazet ile bir sey halledilemiyecegini anhyarak, 
normal hayata donmiis ve tefekkiire dalmisdir. Nihayet 35 yasin- 
da, Nerancara nehri kenarmda bir incir [Bo] agaci altmda oturup 
diisiinurken, zihni aydmlanmis, boylece Gutama (Buda) olmus, 80 
yasinda oliinceye kadar fikrlerini, diisiincelerini yaymaga cahsmis- 
dir. Buda, Brahma i'tikadmm [inamsinm] bozuldugunu, puta tap- 
mamn yanlis oldugunu soylemisdir. Onu dinliyenler, arkasindan 
gitdiler. Buda, kendisinin ancak bir insan oldugunu soyliyor ve hic- 
bir zeman ilahlik iddi'a etmiyordu. Fekat oldiikden sonra, talebe- 
leri onu tannlasdirmislar, onun namina ma'bedler [tapmaklar] 
kurmuslar ve heykellerini yaparak, ona tapmaga baslamislardir. 
Boylece, Budizmi putperestlik sekline sokmuslardir. Budistlikde, 
tanri yokdur. 

Budist kafirlerinin batil dinlerinde dort (Esas) vardir. Soyle ki: 

1) Hayat, lzdirab ile doludur. Zevk ve safa, bir hayal, bir alda- 
tici rii'yadir. Tevelliid, ihtiyarhk, hastahk ve oliim de aci bir lzdi- 
rabdir. 

2) Bu lzdirablardan kurtulusa mani' olan sey, bilgisizlik yiiziin- 
den kapildigimrz hevesler ve ne olursa olsun, muhakkak yasamak 
arzumuzdur. 

3) Izdirabi yenmek ipin, biitiin gecici heveslerle birlikde mu- 
hakkak yasamak arzusunu da terketmek gerekir. 

4) Yasama hevesinin izalesi ile, insan rahata kavusur. Bu hale 
(nirvana) ismi verilmekdedir. Nirvana, hicbir hevesi ve ihtirasi ol- 
miyan bir insanin, diinya zevklerinden ictinab ederek, kudsi istira- 
hata kavusmasi demekdir. Buda, insanlarm se'adete kavusmasi 

- 417 - Herkese Lazim Olan Imaii: F-27 



icin, 8 yol tavsiye etmekdedir. Bu yollar asagida yazilidir: 

Dogru i'tikad, 

Dogru karar, 

Dogru soz, 

Dogru hareket, 

Dogru hayat, 

Dogru cahsma, 

Dogru tefekkiir, 

Dogru muhakeme. 

Buda, Brahma dfnindeki biittin siniflan red eder. Brahman si- 
mfimn imtiyazlanm tammaz ve onlara ayn bir usttinluk vermez. 
Biitiin insanlan miisavi sayar ve onlara miisavi haklar verir. Brah- 
manlardaki paryalan bagnna basar. insanlan kudsi varlik olarak 
kabul etmez. Aksine, insanlarm cok kusurlan oldugunu ve ancak 
azla kanaat ederek, oruc tutarak, bu giinahlardan kurtulacaklanm 
telkm eder. Fekat, bu ma'rifetlerin din ile, Allahii tealamn rrzasi ile 
hie bir alakasi yokdur. Bunlann ruhlan bombosdur. Ciinki, bu- 
dizmde (Allah) akidesi bulunmamakdadir. 

Asyada Tayland, Banglades ve Malezya arasmdaki (Birma) hal- 
ki, cahil, ahlaksiz kimselerdir. Miladdan 543 sene evvel, (Buda) di- 
ni buraya geldi. Bu dinde hak, merhamet olmadigi icin, vahsf insan- 
lar arasinda cabuk yayildi. On asir sonra Hindistandan gelen miis- 
liman tiiccarlar, islamiyyeti getirdi. islam bilgileri, islam ahlaki da 
yayildi. Sonra ingilizler gelerek tabfi kaynaklan somurdiiler. Diin- 
yamn her yerinde yapdiklan gibi, yalan ve silah kuvveti ile ve casus- 
larm, misyonerlerin hileleri ve zorlamalan ile islam dlismanhgmi 
yaydilar. ikinci cihan harbinden sonra, ingilizler cekildi ise de, isla- 
miyyete saldiran vahsi bir canavar suriisii birakdilar. Zulmden ka- 
can din adamlarimn mektublarmdan anhyoruz ki, Birma askerleri 
evleri basip erkekleri oldiiriiyor, kadmlan, kizlan gotiiriip, her ko- 
tiilugii yapiyor, edeb yerlerini kesdikden, gozlerini oydukdan son- 
ra, oliime terk ediyorlar. Biz inamyoruz ki, Allahii teala, sehidlere 
yaralarmm, kiriklarimn acisim duyurmaz. (Tekrar diinyaya gelip, 
sehadet lezzetlerini yine tatmak) isterler. Birmada da muslimanla- 
ra karsi, ingiliz planlarim tatbik eden canavarlar ise, ingilizlerle bir- 
likde diinyada da, ahiretde de azab-i ilahiyi cekeceklerdir. 

Miladdan 479 sene evvel 70 yasmda vefat etmis olan Konfiic- 
yiis, Cinli bir feylesof idi. Ahlak ve devlet idaresi iizerinde yazdigi 
kitablan ile meshur oldu. Felsefesi, sonradan dim mezheb sekline 
sokuldu. Kitablannda semavi dinlerle alakah hicbir ma'lumat yok- 
dur. 

-418- 



MUSEVI DIM VE YEHUDILER 

Mukaddes kitablar, tarihf vesikalar ve guniimiize kadar gelmis 
olan eserler incelenirse, (Tek Allah)a imam emr eden din ya'ni is- 
lamiyyet, Adem aleyhisselam zemamndan beri vardi. Insanlar 
diinyaya geldikden soma, Adem aleyhisselamdan Ibrahim aley- 
hisselama kadar gecen zeman icinde, bircok Peygamberler "aley- 
himiissalevatii vetteslimat" gelmisse de, bunlara biiyiik kitablar 
gonderilmemisdi. Allahii teala bunlara kiiciik (Suhuf)lar [risale- 
ler] gondermisdi. Meshur yiiz suhufdan onu Ibrahim aleyhissela- 
ma gonderilmisdir. Tarihcilere gore, Ibrahim "aleyhissalatti vesse- 
lam" miladdan 2122 sene evvel Firat ile Dicle arasinda bulunan 
bir kasabada dogmus ve bir rivayete gore de, 175 sene yasadikdan 
sonra, Kudus civarmda (Halfliirrahman) kasabasmda vefat etmis- 
dir. Marston adh yazarm yaymladigi, (La Bible a dit vrai = Mu- 
kaddes kitab dogruyu soyliyor) ismindeki kitabin anlatdigma go- 
re, son zemanlarda, bu yerlerde, Ibrahim aleyhisselama aid pek- 
cok esya bulunmus ve Onun mezkiir zemanlarda yasadigi kat'i 
olarak meydana cikmisdir. Ibrahim aleyhisselamm iivey babasi 
(Azer)dir. Hakiki babasi olan Taruh, Ibrahim aleyhisselam heniiz 
cocuk iken vefat etmis idi. Azer, put yapan bir sanatkar idi. Ibra- 
him aleyhisselam daha cocuk iken, putlara ibadet edilemiyecegini 
anlamis, iivey babasimn yapdigi putlan parcalamis ve bulundukla- 
n memleketin, ya'ni Babilin hiikiimdan olan Nemrudu imana 
da'vet etmege baslamisdir. Nemrud, zalim ve gaddar bir hiikiim- 
dardi. Bir rivayete gore Nemrud ismi, onun hakiki ismi degil, 
[fir'avn gibi] bir iinvam idi. Nemrud, kiiciik bir cocukken burnuna 
bir yilan yavrusu kacmis, bu yiizden son derecede cirkinlesmisdi. 
Babasi bile onun yuziinu gormege tehammiil edememis ve oldiir- 
mege karar vermisdi. Fekat, annesinin yalvarmasi iizerine, onu bir 
cobana teslim etmis, coban da, onun cirkin yiiziine bakmaga daya- 
namadigmdan, onu dag basmda birakmis, dagda Nemrud isminde 
bir disi kaplan, cocugu emzirerek, onun yasamasma sebeb olmus- 
dur. Nemrud ismi, bu kaplandan gelmekdedir. Babasi oldiikden 
sonra, hiikiimdarhga gecen Nemrud, kendisini ilah zan ediyor ve 
biitun halkin kendisine tapmasim istiyordu. Ibrahim "aleyhisse- 
lam", bu yiizti giilmez, azih kafiri hak dine da'vet etdi. Kavmini de 
putlara ve Nemruda tapmakdan vaz gecirmege cahsdi. Fekat iman 
etmediler. O zeman kavmi olan Keldaniler adetleri uzere senede 
bir giin hepsi bir yere toplamr bayram yapar ve sonra puthaneye 
gider, putlara secde eder, sonra da evlerine donerlerdi. Boyle bir 
bayram gunii, Ibrahim aleyhisselam puthaneye girip, bir balta ile 
butiin kiiciik putlan kirdi. Baltayi da, en biiyiik putun boynuna 

-419- 



asdi ve oradan uzaklasdi. Keldaniler puthaneye girince biittin put- 
larin kinldigim gordiiler ve bunu yapani yakalayarak cezalandir- 
mak istediler. Ibrahim aleyhisselami getirip, bu isi sen mi yapdm 
dediler. Ibrahim "aleyhisselam", (Kendisi dururken kiiciik putlara 
tapinilmasini istemedigi icin, boynunda balta asih duran biiyiik put 
yapmisdir. Inanmaz iseniz kendisine sorunuz) buyurdu. Kavmi, 
(Putlar konusmaz ki, sen onlara sor diyorsun) dediler. Bunun iize- 
rine Ibrahim "aleyhisselam", (O halde konusamiyan ve kendileri- 
ni kinlmakdan kurtaramiyan putlara nicin ibadet edersiniz. Size ve 
tapdigimz putlara yaziklar olsun) diyerek kavmini putlara tapm- 
makdan vazgecirmege cahsdi ise de, bir faidesi olmadi. Bu Ml En- 
biya suresi 52. ci ayeti ve devammda beyan buyrulmusdur. Nemru- 
da haber verdiler. Nemrud, Ibrahim aleyhisselami gormek istedi. 
Ibrahim aleyhisselam Nemrudun yanma girince secde etmedi. 
Nemrud nicin secde etmedigini sorunca, (Beni yaratan Allahii te- 
aladan baskasma secde etmem) buyurdu. Nemrud Ibrahim aley- 
hisselamm delillerine cevab veremeyip red etdi. Ibrahim "aleyhis- 
selam", Allahii tealamn bir, ebedi, ezeli, her seye hakim ve malik 
oldugunu, Nemrudun ise aciz, za'if bir insan ve mahluk oldugunu 
soyledi. Buna cok kizan Nemrud, yamndaki kimselerin de tesviki 
ile, Ibrahim aleyhisselami atese atmaga karar verdi. 

Kur'an-i kerimde Ibrahim aleyhisselamin Nemrud ile konus- 
malan haber verilmisdir. Bekara suresinin 258. ci ayetinde mealen, 
([Ey habibim] Allah, kendisine miilk, saltanat verdigi icin azarak, 
ibrahim ile Rabbi hakkinda cidal eden, tartisan kimsenin [Nemru- 
dun] haberini isitmedin mi? ibrahim, benim rabbim hem oldiiriir 
hem diriltir deyince, [Nemrud], ben de diriltir ve dlduriirum de- 
niistli. Ibrahim, Allah giinesi sarkdan getiriyor, sen de garbdan ge- 
tir deyince kafir sasirip kaldi. Allahii teala zulm eden kimseleri 
dogru yola kavusdurmaz) buyurulmusdur. 

Atese atilmasi Saffat suresinde ve Enbiya suresinde bildiril- 
misdir. Saffat suresinin 97. ci ayetinde mealen, (Kafirler, ibrahim 
icin bir bina yapip icine ates yakdikdan sonra ibrahimi onun icine 
atin dediler) buyurulmusdur. Fekat, bir bina yapihp oradan Ibra- 
him "aleyhisselam" atese atihnca, ates bir gill bagcesi oldu. Bir ri- 
vayete gore, ates ici bahk dolu bir havuz haline geldi. Bahklar 
odunlardan meydana geldi. Kur'an-i kerimde, Enbiya suresi 68, 
69 ve 70. ci ayetlerinde mealen, (Kafirler, sayet bir is yapacaksa- 
mz ibrahimi atesde yakiniz. Boylece ilahlarimza yardim etmis 
olursunuz dediler. Biz de, Ey ates! ibrahime karsi serin ve selamet 
ol dedik. ibrahime [boyle] bir tuzak kurmak istediler. Fekat biz 
kendilerini daha ziyade hiisrana diisenlerden kddik) buyuruldu. 

-420- 



Kur'an-i kerimde Nemrud ismi gecmez. Fekat, bu ism Tevratda 
[Kitab-i Mukaddesin "Eski ahd" kismmda] vardir. Bugiin, Urfa vi- 
layetimizde (Ayn-i Zelika) veya (Haliltirrahman) isminde 50x30 
metre eb'admda bir havuz vardir. Buramn Ibrahim aleyhisselamm 
atese atildigi yer oldugu, baliklann odunlardan meydana geidigi 
iddi'a olunmakda ve kimse bu bahklara dokunmamakdadir. 

Ibrahim aleyhisselam iki def a evlendi. Birinci zevcesi Sare (Sa- 
ra) 70 yasma geldigi halde cocuk sahibi olamamisdi. Bunun iizeri- 
ne, Ibrahim "aleyhisselam" Misrda Fir'avmn hediyye etdigi Hacer 
isminde bir cariyeyi ikinci zevce olarak aldi. Bundan isma'il aley- 
hisselam dogdu. Bunun iizerine Sare, Allahii tealaya kendisine de 
bir cocuk vermesi icin diia etdi. Allahii teala, ona da bir cocuk ih- 
san etdi. Bu da, ishak aleyhisselam idi. isma'il aleyhisselam, Arab- 
lann, ishak aleyhisselam da, ibranilerin ceddi oldu. Ya'ni, Arab- 
larla ibraniler [yehudiler], aym babadan, fekat ayn analardan gel- 
me kardesdirler. ibrahim "aleyhisselam" Muhammed aleyhissela- 
mm dedelerindendir. 

ibrahime "aleyhissalatii vesselam", 90 yasmda peygamber ol- 
dugu bildirildi. Onun dini, Allahii tealamn tek oldugunu bildiriyor- 
du. Kur'an-i kerimde Al-i imran suresi 67. ci ayetinde mealen, (Ib- 
rahim "aleyhisselam" yehudi ve hiristiyan degildi. O Allahii teala- 
ya tevecciih etmis [Hanif] ve Ona teslim olmiis bir miisliman idi) 
buyurulmusdur. 

Yehudilere hak dini teblig eden Musa "aleyhisselam"dir. Musa 
"aleyhisselam" miladdan tahminen 1705 sene evvel Misrda Mem- 
fis (Memphis) sehrinde tevelliid etdi. Asl tevelliid tarihi iizerinde 
muhtelif rivayetler oldugu icin, o zeman Misrda hangi Fir'avn 
hiikm siirdiigu kat'i malum degildir. Fir'avn rii'yasmda, o sene do- 
gacak bir erkek cocugun kendisini oldiirecegini gormiis oldugun- 
dan, o sene dogan biitiin erkek cocuklarm olduriilmesini emr et- 
misdi. Bunun icin, Musa aleyhisselamm annesi, cocugunu bir tabu- 
ta [tahta bir